"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Anneler babalar dikkat!...

Arkadaşlarından görerek, çocuklar piyano çalmak isterler.

Piyasada kendini piyano öğretmeni diye tanıtan pek çok sahtekâr vardır.

Genelde, piyano çalmak kolay sanılır... Tuşlar hazır, biraz nota öğrenmek, parmakları tuşlara yerleştirmek... İşte!.. Piyano çalmak başarılmıştır.

Aslında piyano gerektiği gibi ondan güzel tınılı, bazen kadife gibi, bazen trompet, bazen viyolonsel gibi göğüsten, derinlerden gelen bir ses elde etmek yılların çilesi sonunda elde edilir.

Konservatuarlarda genelde bir saz çalabilmek için 6 yıla ihtiyaç varken, sokaktan toplama piyano hocasıyla anne baba belki çok kabiliyetli olan çocuklarının yeteneğinin törpülendiğinin farkında bile olamayacaklardır...

Pek çok ana baba, çocuklarının piyanodan tanıdıkları bir melodinin birkaç notasını duymakla mutlu olabilirler; çocukları artık piyano çalmaktadır.

Onlara sorarsanız “zaten çocuklarının virtüöz olmasını düşünmediklerini” ileri sürerler, Biraz bir şeyler çalmaları yeterlidir.

“Biraz çalmak” biraz piyanist, ya da piyano çalıcı olmak diye kavram, meslek olamaz. Bu, biraz doktor olmak, biraz avukat olmak, biraz general olmak gibi bir şeydir.

Bu konuda sokaktan toplama piyano hocası çocuğa biraz “...O Sanna...” Bir süre sonra berbat bir şekilde “Macar danslarını kekelettirir”... Hele bir de “hapy Birt day!..” İngilizce bilmeyen benim yazdığım gibi (!) öğretilirse, Tamam... Anne babanın kulaklarında yarım yamalak kalmış bu melodilerin kırıntılarını duymak onları mutlu kılar.

Son on yıldır çocuklarda piyano çalma hevesi adetâ sârî bir hastalık gibi yayılmıştır.

Okullarda, özellikle özel okullarda aynı zamanda piyano dersleri de verilmektedir. Hatta, piyano dersi olmayan hiçbir özel okul yoktur.

Piyano çalmanın bir de bilimsel yanı vardır. Piyanodan istenilen sesi çıkarmak onun bilimsel tarafını bilmekle gerçekleşebilir.

Parmak, el, bilek, ön-kol, kolun bütünü tümüyle vücut, icra öncesi, icra esnası ve sonra gevşetmek çok çetin ve devamlı çalışmaları gerektiren elemanlardır. Halûk TARCAN

GÜNÜN SÖZÜ

“İKTİDAR neden muhalefeti dışlayıcı bir tavır içindedir! Çünkü siyaset toplumu tutuyor, siyaseti kutuplaştırıyor. Maalesef toplum, siyasi vasatın çok önündedir bugün.”

Ali BABACAN - Demokrasi ve Atılım Partisi

HALİÇ’TEKİ ÇAMURUN PERDE ARKASI NEDİR!

HALİÇ’i kimin temizlediğinin yerine Esenler Belediye Başkanı’nın “10 ayda Haliç’te 400 bin metreküp çamur oluştu” sözünün arkasındaki gerçeği tartışmalıyız. Sivrisineklerle mücadeleyi değil, bataklığı kurutmayı gündemimize almalıyız.

2003 ve sonraki yıllarda inşaat sektörü hızla büyüdü. Sektörün ürettiği hafriyatın dökülebileceği yerler yasal ve ahlaki olmayan yöntemlerle cazibesi yüksek rant aracına dönüştürüldü.

En uygun hafriyat döküm yeri de sayılan ve ihale yoluyla kamuya önemli gelir sağlayan ormanlardaki çukurlaşmış eski maden ocaklarının rehabilitesinde hafriyat toprağının kullanılmasına ‘ayak oyunlarıyla’ sürekli engel olundu. Hafriyatla su havzalarındaki vadiler dolduruldu, düzlüklerde de hafriyat tepeleri oluşturuldu. Rantın cazibesinden dolayı Haliç’in çamurla doldurulmasına göz yumuldu. Alibeyköy-Kağıthane dereleriyle Haliç’e aktı. Sadece Haliç’e mi? İstanbul’un tüm coğrafyasına da çok büyük zarar verdi. 2009’da 31 cana mal olan büyük İstanbul selini unutmak istemiyoruz.

Hafriyat rantından dolayı İstanbul’da yaşanan yanlışlıkları
ve sorunları tespit eden raporlarımızı 2008-2010’larda yetkili makamlara sundum. Ne yazık ki sümen altı edildi.

“Hafriyat ormancılığın işi değildir” diye de en yetkili ağızlar tarafından sürekli kamuoyu oluşturuldu.

Çağımızın en önemli ormancılık projesi olan ‘maden ocaklarının rehabilitasyonu’ için büyük bir şans olan İstanbul’un hafriyat toprağı ne yazık ki sadece ranttan dolayı İstanbul’un başına büyük bela edildi.

Faruk ÇEBİ Eski İstanbul Orman Bölge Müdürü, Kürem-Der Genel Başkanı

BÜYÜK BİR DOĞAL AFET YAŞIYORUZ

FİNİKE Ovası 14-21 Mayıs tarihleri arasında yaşanan sıcak hava dalgası ve 2 gün önce yaşanan fırtınayla çok ciddi bir kayıp ve dolayısıyla bir felaketle karşı karşıya kalmış durumda. Bahçelerdeki meyvelerin yüzde 70-80’i döküldü ve dökülmeye devam ediyor. TARSİM sigortaları sıcak hava dalgasından kaynaklanan meyvelerdeki yanık ve dökülme durumunu kapsamıyor. Bu durum çiftçiyi, yani bizleri çok ciddi bir sürece doğru sürükleyecek. Korkumuz büyük.

Finike dışında Adana bölgesinde yaklaşık 10 bin dönüm alan üzerinde çiftçilikle uğraşan aile dostumuzu aradım. Ben Finike’deki durumu anlatmadan kendisi Adana’daki durumun içler acısı olduğunu, korkudan bahçeye gidemediklerini dile getirdi. Adana Üreticiler Birliği ile Adana Valiliği’ne durumu aktarmışlar.

Çiçekten sonra açan bütün meyveler fındık boyutunda iken yerlere dökülmüş durumda. Bu afetin etkilerini ortadan kaldırmak için bakanlığımızın çok özel bir ‘telafi’ çalışma yapması gerekmektedir. Birçok üreticinin bu yıl bankalara, ilaç-gübre bayilerine vs olan borçlarını ödeyebilmesi mümkün görünmemekte. Bu zararın kredi borçlarının faizsiz ertelenmesi ile 1-2 yılda kapanabileceğini de düşünmüyorum. Keza çeşidine göre değişen büyük zararlar mevcut. Mete APAYDIN

MESAJ PANOSU

DENİZ VE BİZ

DENİZ yalnız, sessiz dalgalar/Kumsalda ayak izi yok/Gece akşamın sınırında karanlık/Ay buz gibi ve soğuk

Mehtap yapayalnız, tek başına!/Yakamozlar küs/Deniz yalnız deniz sessiz/Ve eve tıkalı insanlar, çaresiz! İdris AKYÜZ - GÜMÜLDÜR

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI