‘Türkiye 3’üncü Müslüman model olabilir’

ABD’nin en köklü düşünce kuruluşu Council on Foreign Relations’ın (Dış İlişkiler Konseyi) Başkanı Richard Haass’la geçtiğimiz hafta başbaşa sohbet etme imkânı bulmuştum.

Haberin Devamı

Tuti Kitap’tan çıkan “Yeni Amerika” adlı kitabının tanıtımı için bulunduğu İstanbul’da. Haass’ın bir kısmını salı günü aktardığım kritik açıklamalarıyla devam ediyoruz.
Haass’ın mesajları çok önemli. Zira her iki Irak savaşında ABD’nin Irak politikasını belirleyen kilit isimlerden. 1’nci Irak savaşında baba George H.W. Bush’un, 2. Irak savaşında ise Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın baş danışmanıydı.


‘Türkiye 3’üncü Müslüman model olabilir’


‘Teknik olarak müttefikiz’

HAASS, Türkiye-ABD ilişkilerinin çok zor bir süreçten geçtiğini söylüyor. “Teknik ve hukuki olarak hâlâ müttefikiz, ancak stratejik olarak farklı noktalardayız” diyor. Peki benim “stratejik kopukluk” diye adlandırdığım bu makas nasıl daralır? Haass, Ankara’nın Irak ve Suriye Kürtlerine vereceği desteği bunun anahtarı olarak görüyor.


‘Ortadoğu’ya daha fazla müdahil olacağız’

PEKİ
ABD’de evvelki hafta yapılan ara seçimler sonucunda Cumhuriyetçilerin güçlenmesi, daha agressif bir bölge politikası getirir mi? Haass çok büyük bir değişim beklemiyor. ABD’nin Irak ve Afganistan savaşındaki gibi büyük ölçekte bir askeri varlığının artık olmayacağından emin. Sadece hava saldırılarının ve yerel gruplara desteğin artmasını bekliyor. Bundan kastı ise “sahadaki tek ortaklarımız” dediği Kürtler ve Sünni aşiretler. Ve özel kuvvetlerin Irak ve Suriye’de özel misyonlar için görevlendirilmesini bekliyor.
Ancak yine de, ABD’nin Ortadoğu’ya “aşırı derecede olmasa da, daha fazla müdâhil” olacağı görüşünde: “Ortadoğu, Obama geldiğinden beri çok değişti, yönetim de politikalarını değiştirmek zorunda kalıyor. Obama’nın stratejik önceliği Irak ve Afganistan’dan çıkmaktı. Bunun değiştiğini düşünüyorum.” Dolayısıyla Afganistan’dan iki yıl sonra tamamen çekilme kararından da vazgeçilmesini bekliyor.


‘İran’la anlaşma ihtimali yüksek’

GELELİM İran’a. Malûm, 9 aydır yürüyen nükleer müzakerelerin âkıbeti 24 Kasım’da belli olacak. Haass, düşen petrol fiyatlarının İran’ı ekonomik baskı altına soktuğunu, bunun da anlaşma ihtimalini arttırdığını söylüyor. IŞİD’in ABD ve İran için ortak tehdit olması da, ona göre anlaşmaları için önemli bir sebep. “Sorun çözülmese de, yönetilecek” diyor. En kötü ihtimalle, nihai çözüm için zaman kazanılacağı görüşünde.
Haass kitabında, ülkeler arasındaki ilişkilerin değiştiğini, artık bir ülkenin ne tam anlamıyla müttefik, ne de düşman olabileceğini savunuyor. Belli ki İran’la ilişkiler de bundan nasibini alıyor. Zira nasıl 2001 sonrasında Afgan hükümetinin kurulması için İran’la doğrudan işbirliği yaptılarsa, şimdi de derin farklılıklara rağmen aynısını yapabileceklerini söylüyor. Ancak ekliyor: “Nükleer anlaşma sağlanamazsa, bu zorlaşır.”


‘3’üncü model’

HAASS,
Türkiye’nin IŞİD gibi radikal İslamcılar ve Baas rejimlerine karşı bir “3’üncü model” oluşturabileceğini düşünüyor. Bunun için ise üç meselenin hâlledilmesi gerektiğini söylüyor: Kürt meselesi, devlet-vatandaş ilişkisi ve dinin toplumdaki rolü. Bunun sadece Türkiye değil, bölge ve tüm dünya için çok önemli olduğu görüşünde.
Son olarak: Washington’daki Irak-Suriye politikasına dair fikir ayrılığına ne diyor? Malûm, Pentagon, Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray’dan sürekli farklı açıklamalar geliyor. Haass ilk kez bir soruyu bir Cumhuriyet Partili değil, bir Amerikalı olarak yanıtlıyor. “Detayları bilmiyorum” diyerek. Ağırlıklı eğilimin bölgeye daha fazla müdâhil olmak olduğunu söyleyerek geçiştiriyor.

*

BU da bu sohbetten geriye kalan en belirgin tortu oluyor: Siyaset-üstü meselelerde partizanlıktan sıyrılabilmek. Yeri geldiğinde sadece Amerikalı olabilmek.


Yazarın Tüm Yazıları