Verda Özer

Verda Özer

verda.ozer@hurriyet.com.tr

Eşitlik sadece kanunda!

Bugün 25 Ocak, Uluslararası Çok Taraflılıkta Kadın Günü. Türk Medeni Kanunu’nun  100’üncü yılını kutlamamıza da üç hafta kaldı. Kadın-erkek eşitliğini getiren bu kanunun üzerinden 100 yıl geçti ama kadınlarımızın durumu çok vahim. Acilen her şeyi kenara bırakıp bu meseleyi konuşmamız gerekiyor. Yoksa 100 sene daha geçse de ülkece düze çıkmamız mümkün değil.

Haberin Devamı

Türkiye nüfusunun yüzde 49,98’ini kadınlar, yüzde 50,02’sini erkekler oluşturuyor. Bunlar Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 yıl sonu verileri. Yani bıçakla tam ortadan ikiye ayrılmışız. O zaman bu iki yarının; haklarda, eğitimde, istihdamda da aynı oranlara sahip olması gerekmez mi? Ama aralarında olağanüstü bir uçurum var! Yine TÜİK’e göre ilköğretimi tamamlayan kadınların oranı yüzde 88’ken erkeklerde bu oran yüzde 97. Karar verici pozisyonlardaysa kadın neredeyse yok gibi. Orta ve üst düzey yönetici pozisyonunda kadın oranı sadece yüzde 20!

İşin bir de şiddet tarafı var ki, siyasilerin gerçekten işi gücü bırakıp buna eğilmeleri gerekiyor: Saha Araştırmaları Merkezi’nin (SAMER) 2025 yılı boyunca ‘Basına yansıyan kadına şiddet vakaları incelemesi’ne göre 420 kadın katledildi. 508 kadın da şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

Haberin Devamı

Eşitlik sadece kanunda

Devrimci kadınlar

Nüfusun yarısını oluşturan, bir ailede çocukları yetiştiren, evin belkemiği diyebileceğim kadınların durumu böyleyken biz nasıl sağlıklı bir toplum olabiliriz? O zaman acilen işe nereden başlamak ve ne yapmak gerekiyor? Yol haritamız ne olmalı? Bu soruların cevabını verebilecek çok yetkin bir isimle, Türkiye’nin ilk kadın hukuku uzmanı ve 40 yıldır kadın hareketinin öncülüğünü yapan Nazan Moroğlu’yla konuşuyorum. Yüksek lisansını ‘kadının soyadı’ üzerine yapan Nazan Hanım için ‘bu ülkede kadının eşit haklara kavuşması konusunda, Cumhuriyetimizin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu’ndan bayrağı devralmış ve sonrasında en çok mücadele etmiş kadın’ diyebiliriz.

‘Zihniyetlere yansımadı’

“İşe nereden başlamalıyız” diye sorduğumda “Kadını birey, insan olarak tanımlamaktan” diyor Nazan Moroğlu. “Ancak o zaman kadını erkekle eşit haklara sahip bir vatandaş olarak görebiliriz. Bugün aslında anayasada ve kanunlarda bir eksiğimiz yok, Verda Hanım. 2002’de yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’yla eşler arası eşitlik ilkesi uygun hale getirildi. Ama yasadaki eşitliğin tam anlamıyla yaşama geçemediğini görüyoruz. Bu yüzden acilen zihniyet değişimi için çalışmak şart” diyor.

Haberin Devamı

Moroğlu 17 Şubat 1926’da TBMM tarafından kabul edilen Türk Kanunu Medenisi’nin 1 Ocak 2002’de Medeni Kanun olmasına giden süreci “2002 öncesinde kanunen koca ailenin reisi sayılıyordu. Kadınsa eşine yardımcı olmakla, ailenin düzenini sağlamakla mükellefti. Birey olarak görülmüyor, sadece aileyle özdeşleştiriliyor, aileyle ilgili ev içi sorumluluklar da ona yükleniyordu” sözleriyle adım adım anlatıyor.

Moroğlu kanundaki değişimlerin zihniyetlere yansımadığını belirtiyor: “Özetle 2002’de hem evlilik içinde hem evlilik birliğini temsilde eşler arası eşitlik ve de haklarda, sorumluluklarda eşitlik getirildi. Ancak kanundaki bu değişim maalesef zihniyetlere yansımadı. Mesela 1992 öncesinde kadının çalışabilmesi için kocasından izin alması gerekiyordu. Bu madde Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildi. Ama bugün anketlere baktığımızda kadınların yüzde 46’sı bunun hâlâ devam ettiğini sanıyor.”

Haberin Devamı

Eşitlik sadece kanunda

‘Kadın, haklarına sahip çıkarsa güçlü hisseder’

O halde ne yapmalı? “Her şeyden önce buna yönelik kararlı bir devlet politikası gerekli. Kadınlara haklarını öğretmek ve nasıl uygulayacaklarını anlatmak çok önemli. Tüm siyasi partilerin merkezlerinde bunun için bir birim olmalı. Devlet barolardaki kadın hakları merkezleri ve sivil toplumla elbirliği yaparak kadınlara her konuda eğitimler ve destek vermeli. Bir kadın ancak kendi haklarını bilir ve sahip çıkarsa kendini güçlü hissedebilir” dedikten sonra sözlerine şöyle devam ediyor Nazan Moroğlu: “Unutmayın ki güçlü kadın, güçlü aile demek; güçlü aileyse güçlü devlet demektir. Eğer bu süreci başlatırsak inanın sadece iki yıl içerisinde muazzam bir sıçrama yaşayabiliriz.”

Haberin Devamı

‘Gelişmeleri her an takip edin’

Nazan Moroğlu 2025’te ilan edilen ‘Aile Yılı’yla ilgili de önemli bir uyarıda bulunuyor: “Kadını sadece aile içerisinde ele almak ve onu birey olarak görmemek kadının güçlenmesinin önünde çok büyük bir engel. O nedenle anayasamızın ‘Aile toplumun temelidir. Eşler arası eşitliğe dayanır’ ilkesini hatırlamak gerekir.

Dolayısıyla ‘Kadın, Aile ve Eşitlik Yılı’ ilan edilmesi çok daha yerinde olur” diyor ve mutlaka bir ‘Kadın, Aile ve Eşitlik Bakanlığı’ kurulması gerektiğini savunuyor. “Sorunun adını koymazsak, asla çözemeyiz. Çünkü ancak o zaman devletin en üst kademesinde ele alınması mümkün olur” diye de ekliyor.

Nazan Moroğlu’nun son sözüyse kadınlara: “Kendinizi sürekli geliştirmeye devam edin! Bakın, ben bu yaşta olmama rağmen 6 yıldır ‘kadın ve yapay zekâ’ üzerinde çalışıyorum. Zira sisteme yüklenen algoritmalar kadını görmediği için yeni bir toplumsal cinsiyet eşitsizliği riskiyle karşı karşıyayız. O yüzden gelişmeleri her an takip edin ve kendinize sahip çıkın!”

Yazarın Tüm Yazıları