Kripto Para Mı, Kağıt Para Mı?

Tüm dünyayı derinden sarsan ve ekonomi piyasalarını ciddi şekilde etkileyen koronavirüs mücadelesinde en çok tartışılan konulardan biri, kağıt paranın yerini alma ihtimali olan kripto para konusu. Banka şubeleri veya ATM'lerden çekilen kağıt paralar, nakit alışverişlerinde elden ele geçtiği için hijyen ve virüsün yayılımı konusunda çeşitli endişelere neden oluyor. Yaklaşık olarak 8-9 yıldır hayatımızda olan kripto paralar, temassız ve el değmeden ödeme yöntemlerinden biri olduğu için ve kağıt paralardaki virüs ve bakterilerden korunabilmek için alternatif bir yol olarak görünüyor. Diğer yandan içinde bulunduğumuz şu dönemde kurda olan dalgalanmalar, dolar ve euro para birimlerindeki değer artışı herkesi endişelendirmeye başladı. Bu durumda pandeminin bitmesinin ardından kurulacak olan yeni dünya düzeninin ekonomiyi de yeni bir forma getirebileceğini söylemenin yanlış olmayacağı kanaatindeyim. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte daha popüler hale gelen kripto para meselesine gelin bir de yakından bakalım.

Kripto Para Nedir?

Cyrpto ve currency kelimelerinin bir araya getirilmesiyle oluşan "cryptocurrency" deyimi temel olarak kripto para anlamına geliyor. Kripto para; internet aracılığıyla kullanılan, hiçbir merkezi otorite ya da aracı kuruma bağlı olmayan sanal para birimini ifade ediyor. Kişiler ve kurumlar, gerçek para gibi bu paralarla harcama yapabiliyor veya bu paraları kabul edebiliyorlar. Kripto para birimleri bilinen diğer para birimleri gibi basılı halde ve elle tutulur şekilde bulunmuyor.

En bilinen kripto para birimi olan ve Satoshi Nakamoto tarafından kurulduğu bilinen Bitcoin; herhangi bir finansal kuruluşa ihtiyaç duymadan para transferlerini gerçekleştirebilen açık kaynak koda sahip yazılımlardan oluşan dijital para olarak tanımlanıyor. Tamamen dijital olduğu için fiziki temsiline ihtiyaç duyulmuyor. İşlem maliyetlerinin çok az olması, küresel olarak kullanılabilmesi ve gün geçtikçe kullanım alanının artması ile güvenli ve değerli bir araç olması nedeniyle Bitcoin gibi kripto paralar gittikçe popülerleşiyor. Bitcoin istenildiği zaman başka para birimleriyle takas edilebiliyor.

Kripto Paranın Güvenilirliği ve Blockchain:

Herhangi bir kurum ya da kuruluş tarafından yönetilmedikleri için aslında kripto paraların güvenli olduğunu söylemek mümkün. Ancak temel olarak bir yazılım sistemi üzerinde bulunduğundan mevcut kripto paranın sanal bir cüzdana aktarılmamış olması veya bu yazılımların bulunduğu bilgisayarın hacklenme ihtimali güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Kripto paraların güvenliğinin temeli; blockchain teknolojisine, Türkçe adıyla blok zincirine, dayanıyor. Özellikle Bitcoin'in temel yapı taşı olan blockchain sistemi, yapılan bütün işlemlerin kayıt edildiği teknolojik bir veri tabanıdır. Blok zinciri teknolojisinde para transferleri, herhangi bir üçüncü kuruluşa gereksinim duyulmadan ve yüksek komisyon bedelleri ödenmeden gerçekleştirilebiliyor. Transferlerde dijital imza sistemi devreye giriyor ve her transfer dijital imza ile korunuyor.

Diğer ülkelere göre Türkiye'de bu uygulamalarla daha az ilgileniliyor ve konuyla ilgili herhangi yasal bir düzenleme bulunmuyor. Yine de kripto para kullanıcılarının var olduğu, bazı kişi ve kurumların bu şekilde işlem yaptığı biliniyor. Diğer yandan virüsle mücadelenin en temel yolu "temassız dünya" kurabilmek ve nakit para akışı gibi temasa dayalı tüm sistemleri de bu değişim sürecine adapte edebilmek. Bu açıdan ele alırsak bu sürecin sonunda ortaya çıkacak yeni dünyada kripto paralar, bu temassız evrenin öncülerinden olabilir ve kağıt paranın tahtına göz dikebilir.

Sağlıkla ve Sevgiyle kalın, #evdekal

Vedat Karabulut

Twitter : https://twitter.com/vedatkarabulut Linkedin : https://www.linkedin.com/in/vedatkarabulut/

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Native Mobil Uygulama Nedir?

Hayatımıza girdiği günden bu yana birçok şeyi değiştiren akıllı telefonlar, teknoloji alanında önemli gelişmeleri de beraberinde getirdi. Buna bağlı olarak akıllı telefonlarda kullanılan mobil uygulamalar da hayatımızın bir parçası haline geldi. Tüm bu gelişmelerin ardından "mobil uygulama geliştiricisi" adında yeni ve son derece saygın bir meslek de ortaya çıktı.

Günümüzde çoğu girişimci, mobil uygulama konusundaki yaratıcı fikirlerinin teknolojik altyapısını oluşturarak onları pazarlama yolunda ilerliyor. Mobil uygulamalar, temel olarak native ve hybrid olarak ikiye ayrılıyor. Native ve hybrid mobil uygulamalar arasında bazı temel farklar bulunuyor. Uygulamayı kodlamaya başlamadan önce, geliştiricilerin tasarlayacakları mobil uygulamanın amacına ve kullanım maksadına uygun bir tercih yapmaları ve buna göre karar vermeleri gerekiyor. Ben bu yazımda native mobil uygulama konusunu geniş bir şekilde ele almaya ve değerlendirmeye çalıştım. Bu değerlendirmenin birçok kişiye yardımcı olacağını düşünüyorum.

 

Native Mobil Uygulama Nedir?

Native mobil uygulama, yalnızca bir işletim sistemi tarafından kullanılabilen uygulama anlamına geliyor. Bazı kaynaklarda "yerel uygulama" olarak da geçebilen bu uygulama türü; belirli bir cihaza ya da yazılıma özgü olarak tasarlandığı için, o cihaza ait yazılımsal ve donanımsal tüm kaynaklarla entegre bir şekilde çalışabiliyor.

 

Native mobil uygulamaları, daha dinamik ve hızlı çalışan uygulamalar olarak da tanımlamak mümkün. Örnek vermem gerekirse; sosyal medya uygulamaları, haber uygulamaları gibi sık sık kullandığımız çeşitli aplikasyonların çoğunluğunun native mobil uygulama örneği olduğunu söyleyebilirim.

 

Native Mobil Uygulamaların Avantajları

Yazının Devamını Oku

Podcast nedir? Nasıl Ortaya Çıktı?

Her şeyin dijitalleştiği ve giderek teknolojiye daha fazla bağımlı hale geldiğimiz bu zamanlarda podcast kavramı fazlasıyla konuşulmaya başladı.

Podcast seri halinde yayınlanan ses ve video dosyaları için kullanılan bir terim. Aslında podcast için bir tür modern radyo programı demek mümkün. Dinleyiciler, podcast yayınını online olarak dinleyebilir veya izleyebilirler, isterlerse cihazlarına indirebilirler. Podcast yayınlarının bir dizi halinde olması sürekli bir dinleyici ya da izleyici kitlesine sahip olduğunu gösterir. Online platformlara yüklenen ve erişime açık olan ses ve video kayıtları da podcast çerçevesinde düşünülebilir.

 Podcast Nasıl Ortaya Çıktı?

Kelime anlamından yola çıkacak olursak; pod ve broadcast kelimelerinin birleşiminden ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Pod; tohum, koza, kapsül, kabuk gibi anlamlara sahip olmasının yanı sıra iPod kavramından da türemiş olan bir kelime. Broadcast ise "canlı yayın" demek. Dolayısıyla podcast kavramı bu iki kelimenin birleşiminden ortaya çıkan yeni bir kavram. Yani canlı yayınların dondurulmuş küçük kesitler halinde kaydedilmesini anlatan bir kelime olarak türetildiğini düşünebiliriz.

 Podcast Nasıl Dinlenir?

Podcastler, bütün akıllı cihazlar aracılığıyla dinlenebilir. Yalnızca bulunduğunuz yerden değil, dünyanın her yerinden bu yayınlara ulaşma şansınız var. iTunes, Spotify, YouTube, Google Podcasts gibi platformlarda abone olduğunuz podcast yayınlarını görebilir, takip edebilir, kaydedebilir, indirebilir, favorilerinize ekleyebilirsiniz.

 Podcast, Geleneksel Radyonun Yerini Alabilir mi?

Alışılmış radyo ve televizyon yayınlarının dijital ortama aktarılması, dijitaldeki içeriklerin zamanla onların yerini doldurabileceği düşüncesini akıllara getiriyor. Bu açıdan bakacak olursak; podcast geleneksel radyo yayınlarının yerini almaya hazırlanıyor gibi. Podcast yayınlarının çok çeşitli olması ve birçok ilgi alanına hitap etmesi, ve genellikle ücretsiz olması tercih edilmesinde büyük etken. Akıllı telefonlar ve internet üzerinden ulaşılabiliyor olması da önemli bir kolaylık sağlıyor.

 

Yazının Devamını Oku

Dijital Pazarlamada Yeni Trend:Growth Hacking Nedir?

2010 yılında Sean Ellis tarafından ortaya atılan bir kavram olan Growth Hacking, son yıllarda hem Türkiye'de hem de dünya genelinde pek çok kurumun üzerinde çalıştığı bir konu. Bu kavram hakkında birçok ülkede konferanslar düzenleniyor, kitaplar yazılıyor ve yeni fikirler üretiliyor. Dijital pazarlama alanında oldukça önemli bir yere sahip olan bu kavram, aslında bir büyüme stratejisi olarak açıklanabilir. 

Growth Hacking Nedir?

Kelime anlamı olarak bakacak olursak; growth "büyüme", hacking ise bildiğimiz anlamından farklı olarak "kısa, akılcı ve çarpıcı" gibi anlamlara geliyor. Bu kelimelerinin birleşiminden yola çıkıldığında Growth Hacking, "büyüme için inovatif yollar bulma" anlamına geliyor. Yani Growth Hacking; bir iş modelini kullanıcıya kavuşturmak için yapılan planlı büyüme stratejisi ve bu planların hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesini kapsıyor. Her ne kadar yeni bir kavram olarak karşımıza çıkmış olsa da, birçok firmanın büyüme stratejisi adı altında Growth Hacking kapsamında çalışmalar yaptığını biliyoruz. Büyümek isteyen her işletmenin Growth Hacking metotlarına ihtiyacı var. Özellikle start-up işletmelerin bu yönteme sıkça başvurduklarını ve önemli ilerlemeler kaydettiklerini söyleyebiliriz.

 

Büyüme için inovatif çözümler bulan ve birçok disipline dayanarak bu çözümleri analitik bir bakış açısı ile değerlendiren bir yaklaşım olan Growth Hacking, bu işin uzmanları tarafından yapılıyor. SEO, sosyal medya, viral özellikli içeriklerin üretimi, kullanıcı deneyimi optimizasyonu gibi metotları uygulayarak geliştiren kişilere ise Growth Hacker deniyor. Growth Hacking; analitik veriye dayalı çalışmalar sonucu elde edilen datalarla ortaya çıkarılıyor. Growth Hackerlar ise üretim ve pazarlamanın (marketing) ortasında yer alarak bunları koordine ediyorlar.

 

Growth Hacking Yöntemleri:

Beş farklı yönteme sahip olan Growth Hacking, aslında dijital pazarlamadan da bildiğimiz yöntemleri uyguluyor. Bu yöntemleri örneklerle birlikte inceleyerek daha açıklayıcı bir hale getirmek isterim.

 

Yazının Devamını Oku

Evde mi yoksa ofiste mi çalışmak daha faydalı?

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını, hayatımıza yepyeni bir düzen getirdi. İş dünyasında pandemi nedeniyle alınan tedbirlerin başında ise ofisleri eve taşımak geliyor. Evden çalışmak, birçok iş yeri için daha az maliyet ve daha fazla iş verimi anlamına geliyor. Bunun farkına varan şirketler, evden çalışma modellerini geliştirme konusunda yoğun mesai harcamaya başladılar.

Elbette çalışanlar için de ofiste çalışma ve home office çalışma durumu farklı etkiler gösteriyor. Koronavirüsün hayatımızda uzun süre kalıcı olacağını ve bu gerçekle yaşamayı öğrenmemiz gerektiğini düşündüğümüzde, şirketlerin evden çalışma stratejilerini geliştirmeleri kaçınılmaz bir gereklilik haline geliyor. Bu konuda çeşitli araştırmalar yapan uzmanlar ise evden çalışmanın iş verimini çok daha olumlu şekilde etkilediğini kanıtlıyorlar.

 

Ev mi, Ofis mi?

Ofis, çalışanlar için her ne kadar iş disiplini ve iş motivasyonu sağlıyor olsa da ulaşım, mesai saatleri, kıyafet sınırlamaları gibi pek çok şey çalışanları olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde yaşayan çalışanlar için trafik büyük bir stres yaratıyor. Toplu taşımaların kullanılması durumu ise salgının yarattığı paniği tetikliyor.

 

Bu açıdan bakıldığında evden çalışmanın çalışanlar açısından birçok yararı var. Çalışan kişi, evden çalıştığında herhangi bir şekilde trafik stresi yaşamıyor veya pandemi korkusuyla yüz yüze gelmiyor. Toplum sağlığı açısından da bulaş riski büyük oranda azalıyor ve daha güvenli bir ortam oluşuyor.

 

Ancak evden çalışma durumunda çalışanın kendi motivasyonunu ve disiplinini sağlaması önemli bir husus. Çalışan iş planını düzenli bir şekilde gerçekleştirirse, yapması gereken işleri "Nasıl olsa evdeyim..." diyerek ertelemezse ve işlerin birikmesine neden olmazsa, kısacası zamanını iyi yönetirse bu süreç onun için avantajlı olur.

Yazının Devamını Oku

İşletmeniz Dijitale Hazır Mı?

Son yıllarda gelişen dijital teknolojilerin mümkün kıldığı imkanlar ile gündemde olan dijital dönüşüm, tüm dünya ekonomisini ve buna bağlı olarak bütün işletmeleri fazlasıyla etkiledi ve etkilemeye de devam edecek gibi görünüyor.

Dijital dönüşümün, işletmelerin bugüne kadar geçirmiş olduğu dijitalleşme evrelerinden çok daha farklı ve daha kapsamlı olduğunu söylemek hiç de zor değil. Dijital dönüşüm, işletmelerin kurumsal yapısında oldukça köklü değişimlere sebep olabilir. İşletmelerin mevcut iş modellerinde, iş süreçlerinde, müşteri ilişkilerinde ve tüm örgütsel işleyiş ve yapılarında önemli, hatta kimi işletmelere göre yıkıcı değişikliklere gitmeleri gerekebilir. Bu sürecin iyi yönetilebilmesi için işletmelerin kapsamlı ve yol gösterici bir dijital dönüşüm stratejisi geliştirmeleri, buna uygun bir yol haritası çizmeleri önemlidir.

 

Dijital Dönüşümün Yol Haritası

Genel anlamda düşündüğümüzde, işletmelerin başarısızlık riskini azaltan, iyi planlanan, kontrol edilen ve gerektiğinde başarısını ölçen bir dijital dönüşüm stratejisine ihtiyacı var. Bu stratejide öncelikle varılmak istenen hedefin belirlenmesi şart. Hemen ardından organizasyonun yapısı ve kültürü değiştirilerek yeni düzene ayak uydurabilecek, beden gücü yerine yenilikçi, gelişime ve değişime açık beyin gücünü ön planda tutan bir yapı oluşturulabilir. Dijital dönüşümün en önemli noktası ise yapay ve dikey entegrasyonlarla birlikte oluşturulacak olan altyapı. Çizilecek yol haritasında tüm dijital dönüşüm şekillerinin bir arada tutulması ve birlikte dikkate alınması gerekir. Her işletme kendi işleyişine göre farklı dijital dönüşüm süreçlerine girebilir. Örneğin; bir işletme bu süreçte sadece sosyal medyayı aktif kullanarak pazarlama stratejisini değiştirirken bir başka işletme ise ürünlerinin üretiminde robotik sistemleri kullanarak kendi dönüşüm sürecini gerçekleştirebilir. Teknolojik yatırımlara önem vererek oluşturulacak bütüncül bir dijital dönüşüm stratejisi ile işletmeler tüm bu süreci daha iyi bir şekilde yönetebilirler ve değişen dünyaya daha kolay ayak uydurabilirler.

 

Dijital Dönüşüm İşletmelere Nasıl Avantajlar Sağlayacak?

KOBİ ve OBİ ayrımı gözetmeksizin bütün işletmelerin dünya ekonomisine açılabilmeleri için dijital dönüşüm oldukça önemli. Dijital dönüşümün avantajları arasında işletmeler için verimli iş süreçleri geçirebilmeleri, üretim ve iş akışındaki problemleri azaltabilmeleri, maliyet optimizasyonu sağlayabilmeleri, müşteri ilişkilerini geliştirebilmeleri, farklı pazarlama stratejileri geliştirebilmeleri ve en önemlisi zamandan tasarruf etmeleri sayılabilir. İşletmeler bütüncül bir dijital dönüşümle arama motorlarında öne çıkabilir, sosyal medya aracılığıyla hedef kitlelerine daha fazla ulaşabilirler. Arama motorlarında öne çıkmak isteyen işletmelerin SEO (Search Engine Optimization) ve SEM (Search Engine Marketing) çalışmalarını doğru şekilde yapmaları, organizasyon içinde bununla ilgili gerekli altyapıyı kurmaları gerekir. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin pazarlama stratejisinde başarıya ulaşmaları için bu kavramlar oldukça önemli.

 

Yazının Devamını Oku

Teknoloji Mi, İstihbarat Savaşı Mı?

Teknolojinin artık hayatımızın odağında olduğu bir gerçek.

Günümüzde her yaştan insan günlük hayatı içerisinde mutlaka bir adet teknolojik cihaz kullanıyor. Tabii bu hızlı yayılmanın temelinde teknolojinin yaşama kattığı çok büyük kolaylıklar yatıyor. Daha önceden çok daha uzun süreçler neticesinde sonuca bağlayabildiğimiz birçok hizmet artık parmaklarımızın ucunda. Aynı şey bizi eğlendiren ve diğer insanların yaşamına ortak eden sosyal medya mecraları için geçerli. Ülkemizde günlük sosyal medya ve internet kullanım ortalamasının 3 saatten fazla olduğunu düşünürsek teknolojinin hayatımıza nasıl işlediğini daha kolay anlayabiliriz. Peki, bize ücretsiz bir şekilde faydalı bilgiler sunan ve farklı hizmet kapıları açan teknoloji tamamen "iyi huylu" bir sistem mi? Yoksa bize bu sistem üzerinden bedava sunulan ürünler için fark etmeden bir bedel mi ödüyoruz?

 

Teknoloji Mahremiyet Unsurunu Öldürüyor mu?

İnternetin erişilebilir ve herkes tarafından kullanılabilir olmasıyla başlayan dijital çağ, bize bambaşka alışkanlıklar kazandırdı. Bu süreçte gelişen sosyal medya mecraları ise yaşam tarzımızı çok ciddi bir şekilde değiştirdi. Bugün önceden "ayıp" olarak değerlendirilebilecek özel yaşam paylaşımı artık çok normal bir durum olarak görülüyor. Artık herkes kendi çapında YouTuber ya da influencer olarak sosyal medya üzerinden kitlelere ulaşabiliyor. Aslında bu durumu tehlike olarak tanımlamıyoruz. Ama üzerine düşünmemiz gerekiyor. Çünkü sosyal medya üzerinden bize ulaşan her bir birey aslında hayatımıza dokunuyor ya da yaşama bakış açımızı etkiliyor.Aynı durum bizim masumca yaptığımız günlük paylaşımlar için de geçerli.

 

Özelimizi ifşa ediyor ve tüm bilgileri online ortama aktarıyoruz. Paylaşımlarımızda belirttiğimiz konum bilgileri, bizi data havuzunda bir nokta olarak işaretliyor ve artık fiziksel olarak takip edilebilecek bir ögeye dönüşüyoruz. Öyle ki güvenlik analistleri bunu bir risk olarak görüp askerlerin yaptıkları konum bildirimlerinin ileride sıkıntılara sebep olabileceğini düşünüyor.

 

Günlük hayatta ise bu veri ağı ile bizi takibe alan teknoloji, elde ettiği bilgilerle bize küçük yönlendirmeler yapmaya başlıyor. Örneğin, o gün önünden geçtiğimiz mağazaların reklamlarıyla çok daha sık karşılaşmaya başlıyoruz. Yani aslında bir yerde özgür irade olarak tabir ettiğimiz unsuru fark etmeden yitirmeye başlıyoruz diyebiliriz.

Yazının Devamını Oku

e-Devlet Kapısı Güvenli ve Başarılı Mı?

Vatandaşa daha hızlı ve kolay ulaşılabilir çözümler sunmak amacıyla hayata geçirilen e-Devlet projesi bugün birçok kişi tarafından kullanılıyor. Artık her adımın dijitalleştiği çağımıza uyum sağlamamızı kolaylaştıran e-Devlet sistemini tasarlayan, yapan ve düşünenlere bir teşekkür borcumuz olduğu aşikar.

Peki, yaklaşık olarak 14 yıl önce hayatımıza giren ve gelişerek güncellenen bu sistem ne kadar başarılı ve güvenli? Bu sorum sizi yanıltmasın. Elbette e-Devlet kapısı vatandaşa çok büyük bir rahatlık sunuyor. Eskiden uzun sıralar bekleyerek halledebildiğimiz birçok işlemi artık yalnızca birkaç dakika içinde tamamlayabiliyoruz. Ben de bu sistemin oldukça başarılı bir web projesi olduğunu düşünenlerdenim. Ama e-Devlet kapısının sunduğu kolaylıklar, söz konusu sistemi her yönüyle incelememiz ve gerekli yerlerde eleştirilerimizi dile getirmemiz için engel değil. Gelin beraber sürekli gelişen dijital dünyanın bir parçası olan bu sistemi irdeleyelim, e-Devlet'i hem pozitif hem de eksik yönleri ile bir bütün olarak ele alalım.

 

e-Devlet Sisteminin Başarılı Tarafları Neler?

e-Devlet kapısı, yalnızca tek bir şifre ve kimlik numarası kullanarak birçok resmi işlem ve başvuruyu halletmemizi sağlayan kapsamlı bir sistem. Vatandaşın resmi evraklarla ilgili birçok bilgiye hızlıca ulaşmasını sağlayan sistemin ilk avantajı devlet dairelerindeki yoğunluğu azaltması. Böylece hem çözüm arayan vatandaşlar daha kısa zamanda sonuca ulaşıyor hem de dairelerde daha verimli bir çalışma ortamı sağlanıyor.

Kişisel verilerin devasa bir dijital ortama toplandığı e-Devlet sisteminin pozitif yönleri arasında, kağıt israfını ve kişiler arası etkileşimi azaltması da var. İçinde bulunduğumuz pandemi süreci düşünüldüğünde, yüz yüze başvuruların dijital dünyaya taşınmasının ne kadar büyük bir rahatlık olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Kısacası e-Devlet sistemi düzenli olarak güncellendiği sürece vatandaşa evinin konforunda hizmet kolaylığı sunacak diyebiliriz.

 

Peki, e-Devlet Tamamen Güvenli Bir Sistem mi?

Konu dijital dünya olunca işin güvenlik boyutu farklı bir seviyeye geçiyor. Elbette sistemde kişisel verilerin korunması için kurulan bir siber güvenlik ağı var ama güvenlik problemlerine de dikkat etmek gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Dropshipping Geleceğin İşi Mi?

E-ticaret sisteminin giderek yaygınlaşması ve dünya çapında geniş bir ağa sahip olmasıyla birlikte, yeni yöntemler de geliştirilmeye başlandı.

Online alışverişlerin gün geçtikçe önem kazandığı bugünlerde kargo ulaşımları ve ürün tedarikleri konusunda çeşitli sorunlar yaşanabiliyor. Bu durum, ticaret konusunda dünya devi olan Çin ve Amerika gibi ülkeleri bile etkiliyor. Gelişen ve değişen hızlı ticarette rekabet gittikçe artarken, çeşitli riskleri de beraberinde getiriyor. Birçok e-ticaret kullanıcısı olumsuz durumlardan etkilenmemek adına dropshipping sistemini kullanmaya hazırlanıyor.

Peki, nedir bu dropshipping? Dropshipping Türkçe'ye çevrildiğinde "stoksuz satış" anlamına geliyor. Yani e-ticaret ortamında, bir firmanın elinde stok ürün bulundurmak yerine, gelen siparişler için direkt olarak tedarikçi firmanın deposundan satış yapması işlemi olarak tanımlanıyor. Bu sistem sermayesi ve işletme giderlerinin düşük olması nedeniyle birçok ülkede online satış yapan firmalar tarafından tercih edilmeye başlanıyor. Türkiye'de de küçük ölçekli işletmelerin çoğu buna hazırlanıyor.

 

Neden Dropshipping?

l Dropshipping sermaye gerektirmemesi ve düşük giriş maliyeti nedeniyle e-ticaret girişimcileri tarafından tercih ediliyor. Fiziksel olarak bir mağaza açmak ciddi bir sermaye gerektirirken bu sistemle stok, kargolama ya da eleman maliyeti olmadan ticarette yer edinmek mümkün oluyor.

- Standart bir e-ticaret sitesi için stoklu bir ürün satın alındığında, bu ürünlerin tamamı satılmazsa zarar etme riski bulunuyor. Ancak dropshipping sisteminde stoksuz çalışıldığından böyle bir risk bulunmuyor.

- Ürünleri üretmek ya da tedarik etmek için beklemeye gerek kalmadan Shopify üzerinden hızlı bir şekilde e-ticarete dahil olma şansı sunuyor. Yani ticarete atılmak için kurulan siteye ürünleri yerleştirmek ve ödeme kanalını aktifleştirmek yeterli oluyor.

- Ürünlerin satılmadığı durumlarda ürünü ya da tedarikçiyi değiştirmek mümkün oluyor. Ürün ve tedarikçi konusunda ciddi bir esneklik sağlıyor.

Yazının Devamını Oku

Korona sonrası E-Ticaret! Bizi Neler Bekliyor?

Korona dönemi en çok alışveriş alışkanlıklarımızı etkiledi. İnsanoğlunun yaşamını devam ettirebilmesi için yiyecek ve suya ihtiyaç duyduğu düşünüldüğünde bu durumun ne kadar normal olduğunu anlayabiliriz. Peki, böyle bir süreçte insanlar günlük ihtiyaçlarını nasıl gideriyorlar? Sokağa çıkmaya korkarken hatta dışarı çıkmak yasakken gıda alışverişi problemini nasıl çözüme kavuşturuyorlar? Elbette e-ticaret ile...

 

İnternetin yükselişine paralel olarak gelişen e-ticaret, Covid-19 salgınının baş göstermesiyle beraber yepyeni bir seviyeye ulaştı. İnsanlara internet ve akıllı telefonlar aracılığıyla diledikleri ürün ve hizmetlere ulaşma imkanı sunan e-ticaret sistemi, pandemi sürecinden oldukça karlı çıkacak gibi görünüyor. Peki, salgın bittikten veya hayatlar bir nebze olsun normale döndükten sonra ne olacak? E-ticaret hayatımıza girdiği hızla çıkacak mı? Yoksa yeni tüketim alışkanlıklarımız, hayatımız boyunca bizimle mi kalacak? Gelin, beraber bu soruların cevaplarını arayalım.

 

E-Ticaretin Korona Günlerindeki Yükselişi

Sanal marketler, online alışveriş siteleri, dijital teknoloji mağazaları, yemek servisleri... Bugün aklımıza gelebilecek bütün ürünler e-ticaret aracılığıyla, temassız bir şekilde ayağımıza geliyor. Uzmanların sosyal mesafe konusunda tüm dünyayı uyardığı bu günlerde bizi güvende hissettiren temassız sistemler, önceden internetten tek bir ürün sipariş etmemiş kişiler tarafından bile kullanılıyor. Bu da hacmi her geçen gün artan e-ticaret sitelerinin hem ülkemizde hem de dünyada tüketim sektörünün yönünü değiştireceği anlamına geliyor.

 

Elbette bu yükselişte en büyük rol korona salgınında. Fakat yine de teknoloji ve bilişim dünyasına ayak uydurarak böyle bir süreci yönetebilen başarılı e-ticaret sitelerini de tebrik etmek lazım. Bugün dünya çapında tanınan birçok online platform hızla büyüyor. Yatırımlarını, üretim ve dağıtım hacimlerini ve çalışan sayılarını artıran markalar; bir yandan güvenli, kolay ve hızlı alışverişin adresi olmaya çalışırken bir yandan da dijital pazarlama stratejilerini geliştirerek pazardaki yerlerini belirliyor. Çeşitli web siteleri, Twitter, Facebook, Instagram, Tiktok gibi sosyal medya platformlarında da reklamlarıyla boy gösteren e-ticaret siteleri hayatlarına girdikleri tüketicilerin yaşamında yer etmek için yarışıyor.

 

Yazının Devamını Oku

Turizm'de Dijital Pazarlamanın önemi  

Günümüzde tüketicilere farklı alışkanlıklar kazandıran dijital dünyada iz bırakamayan ve geleneksel yöntemlere bağlı kalan markalar, varlığını sürdürmekte zorlanıyor. Bu da sektörleri yeni düzene uyum sağlamaya ve gelişen teknoloji ile senkronize bir şekilde ilerlemeye davet ediyor. İşte turizm de dijitalleşme yolunda emin adımlarla yürümesi gereken sektörlerden biri. Özellikle evlerimize kapandığımız ve topluma karışmaya korktuğumuz bu dönemde zedelenen turizm sektörünün toparlanması için sanal dünyaya ayak uydurması şart. 

Dijital Pazarlama ve Turizm İlişkisi

Günümüzde tatil veya gezi planlaması yapmak isteyen turizm tüketicilerinin başvurduğu ilk adres arama motorları. En ucuz uçak biletleri, en iyi oteller, en güzel sahiller, en popüler yiyecek içecek yerleri... Hepsi seyahatseverlerin inanılmaz bir veri dünyasına giriş yapmasını sağlayan anahtarlar. Bu durum da turizm sektörüne dahil tüm bileşenlerin müşterisine en hızlı ve kolay bir şekilde ulaşabileceği tek yerin dijital dünya olduğunun bir kanıtı.

 

Arama motorları üzerinden yapılan tatil planlarında dijital dünyada varlığını hissettiren işletmelerin tercih edildiğini görüyoruz. Sitesinde seyahat bloglarına yer vererek müşterisine yol gösteren turizm işletmeleri bir adım daha öne çıkıyor. Bloglarında seyahat trendleri, tarihi yerler, popüler rotalar, müzeler, bölgede en çok tercih edilen restoranlar gibi bilgi ve önerilere yer veren otel ve ulaşım firmaları kullanıcıyı farklı konular üzerinden de kendisine çekebiliyor.

 

Turizm ve dijital dünya ilişkisinde en önemli rollerden biri de rezervasyon sitelerinde. Tüm konaklama seçeneklerini aynı platformda sunan siteler, kullanıcıyı otellerin sayfalarında tek tek dolaşma derdinden kurtardığı için inanılmaz bir trafik alıyor. Özellikle yurt dışı seyahatlerinde çok ciddi oranda yol gösterici olan bu sitelerde yer verilen kullanıcı yorumları ve puanlama sistemi, işletmelerin değerini belirliyor. Bu platformların gücünün farkında olan işletmeler, bir yandan son dönemde hayatımızı değiştiren pandeminin turizmi nasıl etkileyeceğini düşünürken bir yandan da dijital ortamda hijyen sertifikalarıyla anılacak markalara dönüşmeye çalışıyor.

 

Turizmde Sosyal Medya ve Influencer Etkisi

Yazının Devamını Oku

Evergreen Content (içerik) Neden Önemli?

Evergreen content ya da evergreen içerik kavramı; her daim güncel kalabilen içerikler için kullanılır.

Yani okuyucular için gündemini ve sürekliliği her zaman canlı tutan ve SEO uyumlu içeriklerdir. Bu içeriklerin önemi; uzun vadede kullanıcılar için güncel ve anlaşılabilir olması ve yer aldıkları web sitesinin trafiğini arttırmasıdır. Ancak dijital ortamda yer alan ve sürekli ulaşılabilen, kalıcı olan her içerik evergreen içerik olarak nitelendirilemez. Bir içeriği evergreen içerik olarak nitelendirmek için; yazılan içeriğin yayınlanmasının üstünden uzun süre geçtikten sonra bile içerdiği bilgi anlamında talep görmesi ve tüketilebilir olması gerekir. Evergreen içerikler aynı zamanda yüksek kalite, zamansızlık ve temel oluşturma etmenleri üzerine kurulur. Yani oluşturulan içerik ele aldığınız konunun etmenlerini ne kadar içinde barındırıyorsa ve ne kadar kaliteli ise evergreen içerik olma yolunda da o kadar ilerler 

Evergreen Content (İçerik) Neden Önemli?

Evergreen içerikler, diğer içeriklere göre üzerinde daha fazla ve daha titizlikle çalışılması, daha çok araştırma yapılması gereken içeriklerdir. Bu içeriklere her anlamda daha fazla kaynak ayırmak, uzun vadede çeşitli faydalar sağlar. Web sitesi trafiğinin artması, marka bilinirliğinin ve farkındalığının artması, evergreen içeriğin sağladığı faydalar arasında sıralanabilir. 

Bu açıdan ele aldığımızda web sitesi sahibinin bir içerikten kazanabileceği maksimum faydayı sağlamış olur. Üretilen içeriklerin SEO uyumlu olması gerekir. SEO uyumlu içerik üretmek, söz konusu web sitesinin Google arama motorlarında üst sıralarda çıkmasını sağlar. Bu şekilde web sitesinin trafiği artar ve daha fazla kullanıcının siteyi ziyaret etmesi sağlanmış olur. 

Evergreen Content (İçerik) Üretmek İçin Neler Yapılmalı?

Evergreen içerik üretmek istiyorsanız güncelliğini kaybeden, hızlı bir şekilde tüketilen ve belirli bir zamana özgü olan içeriklerden uzak durmanız gerekir. Haber makaleleri, istatistiksel raporlar, özel gün veya özel durumlara özgü konular, trendler veya popüler kültürle ilgili içerikler, kişisel görüşleri ifade eden içerikler, moda trendleri gibi her an değişebilecek içerikler evergreen içerik olamazlar. Evergreen içerik formatları internet ortamında tekrar tekrar tüketilebilen ve güncelliğini her zaman koruyan içerikler olmalıdır. Evergreen içerik olabilecek formatlar şu şekilde sıralanabilir: 

* Liste içerikler

* İpuçları ve püf noktalar

Yazının Devamını Oku

5G Nedir? Bizi Mutlu Mu Edecek, Mutsuz Mu?

Son zamanlarda teknoloji alanında en çok konuşulan konulardan biri 5G teknolojisi oldu. Teknolojik gelişmelerin odağında yer alan ve oldukça önemli yenilikler vadeden 5G teknolojisine ilk geçiş yapan ülke ise Güney Kore. Hem yararlı hem zararlı özellikleriyle dilden dile dolaşan 5G'nin yaratabileceği tehlikeler hala araştırılıyor ve ortaya çıkan bazı sonuçlar çok da içimizi açmıyor doğrusu. Hayatı kolaylaştıracak olan birçok özelliği de beraberinde getiren 5G, bizi mutlu mu edecek yoksa mutsuz mu edecek? Gelin 5G'yi yakından inceleyelim...

Nedir Bu 5G Teknolojisi?

5G, beşinci nesil mobil teknoloji anlamına geliyor. Daha önce kullanılan 4G ve 4.5G teknolojilerini fazlasıyla geride bırakacak bir hız vadediyor. Evlerdeki elektronik aletlerden tutun da birçok bilgisayarlı araca kadar pek çok alanda kullanılabilecek olan bu teknolojinin hayatımızı kolaylaştıracağını öngörmek hiç de zor değil. 5G kullanımının tam olarak 2024 yılından sonra daha yaygın hale geleceği konuşuluyor. Bu durum her ne kadar heyecan verici olsa da bir yandan da endişe veriyor.

 

5G Teknolojisi Neden Endişe Veriyor?

Dünya genelinde birçok ülke 5G kullanmak için geri sayıma başlamış durumda. Geri sayıma başlayan ülkeler kadar çalışmaları durduran ülkeler de var. Bunun sebebi ise 5G teknolojisinden kaynaklanacak olan radyasyon tehlikesi. 5G teknolojisi yüksek frekans dalgalarını kullanacak ve kullanılan dalga boyunun kısalması nedeniyle baz istasyonlarını güçlendirmek, buna paralel olarak daha fazla anten yerleştirmek gerekecek. Dolayısıyla bu durum radyasyon riskini fazlasıyla arttıracak. Bu dalgaların artması vücudumuza geri dönüşü olmayan zararlar verebilir. Özellikle insan DNA'sı üzerinde ciddi tahribatlara neden olabilir ve tüm bunlara bağlı olarak kanser oranlarında artış görülebilir.

 

5G Teknolojisi Neleri Değiştiriyor?

5G teknolojisinin olumsuz getirilerine rağmen hayatımızı ciddi anlamda kolaylaştıracağı ve bambaşka bir hale getireceğini tahmin etmek zor değil. 5G kullanıma hazır hale geldiğinde, mobil veri hacmi bin kat artmış olacak. Ayrıca 5G'nin telefon dışında ev eşyaları, satış cihazları gibi teknolojik ürünlerde de kullanılacak olması teknolojide çok önemli değişiklikler yapabilir. Bir diğer yandan, 5G'nin vadettiği sürücüsü olmayan otomobil teknolojisi de gerek trafik yoğunluğu açısından gerekse ulaşım kolaylığı açısından oldukça büyük faydalar sağlayabilir. Her yerden her şekilde bilgi erişiminin mümkün olması yeni iş modelleri ortaya çıkarabilir. Yani kendimizi bilim kurgu filmlerindeki senaryoların içinde hissetmeye hazır olmamız gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Korona Günlerinde Önemi Daha Çok Anlaşıldı...

“Influencer” Marketing

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte alışveriş alışkanlıklarımız fazlasıyla değişti. Süpermarketten kıyafete, spor aletlerinden teknolojik aletlere kadar birçok şeye tek tıkla ulaşır olduk. E-ticaret alanında görülen bu hareketlilik ve yaygınlaşan sosyal medya kullanımı "influencer" ve "influencer marketing" kavramlarını da beraberinde getirdi. Influencer; Instagram, Youtube, Twitter, Facebook, Tiktok gibi sosyal medya platformlarında yüksek takipçi sayısına sahip olup içerik üreten ve insanları etkisi altına alabilen kişilere deniyor. Bu kişiler, kendilerini takip eden kitlenin karar verme aşamalarında ve alışveriş alışkanlıklarında oldukça önemli bir rol oynuyor. Aslında bu da influencer marketing olarak tanımlanıyor. Yani influencer marketing; dijital kanallarda insanları etkilemeyi başaran, takipçileri tarafından bilirkişi ya da kanaat önderi kabul edilen fenomenlerin hitap ettiği kitlenin satın alma davranışlarını etkilemesine yoğunlaşan bir pazarlama stratejisi. Son zamanlarda hayatımızda kapladığı yeri genişleten influencer marketing stratejisine gelin bir de yakından bakalım.

 

Influencer Marketing Ne İşe Yarar?

Influencer marketing ile markalar, tanınmış kişiler aracılığıyla ürünlerinin tanıtımının yapılmasını ve daha fazla satın alınmasını amaçlıyor. Markalar bu şekilde hem kendi bilinirliklerini artırıyor hem de uzun vadede daha fazla gelir elde etme şansı yakalıyorlar. Influencer marketing, markanın ulaşamadığı kitlelere ulaşmasına, hedef kitlesini genişletmesine ve kendine değer katmak için önemli bir adım atmasına olanak sağlıyor.

 

Influencer Marketing Hangi Sosyal Platformlarda Yapılabilir?

Bu pazarlama stratejisi, markanın hedef kitlesinin hangi platformda olduğu ile doğrudan ilişkili. Özellikle sosyal medya üzerinden yapılan influencer marketingin etkileşim alanlarından biri olan Youtube'da hazırlanan videolar ile ürünlerin tanıtımı yapılabilir ve ürünlerle ilgili detaylı bilgilere yer verilebilir. Markayı en iyi şekilde tanımlayacak ve markanın yüzü olabilecek vlogger veya Youtuberlar ile işbirliği yapılabilir. Uzun videolar hazırlama gereksiniminin bulunmadığı durumlarda Instagram, Twitter ya da blog siteleri üzerinden yapılacak çalışmalarla da bu yönde bir strateji geliştirmek mümkün.

 

Yazının Devamını Oku

Gelişen Teknoloji Sağlık Sektörünü Nasıl Etkiliyor?

Üretilen her şeyi hızlıca tükettiğimiz, popüler olana ilgi duyduğumuz, her şeyi hızlıca benimsediğimiz bir teknoloji çağında yaşıyoruz.

İnsanlık tarihinde ateşin keşfi ne kadar önemliyse, yapay zekanın keşfi de çağımız için o kadar önemli. Yapay zeka kavramı son yıllarda gündeme gelmiş olsa da, aslında tarihi oldukça eskiye dayanıyor. Her yıl değişen teknolojik gelişmelere bağlı olarak çeşitli yapay zeka programları oluşturuluyor ve bununla birlikte robotlar üretilmeye başlanıyor. Çoğu bilim kurgu filminde ele alınan yapay zeka konusu, özellikle sağlık alanındaki gelişmelerle gündemde. Alışılagelen hastaneler ve doktorlar yerlerini doktor robotlara bırakmaya hazırlanıyorken diğer tarafta deri altına enjekte edilen çipler konuşuluyor. Peki, sağlık alanının tamamen dijitalleşmesi normal mi veya diğer yandan yapay zeka daha ne kadar ilerleyebilir?

 

Doktorlar Yerini Dijital Doktorlara mı Bırakıyor?

Yapay zeka, hayatın her alanında olduğu gibi sağlık alanında da yoğun bir şekilde kullanılıyor. Özellikle dijital verilerin sürekli depolanması ihtiyacı, toplanan verilerin çeşitli algoritmalarla işlenmesi, teşhis yöntemlerinde makinelerin kullanılması yapay zekanın daha fazla geliştirilmesini ve ilerletilmesini zorunlu kılmaya başlıyor.

 

Geliştirilecek olan yapay zeka sistemlerinin tedavi yöntemlerinde önemli bir yer alması da doktorların yerlerini dijital doktorların alması ihtimalini doğuruyor. Bilim insanlarının bu konudaki düşünceleri ise; yapay zeka kullanımının özellikle radyoloji gibi görüntülenme alanlarında etkin olarak kullanılacağı, temel olarak insani kararların alınması gereken alanlarda yapay zekaya başvurulmayacağı yönünde. Yani bu noktada asıl amaç doktorların teşhis ve tedavi yöntemlerini hızlandırmak gibi görünüyor. Yine de robot doktorları göreceğimiz günlerin çok da uzak olmayacağını düşünüyorum. Zira Çin'de yapılan uygulamalarda başarılı sonuçların elde edildiği kanıtlanmış durumda. Bu durum sağlık alanındaki yeniliklere olumlu katkılar sağlayabilir ama şahsen ben tedavi anlamında yapay zeka ile üretilmiş bir robot doktor yerine, yıllarca eğitim görmüş ve bu işin uzmanı olmuş bir hekimin karar vermesini tercih ederim.

 

Yapay Zekanın Bir Diğer Boyutu: Çipler

Yazının Devamını Oku

Dijital Dünyanın Dijital İnsanları

İnsanoğlu olarak bizler çağlar boyunca daha rahat ve daha teknolojik bir dünyanın nasıl mümkün olabileceği üzerinde çalıştık. Gelişen her teknoloji hayatımıza bir yenilik, bir rahatlık getirip belki de bir iş kapısı açtı. Filmlere konu olan yapay zekalar, bütün işlerin robotlarla yapılacağı günler veya aramıza girecek olan insan görünümündeki robotlar hep hayalimiz oldu. 2000'li yıllardan bu yana teknolojik gelişmelerin devrim niteliğinde ilerlediğine tanık oluyoruz. Bugünlerde ise teknolojinin sunduğu çeşitli imkanlara şükrediyoruz.

Peki, bu yaşadığımız dünya insan ilişkilerini nasıl etkiliyor? Zaman ve mekan algılarımız nasıl etkileniyor? Evlerle birlikte sanal dünyaya hapsolmuş bu insanoğlunu gelecekte neler bekliyor? İnsanoğlu hem manen hem de madden bu kurgu dünyasının neresinde yer alabilecek? Amacım, bu soruları sorarak dijital dünya olarak adlandırdığımız internet, cep telefonları, bilgisayar gibi ürünlerin insanların hayatlarını nasıl değiştirdiğine açıklık getirmek.

 

Karantina Günlerinde Teknoloji Hayatımızı Kolaylaştırıyor

Evet, kimse günün birinde hepimizin evlere kapanmak zorunda kalacağını ve her şeyin dijital dünya üzerinden yapılabileceğini düşünemezdi, değil mi? Tarihe tanıklık ettiğimiz bugünlerde sosyal medya, e-ticaret, online hizmetler hepimizin kolayına geliyor ve "iyi ki varmış internet denen şey" diyoruz. Mesela markete gitmekten bile kaçındığımız şu günlerde sanal marketler ve online alışveriş siteleri imdadımıza yetişiyor. Aynı şekilde karantina günleri başladığından beri ekonomik dinamikleri dengede tutan iş dünyası da tamamen dijital ortama taşınmış durumda. Özellikle toplantılar, önemli görüşmeler gibi birçok iş Teams veya Zoom uygulamaları üzerinden gerçekleştiriliyor.

 

Sanal Dünya ve Sanal Gerçeklikler

Sanal dediğimiz kavram, fiilen mevcut olmayan ama varmış gibi görülen, hissedilen anlamındadır. Sanal gerçeklik de sanal dünya içerisinde bulunan, aslında gerçekleşmeyen ama gerçekleşmiş ya da gerçekleşmesi muhtemelmiş gibi görünen olay yada olgulardır. Mesela biraz önce bahsetmiş olduğum iş dünyasında yapılan telekonferanslarla iş yerinde bulunmuş gibi olma durumu, online olarak koridorlarında gezebildiğimiz müzeler gibi oturduğumuz yerden bilgisayar üzerinden girilen bütün ortamlar sanal gerçeklik örneği sayılabilir.

 

Yazının Devamını Oku