"Vahap Munyar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vahap Munyar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vahap Munyar

Türkiye’den öğrenecek çok şey var, geliyorum

Reklam sektörüne Güzel Sanatlar’da medya planlama asistanlığı ile adımını atan Demet İkiler, 2000 yılında “head hunter” (kelle avcısı) bir danışmanlık şirketi aracılığıyla Mindshare Türkiye Ofisi’ni kuracak yönetici adaylığı görüşmesi için Londra’daki merkeze gitti.

O gün üzerinde mor pantolon, mor bluz vardı. Görüşme sırasında oturduğu koltuğun rengi de mordu. O an Mindshare’in şirket renginin mor olduğunu farketti:

- Hay Allah, gözlerine girmek için özellikle mor giydiğimi düşünecekler.

İlk görüşmeden çıktığında düşündü:

- Kadınım, üstelik 1.5 yaşında bir oğlum var. Bunlar beni Türkiye’de yeni kuracakları şirkete yönetici olarak seçmez.

Londra’daki görüşmeleri 3 gün sürdü, sonunda göreve seçildi:

-  Mindshare’in Türkiye Ofisi’ni kurup, yönetmek üzere sizinle çalışmak istiyoruz.

İkiler, 2000 yılında tam da Türkiye’nin 2001 krizine doğru yol aldığı günlerde Mindhare Türkiye CEO’su olarak göreve başladı. Ofisi kurup, aralıksız büyük reklam veren konumundaki şirketlerin kapısını çaldı. İlk 6 ayda bazı büyük grupların işlerini Mindshare’e bağladı. Ancak, şirket kâr etmek bir yana, zararda görünüyordu. Mart 2001’de Mindshare Avrupa CEO’s Dominic Proctor, İkiler’i aradı:

- Biz Türkiye’de şirketi zarar etmek üzere kurmadık. Her ay zararda görünüyorsunuz.

İkiler yanıtladı:

- Türkiye’nin önde gelen reklam veren gruplarıyla çalışmaya başladık. Tünelin ucundaki ışığı görüyorum.

Proctor taviz vermedi:

- 6 ay daha süreniz var. Eğer ufukta kâr görünmezse, ofisi kapatırız. Sizi Türkiye’de temsilcimiz olarak tutarız.

Neyse ki kriz günlerine rağmen Mindshare Türkiye, birinci yılı başa baş kapattı, şirket ülkemizdeki varlığını sürdürdü. Mindshare Türkiye’deki başarısı İkiler’e 2010’da aynı zamanda GroupM’in CEO’luk kapısını da açıp, şirketin yeniden yapılandırılması görevini getirdi.

İkiler, iki şirketin CEO’luğunu birlikte üstlendiğinde reklam sektörüne ilk girdiği günleri anımsadı:

- Ben medya planlama asistanı olduğumda, o işi genellikle yönetici sekreterleri, office boy’lar (getir-götürcü) yapardı. O günlerde sektördeki bir İngiliz yönetici, “Medya planlama geleceğin mesleği” demişti. Ben o sırada müşteri temsilciliği hayali kuruyordum. İyi ki medya planlama tarafında uzmanlaşmışım.

Son 4 yıldır Türkiye’deki “En Güçlü 10 Kadın CEO” arasında gösterilen İkiler, 2013 Kasım ayında da o günlerde Türkiye’de yeni oluşturulan WPP Ülke Başkanı pozisyonuna atandı. O günden itibaren WPP Ülke Başkanlığı ile GroupM CEO’luğunu birlikte yürüttü.

İkiler’den bir sohbet sırasında yönettiği grubun Türkiye’deki büyüklüğünü ortaya koyan verileri öğrendim:

- Farklı uzmanlık alanlarına sahip 28 ajans, toplam 1600 çalışanla 1.7 milyar liralık bir hacmi yönetiyoruz.

112 ülkede faaliyet gösteren WPP grubunda Türkiye’nin ilk 20’de yer aldığını belirtti:

- Türkiye, birçok konuda WPP’nin global yönetimi tarafından örnek ülke gösterilir.

WPP Türkiye, önümüzdeki dönemde “Ateşleyici İnovasyon” konulu bir buluşmaya hazırlanırken, WPP Global CEO’luğunu Eylül 2018’de üstlenen Mark Read, şu mesajı verdi:

- Türkiye’den öğrenmek istediğim çok şey var. Toplantınıza gelmek istiyorum.

Uluslararası reyting kuruluşlarının ülke notumuzu düşürmek için fırsat kolladığı bugünlerde 55.8 milyar poundu yöneten bir CEO’dan bu mesajı almak, moral veriyor...

Türkiye’den öğrenecek çok şey var, geliyorum

İNSANLARI GÜLDÜREBİLEN SEBZE GÖSTEREBİLİR MİSİN

ÜNLÜ bir dram artisti, kendisi gibi çok ünlü komedi sanatçısına takılarak, biraz da hava atmak istedi:

- İnsanları güldürmenin ne değeri var, doğrusu anlamıyorum. Bence asıl zor olanı onları ağlatmaktır. İşte ben bunu yapıyorum.

Komedyen şu cevabı verdi:

- Senin yaptığın ağlatma işini bir baş soğan da yapar. Bana insanları güldürebilen bir sebze gösterebilir misin?

Mesleğe başladığım ilk yıllarda İstanbul Sanayi Odası (İSO) meclis üyesi olarak tanıdığım, meslek büyüğüm, fıkra kitaplarıyla bilinen Eyüp Karadayı’nın o kitaplardan birine yazdığı önsözde bu kısa fıkra var. Eyüp abinin önsözündeki şu mesaj dikkatimi çekti:

- Fıkraların gerçek sahibi yoktur. Halit Kıvanç ağabeyimin dediği gibi, “Fıkra, anlatandan çok dinleyenin olur...”

Fıkra anlatmaya çalışanlara şu tavsiyesinin de altını çizdim:

- Sakın durup dururken “Size bir fıkra anlatayım” diye ortaya atılmayın. Yeri gelince, en uygun zamanda, sohbetin içeriği içinde konuya espri getirecek fıkrayı seçin. Fıkranın orada bulunanları incitmemesine özen gösterin.

Eyüp abiyi dün son yolculuğuna uğurladık...

Allah rahmet eylesin Eyüp abi, mekanın cennet olsun...

 

X