Rusya’ya sevgilerle

F.BAHÇE; liderlik koltuğunu geçtiğimiz hafta Real Madrid’e kaptıran, CSKA Moskova’yı, Ülker Arena’da “Atatürk’ün askerleri korosu İzmir’in bağlarında çiçekler açtırırken” savunmanın her zaman sıcak ele üstün geleceğini ispat ederek yendi.

HATADAN ÇABUK DÖNDÜ

- Obradovic dün akşam İstanbul’da çevrilmiş ünlü James Bond filminin benzeri satranç entrikalarını sahneye koyarak evirdi çevirdi, CSKA’ya şapkayı ters giydirdi. Üst akılları Teodosic ile Khryapa olmayınca endazesi bozulan CSKA maçına yanlış tercihle iki uzun olarak Ekpe Udoh ve yeni transfer çaylak Benentt’le başlayınca yaşanan uyum sıkıntıları CSKA’ya ilk şoku atlatma fırsatı sağladı. Neyse ki 7 dakikada yanlıştan dönüp Vesely’i oyuna alınca olay toparlandı. Tıklım tıklım salonda kısır ve eşit skorlu geçen ilk yarıda tokadı vurup kaçamadık.

13-0’LIK SERİ GALİBİYETİ GETİRDİ

- Sert savunmalar alışılmış ikili oyunlara müsaade etmezken çeperden yüzde 41 isabetle en iyi üçlük ortalamasına sahip iki takım da dış atışlarda yüzde 25’lerle en kötülerini yaşadılar. 3. çeyrekte Udoh ağırlık koyup varlık gösterememiş Datome de oynamaya başlayınca 13-0 seriyle oyunu geri aldık.

- Dixon alışılmış sokak basketboluyla takım adrenalini yukarı taşırken CSKA dört dakika sayı bulamadı ve toplar ellerinde patladı.

Son çeyrekte kora korda baskı yapan CSKA, De Colo’yla çembere giderek maçı kırmaya çabaladı. Sarı lacivertliler müthiş bloklar ve inanılmaz yardımlı ribaundlar ile bütün rotasyon savunma direncini kaybetmeden geceyi şölene dönüştürdüler.

X

Moskova depremi

Kokoskov’un en güzel akşamı...

Son şampiyon, şu an lig lideri CSKA evinde yüksek yüzdeli üçlük isabeti ile (%70) ve hücum ribauntlarını toplayarak, en verimli takım havasında başladığı maçta F.Bahçe’nin kazanmaya gelmiş takım sertliği karşısında özgüvenini yitirdi. Kafa kafaya berabere, bir sizden bir bizden giden üç çeyrekte geri adım atmamasının semeresini maç sonunda gördü F.Bahçe. Peş peşe 5 galibiyetin özgüveniyle gelip soğuk Moskova gecesini rakip için cehenneme çeviren, F.Bahçe ilk yarıda akıllı taktik seçimlerle sadece ataklara yanıt vererek oyunda kaldı. Üçü beraber 63 sayı üreten
Vesely, De Colo, Eddie ve empresario Guduric değişmeli devreye giren sıcak ellerimiz oldular. Bu dörtlü kim daha fazla istiyor formatında, sahanın iki tarafında birbirinden güzel ve faydalı hareketlerle geceyi getiren, hatta bu geceden cebimize koyduğumuz bir maçtan daha fazla kazançla Diriliş Destanı yazan oyuncular oldular.

KAPTI KAÇTI

Bartel’in olmadığı gecede dört kısalı takım rotasyonuyla CSKA’dan maçı kapıp kaçan koç Kokoskov geldiğinden beri en güzel akşamı yaşattı taraftarına.

Yazının Devamını Oku

Zenit Efes'e ters

Ligin 72 sayı ortalamayla en az sayı yiyen, maç başı ortalama 12’yle en az top kaybeden, sete set yarı saha basketbolunu tercih eden, sert savunmalı Zenit karşısında; yüksek tempoda, çok koşarak açık alanda geçiş oyunlarıyla fazla sayı atarak rakibin konfor alanı dışına çıkarılması tek çareydi Anadolu Efes için.

Ama İstanbul’daki hesap Saint Petersburg’a uymadı. Will Thomas ve Arturas Gudaitis ile uyguladıkları forvetten ikili perdele devril’lerle (pick&roll) boyalı alana yüklenerek momentumu maça girer girmez kaptı Zenit. Yediğimiz hızlı hücum sayılarıyla baştan çift hane farklı geriye düştük.

SONA KALAN DONA KALIR

Ardından, özgüven kazanan Zenit’in üçlükleri de gelince fark açıldı. İkinci yarı, suskun Shane Larkin’in devreye girmesine rağmen, ev sahibinin de eli armut devşirmediğinden maalesef yalan oldu tüm gayretler.

Kriz telaşında top kayıplarımız da tavan yapınca fazla bel bağladığımız üçüncü çeyrek efeliği cılız kaldı. Ev sahibi maçın geri kalan sayılarını da Pangos ve Zubkov’un ellerinden bulup galip geldi.

Yazının Devamını Oku

Operasyonda mutlu son

Son sekiz için adlarına yaptırdığım rezervasyonu bozmadan, çift maç #EvdeTürkKazanır haftasını başarıyla kapadı Fenerbahçe.

“Pana ne oldu sana?” dedirtecek kadar eski günlerinden uzak Panathinaikos dün takımın başına gelen Kattash’la İstanbul’da ‘ikili oyunlar-devrilen uzunlarla’ yarı saha basketbolu oynayarak yılın en az skor atma 74 sayı eşiği aşarak peş peşebeşinci galibiyetini almaya kafayı takmış Fenerbahçe kayasına fena tosladı. Yayın dışından keskin nişancıları ile ortalama yüzde 40 sayı bulan Fenerbahçe evinde dik durmayı başardı. Skor liderliğine eline alıp bırakmadı ve 100 sayı atarak önemli bir maç daha net kazandı.

SERİYİ BEŞLEDİK

Geçmiş yıllardaki evini rakibe cehenneme çevirme alışkanlığı salonda az seyirciyle keyifle söylenen İzmir Marşıyla birlikte geri döndü Fenerbahçe’nin. Daha ilk çeyrekten buldozer gibi geçtik rakibin üzerinden. Heyecan sevdiğinden olsa gerek sürekli adam değiştirip konsantrasyonumuza fren yaparak, yüreğimizi ağzımıza getirip, Pana’yı bir süre oyunda tuttu bizim koç. Neyse ki Bartel’siz gecede özgüveni perçinlenmiş Ahmet çok iş yaptı boyalıda. Maçın hikayesini üçüncü çeyrekte yazmayı seven takım Fenerbahçe Guduric şefliğinde onu yalnız bırakmayan Lorenzo Brown, Nando de Colo ve Edgaras Ulanovas’la fiziksel muhteşem resital vererek maçı teslim aldı.

Yazının Devamını Oku

Baskonia ve Alba’nın İstanbul gecesini kararttık

Fenerbahçe Beko ve Anadolu Efes, son 8’e kalma yolunda çok değerli galibiyetler aldı.

Bizimkilere ‘son 8’ için yaptığım rezervasyonunda sıkıntı yaşamadık. İstanbul gecelerini kararttık misafirlere.

Fenerbahçe Beko oyuna fizikli ve sert çift uzunlu 5’le başladı. Yaptıkları adam takipli alan savunmasına da hazırlıklıydık. Köşe boş şutlarını rahat bulduk. Barthel’in olmadığı akşamda Ahmet içeride, Vesely ampulde ikili yüklenmesiyle pota altında etkin olmak maçın akıllı seçimiydi. Baskonia kapasiteli oyuncu zenginliğini sahaya sürdü ama nafile. Fall katkısız kalırken Henry ve Dragic rakibi sırtlayarak kaçmamıza müsaade etmediler. Ancak giderek eski günlerini anımsatan basketbol oynayan Guduric ve Lorenzo Brown’ın kalp kırıcı üçlükleri Fenerbahçe’nin itici gücü oldu. “Beni de unutmayın” diyen Nando De Colo da katkılı oynamada takıma uyunca meşhur 75 sayı aşamama eşiğinde 27 farklı 96 sayıya sıçrama sağlandı. Kulüp tarihi 29 asist rekorunu kırarken Fenerbahçe ruhu coştu.

ONLAR YOLCU BiZ HANCI

Ergin Ataman tempolu oynayan ve uzun oyuncularıyla dış atış tehdidi olan tehlikeli bir takım olarak gördüğü, açık alanda koş koş oynayıp, kaçırmaya aldırmadan şut atıp kaçan ribaundları kovalayan Alba Berlin’in gazını baştan alamadı. Çember bizi sevmeye başlayınca üçlükler başladı ama bir ara evimizde gereksiz yere oyundan düştük.

Doğuş’u oynatacağım zorlaması skor önderliğini 12 farkla rakibe verdi. Geride gittiği odadan şahin döndü Efes. Larkin-Duston ikilileriyle yakalanan atak serisi Efes’i oynaması gereken basketbola ve beraberliğe kavuşturdu. Efes vitesi yukarı alınca geceleri kazasız atlatıyor basketbolu da zevk veriyor.

<iframe width="900" height="506" src="https://www.youtube.com/embed/icqJBEFFO6M" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Sanal Oyunlar SADECE Misli.com'da! Oyun türünü seç, tahmini yap, tutarı belirle ve hemen oyna...

Yazının Devamını Oku

Rezervasyonu yaptım bile!..

Bizim Avrupalılar son 8 vagonuna biner mi?

Euroleague’de son 10 yıla damga vuran, zirvede oynamaya, hep yukarılarda olmaya alışmış Fenerbahçe Beko sezon başından itibaren alınan kötü sonuçlara guduric geldikten sonra üst üste iki maçı kazanarak son verirken, PlayOff’a giden son trene atlama hedefine bir ölçüde yaklaştı. Bu çift maç haftasında içerde iki çetin sınavı var sarı lacivertlilerin. İlk rakip geçen hafta son şampiyon ve gene zirveyi kovalayan CSKA’nın 12 maçlık galibiyet serisine son vererek 95-93 yenen Baskonia.

F.BAHÇE’NiN HÜCUM KISIRLIĞI 

Sallan yuvarlan giden Panathinaikos maçı görece daha kolay ama esas beni ürküten Fenerbahçe’nin bir türlü çözüm bulamadığı 72 sayıyı aşamama hücum kısırlığı. Ara transferde de uzun oyuncu olmayan Fenerbahçe, devleri Youssoupha Fall’a ve onu ikililerle besleyen Pierra Henry’e bakalım ne çare bulacak?

Sele kapılıp gitmek istemiyorsa; Fenerbahçe’nin kendi yarı saha sete set, az ama öz top kullanımına dayalı oyununu dikte ederek Baskonia’nın yüksek temposunu kırması mutlak surette şart. Tabii bir de artık her rakibin uyguladığı alan savunmasının gediklerini cezalandırmak gerek.

KIZMA öDEŞ EFES

Tahtayı erken kapatıp Efes’in olası şampiyonluğuna müsaade etmeyenlerle bu yıl hesaplaşması için elimize güzel fırsat geçti. Rakiplerin kolaylığından filan bahsetmiyorum. Anadolu Efes takır takır basketbol oynuyor, onun altını çiziyorum.

Salt larkin’e bağımlı olmaktan kurtularak, hatta Simon’suz bile oynayabilecek kurguyu yakalamışlar. Efes de İstanbul’da bu hafta ve ilk rakibi Alba Berlin. Daha sonra Khimki.

Ne mutlu ki, nazar değmesinden korkmadan bu ikisi de hafif gelir bize diyebiliyorum. Bu özgüveni onlarla, aramızda yegane köprü sağlayan, seyircisiz maçların anlatıcı ve yorumcularına da tavsiye ediyorum. 20 sayı farkla önde girdiğimiz maçlarda dahi son çeyrekte ‘ama’lar ve korkular yaşamanın ve seyredene de yaşatmanın alemi yok. Ben her iki takımımızın da son 8 treninde rezervasyonunu yaptırdım çoktan.

Yazının Devamını Oku

Antrenman kıvamında bir derbi

Efes, Galatasaray’ı çok rahat yendi.

Galatasaray sadece futbol kulübü değildir şeklindeki uyarımızı kulak ardı etmişler. Basketbolda düşük profilde kalmakta ısrarı sürdürüyorlar. Tek çıkış kapısı Türkiye Süper Ligi kalmış olmasına rağmen, sadece beş galibiyetle puan cetvelinin dibine çökmüş, adı var kendi yok Galatasaray’ın. Namağlup lider Anadolu Efes karşısına sezon içi klasik toparlanma çaresi sandığı yabancılarını silbaştan değiştirerek çıktı. Euroleague’de çift maç haftası öncesi asları dinlendirme anlayışında bir 5’le başlamasına rağmen, beklendiği gibi klas farkını skora yansıtan Anadolu Efes, en baştan araya 10 sayı fark koydu ve bunu maç sonuna kadar korudu. Rotasyonda ise, giren de çıkan da tempoyu hiçbir şekilde düşürmeden, sanki karşılarında antrenman yeleği giymiş kendi B takımları varmış rahatlığında, adeta oyun taktiklerini ileriye yönelik geliştirme çalışması yaptı.

‘OLAĞAN BAŞARILILAR’

Öte yandan da maçın seyir zevki kaybolmasın diye Galatasaray’ın oyunda kalmasına müsaade ettiler! Takımın genel skor dağarcığını artırma gayretinde, birbirinden güzel ve yerinde üçlüklerindeki mükemmel şut mekaniğiyle Micic çok etkindi. Yüksek yüzdeli üçlük atarak Galatasaray’ı yenmeye yetecek kadar verimli basketbol oynayan takımın ‘olağan başarılılar’ı dışında kendini fark ettirenleri; rodrigue Beaubois ve giderek yerlerine ısınan Tolga Geçim, Sertaç Şanlı ve Buğrahan Tuncer oldular.

<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/tjOpP_CM72M" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Ey Galatasaraylı!..

Bazıları Galatasaray’ın sadece futbol kulübü olduğunu sanıyor.

Çektiğin bu eziyeti nasıl içselleştiriyorsun? Euroleague zirve takımlığından nasıl düştün bu sıradanlığa? Üç top yönlendiricisi; De Colo tercihten, Ali Muhammed ve Alex Perez sakatlıktan yokken, Kokoskov’un uzunlarla oynamayı seçtiği belli olunca, ‘nişancı kısa’ yoğun Galatasaray’ın kenar yönetiminin bayram etmesi gerekirdi. Takım toplama ama Motum, Hunter ve Yiğit’le müthiş üçlük sokuyorlar (%58). Galatasaray’ın, kulis faaliyetleri sayesinde hasbelkader işi kapmış koçu buna uyanabilse, Guduric tek başına fiziğiyle içeri yüklenerek yumuşak Galatasaray savunmasını dağıtamayacaktı.

KiMSENiN UMURUNDA DEĞiL

Direnci kırılan Galatasaray erken kopunca, Fenerbahçe 6 maç oynayacağı ocak ayı Euroleague macerası için rahat ve rakibinin son kriz yaratma çırpınışlarına pabuç bırakmadan kostümlü prova yapma şansı buldu. “Tak sepeti koluna herkes kendi yoluna” diyeceğiz ama yılların yenilmez armadasını böyle görmek üzüyor insanı. Karışanı görüşeni yok Galatasaray Basketbol Şubesi’nin! Avuç avuç oyuncu alıp oyuncu gönderiyorlar. Hesap soran yok! Basketbola Fransız yöneticiler ne soracağını bilmiyor ki sorsun. Sanki Çatladıkapı Gençlik Kulübü! Yenilmek kimsenin umurunda değil. “Çak Baba” diyen çekip gidiyor. Mektepli’den geçtim Galatasaraylı yok galiba kulüpte? En azından buradan öyle gözüküyor.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJxS0NoV3dsWCIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Sanal Oyunlar SADECE Misli.com'da! Oyun türünü seç, tahmini yap, tutarı belirle ve hemen oyna...

Yazının Devamını Oku

Moerman böyle istedi

Alışık olmadıkları 5 yabancıyla sınırlı kadrolarla çıktıkları lig maçına, pehlivanların yağlı güreş öncesi ellerini birbirine ve uyluklarına vurarak ve hafifçe sıçrayarak yaptıkları ısınma hareketi benzeri peşrevle, birbirlerini yoklayarak başladı iki takım.

Ataman’ın ilaç olarak düşündüğü gömülü savunmayı hızlı hücumla delmeyi yeğledi Kokoskov. Sayı kısırlığı çekilirken Larkin’in sahaya girmesiyle oyun birden açıldı ve karşılıklı üçlükler yağdı. Efes’in, Doğuş ve Tolga ile oynayarak dış sayı kapasitesini düşürüp gaz kestiği frekanslarda Fenerbahçe topu iyi paylaşarak oyuna yapıştı.

VESELY DEVREYE GiREMEDi

De Colo (7’de 0), Guduric (8’de 1) ve Melih vb. olağan başarılıları (!) suskun kalırken, sayı özürlü Fenerbahçe’yi sırtlamak bir süre kendini aşan çaylak Tarık Biberoviç’e kaldı.

25 sayı, 12 ribaundla double-double yapan oynayan Moerman’ın sıcak eli Fenerbahçe’nin 7 sayı barajında yakın ara giden skoru kapatmasına müsaade etmedi. Kokoskov’un tek başına Olimpiakos maçını almış Vesely’yi bir türlü devreye sokamaması anlaşılır gibi değildi.

FENERBAHÇE YETiŞEMEDi

Son çeyreği kısalarak oynayan iki takımdan Fenerbahçe, kurusıkı atarak demir döven Anadolu Efes’i yakalama noktasına 1-2 kere geldi ama cankurtaranlar Micic ve Simon pilotajında, oturmuş takım farkıyla, ligde namağlup liderliği kaptırmadı.

Sanal Oyunlar SADECE Misli.com'da! Oyun türünü seç, tahmini yap, tutarı belirle ve hemen oyna...

Yazının Devamını Oku

Mahcup olduk

Çift maç haftası tarifsiz kederler getirdi. Salı maçlarında alınan kalp kıran yenilgiler perşembemizin zor olacağının göstermişti ama gene de bu seri yenilgiler mahcup ediyor.

Efes mücadele etti ama Fenerbahçe darmadağın. Kokoskov gene “Sihirli bir butonum, değneğim yok” diyecektir. Fenerbahçe’nin sayende sahnelediği, Brecht’in müzikal tiyatrosu ‘Üç Kuruşluk Opera’ benzeri trajikomik basketbol için sihirliye gerek, yok değneğin olsa yeter koç! Yani lafını geçir kafi. Ama bu konuda büyük eksiği var. Zaten Phoenix Suns’taki kısa dönem başantrenörlüğünden kovulma sebebi de oyuncularla ilişki kuramaması. Maça gelince... Sayı yollarını bulma özürlü Fenerbahçe, ligin en iyi üçlük atan takımı Zalgiris’e maç başlar başlamaz sakalı 20 farklı kaptırdı! Bu fark oyun sonuna kadar yakamızı bırakmadı ve ‘görmez olaydık’ maçı yaralayıcı 37 farkla sonuçlandı.

SİHİRBAZ VE SICAK EL

Fenerbahçe'yi yendikten sonra İstanbul’da kalıp Anadolu Efes’i bekledi Armani Milano. Ergin Ataman, takımının ancak 77 sayı atabildiği dezavantajının üzerine giderek, ‘iyi hücum savunmada başlar’ akıllı seçimiyle sert savunmayla girdi maça. En az hata yapan, aynı zamanda en kötü ribaund alan iki takımın maçı ‘yarı saha sete set kim daha iyi atarsa’ formatında oynanınca, Milano aynen salı günü yaptığı gibi Punter ve Delaney isabetleriyle 15 önde gitti devreye. Larkin’in, takımı bozacak kadar suskun olduğu gecede Simon-Misic ikilisi ve tam saha baskı Ataman jokeriyle oyunu beraberliği getirdik. Kırabilseydik maç gelecekti ama sonları bitirme sihirbazı Rodriguez ve sıcak el Punter sevinmemize müsaade etmediler.

Yazının Devamını Oku

Avrupa’da işler iyi gitmiyor

Avrupa çapında süper yıldızlar Shane Larkin-Mike James ve Nando de Colo-Malcolm Delaney karşılıklı olarak ‘kim daha iyi’ bilek güreşine çıktılar dün akşamki maçlarımızda.

Şans eşiği ‘80 sayı üstüne çıkınca kazanmak ve 80 sayının üstünde kaybetmek’ olan Anadolu Efes, ligin en yüksek skor (ortalama 83) üreten ve en çok hücum ribaundu alan takımı CSKA Moskova karşısında bütün maçı tutuk, başı önünde oynadı. Skoru kaptırdıktan sonra çok kaçırmamıza rağmen Simon pilotajında ikili oyunlarla bir süre oyunda kaldık ama ikinci yarıdan sonra ev sahibi kaçtı gitti.

Formunun uzağında olan Larkin katkı vermek için zorlayıp başaramayınca oyun kurmayı da unutuyor ve oyundan düşüyor Efes. 11 sayı, 5 ribaund, 10 asist üreten Mike James düelloyu kazanan taraf olurken, takımını 35 sayılık farka taşıdı. Diğer tarafta Larkin 4 sayı, 1 ribaund, 2 asistte kaldı.

FENERBAHÇE’DE HERKES AYRI SAZDAN ÇALIYOR! 

Savunmasız NBA gösteri basketbolundan gelme Igor Kokoskov maç kazanacak sistemi oturtamadığından, onca keskin nişancısına rağmen ligin en az sayı atan ve maç başı 40’la en fazla ribaund veren Fenerbahçe, yüzde 42 üçlük isabetiyle lig lideri ve 82.5 sayıyla lig ikincisi olan Armani Milano karşısında geceyi lehimize çeviremeyecek kadar dağınıktı.

Bireysel beceriye endeksli Fenerbahçe, yıldızı Vesely de olmayınca, sahada eline beş benzemez gelmiş kumarbaza dönüyor! Herkes ayrı sazdan çalıyor, ortaya çıkan ise tam bir kakofoni.

Futboldaki gibi bire bir adam eksiltmeye dayalı bir düzen Fenerbahçe’ninki. Rotasyon türbülansı ile beşer beşer oyuncu değiştirince ne ritim kalıyor ne de uyum.

Ettore Messina’nın Milano’su, koç farkıyla önüne kattı bizi ve aldı götürdü maçı. Yazımızın başında bahsettiğimiz düelloculardan De Colo 12 sayısının yanına 2 ribaund, 2 asist ekleyebilirken, Delaney 7 sayı, 1 ribaund, 4 asist üretti.

Yazının Devamını Oku

Hırvatistan önünde yanlış hesap perişanlığı

Eurobasket elemelerinin tam ortasında neden koç değiştirdik anlaşılır gibi değil.

Dereyi geçerken at değiştirdik. A Milli Takım’da 2017’den beri; bir araya gelemeyen takımlar, değişen turnuva düzenleri ve farklı organizasyonlardaki çekişmeler nedeniyle zorlu bir dönemde koçluk yapan Ufuk Sarıca’nın görevine, tam da bir sonraki turda torbamızı belirleyecek hayati önemdeki Hırvatistan ve Hollanda maçlarına bir hafta kala son verdik. Hırvatistan karşısındaki kâbusu bizim gibi çaresizce
seyreden Orhun Ene’yi getiren Basketbol Federasyonu’nun akıl sır ermeyen farklı mağlubiyet olarak döndü maalesef.

Neyse ki Hırvatlar da sadece pasaportlarında ‘Hırvatistan’ yazan, bir avuç amatöre beş dakika mesafede, yıldız babaların 17 yaşındaki oğullarından oluşan, bir kadro ile gelmişti. Yıldızları Fenerbahçe’den tanıdığımız 36’lık veteran Roko Ukic. Varın gerisini siz hesap edin. Yoksa biz o kadar dağınık, birbirini ilk kez soyunma odasında gören bir kadroyla çıktığımız maçta çok daha ağır bir yenilgi alırdık.

LARKIN YALNIZ KALDI

İlk çeyrekteki 24-7’lık rakip vurgununu yerken, ilk kez milli forma giyen Shane Larkin şaşkın ördek gibi, hiçbir hasletini kullanamadan, oradan oraya savruldu durdu. Kendi sahamızda demir dövüp dururken Hırvatlar sahanın her iki tarafında ribaundlarda voleybol oynadılar. Hücum edemiyorduk ama savunma yapabilseydik bari! Ne gezer... Savunmamız da kevgir gibiydi.

21 sayı farklı girdikleri ikinci yarıda farkı korumaya çalışırken bocalamaya başladılar. Biz de yavaştan kendimize gelmeye başlayınca kaos moduna geldi maç ama sayı yapamadığımız için geri dönüş vizesi alamadık. ‘Milli Takım'da macera aranmaz’ hızlandırılmış kursu verdi Hırvatlar. Alperen Şentürk’ü kazanmamızın keyfi, bu eziyeti biraz çekilir yaptı. Yeni ekip, yeni kadro, yeni çilemiz bizim...

Misli.com'a üye ol, sanal oyun kuponu yap, 10 TL kazan! Sadece Misli'de, hemen üye ol...

Yazının Devamını Oku

Efsanemizi gönül müzemize kaldırdık

Yalçın Granit basketbol adamı falan değildi, resmen basketboldu.

Türk basketbolu çok önemli bir değerini kaybetti. ‘Duayen’ lafı Yalçın Granit için hafif kalır, kendisi parkenin ağır ağabeyiydi. Ah keşke Hidayet Türkoğlu, keşke sözümüzü dinleyip, yaşarken efsanemizin adını sezona verseydin de, gitmeden vefanı görseydi.

Her yazımı ona gönderir, gereken fırçamı yer huzura ererdim. Ağabeylerin ağabeyi sonuna kadar basketbolu koruma ve kollama görevini yaparak sonsuza çekildi. Nasıl ki; Naismith basketbolun mucidiyse, bizim basketbolumuza dair her şeyin öncesi sonrası Yalçın Granit’le başladı, onunla anlam kazandı, ismi kondu. Çift el jump shot benzeri atışı ilk ondan izledik mesela. Racing Club Paris’e giderek yurtdışında oynayan ilk Türk basketbolcu olmuştur.

KOÇLARIN ROL MODELi

Ondan ancak yıllar sonra bizim çocuklar NBA’e gider olmuşlardır. Basketbola dair yönlendirmeleri çaktırmadan yapagelmiştir. Teknik direktörlüğü daha tecrübeli, antrenörlüğü daha genç ve dinamik birinin yapması ritüelini (Granit-Nur Germen ikilisi) o başlatmıştır. Basketbol yazarlığını, tadına doyulmaz teknik-güncel hibrid yazılarıyla başlatmış, kendisinden devraldığım Hürriyet’in bu köşesinde yıllarca sürdürmüştür. Müthiş gıcığa yakın satirik sohbetleriyle basketbol koçlarının rol modeli olmuştur.

HÜSEYiN ALP’i BULDU

Yaptıkları basketbolumuzun referanslarıdır... Galatasaray ve Darüşşafaka camialarının ‘ağabeyler klanlarının’ aranan, lafından çıkılmayan patronu, Don Corleone’si olmuştu. Uzun adam sıkıntısı yaşanırken, ilk dev adam rahmetli Hüseyin alp’i kırk küsur yaşında panayır gösterileri yaparken bulup çıkarmış, çalıştırmış, basketbol öğreterek Spor Sergi Sarayı’nın snob seyircisi önüne çıkarma cesaretini göstermişti.

iLK VE SON SÖZLERi O SÖYLERDi

Duayen, guru filan lafları hafif kalır, kendisi parkenin ‘ağır‘ ağabeyiydi. Mesleği bile soyadıyla ironik; jeolog. taşbilimci yani. İğnelemeli mizah anlayışı, alaycılığa varan müstehzi eleştirel laf sokmalar, çok ‘cool’ davranışlar; Yalçın ağabey’in basketbola mirasıdır. Hepimizin harcında az veya çok ‘Granit’ vardır. Kimimizin mihenk taşıdır. Onunla konuşurken övüyor mu yoksa yeriyor mu anlayamazdın! Zamanın ruhuna uymaz, zamanı ruhuna uydururdu. Yanına kendi fikirlerinle gider onunkilerle dönerdin.

Yazının Devamını Oku

Haftayı yaşanmadı sayalım ama...

Son ve yine aday şampiyon potansiyelli CSKA’ya tek sayı ile yenilirsen bunun su götürür tarafı vardır.

 İstanbul’da hiç yenilmediğin, maç başı 10’la top çalmada ligin en hırsız takımı olmaktan başka vasat kadrolu Bayern’e baştan sona önde götürdüğün maçta son beş dakikada yenilirsen...

Üstelik hiçbir takımla F.Bahçe’yi yenememiş Trinchieri’ye ilk galibiyetini yaşatırsan kafada bir istifham belirir. Son 10 yılını Avrupa basketbolundan uzakta geçirmiş Kokoskov, efsane koçtan devraldığı, yeniden derlenmiş Fenerbahçe’de ‘bocalar’ endişelerim vardı zaten ama dün akşam maçı okuyamaması bunları katladı.

AMATÖRCE DAĞILDIK

Maça Vesely’i içerde iyi kullanarak 20 farklık giriş yaptık. Ulonavas Bayern’i teslim almamıza büyük katkı verirken, yağmur olduk yağdık. 28-9’luk ilk çeyrekten sonra koçun ikinci beşe geçmesi takımın konsantrasyonunu kaybettirdi.

2.yarıda bu gafleti değerlendiren rakip, Reynolds’la ribauntları toplayıp farkı eritti. Koçumuz maçın kaderini top elindeki De Colo ile Manitu arasındaki sevgiye bırakmanın bedelini ağır ödedi. Kadromuzun hayal ettirdiği basketbolu oynayamadan bir gece daha başımız önümüzde terk ettik sahayı.

Yazının Devamını Oku

Köprünün altından daha çok sular akar!

F.Bahçe’nin müthiş sinerjisinden dün CSKA da nasibini alıyordu ama moral bozmaya gerek yok.

 

Geçen sezon tamamlanamayan EuroLeague’in son şampiyonu CSKA’nın koçu Itoudis “Genel tablo her geçen gün daha kötüye gidiyor. EuroLeague, yarışmacı tarafını ve eşitlik anlayışını kaybediyor” derken yerden göğe haklı. Ancak virüse teslim olmamak, toplu morali dinç tutmak adına, bu diyardan gidemeyeceğimize göre bu illetle maç oynayarak mücadele etmek doğru yol. Nitekim dün akşam Rus ekibinde COVID-19 testleri pozitif çıkan ve iyileşme sürecinde olan Antonov, Milutinov, Strelnieks ve Lopatin yoktular.

WILL CLYBURN KAPTI KAÇTI! 

Atar damarlarından yoksun CSKA’ya el değiştiren beraberliklerle kafa kafaya uzatmaya giden maçtan sonra tek sayı farkla
yenildikleri için kızamıyorum. Salonda seyirci yok ama yoğuşmuş, kazanmaya odaklanmış Fenerbahçe ruhu vardı. Skorborda yansımadı ama 21 sayı üreten Nando de Colo başta olmak üzere oyuncuların gayreti, koçun akıllı yönlendirmesiyle takımın kazanma hırsı
geri geldi. Bu sinerjiden, Mike James, Shengelia ve Will Clyburn üçlüsünün taşıdığı CSKA da nasibini alacaktı neredeyse ama Clyburn gecemizin şenlenmesine müsaade etmedi. Köprünün altından daha çok sular akar... Biz önümüze bakalım.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJIbFIzb1czNiIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Yazının Devamını Oku

Çember Anadolu Efes'i sevmedi

S(a)hane Larkin, kazandıran yarısı Efes’in. Sahadaki ise takımın tekleyen diğer yarısı. Barthel’in yokluğu da F.Bahçe’nin pota altı yumuşak karnıydı.

Ataman, maç öncesi “Burası Türkiye, ben F.Bahçe’de çalışmam!” dedim demedim polemiği ve olmayan seyirciye kızgınlığından bahsedip, ortamı gerdi.

Ulanovas başlangıç üçlükleriyle, Nando’yu hapseden Doğuş’la dört kişilik hücum eden Efes’e atak üstünlüğü sağladıysa da Simon ev sahibi dengesini kurdu. Skor ortada gidip gelirken Doğuş olmayınca nefes alan Nando 10- 0’lık seriyle 2. çeyreği F.Bahçe’ye çevirdi.

Bütün ribauntları F.Bahçe alınca Ataman atarak kazanmayı tercih ederek bütün nişancılara ‘ya tutarsa’ mantığıyla yol verdi.

Ancak kime direksiyon verdiyse verim alamayan Ataman’ın ekibini çember sevmeyince set oynayan F.Bahçe küçük farkını son çeyreğe kadar korudu. Top kayıpları yordu ama bunu isabetle kapattı F.Bahçe. Son çeyrekte ufak farkını cebinde tutan misafir takım, baskıya pabuç bırakmadan maçı kazandı. 80 topun %30’unu kullanan De Colo ve Brown ikilisinin topa iyi yön vermeleri Kokoskov’un arzuladığı enerjiyi getirdi. Kokoskov önemli bir sınavı başarıyla geçti.

Yazının Devamını Oku

ULEB kendi ayağına sıktı, FIBA zil takmış oynuyor!

Bu olayın tarifi bence ‘çıkar sıkışması...’ Yıllardır ‘profesyonel basketbolun nemasını, noter görevi gören ve amatör olması gereken FIBA’nın yerine, sahipleri olan kulüpler paylaşmalıdır’ anlayışıyla yanında olduğum ULEB baltayı taşa vurdu.

Akrabanın akrabaya yaptığını akrep yapmaz insana misali, Avrupa’nın 11 büyük basketbol liginin birliği olan Avrupa Basketbol Ligleri Birliği (ULEB), kendi kurduğu EuroLeague’in organizatörü olan EuroLeague Ticari Varlıkları’na (ECA) karşı, Avrupa Komisyonu’na ‘haksız rekabet’ şikâyetinde bulundu.

DEMİREL KIS KIS GÜLÜYOR

Euroleague'in, şeffaf bir ödül süreci olmaksızın, 11 hissedar kulübün her birine uzun vadeli lisanslar (10 yıl) vermesi, ULEB şikayetinin kaldıracı. ECA ve hissedarları olan 11 kulübün EuroLeague tarafından üretilen medya hakları gelirinin yüzde 90’ını elde tutmak amacıyla diğer kulüplerin EuroLeague’e katılmasını engellemek için komplo kurduklarını iddia ediyorlar.

ULEB’e göre, EuroLeague’e ayrıcalıklı katılım hakkı, 11 hissedar kulübe kendi ulusal liglerinde haksız rekabet avantajı sağlıyor. Bu kulüpler en iyi oyuncuları alıyor, en yüksek sponsorluk anlaşmalarını elde ediyor. EuroLeague’e katılma hakkı bulamayan rakip kulüpler rekabet açısından dezavantajlı durumda. Tamam da bu it dalaşı sırasında EuroCup’un elinde şu anda mevcut 2020-21 sezonunda Türkiye’den sadece Frutti Extra Bursaspor ve Bahçeşehir Koleji kulüpleri kalırken, FIBA, Şampiyonlar Ligi ihdas ederek Galatasaray Doğa Sigorta, Darüşşafaka Tekfen, Pınar Karşıyaka, TOFAŞ ve Türk Telekom’u kaptı kaçtı! Sonuçta bu kayıkçı kavgasına FIBA Avrupa Başkanı Turgay Demirel kıs kıs gülüyor

Yazının Devamını Oku

Yarım kalan hesabı kapatma sezonu

Basketbol geri dönüp hava atışı yapılınca keyfimiz gerçekten yerine geliyor...

Ergin Ataman, “Geçen sezonun sonunda fırtınalar estiren Anadolu Efes takımını ilk hafta görmek güç olacak, tabii ki sıkıntılarımız var. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı almasına rağmen henüz Milli Takım formasıyla maça çıkmadığı için yerli statüsünde ligde forma giyemeyecek Shane Larkin 6 aydır basketbol oynamıyor. Sezon başında bazı maçları kaçırabileceğini düşünüyorum. Micic’in de bir sıkıntısı var” klasik serzenişlerini yaptı ama ilk maçında Galatasaray’a aman vermedi. Yırtıcı kimliğiyle maç başı tokat atmak isteyen rakibi karşısında ilk yarı sonunda savunma sertliğini artırarak, karar verici keskin nişancıları Micic, Simon ve ekstradan Sertaç Şanlı’nın boyalı alan katkısıyla, farklarını ortaya koydular.

Görünen o ki Anadolu Efes’in her türlü kadrosu ‘annemizin ligi’ için yeterli olacak. Kadrosunun büyük kısmını değiştiren Fenerbahçe Beko’da Zeljko Obradovic’in hücum sistemi ve setlerine sadık kalınmış. Farklı olan; kenarda tepinen, her topu kendi oynayan Obradovic’in tam tersi, “Bu nasıl Sırp kardeşim?” dedirtecek kadar ‘cool ve sakin’ bir yönetim sergileyen koç Igor Kokoskov.

SARI MİRAS SEZONU

Genel menajer Maurizio Gherardini’nin ‘sarı efsanevi miras’ (yellow legacy) ilan ettiği yeni epidemik sezona, zayıf Ormanspor karşısında alınan rahat galibiyetle başladılar. Anadolu Efes, Zenit ile, Fenerbahçe de Kızılyıldız’la evinde oynayarak Euroleague’e yumuşak bir giriş yapacak. Özellikle Efes yarım kalan hesabı kapatıp şampiyonluğu almaya yakın. Başkanları Tuncay Özilhan; “Müzedeki tek eksiği herkes biliyor. Euroleague şampiyonluğunu da elde ederek dahil olduğumuz tüm organizasyonlardaki bütün kupalara erişme hedefindeyiz” diyor ve milli gururumuz olma yolunda ilerliyorlar. Euroleague icin otoriteler kadrolarını çok kuvvetlendiren CSKA Moskova, Barcelona ve Real Madrid'e şans veriyorlar ama ben gene de Anadolu Efes'i tek geçerim... İki takımımıza da başarılar diliyorum.

Yazının Devamını Oku

Caner dışında kimse yeni icat çıkarmamış!

Futbolun olağan şüphelilerinin panoramik fotoğrafı...

Otlağa dönmüş, bakımsız kalmış çimlerde, olağan şüpheliler ne alemde diye baktım ve basket-bolsuzluktan futbol yazdım! Belli, futbola susamışlar ama teknik içerikte değişen pek bir şey yok. Caner Erkin’in şandel ekleyerek mükemmelleştirdiği asist ortaları dışında, kimse yeni icat çıkarmamış! Tek fark seyirci katkısı yok ama baskısı da olmadığından olumlu bence. Örneğin Belhanda kendini ilk defa sahasındaymış gibi hissetti. Arda homurtusuz atlattı sahneye çıkışını. Şimdi gelelim olağan şüphelilerin fotoğrafına...

Başkan ali koç büyük vizyonuyla, sonunda Fenerbahçe’yi fabrika ayarlarına geri döndürmüş, ‘Bulut’suzluk Özlemi’ni gidermiş. Koy sola Caner Erkin’i, sağa da Gökhan Gönül’ü; sen sağ ben selamet. Genel menajer Emre Belözoğlu, yardımcı antrenör de Volkan Demirel olunca ‘aziz Yıldırım şampiyonluk ruhu çağırma ayini’ne dönüşmüş yeni Fenerbahçe. Mütekaitler mangası komuta merkezinde başarılı olur mu? Ezeli rakibi aslanın kuyruğunu tramvay çiğnemişken neden olmasın!

GERÇEK SINAV BAŞAKŞEHiR 

Kent’leşme sürecinde Muhtar seçer gibi Mustafa Cengiz’in yerine başkan seçme kulislerine dalmış Galatasaray bir hayli karışık. İlk maç; Arda Turan’ın ağabeylik katkısının hiç de azımsanacak bir şey olmadığını gösterdi.. Neredeyse tamamı orta saha top hakimiyeti
yüksek oyunculardan oluşan takım için çok önemli olan pas sıklığı ve debisi artmış. Anlaşılan Arda ‘Barça tiki takasını’ çok iyi anlatmış kampta. Gerçek sınavları bu hafta Hatayspor darbeli son şampiyon Başakşehir karşısında olacak.

TARiHi FARK OLABiLiRDi

Trabzonspor, gol yiyene kadar hapis tavlası oynayarak Beşiktaş’ı ablukaya aldı. Ancak beyni sosa ve novak’ı Fenerbahçe’ye kaptıran, sörloth’u çaldıran Trabzon, takviye transferleri trondsen ve Marlon da sakatlanınca dinginliğini tamamen kaybetmiş, savunması kevgir hücumu pozisyon üretemez bir şekildeydi. Beşiktaş üzerlerine gitse tarihi fark çıkarırdı.<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiI2aTFtem5RaiIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Yazının Devamını Oku

Baştan patlatmayın topu!

Başlar mısın başlayalım mı, Karagöz’ün evini taşlayalım mı diye devam eden Hacivat Karagöz hayali perde oyunu başlama repliği ve “Sezar’ı övmeye değil gömmeye geldim” diyen Antonius’un sert ve katı kuralcı kararlılığıyla start alıyor ING Basketbol Süper Ligi.

1 Eylül’de hazırlık maçları oynanabilecek, 26’sında ilk hava atışı yapılacak. Protokoller ve koruma, kollama yönetmelikleriyle kara kitap hazırlanmış. Sanki Karagöz gibi Hacivat’ı pataklamaya baştan niyetli TBF!.. NBA’yi seyrediyorum; pandemi koşullarında, tüm iyi niyetleri ve çekici hale getirme çabalarına rağmen oyun ‘PlayStation Kovid-19’a dönmüş! Hele bizimkiler geçen yıllarda olduğu gibi naklen yayını paralı ve decoderli niş televizyon kanallarına verirlerse aşk başlamadan ölür. Seyircisiz evde tek başına ancak açık kanal kurtarır basketbolu. Zaten Anadolu Efes’ten başka spektaküler, kadrosu yıldız oyuncularla dolu takım da kalmadı.

HAZIR OLAN VAR MI PEKİ?

Yaş ortalaması 20 olan gencecik bir takımla taraftarını yeni coşkulara hazırlayan Beşiktaş, yerinde sıfırdan yapılanma ile rakiplerine scoop (atlatma) yaptı. Beşiktaş gitti Mersin’e Fenerbahçe ise tersine. ‘Ne alaka şimdi bu iki takımı karşılaştırmak?’ derseniz, annemizin ligi için çok alakalı... Daraltılan bütçesi ve vizyonu ile bindiği dalı kesen Fenerbahçe, lig için dokunulmazlığını, yitirdi. Eski yönetici Semih Özsoy her ne kadar “NBA yüzü koç (ne demekse) aldık ve kalite değil, bütçe küçüldü” diyorsa da durum tam tersi. F.Bahçe, Obradovic zamanında, annemizin liginin ulaşılmazı, yanına yaklaşılmazı idi. Eser ortada; ‘Obra’dan önce Obra’dan sonra’ diye bir milat var. Geçen sezon sonu yaşanan, gül gibi giden basketbolu yok yere probleme sokarak Avrupa’nın en iyi koçu Obradovic’i elinden kaçırma kâbusuna ‘ayağına sıkma eşiği’ denir.

ORTAYA KARIŞIK BİR DURUM

F.Bahçe, elindeki Türk kotasının en iyi ikinci iyisi Egehan Arna’yı Beşiktaş’a kaptırırken, en iyisini verebileceği dönemde gittiği yuvasına kös kös geri dönen Kenan Sipahi’yi, hem de kısa oyuncu havuzu ağzına kadar olmasına rağmen yeniden aldı. Geçen sezonun en fazla ümit vadeden oyuncusu Şehmuz Hazel’i de Kartal’a kaptırdı. Parayla alakası olmayan, konuyu bilmemekten kaynaklanan bir atlamadır bu. G.Saray’da koç Ertuğrul Erdoğan ‘Zalgiris ölümü gör gel diyor’ filmi çevirdikten sonra lütfederek (!) takımın başında kaldı. Ortaya karışık bir takımla durumu idare ederler ve ligde genel kalite kaybı yaşandığından pek çok takıma kök söktürürler.

Yazının Devamını Oku

Eskiye mazi derler...

Aşamazsan gazi olursun... “Yenisini çıkartacağımdan eskisinin hükmü yoktur”... Yerel gazeteye motomot bunu yazan bir ilan vermeden yeni hüviyet çıkartman mümkün değildi eskiden.

Eski alışkanlıkla ben de diyorum ki; Yeni koçu işbaşı ettiği için artık Obradovic’li efsane günlerden bahsetmenin alemi yoktur...

Ne güzel olurdu değil mi bir gazete ilanı ile konuyu kapatabilsek...Oysa Romalı konsül Publilius; “Laus nisi oritor, etiam vetus amittitur/ Yeni olgular yaratılmadıkça, eskilerde yitirilir” der. Yorulmayın sizin için tercüme edeyim. Yedi senede Obradovic’in yarattığı Fenerbahçe efsanesi üzerine çıkamaz...

Gerekçeniz ne olursa olsun, ilk 8 dışında kalırsanız, topa tutulursunuz... Ayrıca pek de gerekçeniz yok... Baksanıza Fenerbahçe’de futbolla basketbolun bütçeleri eşitlenmiş. Fenerbahçe taraftarları son yıllarda 30 milyon Euro civarında dolaşan basketbol bütçelerinin düşüşüne en az Obradovic’in gidişi kadar üzülmüştü. Ama yine de fena olmayan bir bütçeye sahip olan Fenerbahçe basketbolda kadrosunu 20 milyon Euro civarına kurdu.

HANİ BASKETBOL YÜKTÜ?

Takımın tüm harcama bütçesinin yaklaşık 20 milyon Euro civarında olacağı daha önce çıktığı televizyon programlarında bizzat başkan Ali Koç tarafından açıklanmıştı. Bugün ki ekonomik koşullarda ‘adam olana çok bile’. · Bana göre bu hava daha hoş ama... Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? TFF tarafından açıklanan harcama limitleri sonrası şu anda Fenerbahçe futbol takımının harcayabileceği toplam meblağ basketbol bütçesinin altına düşmüş durumda.
Basketboldaki bütçe aşağı yukarı 160 milyon TL olurken futbol takımına sadece 154 milyon TL harcama limiti belirlendi. Bu limitin içine bütün maaşlar ve bonservis ücretleri dahil olacak. Futbol ile basketbol bütçelerinin hemen hemen eşitlenmiş olması hatta basketbolun az bir farkla öne geçmiş olmasıyla ezeli kulüpler arası rekabetin (FB-GS) branşlar arası rekabete dönüşeceğini gösteriyor ki....Yılların futbol kulübü Fenerbahçe bunu nasıl karşılar bilinmez.

Yazının Devamını Oku