Uluslararası sistem ve Türkiye'nin 'dış' politikası - 1

Türkiye'nin gündemi her zaman içinde yer aldığı coğrafyanın koşullarının etkisinde kalmıştır.

Haberin Devamı

Karadeniz, Kafkasya, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz havzası bu etkileşimin önde gelen parametrelerini oluşturur. Ortadoğu ve Doğu Akdeniz bu bağlamda diğer ikisinden hep birkaç adım önde yer almıştır. Bugün de öyle olmaya devam ediyor.

 

Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da yedi yıl önce başlayan Halkların Uyanışı dalgası Suriye'ye ulaştığından beri sınırlarımız etrafında  görülen gelişmeler Türkiye'nin bölgeye ilişkin gündeminin belirlenmesinde önem kazandı. Suriye odaklı gündeme dayalı gelişmeler de Türkiye'nin dış politikasının parametrelerinde şiddetli sarsıntılar oluşturuyor.

 

Bu sarsıntılar Türkiye'nin NATO başta olmak üzere ittifak ilişkilerini ve müttefikleriyle ikili ilişkilerini etkiliyor. Aynı şekilde, Avrupa Birliği ile olan ilişkilerine de olumsuz yansımalarda bulunuyor. Üstelik, Türkiye'nin dış politikasında alışılmadık bir sapma göstererek İran ve Rusya gibi bölge ülkeleriyle yakınlaşmasına yol açıyor. Bu yakınlaşma da NATO, AB ve müttefiklerle ikili düzeydeki ilişkilerde görülen genel olumsuzluğu daha da pekiştiriyor.

Haberin Devamı

 

Türkiye'nin ABD ile olan ilişkilerinde görülen inişli-çıkışlı seyir 2003 yılından beri güçlü bir dalgalanmanın etkisinde. Irak'ta başlayan bu dalgalanma, Suriye sorunsalı sebebiyle son zamanlarda daha da hızlandı. Bugün Türkiye-ABD ilişkilerinde gerginlik yaratan bir çok dosya var. Gün geçmiyor ki bu dosyaların yarattığı olumsuzluklar Ankara'nın serzenişlerine yol açmasın.

 

Türkiye-ABD ilişkilerinin en önemli dosyalarından birini ABD'nin PYD/YPG'ye verdiği destek oluşturuyor. Son olarak da, Suriye'de 30.000 kişilik bir sınır muhafızları ordusu oluşturulacağı dedikoduları bu dosyaya ilişkin alarm tellerini iyice gerdi. Hızlı bir görüşme trafiği yaşandı. Brüksel'de ve Kanada'da Genelkurmay Başkanı ve Dışişleri Bakanı'nın yaptıkları görüşmeler ortalığı biraz olsun yatıştırır gibi göründüyse de, gerginlik potansiyeli sürüyor.

 

Türkiye'nin Afrin'e bir harekat başlatacağı söylentileri ve bunun işaretlerini oluşturan hazırlıklar hızla sürüyor. Bazı çevrelerde bu harekat da Türkiye-ABD ilişkilerini etkileyecek bir unsur olarak görülüyor. Oysa Türkiye'nin Suriye'ye bakışında iki önemli faktör rol oynuyor: ulusal güvenlik ve iç politika.

Haberin Devamı

 

Dış politika ile ilgili olarak atılan adımların iç politika ile bağlantısı olduğu algısı o kadar güçlü ki, Türkiye'nin ulusal güvenliği ile ilgili hamleleri dahi samimiyeti ve gerçekliği hakkında soruların belirmesine yol açabiliyor. Bu algının değişmesi Türkiye'nin inanılırlığını ve güvenilirliğini yeniden eski seviyesine yükseltebilecek en önemli gelişme olacaktır.

 

Dış politika, her ne kadar ulusal çıkarlardan hareket eden ve çevre faktörlerinin de etkisiyle genel parametreleri belirlenen bir  alan ise de, uluslararası konjonktürden bağımsız olarak düşünülemez. Bu konjonktürü etkileyen unsurlar arasında ABD'nin dış politikası ve dünyaya bakışı da ön sıralarda gelir.

Haberin Devamı

 

Donald Trump'ın başkan seçilmesiyle birlikte ABD'nin dış politikası ve dünyaya bakışında da inişli-çıkışlı bir parabol eğrisi görülmeye başlandı. ABD'nin müttefikleri başta olmak üzere, tüm dünyada Vaşington'un dış politika karar ve uygulamalarında görülen çelişkili uygulamalar ve farklı kaynakların belirttikleri farklı politikalar kafaların karışmasına yol açıyor. Bu durum uluslararası ilişkilerin öngörülebilir parametrelerinde de bir tür bilinmezlik oluşmasına yol açıyor.

 

Son olarak Trump'ın geçen yılın sonunda açıkladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi bu karmaşayı pekiştirdi. Bu strateji belgesinde Trump'ın seçim kampanyası sırasında dile getirdiği söylemlerin ve seçilir seçilmez hemen uygulamaya çabaladığı politikaların  yerine ABD'nin geleneksel küresel dış politika uygulamalarının bilinen ögelerinin yer aldığı görüldü.

Haberin Devamı

 

Uluslararası konjonktürün yeni özelliği önümüzdeki dönemde  dünyaya çok kutuplu ilişkilerin damgasını vuracağı yönünde. ABD'nin ulusal güvenlik strateji belgesinde de Rusya ve Çin ile olan ilişkiler bu bağlamda tanımlanıyor. Ancak Çin, Rusya'ya oranla daha çok öne çıkarılıyor.

 

Uluslararası etki alanları yaratma mücadelesinin Asya ve Pasifik düzlemine kaydığı görüşleri uzun süredir uluslararası ilişkilerle uğraşan akademik çevrelerde dile getirilmekte. ABD stratejik belgesinde vurgulanan farklılık ise, Avrupa'nın da artan biçimde yeni bir ilgi ve etki alanı haline gelmekte olduğu. Bu açıdan bakıldığında, örneğin Çin'in Avrupa ile olan ilişkilerini geliştiren adımlar attığına ve bunları hızla hayata geçirdiğine ilişkin tespitler dikkati çekiyor.

Haberin Devamı

 

Türkiye'nin dış politika uygulamalarını ve özellikle Avrupa ile olan ilişkilerini bu gelişmeler çerçevesinde okuyabilmek, dış politikamızın temel parametrelerini bu tespitler doğrultusunda tanımlayabilmek ve çok kutuplu uluslararası sistem içinde Türkiye'nin konumunu bu verilerden hareketle belirlemek giderek önem kazanıyor. Bu konuyu gelecek yazımda ele alacağım.

Yazarın Tüm Yazıları