Irak'ta 26 eylül'de ne olacak?

Irak'ta Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) referandum kararı ile ilgili olarak fikir beyan eden ülkelerin çoğunluğu bu karara  karşı olduklarını ve referandumun yapılmasını sakıncalı bulduklarını dile getirdiler.

Haberin Devamı

Irak hükümeti kararın anayasaya aykırı olduğunu ve sonucunu tanımayacağını ifade ederek referandumun yapılmasını doğru bulmadığını belirtti. Hatta, Bağdat yönetimi daha da ileri giderek, referandumun şiddetle sonuçlanması halinde askeri müdahalede  bulunacağını çekinmeden vurguladı.

Şiddet olabilir mi? Kerkük'te başta Türkmenler olmak üzere referanduma karşı olan çeşitli grupların bulunduğu biliniyor. Bu gruplar sandığa gitmemek yerine sandığa gidenleri engellemek gibi eylemlere girişirlerse "şiddet" olasılığı yüksek. Böyle bir durumda Irak hükümetinin askeri müdahalede bulunması halinde ise Irak'ta yepyeni bir gerginlik ile karşı karşıya kalınabilir. Bu gerginlik, aslında Irak hükümetinin de tercih etmeyeceği bir gelişme olmalı. Zira gerginlik bir etnik iç mücadeleye doğru evrilebilir. Bununla beraber, Irak hükümeti tutumunu bu şekilde  dile getirdiğine göre, risk büyük.

İran, referandumun yapılması halinde IKBY'ne karşı ambargo uygulamaya başlayacağını resmi olarak açıkladı. 24 Eylül tarihinden itibaren, İran hava sahası üzerinden Süleymaniye ve Erbil'e hava ulaşımı engellendi. Referandumun gerçekleşmesi halinde İran kara sınırı kapılarını da IKBY'ne kapatacağını açıkladı. Demek ki, referandum İran tarafından ciddi bir ambargo ile IKBY'nin baskı altına alınması sonucunu doğuracak.

Türkiye referandumun iptalini istedi. Hatta, referandumun yapılmasının bir "savaş sebebi" olarak görüleceğini dile getiren çevreler dahi oldu. Bu söylem tabii ki çıtayı yükseltti. Önce sınırda askeri tatbikatlar başladı. Ardından 27 Eylül tarihinde yapılması öngörülen Milli Güvenlik Konseyi toplantısı 22 Eylül tarihine alındı ve toplantının sonunda yayımlanan bildiride IKBY'ne yönelik bir dizi uyarıda bulunuldu.

Ardından yapılan Hükümet toplantısında da aynı kararlar tekrarlandı, Türkiye'nin ikili ve uluslararası anlaşmalardan doğan haklarının saklı bulunduğu vurgulandı. Bunların ardından ise Türkiye Büyük Millet Meclisi 30 Ekim tarihinde süresi bitecek olan ve hükümete sınır ötesine asker gönderme yetkisi veren kararının süresini uzattı, dolaylı olarak bu karar üzerinden IKBY'ne bir uyarı daha yapmış oldu. Bir haftayı aşkın bir süredir sınırda sürdürülen askeri harekatların dozu da sürekli olarak yükseltiliyor, sınır bölgesinde tahkim artıyor.

ABD, İngiltere, Fransa gibi önde gelen ülkeler de referandum kararını eleştirdiler. ABD, referandum kararının özellikle Irak'ta IŞİD'e karşı sürdürülen mücadeleyi olumsuz etkileyeceğinden duyduğu endişeyi dile getiriyor. Böyle bir olumsuzluk, Irak ordusunun IŞİD ile mücadele yerine IKBY ile mücadeleye başlaması halinde söz konusu olabilir. Demek ki, ABD de Irak'ta bir etnik iç çatışma riskinden çekiniyor.

IKBY'nin referandum kararına sadece iki ülke karşı çıkmadı: İsrail ve Rusya. İsrail kararı desteklediğini açıkladı, Rusya ise Irak'ın toprak bütünlüğünü desteklediğini ancak referandum kararının Irak'ın iç meselesi olduğunu vurguladı.

Bütün bu gelişmelere ve bütün bu karşı tutumlara rağmen IKBY'de referandumun yapılmasından neden vaz geçilmediği bir türlü anlaşılamıyor. Sanılıyor ki, Mesut Barzani bu uyarıları dikkate alır ve referandumu ertelerse "doğru bir davranış" içinde bulunmuş olacak. Referanduma karşı çıkan tüm çevreler bu karşı çıkışlarını kendi siyasi tutumları ve çıkarları açısından bu kadar güçlü şekilde ortaya koyabilirlerken, Barzani'nin de bir siyasetçi olduğunu ve geri adım attığı takdirde siyasi yaşamının sona ereceğini bir türlü anlayamıyor ve kabul edemiyorlar.

Öte yandan aynı çevreler, IKBY'ye karşı takınılan tavrın ve kullanılan söylemin uyarı ve tehdit dozu arttıkça, bu davranışın IKBY içinde farklı görüşlerde olan grupların kendi aralarındaki görüş farklılıklarını aşmalarına yol açtığını göremiyorlar. Nitekim, daha önce Kerkük'te referandum yapılması konusunda tereddüt gösteren Kürdistan Yurtsever Birliği'nin son olarak bu şehirde de referanduma destek vermesi ve taraftarlarına sandığa giderek evet oyu kullanmalarını telkin etmesi bunun en açık örneğini oluşturuyor.

Referandum ertesinde, 26 Eylül tarihinde Irak bölünmeyecek ve toprak bütünlüğü zedelenmeyecek. Ortaya yeni bir bağımsız devlet de çıkmayacak. Ancak referandum karşıtı söylemlerin eylemlere dönüşmesi ve referandum ertesi durumun akılcı şekilde yönetilememesi maalesef Irak'ın geleceğini tehdit edecek en önemli gelişme olacak. Diplomasi ve aklıselimin yeniden dikkate alınacağı günlerin gelmesini beklemekten başka çare yok...

Yazarın Tüm Yazıları