AB ile tamam mı devam mı?

Bu başlık bugünün sorusu olarak öne çıkıyor. Sebebi, bugün Brüksel'de Avrupa Birliği ülkelerinin liderler zirvesinin başlayacak olması. 19-20 Ekim tarihlerinde yapılacak olan zirvede birçok konunun yanı sıra elbette Türkiye konusu da ele alınacak. Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin zirve gündeminde yer alması da Türkiye'den bakıldığında meseleyi bu derece basite indirgeyen bir soru haline dönüştürüyor.

Haberin Devamı

Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin tarihi çok uzun. Bu uzun tarihe bakıldığında ve bugünün koşullarında Türkiye'nin varmak istediği "AB'ye tamüyelik hedefi"ne de oldukça uzak olduğu düşünüldüğünde, bu defa artık AB'nin Türkiye'yi üye yapmak isteyip istemediği konusuna netlik getirmesi, Türkiye'yi daha fazla oyalamaması gerektiği söyleniyor. Türkiye'nin bu soruyu sorarken bir alternatif planı olması gerekir. Oysa böyle bir plan yok. Dolayısıyla, soru da bir blöf olarak algılanmaktan öte bir etki yaratmıyor.

 

2017 yılının başından beri Türkiye'nin AB ile olan ilişkileri adeta bir salamın dilim dilim kesilmesi örneğinde olduğu gibi azalıyor. Üyelik müzakerelerinin dondurulmadığı ileri sürülüyor, ancak herhangi bir ilerleme olmadığı ve yakında da olacağına dair bir işarete rastlanmadığı için pratikte ilan edilmemiş bir dondurulmadan söz edilebilir.

Haberin Devamı

 

Üyelik müzakereleri, bu müzakereler sırasında ele alınan konu başlıklarının, ki bunlara fasıl deniyor, tamamının açılması ve üzerinde görüşmeler bitirildikten sonra da kapatılmasını gerektiriyor. Bizim müzakerelerde bu sona ulaşabilmek mümkün değil zira birçok faslın açılması engelleniyor. Engellemeye sebep olan AB üyelerinin başında da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi geliyor.

 

Brüksel'den "Fasıl açamıyoruz, gümrük birliğini güçlendirelim" teklifi gelince bu defa Türkiye ilişkilerin sürdürülebilirliğini sağlayacağı ümidiyle gümrük birliğine sarılmıştı. Ancak başta Almanya olmak üzere birçok AB üyesi ülke bu konuda da herhangi bir adım atılmasını öngörmüyor. Esasen, gümrük birliğinin yeniden gözden geçirilmesi AB ile ABD arasında Trans-Atlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) görüşmeleri yapılsaydı Türkiye için önem taşıyacaktı. Donald Trump heryerden çekildiği gibi ABD'yi TTIP müzakerelerinden de çekince, olan Türkiye'nin gözbebeği gümrük birliğine oldu. AB ile artık bu konu da gündemde değil.

 

Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin son birkaç yıldır gündeminde olan "Vizesiz Avrupa'ya seyahat" beklentisi de suya düştü. Türkiye bu konuda tamamlaması gereken kriterleri yerine getiremediği için AB'nin vize uygulamasına son vermesi mümkün olamıyor.

Haberin Devamı

 

Peki ne olacak? AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin geleceğini, kendisini ve ulusunu ne kadar rencide edersek edelim, yine de Almanya Başbakanı Angela Merkel belirleyecek. Almanya'da 24 Eylül'de yapılan parlamento seçimlerinden sonra yeni hükümetin kurulması için görüşmeler de bu hafta sonu başlıyor. Görünen o ki, en ağırlıklı olasılık Hristiyan Demokratlar Birliği, Yeşiller Partisi ve Hür Demokrat Parti arasında bir koalisyon hükümetinin kurulması. Bu koalisyon hükümetinin başkanlığını Merkel üstlenecek.

 

Konu Türkiye olunca, Merkel'in içeride de dışarıda da işi zor. Merkel'in kendi partisinde de, olası koalisyon ortağı Yeşiller Partisi'nde de Türkiye'ye yaptırım uygulanmasını savunan parlamenterler var. AB içinde ise, Türkiye'ye yaptırım uygulanmasını savunan bazı üye ülkeler var. Merkel bunların tümüne göğüs germeye hazırlanıyor.

Haberin Devamı

 

Merkel, Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliğinin gözden geçirilmesi konusunun artık gündemde olmadığını daha önce belirtmişti. Dolayısıyla, bu konunun Brüksel'de görüşülmesi beklenmiyor. Merkel'in Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakerelerinin dondurulmasına yönelik bir karar alınmasına da sıcak bakmadığı belirtiliyor. Bu da mevcut durumun resmi bir politikaya dönüştürülmeyeceği anlamına geliyor. Zaten donuk durumda olan üyelik müzakereleri buzdolabında kalmaya devam edecek.

 

Görünen o ki, Almanya AB'den önümüzdeki yılın ilkbahar aylarında Türkiye'nin AB'nin üyelik kriterlerine uyum için gerekli standartlardan ne kadar uzaklaştığının belirlenmesi için bir rapor hazırlanmasını isteyecek. "Uzaklaştığı" demek gerekiyor, zira Türkiye 2005 yılında bu kriterleri, yani Kopenhag kriterlerini yerine getirdiği için üyelik müzakerelerine başlayabilmişti. Bugün o zaman bulunduğu yerin çok gerisine düştüğü algısı böyle bir raporun hazırlanması talebine zemin oluşturuyor.

Haberin Devamı

 

Yarın öğle saatlerinde sona erecek olan Brüksel Zirvesi'nden Türkiye ile ilgili kesin bir karar çıkması beklenmiyor. Rapor hazırlanmasına yönelik bir karar çıkması halinde ise elbette Türkiye'nin bu raporun olumlu bir dille yazılmasına katkıda bulunması için bazı adımlar atması, örneğin Türkiye'de hukuk devleti uygulamalarının eksikliği hakkında duyulan kuşkuların ortadan kalkmasına zemin hazırlaması önem taşıyor. Böyle bir zeminin hazırlanması için 2018 yılının başında acaba OHAL'in bir daha uzatılmaması gündeme gelebilir mi? Dolayısıyla, AB'ye "devam" derken OHAL'e "tamam" denebilir mi? Ne önemli soruymuş bu "Tamam mı devam mı?" sorusu...

 

Yazarın Tüm Yazıları