Umut Fırat Eroğlu

Umut Fırat Eroğlu

Yapay zekânın ‘astarı yüzünden pahalı’ mı?

Güncel bir araştırmaya göre yapay zekâ yatırımı yapan şirketlerin büyük bir kısmı gelirlerinde henüz sıfır büyüme görebilmişler. Şirketler maliyetleri kısmak için yapay zekâ ajanlarına sarılsa da ortaya çıkan ‘dijital çöp’ü temizlemek yine insana düşüyor.

Haberin Devamı

Üç kelimeyle dünyaları anlatan cümlelere hayranlık duyarım. Başlıktaki bunlardan biri. Geleceğin teknolojisi bile olsa astar meselesi hiç değişmiyor. Yapay zekânın ekolojik maliyeti hakkında çokça yazılıp çizilse de veri merkezlerine toprak kaptırmamak için mücadele eden Amerikalı çiftçiler dışında kimin durumu gerçekten umursadığını bilmek kolay değil. Ancak hevesle yatırım yapan kurumsal şirketlerin kâr hanesinde değişim olmayınca; üstelik yapay zekâ maliyeti, ‘token’lar diye yeni kalemler ortaya çıkınca, bir şeylerin değişmeye başlayacağını öngörebiliyoruz.

Yapay zekânın ‘astarı yüzünden pahalı’ mı

Robot almaya benziyor

ABD’nin saygın teknoloji enstitüsü MIT’nin yayımladığı güncel araştırmaya göre yapay zekâ yatırımı yapan şirketlerin büyük kısmı gelirlerinde henüz sıfır büyüme görebilmişler. İş dünyasında yatırım yapınca bir an önce ‘işe yaramasını’ ve gelirlerinize fayda etmesini beklersiniz. Bilişim sektöründeki firmalar ve bilişimle doğrudan bağlantılı (komünikasyon, finans vb.) kurumlar için yapay zekâya adapte olmak, kabaca fabrikaya robot almaya benziyor. İnsan maliyetlerinden kısabilmek ve daha seri üretime geçebilmek beklentisiyle yatırım yaparsınız; çünkü ürün size öyle tanıtılmış, öyle satılmıştır. Asırlardır insanların yürüttüğü karmaşık bilişsel görevleri devralma marifeti, elbette montaj yapan makinelerle kıyaslanmaz. Ancak kod yazan uzmanlar için yapay zekâ ajanları, daha çok robot hizmetçilere benziyor. Sorunlardan bir diğeriyse, robotların bazen ortalığı temizlediğinden fazla dağıtabilmesi. Workslop yani ‘iş çöpü’ fenomeni, yapay zekâyla ortaya çıkan gündem terminolojisine katılırken, yazılımcıların çektiği derdin adıysa ‘brain fry’ konmuş; bizim deyişle ‘beyin yanması’. Birden fazla ajanı yöneten mühendislerin kodlama kalitesini de korumaya çalışırken yaşadığı zihinsel yorgunluğa deniyor. Bir kod ekranının neye benzediğini daha önce görmediyseniz internet tarayıcınızda ctrl+u yapın, aynısından birkaç tane düşünün, yanık kokusu burnunuza kadar gelebilir.

Haberin Devamı

Yapılan araştırmada, yönetimdekilerin yapay zekâ sayesinde kayda değer zaman kazanabildiği görülürken yönetici görevi olmayan beyaz yakalıların yüzde 40’ının mesailerinde hiçbir kazanım olmadığı gözlenmiş. Operasyonel maliyetlerin artmasıysa bilhassa yapay zekâ hizmeti sunanları ilgilendiren bir problem. Claude’un yaratıcısı Anthropic, Claude Code uygulamasının günlük maliyetinin çalışan başına 6 dolar olacağını hesaplamıştı, ancak realitede bu maliyetin 13 dolara çıktığı belirtildi. 2026 sonuna kadar dünyada bilişim harcamalarının yüzde 13,5 oranında artacağı hesaplanıyor ve bunun önemli bölümünü veri merkezi maliyetleri oluşturuyor. Microsoft GitHub Copilot gibi sektör lider-
lerinin aylık sabit ücret yerine kullanım bazlı fiyatlandırmaya geçeceği haberler arasında. Böyle olması en azından bilişim dünyasında sınırsız yapay zekâ desteği kavramının zamanla ortadan kalkması anlamına geliyor. Peki, bunların hepsi bir ‘yapay zekâ balonu’ teorisini destekler mi? Biraz evet, biraz hayır; çünkü yapay zekâ, maliyeti ne olursa olsun hayatımızdan çıkmayacak. Önemli olan, teknolojinin emekleme aşamasını dünyaya stres yaratmadan nasıl geçireceğimiz. Elektriğin keşfedildiği ilk 50 yıl boyunca maliyetinin çok yüksek olması, haneler için lüks sayılması ve sadece sanayide kullanılması iyi bir örnek. Tarih bize de aşağı yukarı 10 yıl yazsa... Öyle görünüyor ki gelecekte yapay zekâya aylık abone olmak yerine, veri merkezinden sayaç taktırmamız gerekecek!

Haberin Devamı

Yapay zekâdan beklenen verimlilik sıçraması, kimi ofislerde yerini ‘workslop’ adı verilen işletme açmazına bıraktı. Bu kavram; otomasyonun hızlı ama kalitesiz, çoğu zaman hatalı ve işlevsiz üretimini tarif ediyor. Şirketler maliyetleri kısmak için yapay zekâ ajanlarına sarılsa da, ortaya çıkan ‘dijital çöp’ü temizlemek insana düşüyor. Araştırmalara göre, en gelişmiş dil modelleri bile dünyadaki ofis görevlerinde ancak yüzde 30’luk başarı oranına sahip. Böyle olunca çalışanlar yapay zekânın hatalarını denetlemek ve düzeltmekle daha fazla vakit kaybedebiliyor. ‘Vibe coding’ yapan mesai arkadaşlarının yardım talebini geri çeviremeyen IT birimlerinin yükü daha artıyor.

Haberin Devamı

Kontrolsüz yük

Yapay zekâ ekonomisinin temel para birimi ‘token’lar, şirketler için kontrolsüz finansal yük haline gelmeye başladı. Kurumsal modellerde yapay zekâya verdiğiniz her komut (prompt) ve aldığınız her yanıt kelimelere, hatta hecelere bölünerek bu dijital jetonlarla ücretlendiriliyor. 1.000 token=750 kelime gibi. Yoğun kullanımda küçücük birimler devasa maliyetlere dönüşebiliyor. Bunun en somut örneği Uber’de yaşandı; şirketin CTO’sunun, yoğun token tüketimi nedeniyle 2026 yılı için ayrılan tüm yapay zekâ bütçesini yıl bitmeden tükettiği belirtiliyor. Sabit abonelik ücretlerinden ‘kullandığın kadar öde’ modeline geçilmesiyle şirketler artık her satır kodun ve veri sorgusunun maliyetini hesaplamak zorunda kalacak.

Yazarın Tüm Yazıları