Umut Fırat Eroğlu

Umut Fırat Eroğlu

Şifa bu maçlar, şifa!

Tam da Dünya Kupası maçlarının başladığı günlerde biliminsanlarından çok iyi bir haber geldi: Takım sporlarının müsabakalarını izleyenlerin depresyon oranı düşüyor. Üstelik statta olmanıza gerek yok, televizyondan bile spor izlemek bize iyi geliyor.

Haberin Devamı

Şöyle bir söz vardı: “Antidepresan olarak futbol”... Başta futbol, basketbol, beyzbol, voleybol gibi takım oyunları için söylenen bu sözün doğruluğu herkesçe malum olmalı. Maça giden, maç izleyen insanlar, takımları kazansa da kaybetse de vücutlarındaki stresi azaltıyor. Şimdiyse nihayet bu fenomenin doğruluğu bilimsel araştırmalarla kanıtlandı. Futbolun ‘iyi geldiğine’ şüphe yok, üstelik kimi bulgular sanılandan daha ilginç.

Şifa bu maçlar, şifa

Kısaca ‘maç’ diyelim; öyle doğal bir antidepresan ki, insan psikolojisine etkisini çok kapsamlı araştırmak mümkün: İngiltere’de Kültür, Medya ve Spor Bakanlığı’nın direktifiyle başlatılan, Anglia Ruskin Üniversitesi tarafından yürütülen güncel araştırma, 15-80 yaş aralığındaki 7 bin 209 kişiyle gerçekleştirilmiş. Ülkedeki en kapsamlı araştırmanın kapsamına kasabalardaki amatör karşılaşmalar da dahil edilmiş. Bulgulara göre yılda en az bir maça giden kişilerin, gitmeyenlere göre kendi yaşamlarında daha çok tatmin oldukları, hayatı yaşanmaya değer buldukları ve diğerlerine göre daha az yalnız hissettikleri ortaya çıkmış. Güncel sonuçlar daha önce Japonya’da yapılan 21 bin kişilik bir çalışmayla, ABD ve çeşitli ülkeleri kapsayan bir başka araştırmayla da örtüşüyor. Hepsinin ortak noktası maç izleyenlerin depresyon oranının daha düşük çıkmasıyla birleşiyor. Stadyumun mahşeri enerjisi bambaşkadır... Fakat ekranda maç seyredenlerin de yine hiç izlemeyenlere göre genel olarak daha iyi hissettikleri doğrulanıyor. Üstelik izleme frekansı arttıkça depresif semptomlar daha da geriliyor.

Haberin Devamı

Hormon kokteyli

90 dakika boyunca heyecanlanıp, üzülüp çılgınca sevinerek endorfin ve adrenalin dolu duyguları yaşayınca insan şifalanıyor elbette. Üstüne bolca dopamin ve kazandıktan sonra yayılan serotonin de işin kaymağı... Duygularını her zaman kolay ifade edemeyen birçok kişinin maç sırasında kendinden geçmesi de böylece rahat anlaşılabilen bir durum. İnsanların kendilerini genel anlamda iyi hissetmelerini (well-being) baz alan İngiltere’deki araştırmada ortaya çıkan en kıymetli bulguysa karşılaşmaları izleyen toplulukla ilgili. Maç seyreden ve takım tutan insanlar bireysel olarak yaşanan sağaltım ve deşarj olmanın ötesinde, bir grubun, topluluğun parçası olmaktan dolayı kendilerini iyi hissediyorlar. Hele ki milli takım... Bütün ülkeyi ve bir coğrafyayı kapsadığında, aidiyet duygusu gittikçe büyüyor, güçleniyor...

Haberin Devamı

Şifa bu maçlar, şifa

Biliminsanlarına göre bu ‘iyileşme’ insanın hayatta kalma ihtiyacıyla doğrudan ilgili. İnsan, sosyal varlık olarak bir topluluğun içinde aynı duygularla, benzer frekanslarla eşleşince kendini daha korunaklı ve bağlantılı hissediyor. Güzelliği de burada... Bugünden itibaren bir ay boyunca futbolda her duyguyu birlikte yaşayacağız... Ve sonunda, toplumca biraz kendimizi sağaltıp, birbirimize daha ‘iyi’ olup yine biz kazanacağız!

Düaliteye dikkat!

Her şeyde olduğu gibi evrendeki düalite, yani ‘zıtlıkların birliği’ kavramı spor karşılaşmalarında da kendini gösteriyor. Özellikle futbol gibi maskülen enerjinin yoğun olduğu sporlarda fanatizm veya sahadaki aşırı hırs, yoğun strese yol açarak olumlu etkiyi tamamen tersine de çevirebiliyor. Dünya Kupası gibi bütün ulusları heyecanlandıran turnuvalar, bir toplumu birbirine yaklaştırdığı gibi rakip ülkelerin taraftarları arasındaki mesafeyi de büyütebiliyor.

Haberin Devamı

Arda’ya söyleyin:  Yeni top ‘o kadar uzağa’ gitmeyebilir!

1970 yılından beri Adidas tarafından geliştirilen Dünya Kupası topları yaklaşık 20 yıldır tam bağımsız bir bilim komitesi tarafından inceleniyor. Çoğunluğu Japon, ABD’li ve Koreli akademisyenlerden oluşan heyetin saygın MDPI Enstitüsü’nde yayımladığı rapora göre yeni top Trionda’nın aerodinamik yapısında bir dizi önemli iyileştirme yapılmış. Öte yandan rüzgâr türbinlerindeki denemelerde topun eski modeller kadar uzağa gitmeyebileceği anlaşılmış. MIT Technology Review dergisine konuşan heyet üyesi Prof. John Eric Goff’un açıklamalarına göre Trionda, aşırı uzun mesafelerin karşılığını beklendiği şekilde vermeyebilir. Ancak temiz bir tekniğin hakkını iyi vereceğini ve öngörülebilir uçuşları ödüllendireceğini söyleyen Prof. Goff, “Topun gidişindeki değişikliği görmek için ilk bakacaklarım kaleciler, uzun pas veren defanslar ve uzak mesafeye top atabilenler olacak” diyor.

Haberin Devamı

Şifa bu maçlar, şifa

Futbol topu denince akla ilk gelen, aslında televizyonda rahat görülmesi için tasarlanan damalı Telstar, ikonik deseniyle turnuva toplarına yıllarca ilham veren Tango, pürüzsüz yüzeyiyle falso tartışmaları yaratan Jabulani... 1970’lerden beri futbol kültürüne doğrudan etkisi olan Dünya Kupası toplarının arasına bu yıl katılan isim Adidas Trionda, ısıl bağlantılı yüzeyi ve geliştirilen dokunma sensörüyle dikkat çekiyor. Trionda’nın dört yüzeyinden birindeki 14 gramlık kablosuz verici; futbolcunun topa vurma şiddetini, topun dönüş hızını ve süratini bildiriyor. Mikro-pille çalışan sistem, topun sahadan önce şarj edilmesini gerektiriyor.

Yazarın Tüm Yazıları