Umut Fırat Eroğlu

Umut Fırat Eroğlu

Kim beynini ‘yükseltmek’ ister?

Doğanın mucizesi olarak görülen insan beyni dünyadaki en gelişmiş bilişsel organ olarak biliniyor. Beyin hücrelerinin de tüm Güneş Sistemi’ndeki en ileri düzey mikrobiyolojik yapı olduğu düşünülüyor. Fakat Silikon Vadisi girişimcileri için belli ki bu kadar iyi olmak yeterli değil.

Haberin Devamı

Sadece geçen yılda nöroteknolojik girişimlere yapılan yatırımların 4.8 milyar dolara ulaşması, Beyin-Bilgisayar Arayüzü (BCI) araştırmalarının bilimselliğin ötesine geçerek hızla bir endüstriye dönüşeceğinin sinyalini veriyor. Normal şartlarda kimse beyninin kurcalanmasını istemezken yatırımcıları bu kadar cezbeden ne olabilir? Kimilerine göre insan beyni, yakında kendi yarattığı yapay zekâyla rekabet etmek zorunda kalabilir. Kimilerine göreyse teknolojiyle birleşmek, insan evriminin kaçınılmaz son halkası olacak ve transhümanizm geleceğin yeni insan türünü tanımlayacak. Bazıları için teknolojiyle birleşmek distopik bir gelecek senaryosu, bazıları için süper güçler anlamına geliyor. İnsan ve bilgisayarın elbet birleşeceği felsefesini savunan Elon Musk, Neuralink şirketiyle insan beynine çip yerleştirme konusunda önemli ilerlemeler kaydetmişti. Şimdilerdeyse bu alanda yeni bir isim öne çıkıyor: OpenAI CEO’su Sam Altman.

Haberin Devamı

İki hafta önce Altman’ın kurucuları arasında olduğu, beyin-bilgisayar arayüzleri araştıran Merge Labs adlı start-up şirketi gizlilik modundan çıktı ve 252 milyon dolar yatırım aldığını duyurdu. Önemli isimleri kadrosuna katan Merge Labs, adını Altman’ın yıllar önce bir blog postuyla popülerize ettiği ‘The Merge’ (Birleşim) konseptinden alıyor. Aynı konsepti ‘Yapay Zekâyla Simbiyoz’ (eşyaşamlılık) şeklinde tanımlayan Elon Musk’ın şirketi Neuralink, insan beyninin içine yerleştirilecek çipler ve mikro elektrotlar üzerine Ar-Ge yapıyor. Merge Labs ise bambaşka bir yol izleyerek ‘istilacı olmayan’ bir yöntem geliştiriyor. Beynin derin katmanlarına ulaşabilen ultrasonik ses dalgalarıyla ve moleküler mühendislikle geliştirilen arayüz sayesinde, kafatasını delmeden beyinle bilgi alışverişinde bulunmak mümkün olabilecek. Ayrıca elektrotlar sadece yerleştirildiği bölgeye erişim imkânı sunarken ultrason dalgalarıyla beynin neredeyse her bölgesine ulaşmak teoride mümkün. Merge Labs’in konseptinin temelinde OpenAI’ın yeni nesil arayüz vizyonu var. BCI teknolojisini geleceğin kullanıcı arayüzü olarak değerlendiren OpenAI, ile-
riki yıllarda insanların klavye-fare kullanmak yerine zihin gücüyle bilgisayarları kontrol edebileceğini öne sürüyor. Merge Labs’in avantajıysa OpenAI ortaklığıyla gelen yapay zekâ gücü. Çok fazla dip gürültüsü içeren biyolojik sinyallerin sağlıklı veriye dönüştürülmesinde yapay zekâ desteği önemli rol oynayacak.

Haberin Devamı

Kim beynini ‘yükseltmek’ ister

Daha bekleyeceğiz...

Silikon Vadisi’nin patronlarına bakılırsa insanın teknolojiyle birleşmesi, geleceğin süper yapay zekâsına karşı tek kozuymuş gibi duruyor. İnsanın ürettiği teknolojiyle yarışabilmek için son çare olarak beynini ‘upgrade’ etmesi (yükseltmesi), distopik bilim kurgu senaryolarına yakışır bir düşünce. Google Gemini’a temayı baz alan filmleri soruyorum ve çoğu karamsar dünyalarda geçen anime filmleri önüme seriyor. Merge Labs’in geliştirdiği cihaz ileride pazara sunulursa muhtemelen kafaya geçirilen bir başlık olacak. Zihin kontrolü sağlayan kaskların olduğu spesifik filmler var mı merak ediyorum ve bu kez ChatGPT’nin sonuçları öne geçiyor. Öte yandan Gemini,
beyin-bilgisayar arayüzlerindeki yoğun veri akışının kalın kablolar ve yüksek kapasiteli işlemcilerle mümkün olacağını hatırlatıyor ve filmlerdeki kablosuz ‘akıllı kasklar’ için uzun süre bekleyeceğimizi öngörüyor. Bilim kurgu filmlerindeki beyin-bilgisayar arayüzleri çoğunlukla savaşçı pilotların uzaktaki robotları ve makineleri kumanda etmesine yarıyor, bazıları kullananlara bilişsel güçler kazandırıyor. Favorim ‘Pacific Rim’ (Pasifik Savaşı, 2013) filmindeki iki pilotun zihinlerini senkronize ederek gemileri kullanmalarını sağlayan bilinç birleştirici kasklar.

Haberin Devamı

Günümüzdeyse BCI teknolojilerinin ilk hedefi tıbbi rehabilitasyon... Motor kabiliyetleri zayıflayan insanlara destek amacıyla geliştirilen cihazlar, felçli hastalar için ümit kaynağı olacak. Yeni nesil arayüzlerin tüketicilere sunulması çok ileri aşamalarda gerçekleşebilecek. Beynini ‘upgrade’ etmek isteyenler için; okumak, şifalı ses frekansları dinlemek, meditasyon yapmak ve ilham veren sohbetler halen en etkili yöntemler arasında!

Teknolojide çığır açan isim: Mikhail Shapiro

Merge Labs’in kurucu başkanlarından kimya ve tıp mühendisliği profesörü Mikhail Shapiro, beyinle yapay zekâ arasında yeni bir köprü kuran işlevsel ultrason (fUS) teknolojisinin öncüsü sayılıyor. Kafatasına elektrot yerleştirmeyi gerektiren klasik beyin-bilgisayar arayüzlerinin aksine, Shapiro’nun yöntemi yüksek frekanslı ses dalgalarıyla nöral aktivitenin yol açtığı kan hacmi değişimlerini son derece yüksek çözünürlükte haritalandırıyor. Shapiro’nun inovasyonunun temelindeyse ‘moleküler’ bir yaklaşım yatıyor: Bakterilerden elde edilen hava dolu proteinler (akustik raporlayıcı genler) sayesinde nöronlar ultrasonla ‘görülebilir’ ve yönlendirilebilir hale geliyor. Bu teknoloji sayesinde kafaya fiziksel kablolar bağlama zorunluluğu ortadan kalkıyor ve sadece ses dalgalarıyla veri alışverişi mümkün olabiliyor.

Haberin Devamı

Hedef: Tak-Çalıştır teknolojisi

Her insanın beyni eşsiz olduğu için BCI teknolojisinin önündeki en büyük engellerden biri kalibrasyon zorunluluğu. Beyin-bilgisayar arayüzü geliştiren firmalar her kullanıcıya göre yeniden ayarlamaya gerek olmayan ‘Tak-Çalıştır’ teknolojisi için yarış halindeler.

Yazarın Tüm Yazıları