Paylaş
Kitabını 20 ayrı yayınevine yollayıp hepsinden olumsuz yanıt almasına rağmen vazgeçmeyen Erich von Däniken... Kendisine yardım eli uzatan Die Zeit’ın editörü aracılığıyla 1968’de basılan ‘Tanrıların Arabaları’ eseri antik medeniyetler ve Dünya dışı varlıklar arasındaki ilişkiyi bilimsel kaynaklarla inceleyen ilk kitap olarak tarihe geçti. Türkiye’de 1973’te okurlarla buluşan kitap popülerliğini hiç kaybetmeyen nadir eserlerden. Öyle ki 90’ların başlarında babamın Kadıköy’deki kitapçı dükkânına yeni baskısının geldiğini çok iyi hatırlarım. Kitap ilk yıllarında 8 milyondan fazla satmış ve birçok araştırmacı yazarın ilham kaynağı olmuştu. Bugünse Hint, Mısır, İnka, Maya, Peru antik medeniyetleriyle uzaylıların bağlantısını araştıran binlerce belgesel ve kitabın atası, öncü bir başyapıt olarak anılıyor. Aynı temada 20’den fazla eser yayımlayan ve kitapları dünya çapında 70 milyondan fazla basılan Erich von Däniken, 10 Ocak’ta dünyaya gözlerini yumarak kendi ifadesiyle ‘bir sonraki boyut’a geçti.
Katolik okulundayken...
Spiritüel belgesel içerikli yayın platformu Gaia TV’de Erich von Däniken’in fikirlerini ve bulgularını tanıtan 12 bölümlük bir belgesel var. Ücretsiz izlenebilen ilk bölümündeyse üstat bir nehir söyleşiyle hayat hikâyesini paylaşıyor. Ben de hemen kısaca tanıtayım; kendisi son yıllarda iyice popüler olan ‘antik astronotlar’ kavramını ilk ortaya atan isim. Kadim uygarlıkların Tanrı bellediği varlıkların aslında başka Güneş sistemlerinden gelmiş, insanlara medeniyeti öğreten uzay gezginleri olabileceği hipotezinin öncüsü...
İsviçre vatandaşı Erich von Däniken ergenlik yıllarını koyu Katolik bir okulda geçirir. Kendilerine anlatılan Tanrı figürünün ‘olması gerekene kıyasla zayıf, hatalar yapabilen, egosu yüksek bir karakter’ olduğunu fark eden Von Däniken’e zamanla dinsel doktrinlerden uzaklaşır. Üniversite hocasının İncil’de adı geçen peygamber Enok’un kitabını önermesiyse hayatının dönüm noktası olur. Bu efsaneyi keşfeden genç araştırmacı, onun yeryüzünden ‘ateşli bir arabayla’ ayrılan ilk insan olduğunu öğrenir. Böylece, teknoloji kullanan kutsal figürlerin varlığını araştırmaya koyulur. İkinci keşfiyse Hint mitolojisindeki Mahabharata efsanesi olur. Gökyüzünde beliren farklı renklerdeki ‘üç şehre’ (muhtemelen devasa yıldız gemileriydi) şahit olan insanların hikâyesi ona doğru yolda olduğunu gösterir. Erich von Däniken henüz 30’una gelmeden farklı uygarlıklara ait arkeolojik bulguları birleştirdiği, bilimsel kaynakçalarla dolu araştırma kitabını tamamlar. Üstelik kitap, Von Däniken’in Alman dergilerinde yer alan makaleleri sayesinde daha yayımlanmadan meşhur olur. Kitabın basımının ardından, piyasada halihazırda ‘uzaylı tanrılar’ fikrini işleyen bilimkurgu yazarları olduğunu öğrenir. Fakat ‘Tanrıların Arabaları’ bu hipotezi kurgu değil, arkeolojik gerçek iddiasıyla ortaya koyan ilk ciddi eserdir. Kitap sansasyona dönüşür ancak kısa süre sonra Von Däniken için hayat zorlaşır. Kendisini sahtekârlıkla suçlayan akademisyenler ortaya çıkar. Savını çürütmeye yönelik kitaplar bile basılır. Erich von Däniken, bazılarıyla yüz yüze tanıştığı bu akademisyenlerin çoğunlukla Katolik din kurumlarına bağlı olduğunu anlar. Farkında olmadan kiliseyi karşısına almıştır. Açık görüşlü biliminsanlarıysa fikirleri için Von Däniken’i kutlayan destek mektupları gönderirler.
Von Däniken genç yaşlarında insanın özel ve eşsiz bir varlık olduğuna inandığını anlatıyor. Fakat eski tanrıların, dünya dışı uygarlıklardan gelen astronotlar olabileceği fikriyle, kâinatta ne kadar küçük olduğumuzu idrak ediyor. Böylece evrene karşı çok daha alçakgönüllü olabildiğini paylaşıyor. Yaşamı sona erdikten sonra bile savunduğu fikrin ölümsüz kalacağını dile getiren yazar “Hiçbir zaman haklı olmayı önemsemedim, sadece insanlığın bir kısmının bu düşünceyi bilmesi gerektiğine inandım ve onun için çalıştım” diyor.
‘Lütfen uzaylılara söyle...’
Erich von Däniken kariyerinin zirvesindeyken Almanya’da uzaylılarla direkt temasta bulunduğu ve UFO’ya alındığı söylenen bir gençle tanışıyor. Oldukça mütevazı ve düzgün bir insan olarak tarif ettiği gence “Eğer onlarla tekrar görüşürsen lütfen benden bahset ve benimle temasa geçmelerini söyle, onlara soracak çok şeyim var” diyor. Aylar sonra tekrar karşılaşıyorlar. Genç adam uzaylılarla yeniden temas ettiğini ve talebini onlara ilettiğini anlatıyor. “Öyleyse niye bana gelmediler” diye soran Von Däniken’e gencin yanıtıysa sahiden yüksek bir bilinçten gelmişçesine anlamlı: “Bana dediler ki, şayet sana görünseler karakterin dolayısıyla heyecandan çıldıracağını ve her şeyi bırakıp bu görüşmeyi anlatmaya, yazmaya başlayacağını biliyorlar. Ancak bu durum senin bilim dünyasında ve basın tarafından artık ciddiye alınmamana yol açarmış. O yüzden kendi çizginde, arkeoloji ve mitolojide ilerlemeni uygun görüyorlar.”
Paylaş