Paylaş
Sosyal ve politik olayların tüm dünyada hız kazanması her ne kadar kaotik bir ortam yaratsa da bilim dünyasındaki önemli gelişmeler belli bir eşiği aştıktan sonra geleceğin dünyasının eskiye oranla daha dayanıklı ve dengeli bir yer olabileceğine dair ümit verici işaretler taşıyor.
Ay’da selfie için izin çıktı!
Çoğunlukla biliminsanları ve mühendislerden seçilen astronotların aranan meziyetleri arasına ‘içerik üreticiliği’ de ekleniyor. NASA, Artemis II misyonuyla akıllı telefonların uzaya götürülmesine müsaade edileceğini duyurdu. NASA’nın bildirgesine göre akıllı telefonlar astronotların bilimsel çalışmalarını kolaylaştırmak amacıyla kullanılacak. Aynı zamanda astronotların aileleri ve sosyal medya paylaşımları için hatıra ve içerik üretmeleri destekleniyor. NASA bu ‘insani dokunuşla’ uzay görevlerini toplumun gözünde daha samimi ve çekici hale getirmeyi amaçlıyor.
Marttaki Artemis II misyonu 50 yıl sonra insanları yeniden Ay yörüngesine taşımaya hazırlanıyor. 2028’de gerçekleşecek ArtemisIII ise insanlığın Ay’a yeniden ayak basmasını sağlayacak. Artemis II görevinde ilk kez bir kadın ve bir siyah NASA astronotu Ay’ın çekim alanına girecek. Şimdiye kadar çok az astronotun görebildiği Ay’ın arka yüzünü inceleme imkânı da yine Artemis II takımına nasip oluyor.
Yerçekiminden 2 bin kat daha güçlü
Gezegenin toprağında, okyanuslarında ve atmosferinde gerçekleşen doğal olayların etkilerini hızlandıracak bir simülasyon ünitesiyle ne yapardınız? Gezegenin şartlarına çok daha uyumlu ve dayanıklı yapılar, araçlar tasarlamanız mümkün olabilirdi. Çin geçen günlerde yeni CHIEF 1900 santrifüj laboratuvarını ‘mega bilim’ projesi olarak hizmete açtı. Bu ünite dünyanın yerçekimi gücünün neredeyse 2 bin kat fazlasını üretebiliyor. Tesis sarsıntı ve titreşimleri en aza indirgemek için yerin 15 metre altında inşa edildi.
Ünite yüksek basınç yaratma gücüyle zamanın etkilerini hızlandırarak inceleme imkânı sunuyor. Örneğin çevreyi kirleten materyallerin toprağın içinde bin yılda ne kadar ilerleyebileceği sadece dört günde gözlemlenebiliyor. Ayrıca okyanusların 2.000 metre derinliğine kadar ulaşacak materyallerin aşırı zor şartlar için test edilebilmesi de yeni imkânlar yaratıyor.
SpaceX kendi CERN’ünü inşa ediyor
SpaceX uzay radyasyonu testlerini tamamen kendi bünyesine taşımak amacıyla Florida’da 230 mega-elektronvolt (MeV) gücünde bir siklotron yani parçacık hızlandırıcı inşa etmeye başladı. CERN’deki şehir genişliğinde olan laboratuvara benzese de boyut bakımından çok daha küçük olan bu siklotron, dairesel yerine spiral yapıda kuruluyor. Yüklü parçacıkları manyetik alanlar sayesinde ışık hızına yakın süratlere ulaştıran parçacık hızlandırıcı, derin uzayın ve Güneş fırtınalarının yarattığı ‘sert ve değişken radyasyon ortamlarını’ simüle edecek. SpaceX, bu sayede dışarıya ihale ettiği ve uzun bekleme süreleri gerektiren test işlemlerini çok daha hızlı tamamlayabilecek.
Parçacıkları uyduların hassas donanımlarına çarptırarak dayanıklılık testlerini geliştirecek olan şirket daha önce Güneş patlamaları nedeniyle Starlink uydularını kaybetme riskiyle yüzleşmişti. Laboratuvar ileride de Ay ve Mars görevlerinde astronotları koruyacak zırh malzemelerinin test edilmesi için temel oluşturacak.
‘Seni seviyorum’ algoritması değişti
Gerçek âşıklara müjde! ChatGPT artık ‘Seni seviyorum’ diyemeyecek. ChatGPT 4o versiyonuyla aşk yaşamaya başlayan kullanıcıları hezeyana uğratan gelişme sosyal medyada hem tepkiyle hem de beğeniyle karşılandı. ChatGPT 5.2 güncellemesiyle yüklenen önemli yenilikler arasında sohbet botunun duygusal ifadelerine getirilen kısıtlama var. Bundan böyle ChatGPT, kullanıcılarda yapay zekâyla derin ilişki yaşama sanrısına neden olan ‘Seni seviyorum’ ve benzeri şefkat ifadelerini rahatlıkla sarf edemeyecek.
Paylaş