İtinayla adalet sağlanır...

Akira Kurosawa’nın unutulmaz yapıtlarından ‘Yedi Samuray’ın (1954) western uyarlaması ‘Muhteşem Yedili’ (1960) de vakti zamanında bir klasiğe dönüşmüştü. Hollywood, yıllar sonra aynı sulara dönerken şimdiki zamanın ‘Muhteşem Yedili’sine siyahi, Uzakdoğulu, Kızılderili ve Meksikalı elemanlar dahil olmuş.

Haberin Devamı

Adaletin hep silahla sağlandığı dönemlerin ifadesiydi western’ler... Şimdilerde silahın yerini hukuk (!) aldığı için sanırım, eski itibarlarını kaybettiler ve Hollywood’un gözünden düştüler. Bugün artık Vahşi Batı’nın düzlüklerinde at koşturanların öyküleri beyazperdeye çok nadir uğruyor. Bir de işin ‘Affedilmeyen’ (‘Unforgiven’) faslı var; Eastwood, başyapıtıyla adeta türün bütün hesaplaşmasını yapmış ve bir anlamda son noktayı koymuştu. Zamanımızın örnekleri artık meseleye sosyolojik gözlerle bakmak, psikolojik derinlik getirmek zorunda... Keza nadir de olsa seyirci karşısına çıkan son dönem western’lerinde hep bu arayış var; öte yandan Tarantino imzalı, tarihi kendince yeniden yazmak isteyen ‘Zincirsiz’ ya da ‘The Hateful Eight’ (ki bence western’lerin en gevezesidir) gibi hamleler de. 

Haberin Devamı

 

İtinayla adalet sağlanır...

 

Bu haftanın yenilerinden ‘Muhteşem Yedili’ (The Magnificent Seven) ise kuşkusuz öncelikle western tarihine saygı duruşunda bulunmak istiyor, ki böyle yapmak zorunda; çünkü Antoine Fuqua imzalı yapım bir klasiğin yeniden çevriminin çevrimi. Durumu kısaca şöyle özetleyelim: Akira Kurosawa 1954’te sonradan sinema tarihinin klasikleri arasına girecek olan ‘Yedi Samuray’ adlı bir film çeker. Söz konusu yapım, dara düşen bir köyü, haydutların saldırısından kurtarmaya çalışan yedi samurayın hikâyesini anlatır. Kurosawa, filmi çekerken John Ford’un western’lerinden etkilendiğini söyler. 1960’ta John Sturges bu öyküyü alır ve westerne uyarlayarak ‘Muhteşem Yedili’ olarak bildiğimiz ‘The Magnificent Seven’ı çeker (Bu arada John Landis imzalı ‘Three Amigos!’ da aynı öyküye göndermede bulunan bir komedidir).

 

Fuqua, tam 56 yıl sonra aynı öyküye dönüyor ve yeni bir western’e imza atıyor. Önce kısaca konu diyelim: Dönemin ‘rantsal dönüşüm’cüsü toprak ağası Bart Bogue’nin isteklerine boyun eğmek istemeyen bir grup kasabalı, evlerinin ellerinden gitmesini önlemek adına eli silah tutan kişileri kiralamak ister. Bu konuda, bir barda eski bir hesabı kapatan Chisolm’dan yardım isterler. Bir tür ödül avcısı olarak çalışan Chisolm, nihayetinde kendi dahil yedi eli silah tutan adamla birlikte kasabaya gelir ve Bogue’ye karşı mücadeleye soyunur.

Haberin Devamı

 

TÜRÜN KLİŞELERİNE TESLİM OLMUŞ

 

Senaryosunu Richard Wenk ve Nic Pizzolatto’nun ortaklaşa kaleme aldıkları, şimdiki zamanın ‘Muhteşem Yedili’sinde ekip adeta klasik western’ler için ‘öteki’ sayılacak insanlardan oluşturulmuş. Örneğin Sturges’ın uyarlamasında Yul Brynner’ın canlandırdığı ekibin başı Chris karakterinin bu versiyondaki karşılığı olan Chisolm bir siyah olmuş. Ayrıca yedilik ekipte bir Uzakdoğulu, bir Meksikalı ve bir Kızılderili de var. En son düşmüş bir boksörün ayağa kalkma mücadelesini anlatan ‘Southpaw’ı çeken Antoine Fuqua’nın ‘Muhteşem Yedili’si, öykünün kötü karakteri Bogue üzerinden kapitalizm eleştirisine soyunmuş ama filmin bu türden tonları, genel çerçeve içinde çok da derinlik kazanmıyor. Hem Kurosawa hem Sturges yorumunda samurayları ve silahşorları yardıma çağıran köylülerin süreç içinde gidip gelmeleri önemli bir detaydı, Fuqua’nın versiyonunda bu türden bakış açısı yok. Şimdiki zamanın ‘Muhteşem Yedili’si daha çok western’in aksiyon yönüne kulak kabartmış ve türün klişelerine sığınmış. Bu açıdan Fuqua’nın western’in özellikle klasik kadrajlarına saygılı çerçeveler elde ettiğini söyleyebiliriz.

Haberin Devamı

 

Oyunculuklara gelince: Chisolm’de Denzel Washington daha çok yine Fuqua’nın yönetiminde oynadığı ‘The Equalizer’daki karakterine benzer bir hava estiriyor (Son film, Fuqua ve Washington’un üçüncü ortaklığı). Özellikle ‘Galaksinin Koruyucuları’ndan hatırladığımız Chris Pratt’ın yanı sıra Ethan Hawke, Vincent D’Onofrio gibi deneyimli oyunculardan oluşan kadroya Koreli Byung-hun Lee ve Kızılderili kökenli aktör Martin Sensmeier renklilik katıyor. Peter Sarsgaard da kötü adam Bogue’de etkileyici görünen ama abartılı bir portre çizmiş.          

 

Sonuç? ‘Muhteşem Yedili’, belki dört başı mamur bir çalışma değil ama klasik western izleyicisini tatmin edecek bir çalışma olmuş.       

Haberin Devamı

 

MUHTEŞEM YEDİLİ

 

Yönetmen: Antoine Fuqua

 

Oyuncular: Denzel Washington, Chris Pratt, Ethan Hawke, Vincent D’Onofrio, Byung-hun Lee, Martin Sensmeier, Peter Sarsgaard, Haley Bennett 

 

ABD yapımı

 

YÂR BANA BİR EĞLENCE...

 

İlk filmi ‘Çoğunluk’ta memleket sosyolojisi üzerine alçak perdeden etkileyici anlar, durumlar ve portreler yakalayan Seren Yüce, altı yıllık bir aradan sonra çektiği ikinci uzun metrajı ‘Rüzgârda Salınan Nilüfer’de bu kez ilk hamlesine nazaran daha bir ‘azınlık’ ortamında geziniyor gibi görünüyorsa da aslında rotası yine çoğunluğa çıkıyor. Film boşlukta gezerken oraya buraya çarpan bir taş misali hareket eden bireylerin genel bir perspektifine soyunuyor. Kısaca öykü dersek: Bir çocuk annesi ‘Handan’, sıkıcı küçük burjuva hayatına anlam kazandırmak için çabalamaktadır. Bu uğurda sürekli kendisine yeni seçenekler yaratır. Gün gelir kafe açmayı kafaya koyar, gün gelir kitap yazmayı. Kocası ‘Korhan’, karısının heveslerinin gelip geçici olduğunun farkında, sürekli top çevirir. Bu denklemde en çok zararı ise yazar arkadaşı ‘Şermin’ görür; çünkü yalnızlığına ve sıkıntılarına en çok onu ortak etmek ister.

Haberin Devamı

 

ZAMANIMIZIN ‘ERDEMLERİ’

 

‘Rüzgârda Salınan Nilüfer’, ilk elde Camus’nün ‘Yabancı’sına benzer bir efekt yaratsa da ayrıntılara girildiğinde başka dertlerin filmi olduğunu anlıyorsunuz. Her şeyiyle yüzeysel olan ama buna mukabil özgüveni had safhada insanların öyküsü bu. Üstelik kabında durmaz, taşarlar ve kendi sıkıntılarını etraflarına yayarlar. ‘Handan’, sıranın en sonunda olup en öne geçmeyi kendisine hak görenlerin de temsilcisi. Seren Yüce, ‘Çoğunluk’a göre taşrayla olan bağlarını koparmış, kentli olmayı seçmiş ama doğru sesler konusunda kafaları ve tercihleri karışık profilleri getiriyor bu kez karşımıza. Filmin inandırıcılığında ise çok iyi yazılmış senaryo ve derinlemesine çizilmiş karakterler etkili oluyor. Ve de çok başarılı oyunculuklar. Songül Öden, ‘Handan’da çok çok iyi, bu yılın en iyi performanslarından birine imza atıyor. Keza ‘Korhan’da Tolga Tekin ve neredeyse öykünün tek özdeşleşmeye uygun karakteri ‘Şermin’de Tülay Günal kayda değer izler bırakıyorlar.

 

Kayıtsızlık, bencillik ve ikiyüzlülük gibi zamanımızın başlıca ‘erdemleri’ne ilişkin hayatın içinden gerçekçi detaylarla örülü ‘Rüzgârda Salınan Nilüfer’, bence sezonun en iyi yerli yapımlarından, kesinlikle kaçırmayın derim.

 

ISSIZ BOYLUM, AL YAZMALIM...

 

Üniversite ortamında yeşeren ve gelecek zamana taşınan bir aşk hikâyesi. Daha çok yönettiği TV dizileriyle tanınan Türkan Derya’nın imzasını taşıyan ‘Çok Uzak Fazla Yakın’, genel çerçevesiyle ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’la ‘Issız Adam’ın harmanlanmış hali duruyor. Lakin Aslı’yla Cem’in yaklaşık 10 yıla yayılan ve gelgitler eşliğinde gelişen hikâyesi, peliküle taşındığında sanki kâğıt üzerindeki etkiyi yaratamamış. Film özellikle Cem’in uçlarda gezinen kişiliği, ilişkideki tavrı gibi meselelerde yeterince açıklayıcı doneler sunamıyor.

 

Evet, ortada bir tutku, hastalıklı bir ilişki var ama ‘Çok Uzak Fazla Yakın’, bu psikolojik gelgit oyununu derinlemesine aktaramıyor. Öte yandan duyguların öne çıktığı filmin finali bence gerçekçi ve mantığın ifadesi olmuş; bu durumu da ‘Çok Uzak Fazla Yakın’ın artılar hanesine ekleyelim. Filmin satır aralarında karşımıza gelen ‘Alevilik meselesi’ ve ‘Sergi basma olayı’ gibi bölümlerde, toplumsal belleğe ilişkin hatırlatmalar mevcut. Sonuç olarak Burcu Biricik ve Özgür Çoban’ın sürüklediği, teknik açıdan eksiklikleri olmayan filmin, öyküsünü aktarma boyutunda daha tutkulu ve sarsıcı olması beklenirdi diyelim...

 

ÇOK UZAK FAZLA YAKIN

 

Oyuncular: Burcu Biricik, Özgür Çoban, Alican Yücesoy, Metin Coşkun, Servet Pandur, Gamze Karaduman, Kaan Yılmaz

 

Türkiye yapımı

 

DİĞER SEÇENEKLER

 

Haftanın diğer yapımları şöyle: Adam Wingard’ın yönettiği ‘Blair Cadısı’nda (‘Blair Witch’) Brandon Scott, Callie Hernandez ve Valorie Curry oynuyor. ‘Leylekler’ (‘Storks’) adlı animasyonu Nicholas Stoller ve Doug Sweetland yönetmiş. Barış Kaya ile Soner Caner’in imzalarını taşıyan ‘Rauf’un başrollerinde Alen Gürsoy, Şeyda Sözüer, Zeyno Ubic ve Muhammed Ubic var. Yılmaz Atadeniz’in yönettiği ‘İkimize Bir Dünya’da ise Erkan Meriç, Yağmur Aydan, Köksal Engür ve Zeki Şen gibi isimler rol alıyor. Başrollerini Erkay Yavuz, Erol Koçan ve Melike Kurt’un paylaştığı ‘Ot’u Burak Donay yönetmiş. ‘Müthiş Bir Film’in kadrosunda Gürgen Öz, Cemal Hünal ve Murat Eken var, yönetmen ise Emir Khalilzadeh. Ali Erşan imzalı ‘Saftirikler’in başrollerini Metin Zakoğlu, Selahattin Taşdöğen, Tuncay Beyazıt gibi isimler paylaşmış.

 

İtinayla adalet sağlanır...

Yazarın Tüm Yazıları