Şimşek neyi kurtaracak?

GEÇEN hafta içinde kabinenin açıklanması ile mali piyasalarda hızlı bir toparlanma gerçekleşti.

Haberin Devamı

Kabinede Mehmet Şimşek’in ‘kalması’ mali piyasalarda ‘makul’ ekonomi politikası çerçevesi için bir güvence olarak görülüyordu. Oysa devamında gelen görev alanı ile ilgili düzenlemeler; ekonomi yönetiminde biçimsel olarak da aksın değiştiğini, Beştepe ile entegrasyonu sağlayacak biçimde gerçekleştiğini söylüyor. Fark şurada; mali piyasalar gelinen yeri görmek istemiyor.


Davutoğlu sonrasındaki ‘yeni dönemde’ Şimşek’in ve mali piyasaların artık ‘aynı ırmakta yıkanamayacakları’ düşünceme, kurumsal bir düzenleme ile teyit geldi.


Kabinenin görev dağılımının açıklanmasıyla bakan Mehmet Şimşek’in ‘kolunun kanadının kesildiği’ ilan edildi önce; BDDK, SPK ve TMSF birkaç gün önce Şimşek’e bağlı iken, popülist bir çizgiyi temsil eden Nurettin Canikli’ye bağlanıyordu. Daha fazlası, dün öğreniyoruz ki; Ekonomi Koordinasyon Kurulu
(EKK) da Şimşek’in başkanlığından alınıp, Başbakan’a bağlanmıştı.


Şimşek kendi alanında kalan mevcut sorumlulukları ile bakılırsa Hazine’den sorumlu devlet bakanı konumunda. Ne bankacılık, ne sermaye piyasaları, ne dış ticaret, ne planlama, ne reform ajandası konusunda ilk sözün sahibi değil. Geçmişte adlandırıldığı gibi ‘ekonomi politikası koordinasyonu’ olarak ya da ‘ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı’ unvanı da seslendirilmiyor. Başbakan’ın gelmediği toplantılarda EKK’ya başkanlık yapacak.
Mali piyasa oyuncularının, bir taraftan ‘kişisel çapa’ haline getirdikleri ama diğer taraftan dışa vurmadıkları durum şu; Ankara’da Beştepe’deki danışmanların fazlasıyla seslendirdikleri gibi ekonomideki yönetim bir süredir ‘kişilere bağlı değil’. 2011 seçimleri sonrasında bakanların kendi politik inisiyatiflerinin epey sınırlı kaldığı, bunun da giderek belirginleştiği sır değil. Bu yüzden, ekonomi politikasının ‘kişisel çapalara’ bağlanmasının önemi kalmadı.


Son dönemde olduğu gibi; belirsizlik dönemlerinde, politik çalkantılarda ‘kişilere önem atfeden’ yaklaşımların kurumsal çerçevenin daha önüne geçmesinin önemli bir nedeni var; kurumların ve kuralların çökmüş olması, kalmaması. Bu yüzden, kurallar ve kurumların enkazında ‘makul payandalara’ yaslanma arayışı belirginleşiyor. Kurtarıcılar aranıyor.


Ama haklı olarak şu soru da yüksek sesle seslendiriliyor; vitrinde önem atfedilen hangi siyasi kişi, kötü ya da yanlış gidişata müdahale etti?
Örneğin Babacan, son birkaç yılda ‘birinci sınıf demokrasi, hukuk olmazsa birinci sınıf ekonomi olamayız’ sözünü kamuoyuna söylerken, sıra dışı icraatlar olurken içeride hangi ‘frenleri’ kullandı, hangi müdahaleyi yaptı, hangi politikayı inşa etti?


Öyle ya, yine basit ve sıcak bir örnek; Merkez Bankası’na başkan yardımcısı atanmasına dair niteliklerin ‘kişiye özel’ değiştirilmesi 2013 yılında Ali Babacan zamanında yapılmıştı. Atama da Babacan imzası ile yapılmıştı. İktisat öğrenimi görmeyen başkan atamasında da Mehmet Şimşek’in de imzası var.


Şimşek kabinede yeniden yer alsa da; alanı daraltılmış bir çerçevede Hazine’den sorumlu bakan olarak, ağırlıkla kamu finansmanı ve borçlanma konularıyla sınırlı kalacaktır. Bu da, politikayı yapan değil daha fazlasıyla temsili içeren bir konum.


Mali piyasalar Şimşek’in vitrinde dahi olmasına hala önem atfediyorken, Şimşek’in ‘vitrin süsü’ durumuna düşüren bizatihi Ankara’daki yeni görev ‘budaması’ oldu. Bilmiyoruz; bu görevlendirme şemsiyesi altında ekonomi politikasını tasarlayan, yöneten bir açı koyabilecek mi? Artık bunun çok zor olduğunu düşünüyorum.


Başkanlık sistemi öncelikli bir ajanda içinde reformların yaşama geçmesi epey zor göründüğü gibi, ayrıca ekonomi politikasının aksını belirleyen Beştepe’de de reformun adı geçmiyor. Bu yüzden, ‘kolu kanadı’ kesilen Şimşek’in, mali piyasalara sunabileceği ‘hikayenin’ de kolu kanadı kalmadı.


Yazarın Tüm Yazıları