Merkez Bankası’ndan sisli havada ‘çan sesi’

MERKEZ Bankası’nın dün TL zorunlu karşılıkları yarım puan düşürmesinin anlamı, darbe girişimi sonrasında ekonomiye moral vermeye dönük, basit bir sinyal etkisi yaratmak; ‘buradayım’ demek, hepsi bu.

Haberin Devamı

Bankalar mevduat ve diğer yükümlülükleri üzerinden Merkez Bankası’nda zorunlu karşılık tutuyorlar. Bunun oranı örneğin 3 aya kadar vadeli TL mevduatlarda yüzde 11.5 idi. Uzun vadelerde daha düşük. Şimdi bunu yarım puan aşağı çekti.

 

Peki bankaların maliyetine ya da kredi faizlerine etkisi ne olacak? Kayda değer bir etkisi yok. Örneğin bir bankanın zorunlu karşılıklar ve diğer yasal yükümlülüklerle birlikte kaynak maliyeti diyelim ki yüzde 13.52 olsun; bunu sadece 2 baz puan aşağı çekerek 13.50’ye indirebilecek, o kadar.

 

Bankalar, TL cinsi zorunlu karşılıkların çok önemli bir bölümünü, kendilerine tanınan seçenek nedeniyle Merkez Bankası’nda döviz olarak tutmayı tercih ediyorlar. Bu yüzden, maliyete bir katkısı olmayacağı bir tarafa, tutmak zorunda oldukları ve kendilerine dönecek TL likiditesi açısından da pek fark yaratmayacak.

 

Haberin Devamı

Merkez Bankası, özellikle bankaların kredi fiyatlamasında etkili olan gecelik faizleri Mart ayından bu yana 2 puanlık bir indirimle, 10.75’den yüzde 8.75’e kadar çekmişti.

 

Diğer taraftan da, bayram öncesinde açıkladığı kararla, yıl sonuna kadar 5 milyar TL’lik ilave bir tahvil alım programı ilan etmişti. Piyasaya repo işlemleri ile 110 milyar TL’ye kadar para sürerken, sadece piyasadan para çekerken kullanılabilecek bir tahvil portföyüne neden ihtiyaç duyulmuştu ki? Nedeni çok açık; uzun vadeli faizleri de aşağı çekebilmek için.

 

Yeni başkan Murat Çetinkaya, bankanın tüm parasal araçlarını, gevşetme yönünde kullanmak için elden geçiriyor. Dün bu araçlara zorunlu karşılıklar da eklendi.

 

İşin doğrusu; darbe girişimi gibi siyasal ve toplumsal bir travma sonrasında Merkez Bankası’nın etkili olabileceği tek bir kanal var; o da likidite önlemleri. Merkez Bankası da bunu gayet hızlı bir refleksle hemen ertesi günü harekete geçerek yerine getirdi zaten. Faiz düşürme, zorunlu karşılıkları aşağı çekme böyle bir atmosferde işe yaramaz. Para talebinin likiditeden başka bir açısı yok şu anda.

 

Haberin Devamı

Böyle dönemlerde, kredi genişlemesi, toplam talebi artırma ya da harekete geçirme konusunda belirleyici unsur; faiz oranları ya da kredi maliyetlerinin seviyesi değil, geleceğe bakış ve beklentilerdir. Mevcut tabloda da, ekonomi için belirleyici olan; travma sonrasında politik ve toplumsal endişelerin ve geleceğe bakış konusundaki kaygıların durulması, sakinleşmesi olacaktır.

 

Merkez Bankası’nın zorunlu karşılık hamlesi maliyetler açısından sembolik, ama sinyal etkisi amaçlıyor.

 

ENDİŞELENDİREN TABLO

 

Birincisi, son gelen ama darbe girişimi öncesine dair ekonomik verilerin bile tatsız olması ilk neden olabilir. Çünkü son birkaç gündür açıklanan Haziran verileri, belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyor. Darbe girişimini de içine alan Temmuz ayında daha sert sonuçlar görmemiz güçlü bir olasılık.

 

Haberin Devamı

Ekonominin yüzde 4.8 büyüme gösteren ilk çeyreğinde, aylık sanayi sektörü üretim artışının ortalaması da, takvim etkisi arındırıldığında yüzde 4.8’i gösteriyordu. Bu hafta gelen Haziran sanayi büyümesine dair verilerle, ikinci çeyrekteki ortalama büyümenin yüzde 2.5 olduğu görülüyor.

 

Bir başka veri, perakende satışlar verisi. Burada da, ikinci çeyrekte takvim etkisi arındırıldığında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.1’lik bir büyüme gözleniyor. Oysa birinci çeyrekte yüzde 4 idi.

 

Haziran ayında bu verilerin ileriye doğru eğilimlerini gösteren mevsimsellikten arındırılmış veri hesaplamaları, bize küçülme işaretleri veriyor.
İkincisi ve en önemlisi, kredi büyümesi de benzer sinyaller veriyor. İstanbul Analytics’den Ekonomist Atilla Yeşilada benzer bir hesapla dikkat çekti. Turkey Data Monitor (TDM) verilerine göre; kur etkisinden arındırılmış kredi büyümesi artışı, Temmuz’un son haftasında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7.8’lik büyümeye düşmüş durumda. Enflasyon da hesaba katılırsa; krediler reel olarak yüzde 1 küçülmüş. Nereden nereye geldiğimizin anlaşılması için; geçen yıl Temmuz sonundaki artışın yüzde 18.5, reel artışın da yüzde 11 olduğunu not düşelim.

 

Haberin Devamı

Merkez bankaları, ‘sisteki çandır’; ama ‘sisi’ dağıtacak olan da ‘siyasi iklimdir’.

Yazarın Tüm Yazıları