Remzi Taşkıran'dan İstanbul ve Anadolu

İstanbul peyzajları ve Anadolu’dan ağırlıklı köy manzaraları Remzi Taşkıran’ın eserlerinde öne çıkan konulardır. Uzun bir aradan sonra Star Galeri ve RC Art, ortak işbirliği ile Taşkıran’ın resimlerini İncek Loft Art Gallery’de Ankaralı sanatseverlerin beğenisine sundu. Geçen cuma günü açılan sergi 14 Haziran’a kadar sürecek.

Haberin Devamı

Remzi Taşkırandan İstanbul ve Anadolu

İstanbul’un büyüsünden etkilenmiş bir sanatçı olan Taşkıran, kentin tarihi dokusunun, sokaklarının, yalılarının, çeşmelerinin, çarşılarının, Boğazın ve tarihi yarım adanın kendisine ilham verdiğini söylüyor. Anadolu folklorüne ve kültürüne olan hayranlığı da Taşkıran’ın eserlerine yansıyor. Resimde ışığa önem veren sanatçılardan olan Taşkıran, “Vurgulamak istediğim asıl konuyu, ışığın yardımıyla izleyiciye sunup, diğer alanları bunu destekleyici unsurlar olarak değerlendiriyorum. Ben resmi yaparken değil, onu kurgularken yoruluyorum. Resimlerimin bitmiş hali benim için hiç sürpriz olmuyor. Çünkü bitmiş halini sanki önceden görüyorum. Renklerle aramda bir aşk yaşarım, onlarla konuşur, sohbet ederim. Benim yaşam enerjim resim yapmaktır” diyor.
1961 yılında doğduğu Adıyaman’da, ailevi nedenlerden dolayı küçük yaşta verildiği yetiştirme yurdunda 18 yaşına kadar devlet korumasında kalan Taşkıran’ın sanat eğitiminde ressam Sadettin Çağlarca’nın rolü çok büyük. İstanbul’daki atölyesinde yaptığı resimlerle günlük yaşamını sürdüren Taşkıran, sergilerine hazırlanırken günü birlik yaşam kaygılarından uzaklaşıp sanatının özgün temalarını oluşturmaya özen gösterdiğini belirtiyor. Özellikle yöresel izlenimlere dayalı resimlerinde günlük çabalarının dışında, kendi yüreğinin, bilincinin, yeteneğinin ve eğilimlerinin öne çıktığını, böylelikle özgün resimlere imza attığını ifade ediyor. Taşkıran, geçmişte kendisiyle yapılmış bir röportajda yaşamını ve sanatını şöyle özetliyor:
“Yetimhanede geçen günler zor günlerdi tabii ki. Çocuksun ve kalabalık içerisinde yalnızlığı yaşıyorsun, beraberinde de var olma savaşı veriyorsun. Okul yıllarımda resim yapmak benim için bir hobiydi. Öylesine zaman geçirmek diyelim. Elimin ve ruhumun yatkın olduğunu hissetsem de bir gün ressam olacağım düşüncesine hiç kapılmadım. Sefalet çekmedim değil, çok çektim. Şimdi düşünüyorum da ‘iyi ki de çekmişim’ dediğim bile oluyor. Yokluğu yaşamadan, ne diğer yokluk çekenleri anlayabiliyor insan, ne de varlığın kıymetini. Hani sert rüzgarlar ağaçları daha da kökleştirir ya, işte öyle. Resimlerimde hep acı yok. Sevinçlerim, hayallerim de var. Ben rüyalarımda bile resim yapardım. Sanat bana göre para kazanma mesleği olmamalıdır yaşamın döngüsü ve profesyonellik bunu gerektiriyor. Eğer hiç resim satamasaydım yine de resim yapardım. Nasıl ki canlılar yemeden yaşayamazlar, sanatçılar da üretmeden asla yaşayamazlar. Sanatla yaşama karşı her türlü duygu ve düşüncelerimizi ifade edebiliriz, olumlu ve olumsuz yönleri eleştirebiliriz. Sanat bir dışa vurum eylemidir. Resime başladığım an ile bittiği anda, her fırça darbesinde benden kesitler mevcut. Ne zaman ki fırça önce havada kalır sonra yere bırakırım işte o resim tamamlanmış demektir. Sonrasında resim onu alana aittir zaten.”

Haberin Devamı

KENTTE NE VAR?

Haberin Devamı

MUSTAFA Ayaz-31 Mayıs’a kadar (M.Ayaz Müzesi/Balgat), Feyha Özsoy-19 Mayıs’a kadar (Kültür Bakanlığı Hasan Rıza Sergi Salonu/Çiğdem Mahallesi), Serap Bulat-Mustafa Bulat (heykel)-26 Mayıs’a kadar (Galeri Akdeniz/Yıldız), Sümeyye Yuşan (resim)-Mine Poyraz (seramik)-23 Mayıs’a kadar (Galeri Soyut/Yıldız), Canan Atalay-31 Mayıs’a kadar (Atlas Sanat/Cinnah Caddesi), Canan Atıcı-19 Mayıs’ta açılacak (Ata Sanat/Kale), Bağdat Demircioğlu-23 Mayıs’a kadar (Galeri N/GOP), Esin Seyrek-20 Mayıs’a kadar (Zülfü Livaneli Kültür Merkezi/Yıldız), Evrim Özeskici-22 Mayıs’a kadar (Nurol Sanat/Güvenevler), İhsan Çakıcı-26 Mayıs’a kadar (Detay Sanat/Mithatpaşa Caddesi), Henri Roousseau’ya saygı karma sergisi-13 Haziran’a kadar (Bilkent Üniversitesi Sanat Galerisi), Ustalardan karma-31 Mayıs’a kadar (Valör Sanat/Yıldız).

Yazarın Tüm Yazıları