"Uğur Çelikkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Çelikkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Çelikkol

Bozcaada hazır

Heredot’a göre; “Tanrı, İnsanlar Uzun Ömürlü Olsun diye Bozcaada’yı Yaratmış...”

Bozcaada hazır

Gerçekten de bitmeyen esintisi, avuç içi sıcaklığında koyları, adaya yaklaşırken sizi karşılayan kalesi, dar sokakları süsleyen taş evleri, lezzetli şaraplarıyla Kuzey Ege’de küçük bir huzur adası Bozcaada.
Adalarda yaşam zordur, sizin öyle yaz aylarında birkaç günlüğüne ziyaret ettiğiniz günlerdeki gibi her zaman günlük güneşlik zamanlar yoktur adada. Özellikle kış zor geçer, sessiz geçer, fırtına koptuğu zaman gemi çalışmaz. Adalılar alışkındır her koşula ve bu sene dünyayı etkileyen virüs salgını sürecinde de ada kendini kapattı ve korumaya aldı.
Tüm Ege adaları öyle yaptı aslında ve bu şekilde koronavirüs vakasının rastlanmadığı bir yer olmayı başardı.

'YENİ NORMAL’LE AÇILDI

Bozcaada’da tüm konaklama tesisleri virüs salgınına karşı tedbir olarak 19 Mart’ta kapatılmıştı. Yaklaşık 3 aydır kapalı olan konaklama tesisleri, lokantalar kafeler normalleşme süreci kapsamında yeniden açıldı ve müşterilerini bekliyor.
Şu günlerde yaşanan ufak hareketlilik ada esnafına heyecan veriyor.
Her yıl nisan ayı başında yaz sezonunu açan Bozcaada, bu yıl haziran sonu ile birlikte canlanacak gibi görünüyor. Ben de adanın kalbi, adaya tüm gelenleri görebileceğiniz Çınaraltı Kahvehanesi’nde oturup kahve eşliğinde Fikret Amca’yla sohbet etmeyi özledim.

Bozcaada hazır

DAHA SAKİN BİR SEZON BEKLENİYOR

Her yaz binlerce turisti ağırlayan Bozcaada’nın yatak ve sandalye kapasiteleri, koronavirüs nedeniyle 1.5 metrelik sosyal mesafe kuralının da uygulanacağı düşünülerek, yaklaşan turizm sezonu öncesi kararlarla yeniden gözden geçirildi.
Bozcaada’da 4 bin 361 yatak, 7 bin 706 da sandalye kapasitesi bulunuyor. Ancak, koronavirüs salgını kısıtlamaları nedeniyle bu kapasitelerin yarı yarıya düşecek olması adadaki yetkilileri çözüm ve önlem arayışına itti.

ADALILAR KAFA YORMALI

Bozcaada Kaymakamlığı, Bozcaada Belediye Başkanlığı, Bozcaada Turizm İşletmecileri Derneği (BOZTİD), sivil inisiyatifler, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşların katıldığı toplantılarda, Bozcaada’daki yaz turizmi için normalleşme planlarının nasıl olacağı masaya yatırıldı. Önce sert kararlar alındı sonra bu kararların bazılarının uygulanabilirliği kalabalık dönemlerde zor olacağı için değiştirildi. Sonuç olarak ada bu yaz misafirlerini ağırlamaya hazır fakat geçen yıllara göre daha sakin bir sezon geçirebileceği ön görülüyor.
Bu da adanın eski günlerini özleyen müdavimleri için bir avantaj olabilir; zira ada turizmini en çok hırpalayan konu aşırı kalabalıktı..!
Bu dönemde yapılacaklardan biri adadaki otel, lokanta, kafe benzeri turistik tesislerin sahiplerinin, adalıların da şapkasını önüne koyup son yıllarda “çok pahalı ada” olarak anılmaya başlanan adanın eski günlerinde ki gibi “mütevazı huzur adası” unvanına geri dönmesi için neler yapabiliriz diye düşünmesi olabilir.

Bozcaada hazır

ADA İÇİN TEDAVİ SÜRECİ OLABİLİR

Bozcaada Kaymakamı İbrahim Gültekin, adadaki turizm seyrinin hayatın normale dönmesiyle birlikte şekilleneceğini ancak geçen yıllara oranla daha sakin bir turizm beklentileri olduğunu belirterek, “Bozcaada’yı turizm anlamında bir adım ileriye çıkaran butik turizm destinasyonu olması. Biz bu anlamda diğer noktalara göre biraz daha şanslı olacağımızı düşünüyoruz. Ama geçen yıllara göre kıyasladığımız zaman sayısal anlamda bir düşüş olacağını düşünüyoruz” derken, Bozcaada Belediye Başkanı Hakan Can Yılmaz ise tüm dünyanın olağanüstü bir süreçten geçtiğini belirterek, “Bozcaada son yıllarda turizmin lokomotif yörelerinden birisi. Biz bu süreçte değişen dünyada ve değişen turizm anlayışı kapsamında Bozcaada’nın yine bir cazibe merkezi olarak talep görmeye devam edeceğini, hatta ilginin artarak devam edeceğini düşünüyoruz” şeklinde açıklama yaparak adalılara umut verdi.

OLUMSUZ ETKİLİYOR

Bu yaz Bozcaada için, geçmiş yıllarda adanın kaldırabileceğinden daha fazla ziyaretçinin gelerek ada halkını, esnafı yorduğu; bunun bir sonucu olarak ada turizmini olumsuz etkileyen, pahalı tesisler ve yemek, ada merkezi ve dışında mantar gibi bitmeye başlayan pansiyon ve bağ evi adı altında villaların sorgulanacağı bir tedavi süreci olabilir. Adaya 1990’lı başından bu yana giden ve adanın değişim sürecini çok iyi gözlemleyen biri olarak naçizane duygularım bu yöndedir.

KUZEY EGE’NİN İNCİSİ BOZCAADA

Ada her zaman ada... Ada kültürü başka bir iştir. Ege’nin kuzeyinden güneyine tüm adaları gezmiş birine hangi ada daha güzel diye sorulmaz.
Konu Ege adaları olunca her şeyi unutan, doğduğum yaşadığım şehri bile unutan biri olarak Ege’de bulunan iki adamız Gökçeada ve Bozcaada için karşılaştırma yapmaktan imtina eden biriyim, her ikisi de benim için kıymetli.
Demem o ki Bozcaada için süslü ve abartılı satırlara gerek yok bu adaya gitmenizi sağlamak için, çünkü oranın müdavimleri zaten adalarını paylaşmak istemez fazla kimseyle. Ben de öyle..

EN BÜYÜK ÜÇÜNCÜ ADA

Bozcaada’ya daha önce gitmediyseniz ve ada hakkında bilgi için herhangi bir ansiklopedinin sayfalarını çeviriyorsanız karşınıza şunlara benzer cümleler çıkar; “Ege Denizi’nin kuzeydoğusunda, Çanakkale Boğazı’nın güneybatısında bir ada. Yüzölçümü 36 kilometrekare. Türkiye’nin üçüncü büyük adası. Türkiye’nin köyü olmayan tek ilçesi. Adanın eski adı Tenedos. Pers, Helen, Roma, Bizans ve Venedik egemenliklerinde yaşayan ada 1328 yılında Türklerle tanıştı. Osmanlı İmparatorluğu’na 1455’te katıldı. 1912 yılında Yunanistan’ın eline geçti. 1923’te ise Lozan Antlaşması’yla Türkiye’ye verildi. Halkı bağcılık, şarapçılık, turizm ve balıkçılıkla uğraşır, çavuş üzümü çok meşhurdur. Vs. vs.”

Bozcaada hazır

ADANIN EN GÜZEL ZAMANI HAZİRAN VE EYLÜL

Ege’nin bu küçük şirin adasını ruhundan, öykülerinden, insanlarından, dramlarından, rüzgârından, bağbozumundan, şarabından soyutlarsanız bu anlatım yeterli olabilir ama aynı zamanda da adaya büyük bir haksızlık olur. Aslında her adanın hikayesi başkadır ve hiç biri diğerine benzemez.
Adanın en güzel zamanları bence haziran ve eylül hatta ekim diyebilirim. Bana genelde inanmazlar ama deniz suyu sıcaklığının da en ideal olduğu dönemdir bu aylar, boğazdan gelen soğuk su akıntıları nedeniyle yaz ayları değildir. Bozcaada, özellikle son yıllarda turizm açısından çok hareketlendi ama İstanbulluların ve diğer şehirlerden buraya akın eden insanların ada halkının o eski misafirperver, amatör ruhla beslenen yardımseverliğini biraz yorduğuna tanık oluyorum son ziyaretlerimde.

ADAYLA TANIŞMA

Her şeye rağmen güler yüzlü adalıların Bozcaada’nın en önemli ziyaret sebeplerinden biri olduğunun altını çizmek lazım. Antik çağdaki adı Tenedos olan adaya ulaşmak için Bursa veya İstanbul üzerinde geliyorsanız Çanakkale’yi geçip İzmir istikametine devam edin. Yaklaşık 25 kilometre sonra ana yol üzerinde bulunan tabelayı kaçırmayın; ‘Bozcaada- Ezine” İzmir yolundan ayrıldıktan sonra içinden geçtiğiniz bakımlı Ege köyleri, size eşlik edecek ve kendinizi bir anda Geyikli- Yükyeri Feribot İskelesi’nde bulacaksınız.
Yarım saatlik bir yolcuğun ardından kendinizi Bozcaada’ya atmış olacaksınız. Adaya ilk gelişiniz ise geminin ön tarafında oturmanız önemli; zira adayla tanııyorsunuz..

Bozcaada hazır

SOKAKLAR ZAKKUMLARLA RENKLENİYOR

Uzunca bir süre ahalisi hem Türklerden, hem Rumlardan oluşan adadaki küçük kasabada günümüzde de Türk mahallesi ve Rum mahallesi bulunuyor.
Rumların sayısı bugün otuz-kırk kişi kadar ve çoğu yaşlı. Aralarında Yunanistan’a, Amerika’ya, Avustralya’ya giden ama eski evlerinin özlemiyle özellikle yaz aylarında geri gelenler var. Temmuz ayında Ayazma Plajı’nın hemen üstünde gerçeklesen Aya Paraskevi panayırına ve ağustos ayında yapılan Bağbozumu Festivali’ne değişik yerlerden kalkıp gelen Bozcaadalılar oluyor. Rum mahallesinde sokaklar, özellikle yaz mevsiminde çok canlı; kırmızı, pembe, beyaz çiçekli sardunya saksılarının dizildiği, zakkumların renklendirdiği sokaklar arnavut kaldırımıyla kaplı.

RÜZGARIYLA MEŞHUR

Bozcaada deyince rüzgârı da hikayenin baş köşesine yerleştirmek lazım.
Kuzeyden kopup gelen serin poyraz, adanın sevgilisi gibidir. Koşar gelir, koyların sularını soğutur, üzümleri ve insanları güneşin öfkesine karşı sarıp sarmalar, yaşamı daha yaşanılası kılar. Poyraz olmazsa ada olmaz. Hele yaz esintisi öyle güzeldir ki, insanı hiç rahatsız etmez. Ferahlatır ve sakinleştirir. Kış aylarında ise biraz sorun olur. Adanın rüzgârı gözünüzü korkutmasın. Rüzgâr almayan sakin, çırpıntısız bir kumsal bulmak her zaman mümkün.

YAZ AYLARINDA DAHA ŞENLİKLİDİR

Binlerce yıl önce kullandığı parada üzüm salkımı betimlenen Bozcaada, salkım salkım üzüm doğuran bağlarıyla da her zaman övünür.
Adanın bağları ve merkezde bulunan bakımlı şarap fabrikaları adanın en güzel süslerinden biri, hatta çamlık içinden başlayıp Ayazma Sulubahçe’ye kadar yapılan yaklaşık 2 km’lik bağ yolunda yürüyüş yaparak, adada yetişen asma çeşitlerini tanıyabilirsiniz.
Bozcaada yaz aylarında elbette daha şenliklidir.
Gündüzleri eşsiz güzellikteki koylar konukları kucaklar. Akşamları ise liman çevresinde uzun bol sohbetli akşam yemekleri yenir. En güzel dolunay Göztepe’den, ya da kale arkasındaki küçük plajdan, en güzel günbatımı ise Polente Feneri yolundaki rüzgar güllerinin altından geçerek seyredilir. Ege’nin üstünde oynaşan yakamozların seyrine doyum olmaz.
Bozcaada’nın antik çağdaki adı Thenedos’du. Adaya adını veren Thenes ilk yabani asmayı Poyraz Limanı çevresinde bulmuş, ıslah ederek “Kuntra Asma” denilen şimdiki durumuna getirilmesine de öncülük etmişti.

GÖZTEPE’DEN İZLENİR

Çevrenin tarihine çıplak gözle tanıklık etmek için en yüksek yer olan Göztepe’ye çıkacaksınız. Anadolu’nun kıyılarında Troia, Homeros’un büyük destanı ile ölümsüzleşen savaşın geçtiği topraklar. Kuzey yönünde bir başka büyük savaşa tanıklık etmiş Çanakkale Boğazı ve kıyıları, açıktan geçip giden yalnız gemiler. Biraz ötede komşu ada İmroz.
Öte yandan biraz bulanık görüntüsüyle Yunanistan’ın Limni, Midilli adaları.
Abartmıyorum... Edremit Körfezi ve Kaz Dağı’nın yüceleri. Şansınız varsa tüm bu manzara önünüzde.

BOZCAADA HİKAYESİ

Meraklısı için ada ile ilgili bir hikaye var: “Denizlerin efendisi Poseidon’un çocuklarından biri Kyknos adında bir kralmış. Onun da Thenes adında bir oğlu varmış. Thenes’in annesi ölünce, babası yeniden evlenmiş... Fakat üvey ana bu ya; Thenes’e iftira etmiş... Kral da bu iftiraya kanmış ve oğlunu bir sandığa koyarak denize attırmış. Sandık, Çanakkale Boğazı’ndan geçerek Leukophrys adasının sahiline vurmuş. Thenes burada sandıktan çıkmış, adaya yerleşmiş. Adanın ismini de “Thenes’in Adası” anlamına gelen Thenedos’a çevirmiş. Eski adıyla Thenedos, bugünkü adıyla Bozcaada’nın ilk yerleşimi Heredot’a göre M.Ö. 2000 yıllarına rastlıyor.
Heredot’a göre “Tanrı, insanlar uzun ömürlü olsun diye Bozcaada’yı yaratmış”... Siz de ömrünüzü birkaç günlük ada ziyaretiyle -ne kadar uzar bilinmez ama- uzatmak isterseniz adaya gidin, ya da bir daha sefer benimle gelin.

X