Korona Maveric’e bulaşamadı!

Airbus yepyeni bir uçak demosu ile ortaya çıkmıştı. İlk kez Singapur Havacılık Fuarı’nda görünen ‘uçan kanat’ Maveric radyo kontrol modeli uçuşu ile dikkatleri üzerine topladı. Koronavirüs salgını bu uçakla ilgili çalışmaları durduramadı. Fabrika neredeyse kapalı gibi. Tasarımcılar ve uçağı geliştirecek olanlar evlerinden çalışıyor. Proje durmadı ama önünde uzun bir yol var.

Yepyeni bir uçak tasarımı. Aslında Avrupalı imalatçı, Amerikalı B-2 tipi askeri bombardıman uçağının kopyasını yaptı. Delta kanatlı bir uçak prototip olsa da yıllar sonra yüzünü yeniden gösterdi. Pandemi öncesi Singapur Havacılık Fuarı’nda radyo kontrol modeli tümüyle farklı bir yolcu uçağı olarak karşımıza çıktı. Delta kanatlı uçak aslında tek koridorlu bir uçaktı. Ama içinin büyük bölümü çift koridorlu uçaktan daha geniş tasarlanmıştı. Her ne kadar orta sıralarda oturanlar pencerelerden çok uzakta, biraz da klostrofobik bir yapı içinde olsalar da yüzde 20 daha az yakıt harcayacak. Yolcular dışarıyı ağırlıklı olarak önlerindeki ekranlardan izleyebilecekler. Üstelik çok net görüntülerle.

Korona Maveric’e bulaşamadı

ZAMAN VE YAKIT TASARRUFU

Yolcu kapasitesi yüksek uçak dikkatleri üzerinde topladı. 12-13 saatlik uçuşlarda en az iki saatlik bir uçuş zamanı tasarrufu da sağlamayı hedefliyor. Geleneksel tüp şeklinde yolcu uçağı tasarımını yıkan Maveric için bazı tasarımcılar bunun hiçbir zaman gelişmeyeceğini bile iddia ettiler. Ama Airbus dolu dizgin yoluna devam etti. Airbus oda şeklindeki bu uçağın sürtünme katsayısının daha düşük olacağını ve çok ciddi yakıt tasarrufu sağlayacağını iddia ediyor. Maveric Projesi Eş Başkanı Adrien Berard: “Başlarda pek çok kişi Maveric projesini bir hobi hatta Airbus’ın pek de bir şey öğrenemeyeceği hayal proje olarak gördüler. Biz de geleceğin uçak konfigürasyonunu sağlam temellerle sunarak onlara hatalı olduklarını gösterdik” dedi.

Korona Maveric’e bulaşamadı

TİTİZ ÇALIŞMALAR YAPILIYOR

Toplam 10 kişiden oluşan proje ekibi üç yıldan kısa sürede Maveric konsepti basit bir skeçten, bilgisayarda yaratılan üç boyutlu modele ve sonunda da demo uçağına dönüştü. Haziran 2019’da uzaktan kumandayla yönetilen demo uçak ilk kez gökyüzü ile tanıştı. 2 metre uzunluğunda ve 3.2 metre genişliğindeki Maveric, küçük ölçekli uzaktan kumandayla idare edilen bir demo uçağı. Maveric gibi demo uçakları, Airbus’ın yeni uçak konfigürasyonlarını anlamasına ve bu tamamen farklı tasarımı uçurmak için gerekli teknolojileri olgunlaştırmasına imkan veriyor. Maveric demo uçağı, Airbus’ın diğer uçaklarını üretirken gösterdiği hassasiyet ile inşa ediliyor. Örnek vermek gerekirse Maveric’in aerodinamik özelliklerini incelemek amacı ile gerçekleştirilen rüzgar tüneli testleri, tüm Airbus uçaklarında olduğu gibi Airbus’ın Filton tesislerinde gerçekleştirildi. Airbus için demo uçağının gerçekçi çevresel performans avantajlarını sergilemesi büyük önem taşıyor; aynı motor ile günümüzde uçan tek koridorlu uçaklardan yaklaşık yüzde 20 daha az yakıt tüketimi sunması gibi. Uçağın hızı, yolcu kapasitesi gibi önemli bilgiler tam olarak ortaya çıkmadı. Tasarımlardan anlaşıldığı kadarıyla yolculara daha fazla ayak uzatabilecekleri mesafe kalıyor.

2030’DA HAYATA GEÇECEK

Maveric konusunda merak edilen detaylar ileri tarihlere kaldı. Avrupalı imalatçı aslında bu çalışması ile Boeing’in hayata geçiremediği bıyıklı yolcu uçağı Sonic Cruser’a bütün zamanlarda bir misilleme olacak.

Uçan kanat diye de adlanan uçak belki gelecekte bütün yolcu uçaklarının tasarımları etkileyecek. Kanat kısımlarına yakın oturanlar uçağın bütün dönüşlerini fazla hissedecekler. Bunun ne kadar bir rahatsızlık yaratacağı bilinmiyor. Orta mesafe uçuşlar için hedeflenen uçağın hızı hala çok belli değil. Airbus’ın hız konusunu vurucu bir darbe olarak sona sakladığı uçağın hayata geçişi 2030 yılları civarında olacak.

BOEING SONIC CRUISER MAKET OLARAK KALDI

Korona Maveric’e bulaşamadı

Ne zaman Amerika’da Boeing’in Seattle fabrikasına gitsem bıyıklı Sonic Cruiser uçağının maketini görüyorum. Hemen önüne geçip mutlaka bir fotoğraf çektiriyorum. Ana binalardan birinde giriş kapısının arkasında duruyor. Her gidişimde, son olarak geçtiğimiz yıl gittiğimde artık boyaları iyice sararmıştı. Oysa Boeing, bu uçağı geleceğin uçağı olarak kabullenmişti. Concorde kadar hızlı olmayacaktı ama ses hızının biraz altında uçacaktı. Her uçuşta bir-iki saat zaman tasarrufu sağlayacaktı. Daha az yakıt harcayacaktı. Uygun maliyeti havayollarının ilgisini çekecekti. Şirketin yeni uçak geliştirme direktörü projeyle ilgili şöyle diyordu: “Boeing’in daha hızlı uçuşlar, daha fazla doğrudan uçuş ve artan konfor talebine cevabı Sonic Cruiser olacaktır.” Boeing Sonic Cruiser, süpürme delta kanat gövdesi ile 76 metre uzunluğundaydı. Mach 0.98’in etrafında uçabilir, normal uçaklardan yaklaşık 0.10 daha hızlı, ancak gürültü sorunu olmayan hızlı bir uçak olacaktı. Ama olmadı. O da birbiri ardına gelen ekonomik krizlere takıldı. Hele şimdi 737-Max gibi dev bir sorunla boğuşan şirket geri dönüp bu projeye hiç bakamayacak gibi görünüyor. Kapı arkasındaki maketin beyaz rengi sararmaya devam edecek.

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Dünyayı kurtaracak kargoyu bekliyorlar

Havacılık sektörü koronavirüs aşısının kullanılabilir hale gelmesini bekliyor. Aşı bütün onayları aldıktan sonra iş nakliye konusuna gelecek. Kargo uçakları aşıyı sipariş veren ülkelere dağıtmak için hazır bekliyor. Kıran kırana bir kargo savaşı başlayacak. Dünyanın en hassas bu gönderisi için en uygun koşulların ayarlanması adına hava kargo şirketleri ciddi çalışmalar yapıyor. Bilim insanları ile ortaklaşa hareket ediyorlar.

Dünyada şu anda ciddi sonuca yaklaşmış tam 120 koronavirüs aşısı çalışması var. Bu aşılardan bazıları onay noktasını bile geçti. Almanya, Rusya, Çin, İngiltere ve Almanya bağlantılı Amerika bu yarışın ana bayrağını taşıyorlar. Bu aşılardan bazıları insanlığı kurtaracaklar. Dünyayı kasıp kavuran salgının durmasını sağlayacaklar. Elbette bu aşılar sayesinde havayolu yolculuğu yeniden doğacak. Yerde duran binlerce uçak uçacak ve milyonlarca insan gidecekleri yerlere elleri yüreklerinde kalmadan yeniden gidebilecekler. Aralık ayının ortaları ya da sonrası, en geç 2021 yılının başların aşılar ülkelere dağıtılacak. Yani sipariş veren, elini çabuk tutan, doğru organizasyon yapan ülkelere doğru milyonlarca aşı yola çıkacak. Aşı yeterince üretildiğinde iş nakliye konusuna gelecek. Bütün aşılar imalatçı kuruluşların belirlediği soğuk zincir şartlarında gönderilecek. Bu gönderim için birinci sırayı hava kargo şirketleri alıyor.



BİZ HAZIRIZ

Türk Hava Yolları’nın pandemide mali yükün büyük bölümünü sırtlayan yani para kazandıran kolu Turkish Kargo. THY filosuna kattığı Boeing 777F uçakları ile dünyada altıncı en büyük kargo uçağı kapasitesine sahip bir şirket. Bugün dünyanın lider kargo şirketlerinden biri. Şirketi doruğa taşıyan isim de THY Kargodan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Turhan Özen, hava kargo olarak aşıların nasıl taşınacağını şöyle anlattı:

PLANLAMA YAPILACAK

Yazının Devamını Oku

Havayollarına ikinci darbe

Pandemi havayollarını ikinci defa vurdu. Salgında gerileme olmaması nedeniyle yolcu sayıları yüzde 50 daha düştü. Yaz aylarındaki yolcu artışının süreceği sanılırken vaka sayısındaki artış ve karantina uygulamaları yolculukları neredeyse bıçak gibi kesti. Turistik uçuşlar ise yok denecek kadar azaldı. Türkiye-Rusya arasındaki hava köprüsü belki de dünyadaki en iyi turizm uçuşunu temsil etti. Ama o uçuşlarda da düşüş başladı.

Koronavirüs aşısının çok daha önce bulunacağı ve yaygın kullanıma geçileceği sanılıyordu. Çünkü aşı için dünya ilaç devleri, hızlı bir yarışa girmişlerdi. Ama aşı öyle bugünden yarına olacak bir iş değildi. Aşı yaygın kullanım için piyasalara çıkmadığı gibi salgın giderek arttı. Avrupa’da; İtalya, İspanya başta olmak üzere Fransa ve Almanya sınırlarına kilit üstüne kilit vurdular. Bir ara kapılarını aralayan İngiltere bile artık ulaşılamaz, gidilemez hale geldi.

Amerika kıtasının büyük bölümünde, Uzakdoğu ve Orta Asya’da da durum farklı değil. Birçok ülke, diğer ülkelerdeki vize ofislerinin kapılarını bile kapattı, personelini izne çıkardı.

15 BİN UÇAK YERDE

Havayolları ayakta kalabilmek için ne yapacaklarını bilemez hale geldi. Mali yapıları kuvvetli olan Lufthansa, BA, Emirates ya da Singapur gibi havayolu şirketleri başta pilotlarının çoğunu işten çıkardı ya da ücretsiz izne ayırdı. Diğer çalışanlardan da kitleler halinde işlerine son verilenler var. Kolay değil şu anda 15 bine yakın uçak yerde. Bunların yerdeki bakımları, Avrupa’da ortalama saatlik park ücretleri olan 285 dolar gibi ödemeler havayollarının belini iyice büküyor. Uçakları alıp Leasing yapan yani havayollarına kiraya veren firmalar uçsa da uçmasa da havayollarından yüzbinlerce dolar kiralarını alıyorlar. Uçak fabrikaları ise müşterilerine siparişleri teslim etmek için boğuşuyorlar. Müşterilerin çoğu alımları ertelemek için sıkı pazarlık peşindeler.



Yazının Devamını Oku

Yolcu az ama harcama çok

Pandemi döneminde havayolu yolcularının tercihlerinde ilginç bir durum ortaya çıktı. Yolcu sayısı yüzde 70’ten fazla azalırken, havalimanı terminal çatısı altındaki harcamalar ürünlere göre yüzde 37 ile yüzde 40 arasında arttı.

İstanbul Havalimanı terminal işletmecisi hijyen şartları için harcamadan hiçbir şeyi kısmadı. Gözlerin üzerinde olduğu terminalde her gün her yer büyük bir titizlikle dezenfekte ediliyor. Öyle maske takmayan hiçbir yolcuya da müsamaha gösterilmiyor. Ateş ölçme sistemleri hem sabit hem de özel kasklarla yapılıyor. Küçük bir bulguda yolcu hemen çevriliyor ve sağlık birimlerine yönlendiriliyor. Kısa adı İGA olan İstanbul Havalimanı işletmecisinin kurumsal iletişiminin başında olan Gökhan Şengül ile sohbet ederken ilginç bilgilere ulaştım. Ben sanıyordum ki bu kadar yolcu düşüşünde, terminaldeki mağazalar çökecek, yiyecek içecek bölümleri can çekişecek. Öyle olmamış, hatta havalimanındaki otelde bile doluluklar azalıp çoğalsa da idare edebilecek bir grafikle yoluna devam ediyor. Terminal ayakta kalabilmek için koronavirüs döneminde birçok hizmeti yeniden şekillendirmiş. Buggy denilen araçlarla yolcuların taşınması işi yoğunlaştırılmış. Ücretsiz yelpazesi de genişletilmiş.



TALEP HİJYEN ÜRÜNÜNE

Elbette hâlâ terminallerde en çok satın alınan ürünlerin başında hijyen ürünleri geliyor. Titiz yolcular özellikle uzun uçuşa giderken havalimanından da fazlaca maske, dezenfektan ve mendil gibi ürünler alıyorlar. Bunun yanı sıra bir de yeme içme meselesi var. Uçakların çoğunda, 4 saate kadar olan uçuşların büyük kısmında yolcuya sudan başka hiçbir şey verilmiyor. Yolcular bu yüzden, zorunlu olarak erken geldikleri terminalde daha fazla yemek yemeyi tercih ediyorlar. Geniş yiyecek yelpazesi sunan BTA şirketi İstanbul Havalimanı’nın da lider şirketi konumunda. Ayrıca, içinde yiyecek ve içecek olan alıp uçağa götürülebilecek kutular da sunuluyor.

YÜZDE 40 ARTIŞ

Yazının Devamını Oku

Gökyüzünde hidrojen devrimi

Gökyüzünün en büyük kirleticilerinden biri ne yazık ki uçaklar. Karbon salınımı havacılık sektörünün ağır bir günahı olarak karşımıza çıkıyor. Uçak motorları, bu, bir tür gazyağı türevi olan yakıtı tonlarca tüketiyor. Geriye ciddi bir karbon salınımı ortaya çıkıyor. Oysa hidrojende böyle bir sorun yok. Sıfır karbon stratejisi bugünden başlayarak önümüzdeki zamanların yakıtı olacak.

Karbon salınımı gökyüzünün başının belası oldu. Yukarıdaki kirlilik her geçen gün artıyor. Öyle temiz bir dünya yok artık. Ama yoğun bir çare arayışı var. Gökyüzünün en büyük kirleticilerinden biri ne yazık ki uçaklar. Karbon salınımı havacılık sektörünün ağır bir günahı olarak karşımıza çıkıyor. Elbette karbon salınımı konusunda yeryüzündeki işletmeler de suçlu. Ama uçaklar galiba en suçlular arasında.

HİDROJENLE ÇALIŞAN UÇAK

Airbus uçak imalatçısı eylül ayında düzenlediği toplantılarda üç yeni hidrojen yakıtlı konseptini açıkladı. Ve aynı tarihlerde dünyanın ilk hidrojenle çalışan uçağının göklerde yer alması dikkatleri Airbus’a çevirdi. Üç yeni uçaktan biri, delta kanatlı ve alışılmışın dışındaki tasarımı ile gözler önüne çıktı. Uçaklar kerosen denilen bir yakıtla çalışıyor. Yani uçak motorları bu bir tür gazyağı türevi olan yakıtı tonlarca tüketiyor. Geriye ciddi bir karbon salınımı ortaya çıkıyor. Oysa hidrojende böyle bir sorun yok. Sıfır karbon stratejisi bugünden başlayarak önümüzdeki zamanların yakıtı olacak. Hidrojen, evrenin bu en hafif elementine hızla sarılan önemli bir kuruluş da ünlü jet motoru imalatçısı İngiliz Rolls-Royse oldu.

YENİ MOTOR İÇİN ÇALIŞILIYOR

Rolls-Royce, yalnızca havacılıkta değil pek çok enerji alanında karbon salınımını azaltma çalışmalarında kilit bir rol oynamak için yerini belirlemiş durumda ve bu kapsamda hidrojen önemli bir rol oynayabilir. Sivil Havacılık alanında hidrojenle ilgili fırsatları ve zorlukları kavramak, Rolls-Royce’un üç ana eksen etrafında oluşturduğu sürdürülebilirlik stratejisinin de kapsamında yer alıyor: Gaz türbinin iyileştirilmesi, sürdürülebilir uçak yakıtlarının desteklenmesi ve yenilikçi tahrik teknolojilerinin geliştirilmesinde öncü olmak. Faydalarından tam anlamıyla yararlanmak için yeni teknoloji ve altyapıların geliştirilmesine ihtiyaç olmasına rağmen hidrojen, yenilik ekseninde öncelikli bir yere sahip. Hidrojen, yalnızca yeni nesil motorları çalıştırmaya uygun sürdürülebilir uçak yakıtları gibi basit bir ikame (drop-in) yakıt değil.

10 YIL SONRA

Rolls-Royce’un görüşü şöyle: “Hidrojen yakıtlı tahrik sisteminin zorluklarını anlamak ve bununla ilgili teknoloji yol haritalarını geliştirmek yönünde çalışmalar mevcut olmakla birlikte, hidrojenin potansiyelini tam olarak keşfedebilmek adına endüstriyle işbirliği de devam ediyor. Zamanlama açısından bakıldığında, hidrojenle çalıştırılan küçük uçakların fonksiyonel hale gelmesi bu 10 yılın bitiminden önce mümkün olabilecekken, bölgesel uçaklar ise önümüzdeki 10 yılın başlarında (2030-2035) kullanıma girebilir.

Yazının Devamını Oku

Balkanlar’ın en büyüğü

Balkanlar’ın en büyük, Avrupa’nın sayılı ve dünyanın da önemli bir bakım hangarı olan THY Teknik açıldı. 3 geniş gövde ve 6 dar gövde uçağa aynı anda hizmet verecek kapasitedeki yapıyı gördüğümde çok heyecanlandım. İnşaatını Kalyon Holding’in yaptığı bina, büyüklüğü, teknik özellikleri, akıllı teknolojisiyle dikkat çekiyor. Bu gurur verici yapı sadece THY’ye değil birçok yabancı havayoluna da hizmet verecek.

Daha uzaktan koca yapıyı gördüğümde çok heyecanlandım. Devasa kapılarının birin kenarında işin patronu THY İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Abdülkerim Çay diğerinde Basın Müşaviri Yahya Üstün vardı. Öyle itince açılacak kapılardan değildi. Her bir kanat tonlarca ağırlıktaydı. Elektrikli sistem bile ağır ağır açabiliyordu. Aralıktan içeri girdim. İnanılmaz geniş ve yüksekti. Koskoca uçak bir kenarda oyuncak gibi duruyordu. O çok heybetli uçağın hali neydi. Neredeyse elimle tutup çevirebileceğim kadar küçük görünüyordu.



13 BİN 500 TON ÇELİK

Bu etkileyici bakım hangarının imalatında 13 bin 500 ton özel çelik kullanılmıştı. Onları yukarılara çıkarmak için özel vinçleri falan düşününce nasıl bir heybetin içinde olduğumu daha iyi anladım. Balkanların en büyük, Avrupa’nın sayılı ve dünyanın da önemli bir bakım hangarı olan THY Teknik’in ana üssünde kendimi çok küçük hissettim. Önce 3 büyük gövdeli uçağın bakıma alındığı bölüme girdi. Bir yangın halinde tonlarca köpük yukarıdan aşağı fışkırabiliyordu. Uçaklar arasına gelebilecek yanmaz dev perdeler alevlerin birbirine uzamasına engel oluyordu. Yerler harika bir betondu. Epoksi’den de daha iyi görünüyordu.

TÜM BAKIM YAPILIYOR

Yazının Devamını Oku

Uçakta ‘sağlık vizesi’ dönemi

Havayolu yolculuğunun daha güvenli olması için ‘sağlık vizesi’ girişimlerine başlandı. Planlanan elektronik uygulamaya ülkelerin hastanelerinin ve sağlık birimlerinin katılması ile dev bir data oluşturulması hedefleniyor.

Başta Amerika, İngiltere gibi ülkeler olmak üzere birçok devlet havayolu yolculuğunun daha güvenli olması için sağlık vizesi oluşturma girişimlerine başladılar. Sistemin bir pasaport ya da barkodlu belge olması hedeflenmiyor. Bir elektronik uygulama oluşturma çalışmaları yapılıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün de prensipte bir ‘sağlık vizesi sistemi’ oluşturulmasından yana olduğu ancak nasıl bir yapılanmaya gidileceği konusu henüz yarışma aşamasında.

Ama kesin olan bazı çizgiler ortaya çıkıyor. Oluşturulacak uygulamada, sürekli güncelleme yapılması ve neredeyse her uçuş öncesi güncellemelerle yolcuların havalimanlarında zaman kaybetmemesi sağlanacak. Ayrıca gidilen ülkelerde karantina gibi sorunlar da olmayacak. Karantina gerektiren durumlarda yolcu hiçbir bicimde uçağa alınmayacak.



ÇOK YÖNLÜ KONTROL

Uygulamaya ülkelerin hastanelerinin ve sağlık birimlerinin katılması ile dev bir data oluşturulması hedefleniyor. Özellikle sağlık konusunda sisteme bir yerden giriş yapıldığında birçok havayolu şirketinin datalarına da bilgi yüklenecek. Ayrıca pasaport polisleri, önündeki sistemlerde de yolcunun sağlık durumunu pasaportun okunması ile ekranda görecek. Oluşturulacak sağlık vizesi, sadece salgın hastalıklarda değil çeşitli nedenlerle uçaklarda ya da başka ulaşım araçlarında kişinin hastalanması halinde daha doğru ve hızlı müdahale imkanı sağlayacak.

Yazının Devamını Oku

‘Asi yolcu’ sayısı katlandı

Havayolu yolculuğunda asi yolcularla baş etmek giderek büyüyen bir sorun haline gelirken, koronavirüs sonrası sorun çıkaran yolculara maske nedeniyle kavga çıkaranlar da eklendi. Asi yolcu sayısı pandemi öncesine göre 2.5 katına çıktı.

Havayolu trafiğinde baş etmesi en zor sorunlardan bir tanesi olarak asi yolcular dikkat çekiyor. Bugüne dek ağırlıklı olarak aşırı alkol alan yolcuların sakinleştirilmesi sorunu vardı. Hiç yüzünden uçakta kavga çıkaran bu yolcular genellikle uçağın inişinden sonra polise teslim ediliyor. Ancak birkaç saat yerel bir karakolda tutulup ifadeleri alındıktan sonra serbest kalıyorlar. Bu durum karşısında uygun bir ceza verilmemesi asi yolcu sayısını ise her geçen gün arttırıyor. Ortalama her 1500 yolcudan biri asi çıkıyordu ve temel neden alkolden kaynaklanıyordu. Koronavirüs salgınından sonra alkollü asi yolculura bir de maske nedeniyle kavga çıkaranlar eklendi. Her 1500 yolcu arasındaki asi yolcu sayısı ikiye katlandı. Bazı uçuşlarda, ki bu ağırlıklı olarak büyük gövdeli uçaklar, 2.5 katına kadar vardı. Dünyada asi yolcu sayısı IATA’nın belirleyebildiği sayıların üzerine çıktı.



SORUN BÜYÜYOR

Bir havayolu yolculuğu sırasında bir yolcu sorun çıkardığı zaman kabin ekibi ‘ sorunlu yolcu formu’nu hemen doldurup kaptan pilota iletiyor. Kaptan kule ile temasa geçerek sorunlu yolcuyu rapor ediyor ve inişle birlikte uçağa gelen polisler sorunlu yolcuyu gözaltına alıyorlar. Yolcu, uçak içinde sakinleştirilemiyorsa ekipler bileğine plastik kelepçe de takabiliyor. Bu durum havayollarına göre değişkenlik gösteriyor. Şimdi bu sorunlara, yolcularla-yolcular arasında ve yolcularla kabin ekipleri arasında ve yolcularla uçağa kalkış öncesi giren yer personeli arasındaki maske tartışması eklendi. Koronavirüsten en büyük zararı gören havacılık sektörünün zararı giderek büyüyor. Binlerce havacılık çalışanı işsiz kalmaya devam ediyor. Uçuşlar artacağına azalıyor, yerde duran uçak sayısı çok fazla. Havalimanlarındaki görüntü hazin. Maskesiz uçuş gerçekten hayatı büyük tehlikeye atıyor.

ALKOL SORUNU GERİLEMEDİ

Yazının Devamını Oku

Gazipaşa pandemiyi yendi

Türkiye’nin en güzel havalimanlarından bir tanesi olan, çevresi tropikal meyvelerin yetiştiği ağaçlar ve seralarla sarılı Gazipaşa Havalimanı pandemi sertifikasını aldı. İnsanların uçaktan iner inmez kendisini cömert doğanın içinde bulduğu, tamamı TAV Havalimanı Holding tarafından işletilen alana sertifikanın alınması ile birlikte yolcu yağmaya başladı.

HAWKER 800XP uçağı ile Atatürk Havalimanından kalktık. Bir saat kadar sonra Gazipaşa’nın uzatılmış, genişlemiş pisti Toroslar’a bir ok gibi uzanmış haliyle önümüze seriliverdi. Sanıyorum 2009 yılının temmuz ayıydı. TAV CEO’su Sani Şener heyecanla, ‘Bak göreceksin Gazipaşa harika bir havalimanı olacak‘ diyordu. İndiğimiz yer tıpkı tropikal bölgelerin, özellikle adaların havalimanları gibiydi, yeşillikler içinde bir havalimanı. Öyle koca terminaller falan yoktu. Küçük bir terminalden birkaç dakika içinde çıktık. Sonraları havalimanın pisti uzatıldı, genişletildi ve çevrede ciddi bir kamulaştırma yapıldı. Hepsinin parası da TAV’ın cebinden çıktı. Holding’in tamamını işletme hakkına sahip olduğu Türkiye’deki ilk havalimanı oldu. Yani tümüyle özeldi ve ilk kez bir havalimanımızda altından yol ve araçların geçtiği viyadüklü bir pist vardı. Uçaklar orada otomobillerin üzerinde gibi duruyordu.



11 YIL SONRA YENİDEN

Tav’ın Kurumsal İletişim Direktörü arkadaşım Bengi Vargül’le konuşurken laf Gazipaşa’ya geldi ve gitmeye karar verdik. Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan bizi havalimanının Kurumsal İletişiminin başındaki Canan Sosyal yolcu etti. Pegasus Havayolları’nın yeni nesil A320 NEO uçağı ile Gazipaşa’ya uçtuk. Uçağın Kaptan’ı tanıdığım bir yüzdü; Cahit Taşbaş. Uçuş süresini 1 saat 10 dakika olarak vermişti ama 58’inci dakikada mükemmel bir VOR (seyrüsefer yardımcı cihazı) alçalışı ile 08 pist başında teker koydu. Bir indi, pir indi. Uygun frenleme ve dönüşle küçük terminalin önüne park ettik.

40 YIL HATIRI VAR

Yazının Devamını Oku

Duty free’lerin zor günleri

Havalimanlarındaki duty free mağazaları adeta can çekişiyor. Yine de bizimkilerin durumu fena değil. Ama nerede 2019 yılı. Satış rekorları çok geride kaldı. Avrupa’nın bazı merkezlerinde mağazalar uzunca süredir kapalı. Ortadoğu’dan Uzakdoğu’ya baktığınızda en büyük havalimanlarındaki duty free mağazalarındaki satışlar çoğu yerde geçen yıla göre yüzde 20’nin altında seyrediyor.

Felaket tellalı gibi yazılar yazmaktan bıktım, usandım. Ama şu yakamıza yapışan pandemi hava yolculuğunun her kesimini vurmaya devam ediyor. Dünyanın en büyük duty free zincirinin sahibi İsviçreli Dufry’nin hisseleri düşmüş. Satışları yüzde 27 ile ayakta kalma çabasında. Bir başka dev Alman Gebr. Heinemann sanki biraz daha iyi durumda. Ama onun da sıkıntılı olduğu bölgeler çok. Yaklaşık 70 milyar dolarlık duty free pazarı neredeyse 9 milyar dolara kadar küçülmüş görünüyor.



Antalya Havalimanı duty free’sini işleten Dufry çok memnun olacak ki şimdi Sabiha Gökçen Havalimanı’na da yerleşti. Oradaki gümrüksüz satış mağazası işletmecisi Setur sistemden çekildi. Yolcu düşünce dünyadaki havalimanlarının çoğunda yolcuların yolculuk öncesi duty free’lerden on-line siparişleri de yok oldu. Alışveriş yapacakları ürünleri görüp dokunarak almayı tercih ediyorlar.

ÇİNLİ YOLCU AZALDI

En büyük sorun Çinli yolcunun azalması. Avrupalı yolcunun Avrupa sınırları içinde hareket etmesi. Transit yolcu sayılarındaki düşüşler sistemin bütün cirosunu çekip aldı. Gümrüksüz satış mağazalarından alışverişin hâlâ sıcak olduğu yerler, turistik bölgelerin orta ya da küçük ölçekli havalimanları. İstanbul Havalimanı’ndaki Unifree çatısındaki mağazalarda satışlar şimdi yüzde 27 civarında.

Yazının Devamını Oku

Uçuş noktalarını virüs belirliyor

Havacılığın başına gelenler 11 Eylül faciasından da çok öteye geçti. O zamanlar kimyası bozulan havacılığın şimdi neredeyse her şeyi bozuldu. Bir havayolu şirketi şartlar uygun olduğu için ilan ettiği uçuş noktasını bazen bir saat sonra iptal ediyor. Salgının yayılması uçulacak noktaları dengesiz bir biçimde belirliyor.

Hala dünyadaki uçakların yüzde 80’den fazlası yerde. Havayolu şirketleri ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Devletlerden alınan yardımlarda geçen sürede eriyip gitti. Yeni yardımlar yeni krediler için şirketler boğuşuyor. Sadece havayolu şirketleri değil, uçak imalatçıları, havalimanı işletmeleri ve bunların tedarikçileri hepsi, maddi sorunlarla boğuşup duruyorlar. Koronavirüslü zamanlarda toplam 7.5 milyon uçuş iptal edildi.



410 MİLYAR DOLAR KAYIP

Daha birkaç gün önce. Dünyanın mali yapısı en iyi havayolu şirketlerinden biri olan Singapur Havayolları 4 bin 500 çalışanı ile vedalaşacağını duyurdu. Oysa bugüne kadar şirket devlet yardımı almış, bazı uçaklarını geçici olarak devre dışı bırakmıştı. Kredi alma konusunda da hem devlet desteğine hem de uzak doğulu birçok bankanın kayıtsız şartsız kapılarını açtığı bir şirketti. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Havacılığı toplamda 419 milyar dolarlık bir gelir kaybı bekliyor.

Ortadoğulu ve yine mali yapısı güçlü Emirates, Katar gibi şirketlerde çok zorlanıyorlar. Kimi uçakları yerde. İçlerinde pilot ve kabin memurlarının da bulunduğu yüzlerce çalışanını çıkardı.

Yazının Devamını Oku

Terminal şehrin hafızasından silinmesin

Atatürk Havalimanı eski dış hatlar binası son olarak iç hatlar yolcu salonu olarak kullanılmıştı. Havalimanı kapandıktan sonra boş kaldı. Henüz ne yapılacağına kesin karar verilmedi. Türkiye’nin ilk modern havalimanı terminali bence çok iyi bir hava müzesi olur. Geçmişten günümüze bütün zamanları gözler önüne serebilir. Hele içinde hareketli simülatörler de yer alırsa ciddi bir ilgi odağı haline gelir.

Çağdaş Türk mimarisinin önde gelen ismi Hayati Tabanlıoğlu. Türkiye’ye anıtsal değerli eserler bırakmış bir mimar. 1927-1984 yılları arasına sığan bir yaşamın kahramanı. Yıllarca bürokrasinin çarkları arasında boğuşmuş bir mimar. Asla geri adım atmamış. Üstlendiği her projeyi hayata geçirebilmek için savaş vermiş eşsiz bir tartışmacı. Onun eseri Atatürk Havalimanı eski dış hatlar binası. Bir yıldız şeklinde. Aslında onun çizimlerinde dört yıldız var. Ama sadece biri gerçekleşebilmiş. 1969 yılında başlayan serüven 1984 yılına kadar sürmüş. Uluslararası İstanbul Atatürk Havalimanı, genel yerleşme planı, teknik blok ve kontrol kulesi, elektrik, enerji santralları, idare binası, yeni terminal binası, 1’inci ünitesi gibi çok geniş bir çalışma gerçekleşmiş.



OĞLUNUN İZNİ ALINDI

Sonunda Türkiye çok modern ve ilk kez köprüleri olan bir terminal binasına sahip olmuş. O yıllarda adı Yeşilköy Havalimanı olan bölge bir anda dünyanın dikkatini çekmiş. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra TAV Havalimanları Holding 22 ayda yapının yanına yeni dış hatlar terminalini yaparak işletmeye aldı. Tabanlıoğlu’nun yaptığı bina ise yani yıldız yapısı iç hatlar olarak düzenlendi. Kendisi hayatta olmadığı için oğlu mimar Murat Tabanlıoğlu’nun izinleri ve denetimleri ile gerçekleşti.

Yazının Devamını Oku

Koca Yusuf’un şefkatli eli dünyaya uzandı

Airbus’ın İspanya Sevilla’daki askeri fabrikasında üretilen A400M uçaklarını en yoğun kullanan ülkelerden biri Türkiye. Ona sadece askeri bir nakliye uçağı diye bakmak hata olur. Aslında stratejik bir nakliye uçağı. Savaşların, çatışmaların olduğu bölgelerden çok yardımdan yardıma koşan bir uçak. Koronavirüs salgını boyunca dünyanın dört bir yanına tıbbi yardım taşıdı. Bizdeki adı Koca Yusuf. Kuyruk dikmesinde turna kuşu amblemi var.

Bu uçağı yıllar önce İspanya’nın Sevilla kentindeki Airbus’ın askeri fabrikasında gördüğümde çok etkilenmiştim. O zaman ilk teslim alacağımız, fabrikanın 9 seri numaralı uçağı yani bizim ilk uçağımız imalat hattındaydı. Sanırım 2014 yılında ilk uçak Türk Hava Kuvvetleri envanterine girdi. Aradan yıllar geçti, 2019 yılında Milli Savunma Bakanlığı’nın izniyle Sevilla’dan getirilecek 9’uncu uçakla uçma iznini aldım.



SEVİLLA’DAN KAYSERİ’YE

Çok tecrübeli pilotlarımızla, başlarında filo komutanı Hava Pilot Yüzbaşı Tuna Selçuk Yılmaz ile Sevilla’dan kalkıp Kayseri’deki 221’inci filoya teslimine kadar tanıklık ettim. Mükemmel bir uçuş yapmıştık. Kayseri üzerinde bir yavaş geçişle filoyu ve de kenti selamlamıştık. Uçuş boyunca kimi zaman kokpitte, kimi zaman kargo bölümünde oturduğun uçağın tutunmasına hayran kalmıştım. Şu günlerde bu uçaklar için Fransa, yanına Almanya’yı da alarak fırtınalar koparıyorlar. Libya’ya askeri malzemeleri bu uçaklarla taşımıyız diye. Bilmiyorum ama parasını verdiğimiz, üstelik ortada uçak yokken ortak olduğumuz A400M ile dünyanın dört bir yanına yardım elimizi uzattık. Avrupalı dostlarımız onlardan tek kelime etmezken hakkımız olan operasyonlar için fırtına koparıyorlar. Gelip geçer.

TÜRKİYE ÜRETİM ORTAĞI

Yazının Devamını Oku

En gözde iki uçak

Koronavirüs şokundan sonra iki uçağın şansı arttı. Daha az yakıtla daha uzaklara giden iki uçak Airbus ve Boeing için bu dönem büyük bir şans oldu. Havayolları birçok uçak siparişini iptal ederken A350 ve B787 hâlâ saltanat sürüyor.

Neredeyse bütün seferler durmuştu. Havayolları filolarındaki uçakları koyacakları yer bulamıyorlardı. Ekonomik ömürlerini tamamlamak üzere olan uçaklar çöllere yollandı. Birçok uçak için de en yakın zamanda filolardan çıkarılması için planlar yapılmaya başlandı. Öyle ki büyük ticari başarı yakalamış Boeing’in 777 serisi uçaklarını bile filolarından çıkarmak için harekete geçen havayolları oldu. Airbus 380 ya da Boeing 747 gibi Jumbo tipi uçaklar ise neredeyse tüm sistemlerden çekildi. Kimi kargo haline çevrildi kimi ise yere indirildi. Bu uçaklardan son alınanlar hâlâ devrede, sayıları çok az. Kabin için büyük yatırım yapan şirketler özellikle A380 diye adlanan iki katlı uçaklarını bir süre daha kullanacaklar. Ama 747 Jumbo uçakları gelecek birkaç yıl içinde gökyüzünden neredeyse hiç görülmeyecek.



ŞANSLI UÇAKLAR

Gelelim şansları açılan uçaklara... Dar gövdeli yani tek koridorlu uçaklardan şansı en çok parlayan Airbus A320 ailesinin yeni üyesi NEO serisi oldu. Daha az yakıt, daha düşük bakım maliyetleri ile bu uçaklar katıldıkları havayollarında filo yaşının gençleşmesini de sağlarken operatörlere daha iyi para kazandırmaya başladı. Pandemi döneminde de birçok havayolu, imalattan çıkan NEO serisi uçaklarının teslimatını geciktirmemeye çalıştılar. Hem THY hem de Pegasus uçaklarını teslim aldı. Almayı da sürdürüyor. Boeing ise buna karşılık olarak pazara çıktığı 737 MAX serisi uçaklarda büyük talihsizlik yaşadı. İki ölümlü kaza ve birçok uçakta kontrol kayıpları ortaya çıkınca imalat durdu. İmal edilmiş olanlar da havayollarının başına dert oldu. Hiçbiri uçurulmayan bu uçaklar için Boeing büyük tazminatlar ödedi, geleceğe yönelik zararına yol açacak taahhütlerde de bulundu. Ve nihayet 737 MAX uçakları ilk testlerde başarı sağladı. FAA’den tam not aldıktan sonra bu uçaklar da peyderpey gökyüzü ile buluşacak. Ama yolcuyu bu uçaklara binmeye ikna etmek zaman alacak gibi görünüyor. Airbus’ın geniş gövdeli çift koridorlu uçaklarından yeni nesil A330 NEO’ların da şansı çok parlak olmadı.

Yazının Devamını Oku

Londra'ya uçuş notları

Pandemi sırasındaki üç iç hat uçuşumdan sonra bu kez de Londra’ya uçtum. Çevremdekiler ‘Deli misin risk alınır mı?’ falan diyorlardı. Ama baktım ki bütün tedbirler alınmış, sorunun sorumluluğu da bana kalmış. Maskemi taktım, sosyal mesafeyi her şartta uyguladım. Londra uçuşundan önce ‘UK Visas & Immigration‘ sitesindeki zorunlu sağlık formunu doldurdum. Girişte barkodu okudular, sonra kendimi Oxford’da buldum. Bazı ülkelerde koronavirüs salgını artınca uçuşlar kesiliyor ancak yukarıda korkulacak bir şey yok. Galiba yan yana otursak da tedbirli olunduğunda uzaklara gitmek hiç de huzursuz olunacak bir durum değil.

Koronavirüs salgını sonrası Avrupa’da kapılarını açan ilk büyük ülke İngiltere oldu. Ben de kalkıp gittim. TK 1971 sefer sayılı İstanbul-Londra uçuşunda uçağımız ‘B777-300ER’. Saat 13.50, İstanbul Havalimanı’nda sakin seyreden bir gün. Herkeste maske var, hijyen standartları yüksek. Havalimanında biraz dolaştım, sonra kalkıp uçağa gittim. Her şey zamanında.



KİTLER KURTARICI OLUYOR

THY’nin Basın Müşaviri Yahya Üstün ve dört gazeteci arkadaşım birlikte oturduk. Uçakta geleneksel emniyet anonsları yapıldı. Bu sefer bir fark vardı. Deniyordu ki, zorunlu olarak maske takmakta zorlananlar siperlik kullanabilirler. Maskelerin kumaşları bende alerjik reaksiyonlar yarattığı için ben de siperlik kullandım. THY’nin verdiği ücretsiz kitler gayet iyi. Ağzı kapalı paketlerde maske, dezenfektan ve antiseptik mendil var. Yol boyunca kurtarıcı görev yapıyor. Pandemi kısıtlamalarına rağmen hem business sınıfında hem de ekonomide güzel ikram paketleri oluşturulmuş. İçlerinde sandviç ya da tavuk dürüm var. Kiminde humus ve şakşuka ile kek de yer alıyor. Su ve meyve suyu da paketler içerisinde. Daha fazla su istendiğinde de veriliyor. Şarap servisi var ancak öyle çay, kahve falan yok. Karton bardakta çay ve kahvenin neden servis edilmediğine anlam veremiyorum. Kabin ekipleri gerekli bütün tedbirleri almışlar birkaç kez daha yolcu içine çıksalar sorun olmaz sanırım.

YOLLAR AÇIK BASIP GİTTİK

Yazının Devamını Oku

Eyvah 737 MAX’ler uçacak

Boeing’in 737 MAX uçaklarındaki hatalar bulundu. İki kazada 346 kişi bu uçaklarda hayatlarını kaybetmişti. Uçakların yeniden uçabilirlik sertifikası alabilmeleri için kısa adı FAA olan Amerikan Sivil Havacılık Otoritesi ile ciddi bir yol alındı. Böyle giderse yerde hazır bekleyen yüzlerce 737 MAX uçağı yılbaşından önce ya da biraz sonra havalanabilecek. Ama korona vurgunu yemiş havayolları bu uçakları nasıl devreye alacak. Bu soru cevabını arıyor…

Böyle diyorum. Çünkü aylardır uçmayan 737 MAX uçakları havayollarının başına bela oldu. Uçakları teslim alan müşteriler sıklıkla bakım yaparlarken bir de uçuramadıkları uçaklar için kira ödemelerini sürdürmek zorunda kaldılar. Ama şimdi Boeing mühendislerinin çalışmaları sona geldi. FAA diye bilinen Amerikan Havacılık Otoritesi 60 bin saatlik bir çalışma sonrası artık uçakların uçabileceği konusunda işaretler vermeye başladı. Bu uçakların uçmasına ancak yılbaşında ya da hemen sonrasında izin verilmesi durumunda pandemi nedeniyle yolcu bulamayan havayolları ne yapacaklarını kara kara düşünüyorlar. Filolarındaki uçakların yarısından çoğunu bile uçuramayan şirketler 737 MAX’lerle yeni büyük bir sorunun içine düşecekler.



200 UÇAK APRONDA

İki ölümlü kazadan sonra uçuşları durdurulan Boeing 737 MAX uçaklarından şu anda 200’den fazlası şirketin Amerika’nın Seattle şehrindeki fabrikasının apronlarında duruyor. Bu sayı her geçen gün artıyor. Aylık 42 uçak üreten fabrika yine de uçmayan uçakların imalatını aralık verse de sürdürdü. THY’nin de siparişi olan uçaklardan 12’si İstanbul Havalimanı’nda tutuluyor. Yine imal edilmiş olan diğer 12 uçakta Seattle’deki fabrikada beklemede. Uçaklar her gün belirli bakımdan geçiriliyor. Uçakların birçok noktasına korozyon yani bir tür paslanma olmasın diye önleyici solüsyonlar sürülüyor. Hatta bunları görenler ‘Uçaklar cürüyor’ diye tutturuyorlar.

CEZA VE SORUŞTURMA

Yazının Devamını Oku

Havalimanları vurgun yedi

Koronavirüs etkisiyle bütün havalimanlarının vurgun yediğini belirten TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Sani Şener “Her ülkedeki idarelerle görüşmelerimiz sürüyor. Kira ertelemesi ve imtiyaz sürelerinin uzatılması konularında anlaşmaya varmaya çabalıyoruz” dedi. Şener, İngiltere ve Rusya’nın ardından, Avrupa Birliği’nin de ağustos başında uçuşları açması halinde toparlanmanın ivme kazanacağına dikkat çekti.

Kolay değil. TAV 8 ülkede 15 havalimanında terminal işletiyor. Dünyanın dört bir yanında onlarca özel yolcu salonu var. Duty Free yani gümrüksüz satış mağazaları Amerika kıtasına kadar uzuyor. Ağırlıklı olarak onlarca havalimanında BTA şirketinin yiyecek-içecek alanları var. Toplam 400’den fazla özel yolcu işletmeciliği dünyanın dört bir yanındaki havalimanlarında yapılıyor. Her ülkede korona ile savaşta kurallar birbirine yakın olsa da çok da farklı istekler, düzenlemeler oluyor. Her birinin isteklerini yerine getirmek için ciddi bir savaş veriliyor. Giderler tırmanıyor. Gelirler çoğu yerde yerinde sayıyor. Sistemin ‘Atom Karıncası’ olarak bilinen TAV İcra Kurulu Başkanı Sani Şener’in deyimi ile dengeler bozuldu. Anlaşmalar sil baştan düzenleniyor. Kiraların düşürülmesi ya da işletme sürelerinin uzatılması gerekiyor.



EN BÜYÜK ANTALYA

Yazının Devamını Oku

En büyük sorun yolcularda

Kimse kırılmasın. Biz yolcular kuralların bir kısmına uyuyoruz. Bu bulaşıcı virüsten elbette korkuyoruz. Ama yine de görevlileri geçince maskeleri indiriyoruz. Her yeri elliyoruz. Daha az el yıkıyoruz. Havalimanında terminal işletmecileri tüm tedbirleri kusursuz almışlar. Havada uçakların içi tertemiz. 3 dakikada bir değişen ve hepa filtreden geçen hava neredeyse kaynak suyu gibi saf ve temiz.

Gökyüzünde başımıza pandemi ile ilgili bir şey geldiğinde kusuru kimsede bulmayalım. Havayolu yolculuğu bence hâlâ en güvenli yolculuk. Uçakların içinde oturduğumuz koltuklar arasında sosyal mesafe olmasa-olamayacaksa da tehlike az. İyi haber. Bir uçakta virüs alma-kapma oranı 4 binlerden 7 binde birin üzerine kadar çıktı. MIT yani Amerika’daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün araştırması böyle.



Kısa bir uçuşla olup bitene bakayım dedim. THY sitesi uçuyor. Yolcu az, uçuş az. Bilet almak için giriyorum. İzmir gidiş-geliş 465 lira. Alıyorum, ekonomi koltuğu gidişte 7C dönüşte 5C. Bagaj yok. Gidiş saat 11.00’de dönüş 15.10. Gidiş TK 2320 uçak B737-800 dönüş TK 2325, uçak Airbus 320-200 günlerden cumartesi.

HAVALİMANINDA MASKE ÇENE ALTINDA

Kalkıp İstanbul Havalimanı’na gidiyorum. En dış kapıda biletimi soruyorlar. Telefondan gösterip, hijyen sağlayan bir sıvıya batmış paspasa basıp geçiyorum. Ben görmüyorum ama ateşim ölçülüyor. Yolcular geliyor. Hepsi maskeli. Olmayanı içeri bırakmıyorlar. Kapıda maske satış otomatları var. Kapıdan içeri girenlerin en az üç-dördü hemen maskeyi burun altına çekiyor. Fotoğraf için cep telefonumu doğrulttuğum da hemen maske burun üstüne çıkıyor. Herkes uzmanlaşmış. Yüzümde koca bir siyah maske var. İyi cins yine kaşıntı yapıyor. Çıkarıp atmak geliyor içimden ama yapmıyorum tabi. Güvenlikten geçiyorum. Burada zaman zaman sosyal mesafe bozuluyor. Uyarılar geliyor. Salonda anonslar zaten çınlıyor. Şöyle durun böyle durun, hayatını heba etmeyin gibisinden ama elbette nazikçe. Üstümdekileri koyduğum kutular cihazın diğer yakasından çıkar çıkmaz görevli boşalan kutusu alıp dezenfekte ediyor. Sorun yok. Ardından ikinci kontrol. Yine maskeler yüzde. Hijyen sıvılarını kullananlar azalmış. Önlerinden geçip gidiyorlar. İstanbul Havalimanı ana salona geçince maskeler çeneye kadar iniyor. Daha çok boyun bölgesine hakimiyet kayıyor. Ama oradan nefes almıyoruz tabii. Uçağa gidene kadar bu oyunlar sürüyor. Her yer elleniyor, her şey tutuluyor. Elbette herkes değil. Ama ortalık bal dök yala. Tertemiz. Korona yine de ve elbette bir yerlerde pususunu sürdürüyor.

Yazının Devamını Oku

Pandemi etkisi büyüyor

Hiçbir hesap birbirine uymadı. Havayollarının umutları giderek sönüyor. Gökyüzündeki uçak sayısı hâlâ var olan uçakların yüzde beşinden fazla değil. Günlük uçuş sayıları ise geçen yılın kapasitesine göre yüzde 10’un üzerine bir çıkıyor, bir iniyor.

Yolcular uçuşlarını sürekli erteliyor. Havayolları gidecekleri ülkelerin şartlarına göre sürekli iptaller ilan ediyor. İnsanlar seyahat programlarını ya hiç yapmıyor ya da kısa menzilli uçuşları tercih ediyor. Hani koltuk aralıkları daha fazla diye business yolcu sayısında artış görülür sanılıyordu ama öyle olmadı. Zorunlu iş seyahatleri dışında business yolcu sayısında önemli bir kıpırdama yok.
Dünyanın dört bir yanında havayolu şirketleri iflaslar ilan ediyor. Bayrak taşıyıcılar hükümetlere baskı yaparak sıcak para bulmanın peşinde. İşten çıkarılan havacılık sektörü çalışanlarının sayıları milyonu aşmaya başladı. Kısa çalışma ödenekleri, 15 günlük dilimler halindeki zorunlu izinler. Ödenemeyen maaşlar. Havacılık dünyasını alt üst etmeyi sürdürüyor. Birçok havalimanında yere çekilmiş dizi dizi uçakların görüntüsü gerçekten çok hazin.



DÜZELME 2023’TE

IATA gibi sektörün tepe kuruluşları ümitsiz yayınlar yapıyor. 2022 başı bile geride kaldı. Düzelmenin 2023 hatta 2024 yılına kadar uzayacağı düşünülüyor. Yeni bir salgın tehlikesi de kapılarda dolaşıyor. Yani sonuç hiç de iç açıcı değil. Milyonlarca havacılık çalışanı yarından endişe ederek bugünkü yoğun endişeli günleri yaşıyor. Yolcuların yüzde 66’sı pandemi sonrası bile daha az seyahati hedefliyor. Uçaktaki havanın ne kadar temiz olduğuna yolcular hâlâ çok inanamadı. Yüzde 57 bu temizlikten emin değil. Yolcuların yüzde 85’inde gittikleri yerde karantina korkusu var. Havayolu yolculuğunun yolcu geliri kaybı 419 milyar doların üzerine çıktı. Bütün araştırmalar negatif.  Seyahatlerin şartları değişiyor, giderek ağırlaşıyor.

Yazının Devamını Oku

Yeni kaptan pilotun adı: Attol

Airbus bir uçağa otomatik olarak taksi yaptıracak, kaldıracak ve indirecek sistemini net olarak açıkladı. Pilotun yükünü büyük ölçüde alan ve işini kolaylaştıran bu sistemler topluluğu yakın gelecekte kokpitteki bütün görevlere el koyacak gibi görünüyor.

Neredeyse her yıl bir kez Airbus fabrikalarına giderim. 10 yıldır ne zaman Airbus Toulouse tesislerine gitsem, bir pilotsuz yolcu uçağı uçuşu ile ilgili fısıltılar duyarım. Her seferinde testlerin başlamadığı, insanların pilotsuz bir yolcu uçağı ile uçmak için hazır olmadıkları vurgulanır. Hala pilotsuz bir yolcu uçağı uçuşu için en az 10 yıl var deniyor. Belki bu 10 yıl beklenenden çabuk gelir. Kestirmek zor. Airbus geçtiğimiz günlerde duyulan ve hala detayları ile hedefi tam olarak kestirilemeyen ATTOL sistemini resmen ilan etti. Sistemin orijinal adı: Autonomous Taxing, Take-Off and Landing sistemi.



TAM KONTROL

Yani uçağın otomatik olarak yerde taksi yapması sonra kalkması ve yine otomatik olarak inmesini içerin bir sistemler topluluğu. Uydular üzerinde yapılan çalışmalarda uçağın çeşitli meteorolojik koşullarda da kontrolünü de tam olarak sağlıyor. Aslında sistem Airbus’un başına gelen olaylardan ders alarak geliştirdiği bir sistemler topluluğu. Örneğin Okyanus üzerinde yunuslamaya giren ve düşen bir Air France uçağı kazasından sonra pilotlar bu anormal durumdan çıkamamıştı. Sonra eklenen sistem pilot inisiyatifinden bu durumu büyük ölçüde aldı. Ve uçağın stoll yani süratsiz kalmasını önleyerek çıkmasını sağladı. Böyle, onlarca talihsizlik için insan hatasının sorumluluğu ve geleceğini garantiye almak isteyen Airbus sonunda ATTOL sistemini yüzlerce saat test ederek başardı. Son olarak en gelişmiş uçağı A350-1000 serisinde 500 test uçuşu ile deneyen şirket havacılık endüstrisi için dünyada bir ilk olan Otonom taksi, kalkış ve iniş (ATTOL) projesini yoğun bir çaba sonucu tamamladı. Yerleşik otomatik görüntü tarama tanıma kullanılarak kontrol edilen tam otomatik görüş tabanlı kalkış ve iniş teknolojisi hedefine ulaştı.

Airbus Baş Teknoloji sorumlusu Grazia Vittadini şöyle dedi: “İlk tam özerkliğe dayalı vizyon kalkışını gerçekleştirdikten sonra, ilk tam otomatik görme tabanlı taksi ve inişe ulaştık. Bu bir uçağın ilk kez taksi ve karadan kalkabildiğini tamamen özerk olarak gözler önüne serdik. Buradaki en büyük zorluk, pilotların hiçbir şey yapmamaları ve ellerini gaz kollarından uzak tutmaya ikna etmekti.”

Yazının Devamını Oku