Havayolları kışı zor geçirecek

Havayolu şirketleri çok zor zamanlara girdi. Hâlâ yeterince yolcu yok. COVID-19 hız kesmiyor. Ölümler artıyor. 2019 yılındaki havayolu yolculuğu sayılarına ulaşmak daha birkaç yıl alacak. Fabrikalar, uçak üretimlerini iyice kıstı ama uçak fabrikalarının ön, arka ve başka yerlerde kiraladıkları apronları ağzına kadar uçakla doldu. Binlerce uçak yerde. İşin sonu çok karanlık.

Karamsarlığın pandemiye faydası yok. Ama gerçekler böyle ne yazık ki.

Tamam, en az üç koronavirüs (COVID-19) aşısı garanti. Diğerleri de yolda. Hatta yine bir Türk profesörün bulduğu ilaç da gelişiyor. İki aşamalı aşılar belki yine karı-koca iki Türk bilim insanı sayesinde tek doz uygulama ile COVID-19’a karşı önemli bir kale oluşturacak.

Ama bunların tüm dünyaya yayılması, milyonlarca insanın aşılanması ciddi zaman alacak. Bu zaman içinde yine bulaşmalar olacak ve sayılar tırmanacak. Birdenbire kesilmesi söz konusu bile değil.

Havayolları kışı zor geçirecek

3 BİN UÇAK SİPARİŞİ

Havayolları en son 2019 yılında 4 milyar yolcudan fazlasını taşımışlardı. Ama şimdi işler neredeyse tamamen durdu. Bütün havayolu şirketleri uçak siparişlerini iptal ya da erteleme peşindeler. 3 binden fazla uçak siparişi ortada görünüyor. Her havayolu şirketinin başındaki CEO’lar neredeyse uçak fabrikalarının kapısında yatıyor. Şirketlere uçak veren kiralama şirketlerinde de durum aynı. Herkes iptal ve veya siparişi öteleme peşinde. Hele kışın düşen yolcu sayısının pandemi nedeniyle dibe vurması havayollarında ‘yarın ne olacak’ paniğini daha da büyüttü.

Fabrikalar üretimlerini kıstı. Yeni uçak sayısı azalıyor. Ama zaten fabrikaların deyim yerindeyse, ön ve arka bahçeleri ağzına kadar uçakla dolu. 15 binden fazla havayolu uçağı yerde. Her havayolu her gün yere indirdikleri uçak sayılarını açıklıyor. Bir de sorun yaşayan ama artık uçmaya başlayan B737 MAX uçakları var. Satın alan havayolu şirketleri daha az yakıt harcayan bu uçakları devreye alıp, bir önceki nesilleri yere indirme planları yapıyor.

Bilet ücretleri ise düşmüyor. Çünkü havayolları, sefer yaptıkları noktalara çoğu zaman yüzde 50 dolulukla uçuyor. Hatta uçuşun bir bacağı örneğin gidiş dolu olsa bile dönüş ya da tam tersi boş koltuklarla gerçekleşiyor. Yeni nesil uçaklar yerde yatarken, uçak fabrikaları da geleceğe dönük geliştirme planlarını neredeyse durdurmaya başladılar. İleri teknoloji gelecek nesil uçaklarla kimse uğraşmıyor.

Çok zor bir kış geçecek. Havayolları, ilk bahar ve yaz ayları için kampanyalara başladılar. Ama hedeflenen bilet satışlarının daha yüzde 5’ine bile erişemediler.

THY’DEN BAŞARILI OPERASYON

Türk Hava Yolları (THY) hem Airbus hem de Boeing’den ciddi uçak siparişi olan bir şirket. Sürekli yeni uçak teslimatları planlanmıştı. Durdurmak ise zor görünüyordu. Ama şirketin CEO’su İlker Aycı bu iş için bizzat harekete geçti. Airbus ve Boeing’e bizzat giderek birkaç tur görüşmeler yaptı. Gizlilik anlaşmaları nedeniyle detayları bilmiyorum. Ama bildiğim, sipariş akışını başarı ile yavaşlattı. Kontrol altına aldı. Şirketin bir maceraya gitmesini durdurdu. Bu yıl iki adet A350-900 uçağı teslim alındı. Gelecek yıl üç adet daha alınacak. Boeing’den alınan B787 uçaklarının da gelişi ötelendi. Halen 12’si Türkiye’de, diğer 12 adedi Boeing Seattle fabrikalarında hazır bekleyen B737 MAX uçaklarının devam üretimleri de kontrol altında. Uçuş izinleri çıkan bu uçakların devreye alınması içinde çalışmalar yapılıyor. CEO Aycı, teslimat akış hızı için leasing yani kiralama şirketleri ile yaptığı görüşmelerden de olumlu sonuçlar aldı. Pandemi sonrası belli ki THY daha hızlı büyüyecek. Büyüme hiçbir şekilde göz ardı edilmedi.

KABİN BAGAJI KARARI ÇOK ERKEN

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, THY’de kabin bagajlarının kabine alınmasını serbest bıraktı. Çok hızlı ve erken bir karara imza attılar. Sanırım ardından Pegasus da, bazı şartlarla bu işi serbest bırakacak. Elbette havayolu yolcusunun konforu açısından bu çok iyi gelebilir. Ama salgın hâlâ geçmedi ve aksine artan ölümlerle tırmanıyor. Sadece Türkiye’de değil, Almanya’dan Amerika’ya pandemi boyutları olmayan ülkelere kadar geniş bir coğrafyada ölüm kol geziyor. Şimdi yolcular, ölçüleri 23x40x55 olan ve ağırlığı 8 kilogramı geçmeyen kabin bagajları ile uçağa binebilecekler. Tabii bu hiçbir zaman öyle olmuyor. Yerde yeterince kontrol olmadığı için daha büyük ve ağır kabin bagajları uçağa giriyor. Yolcular bunları baş üstü dolaplarına yerleştirirken ya da bagajı alırken burun buruna kalıyorlar. Dolaplarda kendilerine yer açmak için itiş kakışlar başlıyor. Uçakta dokunma temas alanı artıyor. Maskeler burun altına kayıyor. Nefes alışverişi hızlanıyor. Ağır bagajlar kaldırılırken kontrol kayboluyor. Zerrecikler uçuşmaya başlıyor. Sosyal mesafe, kabin ekiplerinin çabasına rağmen kalmıyor. Kalması da mümkün değil. Kabinde bir curcuna başlıyor.

BİNLERCE YOLCU VAR

Her yolcunun COVID-19 testi negatif değil. Zaten testler yapılsa da iki gün önce yapılmış oluyor. Ayrıca bulaş taşıdıkları belli olmayan binlerce yolcu var. Kabin bagajı yüzünden iç içe geliyorlar, neredeyse kenetleniyorlar. Hepa filtreler ne işi yarayacak o zaman. Artık bir karar alınmış. Neden gözler karartılmış, bilmiyorum ama hızla tedbir gerekiyor. Alınması gereken tedbirler

1. Yolcular uçağa bölüm bölüm ve bugünkünden en az 15-20 dakika önce çağrılarak alınmalı.

2. Yolcular arasındaki sosyal mesafe mutlaka iyi kontrol edilmeli. Uçaktaki bütün kabin ekipleri belli aralıklarla kabinde sıralanıp bagaj yerleştirilmesini kontrol altında tutmalı.

3. Genellikle kabin ekiplerini görmemezlikten gelen yolcular için şikayet durumunda ciddi bir yaptırım gündeme getirilmeli ve bu anonslarla yolcuya duyurulmalı.

4. Uçuş sırasında yolcunun kabin bagajından bir şey almak için sık sık ayağa kalkması engellenmeli.

Çok erken verilmiş bir karar. Umarım kararı verenler denetimi de yapalar. Ki hiç sanmıyorum, bu başarı şansı çok düşük bir durum. Bilmediğimiz bir fatura gündemde. Sonunda kimin başına ne geleceği bilinmeyecek. Ama ağır bir faturanın varlığı hep aklımızda kalacak... Yine de siz siz olun mümkünse kabin bagajınızı kargoya verin. Tehlikeli bir zincirin insanlık adına bir halkası olmayın.

FALCON 6X UÇUŞA HAZIR

Havayolları kışı zor geçirecek


Dünyanın en geniş gövdeli iş jeti Dassault Falcon 6X test uçuşa hazır. Boeing ve Airbus’ın yolcu uçaklarından yaptığı iş jetlerinden sonra en geniş gövdeli uçağı Falcon 6X geçen hafta hangardan çıkarıldı. Yani Roll Out töreninden hemen sonra uçuşlara başlama kararı alındı. Yeni yılla birlikte test uçuşları başlayacak. Fransız Safran milli motor kullanılacak diye uzun süre sürüncemede kalan uçak, Kanada Pratt&Whitney motor ile havalanacak. Bir Jumbo jete bağlanan motorlar yeterince test edildi. İstanbul-New York menziline sahip geniş pencereleri ile de tanınan uçağın girişinde, bir de tavanında cam var. Satışlarda ciddi bir ticari başarı bekliyor. Zaten iki yıllık siparişi hazır. Türkiye’den henüz bir sipariş yok.

X

Sağlık pasaportu olmadan rahat yok

Hem koronavirüs test sonuçlarının hem de aşıların yer alacağı güvenilir, onaylanmış sağlık pasaportları olmadan havayolu yolculuğu giderek daha da zorlaşacak. Ama bütün sağlık bilgilerini içeren bir sağlık pasaportu veriler doğru korunabildiği sürece hayatımızı ve elbette yolculuğumuzu büyük ölçüde rahatlatacak.

Aylardır tartışılıyor ‘sağlık pasaportu’ ya da ‘aşı pasaportu’. Aşı pasaportu konusunda şiddetli itirazlar var. Ayırımcılık yapılacağı söyleniyor. Haklı bir yanı var mıdır bilmiyorum. Uzun uzun düşününce evet. Bir ayırımcılık oluyor. Ama sağlık pasaportu olursa, elbette içinde aşılamalarla ilgili tarihlerde yer alacak. Havayolu yolculuğundaki düşüş sürüyor. 2019’a göre yolcu düşüşü birkaç ay öncesi yüzde 61 idi. Şimdilerde bu rakam yüzde 65.9’a yükseldi. Yani uçuşlar artsa bile yolcu sayısı düşüyor. Uçakların doluluk oranları düşüyor. Bu hiç hoş bir durum değil. Havayolları arasında yeni iflasları gündeme getiriyor.



TESTLER UZUN SÜRÜYOR

Koronavirüs testlerinin sonuçlarını almak uzun sürüyor. Güvenirlilik azalıyor. Yani uçağa binmeden önce bir test yapılsa ve sonucu 1-2 dakikada çıksa her şey daha hızlı ilerleyecek. Ama şu an yaygın durum bu değil. Sağlık pasaportları ile ilgili geniş bir araştırma yapan Daniel Martinez Garbuno şöyle diyor: “Sağlık pasaportları, seyahat eden halk arasında güveni yeniden kazanmanın bir yolu olarak seyahat endüstrisinin en son gelişmesidir. Muhtemelen sağlık pasaportları, salgın sona erdikten sonra bile seyahat deneyimimizin kalıcı bir parçası olacak. Seyahat endüstrisi, hava bağlantısını yeniden sağlamak için sağlık pasaportlarının kullanılmasını teşvik etmek zorunda. Koronavirüs krizi nedeniyle, birkaç havayolu ve kuruluş farklı sağlık pasaportlarını deniyor. Yakın zamanda, British Airways ve American Airlines Verifly sağlık pasaportunu başlattı. Bu arada, Uluslararası Hava Yolculuğu Birliği (IATA), IATA Seyahat Geçişini tanıtıyor. Aslında, hepsi gezginler için ‘dijital pasaportlardır’. Yolcuların seyahat planlarını varış noktalarının koronavirüs sağlık gereksinimleri ile eşleştirmelerine izin verir ve bu uçuş hareketini hızlandırır.”

MOBİL UYGULAMA

Yazının Devamını Oku

Uzaklara gitmek bu yaz hayal gibi

Yaz aylarında hayat normale döner diye güzel hayaller kuruyoruz. Aşılar her sorunu çözer gibi geliyor ancak durum öyle değil gibi. Belki bir ilaç çıkar ve hızla imal edilirse dünyayı huzura kavuşturabilir. Havacılık sektörü de koronavirüs gölgesi altında bir ileri bir geri gidiyor. Bugün uçuşa açılan ülkeler yarın kapanıyor. Yurtiçi uçuşlarda belki sorun olmayabilir ama uzaklara gitmek bu yaz hayal olacak gibi duruyor.

MAALESEF pek de hoş bir cümle değil ancak bu senenin gerçeği, ‘Bu yazı unutun’. Belki iç hat uçuşlarında ciddi bir sorunla karlılaşılmayabilir ancak uzaklara gitmek bu yaz da hayal olacak. Havayolu şirketleri uçuş programlarını tamamen hayali olarak yapıyorlar. Kesin olarak uçuşa kapalı olan ülkeler için bilet satışları yapılmıyor ama testler şart koşulan birçok ülke için uçuş garantisi verilmeden iyi niyetli satışlar yapılıyor. Ağırlıklı olarak Amerikalı bilim insanlarının sık aralıklarla yaptıkları global uçuş projeksiyonlarında yapılan açıklamalar her seferinde, ‘Aşıya rağmen’ gibi sözcüklerle başlıyor. Kimi uçağa çift maske ile binmenin daha garanti olduğunu söylüyor, kimi ise çift maskenin havaya doyumunu çok düşüreceği için sakıncalı buluyor.

ÜLKELER GÜVENMİYOR

Hem bir ülkeye giderken hem de dönüşte PCR testi isteniyor. Test yaptırmış olsanız bile bazı ülkelere girişinizden itibaren değişik gün sayılarında karantina şartı koyuluyor. Avrupa ülkeleri koydukları kuralları her gün ağırlaştırıyorlar. Oturma izni olanların bile Avrupa’ya uçuşları çeşitli kurallarla zorlaştırılıyor. İnsanlar yurtdışına gittiklerine gideceklerine pişman oluyorlar. Eve dönmek de gerçek bir eziyet haline dönüşebiliyor. Bunun sebebi ise ülkelerin birbirlerine güvenmemesi.

İÇ HAT CAZİP HALDE

Yurtdışında yaşanması muhtemel bu zorluklar sebebiyle iç hat uçuşları yolcular için hala çok cazip. Tatil için şimdiden milyonlarca insan kendi ülkelerinde programlar yapıyorlar. Bu konuda ise en şanslı ülkelerden bir tanesi Türkiye. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde gidecek çok yer var. Gerçi gittiğimiz yerlerde sosyal mesafeyi, hatta hijyen şartlarını hiçe sayıp maskeler fora durumuna da giriyoruz. Havalimanlarında ise sıkı tedbirlere rağmen uçaktan inen yolcular pasaport açıklarında bir anda sosyal mesafeyi sıfıra indiriyorlar ve bulaşıcılığın etkisini de tavana çıkarıyorlar.

SAHTE TEST SONUÇLARI SORUN YARATIYOR

HAVAYOLLARININ durumu giderek zorlaşıyor. Uçuşlarda yolcular maskelerini ekiplerin müdahalesi korkusu ile çıkartmasalar da ülkelere girişlerde istenen test sonuçlarına dahi kuşkulu bakılıyor. Bunun sebebi ise sahte test sonuçları. Sahtekârların hazırladığı sahte test sonucu belgelerinin havada uçuşması sebebiyle gidilen ülkelerdeki kontrollerden geçişler giderek zorlaşıyor. Ülke girişlerinde her belgeyi titizlikle incelemek de ciddi zaman aldığı için pek mümkün değil. Sonuç olarak, başka ülkelere, uzak diyarlara uçmayı bu yaz unutacağız gibi görünüyor. Programlarınızı buna göre yapın. Birkaç ucuz bilete kanıp şimdiden yapacağınız yaz programları tatillerinizi iki kat daha fazla rezil edebilir.

Yazının Devamını Oku

Havayolları geleceği satıyor

Koronavirüs salgını yavaşlamak yerine bölge bölge gücünü arttırıyor. Bulaşıcılık beklenenden farklılıklar gösteriyor. Havayolu şirketleri önlerini hâlâ göremiyorlar. Değişik pazarlama modelleri üretmeye çalışıyorlar. Tek amaçları doğal olarak kasalarına nakit para koyabilmek. Uçakların kiraları, personel giderleri başta olmak üzere çok değişik ödemelerde zorlanıyorlar. Bu yüzden ileriye dönük bilet satışlarını hızlandırıyorlar.

Durum hiç iç açıcı değil. Salgın şeklini, biçimini değiştirerek artıyor, yaygınlaşıyor. Her hafta bir ülkenin kapılarını kapattıkları haberleri geliyor. Salgının beklenmedik yaşlarda da görüldüğü ihbarları çoğalıyor. Ülkelerin sağlık bilim otoriteleri kararlarında sürekli değişiklikler yapmak zorunda kalıyorlar. Kısıtlamalar artıyor, toplumsal tepkilerde çoğalıyor.

Havayolu şirketleri uzun süredir içinde kıvrandıkları durumdan çıkmayı hedefleyemiyorlar. Geçici tedbirlerle yollarına devam ediyorlar. Kimi zaman uçulan hatlar iptal ediliyor, kimi zaman uçaklar yüzde 30-40 gibi maliyetleri kurtarmayan yolcu dolulukları ile uçuyorlar. Havayollarının toplam zararı 118 milyar doları çoktan aştı. Yolcu kaybı bir türlü durmuyor. Nakit zorunluluğu artıyor. Bu yüzden birçok havayolu şirketi, bu yazı geçtik, gelecek sonbaharı, kışı kurtarmak için kampanyalarla uzun vadeli bilet satışlarına başladılar. 2022 yazını bile kampanyalara katan şirketler var. Bilet fiyatlarını sadece Business sınıfında yükselten şirketler ekonomi sınıfında ise indirimler yapıyorlar.



KÂRLI GÖRÜNÜYOR

Bu durum geleceğin yolcuları için de fırsatlar yaratıyor. Tabii çok uzun vadeli seyahat planlamaları yapanlar için kârlı görünüyor. 1 Euro’dan başlayıp 29.90 gibi fiyatlara satılan uçak biletlerinin sayıları da arttırılıyor. Genellikle kampanyalarda dış hat uçuşlarından nakit sağlamak hedefleniyor. Çünkü birçok ülkede iç hat uçuşlarında sabit tutulan bilet fiyatları ile giderek artan bir hareketlilik sağlandı. Dış hatlarda her gün ortaya çıkan yeni kurallar, koronavirüs testlerinin karşılıklı arttırılması gibi nedenler yolcuyu ürkütüyor. Uzaklara gitme planlarından hızla vazgeçiliyor. Bu durum uçak tiplerini de etkilemeye başladı. Geniş gövdeli, çift koridorlu, uzun menzilli uçaklara olan ilgili de azalıyor.

Yazının Devamını Oku

Gökyüzünü SAJF kurtaracak

Pandemi nedeniyle uçak seferleri hâlâ çok az. Hiç uçulmadığı günler bile oldu. Gökyüzü belki de gerçekten bir nefes aldı. Oksijenine doydu. Ama 2019 yılına baktığımızda milyonlarca uçak seferi ile karbon emisyonu neredeyse tepeler yaratıyordu. Yukarısı kirleniyor. Geçici çözüm SAJF. Bir tür atık karışımı. Horul horul yakılan jet yakıtı kerosen içine katılıyor.

Elektrikli otomobiller yeryüzünün kirliliğinin çehresini değiştirecek. Hele büyük kentlerde egzoz dumanı ve çıkan kurşun hepimizin yaşamına giriyor. Metaller vücudumuza saplanıyor. Ama şimdi çok ağır olsa da elektrikli otomobiller yeryüzündeki büyüyen felaketi değiştirecekler. Avrupa ve Amerika da elektrikli otomobil kullanımı katlanarak artıyor.



EN AZ 7-8 YILI VAR

Bizde henüz çok ağır. Şarj istasyonları dahil sistemin birçok eksiği var. İnsanlar hala dizel otomobiller alıyorlar. Bizdeki değişimin nereden baksanız 7-8 yılı var. Tümüyle değil tabii. Elektrikli uçaklar gökyüzüne de çıktı. Ama sayıları az. Menzilleri düşük. Hala pil sanayii ya da bataryalar yeterince uzun enerji vermiyorlar.

BU İŞİN ÇÖZÜMÜ NE?

Yazının Devamını Oku

Terminallerin güçlü kadınları

Türkiye’nin önemli havalimanlarının yönetimi kadınlara emanet. İstanbul Atatürk, Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes ve Bodrum-Milas havalimanları TAV Genel Havacılık tarafından yönetiliyor. Genel Havacılık’ın başında ise Berrin Yer bulunuyor. Ankara Esenboğa ve Milas-Bodrum havalimanları da kadınlara emanet. Ankara’nın başında Nuray Demirer, Bodrum’da ise İclal Kayaoğlu var.

Pandemi nedeniyle uzak düşsek de, telefonda çok hoş sohbetler yaparız Sani Şener’le. TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Şener büyük çalışan ordusunda her zaman kadın yöneticilere gözünü kırpmadan büyük sorumluluklar vermiştir. Diyor ki, “TAV’da her zaman doğru koltuklara doğru insanları oturttuk. Nüfusun yüzde 50’si kadın. Bu yüzde 50’den yararlanmayan hiçbir ülkenin veya şirketin başarıya ulaşabileceğine inanmıyorum.”



PARA AKIŞININ BAŞINDA

Geçen hafta konuşurken şirketin bütün para akışının başına 1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde mezun olmuş, Burcu Geriş’i getirdiğini anlattı. London Business School ve Columbia Business School’dan MBA derecesi alan Geriş henüz 2005 yılında şirkete katılmış. TAV Havalimanları Holding bünyesine 2005 yılında katılan Geriş, şirketin Proje ve Yapılandırılmış Finansman Bölümü’nün başında yer almış. 2012 yılında şirketin CFO’su ve Başkan yardımcısı olmuş. 2015 yılında Dünya Ekonomik Forumu tarafından Genç Küresel Lider unvanına ve 2013 yılında Women’s Forum tarafından Rising Talent unvanına lâyık görülmüş. Thomson Extel’in Avrupa Yatırımcı İlişkileri Anketinde 2015 ve 2018 yıllarında Türkiye’nin En İyi CFO’su seçilmiş. Daha uzun bir başarı hikâyesi var.

Yazının Devamını Oku

250 milyon dolarlık aşı kargo pazarı

Daha aşılar gün yüzüne çıkmadan hava kargo şirketleri çalışmaya başladılar. Taşıma şekilleri, soğuk zincirdeki özel değerler hepsi gözden geçirildi. Yol gösterici, büyük havacılık otoritesi IATA başlangıçta yanlış hesaplarla pazarın büyüklüğünü çok daha fazla gösterdi. Ama sonunda pazarın yıllık büyüklüğü aşılar devreye girince ortaya çıktı: 250 milyon dolar.

Dünyanın en önemli Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) salgın ile birlikte muhtemel aşıların nasıl taşınacağını ve işin hacmini belirlemeye çalıştı. Yeni nesil aşıların beklenenden çok daha fazla soğukta taşınmaları gerektiği ortaya çıkınca bu iş için en az 8 bin adet jumbo uçak kargoluk bir taşıma gerekeceği ilan edildi. Her uçağın 100 ton kargo alacağı hesaplandığında 80 bin tonluk kıymetli kargo hesap edildi. Ancak bu gerçeği yansıtmadı.

50 BİN TON

Bugün dünyada 80’den fazla, faz 3 çalışması başlamış koronavirüs aşısı var. Bunlardan kabul görenlerin sayılı 4-5’i geçmiyor. Ama şimdilik. Böyle bakıldığında, imal hızı da hesaplandığında yıllık 50 bin tonluk bir aşı kargosu ortaya çıktı. Bu da ortalama kilosu 4-5 dolardan 250 milyon dolarlık bir pazar oluşturdu.

YARIŞA GİRDİLER

Havayolu kargo şirketleri bu taşımadan pay alabilmek için elbette bir yarış içine girdiler. Aşı taşımanın başlangıçta soğuk zincir şartlarını çok zorlayacağı sanıldı. Özellikle Pfizer-Biontech aşısının -70 derecede saklanması ortaya çıkınca soğuk konteynerlerin beslenmesi ciddi sorun yarattı. Ama Pfizer bu arada Cool Box (Soğuk Kutu) oluşturdu ve aşıların çok daha sağlıklı ve kolay taşınmasını sağladı. Geleneksel üretimdeki aşılar, örneğin Çin aşıları için böyle bir sorun çıkmadı. Soğuk zincir aralığı çok düşüktü. Böylece nakli daha kolay oldu. Birçok havayolu kargo uçakları yerine zaten pandemi nedeniyle yerde bekleyen yolcu uçaklarını da kullandılar.


Yazının Devamını Oku

Havacılar aşıda öncelik istiyor

Sağlık personelleri gibi havacılık işkolunda çalışanlar da öncelikle aşı olmak istiyorlar. Her gün dünyanın bir yerine uçan pilotlar, kabin ekipleri dışında da operasyonlara bizzat katılan havacılar aşılanmanın gecikmesi halinde yaptıkları işin daha da ürkütücü olacağını düşünüyorlar.

Salgının en şiddetli olduğu ülkelere uçtular. Herkesten daha fazla virüsten etkilenme ihtimalleri oldu. Ve bu durum sürüyor. Operasyonlara bizzat katılan havacılık personelleri öncelikle aşılanmak istiyorlar…Bütün dünyadan bu istek yükseliyor. Kargoda yüklemeden sorumlu Loadmaster’lar, teknisyenler, havalimanı çalışanları, ikram şirketlerinin kamyonlarını kullananlar, yer hizmetleri personelleri ve hava trafik görevlilerine kadar on binlerce belki de yüzbinlerce personel sürekli virüsle teğet geçerek ya da geçmeyerek yaşıyorlar.



RİSKİN GÖBEĞİ

Sonuna kadar haklılar. Üstelik havalimanları, COVID-19 ile mücadelede küresel aşı ve ekipman dağıtım zincirinin kilit merkezleri. Operasyonel havalimanı personeli, büyük miktarlarda aşıların hızlı ve güvenli bir şekilde teslim edilmesini kolaylaştırmak için çok sayıda paydaşla etkileşimde bulunuyorlar. Örneğin THY uçakları Pekin’den şu sıralar aşıları taşıyorlar. Çin’in başkentinde korona yeniden hortladı. Üstelik yüklemenin yapıldığı Pekin Gümrüğü bir ara geçici olarak kapatıldı. Oraya uçan ekipler gerçek bir riskin göbeğine düştüler.

ZARAR ZATEN ÇOK BÜYÜK

Yazının Devamını Oku

İkramda yeni dünya devi DO&CO

DO&CO havayolu ikramı pazarında Avrupa’dan sonra şimdi de Amerika kıtasında üst kalite marka olarak liderliğini ilan etti. Bin 380 uçaklık filosu ve büyük geliri ile bilinen Amerikan Delta Havayolları büyük anlaşmaya dijital platformda imza attı. Kıran kırana rekabetin yaşandığı ABD pazarında ikramdan aslan payını kapmak kolay değildi. Diğer oyuncular şaşkınlıklarını hâlâ üzerlerinden atamadılar. DO&CO’nun güçlü silahı yine ‘taze yemek’ bütün yolları açmıştı.

Pandemi öncesiydi. Karşı şirketin adını vermeyeceğim. Gizlilik terbiyesine ters düşer. Ama dünyanın en büyük havayolu ikram şirketinin lider kadrosu şirket satışı için Attila Doğudan ile pazarlığa oturdular. Bazen iki t, bazen iki l, yazılışını ben hâlâ çözemedim. Neyse ciddi tartışmalar yaşandı. Elbette pazarlıkta fiyat öndeydi. Ama DO&CO ana şart olarak ‘taze yemek’ üretimini şart koştu. Sonuçta dev şirketi satın alsa da şirketin dev müşterisi oyunun kurallarını belirliyordu. Karşı taraf ‘donmuş’ yiyeceklerden yanaydı. İmalatını hangi ülkede daha ucuzsa oraya göre organize etmişti. Vazgeçmiyordu. Bu yüzdende şirketi satsalar bile kendi havayolları için komik fiyatlar veriyorlardı. Doğudan ‘taze yemek’ten taviz vermedi. Masadan kalktı. Kendi büyümesini şirket alarak değil, dev müşterilere ulaşarak yapmak üzere planlarını hazırladı.  


HİSSELER YÜKSELDİ

2019 yılında şirket ciddi bir atılım yaparak British Airways ve İspanyol İberia Havayolları’nın ikram hizmetleri ihalesini 10 yıllığına kazandı. DO&CO’nun Avrupa’daki büyük atılımından sonra sıra Amerika kıtasındaki büyümeye gelmişti. Amerikan Delta Havayolları, 1.380 uçağıyla Amerika Birleşik Devletleri’nde dört merkezden yoğun operasyon yapıyor. Delta’nın pandemi öncesi Detroit kalkışları günde 400 sefere ulaşıyordu. Ve bütün operasyon DO&CO’ya teslim edildiğinde şirketin hisseleri hızla tırmandı. Salgın nedeniyle havayolları dahil, ikram pazarında da büyük maddi kayıplar yaşanırken Attila Doğudan tam başarıya imza atmış oldu.

UÇAN ŞEFLER

Turkish DO&CO markası ile yıllardır Türk Hava Yolları’na (THY) ikram veren şirket, şöhretinin bir bölümünü de THY hizmetine borçluydu. Geçtiğimiz yıl, 15 yıllık bir anlaşma ile THY ile uzun yola devam kararı verildi. Dünyada ilk kez uçakta özellikle Business sınıfında ‘Uçan Şef’ uygulaması da başlatıldı. Kabinde büyük rahatlık ve önemli bir fark yaratan bu uygulama pandemi sonrası yine devam edecek. Uçan Şefler (Flying Chef) hazırladıkları tabaklar ve yemekleri doğru sürelerde ısıtarak yolcu memnuniyetini de doruğa çıkardılar. Şimdi Amerika kıtasındaki DO&CO büyümesi sürecek. Diğer havayolu ikmal şirketlerinden çok farklı bir kulvardaki koşu sürecek. Her şartta yolcuya yüksek hijyen, taze yemek sunarak pazarın gözbebeği haline gelen Attila Doğudan büyüme ile asla çizgisinden taviz vermeyecek. Her şeyin para olmadığını sık sık vurgulayan DO&CO patronu, Viyana’da bir zamanların efsane restoranı, babasının yarattığı Kervansaray’ın yazılı olmayan kuralları ile başarıya koşusunu sürdürecek.

Yazının Devamını Oku

Uçaklar yeniden doğuyor

Başlangıçta sadece hobiydi. Sonra birden büyüdü. Ve bir dünya markası haline geldi. Ev ve işyeri mobilyalarından eğitim stüdyolarına derken film dekorlarına ulaştı. SkyArt firmasının ekonomik ömrünü doldurmuş uçakların parçalarından yaptığı ürünler şimdi dünyanın dört yanında yeni bir hayatı yaşıyor.

Sanıyorum 2011 yılıydı. İstanbul’un geleneksel havacılık fuarı Airex’in bir köşesinde genç bir adam vardı. Hobi olarak uçak parçalarından birkaç ürün yapmıştı evinin bir köşesinde. Lamba, uçak koltuğundan ofis koltuğu ve bir ikram trolleyinden dolap. Tanıştım. Emre Özkul, yat turizmi yapıyordu. Zaten turizm okumuştu. Uçak parçalarından bir şeyler yapmak ona keyif veriyordu. Konuştuklarımızı dün gibi hatırlıyorum. Dedim ki, sen bu işi büyüt. Masalar, koltuklar, dekorlar, eğitim amaçlı Mock-up’lar falan yap.



GERİ DÖNÜŞÜM

Ekonomik ömrünü doldurmuş, parçalanmış ya da parçalanmaya hazır onlarca uçak vardı. Bir kısmı Atatürk Havalimanı’nın bir köşesinde yatıyordu. İki yıl sonra Emre’yi fuarda gördüm, inanılmaz güzel şeyler yapmıştı. Uçak kanat parçalarından çalışma masaları, uçak dolaplarından gardıroplar, aydınlatma ürünleri... “Şirketin adı ‘SkyArt’ olsun” dedim. Sonraki yıllar onu bir daha görmedim. İnternet sitesine girdiğimde karşıma devasa bir oluşum çıktı. Üstelik dünyanın dört bir yanında ürünleri var. Yani bir dünya markası olmuş. Birçok film, onun hazırladığı uçak içi dekorlarında çekilmişti. Ömrü bitmiş gibi görünen uçaklar geri dönüşümle yeniden hayat bulmaya başlamış.

ASKERİ EĞİTİM SİMÜLATÖRLERİ

Yazının Devamını Oku

Pandemide uzun uçuş

Böyle bir dönemde 11 saat 30 dakika uçmak. Üstelik Amerika’ya. Günde 2 bine yakın insan COVID-19’un pençesinde ölüyor. Sadece Florida eyaletinde günlük can kaybı bazen 200’ü geçiyor. Uçakta sorun yaşamayacağımı biliyordum. Ama sonrası... O güzelim kentin kara bulutlu kargaşasında nasıl duracaktım. Denedik, şimdilik sorun görünmüyor. Ama henüz 14 günün başındayız.

Kendime bir uçuş planı yaptım. Birden kanatlanıp, öyle uzaklara uçmak yerine bir alıştırma düzeni kurdum. Yaşımı başımı almış ama aklı havada bir havacılık editörü olarak önce Ankara’ya uçtum. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile birlikte. O uçuş pandemi kısıtlamaları sonrası ilk uçuştu. Ardından Samsun, İzmir ve Bodrum... Ve bir cesaret Londra. Ardından Karadağ’da Podgorica. Salgın zayıflamak yerine, yeniden ortalığı kasıp kavurmaya başladığı günlerde Miami’ye uçmaya karar verdim. 11 saat 30 dakikadan fazla.



ÇİFT MASKE VE SİPERLİK

THY Basın Müşaviri Yahya Üstün ve gazeteci arkadaşlarla TK 77 sefer sayılı Boeing 787-9 Dreamliner uçağı ile Miami’ye gittim. Uçağımızın kaptanları Barış Zeybekler, Osman Oğuz Çağlar ve İsmail Hakan Ertaş ile uçtuk. Kabin Amiri Songül Yaman ve bizim komşu Hande İpek Sütçü de vardı. Saat 15.20 uçuşuydu ancak kulenin pist girişinde -neden olduğunu anlamadığım- bekletmesi ile biraz geç kalktık. Çift maske taktım. Üzerine bir de siperlik. Bütün hijyen şartlarını yerine getirdim. Mesafeli bindim ve yine mesafeli indim. Uçuş boyunca maskemin burnumun üzerinden kaymamasına özen gösterdim. Uçakta yeme içme ağır ağır geri gelmişti. Sıcak yemek ve seçenekler başlamıştı. Do&Co lezzetleri kabine moral getirmişti.

YABANCI PİLOTLAR

Yazının Devamını Oku

Salgın iş jeti pazarını vurmadı

Koronavirüs salgını havacılık sektörünü derinden etkilerken iş jetlerinde önemli bir düşüş olmaması dikkat çekti. Amerika pazarında satışlar şaha kalktı. Asya-Pasifik ülkelerinde işadamlarının satın aldığı yeni uçak sayısında yüzde 10’ların üzerinde artış yaşandı. Türk pazarındaki iş jeti sayısı abartılacak kadar çok olmasa da hatırı sayılır bir sayıda.

DÜNYANIN hiçbir yerinde iş jeti alımlarında önemli bir düşüş yok. Avrupa pazarı durağanlığını korurken, Amerika pazarında satışlar şaha kalktı. Amerikan hükümetinin yılbaşına kadar iş jeti alımlarında vergilerde ciddi indirim yapması hem yeni uçak alımını hem de ikinci el alımları hızlandırdı. Asya-Pasifik ülkelerinde ise Amerikan pazarı kadar hızlı artış olmasa da iş adamlarının satın aldığı yeni uçak sayısında yüzde 10’ların üzerinde bir artış gözleniyor. Dünyada fabrika çıkışlı iş jetlerinin fiyatları neredeyse son 5 yıldır fazla bir artış göstermedi.



TÜRKİYE’DE KİMLERDE VAR?

Bizde ise önemli bir sayıda yeni uçak alımı yok ama ikinci el uçakların bir kısmı, yurtdışından çok iç pazarda el değiştiriyor. Türk iş jeti pazarındaki en büyük uçak, Acıbadem Grubu’nun kurucusu Mehmet Ali Aydınlar’a ait. Gulfstream G-650 modeli uçağın standart donanımlı fiyatı 65 milyon dolar civarında. Aynı uçaktan Cengiz İnşaat’ın patronu Mehmet Cengiz’in de siparişi var. Şubat ayında teslim edilecek. Cengiz Grubu’nun kullandığı Falcon 7X uçağı ise Rixos Grubu’na satıldı. Mehmet Ali Aydınlar’ın kullandığı Falcon 7X uçağı da Almanya pazarına gitti. En fazla uçağı olan grupların başında Koç Grubu var. Şirketin en büyük uçağı ise Falcon 8X. Bu arada Türk pazarında en fazla olan uçakların başında da Cessna iş jetleri (yaklaşık 30 adet) ve Fransız Dassault imalatı Falcon serisi uçak (20 adet) geliyor.

EN GENİŞ GÖVDE

Yazının Devamını Oku

Boeing 737 MAX uçuşa hazır

Tam 20 aydır yerde bekleyen Boeing 737 MAX uçakları uçuşa hazır hale geldi. Değişik ülkelerdeki uçaklarda gerekli işlemler yapılacak. Amerikan Sivil Havacılık Otoritesi (FAA) güvenli uçuş için onay verdi. Daha az yakıt ve daha fazla yolcu taşıyacak olan tek koridorlu uçaklar gökyüzü için artık gün sayıyor. Pilotlar kısa bir eğitimden sonra kokpitteki yerlerini alacaklar.

İki büyük kazadan sonra Boeing 737 MAX uçaklarının sanki bir daha hiç uçmayacakları sanılıyordu. Ben de ümitsizler sınıfındaydım. Ama ardında Boeing gibi bir havacılık devi vardı ve işin peşini bırakmadı. 400’e yakın uçağın dünyanın çeşitli yerlerindeki havalimanlarındaki hüzünlü bekleyişinin sonuna gelindi. Gerekli yazılım düzeltmeleri ve yüzlerce bulgunun giderilmesine emin olunmasından sonra Amerikan Sivil Otoritesi Başkanı deneyimli pilot Steve Dickson bizzat kokpite oturdu ve Seattle Boeing Field ‘dan ilk uçuşu yaptı. Ardından verdiği demeçle bu uçaklarla ailesinin de gönül rahatlığı ile uçacağını söyledi ve uçuş yasağı resmen kaldırıldı.

YOLCULAR BİNER Mİ?

Uçak 20 aydan fazla bir süre önce kullanıma verildiğinde iki önemli kazaya neden oldu. Kalkıştan sonra otomatik olarak burnu aşağı veren 737 MAX-8 uçakları düştü. 346 kişi hayatını kaybetti. Bu uçak hiç hak etmediği bir yazılım sorunu yüzünden gökyüzündeki hayatına çok kötü başladı. Boeing milyonlarca dolarlık tazminatlarla karşılaştı. Havayolu şirketlerine de uçaklar uçmadığı için özel anlaşmalarla ödemeler yapıldı. Ama şimdi zor zamanlar geride kaldı. Peki yolcu bu uçaklara biner mi?



Artık bu soruyu sormuyorum. Belki uçağın adının değiştirilmesi gibi gereklilik de kalmamış olabilir. Belki de değişir. Ama ana marka Boeing zaten on yıllardır gökyüzünde güvenle yolcuların taşınmasını sağlıyor. Bence yaşanan olaylar sırasında Boeing olabildiğince şeffaf davrandı. Fabrikadan sızan haberleri anında doğruladı ya da doğrusunu açıkladı. İnkar politikasına başvurmadı. Hataları kabul etmekte zorlanmadılar. Ve en üst seviyedeki denetleyici otoritelerin bütün ikazlarını dikkate aldılar. İşte bu yüzden yolcunun iknasının çok güç olmayacağını sanıyorum. Belki başlangıçta değişik havayollarında, değişik coğrafyalar da uçuştan vazgeçen az sayıda yolcu ile karşılaşılabilir ama sonra kısa sürede her şey yoluna girecektir.

Yazının Devamını Oku

Dünyayı kurtaracak kargoyu bekliyorlar

Havacılık sektörü koronavirüs aşısının kullanılabilir hale gelmesini bekliyor. Aşı bütün onayları aldıktan sonra iş nakliye konusuna gelecek. Kargo uçakları aşıyı sipariş veren ülkelere dağıtmak için hazır bekliyor. Kıran kırana bir kargo savaşı başlayacak. Dünyanın en hassas bu gönderisi için en uygun koşulların ayarlanması adına hava kargo şirketleri ciddi çalışmalar yapıyor. Bilim insanları ile ortaklaşa hareket ediyorlar.

Dünyada şu anda ciddi sonuca yaklaşmış tam 120 koronavirüs aşısı çalışması var. Bu aşılardan bazıları onay noktasını bile geçti. Almanya, Rusya, Çin, İngiltere ve Almanya bağlantılı Amerika bu yarışın ana bayrağını taşıyorlar. Bu aşılardan bazıları insanlığı kurtaracaklar. Dünyayı kasıp kavuran salgının durmasını sağlayacaklar. Elbette bu aşılar sayesinde havayolu yolculuğu yeniden doğacak. Yerde duran binlerce uçak uçacak ve milyonlarca insan gidecekleri yerlere elleri yüreklerinde kalmadan yeniden gidebilecekler. Aralık ayının ortaları ya da sonrası, en geç 2021 yılının başların aşılar ülkelere dağıtılacak. Yani sipariş veren, elini çabuk tutan, doğru organizasyon yapan ülkelere doğru milyonlarca aşı yola çıkacak. Aşı yeterince üretildiğinde iş nakliye konusuna gelecek. Bütün aşılar imalatçı kuruluşların belirlediği soğuk zincir şartlarında gönderilecek. Bu gönderim için birinci sırayı hava kargo şirketleri alıyor.



BİZ HAZIRIZ

Türk Hava Yolları’nın pandemide mali yükün büyük bölümünü sırtlayan yani para kazandıran kolu Turkish Kargo. THY filosuna kattığı Boeing 777F uçakları ile dünyada altıncı en büyük kargo uçağı kapasitesine sahip bir şirket. Bugün dünyanın lider kargo şirketlerinden biri. Şirketi doruğa taşıyan isim de THY Kargodan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Turhan Özen, hava kargo olarak aşıların nasıl taşınacağını şöyle anlattı:

PLANLAMA YAPILACAK

Yazının Devamını Oku

Havayollarına ikinci darbe

Pandemi havayollarını ikinci defa vurdu. Salgında gerileme olmaması nedeniyle yolcu sayıları yüzde 50 daha düştü. Yaz aylarındaki yolcu artışının süreceği sanılırken vaka sayısındaki artış ve karantina uygulamaları yolculukları neredeyse bıçak gibi kesti. Turistik uçuşlar ise yok denecek kadar azaldı. Türkiye-Rusya arasındaki hava köprüsü belki de dünyadaki en iyi turizm uçuşunu temsil etti. Ama o uçuşlarda da düşüş başladı.

Koronavirüs aşısının çok daha önce bulunacağı ve yaygın kullanıma geçileceği sanılıyordu. Çünkü aşı için dünya ilaç devleri, hızlı bir yarışa girmişlerdi. Ama aşı öyle bugünden yarına olacak bir iş değildi. Aşı yaygın kullanım için piyasalara çıkmadığı gibi salgın giderek arttı. Avrupa’da; İtalya, İspanya başta olmak üzere Fransa ve Almanya sınırlarına kilit üstüne kilit vurdular. Bir ara kapılarını aralayan İngiltere bile artık ulaşılamaz, gidilemez hale geldi.

Amerika kıtasının büyük bölümünde, Uzakdoğu ve Orta Asya’da da durum farklı değil. Birçok ülke, diğer ülkelerdeki vize ofislerinin kapılarını bile kapattı, personelini izne çıkardı.

15 BİN UÇAK YERDE

Havayolları ayakta kalabilmek için ne yapacaklarını bilemez hale geldi. Mali yapıları kuvvetli olan Lufthansa, BA, Emirates ya da Singapur gibi havayolu şirketleri başta pilotlarının çoğunu işten çıkardı ya da ücretsiz izne ayırdı. Diğer çalışanlardan da kitleler halinde işlerine son verilenler var. Kolay değil şu anda 15 bine yakın uçak yerde. Bunların yerdeki bakımları, Avrupa’da ortalama saatlik park ücretleri olan 285 dolar gibi ödemeler havayollarının belini iyice büküyor. Uçakları alıp Leasing yapan yani havayollarına kiraya veren firmalar uçsa da uçmasa da havayollarından yüzbinlerce dolar kiralarını alıyorlar. Uçak fabrikaları ise müşterilerine siparişleri teslim etmek için boğuşuyorlar. Müşterilerin çoğu alımları ertelemek için sıkı pazarlık peşindeler.



Yazının Devamını Oku

Yolcu az ama harcama çok

Pandemi döneminde havayolu yolcularının tercihlerinde ilginç bir durum ortaya çıktı. Yolcu sayısı yüzde 70’ten fazla azalırken, havalimanı terminal çatısı altındaki harcamalar ürünlere göre yüzde 37 ile yüzde 40 arasında arttı.

İstanbul Havalimanı terminal işletmecisi hijyen şartları için harcamadan hiçbir şeyi kısmadı. Gözlerin üzerinde olduğu terminalde her gün her yer büyük bir titizlikle dezenfekte ediliyor. Öyle maske takmayan hiçbir yolcuya da müsamaha gösterilmiyor. Ateş ölçme sistemleri hem sabit hem de özel kasklarla yapılıyor. Küçük bir bulguda yolcu hemen çevriliyor ve sağlık birimlerine yönlendiriliyor. Kısa adı İGA olan İstanbul Havalimanı işletmecisinin kurumsal iletişiminin başında olan Gökhan Şengül ile sohbet ederken ilginç bilgilere ulaştım. Ben sanıyordum ki bu kadar yolcu düşüşünde, terminaldeki mağazalar çökecek, yiyecek içecek bölümleri can çekişecek. Öyle olmamış, hatta havalimanındaki otelde bile doluluklar azalıp çoğalsa da idare edebilecek bir grafikle yoluna devam ediyor. Terminal ayakta kalabilmek için koronavirüs döneminde birçok hizmeti yeniden şekillendirmiş. Buggy denilen araçlarla yolcuların taşınması işi yoğunlaştırılmış. Ücretsiz yelpazesi de genişletilmiş.



TALEP HİJYEN ÜRÜNÜNE

Elbette hâlâ terminallerde en çok satın alınan ürünlerin başında hijyen ürünleri geliyor. Titiz yolcular özellikle uzun uçuşa giderken havalimanından da fazlaca maske, dezenfektan ve mendil gibi ürünler alıyorlar. Bunun yanı sıra bir de yeme içme meselesi var. Uçakların çoğunda, 4 saate kadar olan uçuşların büyük kısmında yolcuya sudan başka hiçbir şey verilmiyor. Yolcular bu yüzden, zorunlu olarak erken geldikleri terminalde daha fazla yemek yemeyi tercih ediyorlar. Geniş yiyecek yelpazesi sunan BTA şirketi İstanbul Havalimanı’nın da lider şirketi konumunda. Ayrıca, içinde yiyecek ve içecek olan alıp uçağa götürülebilecek kutular da sunuluyor.

YÜZDE 40 ARTIŞ

Yazının Devamını Oku

Gökyüzünde hidrojen devrimi

Gökyüzünün en büyük kirleticilerinden biri ne yazık ki uçaklar. Karbon salınımı havacılık sektörünün ağır bir günahı olarak karşımıza çıkıyor. Uçak motorları, bu, bir tür gazyağı türevi olan yakıtı tonlarca tüketiyor. Geriye ciddi bir karbon salınımı ortaya çıkıyor. Oysa hidrojende böyle bir sorun yok. Sıfır karbon stratejisi bugünden başlayarak önümüzdeki zamanların yakıtı olacak.

Karbon salınımı gökyüzünün başının belası oldu. Yukarıdaki kirlilik her geçen gün artıyor. Öyle temiz bir dünya yok artık. Ama yoğun bir çare arayışı var. Gökyüzünün en büyük kirleticilerinden biri ne yazık ki uçaklar. Karbon salınımı havacılık sektörünün ağır bir günahı olarak karşımıza çıkıyor. Elbette karbon salınımı konusunda yeryüzündeki işletmeler de suçlu. Ama uçaklar galiba en suçlular arasında.

HİDROJENLE ÇALIŞAN UÇAK

Airbus uçak imalatçısı eylül ayında düzenlediği toplantılarda üç yeni hidrojen yakıtlı konseptini açıkladı. Ve aynı tarihlerde dünyanın ilk hidrojenle çalışan uçağının göklerde yer alması dikkatleri Airbus’a çevirdi. Üç yeni uçaktan biri, delta kanatlı ve alışılmışın dışındaki tasarımı ile gözler önüne çıktı. Uçaklar kerosen denilen bir yakıtla çalışıyor. Yani uçak motorları bu bir tür gazyağı türevi olan yakıtı tonlarca tüketiyor. Geriye ciddi bir karbon salınımı ortaya çıkıyor. Oysa hidrojende böyle bir sorun yok. Sıfır karbon stratejisi bugünden başlayarak önümüzdeki zamanların yakıtı olacak. Hidrojen, evrenin bu en hafif elementine hızla sarılan önemli bir kuruluş da ünlü jet motoru imalatçısı İngiliz Rolls-Royse oldu.

YENİ MOTOR İÇİN ÇALIŞILIYOR

Rolls-Royce, yalnızca havacılıkta değil pek çok enerji alanında karbon salınımını azaltma çalışmalarında kilit bir rol oynamak için yerini belirlemiş durumda ve bu kapsamda hidrojen önemli bir rol oynayabilir. Sivil Havacılık alanında hidrojenle ilgili fırsatları ve zorlukları kavramak, Rolls-Royce’un üç ana eksen etrafında oluşturduğu sürdürülebilirlik stratejisinin de kapsamında yer alıyor: Gaz türbinin iyileştirilmesi, sürdürülebilir uçak yakıtlarının desteklenmesi ve yenilikçi tahrik teknolojilerinin geliştirilmesinde öncü olmak. Faydalarından tam anlamıyla yararlanmak için yeni teknoloji ve altyapıların geliştirilmesine ihtiyaç olmasına rağmen hidrojen, yenilik ekseninde öncelikli bir yere sahip. Hidrojen, yalnızca yeni nesil motorları çalıştırmaya uygun sürdürülebilir uçak yakıtları gibi basit bir ikame (drop-in) yakıt değil.

10 YIL SONRA

Rolls-Royce’un görüşü şöyle: “Hidrojen yakıtlı tahrik sisteminin zorluklarını anlamak ve bununla ilgili teknoloji yol haritalarını geliştirmek yönünde çalışmalar mevcut olmakla birlikte, hidrojenin potansiyelini tam olarak keşfedebilmek adına endüstriyle işbirliği de devam ediyor. Zamanlama açısından bakıldığında, hidrojenle çalıştırılan küçük uçakların fonksiyonel hale gelmesi bu 10 yılın bitiminden önce mümkün olabilecekken, bölgesel uçaklar ise önümüzdeki 10 yılın başlarında (2030-2035) kullanıma girebilir.

Yazının Devamını Oku

Balkanlar’ın en büyüğü

Balkanlar’ın en büyük, Avrupa’nın sayılı ve dünyanın da önemli bir bakım hangarı olan THY Teknik açıldı. 3 geniş gövde ve 6 dar gövde uçağa aynı anda hizmet verecek kapasitedeki yapıyı gördüğümde çok heyecanlandım. İnşaatını Kalyon Holding’in yaptığı bina, büyüklüğü, teknik özellikleri, akıllı teknolojisiyle dikkat çekiyor. Bu gurur verici yapı sadece THY’ye değil birçok yabancı havayoluna da hizmet verecek.

Daha uzaktan koca yapıyı gördüğümde çok heyecanlandım. Devasa kapılarının birin kenarında işin patronu THY İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Abdülkerim Çay diğerinde Basın Müşaviri Yahya Üstün vardı. Öyle itince açılacak kapılardan değildi. Her bir kanat tonlarca ağırlıktaydı. Elektrikli sistem bile ağır ağır açabiliyordu. Aralıktan içeri girdim. İnanılmaz geniş ve yüksekti. Koskoca uçak bir kenarda oyuncak gibi duruyordu. O çok heybetli uçağın hali neydi. Neredeyse elimle tutup çevirebileceğim kadar küçük görünüyordu.



13 BİN 500 TON ÇELİK

Bu etkileyici bakım hangarının imalatında 13 bin 500 ton özel çelik kullanılmıştı. Onları yukarılara çıkarmak için özel vinçleri falan düşününce nasıl bir heybetin içinde olduğumu daha iyi anladım. Balkanların en büyük, Avrupa’nın sayılı ve dünyanın da önemli bir bakım hangarı olan THY Teknik’in ana üssünde kendimi çok küçük hissettim. Önce 3 büyük gövdeli uçağın bakıma alındığı bölüme girdi. Bir yangın halinde tonlarca köpük yukarıdan aşağı fışkırabiliyordu. Uçaklar arasına gelebilecek yanmaz dev perdeler alevlerin birbirine uzamasına engel oluyordu. Yerler harika bir betondu. Epoksi’den de daha iyi görünüyordu.

TÜM BAKIM YAPILIYOR

Yazının Devamını Oku

Uçakta ‘sağlık vizesi’ dönemi

Havayolu yolculuğunun daha güvenli olması için ‘sağlık vizesi’ girişimlerine başlandı. Planlanan elektronik uygulamaya ülkelerin hastanelerinin ve sağlık birimlerinin katılması ile dev bir data oluşturulması hedefleniyor.

Başta Amerika, İngiltere gibi ülkeler olmak üzere birçok devlet havayolu yolculuğunun daha güvenli olması için sağlık vizesi oluşturma girişimlerine başladılar. Sistemin bir pasaport ya da barkodlu belge olması hedeflenmiyor. Bir elektronik uygulama oluşturma çalışmaları yapılıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün de prensipte bir ‘sağlık vizesi sistemi’ oluşturulmasından yana olduğu ancak nasıl bir yapılanmaya gidileceği konusu henüz yarışma aşamasında.

Ama kesin olan bazı çizgiler ortaya çıkıyor. Oluşturulacak uygulamada, sürekli güncelleme yapılması ve neredeyse her uçuş öncesi güncellemelerle yolcuların havalimanlarında zaman kaybetmemesi sağlanacak. Ayrıca gidilen ülkelerde karantina gibi sorunlar da olmayacak. Karantina gerektiren durumlarda yolcu hiçbir bicimde uçağa alınmayacak.



ÇOK YÖNLÜ KONTROL

Uygulamaya ülkelerin hastanelerinin ve sağlık birimlerinin katılması ile dev bir data oluşturulması hedefleniyor. Özellikle sağlık konusunda sisteme bir yerden giriş yapıldığında birçok havayolu şirketinin datalarına da bilgi yüklenecek. Ayrıca pasaport polisleri, önündeki sistemlerde de yolcunun sağlık durumunu pasaportun okunması ile ekranda görecek. Oluşturulacak sağlık vizesi, sadece salgın hastalıklarda değil çeşitli nedenlerle uçaklarda ya da başka ulaşım araçlarında kişinin hastalanması halinde daha doğru ve hızlı müdahale imkanı sağlayacak.

Yazının Devamını Oku