Eyvah 737 MAX’ler uçacak

Boeing’in 737 MAX uçaklarındaki hatalar bulundu. İki kazada 346 kişi bu uçaklarda hayatlarını kaybetmişti. Uçakların yeniden uçabilirlik sertifikası alabilmeleri için kısa adı FAA olan Amerikan Sivil Havacılık Otoritesi ile ciddi bir yol alındı. Böyle giderse yerde hazır bekleyen yüzlerce 737 MAX uçağı yılbaşından önce ya da biraz sonra havalanabilecek. Ama korona vurgunu yemiş havayolları bu uçakları nasıl devreye alacak. Bu soru cevabını arıyor…

Böyle diyorum. Çünkü aylardır uçmayan 737 MAX uçakları havayollarının başına bela oldu. Uçakları teslim alan müşteriler sıklıkla bakım yaparlarken bir de uçuramadıkları uçaklar için kira ödemelerini sürdürmek zorunda kaldılar. Ama şimdi Boeing mühendislerinin çalışmaları sona geldi. FAA diye bilinen Amerikan Havacılık Otoritesi 60 bin saatlik bir çalışma sonrası artık uçakların uçabileceği konusunda işaretler vermeye başladı. Bu uçakların uçmasına ancak yılbaşında ya da hemen sonrasında izin verilmesi durumunda pandemi nedeniyle yolcu bulamayan havayolları ne yapacaklarını kara kara düşünüyorlar. Filolarındaki uçakların yarısından çoğunu bile uçuramayan şirketler 737 MAX’lerle yeni büyük bir sorunun içine düşecekler.

Eyvah 737 MAX’ler uçacak

200 UÇAK APRONDA

İki ölümlü kazadan sonra uçuşları durdurulan Boeing 737 MAX uçaklarından şu anda 200’den fazlası şirketin Amerika’nın Seattle şehrindeki fabrikasının apronlarında duruyor. Bu sayı her geçen gün artıyor. Aylık 42 uçak üreten fabrika yine de uçmayan uçakların imalatını aralık verse de sürdürdü. THY’nin de siparişi olan uçaklardan 12’si İstanbul Havalimanı’nda tutuluyor. Yine imal edilmiş olan diğer 12 uçakta Seattle’deki fabrikada beklemede. Uçaklar her gün belirli bakımdan geçiriliyor. Uçakların birçok noktasına korozyon yani bir tür paslanma olmasın diye önleyici solüsyonlar sürülüyor. Hatta bunları görenler ‘Uçaklar cürüyor’ diye tutturuyorlar.

CEZA VE SORUŞTURMA

Boeing’i çok zor duruma düşüren MCAS (Maneuvering Characteristics Auqmentatiion System ) adlı manevra karakteristiği takviye sistemindeki yazılım hataları uçak kalktıktan sonra burnu hızla aşağı bastırıyordu. Pilotların toparlayamadığı uçaklardan ikisi çakılmış ve facia meydana gelmişti. Sistemdeki yazılım ve imalat hataları çok uzun bir çalışma ile giderildi. Şirket ceza ve soruşturmalarla karşı karşıya geldi. Amerikan Sivil Havacılık Otoritesi neredeyse 60 bin saatlik inceleme yaptı. Ama tam olarak uçakların güvenliğini henüz garanti etmedi. Zaten daha önce apar topar uçaklara sertifika veren kuruluş kendi güvenirliliğini de tartışmaya açmıştı. Uçuşlara izin verilmesi durumunda pilotların yeniden eğitimden geçirilmeleri yerde duran şirketlere yeni yazılımların hızla yüklenmesi ve sonrasında test uçuşlarının yapılması gerekecek. Elbette yolcuyu uçakların güvenli olduğuna inandırmak da zaman alacak. Pilot eğitim programlarının geliştirilmesi, bağımsız teknik incelemeler ve simülatör testlerinin sonuçları da
dahil olmak üzere aşılması gereken başka engeller de var. Ama kuşkusuz Boeing gibi bir teknoloji devi hatasını ağır bir fatura ile ödese de yine gökyüzündeki gücünü her zaman sürdürecek.

ZOR GÜNLER YAŞANDI

29 Ekim 2018: Lion Air tarafından işletilen Boeing 737 Max 8, Endonezya’da havalandıktan hemen sonra düştü. Uçaktaki 189 kişi hayatını kaybetti.

31 Ocak 2019: Boeing, 79 müşteriden 5.011 737 MAX 8 ve 9 siparişi aldığını açıkladı.

10 Mart 2019: Ethiopian Airlines tarafından işletilen 737 Max 8 düştü ve uçaktaki 157 kişi hayatını kaybetti.

14 Mart 2019: Boeing, 737 Max uçaklarını dünyadaki tüm uçuşlarını durdurdu. O gün bugün uçakların havayollarına teslim edilenleri çeşitli ülkelerde havalimanlarında ama çok daha fazlası Boeing fabrikasının apronların da bekliyor. Fabrikanın otoparklarına bile uçaklar çekildi. Yılbaşına kadar uçmayan 450 civarında 737 MAX uçağı imal edilmiş olacak.

KADIN KABİN MEMURLARI ERKEK AMİRLE UÇMAK İSTİYOR

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü işletme anabilim tezli Yüksek Lisans öğrencisi Rıza Adnan Uysal, Doç. Dr Ali Murat Alparslan danışmanlığında ilginç bir araştırmaya imza attı.

Eyvah 737 MAX’ler uçacak


Hedef kitle ülkemizin güçlü sektörü sivil havacılıkta doğrudan müşteriye dokunan kabin memurları seçilmiş. Araştırmanın amacı, iş esnasında kabin memurlarının duygusal olarak olumlu bir iklimde olmalarını sağlayan yönetici davranışlarını, bu bağlamda kabin memurlarının beklentilerinin ortaya konulması. Farklı havayolu şirketlerinden 156 kabin memuruna, pandemi sürecinde online anket uygulanmış.

Araştırmaya katılan kabin memurlarından 126’sını (yüzde 80) kadınlar oluşturmuş. Kadın çalışan topluluğunun fazla olduğu sektörde kabin memurlarına, ‘ Hangi cinsiyette kabin amiri ile çalışmak daha keyiflidir?’ sorusu sorulmuş. Kabin memurlarının yüzde 44’ü amirin cinsiyetinin önemli olmadığını söylemişler. Ama geri kalan kabin memurları bir erkek kabin amiri ile çalışmanın daha keyif olduğunda birleşmişler. Bir diğer soru da ise yüzde 84 katılımcı kadın amirlerle çalışmanın çalışana kendini daha gergin hissettirdiğini vurgulamışlar. Araştırmacı sonuçta katılımcıların yüzde 80’inin kadın olmasına rağmen erkek amirin daha keyifli, kadın amirlerin uçuşta kendilerini daha gergin hissettirdiği bulgusunu ortaya çıkarmış. Bunun nedenleri üzerindeki tartışma da sektörün ilgililerine bırakılmış. Ancak araştırmacı bir sonraki çalışmasında bu konuda derin bir inceleme için kendisine hedef koymuş.

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Duty free’lerin zor günleri

Havalimanlarındaki duty free mağazaları adeta can çekişiyor. Yine de bizimkilerin durumu fena değil. Ama nerede 2019 yılı. Satış rekorları çok geride kaldı. Avrupa’nın bazı merkezlerinde mağazalar uzunca süredir kapalı. Ortadoğu’dan Uzakdoğu’ya baktığınızda en büyük havalimanlarındaki duty free mağazalarındaki satışlar çoğu yerde geçen yıla göre yüzde 20’nin altında seyrediyor.

Felaket tellalı gibi yazılar yazmaktan bıktım, usandım. Ama şu yakamıza yapışan pandemi hava yolculuğunun her kesimini vurmaya devam ediyor. Dünyanın en büyük duty free zincirinin sahibi İsviçreli Dufry’nin hisseleri düşmüş. Satışları yüzde 27 ile ayakta kalma çabasında. Bir başka dev Alman Gebr. Heinemann sanki biraz daha iyi durumda. Ama onun da sıkıntılı olduğu bölgeler çok. Yaklaşık 70 milyar dolarlık duty free pazarı neredeyse 9 milyar dolara kadar küçülmüş görünüyor.



Antalya Havalimanı duty free’sini işleten Dufry çok memnun olacak ki şimdi Sabiha Gökçen Havalimanı’na da yerleşti. Oradaki gümrüksüz satış mağazası işletmecisi Setur sistemden çekildi. Yolcu düşünce dünyadaki havalimanlarının çoğunda yolcuların yolculuk öncesi duty free’lerden on-line siparişleri de yok oldu. Alışveriş yapacakları ürünleri görüp dokunarak almayı tercih ediyorlar.

ÇİNLİ YOLCU AZALDI

En büyük sorun Çinli yolcunun azalması. Avrupalı yolcunun Avrupa sınırları içinde hareket etmesi. Transit yolcu sayılarındaki düşüşler sistemin bütün cirosunu çekip aldı. Gümrüksüz satış mağazalarından alışverişin hâlâ sıcak olduğu yerler, turistik bölgelerin orta ya da küçük ölçekli havalimanları. İstanbul Havalimanı’ndaki Unifree çatısındaki mağazalarda satışlar şimdi yüzde 27 civarında.

Yazının Devamını Oku

Uçuş noktalarını virüs belirliyor

Havacılığın başına gelenler 11 Eylül faciasından da çok öteye geçti. O zamanlar kimyası bozulan havacılığın şimdi neredeyse her şeyi bozuldu. Bir havayolu şirketi şartlar uygun olduğu için ilan ettiği uçuş noktasını bazen bir saat sonra iptal ediyor. Salgının yayılması uçulacak noktaları dengesiz bir biçimde belirliyor.

Hala dünyadaki uçakların yüzde 80’den fazlası yerde. Havayolu şirketleri ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Devletlerden alınan yardımlarda geçen sürede eriyip gitti. Yeni yardımlar yeni krediler için şirketler boğuşuyor. Sadece havayolu şirketleri değil, uçak imalatçıları, havalimanı işletmeleri ve bunların tedarikçileri hepsi, maddi sorunlarla boğuşup duruyorlar. Koronavirüslü zamanlarda toplam 7.5 milyon uçuş iptal edildi.



410 MİLYAR DOLAR KAYIP

Daha birkaç gün önce. Dünyanın mali yapısı en iyi havayolu şirketlerinden biri olan Singapur Havayolları 4 bin 500 çalışanı ile vedalaşacağını duyurdu. Oysa bugüne kadar şirket devlet yardımı almış, bazı uçaklarını geçici olarak devre dışı bırakmıştı. Kredi alma konusunda da hem devlet desteğine hem de uzak doğulu birçok bankanın kayıtsız şartsız kapılarını açtığı bir şirketti. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Havacılığı toplamda 419 milyar dolarlık bir gelir kaybı bekliyor.

Ortadoğulu ve yine mali yapısı güçlü Emirates, Katar gibi şirketlerde çok zorlanıyorlar. Kimi uçakları yerde. İçlerinde pilot ve kabin memurlarının da bulunduğu yüzlerce çalışanını çıkardı.

Yazının Devamını Oku

Terminal şehrin hafızasından silinmesin

Atatürk Havalimanı eski dış hatlar binası son olarak iç hatlar yolcu salonu olarak kullanılmıştı. Havalimanı kapandıktan sonra boş kaldı. Henüz ne yapılacağına kesin karar verilmedi. Türkiye’nin ilk modern havalimanı terminali bence çok iyi bir hava müzesi olur. Geçmişten günümüze bütün zamanları gözler önüne serebilir. Hele içinde hareketli simülatörler de yer alırsa ciddi bir ilgi odağı haline gelir.

Çağdaş Türk mimarisinin önde gelen ismi Hayati Tabanlıoğlu. Türkiye’ye anıtsal değerli eserler bırakmış bir mimar. 1927-1984 yılları arasına sığan bir yaşamın kahramanı. Yıllarca bürokrasinin çarkları arasında boğuşmuş bir mimar. Asla geri adım atmamış. Üstlendiği her projeyi hayata geçirebilmek için savaş vermiş eşsiz bir tartışmacı. Onun eseri Atatürk Havalimanı eski dış hatlar binası. Bir yıldız şeklinde. Aslında onun çizimlerinde dört yıldız var. Ama sadece biri gerçekleşebilmiş. 1969 yılında başlayan serüven 1984 yılına kadar sürmüş. Uluslararası İstanbul Atatürk Havalimanı, genel yerleşme planı, teknik blok ve kontrol kulesi, elektrik, enerji santralları, idare binası, yeni terminal binası, 1’inci ünitesi gibi çok geniş bir çalışma gerçekleşmiş.



OĞLUNUN İZNİ ALINDI

Sonunda Türkiye çok modern ve ilk kez köprüleri olan bir terminal binasına sahip olmuş. O yıllarda adı Yeşilköy Havalimanı olan bölge bir anda dünyanın dikkatini çekmiş. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra TAV Havalimanları Holding 22 ayda yapının yanına yeni dış hatlar terminalini yaparak işletmeye aldı. Tabanlıoğlu’nun yaptığı bina ise yani yıldız yapısı iç hatlar olarak düzenlendi. Kendisi hayatta olmadığı için oğlu mimar Murat Tabanlıoğlu’nun izinleri ve denetimleri ile gerçekleşti.

Yazının Devamını Oku

En gözde iki uçak

Koronavirüs şokundan sonra iki uçağın şansı arttı. Daha az yakıtla daha uzaklara giden iki uçak Airbus ve Boeing için bu dönem büyük bir şans oldu. Havayolları birçok uçak siparişini iptal ederken A350 ve B787 hâlâ saltanat sürüyor.

Neredeyse bütün seferler durmuştu. Havayolları filolarındaki uçakları koyacakları yer bulamıyorlardı. Ekonomik ömürlerini tamamlamak üzere olan uçaklar çöllere yollandı. Birçok uçak için de en yakın zamanda filolardan çıkarılması için planlar yapılmaya başlandı. Öyle ki büyük ticari başarı yakalamış Boeing’in 777 serisi uçaklarını bile filolarından çıkarmak için harekete geçen havayolları oldu. Airbus 380 ya da Boeing 747 gibi Jumbo tipi uçaklar ise neredeyse tüm sistemlerden çekildi. Kimi kargo haline çevrildi kimi ise yere indirildi. Bu uçaklardan son alınanlar hâlâ devrede, sayıları çok az. Kabin için büyük yatırım yapan şirketler özellikle A380 diye adlanan iki katlı uçaklarını bir süre daha kullanacaklar. Ama 747 Jumbo uçakları gelecek birkaç yıl içinde gökyüzünden neredeyse hiç görülmeyecek.



ŞANSLI UÇAKLAR

Gelelim şansları açılan uçaklara... Dar gövdeli yani tek koridorlu uçaklardan şansı en çok parlayan Airbus A320 ailesinin yeni üyesi NEO serisi oldu. Daha az yakıt, daha düşük bakım maliyetleri ile bu uçaklar katıldıkları havayollarında filo yaşının gençleşmesini de sağlarken operatörlere daha iyi para kazandırmaya başladı. Pandemi döneminde de birçok havayolu, imalattan çıkan NEO serisi uçaklarının teslimatını geciktirmemeye çalıştılar. Hem THY hem de Pegasus uçaklarını teslim aldı. Almayı da sürdürüyor. Boeing ise buna karşılık olarak pazara çıktığı 737 MAX serisi uçaklarda büyük talihsizlik yaşadı. İki ölümlü kaza ve birçok uçakta kontrol kayıpları ortaya çıkınca imalat durdu. İmal edilmiş olanlar da havayollarının başına dert oldu. Hiçbiri uçurulmayan bu uçaklar için Boeing büyük tazminatlar ödedi, geleceğe yönelik zararına yol açacak taahhütlerde de bulundu. Ve nihayet 737 MAX uçakları ilk testlerde başarı sağladı. FAA’den tam not aldıktan sonra bu uçaklar da peyderpey gökyüzü ile buluşacak. Ama yolcuyu bu uçaklara binmeye ikna etmek zaman alacak gibi görünüyor. Airbus’ın geniş gövdeli çift koridorlu uçaklarından yeni nesil A330 NEO’ların da şansı çok parlak olmadı.

Yazının Devamını Oku

Londra'ya uçuş notları

Pandemi sırasındaki üç iç hat uçuşumdan sonra bu kez de Londra’ya uçtum. Çevremdekiler ‘Deli misin risk alınır mı?’ falan diyorlardı. Ama baktım ki bütün tedbirler alınmış, sorunun sorumluluğu da bana kalmış. Maskemi taktım, sosyal mesafeyi her şartta uyguladım. Londra uçuşundan önce ‘UK Visas & Immigration‘ sitesindeki zorunlu sağlık formunu doldurdum. Girişte barkodu okudular, sonra kendimi Oxford’da buldum. Bazı ülkelerde koronavirüs salgını artınca uçuşlar kesiliyor ancak yukarıda korkulacak bir şey yok. Galiba yan yana otursak da tedbirli olunduğunda uzaklara gitmek hiç de huzursuz olunacak bir durum değil.

Koronavirüs salgını sonrası Avrupa’da kapılarını açan ilk büyük ülke İngiltere oldu. Ben de kalkıp gittim. TK 1971 sefer sayılı İstanbul-Londra uçuşunda uçağımız ‘B777-300ER’. Saat 13.50, İstanbul Havalimanı’nda sakin seyreden bir gün. Herkeste maske var, hijyen standartları yüksek. Havalimanında biraz dolaştım, sonra kalkıp uçağa gittim. Her şey zamanında.



KİTLER KURTARICI OLUYOR

THY’nin Basın Müşaviri Yahya Üstün ve dört gazeteci arkadaşım birlikte oturduk. Uçakta geleneksel emniyet anonsları yapıldı. Bu sefer bir fark vardı. Deniyordu ki, zorunlu olarak maske takmakta zorlananlar siperlik kullanabilirler. Maskelerin kumaşları bende alerjik reaksiyonlar yarattığı için ben de siperlik kullandım. THY’nin verdiği ücretsiz kitler gayet iyi. Ağzı kapalı paketlerde maske, dezenfektan ve antiseptik mendil var. Yol boyunca kurtarıcı görev yapıyor. Pandemi kısıtlamalarına rağmen hem business sınıfında hem de ekonomide güzel ikram paketleri oluşturulmuş. İçlerinde sandviç ya da tavuk dürüm var. Kiminde humus ve şakşuka ile kek de yer alıyor. Su ve meyve suyu da paketler içerisinde. Daha fazla su istendiğinde de veriliyor. Şarap servisi var ancak öyle çay, kahve falan yok. Karton bardakta çay ve kahvenin neden servis edilmediğine anlam veremiyorum. Kabin ekipleri gerekli bütün tedbirleri almışlar birkaç kez daha yolcu içine çıksalar sorun olmaz sanırım.

YOLLAR AÇIK BASIP GİTTİK

Yazının Devamını Oku

Korona Maveric’e bulaşamadı!

Airbus yepyeni bir uçak demosu ile ortaya çıkmıştı. İlk kez Singapur Havacılık Fuarı’nda görünen ‘uçan kanat’ Maveric radyo kontrol modeli uçuşu ile dikkatleri üzerine topladı. Koronavirüs salgını bu uçakla ilgili çalışmaları durduramadı. Fabrika neredeyse kapalı gibi. Tasarımcılar ve uçağı geliştirecek olanlar evlerinden çalışıyor. Proje durmadı ama önünde uzun bir yol var.

Yepyeni bir uçak tasarımı. Aslında Avrupalı imalatçı, Amerikalı B-2 tipi askeri bombardıman uçağının kopyasını yaptı. Delta kanatlı bir uçak prototip olsa da yıllar sonra yüzünü yeniden gösterdi. Pandemi öncesi Singapur Havacılık Fuarı’nda radyo kontrol modeli tümüyle farklı bir yolcu uçağı olarak karşımıza çıktı. Delta kanatlı uçak aslında tek koridorlu bir uçaktı. Ama içinin büyük bölümü çift koridorlu uçaktan daha geniş tasarlanmıştı. Her ne kadar orta sıralarda oturanlar pencerelerden çok uzakta, biraz da klostrofobik bir yapı içinde olsalar da yüzde 20 daha az yakıt harcayacak. Yolcular dışarıyı ağırlıklı olarak önlerindeki ekranlardan izleyebilecekler. Üstelik çok net görüntülerle.



ZAMAN VE YAKIT TASARRUFU

Yolcu kapasitesi yüksek uçak dikkatleri üzerinde topladı. 12-13 saatlik uçuşlarda en az iki saatlik bir uçuş zamanı tasarrufu da sağlamayı hedefliyor. Geleneksel tüp şeklinde yolcu uçağı tasarımını yıkan Maveric için bazı tasarımcılar bunun hiçbir zaman gelişmeyeceğini bile iddia ettiler. Ama Airbus dolu dizgin yoluna devam etti. Airbus oda şeklindeki bu uçağın sürtünme katsayısının daha düşük olacağını ve çok ciddi yakıt tasarrufu sağlayacağını iddia ediyor. Maveric Projesi Eş Başkanı Adrien Berard: “Başlarda pek çok kişi Maveric projesini bir hobi hatta Airbus’ın pek de bir şey öğrenemeyeceği hayal proje olarak gördüler. Biz de geleceğin uçak konfigürasyonunu sağlam temellerle sunarak onlara hatalı olduklarını gösterdik” dedi.

Yazının Devamını Oku

Havalimanları vurgun yedi

Koronavirüs etkisiyle bütün havalimanlarının vurgun yediğini belirten TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Sani Şener “Her ülkedeki idarelerle görüşmelerimiz sürüyor. Kira ertelemesi ve imtiyaz sürelerinin uzatılması konularında anlaşmaya varmaya çabalıyoruz” dedi. Şener, İngiltere ve Rusya’nın ardından, Avrupa Birliği’nin de ağustos başında uçuşları açması halinde toparlanmanın ivme kazanacağına dikkat çekti.

Kolay değil. TAV 8 ülkede 15 havalimanında terminal işletiyor. Dünyanın dört bir yanında onlarca özel yolcu salonu var. Duty Free yani gümrüksüz satış mağazaları Amerika kıtasına kadar uzuyor. Ağırlıklı olarak onlarca havalimanında BTA şirketinin yiyecek-içecek alanları var. Toplam 400’den fazla özel yolcu işletmeciliği dünyanın dört bir yanındaki havalimanlarında yapılıyor. Her ülkede korona ile savaşta kurallar birbirine yakın olsa da çok da farklı istekler, düzenlemeler oluyor. Her birinin isteklerini yerine getirmek için ciddi bir savaş veriliyor. Giderler tırmanıyor. Gelirler çoğu yerde yerinde sayıyor. Sistemin ‘Atom Karıncası’ olarak bilinen TAV İcra Kurulu Başkanı Sani Şener’in deyimi ile dengeler bozuldu. Anlaşmalar sil baştan düzenleniyor. Kiraların düşürülmesi ya da işletme sürelerinin uzatılması gerekiyor.



EN BÜYÜK ANTALYA

Yazının Devamını Oku

En büyük sorun yolcularda

Kimse kırılmasın. Biz yolcular kuralların bir kısmına uyuyoruz. Bu bulaşıcı virüsten elbette korkuyoruz. Ama yine de görevlileri geçince maskeleri indiriyoruz. Her yeri elliyoruz. Daha az el yıkıyoruz. Havalimanında terminal işletmecileri tüm tedbirleri kusursuz almışlar. Havada uçakların içi tertemiz. 3 dakikada bir değişen ve hepa filtreden geçen hava neredeyse kaynak suyu gibi saf ve temiz.

Gökyüzünde başımıza pandemi ile ilgili bir şey geldiğinde kusuru kimsede bulmayalım. Havayolu yolculuğu bence hâlâ en güvenli yolculuk. Uçakların içinde oturduğumuz koltuklar arasında sosyal mesafe olmasa-olamayacaksa da tehlike az. İyi haber. Bir uçakta virüs alma-kapma oranı 4 binlerden 7 binde birin üzerine kadar çıktı. MIT yani Amerika’daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün araştırması böyle.



Kısa bir uçuşla olup bitene bakayım dedim. THY sitesi uçuyor. Yolcu az, uçuş az. Bilet almak için giriyorum. İzmir gidiş-geliş 465 lira. Alıyorum, ekonomi koltuğu gidişte 7C dönüşte 5C. Bagaj yok. Gidiş saat 11.00’de dönüş 15.10. Gidiş TK 2320 uçak B737-800 dönüş TK 2325, uçak Airbus 320-200 günlerden cumartesi.

HAVALİMANINDA MASKE ÇENE ALTINDA

Kalkıp İstanbul Havalimanı’na gidiyorum. En dış kapıda biletimi soruyorlar. Telefondan gösterip, hijyen sağlayan bir sıvıya batmış paspasa basıp geçiyorum. Ben görmüyorum ama ateşim ölçülüyor. Yolcular geliyor. Hepsi maskeli. Olmayanı içeri bırakmıyorlar. Kapıda maske satış otomatları var. Kapıdan içeri girenlerin en az üç-dördü hemen maskeyi burun altına çekiyor. Fotoğraf için cep telefonumu doğrulttuğum da hemen maske burun üstüne çıkıyor. Herkes uzmanlaşmış. Yüzümde koca bir siyah maske var. İyi cins yine kaşıntı yapıyor. Çıkarıp atmak geliyor içimden ama yapmıyorum tabi. Güvenlikten geçiyorum. Burada zaman zaman sosyal mesafe bozuluyor. Uyarılar geliyor. Salonda anonslar zaten çınlıyor. Şöyle durun böyle durun, hayatını heba etmeyin gibisinden ama elbette nazikçe. Üstümdekileri koyduğum kutular cihazın diğer yakasından çıkar çıkmaz görevli boşalan kutusu alıp dezenfekte ediyor. Sorun yok. Ardından ikinci kontrol. Yine maskeler yüzde. Hijyen sıvılarını kullananlar azalmış. Önlerinden geçip gidiyorlar. İstanbul Havalimanı ana salona geçince maskeler çeneye kadar iniyor. Daha çok boyun bölgesine hakimiyet kayıyor. Ama oradan nefes almıyoruz tabii. Uçağa gidene kadar bu oyunlar sürüyor. Her yer elleniyor, her şey tutuluyor. Elbette herkes değil. Ama ortalık bal dök yala. Tertemiz. Korona yine de ve elbette bir yerlerde pususunu sürdürüyor.

Yazının Devamını Oku

Pandemi etkisi büyüyor

Hiçbir hesap birbirine uymadı. Havayollarının umutları giderek sönüyor. Gökyüzündeki uçak sayısı hâlâ var olan uçakların yüzde beşinden fazla değil. Günlük uçuş sayıları ise geçen yılın kapasitesine göre yüzde 10’un üzerine bir çıkıyor, bir iniyor.

Yolcular uçuşlarını sürekli erteliyor. Havayolları gidecekleri ülkelerin şartlarına göre sürekli iptaller ilan ediyor. İnsanlar seyahat programlarını ya hiç yapmıyor ya da kısa menzilli uçuşları tercih ediyor. Hani koltuk aralıkları daha fazla diye business yolcu sayısında artış görülür sanılıyordu ama öyle olmadı. Zorunlu iş seyahatleri dışında business yolcu sayısında önemli bir kıpırdama yok.
Dünyanın dört bir yanında havayolu şirketleri iflaslar ilan ediyor. Bayrak taşıyıcılar hükümetlere baskı yaparak sıcak para bulmanın peşinde. İşten çıkarılan havacılık sektörü çalışanlarının sayıları milyonu aşmaya başladı. Kısa çalışma ödenekleri, 15 günlük dilimler halindeki zorunlu izinler. Ödenemeyen maaşlar. Havacılık dünyasını alt üst etmeyi sürdürüyor. Birçok havalimanında yere çekilmiş dizi dizi uçakların görüntüsü gerçekten çok hazin.



DÜZELME 2023’TE

IATA gibi sektörün tepe kuruluşları ümitsiz yayınlar yapıyor. 2022 başı bile geride kaldı. Düzelmenin 2023 hatta 2024 yılına kadar uzayacağı düşünülüyor. Yeni bir salgın tehlikesi de kapılarda dolaşıyor. Yani sonuç hiç de iç açıcı değil. Milyonlarca havacılık çalışanı yarından endişe ederek bugünkü yoğun endişeli günleri yaşıyor. Yolcuların yüzde 66’sı pandemi sonrası bile daha az seyahati hedefliyor. Uçaktaki havanın ne kadar temiz olduğuna yolcular hâlâ çok inanamadı. Yüzde 57 bu temizlikten emin değil. Yolcuların yüzde 85’inde gittikleri yerde karantina korkusu var. Havayolu yolculuğunun yolcu geliri kaybı 419 milyar doların üzerine çıktı. Bütün araştırmalar negatif.  Seyahatlerin şartları değişiyor, giderek ağırlaşıyor.

Yazının Devamını Oku

Yeni kaptan pilotun adı: Attol

Airbus bir uçağa otomatik olarak taksi yaptıracak, kaldıracak ve indirecek sistemini net olarak açıkladı. Pilotun yükünü büyük ölçüde alan ve işini kolaylaştıran bu sistemler topluluğu yakın gelecekte kokpitteki bütün görevlere el koyacak gibi görünüyor.

Neredeyse her yıl bir kez Airbus fabrikalarına giderim. 10 yıldır ne zaman Airbus Toulouse tesislerine gitsem, bir pilotsuz yolcu uçağı uçuşu ile ilgili fısıltılar duyarım. Her seferinde testlerin başlamadığı, insanların pilotsuz bir yolcu uçağı ile uçmak için hazır olmadıkları vurgulanır. Hala pilotsuz bir yolcu uçağı uçuşu için en az 10 yıl var deniyor. Belki bu 10 yıl beklenenden çabuk gelir. Kestirmek zor. Airbus geçtiğimiz günlerde duyulan ve hala detayları ile hedefi tam olarak kestirilemeyen ATTOL sistemini resmen ilan etti. Sistemin orijinal adı: Autonomous Taxing, Take-Off and Landing sistemi.



TAM KONTROL

Yani uçağın otomatik olarak yerde taksi yapması sonra kalkması ve yine otomatik olarak inmesini içerin bir sistemler topluluğu. Uydular üzerinde yapılan çalışmalarda uçağın çeşitli meteorolojik koşullarda da kontrolünü de tam olarak sağlıyor. Aslında sistem Airbus’un başına gelen olaylardan ders alarak geliştirdiği bir sistemler topluluğu. Örneğin Okyanus üzerinde yunuslamaya giren ve düşen bir Air France uçağı kazasından sonra pilotlar bu anormal durumdan çıkamamıştı. Sonra eklenen sistem pilot inisiyatifinden bu durumu büyük ölçüde aldı. Ve uçağın stoll yani süratsiz kalmasını önleyerek çıkmasını sağladı. Böyle, onlarca talihsizlik için insan hatasının sorumluluğu ve geleceğini garantiye almak isteyen Airbus sonunda ATTOL sistemini yüzlerce saat test ederek başardı. Son olarak en gelişmiş uçağı A350-1000 serisinde 500 test uçuşu ile deneyen şirket havacılık endüstrisi için dünyada bir ilk olan Otonom taksi, kalkış ve iniş (ATTOL) projesini yoğun bir çaba sonucu tamamladı. Yerleşik otomatik görüntü tarama tanıma kullanılarak kontrol edilen tam otomatik görüş tabanlı kalkış ve iniş teknolojisi hedefine ulaştı.

Airbus Baş Teknoloji sorumlusu Grazia Vittadini şöyle dedi: “İlk tam özerkliğe dayalı vizyon kalkışını gerçekleştirdikten sonra, ilk tam otomatik görme tabanlı taksi ve inişe ulaştık. Bu bir uçağın ilk kez taksi ve karadan kalkabildiğini tamamen özerk olarak gözler önüne serdik. Buradaki en büyük zorluk, pilotların hiçbir şey yapmamaları ve ellerini gaz kollarından uzak tutmaya ikna etmekti.”

Yazının Devamını Oku

THY 2018 maaşlarına dönmek istiyor

Tüm havayolu şirketleri gibi koronavirüs vurgunu yiyen Türk Hava Yolları aylardır uçmuyor. Neredeyse 350 uçak yerde. Yapılan seferler sistemi çevirecek gelir getirmiyor. Sonraki zamanlar hâlâ karanlık. Şirket, içinde bulunduğu durumdan çıkabilmek için formüller arıyor. Personel maliyetinin yüzde 50’sini pilotlar alıyor. Kabin ekiplerinin payı yüzde 25. THY’nin gündemi maaşlarda indirime gitmek.

Tam üç aydır şirket hiçbir faturayı ödemiyor. Maaşlardan, hatta ikramiyelerden zorunlu kalanları ödemek için yaratılan formüller sistemi ayakta tutmaya yetmiyor. Her gün değişik formüller üzerinde çalışan yöneticiler, çalışanları çıkarmadan ne kadar yol alabileceklerini kestirmeye çalışıyorlar. Evet Türk Hava Yolları 30 bin personeli ve 350 uçağı ile bir dünya markası oldu. Ama koronavirüs sonrası marka değerini, borsadaki gücünü, uluslararası değerlendirmelerdeki güçlü yerini korumakta zorlanıyor. Sendika ile yaptıkları görüşmelerde de maaşlar konusunda bütün çabalara rağmen bir uzlaşma sağlanamıyor. Sağlanıncaya kadar da çalışanların tedirginlikleri süreceğe benziyor. Kimse yarın eline ne para geçecek, borçlarını nasıl ödeyecek, ya da çocuklarının okul taksitlerini ödeme konusunda içleri rahat değil. Aşağıda yazdıklarım, sızan bilgilerden oluşuyor.



1.8 MİLYAR MALİYET

Şirket yapılan hesaplamalarında pilot maaşlarında yüzde 50, diğer çalışanların maaşlarında yüzde 30 gibi bir indirim hedefliyor. Yani sonuçta şirket 2018 maaşlarına yani personel maliyetlerine dönmek istiyor. Yani maaş indirimi gündemde. 2018 yılı sonuna kadar şirket alabildiğince zincirleme zamlar yapmış. Halen şirketin yıllık 1.8 milyar dolar personel maliyeti var. Bu maliyetin yüzde 50’si yani 900 milyon doları yaklaşık 6 bin pilota, yüzde 25’i ise 12 bine yakın kabin memuruna geri kalan ise genel müdür dahil diğer personele ödeniyor. Yurtdışı personel maliyeti bu rakamın yüzde 8’ini oluşturuyor. Örneğin çok üst seviyede bir yöneticinin aldığı maaş 30 bin kişilik personel içinde 2 bin 600’üncü sırada yer alıyor. THY’de tüm çalışanlara yapılan son ek yüzde 8’lik zam bile şirkete aylık 35 milyon dolara mal oluyor. Şirkete 6 aylık maliyet 210 milyon dolar. Henüz sendika ile bir anlaşma olmadığı için şirket bu zammı ödemek zorunda.

100 BİN TL’Yİ AŞIYOR

Yazının Devamını Oku

Türkiye dünyaya yeniden bağlanıyor

Uzun bir aradan sonra Türkiye yeniden hava köprüleri ile dünyaya bağlanıyor. 1 Temmuz tarihinden itibaren başta THY olmak üzere, özel havayolu şirketlerimiz uçulamayan noktaları tarifelerine alıyorlar. Kısa süre sonra yine havalimanlarımız dolup taşacak. Uçaklardaki doluluk hızla artacak. Uzaklar Türkiye’ye yeniden bağlanacak.

Böyle bir başlığı bende çok özlemiştim. Uçuşların başlaması için iyi haber geldi. Bugüne dek gelen haberlerin çoğu boştu. Birçok ülkeye yapılan tahliye uçuşları, sanki tarifeli uçuşlar başlamış gibi sunuluyordu. Turistik ya da iş amaçlı bilet alanlar ortada kalıyorlardı. Hiçbir uçuş neredeyse normal uçuş değildi. Bilet alanlar paralarını geri almak için boğuşuyorlardı. Para almak yerine erteleme, ileri tarihe yeniden rezervasyon gibi öğütlere zorunlu yatırım yapmış oluyorlardı. Tarifeli seferler başladı ama uçmadan mutlaka gideceğiniz ülkede değişebilen karantina sürelerini öğrenin, korona nedeniyle olacak değişikliklerden etkilenmemek için uçuşunuzla ilgili bilgileri sürekli izleyin diyorduk. Ama durum artık eskisi kadar belirsiz değil.



NORMALİN IŞIĞI GÖRÜNDÜ

1 Temmuz tarihi müthiş hava köprülerinin yeniden açılış tarihi. Amerika Birleşik Devletleri’ne yapılan uçuşların çoğu tahliye uçuşlarıydı. İnsanlar hem yoğun koronadan hem sokak olaylarından canlarını kurtarmaya çalıştılar. Her şey normale dönmedi. Ama normalin ışığı göründü. 1 Temmuz’dan itibaren New York’a haftada 5 uçuş, Chicago’ya haftada üç normal sefer yapacak. Los Angeles, Houston, Miami, San Francisco, Washington DC , Kanada’da Montreal, Toronto başlıyor. Bazı kentlere öyle eskisi gibi her gün uçuş olmayacak ama haftada üç günden de aşağı düşmeyecek. Yolcu arttıkça uçuşlarda paralel olarak artacak.

ASYA VE UZAKDOĞU

Yazının Devamını Oku

Havalimanları kan ağlıyor

Havayollarının pandemi zararları sık sık gündeme geliyor. Ama başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok yerinden özelleşmiş havalimanı ve terminal işletmecilerinin uğradığı kırımın kimse farkında değil. Bu durum işletmecileri zor durumda bırakıyor. Yakında hizmetlerde ciddi aksaklıklar çıkabilir. Yeni teknoloji, güvenlik ve sağlıkla ilgili terminallerdeki yatırımlarında gecikmeler doğabilir.

Avrupa'daki havalimanlarının işletmecileri ve yöneticileri ayaklandı. Koronavirüs salgını sonrası zor duruma düşen havalimanı otoriteleri, bütün kurtarma operasyonları için devletlerin havayolları üzerinde yoğunlaştığını ama kendileri için hiçbir formül oluşturulmadığını söylediler. Birçok havayolu şirketinin iflasını engellemek için bugüne kadar Avrupa ülkelerinde toplam 24 milyar Euro’dan fazla finansal destek için onay verildi. Özellikle Lufthansa için 19.3 milyar, Air France için 9 milyar, Alitalia için 7 milyar Euro ve ek 3.3 milyar Euro’luk desteklerin çıktığı ama neredeyse yolcu trafiği sıfırlanan havalimanlarının zararının ise göz ardı edildiği gündeme geldi. İşletmeciler, sadece havalimanı çalışanları için geçici işsizlik programlarından yararlandırıldığı, bunun dışında bir Euro bile almadıklarını söylediler.



‘AYLARDIR DURUYORUZ’

EUROPE’S havalimanları ulusal havacılık finansal kurtarma paketlerinden çıkarılırken, ACI Genel Müdürü Olivier Jankovec, “Avrupa havaalanları mayıs boyunca neredeyse tamamen durmaya devam etti ve toplam yolcu trafiği yüzde 98 oranında azaldı. Bu yıl şimdiye kadar yarım milyardan fazla yolcu kayboldu ve hâlâ gelir gelmiyorken, Avrupa’daki havalimanları seyahat kısıtlamalarının kaldırılmasını ve havayollarının faaliyetlerine devam etmesini endişeyle bekliyor” dedi. ACI Europe, Almanya’nın ulusal havaalanı birlikleri (Flughafenverband ADV), Fransa (Union des Aéroports Français ve FA) ve İtalya (Assaeroporti) ile birlikte, hükümetleri ve Avrupa Birliği’ni mevcut dengesizlikleri ele almaya çağırdı.

2 İSTEKTE BULUNACAKLAR

Yazının Devamını Oku

Tarifeler alt üst oldu

Kimse uçuş için plan yapamıyor. Bilet alanlar birkaç gün sonra seferin iptal olduğunu zorla öğreniyorlar. Ya da yurtdışı için açıklamalara göre plan yapanların çoğunun planları suya düşüyor. THY’de genel müdür seviyesinde uçuşlarla ilgili atılan tweet’i bakıyorsunuz bir dakika içinde silmiş. Üstelik çağrı merkezlerinin aranmaması isteniyor. Garip bir durum...

İç hat uçuşlarında düzelme var. Yani tarifelerde oynamalar ve iptaller olsa da uçuşlar yoğunlaşıyor. Doluluk oranları yüzde 30’lardan başlayıp yüzde 70’lere kadar hızla tırmandı. Turistik bölgelerde örneğin Bodrum uçuşlarında neredeyse bütün uçaklar dolu. THY, Pegasus ve SunExpness ciddi bir doluluk yakalamayı başardılar. Ama gelgelelim dış hatlarda durum öyle değil. Hangi ülkeye ne zaman uçulacağı bir türlü netlik kazanmıyor.

YOLCU İÇİN MADDİ KAYIP

Bazı ülkeler için yapılan açıklamalar kısa süre sonra değişiklik gösteriyor. Düşünün THY’de genel müdür seviyesinde alelacele atılan tweet’ler de ortalığı karıştırıyor. Ani gelen sokağa çıkma yasağı ve sonra iptal edilmesi ile ilgili ciddi sorunlar da yaşandı.Yolcular dış hatlarda da bilet almayı sürdürüyorlar. Elbette biletler her şartta geçerli. Yani ciddi bir maddi kayıp beklenmiyor. Bilet alanlar iş ya da turistik amaçla yaptıkları planlara göre kesin otel rezervasyonları da yaptıramıyorlar. Çünkü oteller bir biçimde rezervasyon iptallerinden para alıyorlar. Bu durumda yolcuların ciddi para kaybetmesine yol açıyor. Ortada karmaşık bir durum var. Avrupa, Amerika ve Uzakdoğu uçuşlarındaki plansızlıklar, sistemin oturmaması yüzünden sürekli sorun yaratıyor.

ZAMAN ALACAK

Sanırım bu tarifesizlik ya da oynak tarifeler daha zaman alacak. Plan yapmada önce iyi bir araştırma gerekiyor. Sorun, iptallerin net olarak bilinmemesi. Yolcuları canından bezdiren bu durum sanırım daha iki üç ay düzelmeyecek. Sanki uçuşların yüzde 70’i charter uçuşu gibi. Siz siz olun bilet aldığınız bir uçuşla ilgili durumu sık sık kontrol edin. Hatta çağrı merkezlerinin verdiği bilgilere bile çok güvenmeyin...


Yazının Devamını Oku

Maskeli yolculuk

Sanki uçmayalı yıllar oldu. Meğer havayolu yolculuğu hayatımızın ne çok önemli yerini almış. Kanatlarımız kırılmış gibiydi. Biraz meşakkatli olacak ama uçuşlar yeniden başladı. Kurallara uyduğumuz sürece sorun yok. Ama kuralları aksatmak uçağımızı kaçırmamıza hatta ciddi maddi zararlara uğramamıza da yol açabilir. Aman dikkat… Maskeli, sosyal mesafeli, HES koduna sahip iyi yolcu olun…Lütfen.

Şu sosyal mesafe elbette çok önemli. Tartışılması bile yanlış. Ama her şey uçağa girinceye kadar. Girdiniz ve koltuğunuza oturdunuz. Yanınızdaki ile sosyal mesafe bir anda neredeyse 1.50 metreden 10 santimetreye kadar düşüyor. Omuzlarınız yandaki yolcuya değiyor ya da aynı yere kol koyuyorsunuz. Elbette yüzünüzde maskeniz var. 1 Haziran’da sınırlı kentlere başlayan uçuşlarda yaşanan tedirginlik azalıyor. THY, Pegasus, Anadolujet ve SunExpress uçaklarında ortalama doluluk yüzde 30 ile 50 arasında değişti. İçimizdeki korkulara rağmen uçma kararı vermeye başladık.

ADIM ADIM SEYAHAT

Uçağın içi biraz serin. Elbette öyle olması gerekir. 23-24 derece. Bazı havayollarında ise 21-22 derece. Üşütürseniz ateşiniz çıkabilir. Ateşiniz çıkarsa yandınız demektir. İndiğiniz yerde geçici de olsa 38.5 dereciyi termal kameralar okuduğunda doğruca hastaneye yollanacaksınız. Ya da yurtdışından dönerken başınıza gelirse belki sizi uçağa alıp bir bölgede cüzamlı gibi enterne edecekler. İner inmez de doğruca bir pandemi hastanesine yollayacaklar. Karantinadasınız demektir.

EL BAGAJLARI YOK

İşimiz zor. 11 Eylül teröründen sonra bir sürü ağır kural konmuştu. Çoğu günümüze miras kaldı. Şimdi üzerine bir de koronavirüs kuralları geldi. Uçmak mı zor, uçmamak mı? Zaman gösterecek. Örneğin artık el bagajlarını da kargoya gönderecekler. Yanıma alacağım diye tutturmanın anlamı yok.

İç hat uçuşları 4 Haziran yerine 1 Haziran’da başladı. Asıl yoğun uçuşlar yarın başlıyor. Şimdi sırada dış hat uçuşları var. Her ülkeye değil. Ama birçok ülke için bilet satılıyor. ‘Bileti aldım, uçacağım ‘diye düşünmeyin. Sık sık kontrol edin. Karşı ülkedeki şartlar değişebilir ve uçuş iptal edilebilir. Havayolu şirketlerinin buna yetkisi var. İşin arkasında bir Sağlık Bilim Kurulu var. Her an bir uçuşu iptal edebilirler.

Havalimanlarına maskesiz gitmeyin. Termal kameralar önünden geçerken heyecanlanmayın. Ateş düşürücü ilaçlar almayın. Her şartta sosyal mesafeyi koruyun. Zaten uçağa yolcu alımı ve inişlerde yapılan anonslarla sosyal mesafe korunarak bu iş yapılacak.

Yazının Devamını Oku

Göklere disiplinli dönüş

Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu ile İstanbul-Ankara arasındaki ilk uçuşa katıldım. İstanbul Havalimanı’na çok erken gidip yolcuları izledim. Korkularına, endişelerine tanıklık ettim.

İSTANBUL Havalimanına gittiğimde bir korku şatosuna gireceğimi sandım. Her yerde sosyal mesafe işaretleri, ısı ölçen gizli ya da ortada ateş ölçtürmenin peşine düşmüş insanlar vardı. Her taraf hijyen ikazları ile donatılmıştı. Biraz ürktüm. İçeri girdiğimde insanların yüzlerinden okunuyordu. Herkes ateşini ruhuna gizlemiş, öksürüğünü içine atarak bekliyordu. Psikolojik bir ateş endişesi ve olmayan öksürükleri hissettim.

DEZENFEKTANLI PASPAS

Terminalin dışında yolcular sıra olmuştu. Aralarından sosyal mesafe bırakarak içeri girildiği için bir kuyruk meydana gelmişti. İç hatlar gidişi kapı dışında dezenfektan ve maske otomatı vardı. Maskesi olmayanlar oradan alabiliyordu. Kapı girişlerinde görevliler, polisler biletleri sordular. Çoğu telefonlarından gösterdi. Sonra otomatik ateş ölçümü yapıldı. Terminale girerken içinde dezenfektan sıvı bulunan paspaslara basıldı. Böylece ayakkabı altları dezenfekte edildi.

BANKA VEZNESİ GİBİ

Ardından güvenlik kontrolüne geçildi. Çantaların konulduğu plastik kaplar her kullanımdan sonra görevliler tarafından dezenfekte ediliyordu. Sonra gidilen check-in kontuarları banka vezneleri gibi olmuştu. Kimliğimi küçük bir delikten görevliye uzattım. HES kodumu söyledim. Baktı bilgiler doğru. Önü tamamen flexi ile kapalı olan görevlinin yanındaki makineden uçağa biniş kartım çıktı. Ardından yeniden güvenlikten geçildi. Yine hijyen şartları doruktaydı. Sık sık dezenfekte noktalarında ellerimi sıvı ile dezenfekte ettim. Yolculardan eldiven kullanımı istenmiyordu ama sürekli maskelere bakılıyordu. Salonlara geçildiğinde görevliler, hep sosyal mesafe için uyarılarda bulunuyordu. Bunu anonslarla da yapıyorlardı. Ama yine de çok başarılı değildi.

YOLCULAR TEK TEK ÇAĞRILDI

Yazının Devamını Oku

Bu fiyatlar şirketin sağlığını bozar

THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı İlker Aycı maliyetlerin çok yükselmesinden yakınıyor. Bu maliyetler altında ezilmemek daha doğrusu şirketin sağlığı için bir dizi tedbirlere hazırlanıyor. Yolculara da yüklenmek istemediklerini belirten Aycı, “Otobüs yolculuklarında bile tavan ücreti 500 TL olarak belirlendi. Uçaklarda iç hatlarda bu ücret Ekim 2019’da belirlenen şekliyle tek yön 450 liraydı. Bu tavan ücreti ile uçmak şirketin sağlığını bozar” diyor.

Yeşilköy’deki THY genel yönetim binasındayız. THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı İlker Aycı ile buluştuk. Biraz gergin gördüm. Uçuşların başlaması yaklaştıkça var olan sancılar daha da artmaya başlamıştı. Karamsar değildi. Ama daha çok devletin sırtına yük olmadan sorunları çözmekten yanaydı. Bunu da şirketin sağlığı açısından daha fazla önemsiyordu. Bilet fiyatlarından, ikrama, uçak alımından battaniyeye kadar birçok şeyi konuştuk.

Bilet fiyatları artacak mı?

Maliyetlerimiz çok yükseldi. Bugün otobüs yolculuklarında bile tavan ücreti 500 TL olarak belirlendi. Uçaklarda iç hatlarda bu ücret Ekim 2019’da belirlenen şekliyle tek yön 450 liraydı. Bu tavan ücreti ile uçmak şirketin sağlığını bozar. Biz önce yolcularımızın, sonra çalışanlarımızın ve bir o kadar önemli şirketimizin sağlığını düşünüyoruz. Bu üçlü için elimizden ne geliyorsa fazlasıyla yapacağız. Şu anda dünyada 22 bin uçaktan yüzde 90’ı yerde. Bu durum maliyetleri çok yükseltti.



İÇ HATLARDA İKRAM YOK

Yazının Devamını Oku

Dominik harekâtı

İnat etti. İşi biten ekibini Türkiye’ye götürmeye karar verdi. Bayram öncesi ailelerine kavuşturmak istedi. Acun Ilıcalı şirketinden ödediği paralarla Karayipler’de değişik adalarda çalışanlarımızı da memlekete getirdi. Organizasyon için ciddi bir savaş verdi. Ilıcalı, COVID-19’un yarattığı engelleri bir bir aştı.

Haftalar önceydi. Acun Ilıcalı hem işi sona eren hem de Survivor’da elenen yarışmacıları Türkiye’ye göndermek istiyordu. Ama neredeyse bütün hava sahaları kapanmıştı. Kendi ekibinden başta Macaristan olmak üzere iş yaptığı yabancı kanallarda işi biten personelini de Dominik Cumhuriyeti’nde tutmanın mantığı yoktu. Çalışanlarını bayram öncesi Türkiye’ye göndermek, hatta karantina süresi sonunda ailelerinin yanına ulaşabileceği şekilde uçurmak istiyordu.



TÜRKLER SIRAYA GİRDİ

Acun Ilıcalı’nın uçak kiralayacağı çabuk duyuldu. Karayip denizindeki Jamaika, Bahamalar Cayman,St Vincent ve Grenadinler gibi adalarda yaşayan bütün Türkler ona ulaşmaya başladı. Kısa sürede kimi ücretli, kimi ücretsiz vatana dönmek istiyordu. Survivor ekipleri dışında değişik adalarda turistik tesislerde çalışanlar dışında turist olarak gitmiş ama dönememiş olanlarda çaresizlik içindeydi. Kimi Küba’da kimi Bahamalar’da. Club Med’de çalışan Türkler de sıraya girmişlerdi.

ÇAVUŞOĞLU ARAYA GİRDİ

Yazının Devamını Oku