Duty free’lerin zor günleri

Havalimanlarındaki duty free mağazaları adeta can çekişiyor. Yine de bizimkilerin durumu fena değil. Ama nerede 2019 yılı. Satış rekorları çok geride kaldı. Avrupa’nın bazı merkezlerinde mağazalar uzunca süredir kapalı. Ortadoğu’dan Uzakdoğu’ya baktığınızda en büyük havalimanlarındaki duty free mağazalarındaki satışlar çoğu yerde geçen yıla göre yüzde 20’nin altında seyrediyor.

Felaket tellalı gibi yazılar yazmaktan bıktım, usandım. Ama şu yakamıza yapışan pandemi hava yolculuğunun her kesimini vurmaya devam ediyor. Dünyanın en büyük duty free zincirinin sahibi İsviçreli Dufry’nin hisseleri düşmüş. Satışları yüzde 27 ile ayakta kalma çabasında. Bir başka dev Alman Gebr. Heinemann sanki biraz daha iyi durumda. Ama onun da sıkıntılı olduğu bölgeler çok. Yaklaşık 70 milyar dolarlık duty free pazarı neredeyse 9 milyar dolara kadar küçülmüş görünüyor.

Duty free’lerin zor günleri

Antalya Havalimanı duty free’sini işleten Dufry çok memnun olacak ki şimdi Sabiha Gökçen Havalimanı’na da yerleşti. Oradaki gümrüksüz satış mağazası işletmecisi Setur sistemden çekildi. Yolcu düşünce dünyadaki havalimanlarının çoğunda yolcuların yolculuk öncesi duty free’lerden on-line siparişleri de yok oldu. Alışveriş yapacakları ürünleri görüp dokunarak almayı tercih ediyorlar.

ÇİNLİ YOLCU AZALDI

En büyük sorun Çinli yolcunun azalması. Avrupalı yolcunun Avrupa sınırları içinde hareket etmesi. Transit yolcu sayılarındaki düşüşler sistemin bütün cirosunu çekip aldı. Gümrüksüz satış mağazalarından alışverişin hâlâ sıcak olduğu yerler, turistik bölgelerin orta ya da küçük ölçekli havalimanları. İstanbul Havalimanı’ndaki Unifree çatısındaki mağazalarda satışlar şimdi yüzde 27 civarında.

MAKUL FİYATLAR

Havalimanları dışında cruise limanları, diğer limanlar, tren istasyonlarında da yolcu düşüşleri yaşandı. Heinemaan’ın güçlü olduğu Sydney, Tel Aviv gibi yerlerde bile cirosu çok düşmüş vaziyette. Antalya’da Rus turist alışverişi hareketlendirdi. Bodrum’da bu yıl ağırlık kazanan Rus, Polonyalı ve biraz da İspanyol yolcu satış rakamlarını yüzde 60’a kadar taşıdı. Bu arada Türkiye’deki duty free mağazaları büyük bir coğrafyada ucuzluk acısından hatırı sayılır bir özelliğe de sahip. Bütün ürünlerde değil ama Avrupa ve Asya-Pasifik ülkelerine göre daha makul fiyatlandırma ile karşılaşıyoruz.

Sistemi tatilciler kurtaracak gibi görünüyor. Elbette bu kurtuluş büyük şirketlerde sadece kârın dibe vurmasının biraz üzerinde olması biçiminde. Yoksa virüsün pençesinden şimdilik kurtuluş zor görünüyor.

SATIŞLARDA YÜKSELİŞ VAR
Ali Şenher (CEO) Unifree Duty Free (İstanbul Havalimanı)

Duty free’lerin zor günleri

* Rus ve Çinli yolcu hasılatı artmaya başladı. Rus yolcular genel hasılat içinde yüzde 32’lik bir artış gösterdi. Giden yolcu tarafında fiş başı hasılatlar her ülke için artıyor. Operasyon olarak açılıştan itibaren en yüksek YBH (Yolcu Başı Hasılat) tutarına ulaştık. Halihazırda 55 butik ve 6 duty free mağazamızla hizmet veriyoruz.

* Alınan önlemler sayesinde ziyaret oranımız da arttı.

* Tedbirlerle, düzenli kontrol ve takiplerle mağazada aktif olarak görev alan arkadaşlarımızı koruyoruz.

* Mağazalarımızdaki ürün karması ve çeşitliliği pandemi öncesi ile aynı. Bu konuda asla taviz vermiyoruz.

* Pandemi sürecinde yeniden açılan havalimanlarında toparlanma ortalama yüzde 20 seviyesindeyken, İstanbul’da bu oran yüzde 27 seviyesinde. İstanbul Havalimanı’nın diğer havalimanlarına göre çok daha hızlı toparlayacağına inanıyoruz.

* Bilindiği gibi bu operasyon kapladığı alan bakımından dünyanın en büyük havalimanı. Yapılan yatırım da o ölçüde büyük. Yolcu sayısının pandemi öncesi zamana dönmesi zaman alacaktır ancak yapılan yatırım ve personel maliyetlerinin karşılanması için yolcu sayısının artması gerekiyor.

TURİSTİK BÖLGELER DAHA İYİ
Ersan Arcan (CEO) Atü Duty Free (TAV Havalimanları)

Duty free’lerin zor günleri


* Duty free sektöründe kriz öncesi 70 milyar dolara ulaşan hacmin 2020’de yüzde 50 düşüş göstermesi, bölgesel bazda düşüşlerin yüzde 70’i bulması bekleniyor.

* TAV Havalimanları ve Unifree Duty Free/Gebr. Heinemann ortaklığıyla kurulan ATÜ Duty Free şu an yedi ülkede 20 havalimanında faaliyet gösteriyor.

* Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes, Gazipaşa Alanya ve Milas Bodrum Havalimanları’nda ise duty free operasyonlarını yönetiyoruz.

* Yurtdışında ise Gürcistan’da Tiflis, Batum, Kutaisi; Makedonya’da Üsküp, Ohrid; Tunus’ta Enfidha, Monastir, Kartaca, Jerba, Sfax, Tozeur, Tabarka; Letonya’da Riga; Umman’da Salalah ve Suudi Arabistan’da Medine Havalimanları’nda duty free mağazalarını işletiyoruz.

* Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes, Milas-Bodrum ve Gazipaşa-Alanya havalimanlarındaki duty free gelir seviyesi uçuşların kısmen başladığı temmuz ve ağustosta geçen yıla göre yolcu sayısındaki düşüşe paralel azaldı.

* Turizm bölgelerindeki havalimanlarında, yurtdışında yaşayan Türkler ve turistlerle birlikte toparlanma daha hızlı oldu.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Uçakta ‘sağlık vizesi’ dönemi

Havayolu yolculuğunun daha güvenli olması için ‘sağlık vizesi’ girişimlerine başlandı. Planlanan elektronik uygulamaya ülkelerin hastanelerinin ve sağlık birimlerinin katılması ile dev bir data oluşturulması hedefleniyor.

Başta Amerika, İngiltere gibi ülkeler olmak üzere birçok devlet havayolu yolculuğunun daha güvenli olması için sağlık vizesi oluşturma girişimlerine başladılar. Sistemin bir pasaport ya da barkodlu belge olması hedeflenmiyor. Bir elektronik uygulama oluşturma çalışmaları yapılıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün de prensipte bir ‘sağlık vizesi sistemi’ oluşturulmasından yana olduğu ancak nasıl bir yapılanmaya gidileceği konusu henüz yarışma aşamasında.

Ama kesin olan bazı çizgiler ortaya çıkıyor. Oluşturulacak uygulamada, sürekli güncelleme yapılması ve neredeyse her uçuş öncesi güncellemelerle yolcuların havalimanlarında zaman kaybetmemesi sağlanacak. Ayrıca gidilen ülkelerde karantina gibi sorunlar da olmayacak. Karantina gerektiren durumlarda yolcu hiçbir bicimde uçağa alınmayacak.



ÇOK YÖNLÜ KONTROL

Uygulamaya ülkelerin hastanelerinin ve sağlık birimlerinin katılması ile dev bir data oluşturulması hedefleniyor. Özellikle sağlık konusunda sisteme bir yerden giriş yapıldığında birçok havayolu şirketinin datalarına da bilgi yüklenecek. Ayrıca pasaport polisleri, önündeki sistemlerde de yolcunun sağlık durumunu pasaportun okunması ile ekranda görecek. Oluşturulacak sağlık vizesi, sadece salgın hastalıklarda değil çeşitli nedenlerle uçaklarda ya da başka ulaşım araçlarında kişinin hastalanması halinde daha doğru ve hızlı müdahale imkanı sağlayacak.

Yazının Devamını Oku

‘Asi yolcu’ sayısı katlandı

Havayolu yolculuğunda asi yolcularla baş etmek giderek büyüyen bir sorun haline gelirken, koronavirüs sonrası sorun çıkaran yolculara maske nedeniyle kavga çıkaranlar da eklendi. Asi yolcu sayısı pandemi öncesine göre 2.5 katına çıktı.

Havayolu trafiğinde baş etmesi en zor sorunlardan bir tanesi olarak asi yolcular dikkat çekiyor. Bugüne dek ağırlıklı olarak aşırı alkol alan yolcuların sakinleştirilmesi sorunu vardı. Hiç yüzünden uçakta kavga çıkaran bu yolcular genellikle uçağın inişinden sonra polise teslim ediliyor. Ancak birkaç saat yerel bir karakolda tutulup ifadeleri alındıktan sonra serbest kalıyorlar. Bu durum karşısında uygun bir ceza verilmemesi asi yolcu sayısını ise her geçen gün arttırıyor. Ortalama her 1500 yolcudan biri asi çıkıyordu ve temel neden alkolden kaynaklanıyordu. Koronavirüs salgınından sonra alkollü asi yolculura bir de maske nedeniyle kavga çıkaranlar eklendi. Her 1500 yolcu arasındaki asi yolcu sayısı ikiye katlandı. Bazı uçuşlarda, ki bu ağırlıklı olarak büyük gövdeli uçaklar, 2.5 katına kadar vardı. Dünyada asi yolcu sayısı IATA’nın belirleyebildiği sayıların üzerine çıktı.



SORUN BÜYÜYOR

Bir havayolu yolculuğu sırasında bir yolcu sorun çıkardığı zaman kabin ekibi ‘ sorunlu yolcu formu’nu hemen doldurup kaptan pilota iletiyor. Kaptan kule ile temasa geçerek sorunlu yolcuyu rapor ediyor ve inişle birlikte uçağa gelen polisler sorunlu yolcuyu gözaltına alıyorlar. Yolcu, uçak içinde sakinleştirilemiyorsa ekipler bileğine plastik kelepçe de takabiliyor. Bu durum havayollarına göre değişkenlik gösteriyor. Şimdi bu sorunlara, yolcularla-yolcular arasında ve yolcularla kabin ekipleri arasında ve yolcularla uçağa kalkış öncesi giren yer personeli arasındaki maske tartışması eklendi. Koronavirüsten en büyük zararı gören havacılık sektörünün zararı giderek büyüyor. Binlerce havacılık çalışanı işsiz kalmaya devam ediyor. Uçuşlar artacağına azalıyor, yerde duran uçak sayısı çok fazla. Havalimanlarındaki görüntü hazin. Maskesiz uçuş gerçekten hayatı büyük tehlikeye atıyor.

ALKOL SORUNU GERİLEMEDİ

Yazının Devamını Oku

Gazipaşa pandemiyi yendi

Türkiye’nin en güzel havalimanlarından bir tanesi olan, çevresi tropikal meyvelerin yetiştiği ağaçlar ve seralarla sarılı Gazipaşa Havalimanı pandemi sertifikasını aldı. İnsanların uçaktan iner inmez kendisini cömert doğanın içinde bulduğu, tamamı TAV Havalimanı Holding tarafından işletilen alana sertifikanın alınması ile birlikte yolcu yağmaya başladı.

HAWKER 800XP uçağı ile Atatürk Havalimanından kalktık. Bir saat kadar sonra Gazipaşa’nın uzatılmış, genişlemiş pisti Toroslar’a bir ok gibi uzanmış haliyle önümüze seriliverdi. Sanıyorum 2009 yılının temmuz ayıydı. TAV CEO’su Sani Şener heyecanla, ‘Bak göreceksin Gazipaşa harika bir havalimanı olacak‘ diyordu. İndiğimiz yer tıpkı tropikal bölgelerin, özellikle adaların havalimanları gibiydi, yeşillikler içinde bir havalimanı. Öyle koca terminaller falan yoktu. Küçük bir terminalden birkaç dakika içinde çıktık. Sonraları havalimanın pisti uzatıldı, genişletildi ve çevrede ciddi bir kamulaştırma yapıldı. Hepsinin parası da TAV’ın cebinden çıktı. Holding’in tamamını işletme hakkına sahip olduğu Türkiye’deki ilk havalimanı oldu. Yani tümüyle özeldi ve ilk kez bir havalimanımızda altından yol ve araçların geçtiği viyadüklü bir pist vardı. Uçaklar orada otomobillerin üzerinde gibi duruyordu.



11 YIL SONRA YENİDEN

Tav’ın Kurumsal İletişim Direktörü arkadaşım Bengi Vargül’le konuşurken laf Gazipaşa’ya geldi ve gitmeye karar verdik. Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan bizi havalimanının Kurumsal İletişiminin başındaki Canan Sosyal yolcu etti. Pegasus Havayolları’nın yeni nesil A320 NEO uçağı ile Gazipaşa’ya uçtuk. Uçağın Kaptan’ı tanıdığım bir yüzdü; Cahit Taşbaş. Uçuş süresini 1 saat 10 dakika olarak vermişti ama 58’inci dakikada mükemmel bir VOR (seyrüsefer yardımcı cihazı) alçalışı ile 08 pist başında teker koydu. Bir indi, pir indi. Uygun frenleme ve dönüşle küçük terminalin önüne park ettik.

40 YIL HATIRI VAR

Yazının Devamını Oku

Uçuş noktalarını virüs belirliyor

Havacılığın başına gelenler 11 Eylül faciasından da çok öteye geçti. O zamanlar kimyası bozulan havacılığın şimdi neredeyse her şeyi bozuldu. Bir havayolu şirketi şartlar uygun olduğu için ilan ettiği uçuş noktasını bazen bir saat sonra iptal ediyor. Salgının yayılması uçulacak noktaları dengesiz bir biçimde belirliyor.

Hala dünyadaki uçakların yüzde 80’den fazlası yerde. Havayolu şirketleri ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Devletlerden alınan yardımlarda geçen sürede eriyip gitti. Yeni yardımlar yeni krediler için şirketler boğuşuyor. Sadece havayolu şirketleri değil, uçak imalatçıları, havalimanı işletmeleri ve bunların tedarikçileri hepsi, maddi sorunlarla boğuşup duruyorlar. Koronavirüslü zamanlarda toplam 7.5 milyon uçuş iptal edildi.



410 MİLYAR DOLAR KAYIP

Daha birkaç gün önce. Dünyanın mali yapısı en iyi havayolu şirketlerinden biri olan Singapur Havayolları 4 bin 500 çalışanı ile vedalaşacağını duyurdu. Oysa bugüne kadar şirket devlet yardımı almış, bazı uçaklarını geçici olarak devre dışı bırakmıştı. Kredi alma konusunda da hem devlet desteğine hem de uzak doğulu birçok bankanın kayıtsız şartsız kapılarını açtığı bir şirketti. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Havacılığı toplamda 419 milyar dolarlık bir gelir kaybı bekliyor.

Ortadoğulu ve yine mali yapısı güçlü Emirates, Katar gibi şirketlerde çok zorlanıyorlar. Kimi uçakları yerde. İçlerinde pilot ve kabin memurlarının da bulunduğu yüzlerce çalışanını çıkardı.

Yazının Devamını Oku

Terminal şehrin hafızasından silinmesin

Atatürk Havalimanı eski dış hatlar binası son olarak iç hatlar yolcu salonu olarak kullanılmıştı. Havalimanı kapandıktan sonra boş kaldı. Henüz ne yapılacağına kesin karar verilmedi. Türkiye’nin ilk modern havalimanı terminali bence çok iyi bir hava müzesi olur. Geçmişten günümüze bütün zamanları gözler önüne serebilir. Hele içinde hareketli simülatörler de yer alırsa ciddi bir ilgi odağı haline gelir.

Çağdaş Türk mimarisinin önde gelen ismi Hayati Tabanlıoğlu. Türkiye’ye anıtsal değerli eserler bırakmış bir mimar. 1927-1984 yılları arasına sığan bir yaşamın kahramanı. Yıllarca bürokrasinin çarkları arasında boğuşmuş bir mimar. Asla geri adım atmamış. Üstlendiği her projeyi hayata geçirebilmek için savaş vermiş eşsiz bir tartışmacı. Onun eseri Atatürk Havalimanı eski dış hatlar binası. Bir yıldız şeklinde. Aslında onun çizimlerinde dört yıldız var. Ama sadece biri gerçekleşebilmiş. 1969 yılında başlayan serüven 1984 yılına kadar sürmüş. Uluslararası İstanbul Atatürk Havalimanı, genel yerleşme planı, teknik blok ve kontrol kulesi, elektrik, enerji santralları, idare binası, yeni terminal binası, 1’inci ünitesi gibi çok geniş bir çalışma gerçekleşmiş.



OĞLUNUN İZNİ ALINDI

Sonunda Türkiye çok modern ve ilk kez köprüleri olan bir terminal binasına sahip olmuş. O yıllarda adı Yeşilköy Havalimanı olan bölge bir anda dünyanın dikkatini çekmiş. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra TAV Havalimanları Holding 22 ayda yapının yanına yeni dış hatlar terminalini yaparak işletmeye aldı. Tabanlıoğlu’nun yaptığı bina ise yani yıldız yapısı iç hatlar olarak düzenlendi. Kendisi hayatta olmadığı için oğlu mimar Murat Tabanlıoğlu’nun izinleri ve denetimleri ile gerçekleşti.

Yazının Devamını Oku

Koca Yusuf’un şefkatli eli dünyaya uzandı

Airbus’ın İspanya Sevilla’daki askeri fabrikasında üretilen A400M uçaklarını en yoğun kullanan ülkelerden biri Türkiye. Ona sadece askeri bir nakliye uçağı diye bakmak hata olur. Aslında stratejik bir nakliye uçağı. Savaşların, çatışmaların olduğu bölgelerden çok yardımdan yardıma koşan bir uçak. Koronavirüs salgını boyunca dünyanın dört bir yanına tıbbi yardım taşıdı. Bizdeki adı Koca Yusuf. Kuyruk dikmesinde turna kuşu amblemi var.

Bu uçağı yıllar önce İspanya’nın Sevilla kentindeki Airbus’ın askeri fabrikasında gördüğümde çok etkilenmiştim. O zaman ilk teslim alacağımız, fabrikanın 9 seri numaralı uçağı yani bizim ilk uçağımız imalat hattındaydı. Sanırım 2014 yılında ilk uçak Türk Hava Kuvvetleri envanterine girdi. Aradan yıllar geçti, 2019 yılında Milli Savunma Bakanlığı’nın izniyle Sevilla’dan getirilecek 9’uncu uçakla uçma iznini aldım.



SEVİLLA’DAN KAYSERİ’YE

Çok tecrübeli pilotlarımızla, başlarında filo komutanı Hava Pilot Yüzbaşı Tuna Selçuk Yılmaz ile Sevilla’dan kalkıp Kayseri’deki 221’inci filoya teslimine kadar tanıklık ettim. Mükemmel bir uçuş yapmıştık. Kayseri üzerinde bir yavaş geçişle filoyu ve de kenti selamlamıştık. Uçuş boyunca kimi zaman kokpitte, kimi zaman kargo bölümünde oturduğun uçağın tutunmasına hayran kalmıştım. Şu günlerde bu uçaklar için Fransa, yanına Almanya’yı da alarak fırtınalar koparıyorlar. Libya’ya askeri malzemeleri bu uçaklarla taşımıyız diye. Bilmiyorum ama parasını verdiğimiz, üstelik ortada uçak yokken ortak olduğumuz A400M ile dünyanın dört bir yanına yardım elimizi uzattık. Avrupalı dostlarımız onlardan tek kelime etmezken hakkımız olan operasyonlar için fırtına koparıyorlar. Gelip geçer.

TÜRKİYE ÜRETİM ORTAĞI

Yazının Devamını Oku

En gözde iki uçak

Koronavirüs şokundan sonra iki uçağın şansı arttı. Daha az yakıtla daha uzaklara giden iki uçak Airbus ve Boeing için bu dönem büyük bir şans oldu. Havayolları birçok uçak siparişini iptal ederken A350 ve B787 hâlâ saltanat sürüyor.

Neredeyse bütün seferler durmuştu. Havayolları filolarındaki uçakları koyacakları yer bulamıyorlardı. Ekonomik ömürlerini tamamlamak üzere olan uçaklar çöllere yollandı. Birçok uçak için de en yakın zamanda filolardan çıkarılması için planlar yapılmaya başlandı. Öyle ki büyük ticari başarı yakalamış Boeing’in 777 serisi uçaklarını bile filolarından çıkarmak için harekete geçen havayolları oldu. Airbus 380 ya da Boeing 747 gibi Jumbo tipi uçaklar ise neredeyse tüm sistemlerden çekildi. Kimi kargo haline çevrildi kimi ise yere indirildi. Bu uçaklardan son alınanlar hâlâ devrede, sayıları çok az. Kabin için büyük yatırım yapan şirketler özellikle A380 diye adlanan iki katlı uçaklarını bir süre daha kullanacaklar. Ama 747 Jumbo uçakları gelecek birkaç yıl içinde gökyüzünden neredeyse hiç görülmeyecek.



ŞANSLI UÇAKLAR

Gelelim şansları açılan uçaklara... Dar gövdeli yani tek koridorlu uçaklardan şansı en çok parlayan Airbus A320 ailesinin yeni üyesi NEO serisi oldu. Daha az yakıt, daha düşük bakım maliyetleri ile bu uçaklar katıldıkları havayollarında filo yaşının gençleşmesini de sağlarken operatörlere daha iyi para kazandırmaya başladı. Pandemi döneminde de birçok havayolu, imalattan çıkan NEO serisi uçaklarının teslimatını geciktirmemeye çalıştılar. Hem THY hem de Pegasus uçaklarını teslim aldı. Almayı da sürdürüyor. Boeing ise buna karşılık olarak pazara çıktığı 737 MAX serisi uçaklarda büyük talihsizlik yaşadı. İki ölümlü kaza ve birçok uçakta kontrol kayıpları ortaya çıkınca imalat durdu. İmal edilmiş olanlar da havayollarının başına dert oldu. Hiçbiri uçurulmayan bu uçaklar için Boeing büyük tazminatlar ödedi, geleceğe yönelik zararına yol açacak taahhütlerde de bulundu. Ve nihayet 737 MAX uçakları ilk testlerde başarı sağladı. FAA’den tam not aldıktan sonra bu uçaklar da peyderpey gökyüzü ile buluşacak. Ama yolcuyu bu uçaklara binmeye ikna etmek zaman alacak gibi görünüyor. Airbus’ın geniş gövdeli çift koridorlu uçaklarından yeni nesil A330 NEO’ların da şansı çok parlak olmadı.

Yazının Devamını Oku

Londra'ya uçuş notları

Pandemi sırasındaki üç iç hat uçuşumdan sonra bu kez de Londra’ya uçtum. Çevremdekiler ‘Deli misin risk alınır mı?’ falan diyorlardı. Ama baktım ki bütün tedbirler alınmış, sorunun sorumluluğu da bana kalmış. Maskemi taktım, sosyal mesafeyi her şartta uyguladım. Londra uçuşundan önce ‘UK Visas & Immigration‘ sitesindeki zorunlu sağlık formunu doldurdum. Girişte barkodu okudular, sonra kendimi Oxford’da buldum. Bazı ülkelerde koronavirüs salgını artınca uçuşlar kesiliyor ancak yukarıda korkulacak bir şey yok. Galiba yan yana otursak da tedbirli olunduğunda uzaklara gitmek hiç de huzursuz olunacak bir durum değil.

Koronavirüs salgını sonrası Avrupa’da kapılarını açan ilk büyük ülke İngiltere oldu. Ben de kalkıp gittim. TK 1971 sefer sayılı İstanbul-Londra uçuşunda uçağımız ‘B777-300ER’. Saat 13.50, İstanbul Havalimanı’nda sakin seyreden bir gün. Herkeste maske var, hijyen standartları yüksek. Havalimanında biraz dolaştım, sonra kalkıp uçağa gittim. Her şey zamanında.



KİTLER KURTARICI OLUYOR

THY’nin Basın Müşaviri Yahya Üstün ve dört gazeteci arkadaşım birlikte oturduk. Uçakta geleneksel emniyet anonsları yapıldı. Bu sefer bir fark vardı. Deniyordu ki, zorunlu olarak maske takmakta zorlananlar siperlik kullanabilirler. Maskelerin kumaşları bende alerjik reaksiyonlar yarattığı için ben de siperlik kullandım. THY’nin verdiği ücretsiz kitler gayet iyi. Ağzı kapalı paketlerde maske, dezenfektan ve antiseptik mendil var. Yol boyunca kurtarıcı görev yapıyor. Pandemi kısıtlamalarına rağmen hem business sınıfında hem de ekonomide güzel ikram paketleri oluşturulmuş. İçlerinde sandviç ya da tavuk dürüm var. Kiminde humus ve şakşuka ile kek de yer alıyor. Su ve meyve suyu da paketler içerisinde. Daha fazla su istendiğinde de veriliyor. Şarap servisi var ancak öyle çay, kahve falan yok. Karton bardakta çay ve kahvenin neden servis edilmediğine anlam veremiyorum. Kabin ekipleri gerekli bütün tedbirleri almışlar birkaç kez daha yolcu içine çıksalar sorun olmaz sanırım.

YOLLAR AÇIK BASIP GİTTİK

Yazının Devamını Oku

Eyvah 737 MAX’ler uçacak

Boeing’in 737 MAX uçaklarındaki hatalar bulundu. İki kazada 346 kişi bu uçaklarda hayatlarını kaybetmişti. Uçakların yeniden uçabilirlik sertifikası alabilmeleri için kısa adı FAA olan Amerikan Sivil Havacılık Otoritesi ile ciddi bir yol alındı. Böyle giderse yerde hazır bekleyen yüzlerce 737 MAX uçağı yılbaşından önce ya da biraz sonra havalanabilecek. Ama korona vurgunu yemiş havayolları bu uçakları nasıl devreye alacak. Bu soru cevabını arıyor…

Böyle diyorum. Çünkü aylardır uçmayan 737 MAX uçakları havayollarının başına bela oldu. Uçakları teslim alan müşteriler sıklıkla bakım yaparlarken bir de uçuramadıkları uçaklar için kira ödemelerini sürdürmek zorunda kaldılar. Ama şimdi Boeing mühendislerinin çalışmaları sona geldi. FAA diye bilinen Amerikan Havacılık Otoritesi 60 bin saatlik bir çalışma sonrası artık uçakların uçabileceği konusunda işaretler vermeye başladı. Bu uçakların uçmasına ancak yılbaşında ya da hemen sonrasında izin verilmesi durumunda pandemi nedeniyle yolcu bulamayan havayolları ne yapacaklarını kara kara düşünüyorlar. Filolarındaki uçakların yarısından çoğunu bile uçuramayan şirketler 737 MAX’lerle yeni büyük bir sorunun içine düşecekler.



200 UÇAK APRONDA

İki ölümlü kazadan sonra uçuşları durdurulan Boeing 737 MAX uçaklarından şu anda 200’den fazlası şirketin Amerika’nın Seattle şehrindeki fabrikasının apronlarında duruyor. Bu sayı her geçen gün artıyor. Aylık 42 uçak üreten fabrika yine de uçmayan uçakların imalatını aralık verse de sürdürdü. THY’nin de siparişi olan uçaklardan 12’si İstanbul Havalimanı’nda tutuluyor. Yine imal edilmiş olan diğer 12 uçakta Seattle’deki fabrikada beklemede. Uçaklar her gün belirli bakımdan geçiriliyor. Uçakların birçok noktasına korozyon yani bir tür paslanma olmasın diye önleyici solüsyonlar sürülüyor. Hatta bunları görenler ‘Uçaklar cürüyor’ diye tutturuyorlar.

CEZA VE SORUŞTURMA

Yazının Devamını Oku

Korona Maveric’e bulaşamadı!

Airbus yepyeni bir uçak demosu ile ortaya çıkmıştı. İlk kez Singapur Havacılık Fuarı’nda görünen ‘uçan kanat’ Maveric radyo kontrol modeli uçuşu ile dikkatleri üzerine topladı. Koronavirüs salgını bu uçakla ilgili çalışmaları durduramadı. Fabrika neredeyse kapalı gibi. Tasarımcılar ve uçağı geliştirecek olanlar evlerinden çalışıyor. Proje durmadı ama önünde uzun bir yol var.

Yepyeni bir uçak tasarımı. Aslında Avrupalı imalatçı, Amerikalı B-2 tipi askeri bombardıman uçağının kopyasını yaptı. Delta kanatlı bir uçak prototip olsa da yıllar sonra yüzünü yeniden gösterdi. Pandemi öncesi Singapur Havacılık Fuarı’nda radyo kontrol modeli tümüyle farklı bir yolcu uçağı olarak karşımıza çıktı. Delta kanatlı uçak aslında tek koridorlu bir uçaktı. Ama içinin büyük bölümü çift koridorlu uçaktan daha geniş tasarlanmıştı. Her ne kadar orta sıralarda oturanlar pencerelerden çok uzakta, biraz da klostrofobik bir yapı içinde olsalar da yüzde 20 daha az yakıt harcayacak. Yolcular dışarıyı ağırlıklı olarak önlerindeki ekranlardan izleyebilecekler. Üstelik çok net görüntülerle.



ZAMAN VE YAKIT TASARRUFU

Yolcu kapasitesi yüksek uçak dikkatleri üzerinde topladı. 12-13 saatlik uçuşlarda en az iki saatlik bir uçuş zamanı tasarrufu da sağlamayı hedefliyor. Geleneksel tüp şeklinde yolcu uçağı tasarımını yıkan Maveric için bazı tasarımcılar bunun hiçbir zaman gelişmeyeceğini bile iddia ettiler. Ama Airbus dolu dizgin yoluna devam etti. Airbus oda şeklindeki bu uçağın sürtünme katsayısının daha düşük olacağını ve çok ciddi yakıt tasarrufu sağlayacağını iddia ediyor. Maveric Projesi Eş Başkanı Adrien Berard: “Başlarda pek çok kişi Maveric projesini bir hobi hatta Airbus’ın pek de bir şey öğrenemeyeceği hayal proje olarak gördüler. Biz de geleceğin uçak konfigürasyonunu sağlam temellerle sunarak onlara hatalı olduklarını gösterdik” dedi.

Yazının Devamını Oku

Havalimanları vurgun yedi

Koronavirüs etkisiyle bütün havalimanlarının vurgun yediğini belirten TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Sani Şener “Her ülkedeki idarelerle görüşmelerimiz sürüyor. Kira ertelemesi ve imtiyaz sürelerinin uzatılması konularında anlaşmaya varmaya çabalıyoruz” dedi. Şener, İngiltere ve Rusya’nın ardından, Avrupa Birliği’nin de ağustos başında uçuşları açması halinde toparlanmanın ivme kazanacağına dikkat çekti.

Kolay değil. TAV 8 ülkede 15 havalimanında terminal işletiyor. Dünyanın dört bir yanında onlarca özel yolcu salonu var. Duty Free yani gümrüksüz satış mağazaları Amerika kıtasına kadar uzuyor. Ağırlıklı olarak onlarca havalimanında BTA şirketinin yiyecek-içecek alanları var. Toplam 400’den fazla özel yolcu işletmeciliği dünyanın dört bir yanındaki havalimanlarında yapılıyor. Her ülkede korona ile savaşta kurallar birbirine yakın olsa da çok da farklı istekler, düzenlemeler oluyor. Her birinin isteklerini yerine getirmek için ciddi bir savaş veriliyor. Giderler tırmanıyor. Gelirler çoğu yerde yerinde sayıyor. Sistemin ‘Atom Karıncası’ olarak bilinen TAV İcra Kurulu Başkanı Sani Şener’in deyimi ile dengeler bozuldu. Anlaşmalar sil baştan düzenleniyor. Kiraların düşürülmesi ya da işletme sürelerinin uzatılması gerekiyor.



EN BÜYÜK ANTALYA

Yazının Devamını Oku

En büyük sorun yolcularda

Kimse kırılmasın. Biz yolcular kuralların bir kısmına uyuyoruz. Bu bulaşıcı virüsten elbette korkuyoruz. Ama yine de görevlileri geçince maskeleri indiriyoruz. Her yeri elliyoruz. Daha az el yıkıyoruz. Havalimanında terminal işletmecileri tüm tedbirleri kusursuz almışlar. Havada uçakların içi tertemiz. 3 dakikada bir değişen ve hepa filtreden geçen hava neredeyse kaynak suyu gibi saf ve temiz.

Gökyüzünde başımıza pandemi ile ilgili bir şey geldiğinde kusuru kimsede bulmayalım. Havayolu yolculuğu bence hâlâ en güvenli yolculuk. Uçakların içinde oturduğumuz koltuklar arasında sosyal mesafe olmasa-olamayacaksa da tehlike az. İyi haber. Bir uçakta virüs alma-kapma oranı 4 binlerden 7 binde birin üzerine kadar çıktı. MIT yani Amerika’daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün araştırması böyle.



Kısa bir uçuşla olup bitene bakayım dedim. THY sitesi uçuyor. Yolcu az, uçuş az. Bilet almak için giriyorum. İzmir gidiş-geliş 465 lira. Alıyorum, ekonomi koltuğu gidişte 7C dönüşte 5C. Bagaj yok. Gidiş saat 11.00’de dönüş 15.10. Gidiş TK 2320 uçak B737-800 dönüş TK 2325, uçak Airbus 320-200 günlerden cumartesi.

HAVALİMANINDA MASKE ÇENE ALTINDA

Kalkıp İstanbul Havalimanı’na gidiyorum. En dış kapıda biletimi soruyorlar. Telefondan gösterip, hijyen sağlayan bir sıvıya batmış paspasa basıp geçiyorum. Ben görmüyorum ama ateşim ölçülüyor. Yolcular geliyor. Hepsi maskeli. Olmayanı içeri bırakmıyorlar. Kapıda maske satış otomatları var. Kapıdan içeri girenlerin en az üç-dördü hemen maskeyi burun altına çekiyor. Fotoğraf için cep telefonumu doğrulttuğum da hemen maske burun üstüne çıkıyor. Herkes uzmanlaşmış. Yüzümde koca bir siyah maske var. İyi cins yine kaşıntı yapıyor. Çıkarıp atmak geliyor içimden ama yapmıyorum tabi. Güvenlikten geçiyorum. Burada zaman zaman sosyal mesafe bozuluyor. Uyarılar geliyor. Salonda anonslar zaten çınlıyor. Şöyle durun böyle durun, hayatını heba etmeyin gibisinden ama elbette nazikçe. Üstümdekileri koyduğum kutular cihazın diğer yakasından çıkar çıkmaz görevli boşalan kutusu alıp dezenfekte ediyor. Sorun yok. Ardından ikinci kontrol. Yine maskeler yüzde. Hijyen sıvılarını kullananlar azalmış. Önlerinden geçip gidiyorlar. İstanbul Havalimanı ana salona geçince maskeler çeneye kadar iniyor. Daha çok boyun bölgesine hakimiyet kayıyor. Ama oradan nefes almıyoruz tabii. Uçağa gidene kadar bu oyunlar sürüyor. Her yer elleniyor, her şey tutuluyor. Elbette herkes değil. Ama ortalık bal dök yala. Tertemiz. Korona yine de ve elbette bir yerlerde pususunu sürdürüyor.

Yazının Devamını Oku

Pandemi etkisi büyüyor

Hiçbir hesap birbirine uymadı. Havayollarının umutları giderek sönüyor. Gökyüzündeki uçak sayısı hâlâ var olan uçakların yüzde beşinden fazla değil. Günlük uçuş sayıları ise geçen yılın kapasitesine göre yüzde 10’un üzerine bir çıkıyor, bir iniyor.

Yolcular uçuşlarını sürekli erteliyor. Havayolları gidecekleri ülkelerin şartlarına göre sürekli iptaller ilan ediyor. İnsanlar seyahat programlarını ya hiç yapmıyor ya da kısa menzilli uçuşları tercih ediyor. Hani koltuk aralıkları daha fazla diye business yolcu sayısında artış görülür sanılıyordu ama öyle olmadı. Zorunlu iş seyahatleri dışında business yolcu sayısında önemli bir kıpırdama yok.
Dünyanın dört bir yanında havayolu şirketleri iflaslar ilan ediyor. Bayrak taşıyıcılar hükümetlere baskı yaparak sıcak para bulmanın peşinde. İşten çıkarılan havacılık sektörü çalışanlarının sayıları milyonu aşmaya başladı. Kısa çalışma ödenekleri, 15 günlük dilimler halindeki zorunlu izinler. Ödenemeyen maaşlar. Havacılık dünyasını alt üst etmeyi sürdürüyor. Birçok havalimanında yere çekilmiş dizi dizi uçakların görüntüsü gerçekten çok hazin.



DÜZELME 2023’TE

IATA gibi sektörün tepe kuruluşları ümitsiz yayınlar yapıyor. 2022 başı bile geride kaldı. Düzelmenin 2023 hatta 2024 yılına kadar uzayacağı düşünülüyor. Yeni bir salgın tehlikesi de kapılarda dolaşıyor. Yani sonuç hiç de iç açıcı değil. Milyonlarca havacılık çalışanı yarından endişe ederek bugünkü yoğun endişeli günleri yaşıyor. Yolcuların yüzde 66’sı pandemi sonrası bile daha az seyahati hedefliyor. Uçaktaki havanın ne kadar temiz olduğuna yolcular hâlâ çok inanamadı. Yüzde 57 bu temizlikten emin değil. Yolcuların yüzde 85’inde gittikleri yerde karantina korkusu var. Havayolu yolculuğunun yolcu geliri kaybı 419 milyar doların üzerine çıktı. Bütün araştırmalar negatif.  Seyahatlerin şartları değişiyor, giderek ağırlaşıyor.

Yazının Devamını Oku

Yeni kaptan pilotun adı: Attol

Airbus bir uçağa otomatik olarak taksi yaptıracak, kaldıracak ve indirecek sistemini net olarak açıkladı. Pilotun yükünü büyük ölçüde alan ve işini kolaylaştıran bu sistemler topluluğu yakın gelecekte kokpitteki bütün görevlere el koyacak gibi görünüyor.

Neredeyse her yıl bir kez Airbus fabrikalarına giderim. 10 yıldır ne zaman Airbus Toulouse tesislerine gitsem, bir pilotsuz yolcu uçağı uçuşu ile ilgili fısıltılar duyarım. Her seferinde testlerin başlamadığı, insanların pilotsuz bir yolcu uçağı ile uçmak için hazır olmadıkları vurgulanır. Hala pilotsuz bir yolcu uçağı uçuşu için en az 10 yıl var deniyor. Belki bu 10 yıl beklenenden çabuk gelir. Kestirmek zor. Airbus geçtiğimiz günlerde duyulan ve hala detayları ile hedefi tam olarak kestirilemeyen ATTOL sistemini resmen ilan etti. Sistemin orijinal adı: Autonomous Taxing, Take-Off and Landing sistemi.



TAM KONTROL

Yani uçağın otomatik olarak yerde taksi yapması sonra kalkması ve yine otomatik olarak inmesini içerin bir sistemler topluluğu. Uydular üzerinde yapılan çalışmalarda uçağın çeşitli meteorolojik koşullarda da kontrolünü de tam olarak sağlıyor. Aslında sistem Airbus’un başına gelen olaylardan ders alarak geliştirdiği bir sistemler topluluğu. Örneğin Okyanus üzerinde yunuslamaya giren ve düşen bir Air France uçağı kazasından sonra pilotlar bu anormal durumdan çıkamamıştı. Sonra eklenen sistem pilot inisiyatifinden bu durumu büyük ölçüde aldı. Ve uçağın stoll yani süratsiz kalmasını önleyerek çıkmasını sağladı. Böyle, onlarca talihsizlik için insan hatasının sorumluluğu ve geleceğini garantiye almak isteyen Airbus sonunda ATTOL sistemini yüzlerce saat test ederek başardı. Son olarak en gelişmiş uçağı A350-1000 serisinde 500 test uçuşu ile deneyen şirket havacılık endüstrisi için dünyada bir ilk olan Otonom taksi, kalkış ve iniş (ATTOL) projesini yoğun bir çaba sonucu tamamladı. Yerleşik otomatik görüntü tarama tanıma kullanılarak kontrol edilen tam otomatik görüş tabanlı kalkış ve iniş teknolojisi hedefine ulaştı.

Airbus Baş Teknoloji sorumlusu Grazia Vittadini şöyle dedi: “İlk tam özerkliğe dayalı vizyon kalkışını gerçekleştirdikten sonra, ilk tam otomatik görme tabanlı taksi ve inişe ulaştık. Bu bir uçağın ilk kez taksi ve karadan kalkabildiğini tamamen özerk olarak gözler önüne serdik. Buradaki en büyük zorluk, pilotların hiçbir şey yapmamaları ve ellerini gaz kollarından uzak tutmaya ikna etmekti.”

Yazının Devamını Oku

THY 2018 maaşlarına dönmek istiyor

Tüm havayolu şirketleri gibi koronavirüs vurgunu yiyen Türk Hava Yolları aylardır uçmuyor. Neredeyse 350 uçak yerde. Yapılan seferler sistemi çevirecek gelir getirmiyor. Sonraki zamanlar hâlâ karanlık. Şirket, içinde bulunduğu durumdan çıkabilmek için formüller arıyor. Personel maliyetinin yüzde 50’sini pilotlar alıyor. Kabin ekiplerinin payı yüzde 25. THY’nin gündemi maaşlarda indirime gitmek.

Tam üç aydır şirket hiçbir faturayı ödemiyor. Maaşlardan, hatta ikramiyelerden zorunlu kalanları ödemek için yaratılan formüller sistemi ayakta tutmaya yetmiyor. Her gün değişik formüller üzerinde çalışan yöneticiler, çalışanları çıkarmadan ne kadar yol alabileceklerini kestirmeye çalışıyorlar. Evet Türk Hava Yolları 30 bin personeli ve 350 uçağı ile bir dünya markası oldu. Ama koronavirüs sonrası marka değerini, borsadaki gücünü, uluslararası değerlendirmelerdeki güçlü yerini korumakta zorlanıyor. Sendika ile yaptıkları görüşmelerde de maaşlar konusunda bütün çabalara rağmen bir uzlaşma sağlanamıyor. Sağlanıncaya kadar da çalışanların tedirginlikleri süreceğe benziyor. Kimse yarın eline ne para geçecek, borçlarını nasıl ödeyecek, ya da çocuklarının okul taksitlerini ödeme konusunda içleri rahat değil. Aşağıda yazdıklarım, sızan bilgilerden oluşuyor.



1.8 MİLYAR MALİYET

Şirket yapılan hesaplamalarında pilot maaşlarında yüzde 50, diğer çalışanların maaşlarında yüzde 30 gibi bir indirim hedefliyor. Yani sonuçta şirket 2018 maaşlarına yani personel maliyetlerine dönmek istiyor. Yani maaş indirimi gündemde. 2018 yılı sonuna kadar şirket alabildiğince zincirleme zamlar yapmış. Halen şirketin yıllık 1.8 milyar dolar personel maliyeti var. Bu maliyetin yüzde 50’si yani 900 milyon doları yaklaşık 6 bin pilota, yüzde 25’i ise 12 bine yakın kabin memuruna geri kalan ise genel müdür dahil diğer personele ödeniyor. Yurtdışı personel maliyeti bu rakamın yüzde 8’ini oluşturuyor. Örneğin çok üst seviyede bir yöneticinin aldığı maaş 30 bin kişilik personel içinde 2 bin 600’üncü sırada yer alıyor. THY’de tüm çalışanlara yapılan son ek yüzde 8’lik zam bile şirkete aylık 35 milyon dolara mal oluyor. Şirkete 6 aylık maliyet 210 milyon dolar. Henüz sendika ile bir anlaşma olmadığı için şirket bu zammı ödemek zorunda.

100 BİN TL’Yİ AŞIYOR

Yazının Devamını Oku

Türkiye dünyaya yeniden bağlanıyor

Uzun bir aradan sonra Türkiye yeniden hava köprüleri ile dünyaya bağlanıyor. 1 Temmuz tarihinden itibaren başta THY olmak üzere, özel havayolu şirketlerimiz uçulamayan noktaları tarifelerine alıyorlar. Kısa süre sonra yine havalimanlarımız dolup taşacak. Uçaklardaki doluluk hızla artacak. Uzaklar Türkiye’ye yeniden bağlanacak.

Böyle bir başlığı bende çok özlemiştim. Uçuşların başlaması için iyi haber geldi. Bugüne dek gelen haberlerin çoğu boştu. Birçok ülkeye yapılan tahliye uçuşları, sanki tarifeli uçuşlar başlamış gibi sunuluyordu. Turistik ya da iş amaçlı bilet alanlar ortada kalıyorlardı. Hiçbir uçuş neredeyse normal uçuş değildi. Bilet alanlar paralarını geri almak için boğuşuyorlardı. Para almak yerine erteleme, ileri tarihe yeniden rezervasyon gibi öğütlere zorunlu yatırım yapmış oluyorlardı. Tarifeli seferler başladı ama uçmadan mutlaka gideceğiniz ülkede değişebilen karantina sürelerini öğrenin, korona nedeniyle olacak değişikliklerden etkilenmemek için uçuşunuzla ilgili bilgileri sürekli izleyin diyorduk. Ama durum artık eskisi kadar belirsiz değil.



NORMALİN IŞIĞI GÖRÜNDÜ

1 Temmuz tarihi müthiş hava köprülerinin yeniden açılış tarihi. Amerika Birleşik Devletleri’ne yapılan uçuşların çoğu tahliye uçuşlarıydı. İnsanlar hem yoğun koronadan hem sokak olaylarından canlarını kurtarmaya çalıştılar. Her şey normale dönmedi. Ama normalin ışığı göründü. 1 Temmuz’dan itibaren New York’a haftada 5 uçuş, Chicago’ya haftada üç normal sefer yapacak. Los Angeles, Houston, Miami, San Francisco, Washington DC , Kanada’da Montreal, Toronto başlıyor. Bazı kentlere öyle eskisi gibi her gün uçuş olmayacak ama haftada üç günden de aşağı düşmeyecek. Yolcu arttıkça uçuşlarda paralel olarak artacak.

ASYA VE UZAKDOĞU

Yazının Devamını Oku

Havalimanları kan ağlıyor

Havayollarının pandemi zararları sık sık gündeme geliyor. Ama başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok yerinden özelleşmiş havalimanı ve terminal işletmecilerinin uğradığı kırımın kimse farkında değil. Bu durum işletmecileri zor durumda bırakıyor. Yakında hizmetlerde ciddi aksaklıklar çıkabilir. Yeni teknoloji, güvenlik ve sağlıkla ilgili terminallerdeki yatırımlarında gecikmeler doğabilir.

Avrupa'daki havalimanlarının işletmecileri ve yöneticileri ayaklandı. Koronavirüs salgını sonrası zor duruma düşen havalimanı otoriteleri, bütün kurtarma operasyonları için devletlerin havayolları üzerinde yoğunlaştığını ama kendileri için hiçbir formül oluşturulmadığını söylediler. Birçok havayolu şirketinin iflasını engellemek için bugüne kadar Avrupa ülkelerinde toplam 24 milyar Euro’dan fazla finansal destek için onay verildi. Özellikle Lufthansa için 19.3 milyar, Air France için 9 milyar, Alitalia için 7 milyar Euro ve ek 3.3 milyar Euro’luk desteklerin çıktığı ama neredeyse yolcu trafiği sıfırlanan havalimanlarının zararının ise göz ardı edildiği gündeme geldi. İşletmeciler, sadece havalimanı çalışanları için geçici işsizlik programlarından yararlandırıldığı, bunun dışında bir Euro bile almadıklarını söylediler.



‘AYLARDIR DURUYORUZ’

EUROPE’S havalimanları ulusal havacılık finansal kurtarma paketlerinden çıkarılırken, ACI Genel Müdürü Olivier Jankovec, “Avrupa havaalanları mayıs boyunca neredeyse tamamen durmaya devam etti ve toplam yolcu trafiği yüzde 98 oranında azaldı. Bu yıl şimdiye kadar yarım milyardan fazla yolcu kayboldu ve hâlâ gelir gelmiyorken, Avrupa’daki havalimanları seyahat kısıtlamalarının kaldırılmasını ve havayollarının faaliyetlerine devam etmesini endişeyle bekliyor” dedi. ACI Europe, Almanya’nın ulusal havaalanı birlikleri (Flughafenverband ADV), Fransa (Union des Aéroports Français ve FA) ve İtalya (Assaeroporti) ile birlikte, hükümetleri ve Avrupa Birliği’ni mevcut dengesizlikleri ele almaya çağırdı.

2 İSTEKTE BULUNACAKLAR

Yazının Devamını Oku

Tarifeler alt üst oldu

Kimse uçuş için plan yapamıyor. Bilet alanlar birkaç gün sonra seferin iptal olduğunu zorla öğreniyorlar. Ya da yurtdışı için açıklamalara göre plan yapanların çoğunun planları suya düşüyor. THY’de genel müdür seviyesinde uçuşlarla ilgili atılan tweet’i bakıyorsunuz bir dakika içinde silmiş. Üstelik çağrı merkezlerinin aranmaması isteniyor. Garip bir durum...

İç hat uçuşlarında düzelme var. Yani tarifelerde oynamalar ve iptaller olsa da uçuşlar yoğunlaşıyor. Doluluk oranları yüzde 30’lardan başlayıp yüzde 70’lere kadar hızla tırmandı. Turistik bölgelerde örneğin Bodrum uçuşlarında neredeyse bütün uçaklar dolu. THY, Pegasus ve SunExpness ciddi bir doluluk yakalamayı başardılar. Ama gelgelelim dış hatlarda durum öyle değil. Hangi ülkeye ne zaman uçulacağı bir türlü netlik kazanmıyor.

YOLCU İÇİN MADDİ KAYIP

Bazı ülkeler için yapılan açıklamalar kısa süre sonra değişiklik gösteriyor. Düşünün THY’de genel müdür seviyesinde alelacele atılan tweet’ler de ortalığı karıştırıyor. Ani gelen sokağa çıkma yasağı ve sonra iptal edilmesi ile ilgili ciddi sorunlar da yaşandı.Yolcular dış hatlarda da bilet almayı sürdürüyorlar. Elbette biletler her şartta geçerli. Yani ciddi bir maddi kayıp beklenmiyor. Bilet alanlar iş ya da turistik amaçla yaptıkları planlara göre kesin otel rezervasyonları da yaptıramıyorlar. Çünkü oteller bir biçimde rezervasyon iptallerinden para alıyorlar. Bu durumda yolcuların ciddi para kaybetmesine yol açıyor. Ortada karmaşık bir durum var. Avrupa, Amerika ve Uzakdoğu uçuşlarındaki plansızlıklar, sistemin oturmaması yüzünden sürekli sorun yaratıyor.

ZAMAN ALACAK

Sanırım bu tarifesizlik ya da oynak tarifeler daha zaman alacak. Plan yapmada önce iyi bir araştırma gerekiyor. Sorun, iptallerin net olarak bilinmemesi. Yolcuları canından bezdiren bu durum sanırım daha iki üç ay düzelmeyecek. Sanki uçuşların yüzde 70’i charter uçuşu gibi. Siz siz olun bilet aldığınız bir uçuşla ilgili durumu sık sık kontrol edin. Hatta çağrı merkezlerinin verdiği bilgilere bile çok güvenmeyin...


Yazının Devamını Oku

Maskeli yolculuk

Sanki uçmayalı yıllar oldu. Meğer havayolu yolculuğu hayatımızın ne çok önemli yerini almış. Kanatlarımız kırılmış gibiydi. Biraz meşakkatli olacak ama uçuşlar yeniden başladı. Kurallara uyduğumuz sürece sorun yok. Ama kuralları aksatmak uçağımızı kaçırmamıza hatta ciddi maddi zararlara uğramamıza da yol açabilir. Aman dikkat… Maskeli, sosyal mesafeli, HES koduna sahip iyi yolcu olun…Lütfen.

Şu sosyal mesafe elbette çok önemli. Tartışılması bile yanlış. Ama her şey uçağa girinceye kadar. Girdiniz ve koltuğunuza oturdunuz. Yanınızdaki ile sosyal mesafe bir anda neredeyse 1.50 metreden 10 santimetreye kadar düşüyor. Omuzlarınız yandaki yolcuya değiyor ya da aynı yere kol koyuyorsunuz. Elbette yüzünüzde maskeniz var. 1 Haziran’da sınırlı kentlere başlayan uçuşlarda yaşanan tedirginlik azalıyor. THY, Pegasus, Anadolujet ve SunExpress uçaklarında ortalama doluluk yüzde 30 ile 50 arasında değişti. İçimizdeki korkulara rağmen uçma kararı vermeye başladık.

ADIM ADIM SEYAHAT

Uçağın içi biraz serin. Elbette öyle olması gerekir. 23-24 derece. Bazı havayollarında ise 21-22 derece. Üşütürseniz ateşiniz çıkabilir. Ateşiniz çıkarsa yandınız demektir. İndiğiniz yerde geçici de olsa 38.5 dereciyi termal kameralar okuduğunda doğruca hastaneye yollanacaksınız. Ya da yurtdışından dönerken başınıza gelirse belki sizi uçağa alıp bir bölgede cüzamlı gibi enterne edecekler. İner inmez de doğruca bir pandemi hastanesine yollayacaklar. Karantinadasınız demektir.

EL BAGAJLARI YOK

İşimiz zor. 11 Eylül teröründen sonra bir sürü ağır kural konmuştu. Çoğu günümüze miras kaldı. Şimdi üzerine bir de koronavirüs kuralları geldi. Uçmak mı zor, uçmamak mı? Zaman gösterecek. Örneğin artık el bagajlarını da kargoya gönderecekler. Yanıma alacağım diye tutturmanın anlamı yok.

İç hat uçuşları 4 Haziran yerine 1 Haziran’da başladı. Asıl yoğun uçuşlar yarın başlıyor. Şimdi sırada dış hat uçuşları var. Her ülkeye değil. Ama birçok ülke için bilet satılıyor. ‘Bileti aldım, uçacağım ‘diye düşünmeyin. Sık sık kontrol edin. Karşı ülkedeki şartlar değişebilir ve uçuş iptal edilebilir. Havayolu şirketlerinin buna yetkisi var. İşin arkasında bir Sağlık Bilim Kurulu var. Her an bir uçuşu iptal edebilirler.

Havalimanlarına maskesiz gitmeyin. Termal kameralar önünden geçerken heyecanlanmayın. Ateş düşürücü ilaçlar almayın. Her şartta sosyal mesafeyi koruyun. Zaten uçağa yolcu alımı ve inişlerde yapılan anonslarla sosyal mesafe korunarak bu iş yapılacak.

Yazının Devamını Oku