GeriUğur CEBECİ Askeri uçakları dönüştürebiliriz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Askeri uçakları dönüştürebiliriz

Türkiye’nin birçok noktasında orman yangınları devam ediyor. Yapılan müdahaleler ve yangının uzun sürmesi tartışmaları da beraberinde getirdi. Ancak bu tip yangınlarda kullanılması için Türk Hava Kuvvetleri’nin elindeki 49 adet CN 235 nakliye uçağı devreye alınabilir. Uçak başına 1-2 milyon dolarlık bir harcama ile uçaklara yangın söndürme kitleri takılabilir. Takılan kitler istendiğinde çıkarılarak, nakliye, asker taşıma gibi görevler yapılabilir.

Biz uyuduk ve ormanlarımız yandı. Yangın söndürme uçakları için yapılan önerileri önemsemedik. İşi sadece Tarım ve Orman Bakanlığı’na bıraktık. İşin havacılığını bilen akılları dinlemedik. İmkânları göz ardı ettik. Bugün canım ormanlar cayır cayır yandı; yanarken canlarımızı da aldı. Doğamızın sihirli böcekleri gitti. Evler, barklar yıkıldı. Canım hayvanlarımız telef oldu.

ESKİ DEĞİL BAKIMSIZ

Önce şunu söyleyim. Havacılığın genel prensibine göre, eski uçak diye bir şey yoktur, bakımsız uçak vardır. Baktığınız sürece uçarlar. THK’nın elindeki uçaklar bakılsaydı bugün o yangınlara koşacaklardı. Üstelik helikopterlerden daha fazla alçalarak, yüksek manevra güçleri ve yetenekli pilotları ile belki de binlerce dekar ormanımız kül olmayacaktı. Hala o uçakları ayağa kaldırma şansımız olduğuna inanıyorum. Sanırım, kiralamalara 80 milyon dolardan fazla para harcadık. Oysa, Türk Hava Kuvvetleri’nin elinde 49 adet CN 235 nakliye uçağı var. Airbus’ın takılacak, bu tür uçaklar için imal edilmiş, Avrupa havacılık otoritesinin (EASA) onayını almış yangın kitleri mevcut. Uçak başına 1-2 milyon dolarlık bir harcama ile bu kitler takılabiliyor. Takılan kitler istendiğinde çıkarılabiliyor ve uçak nakliye, asker taşıma gibi görevlerine devam edebiliyor.

Askeri uçakları dönüştürebiliriz

SÖNDÜRME KİTLERİ

Örneğin bir CN 235 uçağına takılacak yangın kiti ile kimyasal söndürme sıvıları uçağa yüklenebiliyor. Bu yangın söndürme kimyasallarını dışarı atacak püskürtme boruları sisteme ekleniyor. Örneğin CN 235 uçaklarına yüklenecek 3 ton kimyasalla kalkan uçak hem yangın noktası üzerinde çok fazla alçalabiliyor, hem de kimyasalı boşalttığında 10 tondan fazla su etkisi yaratabiliyor. Manevra kabiliyetleri olan bu uçaklar helikopterlerin yapamadığı onlarca zorlu görevin altından kalkabiliyor. Üstelik bu uçaklar TAİ’de montajı yapılan uçaklar. Mühendislerimiz, teknisyenlerimiz uçağın ciğerini biliyor. Kayseri 2. Hava Bakım Fabrikası da bu yangın söndürme kitlerini takabilecek kabiliyette... Airbus’ın İspanya Sevilla’daki askeri fabrikası bu kabiliyetleri uçaklarına kazandırdı. Ve hem Avrupa Havacılık Otoritesi EASA hem de Amerikan Sivil havacılık Otoritesi FAA sertifikalarını aldı. 3 yıl önce Türkiye’de bir sunum yapılmış. Ama sanırım bu iş Orman Bakanlığı yetkisinde olduğu için o gün bugün bir cevap alınamamış. Halen Etimesgut üssünde bu uçaklardan 10 tanesi yerde duruyor.

HAZIR BEKLİYOR

Dahası var. Türk Hava Kuvvetleri’nin elinde yine aynı fabrikanın imalatı 9 adet A400M uçakları var. Bu stratejik nakliye uçakları 36 ton yük taşıyabiliyorlar. Bu uçaklara da aynı CN 235 uçaklarının donanımında olduğu gibi yangın kiti takılabiliyor. Üstelik 10 ton kimyasal atan bir kit takıldığında, yaklaşık 100 tonluk su bırakılmış kadar güçlü bir sonuç alınıyor. Bu kimyasalların çevreye bir zararı yok. Avrupa da da kullanılıyor. Yangın kitinin depo kısmı uçaktan indirildiğinde uçak yine nakliye görevine devam edebiliyor. Bu kitler CASA imalatı; CN235, C295 ve A400M uçakları için tasarlanmış olup Kıç Kargo apısı olan diğer herhangi bir uçağa da kurulabiliyor. Bu ‘tak ve çalıştır’ çözümünün uçağa kurulması 1 saatten az zaman alıyor. Tekrar ediyorum, atılan kimyasalın çevreye hiçbir zararı yok. Yani aşağıdaki orman yangınında büyük bir alanda alevler hızla bastırılabiliyor. Rahatça alçalabilen bu uçaklarda orman yangınları ile mücadele de kahraman olmak için hep hazır bekliyor. Yangın kitinin depo kısmı uçaktan indirildiğinde yine nakliye görevine devam edebiliyor.

Askeri uçakları dönüştürebiliriz

KİTİ ALAN YANGIN BÖLGESİNE GİDEBİLİR

Şimdi Türk Hava Kuvvetleri’nin Antalya, Adana İncirlik, Dalaman, İzmir 2. Ana jet üssü ve Bandırma’da bu uçaklara takılacak kitler hazır bekletilebilirdi. Bu sistem kurulsaydı uçaklar hızla kitleri alıp orman yangın bölgelerinin üzerine ulaşabilecek ve yangın büyümeden bastırılabilecekti. Elbette THK’nın elinde bulunan uçaklara bakım yapılıp Adana, Antalya, Dalaman, Bodrum, İzmir havalimanlarında bekletilselerdi, inanının yangınların memleketimizi cehenneme çevirmesinin önüne geçilebilirdi. Yıllar önce de Genel Kurmay’ın elinde bulunan Grumman S-2 Tracker deniz karakol uçakları vardı. Bunlar ekonomik ömürlerini tamamlamışlardı. Ama müthiş uçaklardı. 10-15 taneydi sanırım. Bunlardan biri 1 milyon dolarlık bir harcama ile TAİ’de yangın söndürme uçağına çevirildi. Acayip başarılı oldu. Hatta bunlardan biriyle, Amerikalı bir pilotla, Kocaeli’nde rafineride çıkan yangını bastırmak için yapılan bir test uçuşuna katıldım. Sapanca’dan başlayıp vadiler içinde kıvrıla kıvrıla uçtuk. Yere, limitleri zorlamadan çok ama çok alçaldık. Ciddi negatif ‘g‘ (ci basıncı) yedim. Ama gördüm ki havada uçak çok başarılı. Proje uygulanmadı. Uçaklar kesilip atıldı. Tencere mi oldu, tava mı oldu. Bilmiyorum. Çok kahrolmuştum. Benim söyleyebile-ceklerim bu kadar...

C-130'LAR KULLANILAMIYOR

Güvenlik uzmanları Hava Kuvvetleri envanterinde bulunan C-130 uçaklarının kit ile yangın söndürme uçağına dönüştürülemediğini açıkladı. Bunun gerekçeleri ise şöyle sıralandı:

1. 1990’lı yılların sonunda yangın söndürme uçağı ihtiyacı kapsamında Hv.K.K.lığı tarafından C-130B uçaklarına yüklenebilen modüler yangın söndürme kiti kullanılmaya başlanmıştır.

2. 2002 yılında uçakların dış kanat ile merkez kanat birleşim bölgesi (Rainbow Fittingi) civatalarından bir tanesinde oluşan çatlak nedeniyle malzemenin kırık kesit analizi yapılmış, analiz neticesinde çatlağın malzeme yorulmasına bağlı olduğu tespit edilmiştir.

3. 2004 yılında California/ABD’de yangın söndürme uçağı, söndürme mayisi bıraktığı esnada kanadının kopması nedeniyle düşmüş olup USAF tarafından uçağın düşmesinin merkez kanadı dış kanada bağlayan cıvata kırılmasına bağlı olduğu tespit edilmiştir.

4. Bahse konu bağlayıcılarda çatlak tespit edilmesi ve ABD’de yaşanan kaza kırım sonrasında yangın söndürme uçaklarının uçakta ileri seviyede yorulmaya sebebiyet verdiği gerekçesiyle  yangın söndürme kitlerinin C-130 uçaklarında kullanımı durdurulmuştur.

X

Teknofest’e gidin gelecek ile tanışın

Teknofest bu yıl 4’üncü kez düzenleniyor. Teknofest genç bir adamın Türkiye’yi tırmandırdığı teknoloji doruğundaki yerin fotoğrafını gösteriyor. Dolu bir fotoğraf... Dünyayı rahatsız eden bir fotoğraf. Savunma sanayindeki bağımlılığımızın zincirlerini kıran bir fotoğraf. Derdimiz her zaman barış. Teknofest sadece savunma sanayi değil, hayatın her yanına dokunuyor. Bulduğu çözümler zaman ötesi...

Türkiye’nin Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali Teknofest dün başladı. 26 Eylül’e kadar kayıt yaptıranları ağırlayacak. Atatürk Havalimanı’nda yapılan festival aslında Türkiye’nin yükselen teknoloji atağının tartışılmaz en güçlü platformu. Gidince göreceksiniz, genç beyinlerimizin neler yaptıklarını, yapmak istedikleri ve ulaştıkları sonuçları bir arada bulacaksınız. Hayallerden gerçeğe yapılan bu mükemmel yolculuğun mimarı Selçuk Bayraktar ve ağabeyi. İşin perde arkası kahramanı ise babaları Özdemir Bayraktar. Onlar insansız hava araçlarının da mimarları. Selçuk Bayraktar’ın tasarlayıp hayata geçirdiği insansız hava araçları, silahlı İHA’lar dünyanın Türkiye’ye bakışını değiştirdi.

REKOR KATILIM

Bu yıl 200 binden fazla öğrenci yarışmalara katıldı. Her gün 100 bin ziyaretçi gelecek. Aslında alan 450 bin metrekare. Yani 450 bin kişi katılabilir. Ama pandemi nedeniyle katılımcı sayısında kısıtlama yapıldı. Bu platformda öğrenciler müthiş bir yarışa girecekler. Ödülleri Cumhurbaşkanı dışında Nobel ödüllü Türk bilim insanı Aziz Sancar verecek. Ayın 26’sına kadar zamanınız var. Zamansız yolculuklar için o günler sizin büyük şansınız. Rezervasyon yaptırın kalkın gidin, gençlere güç verin, akıllarını heyecanlandırın…



İKİTELLİ’DEN DEV HANGARA

Yazının Devamını Oku

Berlin Havalimanı Almanları çıldırttı

Berlin Brandenburg Havalimanı’nın açılışına gitmek istedim. Yıl 2012. Ama açılış 5 kez ertelendi. 2 milyar Euro’ya mal olacak havalimanı 6 milyar Euro’ya çıktı. Hâlâ avuç dolusu para harcanıyor. On binlerce hata çıktı. Almanya’nın ‘En utanç verici şantiyesi’ damgasını da yedi. Salgının en hızlı günlerinde gitmek istedim. Aşı, izinler vs... Ancak uçtum. Gördüklerime inanamadım. Koca Alman teknolojisinin nasıl da kıvrandığına tanıklık ettim.

Meraktan ölüyordum. Almanlar nasıl bir hatalar zinciri yapmıştı? Berlin Brandenburg kapısındaki havalimanın tartışılması bile Alman mühendisliğini yerle bir etmişti. Alman hükümeti, Berlin eyaleti ve Brandenburg eyaletinin ortak yatırımı sadece 1.5 km uzaktaki Schönefeld havalimanın burnunun dibine yapılmıştı. Schönefeld’in bir pisti de Brandenburg tarafından kullanılıyordu. Terminal binası da 5’inci terminal diye buraya katılmıştı. Ama içi bomboştu.


©️Flughafen Berlin Brandenburg GmbH Annika Bauer

ŞİRKET İFLAS ETTİ

Brandenburg havalimanı tam 15 yıl planlandıktan sonra 2006 yılında inşa edilmeye başlandı. 30 Ekim 2011 tarihinde açılacaktı. Bütün dünyaya açılış ilan edildi. Bu arada planlamayı yapan şirket de iflas etti. Havalimanını Alman ve Avusturya’nın büyük denetçisi TÜV didik didik etti. Başta yangın söndürme sistemleri, duman tahliyesi olmak üzere, elektrik sistemleri, kapılar, yürüyen merdivenler ve bantlar, bagaj konveyörleri, pist ışıkları falan hepsi saçmalıyordu. Sistem yönetilemiyordu. Havalimanı otomasyonu aklına estiği gibi davranıyordu. Kontrol, sistemin mühendisliğinden çıkmış, meydan okuyordu. 

9 YIL KAPALI KALDI

Olanlara kimse inanamadı. Kapısına kilit vurulmadı ama havalimanı yeniden koca bir şantiyeye döndü. Açılış ertelendi. 9 yıl kapalı kaldı. Ve sonunda 31 Ekim 2020 tarihinde açıldı. Açılıştan önce son olarak her gün bin figüran yolcu 450 personelle testler yapıldı. Toplam 10 bin figüran yolcu ve 8 bin bavul kullanılarak son testler gerçekleştirildi. Berlin’in Tegel Havalimanı (TXL) ile birlikte çalışmaya başladı. Ve halk oylaması yapıldı. Tegel ‘Kapatılsın mı? diye soruldu. Yüzde 56.4 ‘Tegel açık kalsın’ sonucu çıktı. Ama Devlet halka sormasına rağmen kapatma kararı aldı. Tegel 8 Kasım’da uçuşlara kapanacak.

Yazının Devamını Oku

Hipersonik uçaklar dünyayı küçültecek

Süpersonik uçaklar henüz tam olarak devreye girmese de hipersonik uçaklar için çalışmalar hızlandı. Böylece süpersonik uçakların pabucu dama atılacak. Saatte 6 bin 500 km’den daha fazla hız yapan bir yolcu uçağı ortaya çıktığından İstanbul’dan New York’a belki de en fazla 1 saat 40 dakikada gidilebilecek. Şu anda kullanılan uçakların maksimum hızı ise 800-900 kilometre civarında.

2030’da ya da birkaç yıl sonrasında dünya yeniden kurulacak. Eğer uçak imalatçısı devler izin verirse ya da bu gelişmeye ‘taş’ koymazlarsa hipersonik uçaklarla havayolu yolculuğu sesten 5-6 kat daha hızlı olacak. Dünya küçülecek. Ve yeniden kurulacak. Havacılık daima daha fazla hızı sever. Hız arttıkça yolcu daha fazla aklını havayolu uçaklarına çeviriyor. Geleneksel yolcu uçakları 800-900 ve biraz üzeri hızlarla uçuyorlar. Sesten hızlı giden Concorde uçakları ise artık tarihe karıştı. Oysa süpersonik uçak fikri 1960’lı yılların ortalarında sonra ortaya çıkmıştı. Ve 70’li yıllarda da gerçekleştirildi. Ama ne yazık ki, bumlama ile ortalığı ayağa kaldıran motorlar yüzünden süpersonik uçakların gelişimi Concorde ile sınırlı kaldı. Süpersonik uçaklar için sessiz motorlar konusunda imalatçılar ciddi yol aldılar. Yine de ileriye dönük senaryolar tam olarak gerçeğe yolculuk yapmıyor.

SESTEN HIZLI UÇUŞ

Sesten hızlı uçuşları özendiren en önemli kuruluş ise NASA. Amerika’nın uzay ve havacılık konusundaki lider kuruluşu. Bu kuruluş süpersonik için desteklemesini tamamlayınca şimdi hipersonik için düğmeye bastı. Ses hızından 5 kat daha hızlı uçaklar için hazırlanan projelere ciddi destek veriliyor. Yani saatte 6 bin 500 km’den daha fazla hız yapan bir yolcu uçağı ortaya çıktığından İstanbul’dan New York’a belki de en fazla 1 saat 40 dakikada gidilebilecek. Havacılıkta birçok yeni gelişmede olduğu gibi öncelik yine askeri havacılığın oldu. İnsansız hipersonik uçaklar konusunda önemli adımlar atıldı.

3 ZORLUK VAR

Amerikan Hava Kuvvetleri’nde Binbaşı Robert White’ın X-15 araştırma uçağını 1961’de Mach 6’nın üzerindeki hızlarda uçurdu. Ama o tarihten sonra hipersonik uçuş konusunda ciddi yol alınamadı. Hipersonik uçuşta ustalaşmanın bu kadar uzun sürmesi biraz garip görünüyor. Bugün hipersonik uçuşla en yapıcı ilgilenen ve yatırım yapan Hermeus mühendislerinin karşılaştığı üç büyük zorluk:

Isı: Hipersonik uçuş, hafif kalkanlar ve termal olarak korunan aletlerle yönetilmesi gereken muazzam miktarda ısı yaratır.

Manevra kabiliyeti: Hipersonik hızlarda manevra kabiliyeti, kapsamlı hesaplama ve geliştirme gerektirir

Yazının Devamını Oku

Aşı olmadan uçmak zorlaşıyor

Dünyada çok sayıda havayolu şirketi yolcularından dijital aşı pasaportu istemeye hazırlanıyor. Yani sonuçta aşı olmadan uçmak giderek zorlaşacak gibi görünüyor. Belli birkaç aşının iki dozunu olmak ve son dozdan sonra 14 gün geçmesi şartı giderek yaygınlaşıyor. Havayolu şirketlerinin ve hükümetlerin PCR testlerine olan güvenleri de giderek azalıyor. İş şimdiden sahte aşı pasaportları ve PCR test sonuçları ile işi sahtekârlık boyutuna taşındı bile.

Aşısız bir yolculuk giderek daha fazla tehlikeli hale geliyor. Delta varyantı gibi çok hızlı yayılan ve etkileme mesafesi giderek azalan bulaşlar dünyayı ciddi bir bicimde yeniden tehdit ediyor. Evet uçaklarda hava çok sık aralıkla değişiyor ve hepa filtrelerin koruyuculuk oranları yüzde 90’ın çok üzerinde. Ama sonuçta bu varyantlar durup dururken bir ülkeden diğerine sıçramıyor. Yolculukların taşıyıcılıkları elbette çok fazla. Havayolu yolculuklarının artması tehlikenin boyutlarını hızla arttırıyor.

YENİ TEDBİRLER

PCR testleri sadece geçici bir durum tespiti ile sınırlı kalıyor. Kaldı ki bugün negatif çıkan bir test sonucu yarın pozitif olabiliyor. Bazı ülkeler bu konuda da yeni tedbirler almaya başladılar. Havalimanlarında PCR testi sunan yolculara yine orada kısa sürede sonuç veren bir test daha uyguluyorlar ya da uygulamalar için harekete geçiyorlar. Benim gördüğüm Barselona ve Amsterdam havalimanlarında aşı pasaportu ve PCR kontrol için ayrı noktalar var ve çok ciddi olarak kontrol yapılıyor. Özellikle Afrika, Güney Amerika ve Uzak Doğu’nun bazı ülkelerinden gelen yolcularda çok sayıda sahte PCR testine rastlandı. Daha önce alınmış ve test sonucu bilgisayar ortamında sahtecilikle güncelleniyor. Bir kişi bunu defalarca kullanıyor.

MUTLAKA AŞI OLUN

İster çok seyahat eden bir kişi olun, ister yılda bir defa turistik gezi için uçağa binecek olun ama mutlaka aşı yaptırın. Elbette bu aşılar Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği ve Avrupa İlaç örgütünün (EMA) onayladığı aşılar olmak zorunda. Eğer iki doz aşınızı yaptırdıysanız ve üzerinden 14 gün geçmişse eskisi gibi rahat uçuşlar yapabilirsiniz. Dijital aşı pasaportu, kişisel pasaportunuzun yanında bize büyük bir özgürlük sunuyor.  Kanada Havayolları ve Avusturalya Havayolları’nın büyük kararlılıkla uyguladığı ve yolcu kaybını göze alarak başlattığı aşısız yolcuyu uçurmama kararı çok yakında yaygınlaşacak. Birçok havayolu şirketi bu uygulama için harekete geçmek üzere.

İÇ HAT İÇİN ŞART

Yazının Devamını Oku

İki havalimanı Zakaradze’ye emanet

Tea Zakaradze, Batum ve Tiflis Uluslararası Havalimanı’nın en tepesindeki isim. TAV Havalimanları Holding’e bağlı Gürcistan’daki iki havalimanını da bir kadın idare ediyor. Kuleler hariç her şeyden sorumlu. 1.380 çalışan onu her fırsatta alkışlıyor. Gürcistan’a gelen-giden havayolu yolcuları onu çok sık apronlarda görüyor.

Kadın yöneticilere artık çok sık rastlıyoruz. Ancak havalimanı işletmeciliğinde kadın devrimi hep gecikmiştir. TAV Havalimanları Holding bunu büyük bir başarı ile gerçekleştirdi. Şirketin 8 ülkede işlettiği 15 havalimanı işletmesinin yüzde 44’ünde tepe yöneticileri kadın. Dünyada bu oran sadece yüzde 17’de kalıyor. TAV’ın iki havalimanını emanet ettiği bir kadın var. Demir Leydi... Ama pamuk gibi bir yüreği var. Adı Tea Zakaradze. Henüz 43 yaşında. 5 yabancı dili kusursuz konuşuyor, Gürcistanlı. Ama en az bizim kadar Türk. Mükemmel bir Türkçesi var. Çok işler yapmış ama havacılığı çok sevmiş. İşi tutku haline getirmiş. Vazgeçilmez olmuş. Gürcistan’ın iki büyük havalimanı Batum ve Tiflis havalimanlarının başında. Yaklaşık 450 km kara mesafesindeki iki havalimanı arasında mekik dokuyor. Tea diyorki, “Biz Batum’da sadece Gürcistan’ın değil Hopa’nın da Artvin’in de havalimanıyız. İki ülkeye hizmet veriyoruz. T.C. kimlik kartı ile gelebilen Türk yolcularımız dönüşte isterlerse Havaş otobüsleri ile ücretsiz Batum’dan Hopa’ya gidebiliyorlar.”



PAZARLAMA FORMÜLLERİ

TAV CEO’su Sani Şener onu seçerken “Belki de dünyada daha iyisi yoktur diye düşündüm” demekten kendini alıkoyamıyor. Bir uçak bile fazla gelmesi için yardımcısı, HAVAŞ eski üst yöneticisi Onur Şatır ile pazarlamada da dahice formüller yaratıyorlar. Batum Havalimanı Müdürü Ali Özgür Pehlivan, THY Gürcistan Müdürü Şerafettin Ekici öyle bir iş birliği yapmışlar ki, iyi bir orkestranın vazgeçilmezleri olmuşlar. Havanın ve rüzgârların zaman zaman hırçınlaştığı Batum’da en güvenli operasyonların yaşanmasının arkasındaki büyük güç işte bu insanlar. Dünyanın her yerinde pandemi de havalimanlarındaki trafik azaldı. Bazı yerlerde havayolu yolcusu yok denecek kadar düştü. Ama TAV Gürcistan’da yatırımlarını durdurmadı. Batum’daki terminali yeniledi, kapasitesini iki katına çıkardı. Mart ayında Gürcistan Başbakanı Irakli Garibaşvili’nin de katıldığı törenle yıllık yolcu kapasitesi 1.2 milyona çıkan havalimanı kapılarını bir kez daha açtı. 2007 yılında sadece 40 bin yolcuya hizmet veren havalimanı, 2019’da 600 binden fazla yolcu ağırladı. Şimdilerde 30 havayolu şirketi 30 farklı destinasyona uçuyor. Türkler, Ukraynalılar, Belaruslular İsrailliler, Araplar Batum’un en yoğun yolcuları. Araya pandemi girmese bugün bölgenin en yoğun havalimanı olacaktı. Yine de bugünden 2019 trafiğinin önüne geçilmiş. Yolcu sayısı hızla artıyor. Belki de gelecek yıl Batum yıllık 1 milyon yolcuyu geçer. O günler çok uzakta görünmüyor.

Yazının Devamını Oku

Müthiş operasyon

THY’nin Boeing 777-300ER uçağı Kabil Havalimanı’na indiğinde ortalık sakindi. Ama çok kısa sürede binlerce Afganlı pistlere dolmaya başladı. Bir uçak bulup binmek ve gitmek istiyorlardı. Tarihin en içler acısı kaçış çılgınlığı yaşanıyordu. Uçakların önüne atlayanlar ölümü göze almışlardı. Hatta Amerikan Hava Kuvvetleri’nin nakliye uçağının iniş takımlarına kendilerini bağlayanlar bile vardı. Kalkış sonrası o insanlar düşüp piste çakılarak hayatlarını kaybettiler.

Sabah saatleriydi. Afganistan’ın Kabil Hamid Karzai Havalimanı’nın bir yanı sakin görünüyordu. Ama havalimanı çevresi insan seliydi. Zaman zaman ateş açılıyordu. Bağırışlar duyuluyordu. THY’nin TC-JJM tescil işaretli Boeing 777-300ER uçağı güzel bir alçalışla piste teker koydu. Pilotlar kokpit camından dışarıyı çıplak gözle ve büyük titizlikle inceliyorlardı. Ani bir durumda uçak pisti pas geçebilirdi. Uçağın kaptan pilotları Arslan Özkan, Josef Pivarlı ve iki first officer yani ikinci pilotlar Erbil Yurtseven ve Tayfun Akcar müthiş tahliyenin kahramanlarıydı.



TUTUNMAK İSTEDİLER

Uçak park pozisyonuna geldi. Havalimanının daha hareketsiz bölümündeydi. Toplam 324 yolcu güvenlik önlemleri altında havalimanına getirilmişti. Türk askeri, THY’nin Kabil’deki görevlileri ve anlaşmalı şirketlerin personelleri hızla işlemleri yaptılar. Kabin ekipleri koridor boyunca dizilmişlerdi. Uçağa gelen yolcuları büyük bir hızla koltuklarına oturttular. Kaptanlar kalkış için hazırlıklarını büyük bir hızla yaptılar. Uçak havalimanından ayrılmak için artık zaman geri saymaya başlamıştı. Risk de artmıştı. Havalimanına giren Afganlılar pistlere kadar ilerlemişlerdi. Hepsi bir uçağa tutunmak istiyordu. Onlarca bir uçağa tutunmak, hayata tutunmakla eşdeğerdi. Ölüm kimsenin aklına gelmiyordu. Kimsenin umurunda değildi.

DUVAR OLUŞTURDU

Yazının Devamını Oku

Havayollarında gündem yine virüs

Koronavirüsten olumsuz etkilenen havacılık sektörü tam nefes alacaktı ki, yeni varyantlar ortaya çıktı. Daha tehlikeli denilen bu virüslere karşı yeni önlemler alınmalı. Ancak havalimanlarında tedbirlerin gevşetildiğini görüyoruz. Yaşamlarımızı tehlikeye atacak kontrollerdeki ‘boşvermişlik’ ya da ‘dikkatsizlik’ son bulmalı. Hem havalimanı otoriteleri, hem de havayolu şirketleri maskeden, sosyal mesafeye, aşı kontrolden PCR testi belgelerine kadar ciddi kontroller yapmalı.

Tam havayolu şirketleri nefes almaya başlamışken, yeni varyantlar ciddi bir tehlike olarak karşımıza çıktı. Uzmanların açıklamalarına göre yeni ortaya çıkan varyantlar daha hızlı yayılıyor. Ve havayolu yolculuğunun havalimanlarından başlayıp, uçak kabinlerinde süren uzun zamanlarda bu tehlikeli canavara karşı yeni önlemler alınması gerekiyor. Kapılarını yeni açan ülkeler bile sonuna kadar açtıkları kapıları şimdi biraz kapatarak aralık bırakma yoluna gittiler. Bazı ülkeler, canavar virüsün hızla çoğaldığı ülkelere kapılarını kapatmaya başladılar. Alarm dereceleri kırmızılara dönmeye başladı. Bizim ülkemizde de vaka sayılarında hızlı bir artış var. Özellikle delta virüsü aşısız insanlara hızla bulaşıyor ve hızla hayatlarını allak bullak ediyor.



TEDBİRLER ARTTIRILMALI

Henüz havayolu şirketlerimizde ciddi bir yolcu kaybı belirlenmedi ya da belirlendi ama biz bilmiyoruz. Bilinen bir şey varsa havayolu yolcularındaki tedirginlik de giderek artmaya başladı. Aşılamanın birçok ülkede artması ile havalimanlarındaki tedbirler gevşetildi. Maskelerini fora edenler ciddi bir uyarı ile karşılaşmıyorlar. Check-in kontuarlarında ya da pasaport kuyruklarında, gümrük geçiş noktalarında sosyal mesafenin iyice düştüğünü gözlemliyoruz. Peki uçuş öncesi aşısız yolcuların getirdikleri PCR test sonuçları ne kadar güvenli? Duyuyoruz; sahte test sonuçları havada uçuşuyor. Bir kez test yaptıranlar aldıkları belgeleri başka uçuşlarında bilgisayar üzerinde oynayarak tarih değiştirip yeniden kullanıyorlar. Sahte aşı belgeleri bile yapıldı. Barkod okutmalar ne yazık ki çok ciddi yapılmıyor. Hele bazı ülkelerde girişlerde test sonuçları hiç sorulmuyor. Nasıl olsa yolcuyu getiren havayolu belgeleri görmüştür düşüncesinden de hareketle sistemde zincirleme gevşemeler var.

CİDDİ YIKIM OLUR

Yazının Devamını Oku

Havacılıkta sanal güç devrimi

Havacılıkta genellikle ortaya çıkan ürünlerle heyecanlanıyoruz. Ama o imalatların arkasında büyük bilgi birikimleri ve sistem harikaları var. İşte bunlardan en önemlisi 3DEXPERIENCE. Fransız Dassault uçak imalatçısının bir kuruluşu olan Dassault Systemes büyük ticari başarı kazanan Boeing 777 uçaklarının tamamının tasarımını sağlayan sistem. Kusursuz, hızlı ve en önemlisi çok güvenli bir tasarım gerçekleştirildi.

Yıllarca havacılıkta, özellikle uçak imalatında birçok şey elle yapılırdı. Manuel imalatın hazırlık aşamalarının sanal ortama taşınmaları ise alabildiğine geç oldu. Çözümler sunan yapıların başında Dassault Sistem yer aldı. Karmaşık yapılardan, rüzgar tünellerine, 3D oluşumlarına kadar birçok çözümü bir arada sundu. İşler hızlandı, hata payları sıfıra yaklaştı. Güvenlik çok öteye taşındı. İşte bu sistemin tepe noktasındakilerden Dassault Systemes Havacılık ve Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı David Ziegler ile Ayçin Noyan aracılığında sanal ortamda bir bağlantı ile röportaj yaptık.



Dassault Systemes’in havacılık sektöründeki uzmanlığı nereden geliyor?

Dassault Systèmes 1981’de rüzgar tüneli modelleri tasarlayan ve 3D yüzey modellemesini kullanarak rüzgar tüneli testlerinin süresini kısaltan yazılımlar geliştiren küçük bir mühendis ekibinin Dassault Aviation’dan ayrılarak yeni bir çatı altında birleşmesiyle kuruldu. Bu nedenle, havacılık ve savunma endüstrisi, şirketin odaklandığı ilk sektörlerden biri oldu. O zamandan beri Dassault Systèmes, havacılık ve savunma ürünlerinin tasarlanması, üretilmesi ve desteklenmesi anlamında önemli değişimler yarattı. Dijital model çözümleri, müşterilerin fiziksel prototip sayısını azaltmasına ve ürün geliştirme döngü sürelerinde önemli tasarruflar elde etmesine yardımcı oldu. Boeing 777 tamamen Dassault Systèmes teknolojisi kullanılarak tasarlanan ilk ticari uçak oldu ve bugün neredeyse tüm yeni ticari uçaklarda aynı teknoloji kullanılıyor. 2012’de Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi ve 3D tasarım konusundaki deneyimlerimizden yararlanarak 3DEXPERIENCE iş platformumuzu tanıttık. Bugün 3DEXPERIENCE, havacılık ve savunma alanında müşterilere yenilikçi deneyimler sunmak adına ‘tasarımdan operasyona’ dediğimiz tüm disiplinlerde uçak üreticileri, tedarikçiler, operatörler ve hizmet sağlayıcılarının inovasyon süreçlerini destekliyor.

SANAL DENEYİM PLATFORMU

Yazının Devamını Oku

Amerika Kıtası’na büyük çıkarma

Pandemi döneminde birçok havayolu küçülmeye gitti. Hâlâ bu küçülmeler sürüyor. THY ise sorunlu noktalar dışında büyümesini sürdürüyor. Sık sık kapanma olan ülkeleri izleyerek değişik farklı uçuş planları uyguladı. Amerika Kıtası’na yüklendi. Hem sefer sayılarını arttırdı hem de yolcu doluluk oranlarında rekora koştu.

Havayolları için altın yıllardan biri sayılan 2019 yılın yaz döneminde Amerika Kıtası’na haftada 102 sefer yapan THY hala salgının değişik varyantlarda çıkış yaptığı 2021 yaz döneminde büyük bir atakta. Haftada 126 seferle Amerika Kıtası’nın değişik noktalarına sefer sayılarını arttırarak başarılı operasyonlar gerçekleştirdi. Hatta Kanada’da Vancouver gibi yeni noktalara da uçmaya başladı. New York’a New Jersey eyaletinde bulunan Newark Havalimanı’ndan da uçuşlar başlatıldı. Hem de haftada 7 gün yapılan uçuşlarda ciddi bir doluluk yakalandı. Eğer Amerika Kıtası ülkelerinde pandemi ile gelişen yeni sorunlar ortaya çıkmazsa şirket sefer sayılarını arttıracağı noktaları da şimdiden belirledi. Ağustos içinde Houston’a 3, Washington’a ise 4 ek sefer planlaması gündeme alındı. Meksika hattında da eylül ayından itibaren seferler haftalık 6’ya çıkacak.



DOLULUK ORANI

En önemlisi İstanbul’dan Amerika kıtasına yapılan uçuşlarda doluluk oranları. Kıtanın kuzey kısmına uçuşlarda doluluk yüzde 80, Güney Amerika da ise yüzde 70-75 arasında değişiyor. Arjantin’in pandemi nedeniyle sınırlı uçuşa izin vermesi Güney Amerika’da doluluk oranlarını biraz aşağı çekse de pandemi etkisi azaldığında haftalık seferlerin 7 ve üzerine çıkması da hesaplandı. Türk Hava Yolları Amerika Kıtası’na yaptığı uçuşlarda ağırlıklı olarak Boeing 777, 787 ve A330 uçaklarını kullanıyor. Ama filoya son katılan Airbus 350 uçakları da özellikle Kanada ve Brezilya hatlarında devreye girdi. Toronto-Boston gibi hatlarda da A350 uçakları uçuş yapıyor.

Yazının Devamını Oku

En sessiz uçuş

İstanbul’dan Amsterdam’a uçuyorum. Uçak Airbus 350-900, kısaca A359. İstanbul Havalimanı’ndan mükemmel bir tırmanışla yükseliyoruz. Motorlar yerde, taksi yaparken biraz homurdansa da kalkıştan sonra inanılmaz bir sessizlik sergiliyorlar. İnsan uçtuğunu bile anlamıyor. Koca uçak kısa sürede irtifasına çıkıyor. Düz uçuşta inanılmaz bir sakinlik var. Rolls Royce EWB motorlar koca gövdeyi inlemeden, sızlanmadan taşıyorlar…

Türk Hava Yolları’nın Airbus’dan aldığı A350-900 uçakları pandemi döneminde gelmeye başladı. Uzun süre uçakla köşe kapmaca oynadım. Tam bir hatta uçmak istediğimde, bakıyorum gidilecek ülkeye aşı bile olsanız uçuş yasaklanıyor. Uçak daha çok yabancı, uçulan ülkede oturma izinleri olanları taşıyor. Ben sadece bakıyorum. Flight Radar 24 aplikasyonundan gidiş gelişlerini canlı izliyorum. Ama sonunda THY Basın Müşaviri Yahya Üstün’ün sayesinde sıkı takiple yakaladım. Uçağın İstanbul-Amsterdam Schiphol seferi için planlandığını öğrendim. Tabii hemen harekete geçtim. Üstelik iki Sinovac aşısı üzerine bir de BioNTech olmuştum. Hollanda ipleri iyice gevşetmişti. Sadece uçakta doldurulacak bir sağlık deklarasyon belgesi seyahat özgürlüğü veriyordu. Elbette geçerli bir vize olması gerekiyordu. Tek sorun THY’nin son dakikada uçak tipini değiştirmesi ihtimaliydi. Ama özellikle Amsterdam-İstanbul uçuşunda yolcunun çok fazla olduğunu öğrenince rahatladım.



MÜKEMMEL BİR EKİP

Aslında başka havayollarındaki A350 uçağı ile uçmuştum. Son olarak yıllar önce Katar Havayolları’nın A350’si ile Doha-Singapur uçuşu yapmıştım. Ama bizimki, aradan geçen yıllarda daha gelişmiş teknolojilerle donatılmış olduğu için merakım fazlaydı.

Yazının Devamını Oku

Pilotsuz gelecek yaklaşıyor

Havacılığın geleceği sandığımızdan da önce gelecek. Kendi kendine uçabilen uçaklar için büyük yol kat edildi. Tamamen uzaktan bir merkezden kaldırılan uçaklar gidecekleri yerlere gidip inebiliyorlar. İstenen yükseklikle, istenmeyen hava şartlarında başarı ile uçup güvenle inebiliyorlar. Bütün testlerde çok iyi sonuçlar alındı.

İnsansız hava araçları çoktan gerçek oldu. Daha çok askeri amaçlı kullanılan İHA gibi küçük uçakların yerini şimdi kargo ve yolcu uçakları almaya başlıyor. Airbus ve Boeing gibi uçak sanayinin devleri de bu konuda ciddi yol alsalar da Xwing şirketi uzun bir yol aldı. Kendi kendine uçan otonom Cessna Grand Caravan 208B uçağını Xwing 13 Şubat 2021’den bu yana defalarca uçurdu. Hedeflenen havalimanlarına gönderdi. Sonra kaldırıp geri çağırdı. Her seferinde istenen rotadan hiçbir sapma yapmadı. Kusursuz inişler gerçekleştirildi.



SADECE İZLEDİ

Uçakta hiçbir şeye müdahale etmeyen bir pilot vardı. Ama yolcu gibi kokpitteki koltukta oturdu ve sadece olup bitenleri izledi. Yapılan yorumlar bu uçağın daha doğrusu uçağı yöneten sistemin havacılıkta devrim yaratacağı, havacılık şirketlerinin pilot ihtiyacına son vereceği ağırlık kazandı. Havacılık kazalarının yüzde 95’den fazlası yıllardır insan hatalarından kaynaklanan olaylar yüzünden meydana geliyor. Pilotaj hataları bu yüzdeyi en yükseklere çıkarıyor. Xwing şirketinin amiral gemisi uçağı olan Cessna Grand Caravan 208B uçağı ile havacılıkta bir devrim yaratıldığı konusunda herkes hemfikir oldu. 14 yolcu kapasiteli uçak kargo için de kullanılıyor. Ayrıca tekerlerinin, yani iniş takımlarına yerine bağlanan flood’lar sayesinde denizlere ve göllere de inebiliyor.

Sistemin tepe ismi Marc Pietta, “Pilotun tek yapması gereken uçak hareket ederken, taksi yaparken, havalanırken, uçarken ve inip taksi yaparken, kendi kendine motorunu kapatırken arkasına yaslanıp izlemekti. Ekibimiz tamamı yedekli veri bağlantıları aracılığıyla görev kontrol merkezimizden denetlenen uçuş operasyonlarını sorunsuz şekilde entegre etmek için otomatik uçuş sistemimizi genişletme ve iyileştirmede önemli ilerlemeler kaydettiler” dedi. Xwing, dünya çapındaki salgın hava taşımacılığına 800 pound ağırlığında kişisel koruyucu ekipman taşıyan ve kalkıştan inişe kadar otonom olarak gerçekleştirilen Arizona’daki Navajo Nation’a kargo uçuşlarıyla katıldı.

Yazının Devamını Oku

Uçaklar doluyor seferler artıyor

Havacılık tarihinin en zor dönemi yaşandı. Şimdi o dönem geride kalmaya başladı. Ama çok ağır. Yine de her şeyin ancak 2024 yılında düzeleceği tahmini 2023 yılına doğru kayıyor. Yeni varyantlarla pandeminin yapısında aşının etkilendiği bir değişiklik olmazsa daha fazla uçabileceğiz.

Tahminler ağır ağır bir yıl geriye kaymaya başladı. Yani hem yolcu hem de uçuş sayılarının 2019 yılına ulaşmasının 2024 yılını bulacağı sanılıyordu. Ama artık tahminler 2023 yılına doğru bir geri çekilme eğilimine girdi. Bunun ana nedeni insanlar hep bulundukları yerlerde kalmaktan sıkıldılar. Aşılamalar dünya çapında ekonomik yapısı orta ve üzerindeki bölgelerde iyi gidiyor. Bu ivme uçuşa olan ilgiyi de arttırıyor. Hem turizm hem de iş amaçlı uçuşlardaki artışın ana nedenleri arasında yolcunun alınan önlemlere güveni önemli rol oynuyor. Uçakların içlerindeki havanın hızlı değişimi, havalimanlarında alınan hijyen tedbirleri gibi uygulamalar yolcular tarafından olumlu karşılanıyor. Böyle olunca da uçuşa olan güven de artıyor. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği-International Air Transport Association (IATA) gibi kural koyucu havacılık oluşumları birbirlerini doğruluyorlar. Hem uçaklardaki doluluk artıyor hem de uçuş sayıları yükseliyor. Daha şimdiden 2021 yılı sonralarında COVID-19 öncesi yolcu ve uçuş sayılarının yüzde 52’ye yükselmesi bekleniyor.



PEKİ SONRA NE OLACAK?

* 2022’de küresel yolcu sayısının COVID-19 öncesi seviyelerin yüzde 88’ine yükselmesi bekleniyor.

* 2023’te küresel yolcu sayısının COVID-19 öncesi seviyeleri (yüzde 105) geçmesi bekleniyor.

Yazının Devamını Oku

Çin aşısı ile Avrupa

Bütün kuralları yerine getirdim. Ama yine de bir Avrupa ülkesi İspanya’nın Çin aşısını kabullendiğini kabul etmekte zorlandım. Bana göre en cesur ülke İspanya idi. Dünya Sağlık Örgütü’nün onay vermesi ile Sinovac aşısını kabullenmişti. Avrupa İlaç Ajansı’nın (EMA) kararını beklememişti. Açılan kapıdan girdim. Pasaport kontrolünde ne kadar kalacağımı sordular. ‘İki gün’ deyince ‘daha fazla kalsaydınız’ diyen pasaport polisi ile gülüştük. Sanırım turizm anlayışı böyle bir şeydi.

Hiç beklemiyordum. Avrupa’da hiçbir ülkenin EMA diye adlanan İlaç Ajansı’nın onayı olmadan Çin Aşısı ile Avrupa’nın bir ülkesinin kapılarını açacağını tahmin bile etmiyordum. Gördüğümde gözlerime inanamadım. İspanya’nın yayınladığı seyahat NOTAM’ında Çin aşısı Sinovac’ın iki dozunu yaptırmış ve üzerinden 14 gün geçmiş kişilerin geçerli vize ile İspanya’ya gelebileceği yazıyordu.
İnanamadım. THY Basın Müşaviri Yahya Üstün’ü aradım ve şirketten de kontrol edilmesini rica ettim. Evet doğruydu. Bana göre Avrupa’nın en kral ülkesi İspanyaydı. Zaten hep İspanyolları çok severdim.



VİZEM BİTMİŞTİ

Hemen İspanya’nın seyahat sağlığı ile ilgili (spaintravelhealth) servisinin sitesine girdim. Bir güvenlik numarası geldi. Formu indirdim ve aşı karnem dahil bilgileri yükledim. Yani bizim aşı karnesi de bana göre rüştünü ispat etmişti. 65 yaş üstü olduğum için Çin aşısı Sinovac’ı yaptıralı üç aydan fazla oluyordu. Yorgun vücudum yine de yeterinden çok fazla antikor üretmişti. Doldurduğum formu gönderdikten sadece 5-6 dakika sonra barkodlu İspanya’ya giriş sağlık belgem geldi. Tam pandeminin en hırçın zamanında Schengen vizem bitmişti. Ama Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın tanıdığı hakla gri-hizmet pasaportu almıştım. Yani vizeye ihtiyacım yoktu ama ‘Acaba bana da şu gri pasaportla Almanya’ya giden kaçak folklorcu muamelesi yaparlar mı? ‘ sorusu da aklıma takılıyordu.

Yazının Devamını Oku

Havayollarının kaderi aşıda

Artık iyice ortaya çıktı. Aşılama arttıkça havayolu kullanımı artacak. Ama 2019 yolcu sayılarına ulaşmak yine de zaman alacak. Araştırmacılar bunu 2024’ten önce beklemiyorlar. Yeni uçak teslimatları ve siparişlerdeki pozitif oynamalar da önemli. Aşılama arttıkça yolcu artıyor ve uçaklara olan ihtiyaç büyüyor. Elbette bu şimdilik çok ağır seyrediyor.

Dünya çapında yeterince aşılama yapılmadığı sürece havayolu yolculuğunun 2019 sayılarına ulaşması imkânsız görünüyor. Yapılan aşılamalar, şart koşulan PCR testleri ile mayıs ayında geçen aya göre sadece yüzde 10’luk bir artış oldu. Aşılamada büyük başarı yakalayan ABD’deki yolcu ve uçuş artışı ortalama yüzde 32’ye yükseldi. Bu artış Almanya’da yüzde 19, İspanya’da ise yüzde 12 civarında. Özellikle Avrupa ülkelerinin, Çin aşısını tanıma konusunu uzatmalarından dolayı yolcu artışı da zayıf oluyor. Havayolu şirketlerinde, Çin aşısının tanınmasının gecikmesine Avrupa ve Amerika aşı üreticilerinin ticari çıkarlar kavgasının ciddi sıkıntı yarattığı görüşü ağırlık kazanıyor. Asya- Pasifik ülkelerinde ise Çin aşısının hızlı tanınması sayesinde daha fazla yolcu hareketi dikkat çekiyor. Genellikle iki aşısını yaptıran ve üzerinden 14 günden fazla zaman geçmiş olan yolcuların havayolu yolculuğunun giderek rahatladığı belirtiliyor.



UÇAK İMALATI HIZLANIYOR

Pandeminin yoğun döneminde başta Airbus ve Boeing olmak üzere büyük uçak imalatçıları imalatlarını ciddi biçimde kıstılar. Teslime hazır uçaklar ise havayolu şirketleri tarafından teslim alınmak istemedi. Bir sürü hukuki sorunlarla boğuşan fabrikalar şimdi ağır ağır rahatlıyorlar. Leasing şirketleri de portföylerinden meydana gelen uçak yığılmasını çözebilmek için hala çok uğraş veriyorlar. Airbus mayıs ayında 32 müşteriye toplam 50 adet uçak teslim etti. Bu uçaklardan 41 tanesi A320 ailesi (38’i Neo), 4 adet A220,3 adet A350, 1 adet A330 Neo, 1 Adet A380. Bu arada 7 adet de yeni sipariş alındı. Airbus yılbaşından bu yana toplamda 61 farklı müşteriye 220 adet uçak teslim etmiş oldu.

Boeing ise mayıs ayında 17 uçak teslimatı gerçekleştirdi. Teslim edilen uçaklar 737 MAX, 747 kargo, 777, 787 ve 767-300 serilerinden oluşuyor. Şirketin teslim ettiği uçaklarda çift koridorlu büyük gövdeli uzun menzilli uçaklar ciddi bir farkındalık yaratıyor. Hem Airbus ve hem de Boeing’de tek koridorlu uçakların tercihler içindeki yeri de önemli. Tek koridorlu uçaklara olan ilgi hala fazla. Çok tartışılan 737 MAX uçağı ise hem teslimatta hem de yeni siparişte rüştünü ispat etmiş görünüyor.

Yazının Devamını Oku

Gökyüzü elektriklendi

Çok sayıda elektrikli uçak çalışması var. Bunların en ciddi ve uzun vadeli geliştirilecek olanların başında Rolls-Royce’un ACCEL projesi geliyor. Ve gerçeğe hızla yolculuk yapıyor. Amaç sıfır karbon salınımı ile geleceği daha güzel yapmak. Bugünkü jet motorlarında da bu konuda geniş çalışmalar yapan Rolls-Royce, Accel Proje lideri Matheu Parr ile mükemmele yakın bir çalışma yaptı. Hedef saatte 500 kilometreye ulaşmak.

ELEKTRİKLE gökyüzünde dünyanın en hızlı uçağı olma yolunda en ciddi adım atıldı. Rolls-Royce’un Spirit of Innovation uçağı hız rekorunu kırmak için neredeyse bütün hazırlıkları tamamlandı. 500 beygir elektrikli güç aktarma grubundan aldığı ivme ile pistte hareket eden uçak yeni nesil kentsel hava hareketliliği konseptine olanak sağlamak için geliştirildi. İleri enerji depolama teknolojisine sahip uçak gökyüzüne ve çevresine hiçbir zaman zarar vermeyecek. Hız için hedef ise saatte 500 kilometreye ulaşmak. Rolls-Royce’nin ACCEL projesinin lideri Matheu Parr sorularımı şöyle cevapladı:



Rolls-Royce’un ilk elektrikli uçağının ardındaki hikâye ve projenin hedefleri nedir?

Sürdürülebilir gelecek yaratma konusunda, dünyanın önde gelen endüstriyel teknoloji şirketlerinden biri olarak, önemli bir görev üstlendiğimize inanıyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımız, toplum ve çevre üzerindeki etkilerimizi anlama üzerine şekilleniyor. Sürdürülebilir bir geleceğe yönelik yapabileceğimiz en önemli katkı, ürün portföyümüzün karbon etkisini azaltarak, faaliyet gösterdiğimiz sektörlerin sıfır karbonlu geleceğe geçiş sürecini hızlandırmak olacak. Dünyanın en hızlı ve tamamen elektrikli uçağını geliştirmek, stratejik planımızın önemli bir halkasını oluşturuyor. Bu uçak, 2018 yılında Farnborough Air Show’da lansmanı yapılan “Accelerating the Electrification of Flight” yani ACCEL adlı girişimimizin bir parçası olarak hayata geçiriliyor.

Yazının Devamını Oku

Salgın pilotları paslandırdı

Dünyanın birçok yerinde yüzlerce pilot aylarca uçmadı. Şimdi kısmi toparlanma ile pilotlar işe çağırılıyor. Ama öyle döner dönmez uçmaları mümkün değil. Onları bekleyen bir dizi eğitim var. Şu anda pilot eğitiminde önemli bir yeri olan simülatör eğitimleri için birçok merkezde randevular dolu. Bu yüzden bazı ülkelerde pilotlar uçmak istese de beklemek zorundalar.

Kimi aylarca uçmadı. Kimi işsiz kaldı. Kimi 12 ay boyunca zorunlu izin yaptı. Yeniden uçmaya başlamadan önce verilen yoğun eğitimler normal yenileme eğitimlerin farklı oldu. Daha ağır ve kapsamlı eğitimler uygulanmaya başlandı. Bir bakıma binlerce pilot şimdi yeniden uçmaya hazırlanıyor. Bu hazırlık döneminde havayolu şirketlerine, uçuş eğitim merkezlerine çok ciddi iş düşüyor. Salgından psikolojik olarak etkilenme dışında maddi etkilerle de daha fazla sıkıntıya düşen pilotlar şimdilerde kendilerini toparlamaya çalışıyorlar. Bu durum pilotlar arasında ciddi dikkat dağınıklığına da yol açıyor. New York Times için Londra’dan yazılar yazan Ceylan Yeğinsu, bu konuda geniş bir değerlendirme yapmış. Makalesine de aynen şöyle başlıyor:



HATALAR YAPILDI

“Havayolları hizmeti hızlandırdıkça, izin verilen veya işten çıkarılmış pilotların, kokpite geri dönmeden önce kontrol kulesi ile uğraşmaktan ‘volkanik kül’ senaryolarına kadar her konuda yeniden eğitilmesi gerekiyor. İşe geri dönen bir pilot, iniş sırasında bir uçağın kontrolünü kaybetti ve pistten bir hendeğe kaydı. Daha yeni dönen bir diğeri, soğuk havalarda tehlikeleri önlemek için tasarlanmış kritik bir buzlanma önleme sistemini etkinleştirmeyi unuttu. Diğerleri, dikkat dağınıklığına ve iletişimdeki kesintilere atfedilen yanlış irtifalarda uçtu. Geçtiğimiz yıl boyunca farklı süreler boyunca boşta olan çok sayıda pilotu yeniden eğitme süreci karmaşık ve zorludur. Havacılık uzmanlarının söylediği gibi ‘herkese uyan tek bir beden’ eğitim modeli yoktur. Tipik olarak pilotlar, ne kadar süredir boşta kaldıklarına bağlı olarak çeşitli eğitimler alırlar. Simülatör oturumlarında, olumsuz hava koşullarında olanlar da dahil olmak üzere farklı türde iniş ve kalkışlar gerçekleştirmeleri ve acil durumlar için alıştırma yapmaları istenecektir. Havayolları ayrıca geleneksel eğitim programlarına ek katmanlar ekliyor ve bazı pilotların havacılık zihniyetine geri dönmelerine yardımcı olmak için yer derslerine geri dönmelerini istiyor.”

DOKTORLUK GİBİ

Yazının Devamını Oku

New York kendine geliyor

Koronavirüs New York’u öyle bir vurmuş ki, bir türlü toparlanamıyordu. Yüksek aşılama sayesinde birkaç gündür kentte hareket aşlamış. Ama çoğu yer hâlâ kapalı. Otellerin açık olanları birkaç katını çalıştırıyorlar. Diğer katlar kapalı. Lokantalar, kafeler açılmışlar ama önceki müşterilerinin dörtte birini bile yakalayamıyorlar. Kentin havası hâlâ puslu. Canlanma için yarın çok uzak değil ama yakın görünmüyor.

Abartmayacağım ama bir kentin küllerinden yeniden doğmaya çalıştığını gördüm. 11 Eylül, İkiz Kuleler’e saldırıda da New York’daydım. Birkaç ayda kent toparlandı. Ama şimdi öyle değil. Caddeler yeni hareketleniyor. Pandemide sokaklar, kaldırım taşları, trafik ışıkları uzun günler, haftalar aylar dinlenmişler. Hala yollarda o eski trafik yok. Kalabalıklar yok. Bu yüzden New York sakinleri kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmeye başlamışlar.

Kentin sesinin parçası olan ambulanslar itfaiyeler eskisi gibi her dakika bağrışarak geçmiyorlar. Pandemi de çok can kaybı yaşanmış, hastanelik olanlar taşınmış. Ama şimdilerde çok insan evlerinde. Evde olanlar öyle ocağın altını yanık bırakıp bir yere çıkmadıkları için ev yangınları da azalmış. İtfaiyenin vahşi sirenleri bu yüzden yok. Ambulanslara da eskisi kadar fazla iş düşmüyor.



OTELLER KAPALI

Zenginlik şehrinin siniri bozulmuş. Devasa marka otellerin bazıları hiç açılmamış, bazıları ise birkaç katı açmışlar. Restoranlar ve kafeler açılmak için acele etmişler ama dolulukları çok düşük. Central Park bile insanlarını bekliyor. Mağazalara girdiğinizde stoklar çok azalmış. Belli ki yeni mal almıyorlar. Bir gömlek almak istedim, kaç dükkan gezdim ama bir çırpıda medium beden bulamadım. Bazı mağazaların hala bazı bölümleri kapalı tutuluyor.

Yazının Devamını Oku

Tek çare milli muharebe uçağı

Ekonomik olarak en geride kalan ülkeler dahi mutlaka savaş uçağı alıyor. Yemelerinden içmelerinden kesilerek alınan bu savaş uçaklarıyla satın alındıkları ülkelere uzun yıllar bağımlı kalıyorlar. Yedek parçadan pilot-teknisyen eğitimine, yazılıma kadar sürekli avuç dolusu para harcanıyor. Kendi savaş uçağınızı yapamadığınız sürece yakayı kaptırıyorsunuz. Türkiye de bu yönde attığı adımlarla dikkat çekiyor...

KARADA ya da denizde yapılan savaşlar mutlaka hava desteği ile desteklenmek zorunda. Hava sahalarını mutlaka korumak istiyen ülkelerin savaş güçlerinin en yeni ve en iyi savaş uçaklarına olmaları gerekiyor. Yani silahlarla donatılmış güçlü motorları olan ve gizli yetenekleri ile öne çıkan 5’inci nesil savaş uçakları sıralamada önde yer alıyor. Hava sahasını korumak isteyen her ülke, hava kuvvetleri filosunda en yeni ve en iyi savaş uçaklarına sahip olmalıdır. Şu anda, en yeni silahları, güçlü motorları ve gizli yetenekleri ile 5. nesil savaş uçakları en gelişmiş olanlar. Birçok ülke altıncı nesil savaş uçağı geliştirmek için çalışmalar yapıyor.

BELKEMİĞİ KONUMUNDA

Hali hazırda birçok ülke tarafından 6. nesil savaş uçakları geliştirmeye başlarken, dördüncü nesil savaş uçakları dünyada hava kuvvetlerinin çoğunluğunun belkemiği olmaya devam ediyor. Dördüncü nesil savaş uçakları, modern savaş alanında etkili bir savaş gücü haline getirmek için yeni teknolojiyle yükseltilebilir. Bu uçaklar genellikle 4+ veya 4++ nesil savaş jetleri olarak adlandırılır. Motor gücü, gelişmiş silah sistemleri yüksek performanslı avionikleri, ileri düzeyde uçuş kontrol ekipmanları, düşman radarlarına görünmeme gibi yetenekleri en iyi savaş uçakları sıralamasının ana başlıklarını oluşturuyor.

BAYRAK HEYECANI

Uzun yıllar önce Singapur Havacılık fuarında F35 uçağının kokpit mock-up’ına bindim. Gövde altına doğru projeye katılan ülkelerin bayrakları vardı. Türk Bayrağı’nı görünce de çok heyecanlanmıştım. Nerden nereye. Uçak yapıldı, biz projeye katkı olarak vermemiz gereken paraları ödedik. Türk Bayraklı olarak teslime hazırlanan uçakları da gördük. Ama ABD uçakları vermedi. Türkiye hala üstün kalitede birçok parçayı bu uçak için üretiyor, henüz bu durdurulmadı. Tanesi 100 milyon doların üstünde olan uçaklar için sanırım ölüp bitmiyoruz. Türkiye bir yolcu uçağı yapmak yerine beşinci nesil ve belki daha fazlası kendi savaş uçağını MMU’yu gerçekleştirmek için çaba harcıyor.

HAREKET KABİLİYETİ

Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir bu projenin en sıkı takipçisi. Geçtiğimiz günlerde açıklama yapan Türkiye’nin dahi çocuğu İHA ve SİHA yapımcısı Selçuk Bayraktar’a katılıyorum. Tam olarak böyle olmasa da çok benzeri bir cümle ile, “Verilmemesi belki de daha iyi olur” dedi. Çok haklı, o uçağı aldığınızda yazılımı size belli noktalar arasında sınırlı hareket kabiliyeti veriyor. Öyle çok başınızın sıkıştığı bir çok yerde kullanamıyorsunuz. Ruslardan yeni nesil savaş uçağı alalım dedik. Kendi milli yazılımımızı yüklemek istedik. Onlardan da ‘hayır’ cevabı geldi. Tek çare hızlı şekilde Milli Muharebe uçağımızı yapmak. Dünyanın dört bir yanındaki Türk mühendislerinden yararlanmak. Parayı pulu düşünmeden bu işi yapmak gerekiyor. Belirlenen tarihten bir yıl önce bile uçurulsa bütün dünyanın radarları üzerimize döner.

İŞTE EN GELİŞMİŞ 5 SAVAŞ UÇAĞI

Yazının Devamını Oku

Havadaki penthouse

Fransız uçak imalatçısı Dassault dünyayı şaşkınlığa uğratan bir sürpriz yaptı. Yeni imalatına başladığı geniş gövdeli 6X uçağını uzatıp menzilini arttırarak bir uçak açıklayacak sanıyordum. Ama birden yep-yeni, görülmemiş genişlikte bir gövde, yüksek hızlı, ultra uzun menzilli bir uçak çıkıverdi ortaya. İçinde duştan mükemmel büyük bir yatağa kadar her şey olan uçak ‘Havadaki penthouse’ sloganı ile tanıtıldı. 2025 yılında müşterilerle buluşacak uçağın fiyatı tahminlere göre 75 milyon dolar civarında olacak.

Savaş uçakları ve iş jetleri ile ünlü Dassault firması havacılık dünyasını şaşkına çevirdi. Tam bir gizlilikle hazırlanan yeni iş jetini açıklayınca dünyadaki en iyi, en büyük iş jetleri sıralaması yıkıldı. Ve Falcon 10X adıyla doğacak uçak bütün zamanların en büyüğü ve gelişmişi olarak tepeye yerleşti. Airbus ve Boeing’in yaptığı iş jetlerini saymasak, ki onlar yolcu uçakları gövdelerinden yapılıyor, o uçaklara bu kadar yaklaşan yeni bir uçak hiç gündemde yoktu.



KOCA BİR YATAK

51 bin feet (17 bin metre) yüksekliğe çıkabilen uçak saatte 1.133 km gibi bir sürate sahip. Gövdesinin içeriden yüksekliği 2.03 metre, genişliği 2.77 metre. Rakiplerinin en büyüğünden 20 cm daha geniş. İçeriden uzunluğu 16 metreden fazla. Yani neredeyse bir evin salonu kadar bir yerde uçulacak. Üstelik uçakta mükemmel bir duş var. Yatak, queen size yani kraliçe boyutunda. Koca bir yatak var. Uçağın sessizliği inanılmaz ve 41 bin feet (yaklaşık 13 bin 500 metre) yükseklikte bile yerden bin metre yüksekteki gibi basınca maruz kalıyorsunuz. Bu da 13-14 saat uçsanız bile hiç yorulmadan uçaktan inmenizi sağlıyor. İçerideki hava yüzde yüz saf hava. Böylesini yeryüzünde bulmak mümkün değil. Uçağın toplam 38 penceresi var. İçerisi gün ışığına doyuyor. Pencerelerin büyüklüğü öyle fazla ki aşağı ya da bir yöne bakarken gördükleriniz kadrajlanmıyor.

Yazının Devamını Oku