Artık dünyayı kadınlar yönetsin

“Ufak Tefek Cinayetler”in Taylan’ı Ferit Aktuğ, o rolden sıyrıldı, oyunculuk maratonuna çıktı. Filmleri birbiri ardına vizyona giriyor, bir projenin çekimlerine devam ederken yeni dizi projesi için gün sayıyor. Gupse Özay’ın “Eltilerin Savaşı” filminin seti sonrası bir araya geldiğimiz Aktuğ, sohbetimiz sırasında ilginç bir çıkış yaptı: “Erkeklerin dünyayı getirdikleri nokta ortada. Biraz da kadınlar öne geçsin. Kadın naiftir, doğuran ve yaşatandır. O nedenle dünyayı daha iyi bir yer haline getirebilirler.”

Haberin Devamı

Artık dünyayı kadınlar yönetsin

◊ Bu aralar resmen maraton koşuyorsunuz. Bir film setinden diğerine, dizi setinden tiyatro sahnesine... Son projelerinizden biraz konuşalım mı?

- Malum, şu sıralar “Konuşan Hayvanlar” filmimiz var. Çok güzel bir çocuk filmi. Bursa’da, doğal bir parkta çektik. Tamamen hayvan dostu bir film. Hatta yapım şirketi sağ olsun, gelirini hayvan barınaklarına yardımla değerlendirecek.

◊ Film vizyonda... Hedeflediğiniz gibi çocuk kitleyi yakalayabildiniz mi?

- Sevdiler sevdiler. Ben galaya üç yeğenimle gittim, üçü de severek izledi.

◊ “Konuşan Hayvanlar”dan sonra bir film daha çektiniz, o da vizyon için beklemede diye biliyorum.

Haberin Devamı

- “Bize Müsaade”, evet. Aslında o “Konuşan Hayvanlar”dan önce çekildi. Arkadaşımız Giray (Altınok) yönetti. Film bir akıl hastanesinde geçiyor. Üç kafadar yanlışlıkla bir akıl hastanesine düşüyor ve çıkamıyorlar. Ben o sözde “deli”lerden biriyim. Adım da Yadigar.

◊ Yanlışlıkla akıl hastanesine nasıl düşülür?

- Senaryoya göre eşim problem yaşamış ve oraya düşmüş, ben de onun peşinden hastaneye girmiş bir adam rolündeyim. Herkesin hikayesi farklı.

◊ Bir filminiz daha var...

- Evet, Gupse’nin (Özay) filmi var; “Eltilerin Savaşı”. Gupse hem senarist hem oyuncu. Onur Bilgetay yönetmeni. Merve Dizdar ve Uraz Kaygılaroğlu da oyuncu kadrosunda. Bu iş gerçekten çok eğlenceli. Biz de sette çok eğlendik zaten.

◊ Çekimler bitti mi?

- Yok, hâlâ devam ediyor. 31 Ocak’ta vizyona girecek.

Artık dünyayı kadınlar yönetsin

DİZİ MOLASI EYLÜLDE BİTİYOR, “YABANCI” GELİYOR

◊ Gelelim dizilere... En son...

- En son “Ufak Tefek Cinayetler” vardı. Güzel işti. Ben Taylan rolündeydim.

◊ Hatırlıyorum tabii, kaçırmıyordum hiç. Taylan iyi bir eşti...

- Klasik Türk erkeği aslında. Eşini çok seven bir adam. Ama uzun zamandır evli olduğu için gözü biraz dışarıda. Çok eğlendim ben Taylan’ı oynarken.

Haberin Devamı

◊ Ne kadar sürecek bu dizi molası?

- Bitti bitiyor (gülüyor). Şimdi “Yabancı” diye bir dizi var önümüzde. Eylülde başlayacak. Orada da Gencer diye bir karakteri oynayacağım. Görünürde kötü bir karakter, ben onu elimden geldiğince haklı tarafa çekmeye çalışacağım.

◊ “Ben her rolü oynarım” diyenlerden misiniz? Yoksa rol seçer misiniz?

- Yok her rolü oynayamam. Sevdiğim rolü oynarım da sevemediğim rolü hayır.

◊ Yurtdışıyla karşılaştırsanız, Türk oyuncular hakkında ne söylersiniz?

- Türkiye’de çok fazla dizi çekiliyor. O nedenle dizi oyuncularımız gerçekten çok antrenmanlı. Sonuçta yabancı oyunculardan çok daha uzun saatler çalışıyoruz. Dolayısıyla işi pratikleştirdik, doğallaştırdık. Yani bence iyi yerdeyiz. Üst düzey, fırsat verilse çok daha iyi yerlere gelebilecek oyuncularımız var.

Haberin Devamı

ADANA’DAN ÇIKMAK İÇİN ÜNİVERSİTE KAZANDIM

◊ Oyunculuk çocukluk hayaliniz miydi?

- Değildi. En başlarda itfaiyeci olmak istiyordum. Sonra bir dönem uçak mühendisi olmak istedim, çünkü havalı geliyordu kulağa. Çocukluktan çıktıktan sonra bu tür hayaller de bitti. 

◊ Oyunculuğa geçiş nasıl oldu?

- Adana-Ceyhan’da yaşıyorduk. Ben artık buradan bir çıkayım dedim, sıkıldım yani. 17 yaşında falandım. Adana dışına çıkmak için üniversite tercihlerimi ona göre yaptım, Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Bölümü’nü kazandım. Üstelik tembel bir öğrenciydim. 

◊ O okulu nasıl kazandınız peki?

- Ceyhan’dan çıkayım diye deli gibi ders çalıştım. Hatta kazandığım yeri duyunca millet şoke oldu. Lise müdürümüz bile inanamadı, “Nasıl başardı, kendisi okula hobi ols un diye gelen öğrencimizdi” dedi (gülüyor).

Haberin Devamı

◊ Hedef üniversite değil Adana’dan çıkıştı yani...

- Aynen öyle. İzmir’de 6 senem çok güzel geçti. Tahmin edeceğiniz üzere, 4 yıllık üniversiteyi 6 senede bitirebildim.

◊ İşin içinde hâlâ oyunculuk yok...

- Var. Üniversitedeyken biraz tiyatroya ilgi başladı. Ayrıca İzmir’de yayın yapan bir yabancı müzik kanalında program sundum. Bir de canlı yayın yaptım. Radyoda bu işlerin temeli yavaş yavaş atıldı. Okulun 6’ncı senesinde, nasılsa iki dersim kaldı deyip İstanbul’a geldim. Burada Akademi İstanbul diye bir sanat okuluna başladım. Ve devamında ilk dizim geldi; “Koçum Benim”.

DOLMUŞ PARASI İÇİN KOLTUK MİNDERLERİ ARASINDA BOZUKLUK ARARDIM

◊ Bir dönem mankenlik revaçtaydı, şimdi de herkes oyunculuğa hevesli. Gençler bu işi kolay sanıyor sanki...

Haberin Devamı

- Valla kolay değil ya, hiç o yanılgıya düşmesinler.

◊ Akıllarında kolay para kazanma fikri var gibi geliyor bana...

- O da ayrı yanılgı. Benim bu işi yapar ken parasız kaldığım çok dönem oldu. Koltuk minderlerinin arasında dolmuş parası çıkarmak için bozukluk aradığımı bilirim. Sandıkları gibi kolay bir yol değil yani. İş de zor, kendini göstermek de. 

◊ Boş kaldığınızda neler yapıyorsunuz, kendinizi nasıl geliştiriyorsunuz?

- Sinemaya çok gidiyorum. Haftada üç-dört kez giderim.

◊ Sinema dışında...

- Evde kitap okuyoruz eşimle. Aynı kitapları okuruz bir de. Otururuz karşılıklı, “Bak burada da nasıl oldu gördün mü” diye diye okuruz.

◊ Ya aksiyon, adrenalin?

- Dron’um var, çıkıyorum onu dolaştırıyorum, etrafı çekiyorum falan. Motosikletim var, motosikletle gezmeyi de severim. Eşimle çıkıyoruz, pır pır pır Göktürk, Şile falan geziyoruz.

◊ Hobilerinin ortak olması bir çift için büyük şans... Şanslısınız...

- Öyle. Kafadarızdır biz.

◊ Hem ruh eşi hem kafa dengi bir arada, bulmak çok zor...

- Sevgi, aşk falan evet ama zaman geçince... Anlıyorsun ki iyi arkadaşı bulmak, yaptığınız şeylerden beraber zevk almak daha önemli.

◊ Eşiniz de bu sektörde mi?

- Bahar aslında spor akademisi mezunu ama o da bir dönem eğitim aldı ve bir dizide oynadı. Yanlış hatırlamıyorsam 2012’ydi. Sonra bir daha olmadı ama.

 YÖNETMEN OLSAM HAYAT GİBİ BİR FİLM ÇEKERİM

 ◊ Yapımcılık ya da yönetmenlik gibi hayalleriniz var mı?
- Tabii ki yönetmenlik ve yapımcılık yapmak isterim. İnşallah öyle bir fırsatım olur.

◊ Yönetmen olsanız, nasıl bir film çekmek istersiniz?

- Hem eğlenceli hem dramı olan, tam da hayat gibi bir film çekerdim. Oyuncularım da çok iyi olsun. Şu an hayalini kurmaya başladım bile (gülüyor).

◊ Ufukta kesinleşen yeni projeler var mı?
- Geçen sene DasDas’ta “Timsah” diye bir oyunumuz vardı. Onun devam edip etmeyeceği henüz netleşmedi. Şimdi Ömer Faruk Sorak’ın bir filmi var, belki onu yapacağız.

◊ “Dizi mi yoksa film mi?” diye sorsam... Bir ayrım yapar mısınız?

- İkisinin de yeri ayrı, ikisi de baş tacı benim için. Sadece sinemanın şöyle bir avantajı oluyor; tüm teksti bildiğiniz için, karaktere daha iyi sahip çıkıyorsunuz.

◊ O açıdan bakarsanız dizi de sonu bilinmediği için başka bir heyecan...

- Orası öyle. Heyecanlı ama bazen dizilerde sırf süreyi uzatabilmek için konu absürt yerlere gidebiliyor. Ya da reyting düşük diye pat diye bitiriveriyorlar.

◊ Sit-com’ları bir ben mi özledim diye düşünüyorum bazen. Mesela “Tatlı Hayat”... Tekrarları bile hâlâ çok keyifli geliyor.

- Ben de özledim gerçekten. “Avrupa Yakası” da çok güzeldi. Gerçekten pek çekilmiyor artık. Niye acaba?

◊ Biraz aksiyon ağırlık kazandı son dönemde sanki.

- Belki.

◊ Türkiye’de en çok hangi oyuncuları beğeniyor ve keyifle izliyorsunuz?

- O kadar çok var ki. Şener Şen’inden Çetin Tekindor’una, Haluk Bilginer’ine... Yaşıtlarımızdan Mert Fırat’tan Kıvanç Tatlıtuğ’a. Çok fazla beğendiğim isim var.

◊ Peki en çok kimlere gülüyorsunuz?

- Murat Cemcir ve Ahmet Kural’a gülerim. Engin Günaydın’a, bizim Onur Buldu’ya... Bu alanda da çok isim var, böyle üç beş isim sayınca olmuyor.

◊ Önder Açıkbaş geçenlerde kadınların mizah açısından iyi olmadığını söylemiş. Sizi güldüren kadın oyuncular, komedyenler yok mu?

- Tabii ki bir sürü oyuncumuz var. Binnur Kaya ile çalıştım mesela “Aramızda Kalsın”da. Nefis bir kadın, çok komik bir kadın. Ümit Ünal’ın “Sofra Sırları” filminde Demet Evgar’la oynadık, aynı şekilde. Gupse Özay, Gülse Birsel...

◊ Sosyal medyayla aranız nasıl?

- Sosyal medya artık bir zorunluluk gibi. Elimizden telefon düşmüyor. Bu da dönemin gerektirdiği bir şey. Demek ki bu da böyle bir dönem.
Belki bir 10 sene sonra telefonlardan sıkılacağız, belki “Bunlar çok vaktimizi alıyor” deyip eski telefonlarımızı alacağız elimize. Bilemeyiz ki...

KADIN UZLAŞMACI ERKEK GADDAR

◊ “Ufak Tefek Cinayetler”, kadınların ön planda olduğu bir işti.
- Ne düşünüyorum biliyor musunuz, kadınlar dünyayı daha güzel yönetebilir. Gerçekten. Belki 5 bin yıldır erkekler yönetiyor, bir 300 sene de kadınlar yönetsin bakalım ne olacak.

◊ Biz talibiz...

- Buyurun yapın. Çünkü kadınlar naiftir. Kadın doğuran ve yaşatandır. O nedenle daha uzlaşmacı, empatisi daha yüksektir. Erkekse genlerinden gelen bir savaşçılık olduğu için daha gaddar taraf. O nedenle kadınlar dünyayı daha iyi bir yer haline getirebilir diye düşünüyorum.

◊ Otorite konumundaki erkekler sözde kadın ve erkeğe eşit mesafede duruyor ama kadınlar yol almak için hep daha fazla mücadele etmek zorunda kalıyor. Bir de kadını en zayıf yerinden, çocuklarından vuruyorlar. “Kadın çocuğundan çok ayrı kalırsa çocuk şöyle etkilenir” gibi söylemler dillerde. Her şey annelik üzerinden kurgulanıyor.

- Kadını sadece anne olarak konumlandırmak doğru bir şey mi? Bence değil. Kadın zaten doğuran ve üreten olduğu için geninde iyileştirme, düzeltme, yaşatma var. Bu özellikleri senin ülkenin her alanına yayman lazım.

◊ Her alanda istihdam yüzde 50-50 olsa mesela.

- Yoo, yetmez. Bence çoğunluğu alsın da bir görelim. Yıllardır erkeklerin dünyayı getirdikleri nokta ortada. Biraz da kadınlar öne geçsin, hatta yüzde 80’lere çıksın oranları, bir de öyle görelim. Çok daha empatik bir dünya olabilir.

BABA OLMAK İSTİYORUM

◊ Ailenize bağlı mısınızdır?
- Türkiye’de aile çok önemlidir zaten. Ben de aileye çok önem veriyorum, aileci bir çocuğum. En rahat ettiğim yer ailemin yanı, her zaman böyle oldu.

◊ Baba değilsiniz henüz bildiğim kadarıyla. Aileniz büyüsün istiyor musunuz?
- Yok, değilim. 6 yıldır evliyiz, artık niyetine girdik ama. Baba olmayı çok istiyorum, iki-üç yıldır aklımda. Tüp bebeğe gidilecek gibi görünüyor. 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları