Ucuz etin yahnisi olmaz….

İthal ucuz et hayvancılığın, çiftçimizin geleceğini karartıyor.

Haberin Devamı

Taşıma su ile değirmen dönmez ki…. İthal et ile nasıl hayvancılığımız kalkınır?Tüketiciye  kısa soluklu bir tampon etkisinin dışında uzun vadede hayvancılığımızın adım adım sonuna yaklaşır buluruz kendimizi.

 

Yıllarca beslediği hayvanı beş paradan satıp, terkeder yerini yurdunu çitfçi. Hayvancılık yapacağına bilmediği işler yapar, sıradan bir işçi olur, şanslıysa o da, ya da günlük işlerde ailesini geçindirmeye çalışır. Bilmediği bir şehirde, kültürde yok olur gider.

 

Et ithal ederek yerli hayvan ırkını da koruyamayız, çiftçimizi de. Kırsal kalkınmayı da başından kesip atmış oluruz. Çiftçiye bildiği iş için kredi, teşvik, mazot indirimi vereceğimize, onun etine piyasa oluşturacağımıza yurtdışından et alırsak, hayvancılığımızı öldürürüz.

 

Haberin Devamı

İlk defa yazdığım bir konu değil bu, kırsal kalkınma, ailelerin göç etmesi, bu sefer de hayvancılık üzerinden aynı kelimeleri sarfediyorum. Elimizdeki değerlerin bu kadar farkında olmamak, yurtdışından gelen ürünlerin kendi ürünlerimizden ucuz olduğu için tercih edilmesi hem biyoçeşitliliğimizi hem de mesleklerimizi öldürüyor, kültürümüze sekte vuruyor. 

 

Sıfır gümrük ile ithal edilen et, iç piyasaya Et ve Süt Kurumu aracılığı ile marketlere, yemek şirketlerine, kasaplara satılıyor. Oradan da nihai tüketiciye ulaşıyor.

 

Merak ettiğim o kadar ucuza et ithal edilebiliyorsa ve bundan ihracat yapan ülke para kazanıyorsa, o ülkede hayvancılık nasıl yapılıyor… O etten kar elde edilmese ülke neden satsın? Demek ki, eti değil, yetiştirme modelini örnek alabiliriz.

 

Bir avuç kıyma ile 10 kişilik aileyi doyurabilen becerikli ev kadınlarımız var neyse ki. Ama öte yandan etsiz doymayan bir halk da var, hani eti sebze olarak tüketenlerden bahsediyorum. Kahvaltıdan akşam yemeğine her öğün etten oluşuyor. Bir de kıtlıktan çıkarmışçasına ‘steak-house’larda kendini bulan bir kısım da.

 

Haberin Devamı

Gene yediğimiz etin nereden nasıl geldiğini sormak, güvendiğimiz yetiştiriciden, kazandığını gene işine yatıran, kırsal kalkınmayı da destekleyen iş modellerinden vazgeçmemek gerekiyor.

 

İç piyasayı, üretimi desteklemek de. 

 

İlla ki!
Peki o zaman illa ki et yemesek olmaz mı? Yemeğin lezzet için ete ihtiyacı yok ki! Zeytinyağı, soğan, sarımsak, baharat, yeşil otlar ne güne duruyor…

 

Hani zaten önümüz kış… Şöyle bol baharatlı, sıcacık, kaşık sallayabileceğimiz tencere yemeklerine kıyma koymayıverin mesela.


Kimyon, kişniş, karabiber…


Güzel bir domates kurusu, bir parça maydanoz, limon kabuğu, sarımsağın tatlandıramayacağı şey yok…

 

Kök sebzeler kavrulmayı bekler. Patatesler fırınlanmayı.

 

Haberin Devamı

Turp, havuç, pancar ince şeritler halinde çıtır çıtır salata olmayı bekler. Üzerine tahinle, nar ekşisiyle, yerli susamla, sızma zeytinyağıyla…

 

Lahana çıtır çıtır salata olmayı, turşu basılmayı da…

Yazarın Tüm Yazıları