GeriTolga AKYILDIZ Linç kurbanı oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Linç kurbanı oldu

Sia, her açıdan iyi ve kendine has bir müzisyen. Kendi yazıp yönettiği ‘Music’ filmi konusuyla ve işlenişiyle ilgili çok eleştiri alsa da soundtrack albümü yerden yere vurulacak bir iş değil. Ancak vasatın az üstünde konumlanıyor.

Linç kurbanı oldu

Pop yıldızı Sia, yükselen satış grafiği, liste başarıları, ödülleri, sanatsal kaygıları bir yana, neresinden bakarsanız bakın iyi bir müzisyen. Kariyerinin tüm dönemlerinde kolayca fark edebildiğimiz bir kendine haslığa sahip. Bu nedenle eleştirirken bağlamı unutmamalı; bütünün içindeki yeri ve Sia’nın niyetini hesaba katmalıyız.

Sia, ilk kez bir film yazıp yönetmenliğini yaptı. ‘MUSIC’, çok inandığı bir film oldu. Hatta Altın Küre’de, başrolündeki Kate Hudson’a ‘Bir Müzikal veya Komedide En İyi Kadın Oyuncu’, filme de ‘En İyi Film’ adaylığını getirdi. “Cesur bir Sia projesiydi ve otoritelerden tam not aldı” şeklinde bağlamak isterdim konuyu. Ancak ne yazık ki filmin senaryosuna dair tartışmalar, sosyal medya linçleri, ağır sinema eleştirileri Sia Furler’ın yakasını bırakmadı. Sebebi, ‘Music’te ‘otizm’ üzerinden anlattığı hikâyeydi. Özetle bağımlılıktan kurtulmuş eski bir uyuşturucu satıcısı, otizmli bir kızın bakımını üstleniyor ve bir mücadeleye girişiyor. Ancak otizm çevreleri Sia’nın yaklaşımını problemli bularak isyan etti.

Linç kurbanı oldu

Twitter hesabını kapattı

Sia bir sosyal medya lincine maruz kaldı. Hatta sonunda “Kabul ediyorum, yanlış insanların hikâyelerini dinledim; daha derinlemesine araştırmalıydım ve tüm sorumluluğu üstleniyorum” diyerek Twitter hesabını kapattı üstelik.

Soundtrack albümün en büyük dezavantajı filme düşen gölge. Ama bir müzik albümü olarak baktığımda idare ettiğini söyleyebilirim. Bir film müziği seçkisini bağlamından koparıp nasıl sevebileceğimiz ayrı bir tartışma konusu da olsa, ‘Music’ bir albüm olarak Sia’nın geçtiği tüm müzikal evrelerden izler taşıyan konsept bir yapıt ve yerden yere vurulacak bir iş değil. Hatta içinde kimi parlak müzik fikirleri taşıyor da diyebiliriz. Ama vasatın az üstünde konumlanıyor.

Sadece, filmden ilham almış sekiz şarkıyı dinlemek size bir şey ifade eder mi bilmiyorum ancak David Guetta’lı ‘Floating Through Space’ ile başlayabilirsiniz. Filmi dijital ortamda izleyebilmek için siamusic.net adresindeki Türkiye bölümünü takipte olun.

HER YER EV, HER YER MÜZİK!

Yeni dalga müzisyenlerin ayırt edici özelliklerinden biri de ‘akış’a güvenmeleri. Akıllarına eseni yapıyor ya da plan, program bilmiyorlar demeye getirmiyorum lafı. Bilakis, sanatsal yaratıcılığa yer açacak fırsatları iyi değerlendiriyorlar; kafaları da tamamen bu şekilde çalışıyor.

Dijital dinleme platformlarındaki başarılarının üniversiteli bir hayran kitlesi yaratıp kalabalık konserlere, oradan turnelere zemin hazırlaması, bu dominonun tersten de çalışıp konserden dijital dinlemeye dönüşmesi çift yönlü yeni bir yol. Ayrıca bağımsız ruhun korunması, videolarda basit ama cinlik barındıran görsel fikirlerin tercih edilmesi, yeni dalga müzisyenlerin sihrini kısmen açıklıyor. Ancak esas sır, bu kolektif ruhun sahiciliği; birlikte yükselmenin her birine faydalı olacağına dair önsezileri, gelenekselin tuzağına düşmeyişleri...

Linç kurbanı oldu

Yeni nesil müzisyenlerden Sedef Sebüktekin, Birkan Nasuhoğlu, Canozan ve Nova Norda daha önce ortak projelere imza attılar. Bazen kayıtlarda, bazen sahnelerde birlikte oldular. Buradan iyi dostluklar çıktı. Akıllarında kolektif bir sahne projesi vardı. Adına ‘Evde’ dediler. Dört müzisyen sahnede buluşacaktı ama salgın nedeniyle olmadı. Onlar da karantinayı engel değil fırsat olarak görüp projelerini daha ileri götürdüler. Sapanca’da sessiz bir evde dört müzisyen, birlikte 21 gün yaşadılar. Güldüler, eğlendiler, düşündüler, konuştular, şarkılar yazıp söylediler. Ve sonunda 8 şarkılık ‘Evde’ albümü ortaya çıktı. İlk videosu ‘Bir Yol Buldum (Nova Norda)’a çekilmişti; sıradaki video ‘Zehir (Sedef Sebüktekin)’ ve 3 Mart’ta yayımlanacak.

Albümün hem gidiş yolu hem de sonucu doğru. Yeni nesil müzisyen için kolektif çabanın, müzikal yaratıcılığın ve özgürlüğün olduğu her yer ev artık.

X

Disko kraliçesi olacak

Bir kanepede, bazen tek başına, bazen de başkalarıyla söylediği cover şarkılarla tanıdığımız Zeynep Bastık’ın ilk albümü ‘Zeynodisco’ hazır... Sanatçı, geçen günlerde albümün ilk teklisi olarak ‘Bana Sorma’yı yayımladı. Bu tekli iyi bir başlangıç, dijital kuşağı disko ortamına çağırması da ayrıca güzel.

Zeynep Bastık yeni şarkılar, cover’lar ve eşlikler dönemini bitirmiş gibi görünse de ‘Zeynep Bastık ve Konukları’ programı bu açığı kapatıyor. Bastık’ın başkalarının şarkılarını, bazen tek başına, bazen de başkalarıyla söylediği meşhur ‘performans kanepesi’nden yola çıkılmış bu formatta...

Program, gücünün büyük bölümünü internet ünlülerinden alan Exxen TV’ye de, şöhretinin müsebbibi cover’dan, eşlikten yana başarılı olan Bastık’a da piyango oldu. Zira sanatçı, performans videolarını YouTube’a da yüklüyor, bir tuşla iki kuş...

Bastık’ın kalbi bugünlerde ilk albümü ‘Zeynodisco’nun heyecanıyla atıyor. Geçen günlerde albümün ilk teklisi olarak ‘Bana Sorma’yı yayımladı.

Teklisi ‘Her Yerde Sen’i 2019’da dinlemiştik. Daha sonra, ‘Uslanmıyor Bu’, ‘Her Mevsim Yazım’, ‘Bir Daha’, ‘Boş Yapma’ ve bir reklam teması olan ‘Kendi Yolumuzda’ gibi şarkılarıyla bizi ilk albümüne hazırlamıştı. Hem de pandemi derdi içindeyken... ‘Dargın’ şarkısında Emir Can İğrek’le, ‘Bırakman Doğru mu’nun ikinci bölümündeyse Anıl Piyancı’yla işbirliği yapmıştı.

Şimdiyse albümünün adından anlaşılacağı üzere kendi tarzında bir ‘disko’nun açılışını yapıyor...

Bastık, ‘Bana Sorma’ için “‘Zeynodisco’nun eğlenceli tarafını temsil eden bir şarkı” diyor. Süreç içinde birçok farklı ruh hali ve duyguyu simgeleyen çeşitli videolar izleyeceksiniz. Albümün görsel dili zengin, bolca dans içeren, standardı yüksek ilk iki videosu için Amerika’dan gelen (Kerimcan Durmaz’ın videosunu da yönetmişti) Ecem Lawton ve koreograf Marvin Brown’u, ayrıca star dansçılarını kutlarım. Duyduğuma göre albümün tamamında dans etmek mümkün olacakmış. Tamamı 21 Mayıs’ta yayımlanacak ‘Zeynodisco’daki parçaların büyük çoğunluğunda söz ve müzik imzası Zeynep Bastık ve Serhat Şensesli’ye ait... ‘Bana Sorma’ iyi başlangıç; dijital kuşağı, disko ortamına çağırması da ayrıca güzel.

MÜZİSYENLİK YOLUNU SEÇTİĞİ İÇİN KENDİSİNİ KUTLAMALI!

Yazının Devamını Oku

Edis’in dönüşümü

Yeri geliyor Gülşen’le düet yapıyor, yeri geliyor Bugy’yle trap’in dibine vuruyor. O, ‘hibrit bir pop yıldızı’. Yeni teklisi ‘Martılar’ da trap ruhunu koruyan Latin soslu ve güçlü bir şarkı. Kendisini takdirle takip ediyor, albümünü sabırsızlıkla bekliyorum.

Edis’in ‘hibrit’ bir pop yıldızı olduğunu düşünmüşümdür hep. Neden hibrit? Çünkü geleneksel satış mecralarından, anaakım sound’undan geçen; magazin aygıtlarının odağına giren bir star olmasının yanı sıra dijital kuralları gayet iyi bilen, yeni neslin seçimi olmayı da başarmış ve vizyoner bir müzisyen. Dünyadaki kent kökenli popüler sound’ları yakından takip ediyor. Kendi sound’u da bir süredir net şekilde form değiştiriyor. Salgının ilk yılını iki tekliyle geçiren ve bu teklilerden biri olan ‘Nirvana’da Gülşen’le düet yaparken rap’çi Emrah Karakuyu’yla çalışan Edis’i, ikincisinde Bugy’yle yola çıkıp trap’in dibine vururken görüyoruz.

‘Nirvana’ bir geçiş teklisiydi. Edis geçen günlerde ‘Perişan’ımdan sonra yeni albümün ikinci teklisi olan ‘Martılar’ı da paylaştı. ‘Martılar’ın üretimi sırasında yine Emrah Karakuyu’yla çalışan Edis, trap ruhunu koruyarak Latin soslu ve güçlü bir şarkı yapmayı başarmış. Emrah Karakuyu’yu da tebrik ederim, doğru bir elbise dikmiş Edis’e.

Riskli bir sürecin içinde olsa da Edis popülerliğinde bir isim, yaptığı işin arkasında durarak bugün risk almayacak da ne zaman alacak? Takdirle takip ediyorum kendisini, albümü de sabırsızlıkla bekliyorum.

Bu stratejik dönüşümde payı olduğunu gördüğüm iki önemli isimden söz etmek isterim size. İlki, Ozan Çolakoğlu. Türk popunun anaakımına en usta dokunuşları yapmış bir prodüktör olmakla birlikte aranjör olarak imzasının olduğu bu son işlerle kendisini de dönüştürüyor.

İkinci isimse Rıza Okçu. Okçu, Ezhel’in müzik menajeri. Mabel Matiz’in ‘Toy’una DJ Artz’la dokunmuştu, şimdi Edis şarkılarına da A&R (sanatçı ve repertuvarı bir araya getiren) olarak dokunmuş. Diğer bir deyişle işin içine uygulayıcı-yapımcı gibi girerek sanatçı- şarkı-hedeflenen sound üçgenini oluşturan kişi o. ‘Martılar’ın kısa sürede kazandığı başarılar da bu ekibin yeni sürprizlerinin habercisi.

HEP BÖYLE KAL LANA!

35 yaşındaki Lana Del Rey’in 10 yıllık müzik kariyerini özetlemeye çalışayım... ‘Video Games’ adlı şarkısı karşıma çıktığında fevkalade gizemli, kendine has bir müzisyenle karşı karşıya olduğumu anlamıştım. Şarkı bir yandan heyecan uyandırırken diğer yandan huzur vaat eden bir duygu yaratmıştı bende.

Yazının Devamını Oku

Gelecek onlar için çok parlak

İlgi ve başarıyı sürdürülebilir kılmak çok zor iştir. Ancak Dolu Kadehi Ters Tut, şarkı yazarlığı becerisiyle bu zorluğun üstesinden geldi. Türkiye’nin en başarılı yeni nesil pop-rock gruplarından biri oldu. Son albüm ‘DKTT’ de bunu kanıtlıyor.

Dolu Kadehi Ters Tut, 2015’in sonunda ilk albümü yayımlayınca ‘Tuhaf isimli, yeni nesil gruplardan biri’ diye düşünmüştüm. Albümün adı da ‘Polonya’nın Başı Dertte’ olunca önyargım pekişmişti. Ancak sonradan fikrim değişti. İlk kez 2013 ve 2014’te dinleyip beğendiğim Yüzyüzeyken Konuşuruz’un ‘Evdekilere Selam’ ve Adamlar’ın ‘Eski Dostum Tankla Gelmiş’ albümlerinden sonra 2015 tarihli Son Feci Bisiklet albümü ‘Vesaire’ ile birlikte radarıma girdiler.

Yeni nesil gruplardan beğendiğim birçok isim vardı ancak bir tutum ortaklığı içinde gördüğüm ve dijital dinleme/izleme platform algoritmalarının pek sevdiği bu dört grup yerlerini hep korudu benim için. 2012’de yayımladıkları ilk albümleri ‘Full Faça’ ile onlara yol açtığını düşündüğüm Büyük Ev Ablukada’ya da selam yolluyorum.

DKTT
Dolu Kadehi
Ters Tut
DKTTmusic

ŞARKI YAZARLIĞI BECERİSİ...

Yazının Devamını Oku

‘Sırrımız ustaların bıraktığı miras’

Dünyanın dört bir yanından, söyledikleri türkülerden tek kelime anlamayan bir hayran kitlesine kavuştu Altın Gün. Grammy’ye aday gösterildi, birçok festivale katıldılar. Şimdi de yeni albümleri ‘Yol’ ile karşımızdalar. Bir de bu akşam konserleri var.

Türkiye ziyaretinde 70’lerin Anadolu popundan etkilenen Hollandalı basgitarist Jasper Verhulst ülkesine döndüğünde kararını vermişti: Gitarist Ben Rider ve davulcu Nic Mauskovic’le birlikte Türk solist arayışına girdiler. Merve Daşdemir ve Erdinç Ecevit Yıldız’da karar kıldılar. Gruba en son perküsyoncu Gino Groenevald katıldı ve sonra yeni davulcu Daniel Smienk oldu. Solist Daşdemir, Türkler için ‘altın günü’nün önemini açıkladı. Amsterdam merkezli Anadolu pop ve Türk saykodelik folk grubu Altın Gün böylece kuruldu.

‘Goca Dünya’ şarkıları onları geniş kitlelerle tanıştırdı. Derken ilk albüm ‘On’ ve ikincisi ‘Gece’ geldi. Şimdi grup üçüncü albümleri ‘Yol’ ile türkü dağarcığına yeni şarkılar katıyor. ‘Yol’ da tıpkı Grammy adayı olan ‘Gece’ gibi bizim toprağın geleneğini çağdaş zemine taşırken 80’lerin Avrupa’sının synth pop’una, hatta 70’lere gönderme yapıyor.

Şarkı listesinden ‘Esmerim Güzelim’, ‘Sevda Olmasaydı’, ‘Kara Toprak’, ‘Arda Boyları’, ‘Bulunur mu’, ‘Ordu’nun Dereleri’ ve ‘Yüce Dağ Başında’nın öne çıkacağını umuyorum.

Altın Gün; Hollanda, İtalya, Fransa, Danimarka, İsveç, Fransa ve Almanya’da birçok konser verip festivallerde yer aldı, Tame Impala ile turne yaptı. Bizim dışımızda, söyledikleri Türkçe şarkılardan tek kelime anlamayan ancak gruba hayran bir kitle oluşturmayı başardı. Yeni albüm üzerine Erdinç Ecevit Yıldız ile görüntülü konuştuk...

Yeni albümde de bizim anonim ezgiler ve Türkçe sözlerle Avrupa ve Amerika’da ilerlemeyi sürdürüyorsunuz. Altın Gün bestelerinden oluşan ya da İngilizce bir albüm planlıyor musunuz?

Şimdilik İngilizce albüm yapma planımız yok. Ancak diğer solistimiz Merve Daşdemir’in besteleriyle bir EP yapma düşüncemiz var. Bu müjdeyi de buradan vereyim.

Yazının Devamını Oku

70’lerden 90’lara bir Akdeniz gezmesi

Samimi şarkı yazarlığı ve harika vokaliyle dikkat çeken Melike Şahin’in ilk albümü ‘Merhem’ birbirinden başarılı 10 şarkıdan oluşuyor. Son derece dişil ve rock’n roll bir enerjiye sahip, elektroarabesk altyapıyı modernle birleştiren albümün oldukça geniş bir kitleye ulaşacağından eminim.

Yaklaşık üç yıl önce ‘Müzikte Üçüncü Yeni Kadınları’ başlıklı yazım için Melike Şahin’le bir röportaj yapmıştım. ‘Tutuşmuş Beraber’, ‘Deli Kan’, ‘Beni Yalnız Koma’, ‘Sevmek Suçsa Suçluyum’, ‘Bi Fırlatsam’, ‘Arapina’ gibi iyi şarkılarından sınırlı bir kitle haberdardı henüz. Şahin’e yeterince ünlü olamamış olmakla ilgili duygularını sorduğumda “Dinleyicilerimin bazısı daha çok insana ulaşmamı, bazısı gizli kalmamı, bazısı da popülaritenin beni bozacağını düşünüyor. Genellikle de keşfetmekte geç kaldıklarına üzülüyorlar. İyi işin er ya da geç alıcısına ulaşacağından eminim; içim çok rahat” şeklinde yanıtlamıştı. Hakkı vardı, iyi şarkılar mutlaka muhatabını buluyordu. Aradan geçen sürede yine şarkılar yazıp söyledi, onu sevenlerin sayısı arttı, artık albümünü beklemekteydik. O röportajda adının ‘Merhem’ olacağını söylediği albümü için “Ben yaralarıma şarkı yazıp söyleyerek merhem buldum. Merhem, bambaşka kapılar açacak. Acının içinden geçerek bir yol bulacağız. Bir süre bekleyeceksiniz ama değecek” diyordu Melike Şahin.

Bugün, 10 şarkılık ilk albümü baştan sona ve defalarca dinledikten sonra yanılmadığını görüyorum. Solo kariyeri artık ‘taze’ değil. Hatta kendisi pişmiş ve samimi haliyle hem şarkı yazarı hem de harika bir vokal olarak ‘Merhem’in hakkını vermiş. Tamamı iyi şarkılardan oluşan ‘Merhem’ albümü mutlaka geniş bir kitleye ulaşacak ve beklediğimize de değmiş.

Albümün tamamının sözlerini yazan, birçok bestesine imza atan, sanat yönetmenliğini ve müzikal prodüktörlüğünü üstlenen Şahin yalnız değil; yaratıcı bir beyin takımının parçası… Mabel Matiz, Sabi Saltıel, Uri Brauner Kinrot, Can Güngör, Emre Malikler, Elif Dikeç ve Dijf Sanders’ın dokunuşları bütünlüklü bir sound çıkarmış ortaya. İyi şarkılara doğru düzenleme yapıldığında bazen Yeşilçam, bazen Onno Tunç tarzı keyboard’ların, yaylıların yarattığı büyü, elektrobağlamanın önerdiği coşku tadından yenmiyor. Akustik şarkılarıysa sakin birer limana dönüşüyor… 70’lerden 90’lara Akdeniz gezmelerine çıkan ‘Merhem’de gayet dişil ve rock’n roll bir enerjiyle, elektroarabesk altyapıyı modernle birleştiriyor. Netice? Kalifiye pop!

Henüz dinlemediyseniz, ocakta yayımlanan ilk teklisi ‘Uykumun Boynunu Bükme’den başlayıp Mabel Matiz şarkısı olduğunu belli eden ‘Nasır’la devam edin. Arkasından ‘Hepsi Geçti’, diğer 7 şarkıya açılan kapınız olacaktır. Melike Şahin, ilk günden beri samimi şarkılar, sade videolarla güzel hikâyeler anlatıyor. Ne mutlu ona ki dinleyici kitlesi bu albümle gitgide büyüyor. Spotify’daki aylık dinleyicilerinin de YouTube izlenmelerinin de sayısı hızla artmakta.

ALBÜMDEN ÖNCE YOLA GELMİŞ

Çalışmanın adının neden ‘Korkutucu Saatler 2’ olduğunu açıklayarak başlayalım: Drake son dönemi kendi kataloğundan medet uman kimi ‘temcit pilavları’ ve demo albüm güzellemesiyle geçirdi. Bu ticari bakışını yadırgamamakla birlikte bir bomba patlatmak üzere olduğunu da biliyorduk. Bu yılın başında yayımlanması planlanan ancak çıkışı ertelenen yeni albümü ‘Certified Lover Boy’a kavuşmamıza birkaç ay kaldığını tahmin ediyorum. Drake ‘Scary Hours’ adlı EP’msi teklinin ilkini 2018’de ‘Scorpion’ albümü öncesi yayımlamıştı. Bir nevi heyecanlı bir geri sayım... Bunu Drake gelenekseli olan bir ‘ön imza’ olarak kodlayabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Sözler, beste ve prodüksiyon açısından Aleyna sınıfını geçiyor

İngilizce albümün habercisi niteliğindeki bu tekli, Aleyna Tilki için büyük bir adım. Eninde sonunda hedefine ulaşacağına yürekten inanıyorum. Dünyada star olmuş akranlarından eksiği yok, fazlası var.

Aleyna Tilki’nin vizyon sahibi olduğuna kendisi henüz 17 yaşındayken karar vermiştim. Bir konser teklifinin astronomik kaşesini şu gerekçeyle geri çevirmişti: “18 yaşımı doldurana kadar biletli konser yapmayı düşünmüyorum. Sadece ücretsiz halk konserlerine çıkacağım. 18 olduktan sonra da ilk konserimi kendim organize edeceğim.” Öyle de yaptı.

Emrah Karaduman’ın yamacındaki günlerinden sonra Ersay Üner ve Ozan Çolakoğlu’nun ‘Sen Olsan Bari’siyle yakaladığı ‘teen pop’ çizgisi bir zirveydi ama orada kalmak zordu. Zaman zaman bocalasa da zeki bir genç kadın olduğundan deneyim edinip yoluna devam etti. YouTube’da kazandığı parlak başarılarla yurtdışında dikkatleri üzerine çekti. Hatta Amerika’lara kadar gidip bazı önemli müzisyen ve prodüktörlerin kapılarını zorladı.

Araya bir başka hayali olan müzikal gençlik dizisindeki başrol girse de Exxen TV’deki ‘Bu Benim Masalım’ nedeniyle yurtdışı projesini ertelemedi ve ilk İngilizce teklisi ‘Retrograde’i yayımladı. Bu, bitmiş olan İngilizce albümün habercisiydi.

Altın değerindeki imzalar

Aleyna için bu büyük bir adım. Eninde sonunda hedefine ulaşacağına yürekten inanıyorum. Dünyada star olmuş akranlarından eksiği yok, fazlası var. Kriterleri ortaya koyarak şarkıyı inceleyelim isterim.

İşi tamamen yabancılara teslim etmekle doğru yapmış. Sözlerde Dua Lipa (Ve Grammy adayı olmuş Sarah Hudson), bestede Diplo imzası altın değerinde. Dua Lipa hayranları Aleyna’yı destekleyecektir. Şarkı da zaten belirgin biçimde Dua Lipa kıvamında. Prodüktör ve besteci King Henry deseniz Beyoncé’yle, Justin Bieber’la çalışmış biri. Ortak prodüktör ve İngilizce vokal koçluğunu üstlenen Lorna Blackwood da ondan aşağı kalır bir isim değil. İngilizcesi yeterli olmayan Aleyna’ya büyük fayda sağlamış. Masabaşında vokalle biraz fazla oynandığını düşünsem de sözler, beste, prodüksiyon açısından Aleyna sınıfını geçiyor.

Yazının Devamını Oku

Aşka kapan, dünyaya açıl

Türkiye anaakım pop sound’una sıkışmak yerine dünya pop standartlarına yaklaşmayı tercih eden Hadise doğru yolda... ‘Aşka Kapandım’ teklisinin ilk videosu ‘Olsun’ güçlü bir şarkı, nitekim YouTube’da beş günde 2.4 milyon izlemeye ulaşması da şarkının gayet sevildiğini gösteriyor.

Hadise geçen yıl ‘Aşka Kapandım’ın öncüsü olarak ‘Küçük Bir Yol’ adlı füzesini yolladı. Füze diyorum çünkü hem ateşlenme sırasında hem de devamında büyük başarı gösterdi şarkı... Düzenlemesiyle de Türkiye anaakım pop sound’una sıkışmak yerine dünya pop standartlarına yaklaşmayı tercih etmişti.

Bana sorarsanız Hadise’nin bundan böyle ‘eller havaya’ çerçevesinin ötesinde bir vizyonla düşünmesi gerekiyor. Popüler müziğin dünya birikiminden haberdar, yabancı dilde layıkıyla şarkı söyleyebilen Hadise, yerellik meselesini çoktan halletti. Pandemi sonrası ilk hedefi evrensel olsun, temennim bu kendisi için. Güçlü nakarata sahip ‘Küçük Bir Yol’, ustaca ve bütünlük içinde kotarılmış bir balat olarak bana Hadise’nin dijital pop dünyasında sınır ötesi başarıya erişme şansı en yüksek isimlerden olduğunu düşündürmüştü. Şimdi iki yeni şarkı da içeren yeni teklisini dinlerken tekrar altını çizmek isterim, Hadise doğru yolda...

‘Olsun’, ‘Küçük Bir Yol’da olduğu gibi bir Devrim Karaoğlu beste ve düzenlemesi olarak gayet başarılı. Şarkı sözlerinin altındaki ortak imzadaysa Karaoğlu’nun yanı sıra Yıldız Tilbe var. Hadise-Devrim Karaoğlu takım oyununun da son derece randımanlı olduğunu düşünüyorum. Hadise’nin türküyle, nağmeyle olduğu kadar R&B’yle de yoğrulmuş özünü alıp Batı standartlarında yeni ve Türk bir pop formülüne dönüştürmesini zevkle izliyorum. Gitar ve yaylılarla oluşturulan katmanları ve şarkı yazarlığını tebrik ediyorum. Şarkı sözlerindeki değişimi olumlu buluyorum.

Hep ilk 20’ye giriyor

‘Küçük Bir Yol’un videosu YouTube’da, 24 saat dolmadan 2 milyon, 3’üncü gününde 5 milyon izlenmeye ulaşmış; Dünya Trend Videolar sıralamasında da ilk 20’ye girmişti. ‘Aşka Kapandım’ın ilk videosuysa yine Şenol Korkmaz tarafından ‘Olsun’a çekildi. Hadise’nin ‘samimi cazibe’sine odaklı, retro makinelere meraklı ve yakışıklı sevgili olarak bir erkek başrol de içeren video, YouTube görevinin altından başarıyla kalkacaktır. Bu yazı yazılırken video 5 günde 2.4 milyon izlenmeye ulaştı bile. Aynı olumlu öngörüyü ‘Sen Hiç Yorulma’ için de yapabilirim. Çünkü o da son derece güçlü bir şarkı...

10 YILDA 18 HIT

Yazının Devamını Oku

Dijital çağın pop yıldızı

Cardi B’nin agresif tavrı, tartışmalı sözler ve mizah duygusu içeren samimi bir rap tarzıyla buluşunca ortaya hibrit bir şöhret çıkmış oldu. Şu an ABD’nin en güçlü kadınlarından biri. Yeni teklisi ‘Up’ ise bu başarıyı devam ettireceğinin kanıtı.

Kısa sürede Grammy’ler, Billboard ve Amerikan Müzik Ödülleri alan, Guinness düzeyinde tescil edilmiş çok sayıda rekora hem müzisyen, hem kadın hem de bir rap’çi olarak imza atan Cardi B yeni çağın pop yıldızına güzel bir örnek. Vine ve Instagram’da yayımladığı videolarla büyük bir viral ilgi yakalayan Cardi B’nin alameti farikası olan agresif tavrı, tartışmalı sözler ve mizah duygusu içeren samimi bir rap tarzıyla buluşunca ortaya hibrit bir şöhret çıkmış oldu. Birçok önemli mecranın da onayladığı gibi Cardi B bugün ABD’nin en güçlü ve etkili kadınlarından biri... Önemli olan prestijse, Billboard tarafından ‘2020’nin Kadını’ seçilerek şov yaptı diyebiliriz. Bugün küresel anlamda zirveye tırmanmış durumda...

Geçen yıl, Megan Thee Stallion’la yaptıkları ve jet hızıyla yayılan ‘WAP’ şarkısı Cardi B için yeni bir eşikti. Ondan önce yaptığı iyi şarkıları tenzih eder, VH1 kanalı için hazırladığı reality show ‘Hiphop&Love’ı da kariyerinin dönüm noktalarından biri sayarım.

Ebeveynlere göre ‘ağzı pis’ bir kadın

Öte yandan ‘WAP’in başarısının ardından ne yapacağı önemliydi. ‘Up’ı dinleyince durmaya niyeti olmadığını iyice anladım. ‘Up’, ‘Güney sound’unda güçlü bir rap şarkısı. Parçanın geneline yayılan nakaratın etkisi yüksek.

Yeri gelmişken, şarkıdaki hiphop ritmi son derece basit ama gerisini oya gibi işlemiş Cardi B. Söz yazma başarısıyla da turnayı gözünden vurmuş. Ebeveynler onu ‘ağzı pis’ bir kadın olarak göredursun bugün kendi kuşağının en popüler rol modellerinden biri Cardi B... Çünkü rap’çimiz samimi, dobra ve hızlı... Dijital devrimin arzu ettiği gibi...

YENİ POP İÇİN KAZANIM

Yazının Devamını Oku

‘Tekrar tekrar’ dinliyorum

Mustafa Sandal ile Doğu Demirkol’un düeti ‘Tekrar’ı görünce ‘Şakalı bir şarkı değildir umarım’ demiştim içimden. Dinleyince 2021’in en iyilerinden biri olacağına inandım. Neyse ki Demirkol’un şakası şarkıda değil, klipte...

Türk popüler müzik tarihinin önemli şarkı yazarı ve figürlerinden Mustafa Sandal’ın kendini tekrar etme dönemi sürerken birkaç yazı yazmıştım. Özeti şuydu: İçindeki şarkı yazarına güvenmeli, ezber ettiği pop formüllerinden değil, ona 90’larda büyük başarı getiren samimiyetinden yola çıkarak şarkı yazmalıydı. O zaman dijital tüketiciden istediği tepkiyi alacak, görünümüyle olduğu kadar müzisyen kimliğiyle de her dem taze kalacaktı.

Sandal uzun süredir albüm yapmıyor. Teklilerle ilerleyişini bir tercih olarak görebiliriz. Vitesini de 2018’den beri arttırdı. ‘Aşk Kovulmaz’ ve Eypio ile yaptığı ‘Reset’, ardından ‘Gel Bana’ yeni bir Mustafa Sandal’ın başlangıcı oldu ancak bence iş zirvesine Zeynep Bastık’lı ‘Mod’la ulaştı. Önceki yıl yayımladığı ‘Masum Gibi’ ve salgın yılının ‘Damar’ıysa solo tekli olarak 90’lar ya da 2020’lerde yayımlaması fark etmeksizin ticari diyebileceğimiz birer Sandal şarkısıydı.

İddialı bir şarkı

2021’e geldiğimizde... Doğu Demirkol’la söylediği teklisi ‘Tekrar’ı dinlemeden önce önyargılıydım.  Öyle ya yeni nesle sempatik görünmek için genç ve başarılı bir komedyenle düet yapmak da neyin nesiydi... ‘Şakalı bir şarkı değildir umarım’ dedim içimden, dinlemeye koyuldum. Ve şimdiden 2021’in en iyilerinden olacağına inandığım çok iddialı bir pop şarkısıyla karşılaştım. Doğu Demirkol’un yazdığı sözlere ve ses rengine bayıldım. Beste ve düzenlemeye imza atan Hakan Kara’ya da buradan selam yollayayım. Doğu Demirkol’un şakası nerde peki? Olması gerektiği gibi Berk Karan’ın çektiği videoda... Sözün kısası ‘tekrar tekrar’ dinliyorum.

İSPANYOLCA ZORUNLULUĞU!

Billie Eilish’in ünlü İspanyol şarkıcı ROSALIA ile ortak çalışma içine girdiğini biliyorduk. Zira iki yıl kadar önce stüdyodan bir fotoğraf paylaşmışlardı. O iki yılda Eilish’in olduğu gibi dünyanın gündemi de öyle bir değişti ki... “ROSALIA’lı bir şarkı olacaktı; ne oldu o?” diye sormak aklımıza gelmedi.

Yazının Devamını Oku

Bir Teoman daha gelmez

Örnek aldığı isimlerinki gibi bir saygınlığa ulaşamadığını, ‘popçu gibi bir şey’ olduğunu düşünerek müziği bırakmıştı. Oysa bana göre kariyeri bir başarı hikâyesidir. 1996-2006 arasında yayımladığı 10 şarkıdan oluşan ‘Teoman ve Piyano’ albümünü çok beğendim.

Teoman’ın kendinden memnuniyetsizliği 2010’lu yılların başında zirveye ulaştı. Kariyeri boyunca yağmur gibi konser vermiş, sayısız hit şarkıya imza atıp üslubunca söylemiş, sözü ayrı bestesi ayrı ilgiyi hak eden bir rockstar olmayı başarmış bir kişiden söz ediyoruz. Peki, neydi bu memnuniyetsizliğin sebebi? Sevdiği işi iyi yaparak herkese nasip olmayacak bir başarı kazanmıştı. Ancak yaptığı hiçbir şey onu tatmin ve mutlu etmiyordu artık. Kendi kendisinin karikatürüne dönüştüğünü düşünüyordu. Acısını hafifletmek, zihnini yormamak için pansuman niyetine rock’n roll hayatına sığındı. Öte yandan bu hayat sık sık magazin kameralarına yakalanıyor, Teoman’ın mutsuzluğunu büyütüyordu. Teoman gelecekte bir magazin figürü olarak hatırlanmaktan korkmuştu.

Bir gün bir mektup yazarak müziği bıraktığını açıkladı dosta düşmana. O mektubu yazmasa söylediğine kendisi de inanmayacaktı. Yani biraz nefes almak, yüklerinden kurtulmak için Teoman’dan Teoman’a yazılmıştı mektup. Bir süre öylece durdu. Müziğin yerine bir şeyler koyma çabası sonuç vermedi ve geri döndü. Kafasında pişire pişire, kademe kademe döndü.

Bu yıl yeni albüm de yapabilir

Baba olmaya karar verdi, bir süre sonra da rock’n roll hayattan emekliliğe... Derken eski şarkılarına taktı kafayı. Hayranlarına ‘Aslında o şarkılar öyle değildi, siz eğlenin diye öyle yapmıştım. Bir de böylesi var’ demek istiyordu. ‘Koyu Antoloji’ böyle çıktı ortaya. Aradan iki yıl geçti ve ‘Teoman ve Piyano’ ile karşı karşıyayız.

Bana sorarsanız tüm bu çabanın temelinde ‘Örnek aldığım ozan müzisyenler Leonard Cohen, Tom Waits’inki gibi bir saygınlığa ulaşamadım, popçu gibi bir şey oldum’ inanışı ve huzursuzluğu vardır. Oysa gerçek öyle değil. Ben kendi adıma bir Teoman daha gelme ihtimalini çok düşük görüyorum. Kariyeri bir başarı hikâyesidir. Popüler olmuş ancak asla pop yıldızı gibi görülmemiştir.

‘Koyu Antoloji’yi de beğenmiştim ama Sabri Tuluğ Tırpan’ın piyano için düzenlediği, Teoman’ın 10 yıllık (1996-2006) döneminden seçilen ve iki günde tamamen canlı kaydedilen 10 şarkılık ‘Teoman ve Piyano’yu daha çok beğendim. İki çalışmanın ruhları aynı olsa da piyano için yapılan şarkı seçimleri ve bütünlük bu işi daha ilginç kılıyor. Teoman, 2015’ten beri yeni albüm yapmıyor. Bir rivayete göre bu yıl içinde o da olacak. “Hem olgunluk hem son albümüm olacak” diyor Teoman. İnanıp inanmamaksa sizin bileceğiniz iş.

LİSELİ KIZIN DOMİNO ETKİSİ

Yazının Devamını Oku

Aşk sayesinde yolunu buldu

One Direction’dan 2015’te ayrıldığından bu yana müzikal çizgisini yükseltmek için kafa yoran bir isim Zayn Malik. Tek bir romantik hikâyeyi parça parça anlatan son albümü, uzun süredir birlikte olduğu ünlü model Gigi Hadid’le aşklarının bir yansıması gibi...


11 şarkılık yeni albümden bir hafta önce ‘Vibez’ teklisini yayımladı ZAYN. One Direction gibi çok başarılı olmuş bir boyband’den gelip ayrıldıktan sonra solo kariyerinin müzikal çizgisi hakkında kafa yoran, bana göre her albümde içerik açısından güç kazanan nadir müzisyenlerden biri o. Böyle düşünmemin öncelikli sebebiyse üçüncü solo albümü ‘Nobody Is Listening’de kaydettiği ilerleme... ZAYN, sound’unu her albümde R&B’ye biraz daha yakınlaştırdı. Kadifemsi ses rengi ve vokal üslubu da 90’lar ve 2000’lerde başarılı olmuş boyband’lerin mayasındaki ana unsurlardan R&B’yle bütünleşiyor ve aşk şarkılarına pek yaraşıyor.

ZAYN’in ‘Nobody Is Listening’de bir albüm bütünlüğü kaygısı olduğunu, hatta albüm boyunca tek bir romantik hikâye anlattığını söylemek gerek. Bunu hem sözler açısından hem de şarkıların ruh hallerine bakıldığında açıkça görebiliyoruz. Dijital çağda, ne ince davranış... Şarkılar adeta bir aşk ilişkisinin geçtiği evreleri simgeliyor. Reddedilme, hüzün, kavuşma, arzu, hatta şehvet... Şehvet demişken ZAYN’in önceki iki albümünde belirgin olan ‘seksilik’ bu albümde sadece ‘Sweat’ ve ‘Windowsill’ adlı şarkılara yüklüyor misyonu.

Aşk dediysek gerçek bir aşktan söz ettiğimizi de ekleyelim. Malumunuz ZAYN’in uzatmalı partneri Gigi Hadid. Kendisinin ünlü modele olan büyük aşkı ve bunun şarkılara samimiyetle yansıması sanatsal başarısının temelindeki sır bana kalırsa. Tabii hikâye anlatma becerisinin de altını çizelim.

Sanatçının ‘Mind Of Mine’ ve ‘Icarus Falls’ albümlerini kısmen beğenmiştim. Çünkü tutarlılık ve yön bulma problemi yaşayan bir Zayn Malik vardı ilk iki albümde. Bu noktadan hareketle ‘Nobody Is Listening’ bütünüyle ilgimi çekti diyebilirim.

BİR DAHA DA GÖRMEDİK ÖYLE YAZI

Sertab Erener’in ikinci stüdyo albümü olan, Erekli-Tunç ve Attila Özdemiroğlu stüdyolarında kaydedilen ‘La’l’, Türk popüler müzik tarihinin önemli albümlerindendir. Erener’in ilk albümü ‘Sakin Ol’ ile sonrasındaki ‘Sertab Gibi’ arasında bir olgunlaşma köprüsü olma vazifesi de vardır. Bir diğer tanımla sanatçıyı tam anlamıyla Sertab gibi olmaya götüren albümdür.

Yazının Devamını Oku

Kadın ve aşk hikâyelerinin şahidi

Melisa Uzunarslan’ın yeni şarkılarında ne yaptığını bilen, içinden geleni özgürce ifade eden bir müzisyen görüyorum. Bazen ilk ağızdan anlatır gibi, bazen de tanıklık etmişçesine kadın ve aşk hikâyeleri sunuyor.


Keman ve kompozisyon eğitiminde burslar ve birincilikler aldı. Klasik müzik orkestralarının yanı sıra Sezen Aksu, Sertab Erener, mor ve ötesi ile çalıştı. Teoman’ın orkestrasında keman çaldı ve vokalistik yaptı. Tüm bunları sıralayınca Melisa Uzunarslan’dan söz ettiğimi anlayacağınızı düşünüyorum.

Ancak kendisini en mutlu edecek olanın bizzat yazıp söylediği şarkıları dinleyip sahip çıkmanız olduğunu gayet iyi biliyorum. Kendisi solo kariyerine başladığından beri bu amaç için çabalıyor. Bu çabanın hedefinde ‘popüler’ şarkılar kadar, Uzunarslan’ın yeni dalganın doğal bir parçası olarak kendi üslubuyla alternatif işler üretmesi, klasik kemancılığı kadar rock’çılığı da var...

Kafası karışıktı ama...

2017’de yaptığı ‘Bir Aşk Şarkısı’ ve ‘Bu Gece Kaç Kadeh’ adlı şarkılarında doğru yolda olduğunu düşünmüştüm. Ancak albümü ‘Tanıdığım En Güzel Deli’de düzenlemeler açısından bir kafa karışıklığı vardı. Sonra gelen tekli ‘Kendimi Kaybettim’de taşlar yerine oturur gibiydi. Can Algeç’le Yavuz Çetin şarkısı ‘Sadece Senin Olmak’ ve Serkan Ferat’la iki şarkılık ‘Öyle Ya da Böyle’ eşlikleri gitar-vokal ağırlıklı ve akustik kafalı ama dikkat çekiciydi. Şimdi yeni EP, ‘Büyük Buhran’daysa ne yaptığını daha iyi bilen, içinden geleni özgürce ifade eden bir müzisyen görüyorum. Bunda düzenlemelerin ve gözettiği bütünlüğün etkisi büyük.  Gerçek olduklarını düşündürecek güçte kadın ve aşk hikâyeleri üzerine kurduğu, bazen tanıklık etmişçesine, bazen de ilk ağızdan anlatır gibi samimi bulduğum şarkı sözleri de etkiyi arttıracaktır. ‘Öksüz’ ve ‘Süheyla’ ile başlayıp tümünü dinleyin... 

ÖMÜR BOYU TEKLİ Mİ YAPACAK!

Yüzyüzeyken Konuşuruz’un solist ve gitaristi Kaan Boşnak solo albüme doğru hızla koşuyor gibi bir süredir. Anıl Piyancı ile yaptıkları ‘Varsın’ ve ‘Demos’ adlı EP’sini saymayalım; ‘Bırakma Kendini’, ‘Bebeğim’ ve ‘Seni Buldum Ya’ ile birlikte ‘Barbar’, 2020’de yayımladığı dördüncü tekliydi. Ömür boyu tekli yapsa şaşar mıyız? Bence hayır. Ancak müzikte dijital çağın sunduğu avantajlardan biri olarak görünen tekliler ve ‘her şarkıda başka bir sound kafası’ bazı durumlarda çalışmayabilir. Örneğin; ticari başarılardan azade olarak ‘Bırakma Kendini’, Yüzyüzeyken Konuşuruz şarkısından ayırt edilemedi. ‘Bebeğim’se dans altyapısı ve nakaratıyla en ilginç Kaan Boşnak şarkısıydı belki. ‘Seni Buldum Ya’da ikisinin ortası bir yerdeydi. Şimdi ‘Barbar’la iyi şarkıyla kendi sound’unda tertemiz bir noktaya ulaşmış. YYK hayranları ne der bilmem ama müzisyenlik ve solo kariyer düzleminde değerlendirince yorumum bu. Mesele sadece tekli/albüm meselesi değil. ‘Niye Yüzyüzeyken Konuşuruz’a ek olarak Kaan Boşnak da dinliyoruz’ sorusuna bir cevap.

Yazının Devamını Oku

Atipik bir işbirliği enerjisi

İrem Derici yeni yılın ilk gününde Sagopa Kajmer’in bir şarkısıyla çıktı karşımıza: ‘Vazgeçtim İnan’. Derici, parçayı kendi üslubuyla icra etmeyi başarmış. Demek ki rap’çiler artık şarkı yazarı olarak anaakımın radarına girebiliyor.

İrem Derici, Sinan Akçıl ve Mustafa Ceceli ile birlikte söyledikleri ‘Çok Sevmek Yasaklanmalı’ adlı aşk şarkısını geçen yıl Sevgililer Günü’nden bir gün önce yayımlamıştı. Henüz karantinaya girmemiştik. Derici, bir remiks içeren iki şarkılık (‘Senin Hastan’ ve ‘Güz Dönümü’) solo teklisi için kasıma kadar bekleyecekti. 1 Ocak’taysa ‘Vazgeçtim İnan’ı yayımladı ve büyük ilgi gördü. YouTube’da iki günde 1 milyon izlenmeyi aştı.

‘Vazgeçtim İnan’, söz ve müziği Türkçe rap’in duayen ismi Sagopa Kajmer’e ait ve kendisinin 2019 tarihli ‘Sarkastik’ EP’sinde yer alan bir şarkı. Öte yandan Derici’nin yorumundaki künyede Sagopa Kajmer eşliğiyle ilgili bir bilgi yok. Sebebine gelince, Alper Atakan tarafından ustalıkla yapılmış düzenlemede parçada yer alan kısa rap bölümünün üstesinden de İrem Derici geliyor. Rap matematiği gözetilerek yazılmış sözler içeren şarkıyı kendi üslubuyla icra etmeyi başarmış Derici. Parçanın en önemli mesajı derseniz, ‘birçok rap müzisyeninin artık şarkı yazarı olarak da anaakım şarkıcılarının radarına girmesi gerektiğidir’ derim. İrem Derici’nin şarkı hakkındaki ifadesi aynen şöyle: “İlk dinlediğimden beri ciğerimi söken bir şarkıydı.”

Video, rap’e uygun değil

Sözün kısası, şarkıya damgasını vuran İrem Derici ve eser sahibi Sagopa Kajmer’in bakış açılarından atipik diyebileceğimiz bir işbirliği enerjisi çıkmış ortaya. Yönetmenliğini; klasik simgesel bir anlatımla (Denize girmeli, caddede tek başına koşmalı, sahilde salınmalı, sandalye yakmalı) Murat Joker’in üstlendiği (ki kendisi Türkiye’nin ilk b-boy/break dansçılarından olup hiphop camiasının içindendir) videoda da keşke daha yalın ancak rap ruhuna uygun bir görsel ifade tercih edilseydi. Sonuç daha çarpıcı olabilirdi.

Eğlenceye devam!

Kylie Minogue’un ‘DISCO’ albümü bana kalırsa karantina ruh haliyle mücadele eden şahsiyetli albümlerden biriydi. Lady Gaga, Dua Lipa, Ariana Grande, BLACKPINK, Elton John, Gwen Stefani, Madonna ve Angele gibi isimlerle zenginleşmişti.

Yazının Devamını Oku

Bu yıl müzikseverleri neler bekliyor?

Zor bir yılı geride bıraktık, yenisinden de beklentimiz sınırlı. Sevdiğimiz müzisyenleri ne zaman canlı canlı izleyeceğiz bilmiyoruz ama birçok isim yeni yıla yeni şarkı ve albümleriyle hazır! Kimisi eserlerini yayımlamak için gün sayıyor, kimi son dokunuşları yapıyor.

Pandemi birçok sanat dalını olumsuz etkiledi. Ancak küresel konser ekonomisinin çapını düşününce müzik endüstrisi üzerindeki etkisi daha yıkıcı oldu. Bu, neredeyse tüm geliri canlı performans üzerine kurulu Türk müzisyenlerini açlık sınırına kadar getirdi.

2020’den çıkarılan dersler 2021’e ışık tutacak. Türk müzisyenlerin öncelikle kayıt altında çalışıp proje ve sorunları için ortak dil oluşturmalarını diliyoruz. Şarkı yazarlığı ve yorumculuktan doğan telif haklarına ek olarak yapım hakkından (dijital dinlenme ve izlenme gelirleri) da paylarına düşeni almaları hayati...

Her yerde Kenan Doğulu

2021’de konserlere, turnelere dair beklentimiz sınırlı. Bu nedenle üretken olmak, fark yaratacak şarkı ve projelere imza atmak bir zorunluluk... 

Kenan Doğulu, beş şarkılık bir albüm hazırlığında. Ayrıca eşi Beren Saat’in ilk albümünün prodüktörlüğünü de üstlenecek. Bade Karakoç’unsa ilk albümünü yapacak. Bu yıl çıkacak Ozan Doğulu, Erdem Kınay, İskender Paydaş albümlerinde de birer şarkısı olacak. Doğulu, Yeni Türkü’nün 40’ıncı yılı için hazırlanan albümde ve Şehrazat saygı projesinde yorumlarıyla yer alacak. Sevgililer Günü haftasında da ‘Boğazımdan Geçmiyor’ adlı şarkısının özel bir videosu yayımlanacak.

İki yıllık konsept albüm

Yalın ve Sıla ise cuma günü ortak teklilerini yayımladılar. Yalın’ın ‘Deliler Okulu’ adlı teklisi sırada... Gripin, Alpay’a saygı albümünde yer alıp tekli ve düetlerle ilerleyecek.

Yazının Devamını Oku

Amatör DJ’lere tavsiyeler ve çalma listeleri

Bu kez ünlü DJ’leri ve müzisyenleri dinlemeye gidemeyeceğiz. Ama müziksiz de olmaz. Biri elbet sorumluluğunu yüklenecek. “Ne dinleyeceğiz” sorusundan sonra bakışların yöneldiği ‘arkadaş’ sizseniz dersinizi çalışın, tavsiyelere kulak verin.

DİNLEYİCİNİN NABZINI TUTUN, YUMUŞAK GEÇİŞLER YAPIN

- Eğlence odaklı olmak istiyorsanız orta tempolu parçalardan başlayıp temponuzu kademe kademe yükseltin. En yüksek tempoya yeni yıla geri sayımdan hemen sonra ulaşmanız gerektiğini unutmayın.

- Slow ya da balad türü şarkıların ne zaman devreye gireceğini dinleyicilerin ruh hali ve enerji potansiyeli belirleyecek. Bu seçkiler gecenin bitişe yaklaştığı anlamına geldiği için zamanlamaya dikkat edin.

- Dinleyicinin nabzını tutmaya, istek şarkısı olan birkaç kişinin değil genelin beklentilerini dikkate almaya özen gösterin. Her yeni şarkıda tepkileri ölçün. İstek parçalar akışınıza uygunsa, çalın. Çalmak istemiyorsanız kibar bir bahane üretmeyi unutmayın.

- Hazırladığınız listeleri Spotify, Apple Music, YouTube Music, Fizy, iTunes gibi platformlardan çalacaksanız ‘çapraz geçiş’ ayarını 10-12 saniye seviyesine getirin ki geçişleriniz yumuşak olsun.

BU UYGULAMALAR FAYDALI

- Kendi dijital arşivinizden çalmak istiyorsanız Traktor DJ, Virtual DJ vb. bir uygulamayı edinmeniz faydalı olacaktır.

- Manuel geçişlerde çalacağınız parçayı önceden başlatıp ses kanalını kapalı tutun. Geçiş sırasında çalmakta olan parçayı hafifçe kısarken çalacağınız parçanın ses kanalını yine hafifçe açın.

Yazının Devamını Oku

Kulaklara derin kazınanlar

Sadece albümler değil; tekliler, serilerin devamları, ortak işler ve düetler... 2020 korkulduğu kadar verimsiz bir yıl olarak geçmedi. Bu yıl dinlediklerimizi belli başlıklar altında toplayacak olursak karşımıza aşağı yukarı şöyle bir tablo çıkıyor...

KADIN GÜCÜ KAZANDI

Dua Lipa

Dua Lipa’nın Blessed Madonna’lı remiksleri dahil ‘Future Nostalgia’, Lady Gaga’nın ‘Chromatica’, Kylie Minogue’un ‘DISCO’, Miley Cyrus’ın ‘Plastic Hearts’ ve Ariana Grande’nin ‘Positions’, Alicia Keys (Alicia), Selena Gomez (Rare), Katy Perry (Smile) albümleri karantinadayken dansa davet etti dinleyenleri. 2019 albümüyle Grammy’leri silip süpüren ve 2021 adaylarından Billie Eilish ise ‘Therefore I Am’ teklisiyle bu ekibe dahil oldu. Beyoncé ‘Black Parade’le yine ses getirdi. Taylor Swift pırıltılı pop bir çalışma yerine karanlık, piyano odaklı bir albümle geldi. Ancak ‘Folklore’, kariyerinin en iyi siydi. Yılın son günlerinde yayınlanan ‘Evermore’ ise ‘Folklore’un yedekleri değil, devamıydı. İki deneyimli müzisyen kadın, Roisin Murphy (Roisin Machine) ve Fiona Apple (Fetch The Bolt Cutters) yeni albümleriyle çıtayı çok yükselttiler. HAIM’in ‘Women In Music Pt. III’ albümü yılın en iyilerindendi. BLACKPINK, ‘The Album’de K-Pop yaparak dünyanın en ünlü kız grubu oldu.

ROCK'ÇILARIN DÖNÜŞÜ

Deep Purple

Rock/metal dünyasının eskileri Rolling Stones (Living In A Ghost Town), AC/DC (Power Up), Deep Purple (Whoosh!), Pearl Jam (Gigatone), Ozzy Osbourne (Ordinary Man), The Strokes (The New Abnormal), Sepultura (Quadra), Smashing Pumpkins (Cyr), Bush (The Kingdom), Deftones (Ohms), Coldplay (Everyday Life), Green Day (Father of All), Nine Inch Nails (Ghosts 5-6) albümleriyle ses getirdiler.

HIP-HOP CAMİASINDAN...

Yazının Devamını Oku

Bu ‘kardeş’ daha iyi!

Tam 2020’yi temmuzda yayımladığı ‘Folklore’la kapattı derken Taylor Swift doğum gününde yeni bir albüm yayımladı: ‘Evermore’. Bu albümlerin kız kardeş olduğunu söyleyen Swift’in ne demek istediğini dinledikçe anladım. Bence yenisi eskisinden daha iyi.

Taylor Swift, 2020’ye damga vuran albümlerden ‘Folklore’u temmuzda yayımlamıştı. Sade ve içtenlikli, biraz karanlık ama duygusal ve ilginç hikâyeler anlatan, şarkı yazarlığı seviyesi açısından yüksekti.  Küresel anaakımın hedeflerine büyük oranda uygun bir diskografiden sonra Swift’in kendine has ‘alternatif’ bir kulvar yarattığı iş oldu ‘Folklore’... Adı üstünde, Amerikan folkundan yola çıkıyordu ama ‘gotik’ bir tavrı vardı.

Taylor Swift, kariyeri boyunca birçok müzik türünden beslendi. Öte yandan ticari sonuçlar için formüllere başvurarak değil, kendini ararken iyi şarkılar üreterek başarı kazandı. ‘Folklore’u 30’lu yaşlarının başındaki Swift’in başyapıtı olarak görüyordum. Karantina döneminden sanatçı olarak kârlı çıktığını ve yılı böyle kapatacağını düşünüyordum. ‘Folklore’un ‘deluxe’ versiyonunun ardından (‘The Lakes’ adlı ekstra şarkıyla) albümden farklı konseptler üreterek yayımladığı EP’leri ve kasım sonunda kendi yönettiği ‘Folklore: The Long Pond Studio’ belgesel konser filmini paylaştı. Belli ki bu albümle çok sıkı bir bağ kurmuştu ve kopmakta güçlük çekiyordu.

Özen göstererek dinleyin

2020’yi geride bırakmamıza sayılı gün kalmışken Swift büyük bir sürpriz yaparak doğum gününde ‘Evermore’ adlı bir albüm daha yayımladı. Önce ‘Folklore’ albümüne giremeyen, ‘B Yüzü’ diye tabir ettiğimiz ya da yedek şarkılardan oluşan bir albüm olduğunu düşündüm. Ancak dinledikçe ‘Evermore’un ‘Folklore’un kız kardeşi olduğunu söyleyen Swift’in ne kastettiğini anladım. Aynı şemsiyenin altına girebilecek sound ve güçte o kadar çok hikâye ve şarkı biriktirmişti ki...

‘Evermore’un çıkışını 2021’e erteleyebilirdi ancak yapmadı. Çünkü 13 yaşından beri 31’inci yaş günüyle ilgili hayaller kuruyordu. 13; uğurlu sayısı olduğu için tersten uğuruna inandığı 31’inci yaşını 13 Aralık’ta ‘Evermore’la taçlandırmayı uygun gördü. Tahmin edebileceğiniz üzere albüm ‘Folklore’ gibi Swift ile Jack Antonoff ve The National’dan Aaron Dessner ortak imzasını taşıyor. ‘Evermore’u sonradan bir remiksini de yayımladığı ‘Willow’; ‘Gold Rush’; HAIM eşliğiyle ‘No Body, No Crime’; The National eşliğiyle ‘Coney Island’ ve Bon Iver eşliğiyle albüme adını veren şarkıyı ilk sıraya alıp 15 şarkıya ayrı ayrı özen göstererek dinleyin. Bana sorarsanız ‘Folklore’dan da iyi.

ŞARKI YAZARKEN SORUN YAŞAMIYOR

Birden fazla sanat alanında ürün verirken tarzı, müzisyen kimliği, şarkıları, sound’u ve yorumuyla ortağı Can Saban’la oluşturdukları pop-rock kulvarının hakkını veriyor Can Bonomo. ‘Ruhum Bela’ albümü sonrası ilk tekli olan ‘Sen Bunları Duyma’ ile martta başladığı 2020 serisine melodik yanı güçlü şarkılarla devam edeceğini temmuzda yayımladığı ‘Güneş’ teklisiyle belli etmişti. Ve yıl biterken 2020’nin üçüncü ve son teklisi ‘Yine Karşılaşırsak’la karşılaştık. Görüyoruz ki güçlü melodiler ve iyi sözler yazma konusunda büyük sıkıntı yaşamayan müzisyen bu anlamda gönlünden geçen sound’u daha olgun bir bakış açısıyla hayata geçirip tarzının altını çiziyor. Şunu da belirtmek isterim, ‘Yine Karşılaşırsak’ orta tempolu ve etkili bir nakarata sahip ‘Türk pop-rock’ bir şarkı olarak benim gelecek Can Bonomo albümüyle ilgili beklentilerimi ilk iki tekliden daha net simgeliyor.

Yazının Devamını Oku

O artık çok mutlu

Bugüne kadar 150 milyona yakın fiziksel albüm satmayı başarmış, defalarca platin plakla ödüllendirilmiş, Grammy sahibi olma onuruna erişmiş; inişli çıkışlı dönemleri geride bırakmış, önayak olduğu yardım projeleri sayesinde ‘hayırseverler kraliçesi’ olarak anılmaya başlamış, hayatından memnun 39 yaşında bir müzisyen: Britney Spears


Bir süre önce ‘Mood Ring’i (daha önce bir Japonya baskısında yer alan) yayımlayan Britney Spears, 2016 tarihli albümü ‘Glory’ye girmeyen ancak ilgiye değer şarkısı ‘Swimming In The Stars’ı 39’uncu yaş günü olan 2 Aralık’ta hem kendine hem de hayranlarına hediye etti. Şarkının 45’lik plak formatıysa
4 Aralık’ta ve özel bir sunumla ‘Urban Outfits’ mağazalarından hayranlara ulaştı. Spears, doğum günü için sevgilisi Sam Asghari’yle Hawaii’ye uçtu. Kendisi aşk tatilinin tadını çıkarırken sözlerinde ‘Haydi gidelim/Yıldızlar arasında yüzelim bu gece/Dünya bizim’ dediği ‘Swimming In The Stars’a genel olarak pırıltılı bir ‘synth’ atmosferi hâkim. Spears’ın nerede duysanız ayırt edeceğiniz güçlü vokali ve parçanın yumuşak akan düzenlemesini, nakaratını seveceğinizi sanıyorum.

Dün yayımlanan 2020 model ‘Glory’ delüks versiyon albümde yer alan ve Spears’a, çağdaşı ünlü boyband Backstreet Boys’un eşlik ettiği ‘Matches’a da dikkat.

ESKİNİN YENİSİ

‘Yüzünü doğuya çevirmiş psikedelik rock’ın harika çocukları’ diye nitelememize sebep olacak güçte bir grup King Gizzard & The Lizard Wizard. Açıkçası ‘K.G.’nin yerinde sayan bir albüm olduğunu söylemek istemem. Öte yandan pek yeni bir şey söyleyemeyen, Ortadoğu coğrafyasında gereğinden fazla dolaşan ama hayranları mutlu edecek bir albüm bu.

ŞARKININ HAKKINI VERMİŞ

Yazının Devamını Oku

JLO ‘Seni her daim seviyoruz’

‘In The Morning’ teklisi, seksi fotoğraflarıyla bugünlerde yine dünyayı konuşturan Jennifer Lopez’in beklenen albümünün göstergesi gibi... Şarkı, sizi hemen yakalayan bir hit adayı.


Jennifer Lopez, geçen yıl French Montana ile yayımladığı ‘Medicine’ teklisi ve remiksleri sonrası Dayvi ve Victor Cardenas’la ‘Baila Commigo’yu çıkarmıştı. Sanatçı karantina selamınıysa bu yıl haziranda, ’99 tarihli hit şarkısı ‘If You Had My Love’ın remiksiyle verdi.

Ancak Lopez açısından 2020’nin en kayda değer işi kuşkusuz Maluma’yla yaptığı iki şarkı ‘Pa’Ti’ ve ‘Lonely’ oldu. Bu şarkılar salgın koşulları izin verirse 2021’in mayısında vizyona girecek ‘Marry Me’ (Evlen Benimle) filminde paylaşılacak. Bobby Crosby’nin aynı adlı çizgi romanından uyarlanan ve Kat Coiro’nun yönettiği romantik komedide Maluma ve Jennifer Lopez dışında Owen Wilson da rol alıyor. J-Lo, filmden kareleri sosyal medya hesaplarında paylaşmaya başladı. Latin müziğini kitlesel hale getirerek 80’lerin ortasından beri gündemde kalmayı başarmış Lopez, son dönemde üç-dört yıllık aralıklarla albüm yapmaktaydı. Son albümü ‘A.K.A.’in üzerinden altı yıl geçtiğini ve şu sıralar yeni albüm için çalıştığını da söyleyeyim. Geçen günlerde sosyal medyadan ‘pek yakında’ kıvamında bir fotoğraf da paylaştı kendisi. OneRepublic’in Ryan Tedder’ıyla görünen Lopez, ‘Çok az kaldı’ dedi. Ancak prodüktör ve şarkı yazarı Tedder’le bir düetten mi yoksa birlikte çalıştıkları yeni albümden mi söz ettiği anlaşılamadı.

Beklenen albümle ilgili en önemli gösterge olduğunu düşündüğüm yeni tekliyeyse geçen günlerde kavuştuk. ‘In The Morning’ sizi dinler dinlemez yakalayan bir hit adayı. Kapağındaki 51’lik Jennifer Lopez’in estetik ve nü fotoğrafıyla sosyal medyayı konuşturmayı da başardı. Sözün kısası Lopez büyük sürprizlere hazırlanıyor sanki.

‘In The Morning’in çıkışını Maluma ile sergiledikleri sahne şovu sonrası Amerikan Müzik Ödülleri’ni takiben açıklayan Lopez, 10 Aralık’ta da ‘Müzikte Kadınlar’ etkinliğinde ‘İkon Ödülü’nü alacak. Zaten kendisiyle ilgili tartışılmayacak bir gerçek varsa o da ikonluğu kanımca. Meraklısı için not: Şarkının ‘Beni sevdiğini sabahları da söyle, sadece vücudumu istediğin akşam saatlerinde değil’ sözleri, evrensel bir erkek cinsi eleştirisi olabilir.

KENDİ YOLUNDA EMİN ADIMLAR ATIYOR

Gökhan Türkmen’in büyük hit’ler yaratabilmiş bir popüler müzik sanatçısı oluşu bir yana kendisini Gökhan Türkmen yapan bazı kıymetli özellikleri var. Piyasa beklentilerine kulak tıkayıp kendi inandığı müziği yapmak bunlardan en önemlisi. Son albüme de adını veren ‘romantik’ duruşu; yarattığı akustik pop-rock sound’u; cazla flört eden hali, Fransızca şarkı yapmaktan çekinmeyişini de sayabiliriz bu özellikler arasında.

Yazının Devamını Oku