GeriTolga AKYILDIZ Devlerin savaşı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Devlerin savaşı

Drake ve Kanye West merakla beklenen albümlerini peş peşe yayımlayınca dijital âlemin zirvesinde fırtınalar koptu! Drake bu albümde daha dürüst, hatta gaddar. Kanye West’in problemiyse albümle ne söylemek istediğini bilmiyor oluşu...

Hiphop ve küresel müzik piyasasının iki önemli aktörü Kanye West ve Drake, ‘Donda’ ve ‘Certified Lover Boy’ adlı yeni albümlerini beş gün arayla yayımlayınca dijital âlemin zirvesinde fırtınalar koptu. Albümlerin müzikal yaklaşımlarına bakarak ikisi için de öncelikle ‘streaming’ (dijital dinleme) canavarı olacaklarını belirteyim. Kanye ve Drake arasındaki geçmişi yıllara dayanan rekabet, albüm çıkış tarihleri yaklaştıkça sosyal medya dokundurmalarıyla kızışmaya başlamıştı. Neticede direkt ya da dolaylı yoldan, bu tür atışmaların her iki albüme de yaradığı malum. Onlar da bunu gayet iyi biliyor.

PLAN MI KURULDU?

Hiphop’ta iki farklı jenerasyonu temsil edip aynı jenerasyonu etkileyen bu muhteşem ikilinin kariyeri kronolojik anlamda bu denli yakına düşmemişti daha önce. Büyük beklenti yaratmış bu iki albümün de daha önce yayımlanmaları planlanmıştı ancak geciktiler. Yine de insan; ‘Madem geciktik, o zaman stratejik olarak aynı anda yayımlamak daha iyi’ şeklinde bir plan kuruldu mu; düşünmeden edemiyor...

Drake altıncı stüdyo albümü ‘Certified Lover Boy’dan uzun bir süredir kısa paylaşımlar yapıyordu. İki yıldır bu albümün çıkacağını biliyorduk hatta en son bu yılın başında çıkacağına dair bilgi de almıştık kendisinden. 21 şarkılık; Lil Baby, Jay-Z, Lil Wayne, Travis Scott, Young Thug, Kid Cudi ve Rick Ross gibi iddialı isimlerin eşliklerini içeren yeni albüme sonunda kavuştuk. Bana göre Drake’in duygusal anlamda daha olgun göründüğü bir albümle karşı karşıyayız. Öte yandan alıştığımız üzere Drake zihni ve kalbinden yola çıkan biraz da uzunca bir serüven sunmuş; bir miktar yoruyor. Bu albümde sözlere bakarak Drake’in daha ‘dürüst’ hatta zaman zaman gaddar olduğunu da söyleyebiliriz. Açıkça görülüyor ki kendi yarattığı Drake karakteri için neyi uygun görüyorsa onu yapıyor. Ancak yaşadığı hayatla ilgili bitkinliğini de gizleyemiyor.

Kanye West’in, adını annesinden alan, ‘Donda’sında ticari ve hiphop standardı öğeler öne çıkarken Drake’te R. Kelly’den ve The Beatles’tan sample’lar görüyoruz. Kanye bir ‘cool’luk yaparak albüm kapağında düz siyah kullanmış. Drake’in seçimiyse sosyal medya dostu olmuş. Sanatçı Damien Hirst’ün farklı ten renklerinde 12 hamile kadından oluşan emojileri sosyal medyada epey ilgi görüyor.

Devlerin savaşı

TEK GÜNDE 180 MİLYON

Bana göre aynı anda yaptığı bir sürü işten kafasını kaldıramayan Kanye West, 10’uncu stüdyo albümü ‘Donda’da bir pop yıldızı gibi parlamıyor. Jay-Z gibi konuk yıldızlardan aldığı ışık olmasa sönük kalmış bile denilebilir. En büyük problem de albümün ne söylemek istediğini bilmiyor oluşu... Ama ‘Donda’ Billboard’da bir numara olmayı başardı bile. Yapımcı şirket Def Jam’in verdiği bilgiye göre ilk gün 180 milyonluk dinlenme rakamına ulaştı. Drake’inse dijital dünyanın kralı olduğunu herkes bilir. İlk hafta sonuçlarını 13 Eylül’de alacağımız yeni albümünün de rekor kıracağı söyleniyor. Bana sorarsanız bir başyapıt olmasa da müzikal olarak Drake’in ‘Certified Lover Boy’u için daha iyi derim. Dinleyip karar vermesi sizden.

FAVORİ LİSTELERİNİZDE YER AÇIN

22 yaşında kariyerinin ilk yılını tamamlayan Susel bir süredir; ‘Gitmiştin Baktığımda’, ‘Bak Yine’, ‘Çok Aşığın Var Diyorlar’ ve ‘Özledim’ adlı şarkı/yorumlarıyla YouTube ve dijital dinleme platformlarında boy gösteriyordu. Müzik yapmakla ilgili kararını çocuk yaşta alan ve o yaşlarda Béyonce ve Michael Jackson hayranlığından beslenen Susel büyüdükçe rock müzikle de yakınlaştı. Kısmen oyunculuk, kısmen de çello üzerinden müzik eğitimi aldı. Yeteneği ve güzel enerjisi dışında en büyük şansının Selim Öztürk (Kargo’nun kurucularından) gibi bir müzik prodüktörünün kanatları altına girmek olduğunu düşünüyorum. Öztürk’ün deneyimiyle Susel’in genç kuşakları etkileyen duruşu buluştuğunda ortaya ayakları yere basan alternatif pop bir iş çıktı çünkü. Geçen günlerde sözü-bestesi kendisine, düzenlemesi Selim Öztürk’e ait son tekli ‘Jayus’u yayımlayan Susel’in ayak seslerini daha iyi duymak için favori listelerinizde yer açmanızı öneririm.

Devlerin savaşı

X

Algoritmanın kralı

İlk çıktıkları günden bu yana sağlam adımlarla yürüyen, kendini geliştiren, pek çok genç şarkıcıya ilham veren, özgün bir grup Yüzyüzeyken Konuşuruz... Yeni teklileri‘Son Seslenişim’in hem sound’u hem sözleriyle grubun yeni ‘hit’i olacağını söyleyebilirim.

Yüzyüzeyken Konuşuruz şarkıları ve sound’unun dijital platform algoritmaları üzerinde güçlü bir etkisi var. Bu etkinin en önemli göstergesi de birçok yeni nesil müzisyenin başarıyı benzer düzenleme ve vokal üslubunda araması.

Grup ‘Evdekilere Selam’la 2013’ün en iyi albümlerinden birine imza attığı günden bugüne hem tavır hem sound anlamında tutarlı davranmayı, kendini geliştirmeyi başardı. Şarkı yazarlığında kimi zaman tekrara düşse de genelde birçok önemli ‘hit’e imza attığını görüyoruz. Bu başarıyı örnek alan müzisyenlere de birkaç önerim var...

BAŞARILI TEKLİ SERİSİ

Benzerlik peşinden gitmek yerine Yüzyüzeyken Konuşuruz’un ilk günlerinde yakaladığı özgünlüğü ve sonra da sürdürülebilir kıldığı bütünlüğü kerteriz almaları... Yaratıcı düzenleme formüllerine odaklanmaları... Performans tarafında biraz donuk bulduğum Yüzyüzeyken Konuşuruz’dan daha yoğun bir sahne enerjisi üretmeleri...

Grup, 3 yıl önce yayımladığı albümü ‘Akustik Travma’dan bugüne ürettiği teklilerde bir başarı serisi yakaladı. 2010’da ‘Ölsem Yeridir’le başlayan bu seri pandemi öncesi yayımlanan ‘Kazılı Kuyum’ ve bu yıl temmuzda çıkan ‘Sen Varsın Diye’ ile sürdü.

Şimdi ‘Son Seslenişim’ ise grubun şarkı yazarı Kaan Boşnak’ın bir hit daha yakaladığını kanıtlar nitelikte. Son olarak grubun belki en sevilen şarkısı olan ‘Dinle Beni Bi’ Kanal D’nin popüler dizisi ‘Yargı’nın can alıcı bir sahnesinde kullanılınca bir kez daha keşfedildi. Bakalım ‘Son Seslenişim’ gölgede kalacak mı?

SORUN BEN DEĞİLİM, SENSİN!

Yazının Devamını Oku

Rahat, sakin ve daha renkli

İlk çıktıkları zamandan bu yana alametifarikasını kaybetmemiş bir grup Yüksek Sadakat... Yedi yıl aradan sonra gelen ‘Rengarenk’ albümünde grup kendi tadını bozmadan diskosu, reggae’si, neo soul’u, sert rock gitarlarıyla birçok çiçekten bal almış. Sadece kendileri için yapıyormuşçasına rahat ürettikleri bu albümle grup dijital çağın hissiyatına da uyum sağlamış.

Yüksek Sadakat ile 2005’te, ilk albümlerini yayımlamalarından hemen sonra Hürriyet için bir röportaj yapmıştım. Sektörün, Türkçe rock talebi içinde olduğu bir dönemdi. O döneme dikkatle baktığımızda, ilk albümlerini çıkarmış Türk rock gruplarının kendilerine has bir ‘sound’la bugüne istikrarla vardıklarını görüyoruz. Zaman içinde kendilerini geliştirip değişseler dahi alametifarikaları yerli yerinde duruyor. Yüksek Sadakat da bu gruplardan biri. O ilk röportajda müziklerini nasıl tanımladıklarını sormuştum; gelen yanıt röportajın da başlığı olmuştu: “Doğudan bakınca batılı, batıdan bakınca doğulu.”

Yüksek Sadakat’in ilk çıktıklarında üçer yıl arayla yayımladıkları üç albüm, şarkı kalitesi açısından baktığımızda başyapıt niteliğindedir. Özellikle ilk ikisi uzunca bir dönem Hürriyet’te müzik yazarlığı da yapmış Kutlu Özmakinacı’nın köklü bir birikimden damıttığı şarkılar içerir ve nokta atışıdır. Ayrıca diskografiye bakarsanız hiç yeni şarkı yayımlamasalar bile bugüne kadar yarattıkları hit’lerle ömür boyu konser verebileceklerini açıkça görürsünüz. Her grupta olduğu gibi Yüksek Sadakat’in de duraklama dönemi olmuştur. Ama bu dönemi içeriye dönüp tazelenmekle geçirmiştir grup. Bugün elimizde olan ‘Rengarenk’ albümünün yedi yıl aradan sonra gelmesi bu nedenledir bana göre.

HİÇ DUYMADIĞIMIZ DÖRT YENİ ŞARKI

Pandemi öncesi yayımladıkları ‘Beklediğim Ne Varsa Sensin’ ve eylül başında gelen ‘Öksüz Yel’ teklileri sonrası albümü elimize aldığımızda bilmediğimiz dört şarkıyla karşılaşıyoruz. Bu dört şarkı dışında albümde ‘Öksüz Yel’in akustik uyarlaması ve grubun ilk büyük hit’i ‘Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer’in 15’inci yıl versiyonu da var. ‘Rengarenk’in bütününe dair şunları söyleyebilirim: Yüksek Sadakat albüm heyecanını korumuş ancak daha sakin. Düzenleme ve bütünlük açısından daha esnek ve özgür. Dijital çağın hissiyatına uyum sağlamış. Albümü birkaç kez dinlediğinizde iç dengeyi de fark ediyorsunuz. Grup kendi tadını bozmadan diskosu, reggae’si, neo soul’u, sert rock gitarlarıyla birçok çiçekten bal almış. En olgun çağlarında sadece kendileri için yapıyormuşçasına rahat üretmişler. Albüme adını veren ‘Rengarenk’, ‘Öksüz Yel’, ‘Terk Ediyor Sesin Beni’ başta, tüm şarkılar ilgiyi hak ediyor. Yeter ki Yüksek Sadakat hayranları albümün tavrına hızla ısınsın.

TREND OLMANIN YOLU

Esasen Reynmen’e Zeynep Bastık’ın eşlik etmesiyle öne çıkan ‘Yalan’ şarkısının kimin teklisi olduğunu yani şarkıyı öncelikle kimin diskografisi içinde değerlendirmek gerektiğini zaman gösterecek. Parçanın yorumcusu olarak Zeynep Bastık, Arem Özgüç ve Arman Aydın isimleri geçiyorsa da kağıt üstünde ‘Yalan’ bir Reynmen projesi. Sözleri Tepki ve Modo tarafından kaleme alındıktan sonra beste için Tepki, Reynmen, Zeynep Bastık, Arem Özgüç ve Arman Aydın ortaklaşa çalışmış. Düzenleme Özgüç ve Arman’a ait. Yani şarkı baştan sona kolektif bir ürün. Zeynep Bastık’ın şarkıya büyük değer kattığını söyleyebilirim. Öte yandan sadece bir Reynmen şarkısı olarak da iş yapar mıydı? Bence yapardı. Ne var ki streaming ortalaması yüksek iki isim, iyi bir nakaratla buluşmadan ‘trend’ şarkı oluşmuyor. Burada oluşmuş mu? Kesinlikle!

Yazının Devamını Oku

Geleceğiyle oyun oynuyor

Hadise’nin yeni şarkısı ‘Coş Dalgalan’ orijinal bir PUBG şarkısı olarak görevini yerine getiriyor. Aynı zamanda Ozan Bayraşa düzenlemesiyle bağımsız bir Hadise şarkısı olarak da iddialı hale gelmiş.

PUBG’nin mobil versiyonunun ‘Poseidon’ güncellemesi için yapılan ‘Coş Dalgalan’ın audio versiyonu bir ay kadar önce oyun platformundan tanıtılmıştı. Şarkı, sonunda videosuyla birlikte tüm dijital platformlarda yayımlandı. ‘Coş Dalgalan’ orijinal PUBG şarkısına Türkçe bir prodüksiyon olarak tanımlanabilir.

KALİTEDEN ÖDÜN VERMİYOR

Şenol Korkmaz yönetmenliğindeki çok konuşulan videonun çekimlerinde Hadise, 11 küsur metrelik tasarım elbisesiyle suya daldı. Kendisine 2 saati aşkın sürede yapılan suya dayanıklı makyajla, içinde köpekbalıkları olan bir akvaryuma girdi (Tabii yanında özel bir ekip de vardı).

Geçen yılbaşı gecesi; Aleyna Tilki, Ece Seçkin ve Reynmen de PUBG ile ortak bir çalışmaya girişmişti. Söylenene göre bu şarkı için Hadise çok daha fazla ücret aldı. Buraya kadarı işin magazin kısmı. Beni daha çok ilgilendirense bir süre önce TV kariyerini ‘O Ses Rap’le sınırlı tutma kararı alarak müziğe daha çok vakit ayırmaya niyetlenen Hadise…

Açıkçası; televizyon yıldızlığıyla en meşgul olduğu dönemde bile belirli bir şarkı ve prodüksiyon kalitesinden ödün vermeyen sanatçı, bu vesileyle daha çok şarkı üretip konser yapacaksa buna seviniriz.

“Tik tak tik tak/ Kalk kızım uyuyorsun/… Günü kaçırıyorsun” şeklinde Alper Narman, Ali Barış Ata ve Reşit Özkaplan tarafından yazılan sözlerle ‘Coş Dalgalan’ orijinal bir PUBG MOBILE şarkısı olarak görevini yerine getirdiği gibi Ozan Bayraşa düzenlemesiyle bağımsız bir Hadise şarkısı olarak da iddialı hale gelmiş.

Popülerlik kaygısı olan müzisyenler, bu tür oyun platformlarından lanse edilecek yeni şarkıları, daha önemlisi yurtdışı örneklerini gördüğümüz stadyumlar dolusu insanın izlediği adı sanal, kendisi gerçeğinden öte bir deneyim olan platform konserlerini hayal edip ona göre strateji geliştirmeliler. Bu işin ‘geleceği’ henüz gelmedi çünkü.

Yazının Devamını Oku

Dansa yeni bir davet

İki yıldır müzikal yolculuğunu takip ettiğim bir isim Melis Yelman... Elektronik altyapılarla Türkçe şarkıları başarıyla buluşturuyor, üstüne şarkı yazarlığı yönünü de geliştiriyor. Söylemiş olayım; Melis Yelman hem sesi hem duruşuyla gümbür gümbür geliyor...

Üniversitede okuduğu yıllardan beri çoksesli müziğe ilgi duyan, korolarda yer alıp yurtdışı festivallerde deneyim kazanan, sonrasında bir dönem caz vokal üzerine çalışıp kendini geliştiren genç bir sanatçı Melis Yelman. Hem sesi hem duruşuyla ‘Gümbür gümbür geliyorum’ diyen şarkıcının radarıma girme nedenleri şöyle: Öncelikle dans/elektronik altyapılarla Türkçe sözlü şarkı yazarlığı becerisini tertemiz bir paydada buluşturuyor. Ayrıca iddialı bir şarkıcı olma hedefiyle yetinmeyip, genç yaşta söz yazarlığı yönünü geliştirmeyi hedefleyip bunu yavaş yavaş başarıyor.

İki yıllık yolculuğunu adım adım takip ettiğim Melis Yelman’ın bu yıl nisanda yayımladığı ‘Kibir’i tanışma niyetiyle dinlemenizi öneririm. Parçanın orijinali Hande Yener’in büyük bir hit’i (Yanmam Lazım) biliyorsunuz. Dinleyin ve Yener versiyonuyla kıyaslayarak Yelman’ın müziğe yaklaşımını, sound’unu anlayın önce...

Akabinde geçen günlerde yayımlanan ‘Nergis’e odaklanın. Bu şarkı ilk albümün haberci teklisi. Görsel konsepti yaratan Burçin Kaygısız ve düzenlemenin altındaki imza Görkem Arslan’la güzel bir ekip işi olmuş. Fikri altyapısı ve samimiyetiyle gönüllere taht kurmuş, bağımsız yapım şirketi Bir Baba Indie (BBI Music) yolunu bulmuş, güzel bir yere gidiyor Melis Yelman’la...

SIRRINA SAHİP ÇIKMALI

90’lar Türk popunun en güçlü markalarındandı; kendine has şarkı yazarlığı ve stiliyle dikkat çeken bir unsuru olmuştu Rafet El Roman. ‘Sorma Neden’ örneğin o yıllarda kaç kişinin kalbine dokunmuş, içini acıtmıştır kim bilir… Her şarkı yazarının imzasını atmak isteyebileceği nadirlikte müthiş bir baladdır. ‘Amerika’ ise sözleri ve videosuyla daha çok kült olsa da apayrı bir tat sunan çok güçlü bir şarkıdır.

El Roman’ın haklı şöhreti 90’lara sıkışıp kalmaz, 2010’a dek adından söz ettiren hit’ler, düetler ve albümlerle devam eder. Bundan sonrası daha çok kadın vokallere odaklanmış bir düet tekliler dönemi olur kendisi için. Bence Rafet El Roman’ın en değerli özelliği ilk günden bugüne tarzından, şarkı yazarlığı çizgisinden hiç ödün vermemiş olmasıdır. 90’lı yıllarda onu orijinal yapan sır bugün de aynen geçerli ki sadece bu bile çizdiği yolun ne kadar doğru olduğunun göstergesi.

Buraya kadar tamam ancak yeni albüm ‘Sırrına Eremeyiz’i dinlediğimde şunu düşündüm: Az denilemeyecek sayıda yeni şarkı içeren bir albüm ancak şarkılarda yazarın bir miktar cepten yediğini görüyoruz ne yazık ki.

Yazının Devamını Oku

Davulcuya şarkılı veda

Rolling Stones’un efsanevi davulcusu Charlie Watts geçen günlerde aramızdan ayrıldı. Watts’ın ölümünden kısa süre önce yayımlanan ‘Living in the Heart of Love’ teklisi grubun 1981 tarihli ‘Tattoo You’ albümünün 40’ıncı yılı şerefine çıkacak özel edisyonda yer alıyor. Şarkı yeni düzenlemesiyle grubun o yıllarını yorumlayışına iyi bir örnek denebilir.

Gitaristlerin, solistlerin adı daha çok bilinir ancak 60 yıla yakın bir süredir kendini güncel tutup dünya turneleri yapan, yeni şarkılar üreterek ayakta kalan bir klasik rock grubunun davulcusu üzerine özel olarak konuşmak gerekir.

Charlie Watts, Rolling Stones içinde söylendiği üzere grubun ‘makine dairesi’ydi. Watts’ın içindeki metronom, grup matematiğini oluşturmasa, şarkıda oluşan her boşluğu doldurmak yerine o boşluklara alan açan stili olmasa Rolling Stones’un kendine has sound’undan söz etmek gerçekten zor olurdu.

Bu nedenle geçen günlerde 80 yaşında, huzurla aramızdan ayrılan Rolling Stones davulcusunun kaybı bir devrin kapanışını simgeliyor. Bir çözüm bulup canlı çalmaya sonuna kadar devam edeceklerine inanıyorum ancak hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı da kesin.

Living in the Heart of Love (Tekli)
Rolling Stones

Yazının Devamını Oku

Her daim iddialı

Kenan Doğulu ‘Bumaya’ gibi iddialı bir parçayı yayımlamak için pandemi yasaklarının gevşemesini bir yıl kadar bekledi. Kısa, net, nokta atışı bir şarkı olmuş ‘Bumaya’. Ayrıca videosu da çok başarılı.

Bumaya (Tekli)
Kenan Doğulu
Doğulu Ses

Kenan Doğulu’nun 2018 tarihli ‘Vay Be’ albümünden sonra yaptığı ‘Bizimdir’ teklisi pandemi ruh halini yansıtan, birleştirici ve güçlü bir ‘balad’dı. Ardından geçen yıl  ‘Rakkas’ yorumu ve albümden ‘Yosun’un remiksiyle ortamı hafiften hareketlendirdi. ‘Bumaya’ gibi iddialı ve nokta atışı bir parçayı yayımlamak için pandemi yasaklarının gevşemesini bir yıl kadar bekledi.

SONUÇ PIRILTILI OLDU

Şarkıyı en doğru haline getirene kadar hem söz hem beste aşamasında Ozan Bayraşa, Umur Doma ve Onurr gibi rüştünü ispatlamış müzik insanlarıyla işbirliğine giren Doğulu, dijital dünyanın beklentileriyle Kenan stilini buluşturmayı başarmış. Tam bu noktada, şarkının oluşumu sırasında yerinde yönlendirmeler yaptığını düşündüğüm Ozan Bayraşa’nın formülü tıkır tıkır çalışmış. Ses efekt tasarımı, Emre Kıral’ın miks ve mastering’i, Dolby Atmos miks derken ortaya modern ve temiz bir sound çıkmış; kısa, net, nokta atışı bir şarkı olmuş ‘Bumaya’.

Kenan Doğulu ‘Bumaya’da, Kerimcan Durmaz ve Zeynep Bastık’a çektiği videolarla öne çıkan ödüllü yönetmen Ecem Lawton’la bir araya geldi. Bu sayede de Los Angeles’taki Le Chateau Rose’da, bir Edgar Allen Poe öyküsünden yola çıkarak yaratılan görsel dil ve teatral üslupla çekilen iddialı bir videoya kavuştu.

Kostümler Fashion Week 2020’nin yaratıcı direktörü Guvanch Agajumayev’in imzasıyla tasarlandı. Koreograf olarak Dua Lipa ve Beyoncé videolarından tanıdığımız Marvin Brown’la çalışıldı. Diğer bir deyişle şarkının duygusunu derinleştirecek görsel bir anlatım için epey emek verildi, kapsamlı bir prodüksiyona girişildi. Ama sonuç pırıltılı oldu. ‘Bumaya’, bu yazın kalanında ve bundan sonraki yazlarda, tüm Kenan Doğulu istek listelerinde başa oynayacaktır diye düşünüyorum.

Yazının Devamını Oku

Doğru izleri takip etti

Duygusuyla, tekniğiyle iyi bir şarkıcı olan Hande Mehan’ı çoğumuz Cem Adrian’la birlikte seslendirdiği ‘Sen Benim Şarkılarımsın’ parçasıyla tanıdık. Kariyerinde emin adımlarla ilerleyen şarkıcı geçen hafta söz ve müziği kendisine ait olan yeni teklisi ‘Olamam’ı yayımladı. Çok seveceğinize inandığım şarkının klibinde de gelin ve damat rolünü Mehan’ın anne ve babası oynuyor.

Yirmili yaşlarının ortasında birçok şarkı yayımlamış; önemli eşliklere, güçlü cover’lara imza atmış bir isim Hande Mehan. Henüz dinlemediyseniz tüm kataloğunu gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Şayet duygusuyla, tekniğiyle ne kadar iyi bir şarkıcı olduğunu anlamak isterseniz ‘Kırılsın Ellerim’ ve ‘Bir Kızıl Goncaya Benzer’ teklilerinde sadece vokalden oluşan yorumunu dinleyin.

Aslında Hande Mehan’ı YouTube’da yayımladığı ‘Sen Beni Güzel Hatırla’ şarkısıyla tanıdık ancak geniş kitlelerle buluşması Cem Adrian’la birlikte seslendirdiği Gündoğarken’e ait ‘Sen Benim Şarkılarımsın’ vesilesiyle oldu. Bir yandan Cem Adrian etkisi, öte yandan şarkının ‘Masumlar Apartmanı’nda kullanılması hem Spotify hem de YouTube’da 40 milyon dinleme/izleme rakamına ulaşmasını sağladı. Bu arada ‘Sen Beni Güzel Hatırla’nın YouTube’daki videosu da 20 milyon kez izlendi.

Buradan çıkarılacak en önemli sonuç, doğru kişinin müziğini sahiplenip prodüktörlüğünü yaptığınızda, kendi kitlenizle tanıştırırken uygun bir müzikal dil seçtiğinizde sonuç güzel oluyor. Bu nedenle Cem Adrian’ın örnek olmasını isterim. Hem ‘Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun’, ‘Kum Gibi’, ‘Bu Yollar Hep Sana Çıkar’ gibi şarkılarda yapılan başarılı düetlerle hem de Mehan’ı konserlerine konuk alışıyla yeni bir ismin kariyerine on numara bir katkı sağladı.

Hande Mehan’a dönecek olursak; geçen yıl ‘2020 Model Murathan Mungan’ albümünde bir yorumuyla yer almıştı sanatçı. Bu yıl haziranda yayımlanan teklisi ‘Dökül İçime’ sound açısından anaakım poptan beslenirken son derece yenilikçi fikirler de barındıran bir işti. Bu anlamda onun devamı olarak gördüğüm son tekli ‘Olamam’ı intro’dan başlayarak bütünüyle seveceğinize eminim. Sözü ve müziği kendisine ait şarkının videosunda gelin ve damat rolünüyse kendi anne ve babasına vermiş Mehan.

MANGA İÇİN YENİ BİR DEVİR

‘Kırıla Kırıla’nın maNga açısından belki de en önemli özelliği bağımsız olarak yayımladıkları ilk şarkı oluşu. Kamp Records (VEYasin’in şirketi) ortaklığıyla çıkardıkları ‘Kırıla Kırıla’ aracılığıyla maNga Music’in bağımsız yapımcılığına da ‘hayırlı olsun’ demiş olalım. Bir diğer dikkat çekici taraf, parçanın tüm süreçlerini Türk hiphop âleminin şahsına münhasır ve öncü karakterlerinden, yaratıcı müzisyen VEYasin’le üretmiş olmaları... Ben ortaya çıkan sonucu çok başarılı bulduğumu belirtmek isterim. VEYasin’le maNga’nın müzikal vizyonlarının uyum sağlayacağını tahmin ediyordum. Ancak bunu bir şarkının versiyonu üzerinden (veya VEYasin’in ‘Hey Douglas’ kimliğiyle) değil ortaklaşa gerçekleştirilmiş olmalarına ayrıca sevindim. Şarkının prodüktörlüğünü üstlenen VEYasin söz ve müzik aşamalarında da Ferman Akgül ve Yağmur Sarıgül’le birlikte çalışmış. Sözün kısası Ankara rüzgârı gerçekten bir başka esmiş ‘Kırıla Kırıla’da. Parçanın görsel dili için bir grafiti yapan High Hero, konsept fotoğrafları çeken Fethi Karaduman, 4K çözünürlüğünde ve şarkı sözlerini içeren videonun yönetmeni Osman Tendürek şarkının ruhunu tamamlamış. Beni heyecanlandıran ve ticari başarısına kesin gözüyle baktığım bir şarkı olduğu gibi bugünün maNga’sının köklerine de şahane bir selam...

Yazının Devamını Oku

Global ‘sır’rın peşinde

Hepimizi derinden üzen orman yangınları nedeniyle sessiz sakin bir şekilde yeni teklisi ‘Sır’ı yayımlayan Aleyna Tilki’nin yüzünü global piyasalara çevirmesini çok yerinde buluyorum. Bu parçada ünlü müzisyen Diplo’yla çalışan Aleyna’nın benzer ‘sound’lardaki yıldızlara göre eksiği değil, fazlası var. Ama video prodüksiyonlarına ve dansçılığına biraz daha eğilmeli...

Aleyna Tilki ünlü müzisyen Diplo ile yaptığı yeni şarkısı ‘Sır’ı sosyal medyada bir video açıklama yaparak yayımladı. Ülkemizi derin üzüntüye boğan orman yangınları nedeniyle gündemi işgal etmek istemediğini ancak dijital dinleme platformlarının 72 saat önceden bilgilendirilmesi zorunluluğu nedeniyle bir şey yapamadığını, öte yandan videonun YouTube’a yüklenmesini ertelediğini açıkladı geçen hafta. Markasını bizzat yöneten Aleyna açısından doğru karardı.

Aleyna artık Türkçe sözlü şarkılarında da Diplo gibi global yıldızlarla çalışabiliyor. Dünyada benzer sound’ları benimsemiş ve ‘star’ bellediğimiz isimlerden hiçbir eksiği olmadığı gibi genç yaşında, zor koşullarda ‘yerel’ olmayı başardığı için ‘fazlası var’ diyebiliriz.

‘Sır’ın videosunda bir kır düğünü görüyoruz. Aleyna Tilki bir robotla evleniyor. Şahitlerse ünlü yüzler, Ersay Üner ve Cemal Can Canseven. Davetliler de Doğuş Çabakçor’un DJ’liğiyle coşuyor. Şarkı iyi, Aleyna’nın video fikirleri iç piyasa için yerli yerinde. Ancak global hedefleri için video prodüksiyonları yönünden biraz daha vizyoner olmalı diye düşünüyorum.

Ayrıca dansçılığı konusunda profesyonel destek alarak kendini geliştirmesi faydalı olacaktır. Sound açısından epeydir yazıp çiziyorum; yüzünü dünyaya döndüğü için onun adına mutluyum. Aynen devam.

YARATICI, RENKLİ, BENZERSİZ BİR İÇ DÜNYA...

İçinde derin hisler ve zaman zaman karanlık unsurlar barındıran retro dans sound’lu Jakuzi (Kutay Soyocak) yeni popun en değer verdiğim isimlerinden biri. Geçen hafta ortası iki şarkılık EP’si ‘Açık Bir Yara’yı dijital mecralarda yayımladı. Aynı adlı şarkının prodüktörlüğünü Kerem Brumend; ‘Hiç Işık Yok’unkini Maurizio Baggio üstleniyor. ‘Açık Bir Yara’ daha simgesel ve içedönükken ‘Hiç Işık Yok’ adının aksine bizi ışıklar içinde bir dans ortamına davet ediyor. Bildiğim şu ki Jakuzi gerçekten yaratıcı, renkli ve benzersiz bir iç dünyaya sahip. Şarkıları da o dünyayı anlamanız için açılan gizli geçitler gibi... Yaptığı işe o dünyanın bütününe hizmet edip etmediği yönünden bakarsak elimizdeki yeni Jakuzi EP’si dört dörtlük...

Açık Bir Yara (EP)

Yazının Devamını Oku

Z Kuşağı kılavuzu

‘Happier Than Ever’ adlı yeni albümünde daha olgun, daha cesur, daha özgür bir Billie Eilish’le karşı karşıyayız. Z Kuşağı’nın isyanlarını anlamak için onun anlattığı dünyaya vâkıf olmakta fayda var.

Billie Eilish’in, mensubu olduğu genç kuşak üzerindeki etkisi sürüyor. Öte yandan yaşça büyük hayranlarının sayısı da hızla artıyor. Saç, makyaj, giyim kuşamda nasıl hoşuna gidenden yola çıkıyorsa müziği için de durum aynen öyle. Örneğin, sound’u minimal ve retro bir düzenleme estetiği var. Çağın önerdiği, klişe dijital altyapılara sarılmıyor. ‘Happier Than Ever’da bossa nova’dan kilise orglarına, eski usul vokallere uzanabiliyor. En önemlisi, hiçbir mecburiyeti yokken bir albüm insanı olma tavrını sürdürüp daha önce tekli olarak paylaştıklarıyla birlikte 16 şarkılık bir sanat ürünüyle karşımıza çıkabiliyor.

BİR GENÇLİK İDOLÜ...

Albüm adındaki gibi ‘hiç olmadığı kadar mutlu’ oluşundan mı bilmem ama ‘Happier Than Ever’da daha olgun, daha cesur, daha özgür bir Billie Eilish’le karşı karşıyayız. Kim ne der diye düşünmeden bir gençlik idolünün yaşam yolculuğunu şarkılarıyla ustaca aktarmayı başarıyor. Dijital çağın kalabalığında yıldızlık yolunun samimiyetten geçtiğini gösteriyor.

Albümün açılış şarkısı ‘Getting Older’da sırrını açıklamış: Genç bir kadın ama yaşlı bir ruh olarak önüne çıkan yanlış insanları daha iyi ayırt ediyor artık. Bence Z Kuşağı’ndan zeki, özgür ruhlu, şahsına münhasır evlatlarımızın kimi isyanlarını anlamak için Billie Eilish’in ve paralel bir yolda gördüğüm Lana Del Rey’in anlattığı dünyaya vâkıf olmakta fayda var.

‘Happier Than Ever’ her yönüyle güçlü bir albüm. 2021’in heyecanla beklenen albümü olma durumuna enfes bir cevap vermiş. ‘Lost Cause’, ‘My Future’, ‘Therefore I Am’, ‘Your Power’ ve albüme adını veren şarkıdan başlayabilirsiniz. Ben ‘I Didn’t Change My Number’ ve ‘Billie Bossa Nova’yla ilk dinleyişte özel bir bağ kurdum ama bütüne ve bütünlüğüne şapka çıkarıyorum.

DÜNYAEVİNDEN NAKLEN

Zeynep Bastık’ın uzun süredir yol arkadaşı olan Tolga Akış’la 7 Temmuz’da arkadaş arasında güzel bir partiyle evlendiğini duymuş, görmüşsünüzdür. Bastık sözü, müziği ve düzenlemesi Serhat Şensesli’ye ait olan yeni şarkısının video yönetmenliğini eşi ve prodüktörü Akış’a teslim etti. Videoda Akış’ın bizzat çektiği düğün görüntülerinin yanı sıra yine düğünde Zeynep Bastık’a sürpriz olarak izletilip mutluluktan ağlamasına neden olan anlar ustalıklı ve samimi bir kurguyla bir araya getirilmiş. Tolga Akış’a bu fikir ve uygulama için tebriklerimi sunarım. Yeni nesil bir pop yıldızının sürekli yeni şarkı üretip belirli bir kalite seviyesini koruma zorunluluğunun yanı sıra gerçek yaşamını samimiyetle estetize etmesinin ne denli önemli olduğunu gösteriyor. Bunu 90’lar ve 2000’ler boyunca görmemiz olası değildi.

Yazının Devamını Oku

Yeniliklere akış zamanı

Burcu Güneş kariyeri boyunca şarkıları, ‘torna tezgâhından çıkmış ticari şarkılarla’ karıştırılmasın diye sınırlarını sert çizdi... ‘Yaramaz’ teklisinde dinleyeni kısa sürede motive eden bir hisse odaklanmış. Neredeyse tamamı nakarat olan, akılda kalan bir şarkı.



Çağ ‘Durmadan üret ve paylaş’ diyor demesine ama esas önemli olan yaptığınız şarkıların kuşaklar boyu dinlenebilmesi değil mi?

Dijital âlemde uzun vadeli var olmak için bu böyle, emin olun. Bu noktadan hareketle, pek yakında yeni albüm müjdesi verecek Burcu Güneş’in, 90’ların o şahane şarkı kurgusunu da gözeterek modern sound’lara doğru bir akış içinde olduğunu görüyorum. Ben bu seçimi çok sağlıklı bulanlardanım.

‘Yaramaz’ teklisinde dinleyeni kısa sürede motive eden bir hisse odaklanmış. Neredeyse tamamı nakarat olan, akılda kalan bir şarkı. Burcu Güneş kariyeri boyunca şarkıları, ‘torna tezgâhından çıkmış ticari şarkılarla’ karıştırılmasın diye sınırlarını sert şekilde çizdi. Bu da içindeki, cıvıl cıvıl ve cesur olabilecek Burcu’yu bir miktar engelledi. Şimdi dijital platformların algoritma beklentilerine az daha yaklaşan bu şarkı üzerinden şunu söyleyeyim: Güneş, güçlü şarkılar üretme konusunda sıkıntısı olmadığından düzenlemelerde güncel sound’lara daha kararlı göz kırpabilir. ‘Yaramaz’ için de Türkçe olmayan bir rap kalıbının yerine; bilinen bir isimle Türkçe rap (trap) feat’i de düşünebilirdi. Orkestra solistliği terbiyesinin üstüne doğru şarkılar koyan birinin farklı sound’lar denemek hakkıdır. Ve çağ da öyle bir çağ...

TAŞ PLAKLARIN KRALİÇESİ

‘Tango ve taş plak tadında billur bir ses’ dendiğinde aklıma gelen özel bir yorumcu olmasının yanı sıra bir ‘ruh hali daveti’dir Sema Moritz şarkıları. Ağırlıklı olarak aşk acısının karanlık dehlizlerine girer.  ‘Lacivert’ de o ruh halindekiler için uygun bir şarkı. Sözü ve müziği Emre Aksu’ya ait, eserin düzenlemeleriyse Erdinç Şenyaylar’a. Müzik sektöründe herkesin sevgi ve saygısını hak etmiş olan rahmetli Hasan Saltık’ın beğendiği ve Moritz’i, yayımlamak üzere ikna ettiği bir şarkı oluşu da, bu tekliye ayrı bir özen göstermemizi gerektiriyor. Seyyan Hanım’ın efsanevi ‘Hasret’ini modern imkânlarla okuyup kaydeden ve büyük bir esere kıymet katmayı başaran Sema’yı bu şekilde tanıyanlar oldu. Nedeniyse kendisinin ‘Hasret’ yorumunun ‘Hekimoğlu’ dizisinin can alıcı bir sahnesinde kullanılmış olmasıydı. Bence bu durum Moritz için hem avantaj hem de risk oluşturdu. Çünkü kimi gençler ne yazık ki daha önce Sema adıyla ve ‘Efsane Hanımlar (Ekho)’ albümünde okuduğu taş plak tadındaki eserleri Sema Moritz şarkısı olarak biliyor ve bundan sonra ne yaparsa yapsın o şarkılarla kıyaslanacak.

Yazının Devamını Oku

Dans edin ve kafayı boşaltın

Shakira’nın 2017’den bu yana çıkardığı ilk şarkısı ‘Don’t Wait Up’ yerinden kalkmayı reddeden birini dans etmeye ikna edecek nitelikte. Kendin için bir şeyler yapmaktan, kaygılardan sıyrılmaktan söz eden şarkı hem pandemi hem de yaz ruhunu yakalamayı başarıyor.

Shakira “Şarkıyı kaydetmek için stüdyoya girdiğimde yaza damga vuracağına, gelecek kaygısından sıyrılıp dans edeceğim günlerin yakın olduğuna inanmıştım” diyor ‘Don’t Wait Up’ için. Varyantlar ve dünya genelinde bir inip bir çıkan pozitif vakalar sebebiyle COVID-19’u zihnimizden çıkaramasak da Shakira haklı sanırım. En azından önlemimizi alıp eğlenirken zihnimizi özgür bırakmayı denemeli ve gelecek güzel günlere inanmayı sürdürmeliyiz.

Aradaki işbirlikleri ve parçası olduğu projeleri saymazsak 2017’de yaptığı ‘El Dorada’ sonrası ilk ve 2016 tarihli ‘Try Everything’ sonrası ilk İngilizce sözlü Shakira şarkısı ‘Don’t Wait Up’. Kendin için derhal bir şeyler yapmak ve akışına bırakıp kaygılardan sıyrılmaktan söz eden şarkı hem pandemi hem de yaz ruhunu yakalamayı başarıyor. Güçlü davullarla başlayan şarkıya sert syhthesizer’lar eşlik ediyor. Yaza damga vurup vurmayacağını bilmem ama mevsimlik DJ çalma listelerinde yer bulursa çalana puan getireceği kesin. Çünkü yerinden kalkmayı reddeden birinin dans etme kararı almasına yardımcı olacak denenmiş bir matematiği var.

Siz de havaya girmek istiyorsanız ‘Don’t Wait Up’ın Kanarya Adaları’nda çekilen videosunu izleyerek başlayın işe. İster şahane dans koreografilerine ve ortama isterseniz de Shakira’nın sörfüyle dalga peşinde koştuğu anlara odaklanın. Yeter ki bir şarkılık süre için de olsa kafanızı boşaltmayı başarın.

SEKSENLER BİLİMKURGUSU

Bastille, ‘Distorted Light Beam’ teklisi öncesi yayımladıkları bir dizi fütüristik tanıtım videosuyla yeni bir dönemin eşiğinde oldukları hissini vermişti. Şimdi yeni teklileri ‘Give Me The Future’da kendi geleceğini bugünden isteyen Bastille, ilginçtir ki bunu sound olarak 80’ler etkisinde bir şarkıyla başarıyor. Sözlerin alt metninden anladığımız sonsuz olasılıkla bağ kurmanın mümkün olduğu ve keşiflerin orada bir yerde sadece bizi beklediği... Son stüdyo albümleri ‘Doom Days’i 2019’da yayımladıktan sonra geçen aralıkta ‘Goosebumps’ EP’siyle sürpriz yapan grup şubat ayında bir Bastille belgeseli diyebileceğimiz ‘ReOrchestrated’ ile geldi. Belgeseldeki ana mevzu şarkılarının 50 kişilik orkestra ve koroyla icrası üzerinden Bastille’in kariyer yolculuğu (Amazon Music).

Yazının Devamını Oku

Artık birinci ligde

‘Sen Varsın Diye’ adlı yeni teklilerini yayımlayan Yüzyüzeyken Konuşuruz grubunun hit üretimi konusundaki yeteneğine bir kez daha şapka çıkarıyorum. Şarkının nakarat bölümünün ilk konserden itibaren seyirci tarafından ezbere söylenmesi hiç şaşırtıcı değil.

Son albümleri ‘Akustik Travma’nın üzerinden 3 yıl kadar geçti. 2019’u ‘Ölsem Yeridir’, 2020’yi de ‘Kazılı Kuyum’la geçiren Yüzyüzeyken Konuşuruz, kuşkusuz alternatiften anaakıma geçişte en hızlı kabul gören gruplardan biri olmayı başardı. Şarkıları çok dinleniyor, konserleri kapalı gişe oluyor. Son olarak bir süre önce bunu Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda yine başardılar.

Geçenlerde 2021 teklileri ‘Sen Varsın Diye’yi yayımlayan grubun öncelikle hit üretimi konusundaki yeteneğine bir kez daha şapka çıkarıyorum. Şarkının genel enerjisi, kaydı, düzenlemesi ve görevini fazlasıyla iyi yapan nakaratı düşünüldüğünde ticari başarısızlık imkânsız bana kalırsa. Hatta nakarat bölümünün hemen ilk konserden itibaren seyirci tarafından ezbere söylenmesi hiç şaşırtıcı değil.

Yüzyüzeyken Konuşuruz bugün Türkiye’nin her yerinde büyük konserler verebilecek bir noktada. Yeni albümün zamanı geldi de geçiyor. Grupsa sonraki teklisini eylülde yayımlamayı planlıyor.

ESKİ GÜNLER GÜZELLEMESİ

Üzerinde 5 yıldır çalıştığı ‘Anadolu Funk’ albümünün ilki için “Türk insanının kendini bir aile gibi hissettiği o zamanları hatırlatmak istiyorum. Aslında sahip olduğumuz en büyük güçlerden biri olan birlik ve beraberlik çok şeyi olumlu şekilde değiştirebilir” diyerek giriyor lafa Evrencan Gündüz. Türk rock tarihine damga vurmuş Asım Can Gündüz’ün oğlu olma durumunu çoktan aştı ve on yıllar boyunca dinlenecek şarkılar yapma ve ‘albüm insanı’ olmaya inanan bir gelenekten geliyor. Bu nedenle hatalarından ders çıkarıyor ve onu en iyi ifade edecek sound ve bağlamın peşinden gidiyor. Adını ‘Anadolu Funk’ koyduğu albümünde Moğollar, Cem Karaca, Barış Manço, Yavuz Çetin gibi kıymetli müzisyenlere selam verip Anadolu ezgilerine başvurması ve sound’u funk’tan rock’a uzanan bir müzikal zemine oturtması bundan...

Mahalle kültürünün enerjisini özlediğini söyleyen genç müzisyen, komşunun komşuyu tanımadığı bir dönemde eski değerleri müzik yoluyla hatırlatmak istediğini de açıkça belirtmiş. Müzikal anlamda ustalıklı bir iş çıkardığını da söyleyeyim. Enerjisi gayet yüksek, karakteri çok belirgin bir albüm olmuş ‘Anadolu Funk’. Beni alıp 90’lı yılların canlı müzik açısından altın günlerine ve o zamanki şahane ruh halimize götürdü. Bundan da önemlisi müzikle bağlarını ‘yeni çıkan şarkılar’ üzerinden kuran dijital kuşağa, kendi akranlarından ve onların diliyle bir eski zaman güzellemesi ‘Anadolu Funk 1’.

Yazının Devamını Oku

Vokali imzası olmalı

Müzisyen olarak kapasitesi ve duruşu itibariyle kafasına eseni yapma ayrıcalığını iyi kullanan Karsu’nun Türkçe cover’larını, seçtiği şarkıların hafızasına kattıklarını hayranlıkla izliyoruz. Yeni şarkısı ‘Sonunda’ ise yazlık, orta tempolu, trendlerle barışık ancak Karsu’yu Karsu yapan vokal üslubunun yerinde yeller esiyor.


Sonunda Karsu SuMusic

Karsu hem şarkıcı hem enstrümanist olarak çok geniş imkânlara sahip bir yetenek... Genellikle içinden geleni yaptığını, müziğe her zaman bir çocuk coşkusuyla sarıldığını görüyoruz. Türkçe cover’larını, seçtiği şarkıların hafızasına kattıklarını hayranlıkla izliyoruz. Başta ‘Jest Oldu’ olmak üzere hepsinin ne denli sevildiğini gayet iyi biliyoruz. ‘Bırak Beni Böyle’ kalbimize saplanan bir hançer gibiydi. ‘Siyah’ için de benzer şeyler söyleyebilirim. Şahsen ‘Karsu’ dendiği zaman o şarkılarla ve çok başarılı bazı cover’larla anıyorum kendisinin müziğini...

Öte yandan müzisyen olarak kapasitesi ve duruşu itibariyle kafasına eseni yapma ayrıcalığını da iyi kullanıyor. Örneğin pandemi öncesi Çağrı Sinci’yle birlikte ‘Ben Yanındayım’da rap söyledi. Üstelik parçanın rap bölümünü Sinci’ye bırakmadan kendi söyledi. Sonuç? Anlattığı dramatik kadın hikâyesindeki mesajın gücü ve Karsu’nun iyi niyeti neticesinde kabulümüz. Ancak rap söylemek o denli kolay bir iş değil. Derken, 2020’nin 23 Nisan’ı vesilesiyle bir şıklık yaparak Pinhani’nin ‘Ben Nası Büyük Adam Olucam’ını okudu. Hemen ardından da Sezen Aksu’nun ‘Gülümse’si geldi ki bence tek piyanoyla en güçlü yorum da oradaydı.

Şimdi ‘Sonunda’ ile karşımızda. Şarkıya bütün olarak baktığımızda nakaratı, düzenlemesi yerli yerinde; yazlık, orta tempolu, trendlerle barışık. Ancak Karsu’yu Karsu yapan vokal üslubunun yerinde yeller esiyor. Bence bir Karsu şarkısı olduğunu bilmeden dinlediğimizde ‘Bunu kim söylüyor’ diye düşünmemeliyiz. Ya da ‘Her kim söylese olurmuş’ diye...

PANDEMİ SONRASI KULÜP HAVASI

İki yıl önce yayımladığı ‘No:6 Collaborations’ta bizi moda sound’lara doyuran; kâh dans kâh hiphop coşkusu vaat eden Ed Sheeran son teklisi ‘Bad Habits’te akustik gitar dokunuşunu öne çıkarmış diyebilirim. Sheeran’ın deyimiyle ‘Pandemi sonrası kulüp havası’ diyebileceğimiz bu sound tanıdık bir synthesizer bölümüyle de gayet düz ve tahmin edilebilir bir şarkı üretmiş. Ticari anlamda bu bir eksi midir, zaman içinde göreceğiz ancak dinlenme rakamlarına bakacak olursak gidişat o yönde değil. Parçanın köşesiz düzenlemesi ve tahmin edilebilir akışı zaten ‘ideal yaz hiti’ tanımı olabilir. ‘Bad Habits’in video’sunda ‘Joker’ karakterinin etkisiyle gördüğümüz kostüm ve makyajıyla Ed Sheeran’ın şarkı sözlerinde verdiği mesajsa şu: “Kötü huylarım beni; içi boş sohbetlere, pişmanlığa ve yalnızlığa mahkûm ediyor ama hepsinin sebebi sizsiniz!”

Yazının Devamını Oku

‘Adamlar’ imzasını atmış!

Kendi şarkılarıyla geniş bir hayran kitlesine ulaşan Adamlar neden 1993 tarihli ‘Küçüğüm’ün cover’ını yapmaya girişti? Bence sound ve icrada farklı bir dokunuş üretip şarkının hafızasına katkıda bulunmak istediler... Hedefe ulaştıkları söylenebilir.


Küçüğüm (Tekli) / Adamlar Sony Music Türkiye

Sezen Aksu’nun 1993’te yayımlanan ‘Deli Kızın Türküsü’ albümü hem sanatçının en iyi albümlerinden biri hem de altında imzası olan Attila Özdemiroğlu, Aşkın Arsunan, Özkan Uğur, Fuat Güner, Erkan Oğur, Meral Okay, Onno Tunç, Gülten Akın, Şehrazat, Sertab Erener, Levent Yüksel gibi müzik insanlarıyla bir ‘rüya takım’ yapıtıdır. Yine de bu albümün ortaya çıkmasında Sezen Aksu’dan sonra en önemli dokunuşu Uzay Heparı yapmıştır. Birçok parçanın altındaki aranjör imzasının yanı sıra genel sound üzerindeki etkisi de büyüktür. Albümün yayımlanmasının üzerinden bir yıl geçmeden, 24 yaşında kaybettiğimiz Heparı ile özdeşleşmiş şarkısıysa ‘Küçüğüm’dür.
Son şarkı olarak yer alan ve Heparı’nın piyanolarını yazıp çaldığı, düzenlediği özel bir eser olarak aradan geçen 28 senede klasikleşmiştir.

ŞARKIYLA İYİ BİR BAĞ KURMUŞLAR

Peki, Adamlar gibi yeni nesil bir rock grubu, kendi şarkılarıyla ve geniş hayran kitlesiyle öne çıkmışken ‘Küçüğüm’ün cover’ını yapmaya karar vermesinin nedeni nedir? Muhtemelen şarkıyla kurdukları bağ ve iyi bir cover’da olması gerektiği gibi sound ve icrada farklı bir dokunuş üretip şarkının hafızasına katkıda bulunma ihtimalleri. Başarmışlar mı? Hedefe ulaştığı söylenebilir. Neredeyse tamamı iyi bir nakarat gücündeki şarkıya dozunda gitarlarla, alametifarikaları olan üst üste kaydedilmiş vokallerle ve akan zamanı çağrıştıran bir düzenlemeyle Adamlar imzasını atmış!

Yazının Devamını Oku

İşinin hakkını veriyor

Üç aşk baladından oluşan mini albümünde boş şarkı yoktu, yeni teklisi ‘Hay Hay’da da beklentileri karşılıyor. Geldiği noktada Hadise için ‘ekran yüzü’ ya da ‘kadrolu jüri üyesi’ dememiz mümkün değil çünkü vasat şarkılarla yetinmiyor.

Geçen sonbaharda atıyla ve gökdelen plazaların arasında söylediği baladıyla videosunda aşka sığınıp ‘Küçük Bir Yol’ arıyordu Hadise. Bu şarkının yer aldığı üç parçalık ‘Aşka Kapandım’ adlı EP’deki ‘Sen Hiç Yorulma’ ve içinde “Aşka kapandım” sözünün geçtiği ‘Olsun’ da bir aşk baladıydı... Bu üç parçadan çıkardığım sonuçları paylaşmak isterim... Aşk baladlarından oluşan bu konsept albümde boş şarkı yoktu. Sözleri, bu konuda usta olarak gördüğüm Devrim Karaoğlu’na ait (İki şarkıda Yıldız Tilbe ve Mete Özgencil’in de katkıları var), Hadise’nin sound’u ve tarzı açısından cuk oturmuş modern ama damardan şarkılardı.

Geldiği noktada Hadise için ‘ekran yüzü’ ya da ‘kadrolu jüri üyesi’ dememiz mümkün değil. Vasat şarkılarla yetinmiyor ve esas işinin hakkını sonuna kadar veriyor.

Şimdi yaza girmiş ve geleceğe dair umutları yeşertmişken Hadise’den hareketli şarkılar bekliyor olabilirsiniz. ‘Hay Hay’ aşktan söz ederken “Yürümüyorsa hay hay, git ama yaşananları da zor unutursun” diyen bir şarkı olarak orta/yüksek temposuyla beklentinizi karşılayabilir. Tıpkı Karaoğlu gibi işinin ehli olan bir diğer şarkı fabrikası Ersay Üner de söz, müzik ve düzenlemede güzel bir iş çıkarmış. Hadise’nin tiril tiril elbisesiyle klasik bir otomobilin üzerine uzandığı videosu da şarkının haletiruhiyesine hizmet ediyor. YouTube’da üç günde 3.5 milyon izlenmesi Şenol Korkmaz’ın çektiği videonun, şarkının itici gücüyle rekora koşacağının habercisi. Zaten dijital dinleme platformlarında da benzer bir başarı gösteriyor ‘Hay Hay’.

RAP’ÇİYE SON VEDA

Ölen müzisyenlerin ardından ‘yeni’ albümlerinin yayımlanması insanda iki farklı duygu uyandırıyor. Kendisinden yeni bir şeyler dinleyemeyecek olmanın hüznü, kısa süreliğine de olsa, yerini mutluluğa bırakıyor. Sonra da düşünüyorsun: “Acaba hayatta olsaydı bu albüm piyasaya bu şekilde mi çıkardı? Falanca şarkı bu şekilde mi finalize edilirdi?” Bunu bilmek mümkün değil belki... Ama şarkıların ‘yeni’ olarak yüklenmesi ve bu şarkıları milyonlarca kez dinleyen hayranlar söz konusu olunca, yapımcılar açısından hiçbir şey fark etmiyor.

Uzun süredir bir geri dönüş albümüne hazırlanan ama nisanda trajik bir şekilde aramızdan ayrılan DMX için durum biraz farklı... ‘Exodus’ın jet hızıyla yayımlanmasından da anlayabileceğiniz gibi, bu albüm neredeyse hazırdı. Pandemi döneminde ‘Verzuz Battle’da (Bir hiphop atışması web yayını) gördüğü ilgi sonrası prodüktör Swing Beatz’le birlikte rap’çi Snoop Dogg’un Los Angeles’taki stüdyosunda bir araya gelen DMX, işi zaten ilerletmişti. Şimdi dinleyince görüyoruz ki albüme eklenen eşliklerle bu, ölümden sonra bitirilen veda albümü ve saygı albümü karışımı bir şey olmuş. Rap’in mihenk taşlarından DMX gibi karizmatik bir şahsiyetin son albümünde yer almak için Alicia Keys, Jay Z, Nas, Lil Wayne, Snoop Dogg gibi birçok önemli ismin sıraya girmesini anlayabiliyor, bu saygı duruşunu samimi buluyorum. Ticari yanını bir kenara bırakacak olursak ortaya çıkan iş DMX’e görkemli bir veda olmuş. Jay Z ve Nas’in katkısıyla oluşan ‘Bath Salt’ın sözlerini dinleyince insanın “Dünyada ölüm var” diyesi geliyor. 

Yazının Devamını Oku

O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz

Haziran açık hava konserleriyle şenleniyor. Özellikle ayın ikinci yarısından itibaren başlayıp yaz sonuna kadar sürecek konser ve etkinliklerde sevdiğimiz pek çok sanatçıyla buluşma imkânı yakalayacağız.



Kademeli normalleşmeyle birlikte açık alan konserleri de başladı. HES kodu, sosyal mesafe ve hijyen koşullarını yerine getirmek kaydıyla katılabildiğimiz bu tür etkinliklere Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ndeki Vestel Amfi’sinde, ücretsiz Euro 2020 maç gösterimleri, stand up’lar, DJ performansları ve konserler de eklendi. Ayın ikinci yarısı itibariyle biletli konserlere başlayan Zorlu PSM’de 25 Haziran’da Sena Şener, 30 Haziran’da Korhan Futacı, 3 Temmuz’da Büyük Ev Ablukada ve 9 Temmuz’da Gripin konserlerini izleyebileceğiz.

İBB’nin ‘İstanbul Bir Sahne’ etkinliğinin galası tam kapanma nedeniyle dijital ortamda gerçekleşmişti. Şimdi dijital ilk gösterimler ve sokak konserleri eşzamanlı ilerliyor. Ünlü, ünsüz başvuran herkese açık olan konser serisinde bugüne kadar Taner Öngür, Zeynep Mansur, Eda Baba, Melis Danişmend, Balık Ayhan gibi isimleri izleme fırsatı bulduk.

Yaz sonuna kadar sürecek etkinliklerde The Ringo Jets, Koliva, Ayna, Elçin Orçun, Su Soley, Burcu Tatlıses, Evdeki Saat, Lara Di Lara, Selin Sümbültepe, İstanbul Arabesque Project, Merve Çalkan, Güney Marlen, A Capella Boğaziçi gibi sevilen isimleri sürpriz mekânlarda ücretsiz izlemeye hazır olun.

Temmuzda kapılarını açmaya hazırlanan İstanbul KüçükÇiftlik Park; #uzakduryakınıma mottosuyla ve ekime kadar oturma düzeninde gerçekleşecek birçok konserin yanı sıra sinema, tiyatro, gazino ve yeme içme etkinlikleriyle şehrin göbeğinde festival tadı yaratacağa benziyor. Normalleşmenin bir sonraki kademesinde izin çıkması ve sokağa çıkma yasağı saatlerinin esnetilmesiyle konser yapmaya başlamayı planlayan Dorock XL gibi büyük performans salonları da heyecanlı bir bekleyiş içinde.

Yazının Devamını Oku

Kitlesi için rol model

Billie Eilish temmuzda yayımlanacak albümünden dördüncü tekliyi de sundu. ‘Lost Cause’ adlı şarkısıyla istiyor ki kendine hayran olan akranları duygusal olarak harap olmasın.

Merakla  beklenen albümlerinden biri 30 Temmuz’da yayımlanacak ikinci Billie Eilish albümü ‘Happier Than Ever’ kuşkusuz. Kendisini küresel yıldız haline getiren ve hemen her şarkısıyla Eilish’in başarısını perçinleyen ilk albüm ‘When We Fall Asleep Where Do We Go?’ sonrası müzisyen tarafıyla öne çıkmayı hedefleyip daha geniş düşünen Eilish, önceden yayımladığı üç tekliyle birlikte öncü kuvvetlerin dördüncüsü ‘Lost Cause’u da sonunda paylaştı. Şarkının lansmanını da arkadaşlarıyla TikTok’a çeker gibi takılarak partileme görüntüleri verdiği videosuyla eşzamanlı olarak yaptı.

GERİ DÖNÜŞ YOK!

‘My Future’, ‘Your Power’ ve ‘Therefore I Am’le birlikte ‘Lost Cause’u dinlediğimde perspektifi geniş, rock’tan ve yer yer blues riff’lerinden, hatta cazvari dokunuşlardan beslenen bir ‘iyi’ pop albümünün arifesinde olduğumuzu hissediyorum. Zaten Eilish’in yükselişini kapsayan ilk dönemini yakından takip eden herkesin kolayca göreceği üzere bu zirve oyunundan geri dönüş yok. Billie Eilish dijital dönemin avantajlarını da kullanıp markasını ve müzisyen kimliğini ustalıkla yönetti, bu başarıyı fazlasıyla hak etti. Daha önemlisi, kitlesi için yapaylıktan uzak bir rol model olmayı başararak yükseklerde demir atacağını da çoktan gösterdi. Temmuz sonunda ‘Happier Than Ever’ın yaratacağı etkiyle ‘hiç olmadığı kadar mutlu’ olmayı hedefliyor.

‘Lost Cause’a dönecek olursak... Bağırmadan şarkı söylediği, ‘serin’ durduğu, ‘minimalist’ takıldığı bir şarkı ve yine kendi kuşağı için mesaj nitelikli sözler içeriyor. Moda tabiriyle ‘toksik ilişkiler’ üzerine iki çift laf etmiş. Bulunan bahanelerin, dilenen özürlerin ilişkinin taraflarına zarar verdiğini söylüyor ve ekliyor: “Kimsenin değişmesi gerekmiyor. İlişkide mutluluğun sırrı, tarafların kendini özgürce ifade edebileceği bir ortam yaratmak...” İstiyor ki kendisine hayran olan akranları duygusal olarak harap olmasınlar. Şimdiden 2022’nin 3 Şubat’ında başlayacak ‘Happier Than Ever’ Dünya Turnesi’nin programını ilan eden Billie Eilish yaz aylarını da boş geçirmeyecek, müzik festivallerine katılacak.

YENİ ‘MUTLULUKLAR’ ARIYOR

Bir müzisyen olarak vizyonuna, bu coğrafyadan beslendiği kadar evrensel de olmayı başarmasına, birden çok enstrümana ustalık derecesinde hâkim oluşuna hayranlık duymamak elde değil Barış Demirel’in. ‘Barıştık Mı’ konseptiyle Avrupa’nın birçok kentinde festival ve konserlere katılmış, 2019’da Montreux Caz Festivali’nde sahnenin tozunu attırıp ayakta alkışlanmış olsa da farklı türlerle ve birçok değerli müzisyenle etkileşim içine girmekten geri kalmıyor. Bu noktadan hareketle sound olarak solo çizgisinin ilk albümü diyebiliriz ‘Mutluluklar’ için. Da Poet’le ortak prodüktörlüğü de albüme özel ilgi göstermenize vesile olmalı.

Yazının Devamını Oku

Trap’i mırıldanan kadın

İki yıl gibi kısa bir zamanda ‘mırıldanarak’ söylediği şarkılarıyla müzik piyasasındaki yerini perçinleyen Lil Zey, ilk albümü ‘Kara Tiyatro’ ile karşımızda... Berklee’de müzik eğitimi alan ve daha önce Grammy ödüllü sanatçılarla çalışan Lil Zey’in yolu açık...

İzmir’den yola çıkıp Boston’a giderek Berklee’de müzik endüstrisi ve şarkı yazarlığı üzerine eğitim gördü. Okuldan sonra Grammy ödüllü Tricky Stewart ve Terius Nash’le aynı çatı altında çalıştı. ABD’de müzikle ilgili projeler yaparken bir gün köklerinin olduğu yere dönmeye karar verdi Zeynep Tanyalçın.

‘BU İŞ TAMAMDIR’

Bir arkadaşı vesilesiyle yolu rap’çi Khontkar’la kesişti. Ve Lil Zey adıyla Türkçe trap prodüksiyonları yapan Red Keys’in değişmez üyelerinden biri oldu. KÖK$VL ile ‘Ötede Dur’, Khontkar’la ‘Yolumuz Yol Değil’ ve Meth’le ‘Marina’ teklileri piyasadaki yerini perçinledi; Lil Zey’i iddialı bir kadın trap’çi olarak tanıttı. Derken ilk solo çalışması ‘Heveslenemem’le takipçilerine “Bu iş tamamdır” dedirtti. Kozmos’la ‘Eskisi Gibi’, GRKM ile ‘Meditasyon’ ve en son geçen ay Luciano ile ‘Elmas’ teklilerine imza attı. Solo kariyerineyse iki bölümlük ‘Zor’ ve ‘1 gram eksik’ ile devam etti.



Şimdi kariyerinin ikinci yılı bitmeden ilk albümü ‘Kara Tiyatro’ ile karşımızda. ‘Önceden dinlediğimiz ‘Zor 1’, ‘Zor 2’ ve ‘1 gr eksik’ dışında albümde iki yeni eşlik, Khontkar’lı ‘Olamam İflah’ ve GOKO!’lu ‘Peygamber Sabrı’ da yer alıyor. 10 şarkılık albümün dikkatimi çeken diğer şarkıları ‘Kara Tiyatro’, ‘Pi* Ettim’ ve ‘Baltalı Hano’. Türkçe trap’te ‘mırıldanma’ stilini tanıtan Lil Zey’in yolunun açık olduğuna inanıyorum.

Yazının Devamını Oku

Renkli, Türkçe, kapalı gişe!

Farklı müzikal renkleri bütünlüklü şekilde ifade edebilen Zeynep Bastık solo kariyerinin yedinci yılında yedi şarkıdan oluşan ‘Zeynodisco’ albümünü çıkardı. ‘Sana Bayılıyorum’dan başlayarak albümü dinleyin ve bir bütün olarak değerlendirin. ‘Zeynodisco’ bunu hak ediyor.

Zeynep Bastık’ı, Murat Dalkılıç’ın geri vokali olduğu günlerinden beri takip ediyorum. Solo kariyerine pek iddialı başlayamasa da dönüm noktası YouTube kanalı oldu. Önce şahane cover’ları ve düetleri, sonra yarattığı ‘Zeynep Bastık dünyası’ hızla sevilmesine yetti de arttı bile.

Hypers ekibiyle birlikte yeni nesil ve dijital bir şöhret güzergâhını da belirlemiş oldu. İlk iki şarkısı ‘Fırça’ ve ‘Şahaneyim’ yayımladıkları dönemde kitlesini bulamamıştı. Bugün yeniden düzenlenseler Zeynep Bastık albümüne girebilecek şarkılardı. Olsun, yedi yıl sonra dinleyebildiğimiz ‘Zeynodisco’ya kadar onu getiren kapıyı YouTube’dan açmasınaymış kısmet...

O kapı onu yüksek kapasiteli mekânlarda kapalı gişe konserler vermeye, hayranı olduğu Mustafa Sandal’a bile fayda sağlayacak bir eşliğe, Murda ve eski dostu Anıl Piyancı ile rap âlemine selam çakmaya, Emir Can İğrek şarkılarıyla kendi kuşağını kucaklamaya, Sezen Aksu’dan iyi şarkılar almaya kadar götürdü. Hızlıca sıfır şarkılarının sayısını arttırmalıydı, öyle de yaptı.

Albüme gelene kadar yaptığı tüm işlerde içindeki farklı müzikal renkleri bütünlüklü şekilde ifade etmeyi başaran Bastık’ı öncelikle sadece bunun için tebrik etmek isterim. Müziksever ve şarkı yazarı olarak çıtası bu anlamda yüksek olan 90’lı yıllardan beslenmiyor olsa belki albüm yapmayı düşünmezdi bile. Öte yandan albüm dediğim toplam yedi şarkı ve 22 dakika. Bunların üçünü daha önce tekli olarak dinledik. Ama ‘Zeynodisco’ bütünlük, tavır ve hangi türe göz kırparsa kırpsın Zeynep Bastık sound’unun zeminine ‘cuk’ oturuşuyla albüm gibi albüm olmuş. Şarkılara katkısı ve düzenlemeler açısından Serhat Şensesli’yi de tebrik ederim. 

NE DÜŞÜNDÜYSEM YAPTI

İlk kez dinlediğimiz dört şarkıyı da tekli olarak yayımlayamaz mıydı? Elbette yayımlardı ancak bu yedi şarkının ‘albüm’ olarak düşünüldüğü belli. 2020 teklilerinden sadece ‘Bir Daha’nın albüme girmesi de bir gösterge. Albümün geleneksel anaakım merkezine en yakın şarkısı ‘Sana Bayılıyorum’dan başlayın ama albümü bütün olarak değerlendirin isterim. ‘Zeynodisco’ bunu hak ediyor. Resmi video tadında ve tüplü TV ekranlı şarkı sözü video’lar da işinizi kolaylaştıracaktır.

Yazının Devamını Oku