"Tayfun Timoçin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tayfun Timoçin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tayfun Timoçin

Sevgililer Günü’nün kurtlu öyküsü

Hayır kurtlanmış anlamında değil, içinde gerçek kurt var!

Sevgililer Günü’nün kurtlu öyküsü

Tarihi Roma. Bu tarihsel değerlerini koruyor olmaları ne güzel.

Doğrusunu söylemek gerekirse Sevgililer Günü pek inandığım bir şey değildir.İnsanın sevgilisi varsa, gözü ne gün görür ne de gece. Aşk zaten bir delilik halidir ve eğer bu deliliğe kapılmışsa kişi, gün de anlamını yitirir gece de. Eğer konu hediye almaya gelirse, o zaman sanılanın tam tersine ekonomik de olabilir böyle bir gün. Durmadan hediye almak yerine, “Hayatım sevgililer günü var ya, o zaman alacağım sana hediye zaten” diyerek tasarruf sağlanabilir. Eğer siz de, “Emperyalizmin oyunları bunlar. Böyle bir gün mü olurmuş. Dükkanlar para kazansın diye uydurulmuş bir şey” diye düşünenlerdenseniz, lütfen okumayı sürdürünüz çünkü öyle değil. Ama öyle bile olsa, Sevgililer Günü, Anneler Günü gibi özel günlerde çiçekçilerin, kuyumcuların daha fazla kazanması kötü bir şey de sayılmaz.

AYIP OLABİLİR Mİ?

Aşktan konuşmak için takvimlere özel bir gün eklenmiş olmasına hiç gerek yok. İstediğimiz zaman konuşabiliriz çünkü insana dairdir ve insana dair olan hiçbir şey tabu değildir. Cinsellik mesela. ‘Ayıp’ kabul edilir toplumumuzda genel olarak değil mi? Görmüş olma olasılığınız çok yüksek, bir video var sosyal medyada, şurada burada dolaşıyor, bir amcaya mikrofon uzatıyorlar, “Sizce mutluluk nedir?” diyorlar, amca kızıyor, “Siz onu ne bileceksiniz, onu hanımla ben biliriz” diyor. Artık mutluluğu ne olarak biliyorsa... Belli ki cinsellikle ilişkili kafasındaki mutluluk. Onun için de kızıyor. Kimse amcaya eşinin detaylarını sorduğu da yok ama konunun içinde cinsellik olduğunu zannettiği için sinirleniyor, “Konuşulacak şey mi bu canım, sana ne!” der gibisinden kestirip atıyor. Oysa şu yaşlı dünyada, cinsellik olmadan var olmuş bir tek canlı yok. Her insan, ana-babasının cinsellik deneyimiyle dünyaya geldi. Diyeceksiniz ki, “Sevgililer Günü anlatacaktın, cinsellikten söz ediyorsun. Ne alakası var?” E dediğiniz gibi, Sevgililer Günü. Yok mu yani alakası? Hem ben cinsellik değil, tabu üzerinde duruyorum şu an. Yani, durdum, bitti.

KUTLAMALAR ESKİYE GİDER

Sevgililer Günü’nün kurtlu öyküsü

Gelelim mi 14 Şubat’a? Gelelim ama yolda bir iki yere uğramamız lazım. Malum, bugün uluslararası özel günler takvimindeki çoğu etkinliğin kökü, çok ama çok daha eskilerde atılmış tohumlardan çıkıyor. Daha önce bu sayfada hakkında konuşmuştuk, nevruz, nartugan, ilkbaharın ilk günleri, sonbahar, kışın ortası, yazın ortası derken birçok gün, bugünün takvimlerine girmeden çok daha önce, pagan dönemlerde de vardı. Belirli bir tarihte belirli bir şeyi kutlamaya alışmış insanlar, inançları değişince bile aynı tarihte birşeyleri kutlamayı sürdürdüler ama bu kez ayıp olmasın diye kutladıkları şeyin adını değiştirmiş oluyorlardı. İşte 14 Şubat Sevgililer Günü de böyle sonradan duruma uygun hale getirilmiş günlerden biri.

İKİZLERE SÜTANNE

En iyisi en baştan anlatmak. Roma şehrinin MÖ 753’te kurulduğuna inanılır. Söylenceye göre son derece özetle söylemek gerekirse, yetim kalan iki kardeş, Remus ve ikizi Romulus, bir kurt tarafından emzirildikleri ve dolayısıyla hayatlarının kurtarıldığı yerde Roma kentini kurarlar. (Romalılar, bunların, Troya’nın çöküşünden sonra bölgeden göç eden Troyalıların soyundan gelen Etrüskler olduğuna da inanırlar. Çok önemli değil, geçelim.) Bu ‘kurtlu’ efsane, MÖ 4. yüzyılda ortaya çıkar. Muhtemelen MÖ 116 yılında dünyaya gelmiş ve MÖ 27’de ölmüş olan bir Romalı bilgin, Marcus Terentius Varro da, ölmeden önce Roma’nın tam kuruluş gününü hesaplar (artık nasıl hesapladıysa). Buna göre Roma, tam olarak 21 Nisan 753’te (tabii Milattan Önce) kurulmuştur. İnanmak serbest.

İNSAN İNSANIN KURDUDUR

İkiz kardeşleri kurt beslemiş ya hani, işte kurdun Latincesi ‘lupus’, ama bu erkek kurt. Dişi kurt ise Latincede ‘lupa’. Eh bu çocuklar muhtemelen dişi kurdun ininde emzirildiler. ‘Dişi kurt ini’ de yine Latincede ‘lupercal’ diye bilinir. Erkek kurt ini diye bir laf yok.

KEÇİ ÇEŞİTLERİMİZ...

Roma kültürü, Yunan mitolojisinden ve tarihinden çok şeyi benimsemiştir malum. Pan da bunlardan biridir. Pan, Yunan mitolojisinde çayırların ve dağ yamaçlarının tanrısıdır, buna uygun olarak da keçi boynuzlarına ve keçi bacaklarına sahiptir, bakiyesi insandır. Bu yarı keçi yarı insan tip, Roma’da ‘Faun’ olarak bilinir. Yani Pan ve Faun aynı şeydir. Pan/Faun, keçi bacaklı olduğu için genellikle normal insanlar yerine keçilerle çiftleşir. Bu bakımdan mitolojide oldukça erotik çağrışımlara da sahiptir. Masallara göre, çok enerjik olduğu için Faun’un arkadaşlığından çok hoşlanan kadınlar saymakla bitmezmiş zamanında. Bu açıdan, ‘günah’ kavramı ile de oldukça yakından ilişkili bir tip açıkçası. (Bu tuhaf şeyleri anlatmamın amacı var, az sonra...) Aslında ‘günah keçisi’ kavramının da bununla ucundan kıyısından ilgisi var ama işin içine bir de Yahudiliği sokup kafanızı iyice karıştırmak istemem, onu başka bir yazıda ele alırız.

KAMÇILI RAHİPLER

Tüm kültürlerde ‘günah’ olduğu için, haliyle ‘günahlardan arınma’ diye de bir şey var. Roma, bu arınma işini, konuştuğu Latincede ‘arınma’ anlamına gelen ‘Februa’ sözcüğünden ismini almış Februarius, yani şubat ayında halletmiş. Şubat, Roma kültürünün, günahlardan arınma ayı olmuş. Arınma işi için, tabii ki birtakım din adamları yani rahipler devreye girmiş. Bu rahiplere ‘Luperci’ demişler. Luperci, yukarıda konuştuklarımızdan tanıdık gelmiştir. Dişi kurdun adamları! Bu Luperciler, Roma’nın ilk binalarının inşa edildiği (ve muhtemelen bu dişi kurt ininin de bulunduğuna inanılan) tepenin, yani Palatinus’un çevresinde, bazen tamamen çıplak, bazen de sadece peştamalla örtülü olarak koşturup dururlarmış. (Bu arada, Roma yedi tepelidir. İstanbul’dan önce kurulduğu için orijinal yedi tepeli şehir odur. İstanbul, ikinci Roma olduğu için o da yedi tepeli ilan edilmiştir. Palatinus, bu yedi tepeden biridir.) Ellerinde ‘keçi’ derisinden yapılmış kırbaçlar varmış, koşarken önlerine geleni kırbaçlarlarmış. Amaçları, bu ‘kutsal’ tepenin çevresinde kutsal ve arınmayı sağlayan bir çember yaratmakmış. Bu nedenle çok hızlı koşarlarmış ki çember, yani arınma halkası eksik kalmasın. Dönemin Romalı edebiyatçıları, bu koşturan rahipleri, yani dişi kurdun adamlarını, Pan (veya Faun) ile ilişkilendirmişler. Sonradan, bu arınma halkası işi yumuşamış, peştamallı rahipler, koştururken rastladıkları kadınların karınlarına hafifçe vurur olmuşlar, bu da doğurganlığın artmasını amaçlayan bir dokunuş olmuş. (Muhtemelen kurt bulamadıkları için köpek ve doğal olarak da keçiler kurban edilirmiş bu günde.)

LUPERCALIA DENEN TÖREN BU

İşte bu acayip (ama onlar çok seviyorlarmış bu töreni) tören, arınma ayının, yani şubatın 15’inde gerçekleşiyormuş. Fakat, o dönemin takvimlerinde aylar 30 veya 31 çektiğinden, ayın ortası olarak 15’i seçildiği için böyleymiş. Ne zaman Roma takviminde şubat çekip 28’e küçülmüş, işte o zaman, adı Lupercalia olan bu tuhaf tören, 14 Şubat’a aktarılmış! (Törenin detayları için bakınız Fasti, Ovidius, ç.: Asuman Coşkun Abuagla, YKY, s.90 vd)

MERYEM ANA TUTMAYINCA...

Fakat Hıristiyanlık imparatorluğun resmi dini olduktan sonra Hıristiyanlar, ahlaksızca ve saçma sapan buldukları bu törene muhalefet etmişler. Fakat bakmışlar halk bu töreni düzenlemekten, bir şekilde, öyle ya da böyle gerçekleştirmekten hiç vazgeçmiyor, başka şeye evirmeyi tasarlamışlar. Önce Meryem Ana’nın Arınma Günü yapmışlar, fakat insanların çıplaklık ve erotizm alışkanlığı devam edince konu Meryem Ana konseptine pek uymamış, MS 494’te Papa Gelasius (bu konuda kanıt yok, öyle olduğu sanılıyor) Aziz Valentine Günü ilan etmiş 14 Şubat’ı.

GİZEMLİ AZİZİN İZİ DE AZ

Sevgililer Günü’nün kurtlu öyküsü

Yedi tepeli Roma’nın Palatine Tepesi. Kolozyum’dan görünen manzara bu. Roma gibi bir şehrin göbeğinde olduğuna inanmak güç değil mi.

Peki Aziz (Saint) Valentine kim? Doğrusunu söylemek gerekirse bunu onlar da tam olarak bilmiyorlar. Kayıtlarda bu isimle 4 kişi var. En muhtemel aday (ki onun hakkında bilgiler de net değil), 3. yüzyılda Roma İmparatorluğunda henüz resmileşmemiş olan Hıristiyanlığın mensuplarına karşı şiddet uygulanırken ‘şehit’ olan bir rahip. Söylenene göre Hıristiyan olan gençleri gizli gizli evlendiriyormuş. (Gizli çünkü Romalılar Hıristiyanları yakalayınca işkence ediyormuş. Ama insanlar dinlerinden vazgeçmeyip, işkenceyi bile göze alarak nikahlarının Hıristiyanlığa uygun kıyılmasını istiyorlarmış. Tabii o zamanlar resmi nikah yok, tüm evlilikler dinsel kurallara göre yapılıyordu.) Bir başka efsaneye göre, Romalı gardiyanının kör kızına âşık olmuş bu rahip efendi ve onun gözlerini açmış! Kıza bir de mektup yazıp altına, ‘Senin Valentin’in’ diye imza atmış. Sonra da idam edilmiş, kızın babası çok üzülmüş!

YANİ BİN BEŞ YÜZ YILLIK

Sevgililer Günü’nün kurtlu öyküsü

Koşturan çıplak ve maskeli rahipler.

İşte böyle efendim. Yani birkaç yıl önce uydurulmuş bir gün değil Sevgililer Günü. Emperyal mi? Roma’nın başının altından çıktığına göre evet emperyal bir tarafı var. Ama “Böyle bir gün uyduralım da millet mal satsın, ticaret artsın” diye ortaya çıkartılmış değil. Nereden baksanız 2.500 yıllık geçmişi var, Aziz Valentin Günü (bizdeki haliyle sevgililer günü) olması ise 1.500 yıldan hallice. (MS 494) Aslında bugün aşklı ve denizli şiirlerden dem vuracaktım ama yazı böyle gelişti. Bence iyi de oldu. Şiirleri başka zaman da paylaşırız ama durup dururken sevgililer gününün tarihinden dem vurmak olmaz. Delice olsa da aşkla kalınız.

BU HAFTA SONU HAVA VE DENİZ

ISLAK CUMARTESİ

Bu akşam bölgemize girecek yağmur bulutları bize ıslak bir cumartesi günü taahhüt ediyorlar. Bu aralar yağmura üzülmeyin lütfen, çünkü lazımlar. Zaten pazar günü de yağmurun kesilmesi bekleniyor, az bulutlu ve keyifli bir pazar olabilir. Rüzgâr hafta sonu boyunca kuzeyli ve çok hafif. Neşeniz bol olsun.

 

X