"Tayfun Timoçin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tayfun Timoçin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tayfun Timoçin

Meğer hepimiz Dünyalıymışız

Binlerce yıldır birbirimizi ötekileştirip duruyoruz ama küçücük virüsle anladık ki meğer hepimiz dünyalıymışız.

Meğer hepimiz Dünyalıymışız

Hepimiz burada yaşıyoruz. Başka evimiz yok. Birbirimizden başka kimsemiz de yok. Foto New York Halk Kütüphanesi.

Sanki bir filmin içindeyiz. Gerçek değilmiş gibi ama gerçek. Ölenler var ve ölüm bizim genlerimize işlemiş tek gerçeğimiz. Ama gerçeküstü bir bilim kurgu filmi senaryosuna benziyor olan biten. Olayı daha da inanılmaz kılan, bütün dünyanın aynı anda, aynı dertle boğuşuyor olması. Bütün dünya eve kapandı. Yeryüzündeki bütün insanlar aynı derecede korku içinde. Ama bir yandan da aynı kayıtsızlık, aynı dalga geçme çabası var. Korkulu durumları gülerek atlatmak daha kolay çünkü. Ecele faydası olmayan korkuya gülmenin faydası var: Azaltıyor!

BÜCÜRE BAK SEN!

TV’nin karşısına geçip haberleri dolaştığımızda Pakistan İslamabat’taki insanlarla ABD New York’takilerin aynı şeyden söz ettiğini duymak biraz şaşırtıcı ve hatta çılgınca. Sokaklara çıkmak tehlikeli hale geldi. Bu tehlikeyi yaratan ise ne bir canavar, ne dünyadışı bir yaratık sürüsü, ne de zombiler… Sadece mikroskopla görülebilen bir virüs. Çıplak gözle göremediğimiz bir bücür, bütün dünyayı dize getirdi!

Meğer hepimiz Dünyalıymışız

Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS)

UYDURUK GEREKÇELER UYGARLIĞI

Tabii, zihin oyunlarımızın ve hayal gücümüzün desteğiyle biz insanlar zaten binlerce yıldır gerçek olmayan şeyler nedeniyle can almayı gelenek haline getirmiştik ama böylesi hepimizi korkuttu bu sefer. Mesela Shakespeare’nin Othello’su, sevgilisi Desdemona’yı sadece kıskandığı için öldürdü. Desdemona’nın hiçbir günahı yoktu. Din savaşları oldu, “Benimki seninkinden daha iyi” diye, ki bu tartışmada kimse karşısındakine hak vermeyecekti, vermedi de, yüzbinlerce insan öldü. Örnek çok, vakit yitirmeyelim. İlk defa bütün dünya (insanları), aynı gerçek şeyden, var olan bir şeyden korkuyor. Bu belki de Nuh Tufanı’ndan bu yana bir ilktir.

BU NASIL BİLİM KURGU BÖYLE?

Ben çocukken bilim kurgu filmleri, Yıl 2000 veya. Yıl 2015 falan diye başlardı. 2 binleri boş verin, “Uzay 1999” diye dizi vardı eskiden. Yani 2000 bile fazla gelmiş Ay Üssü Alfa’nın oluşumu için. Hep öyle hayaller vardı, insanlar uzayda, okyanusun derinliklerinde koloniler kuruyordu 2000’li yıllarda geçen filmlerde. Bunlar yine bir şekilde hayata geçiyor, geçsin diye uğraşılıyor elbette ama 2020 yılında insanlığın halen “hijyen” algısını tam kıvıramamış olmasına ne demeli?
Filmlere ve öngörülerimize göre birbirimize yaptığımız anonslar, “Satürn’e uçuşlar B kapısındandır” gibi şeyler olacaktı. Ama onun yerine şu andaki anonslar şöyle: “Ellerinizi iyice yıkayın!” Oldu mu yani? Hayallerimizi bir küçücük virüsün kırıp dökmesine izin mi vereceğiz? Vermeyeceğiz ve B kapısından binip Satürn’e gideceğiz.

HATIRLAMAK İÇİN…

Bilmem hatırlar mısınız, 24 Ocak 2020 tarihli yazımda, dünya denizlerinin ve okyanuslarının farklı farklı isimleri olmasının coğrafi nedenlerden kaynaklandığını, buna karşılık dünyadaki tüm denizlerin aynı su birikintisi olduğunu yazmıştım. (https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/tayfun-timocin/dort-kitabin-manasi-denizlerde-mi-gizli-41426941)
Bir damla suyun tüm temel özelliklerinin her yerde, ister Atlantik’te, ister Pasifik’te veya Hint Okyanusu’nda, ister Marmara’da, ister Ege’de veya Karayip Denizi’nde aynı olduğunu da söylemiştim o yazıda. “Bir damla, ısıyla buharlaşır gökyüzüne çıkar, soğur yağmur olup yere düşer; bazen toprağa, bazen denize… Ama buharlaştığı yerden çok çok uzaklara düşer. Yeniden döngü başlar ve damla, her seferinde dünyanın farklı bir yerinde yaşar. Yani sudur, buhar olur ve yeniden suya dönüşür” diye özetlenebilecek birşeyler yazmıştım. Ve damlayı insana benzetmiştim.

Meğer hepimiz Dünyalıymışız

Bunu bugünlerde yapmayalım ama hepimizin bir olduğunu da hatırlayalım artık. Cytonn Photography.

TERCİHİ YOK VİRÜSÜN

Bu Coronavirus veya Covid-19 kod adlı yeni düşman bize, asıl görmemiz gereken şeyi bir kez daha gösterdi. İnsan da o su damlası gibi, nerede olursa olsun, temelde aynıdır. Din, dil, ırk gibi ayrımlar, bizim, denizleri kolay bulmak için isim vermemiz gibi sonradan yüklediğimiz anlamlardır. Kavgamıza bahane ettiğimiz şeylerdir. Bakın işte, hastalık dinliyor mu etnik köken veya din ya da dil? Virüs Türkiye’ye girmeden önce bazı aklı evveller, “Virüs ırk seçer” gibi abuk sabuk şeyler yazmışlardı sosyal medyada. Seçmediğini anlamışlardır umarım. Şimdi bazı yeni deliler, “Biz yasak masak tanımayız, bize bir şey olmaz” gibi laflarla ölüme meydan okuyorlar. Yazık. Umarım tez vakitte iflah olurlar.

Meğer hepimiz Dünyalıymışız

Kim sınır koyabilir ki bumuhteşem canlılara. Foto Derek Oyen.

BALİNANIN YOLCULUĞU

Yeryüzünden sadece 400 kilometre yukarıda dolaşan Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan Dünya’ya bakan astronotların gördükleri şeyi görmeye çalışalım mı? Çok güzel bir gezegen. Işıldayan bir mavi. Karalar ve denizler… Sınır? Yok. Gerçek anlamda hiçbir sınırın olmadığını denizler de kanıtlıyor, bizim dışımızdaki canlılar da. Mesela göçmen kuşlar. Afrika’dan Asya’ya, oradan Amerika’ya gezip duruyor kuşlar. Balinalar mesela… Güney Kutbu dolaylarında gezen bir balina, birkaç ay sonra bir bakmışsınız Hint Okyanusu’nda… Oradan Kuzey Atlantik’e geçip gezmiş…

DÜNYA BİZİM EVİMİZ

Demem o ki, balinalar da biliyor, kuşlar da: Bizim evimizdir Dünya ve hepimize aittir. Lütfen gözünüzü doğaya çevirip bir bakın, kimse kimseyi kovmuyor. Evet karın doyurmak için birbirlerini yiyorlar belki ama “defol git” diyen yok. En fazla küçük bir bölgeyi sahiplenip yuva yaparlar, hepsi o. Belki bir mağara, belki bir ağaç kovuğu, belki bir küçük tepecik… O kadar işte. Biz ise her şeyi ve herkesi “ötekileştirmek” derdinde ömürler tüketiyoruz.

Meğer hepimiz Dünyalıymışız

Flamingolar sınırları olmayan dünyada istedikleri gibi geziyorlar. Doğal olan bu çünkü. Foto Dattatreya Patra.

BU MESAJI ALALIM BARİ

Küçücük virüsün bize gösterdiklerini, anlattıklarını, yer yer acılar yaşanma pahasına bize öğrettiklerini umarım bu kez anlarız. Belki de bu “köprüden önce son çıkıştır”. Bu virüs karşısında hiçbir din, hiçbir ırk, hiçbir renk, hiçbir dilin bir ayrıcalığı yok. Fakir ülke, zengin ülke ayrımı yok. Doğu-Batı ayrımı yok. Hiçbir ayrım yok. Hiç! Çünkü Dünya hepimizin tek ve ortak yuvası.
Umarım bugünler hızla ve en az kayıpla geçer gider ve çok daha güzel bir dünyaya vesile olur. Bugüne kadar yaptıklarımızı elimizin tersiyle masadan aşağı iter ve “Meğer hepimiz aynıymışız, hepimiz Dünyalıymışız” deriz. Önce sağlık, sonra da sevgiyle kalın e mi.
Küçük bir not: Ben yazıyı hazırlarken dünya genelinde can kaybı sayısı 8 bindi. Buna karşılık iyileşen vaka sayısı ise 82 bin! Yani, iyi şeyler kötü şeylerden çok daha fazla. Ciddiye almak yeterli.

BU HAFTA SONU HAVA VE DENİZ

PAZARA ISINIRIZ

Bugünden pazar gününe doğru adım adım ısınacağız gibi duruyor. Rüzgâr önemli bir etkide bulunmayacak ama cumadan pazara kuzeyli yönlerden güneyli yönlere değişecek diyebiliriz. Bugün Marmara’nın doğusu hafif yağışlı ama o da pazara kadar iyice zayıflayacak. Kalabalıktan uzak durup açık havada keyifle yürümenin sağlığa yararlı olduğunu söylüyor uzmanlar. Eve tıkılıp kalmamak, güzel havada yürümek hepimize iyi gelebilir bu hafta sonu. Ama hapşırırken, öksürürken ağzımızı kapatmayı ve hijyene dikkat etmeyi unutmayalım tabii. Kalın sağlıcakla.

X