"Tayfun Timoçin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tayfun Timoçin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tayfun Timoçin

Karşılıksız aşkın yankısı

Adı yankı anlamına gelen nympha Ekho’nun aşktan yana hiç şansı olmamış doğrusu. Onun bu şanssızlığı veya karşılıksız aşkı, bugün bir çiçekle yaşıyor.

Karşılıksız aşkın yankısı

John W. Waterhouse’nin 1903 tarihli Ekho ve Narkissos isimli tablosu

Faal müzik yaptığım yıllarda grup arkadaşlarımla birlikte çalışırken en sevdiğim şeylerden biriydi ses efektleriyle oynamak. Herkes de duymuştur mutlaka, “Şu ekoyu biraz açar mısınız?” veya “Şu ekoyu biraz kısar mısınız?” der kimi zaman sahnedeki birileri, bazen sadece bir konuşmacı için de geçerli olabilir bu. İşte o eko var ya, yankı yani, en çok onunla oynamayı severdim. Çok insan sever zaten. Elinde eko sağlayan bir ses efekti cihazı, bir mikrofon, bir de hoparlör olan birisi için eğlence büyüktür. Fakat bir süre sonra eko, yani yansıyan ve tekrarlanan ses, insanı farklı bir boyuta sürüklemeye başlar. Gerçeküstü bir dünya algısı doğmaya başlar. Kendi sesinin yansıması ve uzayıp gitmesi insana hayal kurdurur ve hayal, bazen ölümü çağrıştırır. Çünkü ortada bir ses vardır ama gerçeği çoktan susmuştur ama taklidi peşi sıra çınlamaktadır boşlukta. Değişik bir ruh durumuna sebep olur eko. Biraz hüzünlüdür. Doğrusunu söylemek gerekirse, ekonun kendi öyküsü de son derece hüzünlüdür ve bugün doğaya baktığımızda, hiçbir ses duymasak bile ekonun öyküsüne tanıklık edebiliriz. (Gizemli konuştuğumun farkındayım. Ama sabır lütfen. Hemen anlatıyorum.)

MASALLARIN PERİLERİ

Size daha önce ‘nympha’lardan (nimfa okunur) söz etmiş miydim, emin değilim; olsun pekiştirmiş oluruz. Yunan mitolojisinde, kırlarda, sularda (pınar, göl, nehir, deniz kıyısı vs.) ve ormanlarda yaşayan doğal ve tanrısal varlıkların dişi olanlarına verilen addır. Doğu kültürüne uyarlayacak olursak dişi cinler, çocuk masallarına adapte edersek periler diyebiliriz onlara. Nympha sözcüğünü hem yazmak hem de okumak zor olduğundan, gelin peri diyelim, yazması da okuması da kolay olsun ama siz nympha anlayın lütfen. Homeros’a göre Zeus’un kızlarıdır periler. İşte bu perilerden birinin adı Ekho. Ekho, bir dağ perisi. Dağlarda ormanlarda gezinip duruyor. (Sonuçta baban tanrılar tanrısıysa boş boş gezebilirsin.)

SOKAK SERSERİSİNİ BOŞVERİN

Ekho, tüm periler gibi çok güzel bir genç kız. Sesi muhteşem. Şakır bülbül gibi. Börtü böcek bile susup onu dinler şarkı söylerken. Ve tabii çevrede kim varsa duyar bu güzel sesi ve aslında daha sesin sahibini bile görmeden, etkilenirler ister istemez. 14 Şubat Sevgililer Günü yazımda size anlattığım bir Pan vardı, yine Yunan mitolojisinden. Hani, keçi bacaklı, flüt çalan, çirkince bir tip. Dağ yamaçlarının ve çayırların tanrısı. İşte o Pan da Ekho’nun muhteşem sesini duyanlardan biri. Sese hayran olur bir gün, sahibini arar ve görür Ekho’yu. Keçi bacaklı çirkin, cennet sesli ve güzellik timsali Ekho’ya âşık olur. Fakat bir imkânsız aşktır bu Pan’ın hissettiği. Güzeller güzeli peri, hiç cevap verebilir mi keçi bacaklı, boynuzlu çirkin Pan’ın sevdasına? Reddeder tabi Pan’ı. Ama Pan’ın içi pek aydınlık değildir. Evlenme teklifini reddeden genç kıza kin beslemeye başlayan sokak serserisi gibi Pan da kin gütmeye başlar Ekho’ya. Bir tarafı çok sevmektedir ama bir tarafı, onu reddettiği için korkunç duygularla azap çekmektedir. Âşıktır ama dokunamaz aşkının güzelliğine. Kendisi gibi dağın diğer çobanlarını galeyana getiren Pan, hepsini saldırtır Ekho’nun üzerine. Amacı onu parçalatmaktır. Şimdi burası farklı hikayelerle dağılıyor. Biri diyor ki, Ekho’yu parçalarlar ama hâlâ şarkı söyleyen sesi ormanda asılı kalmıştır; bir diğer öykü de diyor ki evet onu fena hırpalarlar ama öldürmezler, Pan, Ekho’yu lanetler ve eskisi gibi şarkı söyleyemez olur. (Ben bu erken ölümü ve kadına şiddeti köklendirmeye yarayacak bu iğrenç hikâyeyi reddedip ölümün olmadığı öykünün peşinden gidiyorum.)

TEKRARLAMAK..MAK..MAK..MAK..

Laneti şudur Ekho’nun: Karşısında kim konuşursa konuşsun, onun çıkardığı son sesi, söylediği son sözcüğü tekrarlamak! Öyle insanlar vardır sahiden de, denk geldiniz mi bilmem (bilmem). Sadece son sesi tekrarlar (tekrarlar), böyle konuşup dururlar (dururlar) ve bir süre sonra (sonra) insanı sinir ederler (ederler). Siz de görmüşsünüzdür mutlaka (mutlaka); çevrenizde vardır (vardır) böyle tipler (tipler). İşte onlar belki de peri Ekho’nun soyundan geliyorlardır (geliyorlardır).

SELF SERVICE BİR GÜZELLİK

Peri Ekho, bir gün yine ormanda işsiz güçsüz gezinirken, bir pınarın başında güzeller güzeli bir delikanlı görür ve çok fena gönlünü kaptırır. (Aşkla ilgili söylenen fazla kapsamlı ve derin laflara inanmayın lütfen. “Benim için dış görünüş önemli değildir” falan diyenlere gülüp geçilir. Elbette zaman içinde insanın yüreği, düşüncesi önem kazanır ve sevgiyi büyütür ama işte o ilk görüşte aşk denen, hani “dann!” diye gelen şey tamamen dış görünüşle ilgilidir.) Ortam da çok güzeldir hani: Pınarın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan yoğun bir orman, çok uzaktan gelen kuş sesleri dışında insanın düşüncesini berrak tutacak bir sessizlikle birleşince, hele bir de küçücük dalgacıklarının üzerinde gümüşlerin oynaştığı dupduru bir pınar da dâhil olunca manzaraya, insanın duyguları nasıl coşmaz! Bu çok yakışıklı delikanlının da duyguları coşmuştur, avdan dönmekte olduğu için yorgunluğunu gidermek amacıyla pınarın başına, çimenlere uzanıverir ve ömründe ilk defa, pınarın durgun suyunda, kendi yansımasını görür. Suda gördüğü kişinin kendi yansıması olduğunu bilmez o anda ve o bile kendi görüntüsüne âşık olur, kendine hayran kalır. İşte tam da o anda görmüştür Ekho bu delikanlıyı. Delikanlının adı Narkissos’tur. Sonradan, insanın kendisine hayran olma haline narsisizm denmesi, bu güzel delikanlıdandır. Henüz âşık olduğu görüntünün kendisine ait olduğunu bilmeyen Narkissos, sudaki yansımasına dokunmaya çalışır olmaz, elini suya daldırıp içindekini çıkartmaya çalışır olmaz, boşuna uğraşıp durur.

TÜKETEN TUHAF TUTKU

Ekho, Narkissos’u tam da kendi kendisine hayran olduğu anda görmüştür. Bu, Ekho’nun büyük talihsizliğidir çünkü zaten çok güzel bir kızdır ve aşkının karşılıksız olması neredeyse olanaksızdır. Ama neredeyse! Çünkü aşkı karşılıksız kalır. Narkissos, kendi görüntüsüne, kendisi olduğu fark etmeden hayran olduğu için, kendisine yanaşmaya çalışan Ekho’ya yüz vermez, hatta onu iter. O sırada kendi görüntüsü olduğunu bilmediği görüntüye olan bir acayip aşkın deliliği içindedir zira.
Neden sonra, fark eder hayran olduğu suratın kendisine ait olduğunu ve ondan sonra da kahrolur başına gelen şeyin saçmalığına. Hayatı kararır Narkissos’un. Ekho, sevdiği delikanlıyı uzaktan seyre devam ederken günden güne delikanlının eriyip gittiğine de tanık olmakta, o da çok üzülmektedir. Narkissos, tükenmeye dakikalar kaldığı bir gün, gözlerini ayırmadan sulara (kendisine) bakmaktayken şöyle haykırır: “Ey boş yere sevdiğim çocuk! Elveda!” Üzerindeki son sözü tekrarlama laneti ile Ekho da bağırır: “Elveda!” Narkissos, yorgun başını çayıra dayar, kapatır en son kendisine hayranlıkla bakmış gözlerini. Ölmüştür. Ekho da perişan olur üzüntüden, mağaralarda yaşamaya başlar ve sonunda narin bedeni yok olur gider ama sadece sesi kalır boşlukta yankılanan: “Narkissos! Narkissos! Narkissos!..”

O GÜZELİM ÇİÇEKLER

Karşılıksız aşkın yankısı

Nergis tarlası. Foto Mio Ito

Narkissos’un öldüğü yerde ise tanrılar, cenaze işlerini halletmek amacıyla bedenini ararlar ama bulamazlar. Onun yerine, sarı göbeğinin çevresini beyaz taç yaprakların kucakladığı bir çiçek bulurlar. İlk kez gördükleri bu çok güzel çiçeğe de, ölen delikanlının adından nergis derler. Aslında nergis. Sonradan sesin değişmesi sonucu ulaşılmış bir sestir. Farsçası “nargis”tir. Hatta “narkis” diye yazan kaynaklar da var. Çiçeğin bilimsel adı ise tam olarak mitolojik delikanlının adı: Narcissus.

ÇİÇEKLE BAHAR GELİR KIŞ GELMEZ

Karşılıksız aşkın yankısı

Doğada nergis.Foto Mohammad Asadi

Efendim, narkotik sözcüğünü de Narkissos’la ilişkilendirme çabası vardır kimi çevrelerde. Şöyle: Daha sonraki bir dönemde, elbette yine Yunan mitolojisinde, yer altı dünyasının (ölüler diyarının) tanrısı Hades, Persephone isimli bir başka güzele âşık olur. Persephone, Demeter’in kızıdır. Demeter, tarımın, bereketin ve mevsimlerin tanrıçasıdır. Hades, Persephone’yi, hiç olmazsa kış aylarını birlikte geçirmek için ikna etmeye çalışır, hatta zorlar. Kız gitmek istemez, bunun üzerine Hades, Persephone’yi kaçırır. Kaçırmadan hemen önce Persephone nergis çiçeği toplamaktadır. İşte bu nedenle kış uyuşukluğu, nergisle ilişkilendirilir ve narkotik adını buradan alır. Ama bu benim pek yüz verdiğim bir iddia değil zira nergis mart ayında çiçek açar, hangi kışın ne uykusu bu?

YOK BÖYLE TALİHSİZLİK

Efendim, işte güzeller güzeli nergis çiçeği ile yankının acıklı öyküsü. Ekho’nun talihsizliği, doğrusu çok yürek burkuyor. İlkin ona âşık olan biri var, ama çirkin mi çirkin. Keçi bacaklı, boynuzlu Pan! Onun hışmına uğruyor ve sonra o âşık oluyor, hem de nasıl güzel bir delikanlıya fakat bu kez de delikanlının gözü kendisinden başkasını göremiyor! Talihsizlik değildir de nedir bu? Belki de asıl laneti budur zavallı Ekho’nun. Belki de bu yüzden, asırlardır bestelenip duran karşılıksız sevgi veya imkânsız aşk şarkılarını söyleyen sanatçılar, mikserin başındaki teknik elemana seslenmektedirler: “Şu ekoyu biraz açar mısınız?”

YARIN, yeni bir çiçekli öyküyle, cuma günü de geçen haftanın devamı niteliğindeki yazıyla buluşmak üzere…

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI