Yüce Savarin

HANİ bazı inançlar uhrevidir.

Haberin Devamı


Bu dünyayı “yalancı dünya” addeder.
Bu cümleden hareketle, reenkarnasyona inanan yada cennet-cehennemin varlığını kabul eden inanç sistemleri doğal olarak “dünyevi” değildir.
Yahudilikte de bu anlamda “öteki dünya” kavramı yoktur.
O yüzden beşeri yaşamda, toplumun değerleri ile uyumlu davranarak “başarılı” olmaya çalışmak, bağlı olarak materyal refaha çabalamak, bir nevi “ibadet” anlamındadır.
Türkiye %99 ölçüsünde Müslüman nüfusa sahip.
Ancak, dürüst olmak gerekirse, laik kesim dediğimiz insanların “din ve diyanetle” ilişkileri muhafazakarlara göre daha bir mesafeli.
Bu sebepten “dünyevi kutsamalar” bu insanlarda ön plana çıkıyor.
Bu anlamda “yeme-içme” zevki, bizim gibi insanlarda yaşamlarımızı renklendiren en önemli aktivitelerden biridir.
Böylesi bir yaşam tarzını besleyen en önemli isimlerinden biri de Brillat Savarin’dir.
Gastronomide ahir zaman peygamberi statüsünde olan bu kişi bir Fransız hukukçu olmasına karşın “Lezzetin Fizyolojisi ve Yüce Mutfak Üzerinde Düşünceler” isimli başyapıt niteliğinde kitabı ile 1700’lü yıllardan günümüze bir “kutlu isim” olarak kabul edilir.
Savarin’in özlü sözlerinden bir kaçını paylaşarak yazımızı noktalayalım.
“Yaratan, insanı yaşamak için yemeye mecbur bırakırken, insanı buna iştah aracılığı ile yöneltir ve zevk aracılığı ile ödüllendirir.”
“Sofra, ilk saat süresince sıkılmadığımız tek yerdir.”
“Yeni bir yemeğin keşfi, insan ırkının mutluluğuna, bir yıldızın keşfinden daha çok katkıda bulunur.”
“Bir aşçının en gerekli niteliği dakikliktir. Bu aynı zamanda, davet edilenin de en gerekli niteliği olmalıdır.”

----

Haberin Devamı

Ekonomide iyi bir
program bekliyoruz

EKONOMİDEN iyi sinyaller gelmiyor.
“Cari açık, enflasyon, yerli paranın değer kaybı, özel sektörün dış borcu...”
Listeyi uzatabiliriz.
Kredi derecelendirme kuruluşları ekonomimizi “çok vahim” mertebelerinde notluyor.
Ülke notu düşük olunca, bağlı olarak şirketlerin de reytingleri düşürülüyor.
Enerji ile inşaat başta olmak üzere, borç yapılandırma, konkordato talepleri ve söylentileri gündemimizin ana konusu haline geldi.
Piyasa beklentisi ile ekonomi yönetimi henüz “eylem aşamasında” bir uyum sergilemiyor.
Hani dedikodulardan beslenen, bilgisiz ve spekülatif yorumları kaale almasak da son derece değerli iktisatçıların makaleleri yakın gelecek için tehlikeye işaret ediyor ve bu durum tedirginlikleri artıyor.
Gecikmeden güven veren ekonomik ve siyasi politikalar hayata geçirilmeli.
Yaşanan olumsuzlukları “dış güçler” bizimle uğraşıyor, diye açıklamak kolaycılığına sapılmamalı.
Bu ülke tekrar IMF kapılarına gitmek durumunda kalacaksa, kambiyo kısıtlarından söz ediliyorsa, bu haller sadece FED faiz arttırıyor, diye yaşanmıyor.
Dünyadaki ekonomik konjonktür Türkiye’ye eşsiz bir fırsat sunmuştu.
Muhtelif konularda icap ettiğinde hatasını kabul eden yönetim, ekonomi konusunda da bir özeleştiri yapıp uluslararası toplumla zıtlaşmadan, makul ve inandırıcı bir programı bir an önce fiiliyata geçirmelidir.

-----

Haberin Devamı

Türk övünme, öğün

ANKARA Kızılay Güven Parkı’nda, Avusturya Erdberg dökümhanesinde dökülen dev bronz heykellerin kaidesinde yazılıdır “Türk öğün, çalış, güven.”
Çocuk aklımızla hep “öğün” ile “övün” kelimelerini karıştırıp, vecizenin mantığını çözemezdik.
Kendi kendimizle “övün”mek nasıl birinci önceliğimiz olurdu?
İşin doğrusu “öğün”mek.
Öğün, öğrenmek fiilinin kökü olan “öğ”den geliyor.
Bugün dahi pek çok yerde “öğün” yerine “övün” kelimesi kullanılıyor.
Mesela; İzmir Narlıdere İstihkam’ın girişinde durum maalesef öyle...
Ege Ordu’nun dikkatine sunarız...

Yazarın Tüm Yazıları