Türk Eğitim Vakfı

GEÇEN pazartesi, Türk Eğitim Vakfı’nın (TEV) Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde bir etkinliği oldu.


51. yılını idrak eden Vakfın İzmir Şubesi, gençlerin eğitimine yönelik bir burs fonu oluşturmak için kolları sıvamıştı.
Vakfın İzmir Şube Onursal Başkanı Salih Özen ve Şube Başkanı Gülnur Soybayraktar’ın özverili çabalarıyla bin 100 kişilik salon hınca hınç dolmuştu.
Etkinliğin sunuculuğunu, tamamen gönüllülük esasında Ömür Gedik üstlenmişti.
Gecenin yıldızları, artık gelenekselleşmeye başlayan TEV Korosu idi.
İzmir’in akıllı, güzel, zeki 60 kadını, aylar süren titiz çalışmalarıyla “ustalara saygı” konsepti ile izleyicileri yine kendilerinden geçirdi.
Tabii ki, bahse konu müzikal ziyafetin mimarı, koronun gözünden sakındığı çok sevgili Banu Köstem hocaları idi.
Sunulan şarkılar içinde bir tanesi özel bir sürpriz içeriyordu.
Yıllar önce Ajda Pekkan’ın seslendireceği “Palavra” şarkısındaki “yalvaran” erkek ses Seferihisar Belediye Başkanımız Tunç Soyer olmuştu.
Derken gecenin ikinci bölümüne sıra geldi.
Hiçbir ücret almadan etkinliğe iştirak eden Ferhat Göçer ve orkestrası, müthiş bir enerji oluşturdu.
Kelimenin tam anlamıyla, görmeden anlatılmayacak bir müzikal keyif ortamı yaşandı.
Sevgili Ferhat Göçer’e vakıf adına müteşekkiriz.
Türk Eğitim Vakfı, hakikaten çok önemli bir kurum.
Dile kolay, şimdiye kadar 250 bin öğrenciye karşılıksız burs verebilmiş bir kuruluş.
İyi ki varsın TEV.

-----

Yapanın yanında kar kalmamalı

TOPLUMSAL yaşamın fertlerine yüklediği sorumluluklar vardır.
Aynı toprak parçasının üzerinde huzurla bir arada olmanın asgari koşulu bu niyeti ifade eden “toplumsal sözleşme”nin gereklerine saygı göstermektir.
Devlet bunu temin için vardır, kanunlar bu sebeple çıkartılır, adalet ve hakkaniyet prensipleri bu esasa göre gözetilir.
İşin acısı toplum kendini güvensiz hisseder ve ciddi bir sorgulama içine girer.
Anlamışınızdır.
Son dönemlerde yağmur gibi gelen ekonomik “af” düzenlemelerinden söz ediyoruz.
Mesela “imar affı”.
Hiç yumuşatmaya gerek yok.
Bir devlet, “yapanın yanına kar kalır” anlayışının tarafı olmamalıdır.
Kural tanımayan, talan eden, çöken, arsızlık yapan insanlar ödüllendirilmemelidir.
Aksi takdirde, “düzgünler” bahse konu aflar nedeniyle kendilerini çok kötü, hatta “enayi” hissetmektedir.
Diğer örnek, vergi affı...
Devlet çatısı altında yaşayanlar, Magna Carta’dan bu yana vergilerinin adil olmasını, şeffaf ve faydaya yönelik harcanmasını gözetmişlerdir.
Son 16 yıl içinde 6 vergi affı çıkardık.
Nasıl olsa af çıkar diye, son bir yıldır pozisyon alanların haklı çıkması, kan ter içinde vergisini ödeyenleri öylesine yaralıyor ki, acaba farkında mıyız?
Hele bir de bazı diğer “af” talepleri var ki, konuya hiç girmeyelim, kanımızı dondurmayalım.
Esasında kendi kendimize söylenip, kahrolmamızın bir anlamı yok.
Hep böyleydik, böyle olmaya devam edeceğiz.

-----

Akşener mi, İnce mi?

KAMUOYUNUN bir bölümü Meral Akşener’i yıpratma gayretinde.
Sanki seçim ikinci tura kalırsa, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Muharrem İnce’yi tercih ediyorlar.
Bu tutumları çok anlaşılmaz değil.
AK Parti-MHP ittifakı için en tehlikeli rakip Abdullah Gül idi.
Nitekim, o süreçte yaşadıkları telaş bu durumun teyididir.
Kemal Kılıçdaroğlu da benzer kanaattaydı.
Ama İYİ Parti’yi ikna edemedi.
Abdullah Gül, hem Kürtlerden, hem AK Parti’deki gayrimemnunlardan, hem de muhalefet partilerinden oy alma potansiyeline sahipti.
Diyeceksiniz CHP seçmeni de istemedi.
İstemese de tıpkı Ekmelettin İhsanoğlu’nda olduğu gibi büyük ölçüde sandığa gider ve oyunu yine ona atardı.
Neyse, bu ihtimal artık yok.
Şimdi Meral Akşener ve Muharrem İnce, muhtemel rakipler.
Aynı bakış açısıyla denilebilir ki, Meral Akşener, iktidar cephesinden ikinci tehlikeli adaydır.
Her ne kadar Kürtlerden Abdullah Gül gibi oy alabilme potansiyeli olmasa da AK Parti’nin bünyesindeki merkez sağ seçmeninden, MHP içindeki müteredditlerden, hiç şüphesiz muhalefet partilerinden, destek alma imkanına sahip gözüküyor.
Yani, ikinci tura kalırsa 50+1’i zorlayabilir.
Muharrem İnce ise AK Parti için daha “kolay lokma” gibi duruyor.
Zira “CHP markası” ile bu memlekette iktidar olmak zor.
Hani Ecevit bile, en elverişli koşullarda yüzde 40’ları biraz aşmıştı.
Ayrıca, bir tarafta Kemal Kılıçdaroğlu, diğer tarafta Muharrem İnce, kafa karışıklığı yaratıyor, çift başlılık oluşturuyor.
Bu sebeple, iktidar eğer ikinci tur söz konusu olursa Muharrem İnce ile yarışmak isteyecektir.

X