Sıtkı Şükürer

Sıtkı Şükürer

Muhalefetin çıkmazı: Umut üretemeyen değişim

DEMOKRASİLERDE bir siyasi partinin çok uzun süre iktidarda kalması zamanla özellikle genç nüfus nezdinde bu durumu bir kader algısına dönüştürür.

Haberin Devamı

Başka bir iktidar deneyimi yaşamamış kuşaklarda demokrasinin değişim üretme kapasitesine dair ciddi bir inanç kaybı oluşur.

Bu algı yerleştikçe siyasal rekabet zayıflar ve değişim fikri soyut bir temenniden öteye geçemez.

Bu tablonun en büyük zararını ise çoğu zaman muhalefet görür.

Muhalefetin iktidar alternatifi olma iddiası zedelendiğinde kendi tabanını dahi bir arada tutması zorlaşır.

Yeni seçmen kazanmak bir yana mevcut kazanımların korunması dahi ciddi bir sorun haline gelir.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin son dönemde yerel yönetimlerde elde ettiği başarıları sürdürememesi ve bazı belediye başkanlarının parti değiştirmesi bu bağlamda okunmalıdır.

Parti değiştirme olgusunu açıklamak için elbette pek çok gerekçe sıralanabilir.

Ancak muhalefet cephesi çoğu zaman özeleştiri yapmak yerine tüm sorumluluğu iktidarın orantısız gücüne bağlamayı tercih etmektedir.

Haberin Devamı

Bu yaklaşım kısa vadede rahatlatıcı görünse de sorunun esas boyutlarının gözden kaçırılmasına yol açmaktadır.

CHP’nin mevcut kazanımlarını koruyabilmesi ve halk nezdinde karşılığını büyütebilmesi için öncelikle güçlü ve yetkin bir parti yönetimine ihtiyaç vardır.

Özgür Özel, partiyi bir arada tutmak adına yoğun bir çaba sarf eden, çalışkan ve hitabet gücü yüksek bir profil çizmektedir.

Buna rağmen bu özelliklerin mevcut tabloyu aşmaya yetmediği ve partinin bir liderlik boşluğu yaşadığı görülmektedir.

CHP bugün daha karizmatik, daha morallendirici ve daha kapsayıcı bir liderliğe ihtiyaç duymaktadır.

Meselenin bir diğer boyutu ise yerleşik bir iktidarı yenebilmek için partinin sürekli genişletilmesi stratejisidir.

Kemal Kılıçdaroğlu dönemindeki ‘altılı masa’ bu yaklaşımın en somut örneği olmuştur.

İktidar ihtimalinin belirmesi farklı siyasi görüşleri kısa vadede bir araya getirebilmiştir.

Ancak iktidar beklentisi gerçekleşmediğinde bu birlikteliklerin ne kadar kırılgan olduğu hızla ortaya çıkmıştır.

Zamanla, geçici hedefler için kurulan koalisyonların kendi siyasal köklerine geri döndüğü görülmüştür.

CHP yalnızca dış aktörlerle değil, parti içinde de özellikle milliyetçi kanatla fiili bir koalisyon kurmuştur.

Haberin Devamı

Ankara Büyükşehir Belediyesi için tercih edilen Mansur Yavaş profili bu tercihin açık bir yansımasıdır.

Sosyal demokrat bir aday yerine milliyetçi kökenden gelen bir ismin tercih edilmesi kısa vadede seçim başarısı getirmiştir.

Ancak bu tercihin parti içi dengeler üzerindeki etkileri zamanla daha görünür hale gelmiştir.

Mansur Yavaş’ın güçlenmesiyle birlikte Ankara’nın ilçelerinde kendi siyasal ve kültürel çevresinden isimlerin ön plana çıktığı görülmüştür.

Bu gelişmeler CHP’nin kurumsal kimliği ile taban beklentileri arasındaki uyumsuzluğu daha da derinleştirmiştir.

Üstelik bu durum yalnızca Ankara ile sınırlı kalmamıştır.

Anadolu’nun pek çok yerinde CHP kültüründen gelmeyen ancak oy kazandıracağı düşünülen gruplarla kurulan ilişkiler çatırdamaya başlamıştır.

Haberin Devamı

Bu süreç partinin ideolojik tutarlılığına dair soru işaretlerini artırmıştır.

Üçüncü önemli faktör ise AK Parti’nin devletin hemen her kademesine nüfuz etmiş olmasıdır.

Bu durum, iktidarın güçlü bir çekim merkezi oluşturmasına ve farklı aktörleri çeşitli yollarla ikna edebilmesine olanak tanımaktadır.

Tüm bu başlıklar birlikte değerlendirildiğinde CHP’nin geleceğe dair güçlü ve kalıcı bir umut sunduğunu söylemek güçleşmektedir.

Gerçekçi bir perspektiften bakıldığında mevcut yapıyla bu umudun yeterince inşa edilemediği açıkça görülmektedir.

Yazarın Tüm Yazıları