Paylaş
Kızılelma, soyut bir mutluluğun, ulaşılmaz bir hayalin, büyülü bir hedefin adıdır.
Türk mitolojisinde, özellikle Oğuz Türkleri için, üzerinde düşündükçe uzaklaşan; fakat uzaklaştıkça değeri artan ülküleri simgeler.
Bir yönüyle Türklerin fetih ve hâkimiyet anlayışını, diğer yönüyle de sonsuz bir arayışın ve erişilmez bir idealin sembolünü temsil eder.
Galiba her 10 Kasım sabahı saat 09.05’te Türkiye’nin dört bir yanında sirenler çalarken hayatın durması da böylesi bir sembolizmin tezahürü.
O an, kudretli, moralli, çalışkan, imrenilen bir ülke özlemimizin; Atatürk’ün şahsında sessiz, içten bir haykırışa dönüşmesidir.
Memlekete dair her olumlu beklenti köklerini ondan almak ister.
Her yeni umut, Atatürk’ün fikirlerinden ilhamla yeniden filizlenir.
Bir düşünün:
Hem sosyalistlerin hem Türkçülerin hem Batıcıların hem çok kültürlülük yanlılarının hem de tek tipleşmeden yana olanların aynı anda referans alabildiği bir lider…
Yurtta ve dünyada barıştan, dünya devleti idealine; sanayileşmeden laikliğe kadar uzanan geniş bir yelpazede herkesin kendi doğrusunu ondan meşrulaştırdığı bir figür.
Bugün ona muhalif olanlar bile bu yakıcı cazibeyle mücadele etmenin beyhude olduğunu görmüş durumda.
Atatürk, tıpkı Kızılelma gibi, her derde deva bir kült haline geldi.
Bir komünist, O’nun yedi düvele karşı anti-emperyalist duruşunu sahipleniyor.
Bir milliyetçi, Türk kimliğini yüceltmesinden gurur duyuyor.
Bir seküler, din devleti endişesinden onun sayesinde uzaklaştığını hissediyor.
Bir dindar, ülkeyi ‘gavurlardan kurtaran’ kurtarıcı olarak minnetle anıyor.
Bir ekonomist, sanayileşme atılımını özlemle hatırlıyor.
Öğretmeninden doktora, her meslek grubu onun vizyonundan payına düşeni buluyor.
Liste uzadıkça uzuyor…
Atatürkçülük bugün, herkesin kendi mutluluğunu ona yaslayarak tanımladığı bir erişilmezlik sembolüne dönüşmüş durumda.
Neredeyse kutsal bir alan haline geldi.
Onu artısıyla eksisiyle değerlendirmek, hele ki olumsuz bir eleştiride bulunmak, özellikle seküler kesimler için adeta bir saldırı gibi algılanıyor.
Bugün laik kesimlerde zaman zaman yükselen endişe ve kaygının en güçlü panzehri hâlâ Atatürkçülük.
Toplumun geniş kesimleri, hayatın her alanına dair kendi doğrularını O’ndan ilhamla besliyor, O’na yaslanarak umutlarını diri tutuyor.
Özetle, Mustafa Kemal Atatürk bu toprakların Kutup Yıldızı’dır.
Toplumun büyük kısmı için bir yön gösterici, bir dayanak, bir huzur sembolüdür.
Ve tam da bu yüzden herkes için çok değerlidir.
Paylaş