İzmir Futbol Holding A.Ş.

FUTBOL geniş kitlelerin ilgi alanları arasında belki de en önde gideni. Bu sporun dünyada çok ciddi bir ekonomisi var. Bulunduğu kentin her yönüyle gelişimine doğrudan etkisi var. “Barcelona” bu durumun en tipik örneği. Kulüp bazındaki gelirleri ile de büyük bir ekonomik potansiyel.Arap ya da Rus zenginlerinin Avrupa’nın marka takımlarına ilgisi sadece prestij arayışı değildir.

 


Kulüplerin uluslararası ve ulusal organizasyonlardan elde ettikleri gelirler, stat bilet gelirleri, yayın gelirleri, ürün satışları, resmi bahis gelirleri, sponsorluk, transfer, yetiştiricilik payları ile büyük fonlar yaratmaya imkân sağlayan bir ekonomisi söz konusudur.
Konuyu İzmir futboluna getirmek istiyoruz. İzmir kulüpleri, özellikle Karşıyaka, Göztepe, Altınordu ve Altay, bir adım geride İzmirspor, gerek geçmişleri gerekse taraftar sayılarıyla, her biri bir kent değeri konumunda.

MODEL OLUŞTURDULAR
Göztepe Mehmet Sepil’in stratejik yönetimiyle Süper Lig’e yükselerek kendini mali olarak döndürebilen bir yetkinliğe ulaştı. Yine Altınordu’da Mehmet Özkan muhteşem tesisleri ilk alt yapıyı önceleyerek yetiştiricilik gelirleriyle sağlam bir modelleme oluşturdu ve Türk futboluna damga vuracak adımları herkese hissettiriyor. Bu süreçte Karşıyaka ve Altay’ın da gecikmeden benzer bir yolculuğa çıkması elzem gözüküyor. Ancak bir şehire bu kadar çok takım gerçekçi bir gözle bakıldığında fazla duruyor.
Ama, biliyoruz ki bu kulüpler birer camia niteliğindedir ve hiçbiri diğerleri adına kalıcı bir fedakarlığa asla yanaşmaz. Bu sebeple yapılacak her “makro planlama” bu realiteyi göz önüne almak zorundadır.
“Makro Planmalamadan” kastımız, kentin kurumsal bileşenlerinin kent katkı bilinciyle ortak bir projede bir araya gelmeleridir. Büyükşehir, ilçe Belediyeleri, Ticaret Odası, Esnaf Odası, diğer tüm STK’lar, özel kişi ve şirketlerin taşın altın ellerini koymak suretiyle rol üstlenmelerinden söz ediyoruz. Bu işin organizasyonunu İZVAK rahatlıkla yapabilir. İzmir Spor Kulüpleri Birliği Vakfı esasında bu işler için vardır. Bir üst kuruluş olarak objektif kriterlerde paylaşım esaslarını uzlaşı ile oluşturabilir. Bu tip bir yapılanmanın gayesi sürdürülebilirliğinin temin edilmesidir. Bu yüzden de katkı koyanların katkılarının mutlaka bir karşılığı olmalıdır. Sporsorluk veya bağış bir yere kadardır.

HOLDİNG KURULABİLİR
Bu amaçla bahse konu şirketlerin tamamı öncelikle şirketleşmelidir. Her kulüp şüphesiz kendini yönetmeye devam eder. İlk aşamada İZVAK’ın yönetim imtiyazını elinde tuttuğu İzmir Futbol Holding A.Ş kurulur. Her kulüp için paylaşım anahtarı olarak kullanılmak üzere marka değerleri, gelişim potansiyeli ve mevcut durumları nazara alarak uluslararası kriterlere göre değer tespitleri yapılır.
Bu aşama sonrasında, diyelim Büyükşehir Belediyesi (bu yıl olduğu gibi) kulüplere 18 milyon TL vereceği zaman bahse konu tutarı İzvak Futbol Holding’e sermaye olarak koyar, holding şirket de ilgili kulüp şirketlerden hisse satın alarak onlara bu tutarı sermaye olarak enjekte eder.
Aynı şekilde Ticaret Odası, diyelim kent futboluna 10 milyon TL destek vermeyi kararlaştırdı.
Önce İZVAK Holding’e, o da belirlenen kriterlere göre kulüplere sermaye olarak aktarır.
Pek tabii gerek holding şirketin, gerekse kulüp şirketlerinin cari değerleri her yıl mevzuata uygun olarak değerletilip sermaye ve hisse alımları emisyon primi nazara alınarak tespit edilir.
Kulüp şirketini iyi yöneten yönetici, hissesini daha değerli hale getirecek ve kent bileşenlerinden daha az hisse vererek doğal olarak daha fazla yatırım alacaktır. Bu yöntemde, özellikle Oda’lar yönünden bağış kısıtları nedeniyle yaşanan sıkıntılar, karşılığında bir hisse alınması sebebiyle çok daha hafifleyecektir. Sistem işlemeye başladıktan sonra İZVAK Holding ve kulüp şirketlerinin halka açılmadan uluslararası yatırım fonlarına kadar ilave finansmana erişim imkanları da artacaktır.

HUKUKİ ÇERÇEVE ÖNEMLİ
Nitekim Göztepe’nin böyle bir girişimi olduğu bilinmektedir. Hiç şüphesiz İZVAK’ın yönetiminde kent bileşenlerinin, holding şirketinde de kulüp temsilcilerinin yer aldığı ve dalgalanmalara karşı yönetim yapısının korunduğu bir hukuki çerçeve önceden temin edilmelidir. Son olarak belirtelim ki; bu modelde gerek belediyeler gerekse Oda’lar spor kulüplerine doğrudan ortak olmuyorlar. Zamanla, hele başarılı performans elde edilir ve halka açılma aşamasına gelinirse işte bu aşamada ciddi potansiyele kavuşmuş şirkete ortak olunuyor.
Hiç şüphesiz Holding sahip olduğu kulüp şirket hisselerini satabilir, gelirler elde edebilir ve bu fonları İzmir kent turizmine veya kent için önem arz eden farklı yatırım alanlarına yönlendirebilir. Özetle bu girişim bahse konu kurumların halen kurduğu ya da ortak olduğu şirketlerden mahiyet itibari ile farklı değildir.
Neticede burada bir model tariflenmeye çalışılmıştır.
Şüphesiz öneriler çoğaltılabilir ve daha uygunları geliştirilebilir.
Asıl olan bir yerlerden başlamaktır.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI