Sıtkı Şükürer

Sıtkı Şükürer

Dünya yeni bir akla mı evriliyor?

Macaristan’da Orban’ın gidişi ve Magyer’ın gelişi, sıradan bir iktidar değişimi değildir.

Haberin Devamı

Bu gelişme, sadece bir ülkenin iç siyasetinde yaşanan bir dönüşüm değil; aynı zamanda dünya siyasetinde esmeye başlayan yeni bir rüzgârın habercisidir.

On altı yıl süren, halkı dışlayan ve iktidar gücünü sınır tanımaksızın kullanan bir yönetim anlayışı, en sonunda halkın iradesi karşısında geri adım atmak zorunda kalmıştır.

Bu durum, demokrasinin gecikse de kendini onarma refleksine sahip olduğunu bir kez daha göstermektedir.

Bugün dünya, daha makul bir evreye geçmek zorundadır.

Zira gezegen, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, öngörülemez, sert ve popülist liderlerin yarattığı baskı altında adeta sıkışmış durumdadır.

Bu liderleri iktidara taşıyan toplumsal ve siyasal koşulların, artık kendi sonuçlarıyla yüzleştiği bir döneme giriyoruz.

Haberin Devamı

Öngörülemezlik, yalnızca bir yönetim tarzı değil; aynı zamanda küresel ölçekte bir çatışma riskidir.

Oysa insanlık, sınırlı kaynaklara sahip bir gezegende, ortak akıl üretmek zorundadır.

Sekiz milyar insanın kaderi, irrasyonel kararların gölgesine bırakılamayacak kadar değerlidir.

Bugüne kadar deneme-yanılma yöntemiyle ilerleyen sistem, büyük kırılmalar yaşanmadığı sürece, rasyonel bir iş bölümüyle işlemeye devam etmiştir.

Ancak artık beklenti daha büyüktür.

İnsanlık, teknolojinin yalnızca üretimi değil; aynı zamanda açlığı, yoksulluğu ve gelir adaletsizliğini de çözmesini beklemektedir.

Ve eğer bu başarı sağlanırsa, daha huzurlu bir dünyanın kapısı aralanacaktır.

Fakat bu yolun önündeki en büyük engel, demokrasiyi bir araç olarak kullanıp onu içten içe aşındıran popülist liderlerdir.

Yine de tarih bize şunu göstermektedir:

Demokrasiyi gerçekten isteyen toplumlar, eninde sonunda onu tehdit eden iktidarları tasfiye etme gücüne sahiptir.

Elbette her medeniyetin demokrasiyle kurduğu ilişki farklıdır.

Batı dünyası bu sistemi kendi değerleri üzerinden inşa ederken, İslami toplumlar daha çok adalet kavramı etrafında bir huzur arayışına yönelmektedir.

Uzak Asya’da ise Çin, Konfüçyüs’ten Mao’ya uzanan tarihsel birikimiyle kendine özgü bir denge kurmaya çalışmaktadır.

Haberin Devamı

Ancak farklı yollar izlense de varılmak istenen yer ortaktır:

Huzur.

Ve artık bu talep ertelenemez bir noktaya gelmiştir.

Dünya, sancılı da olsa bu yöne doğru evrilmektedir.

Batı, kendi içindeki arızaları tek tek temizlemeye başlamıştır.

Macaristan bunun ilk işaretlerinden biri olabilir.

Ve görünen o ki, bu dalga yalnızca Orban’la sınırlı kalmayacak; insanlığın ihtiyaç duyulduğu anda filizlenen sağduyusu Trump ve benzerlerini tasfiye edecektir.

Belki de çok yakında, bugün dokunulmaz görülen isimlerin dahi bu değişim rüzgârına direnemediğine tanıklık edeceğiz.

Çünkü tarih, er ya da geç, aklın ve toplum iradesinin yanında durur.

Yazarın Tüm Yazıları