Demokrasi iyileştirir

GEÇTİĞİMİZ hafta ESİAD’ın bir etkinliğinde konuşma yapma fırsatımız oldu. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu konuk konumundaydı. Konuşmanın ana teması; duyarlı, dürüst, evrensel demokratik değerleri benimsemiş bir seçmen topluluğunun nasıl bir siyaset ve siyasetçi özlediğine dairdi.Konuşmayı sonradan değerlendirenler bu ülkede ne böylesi bir yoğun seçmen profili ne de “olması gerekeni” benimseyecek siyasetçinin bulunmasının pek mümkün olamayacağını, ifade ettiler.

Haberin Devamı

 

İşte bu noktada ülkemize dair bakış açılarında iki farklı temel yaklaşım ortaya çıkıyor.
Birinci anlayışta bu ülke insanına yönelik “kötümser kanaatler” hakim. Bu görüşlerini gerekçelendirirken sosyokültürel yapımızın bilimden sanata, demokrasiden insan haklarına, batı toplumları gibi biçimlenmediğini belirtiyorlar. Münferit örneklerin bu tabloyu değiştirmeye yetmediğini, ideal söylemlerin sadece kağıt üzerinde kalmaya mahkûm olduğunu, ekliyorlar. Bu bakış açısı, “teslimiyetçi” bir tutumdur. Bu ülke insanının medeni toplumların seviyesine ulaşması mümkün değilse, o zaman hep birlikte “dükkânı kapatmak” daha anlamlıdır. Diğer bir anlayış ise, insana dair umut taşır. Tabii ki toplumların silkinmesi ve her yönüyle pozitif bir iklime geçişi bir anda olabilecek bir şey değildir. Burada en kritik husus, insan denen varlığın “doğrunun” ne olduğuna dair her daim bir “fikrinin” ya da en azından “sezgisinin” olduğunu kabul ediyor olmaktır. Hele kadim Anadolu insanının, hani şartlar onu “kurnazlığa” yöneltmiş olsa da, “gelişmişliğin” hemen her konuda “düzgün” olmaktan geçtiğinin farkında olmaması düşünülemez. Bu anlamıyla, “olması gereken”e doğru bir çaba göstermelerinin artık zamanı gelmiştir. Bu çevrede yılların baskıcı yönetimleri ile küllenmiş özgüvenlerini kazanabilmeleri için “demokrasi” ırmağı ile sürekli yıkanmalarının temini gerekiyor.
Pek tabii, bahse konu durum kendiliğinden zor oluşur. Bu sebeple, toplum önderlerine, siyasetçilere önemli bir görev düşmektedir.

------

Haberin Devamı

 
ÇEKİRDEK KABUKLARI

İZMİR denizi hissederek yaşamayı seven bir kent. Hele kolaycılığa kaçıp kentin tarihsel kıyı bandını doldurduktan sonra ilave ortamlar oluştu. Ancak buraları öncesinde konut mahalleriydi. Şimdi, hem insanların buluşma ortamı, hem restoranların, kafelerin yoğunlaştığı yerler, hem zaman zaman miting alanları... Ez cümle bir koltuğa kırk karpuzun sığdırılmaya çalışıldığı alanlar olmaya başladı.
Hal böyle olunca sabahlara kadar süren “gürültü” konutlarda yaşayanları mutsuz ediyor. Çözümü kolay değil, diyerek geçiyoruz. İkinci husus; bu yerlere necip halkımızın çekirdek çitleyip fütursuzca kirletme ısrarları. Gerçi belediye birimleri ertesi gün temizlik yapsa da, buralarda erken saatlerde yürüyüş yapanlar “kabuk deryası” ile hemhal oluyorlar.
Fotoğraf Sahil Evleri Narlıdere kıyısından. Belediyeden istenen, mümkünse temizliğin daha erken saatlerde yapılması ve çöp kovası sayısını artırmasıdır. Hani çekirdek satıcılarını yasaklasalar bile çözüm temin edilir mi? Pek zannetmiyoruz.

Haberin Devamı

Demokrasi iyileştirir

Yazarın Tüm Yazıları