Sıtkı Şükürer

Sıtkı Şükürer

Bir yıl bitti, belirsizlik bitmedi

BİR yılı daha geride bıraktık. 2025 bitti ama geride pek de iç açıcı bir tablo bırakmadı.

Haberin Devamı

Dünya sanki her an patlamaya hazır bir barut fıçısının üzerinde yaşamaya devam ediyor.

Trump’ın yeniden ABD Başkanı olmasıyla birlikte küresel dengeler daha da oynak hale geldi.

Amerika artık ‘dünyanın jandarması’ olmak istemiyor.

Bunun maliyetinin ağır olduğunu açıkça söylüyor.

Doların dünyadaki gücünü korumanın bile Amerika için pahalı bir hale geldiği konuşuluyor.

Bu yüzden ABD, doları biraz zayıflatıp faizleri düşürerek kendi ekonomisini yeniden canlandırmaya çalışıyor.

Ama bu hamle dolar üzerinden birikim yapan ülkeler ve insanlar için ciddi bir risk anlamına geliyor.

Çünkü para durduğu yerde eriyor.

Son yıllarda dolar enflasyonu neredeyse yüzde 10’lara dayandı.

Bu da servet sahiplerini başka limanlar aramaya itti.

2025’te altına olan ilginin patlaması tesadüf değil.

Haberin Devamı

İnsanlar hem fiziki altına hem de hesap altınına yöneldi.

Gümüş ise adeta uçtu, yaklaşık yüzde 150’ye varan artışlar gördü.

Bunun nedeni sadece güvenli liman arayışı değil, gümüşün sanayide ve teknolojide yoğun kullanılması.

Üstelik Çin’in gümüş ihracatını kısması fiyatları daha da yukarı çekti.

Artık gümüş sadece bir yatırım aracı değil, stratejik bir güç unsuru.

Dolar zayıflarken euro bir miktar güçlendi ama Avrupa ekonomisi de pek sağlıklı değil.

Bu yüzden eurodaki yükselişin kalıcı olup olmayacağı ciddi şekilde tartışılıyor.

Kripto paralar ise hâlâ güven vermiyor.

Bugün için cazip görünseler de yarın ne olacağı belli değil.

Özellikle kuantum bilgisayarların devreye girmesiyle Bitcoin gibi kripto paraların güvenliğinin sorgulanacağı endişesi büyüyor.

Altına yönelimin de bir bedeli var.

Altın üretmez, iş yaratmaz.

Türkiye’de altının yastık altına ya da hesaplara park edilmesi ekonomide paranın dönmemesi anlamına geliyor.

Bu da uzun vadede büyümeyi zorlaştırıyor.

2025’in bir diğer yıldızı yapay zekâ oldu.

Herkes bu alanda büyük bir gelecek görüyor.

Ancak yılın sonuna doğru, “Acaba bir balon mu?” sorusu da sorulmaya başlandı.

Çünkü yapay zekâ çok ciddi enerji tüketiyor.

Soğutma maliyetleri, elektrik ihtiyacı ve altyapı yükü bu büyümenin ne kadar sürdürülebilir olduğu konusunda soru işaretleri yaratıyor.

Haberin Devamı

Siyasi cephede tablo daha da gergin.

ABD’nin NATO’ya mesafeli duruşu Avrupa’yı tedirgin ediyor.

Rusya’nın Ukrayna’daki ilerleyişi, Çin’in Tayvan planları ve Orta Doğu’daki savaşlar dünyayı diken üstünde tutuyor.

Türkiye de bu fırtınanın tam ortasında.

Suriye ve Kuzey Irak’ta yaşanan gelişmeler, SDG’nin ayrı bir yapı kurma ısrarı ve dış destekler sıcak çatışma riskini artırıyor.

Böyle bir senaryo Türkiye için ağır sonuçlar doğurabilir.

Ekonomide ise sorunlar herkesin cebine yansıyor.

Enflasyon düşmüyor, döviz baskılandığı için ihracat zorlanıyor.

Asgari ücret artıyor ama alım gücü artmıyor.

Borsa baskı altında.

İnsanlar geçim derdine daha fazla düşüyor.

Bunun yanında Türkiye’de siyaset giderek daha sert bir çizgiye kayıyor.

Haberin Devamı

Demokrasiye olan mesafe büyüyor.

Fikirlerini söyleyenler kendini güvende hissetmiyor.

Bu da toplumda huzursuzluğu artırıyor.

Bir de iklim meselesi var.

Özellikle İzmir ve Batı Anadolu’da barajların doluluk oranları alarm veriyor.

Su artık sadece çevre değil, doğrudan bir güvenlik ve gelecek meselesi.

Özetle, dünya da Türkiye de zor bir dönemden geçiyor.

Ekonomi, siyaset, teknoloji ve iklim krizleri aynı anda kapımızda.

Belirsizlik artık istisna değil, yeni normal.

Asıl soru şu:
Bu kadar riskin iç içe geçtiği bir dünyada, biz ne kadar hazırlıklıyız?

Yazarın Tüm Yazıları