Alsancak Mustafa Denizli Stadı

HER spor kulübü, hele “camia” ağırlığına sahip yüz yıllık bir maziyi taşıyorlarsa, mutlaka efsane olmuş sporcuları vardır.

Bu durum İzmir kulüpleri için de geçerlidir.
Karşıyaka; Gode Cengiz, Erol Baş, Kör Hikmet’lerle,
Göztepe; Gürsel Aksel, Ali Artuner, Halil, Ertan, Fevzi’lerle,
Altay; Ayfer, Büyük Mustafa’larla,
İzmirspor; Kral Metin Oktay, Hasan Elidemir’lerle,
Hakeza tüm spor kulüplerimiz nice sembol isimle kendi özel tarihini oluşturur.
Camialar bu sporcularına vefalarını tesislerine ve statlarına onların isimlerini vermek suretiyle göstermek ister
Bu sebepledir ki, Devlet yetkililerinin de uygun görmesiyle, Göztepe Stadı “Gürsel Aksel”dir.
Şimdi bitmek üzere olan Alsancak Stadı için de beklentiler oluşmaya başlamıştır.
Alsancak Stadı, Altay’ın ruhunu taşır.
Hani, kamu otoriteleri burayı tüm kulüplerin istifadesine sunmayı planlasalar bile, dert değildir, bu gerçek asla değişmez.
Hal böyle olunca da bu tesise de Altay’ın efsanesi “Mustafa Denizli”nin ismini vermek çok yakışır.
“Büyük Mustafa” sadece futbolculuğu ile değil, teknik direktörlük başarıları ve kişisel kaliteleri ile tıpkı Fatih Terim ve Şenol Güneş gibi futbol tarihimize çok önemli izler bırakmıştır ve bırakmaya devam etmektedir.
Duyumlarımıza göre stada Metin Oktay’ın ismi de seçenekler arasındaymış.
“Metin Oktay” denilince ona olan hayranlığımız tartışılmaz ve bambaşkadır.
Ama Metin Oktay, Galatasaray ile özdeşleşmiştir.
Onun İzmirli olmasından onur duyarız, ancak Metin Oktay’ı ölümsüzleştirecek isimlendirme Galatasaray’a düşer.
Nitekim Florya’daki tesisler onun adını taşır.
Neticede İzmirli olarak kalbimizden geçen Alsancak Stadı’na Mustafa Denizli’nin isminin konulmasıdır.
Büyük heyecan ve fedakar bir tutumla “Büyük Altay”ın teknik direktörlüğünü üstlenen Mustafa Denizli’ye böylesi bir “hak teslimi” hepimizin vecibesidir, diye değerlendiriyoruz.
Yetkililerin uygun görüşlerine sunulur.

-----

Siyaset ısınırken

CUMHURBAŞKANLIĞI ve meclis seçimleri 2023 yılında... Ancak siyaset ısınıyor. Bu sebeple erken seçim bir sürpriz olmaz.
Bu aralar anket şirketleri yoğun kamuoyu sonuçlarını paylaşıyor. Verdikleri izlenim hiçbir kişi, siyasi parti ve ittifakın %51 çoğunluğa sahip olmadığı.
Bu durum geçerli ise Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalacak demektir. Başkanlık sisteminin kuvvetlendirilmiş yetkileri göz önüne alındığında iktidar olmanın anlamı milletvekilliği dağılımından ziyade Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmaktır.
Bu nedenle seçimler mevcut iktidar açısından da soluk soluğa bir çabayı gerektirecektir.
Halbuki eski parlamenter sistem olsaydı, Cumhur İttifakı muhalefetin çoklu yapısından istifade ile mevcut anketlere göre daha rahat olabilecekti.
Eski sisteme dönüş bir Anayasa değişikliği gerektiriyor. Cumhur İttifakı’nın sayısı Anayasa değişikliğine yetmiyor. İktidar eski sisteme dönüşü kendi açısından elzem görürse muhtemelen muhalefete bir çağrıda bulunmak isteyecektir.
Muhalefetin bu aşamada önce Cumhurbaşkanlığı seçimi, bilahare parlamenter sisteme dönüş için Anayasa değişikliğini tercih edeceğini öngörebiliriz.
Ama böylesi bir iktidar çağrısını “daha sonra” diyerek karşı çıkmak siyaseten zor izah edilir bir durumdur. Muhalefet mevcut sistemde, ikinci turda ortak adaylarının kazanabileceği hesabını yapıyor. Bu sebeple siyaset giderek bir satranca dönüşecek gibi duruyor. Bu anlamıyla, belki de yeni ittifaklara şahit olacağız.
Neyse, her şeyden önemlisi bu süreçlerin demokratik iklimi zedelemeden yaşanmasıdır.

-----

Çeşme Projesi hepimizin

GEÇEN hafta CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir’de Ticaret Odası’nın bir etkinliğinde “Çeşme Projesi” ile ilgili olumlu ifadeler kullandı.
Hatırlarsanız Çeşme Projesi; Turizm ve Kültür Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un detayları ile açıkladığı üzere yarımadanın çevreci bir anlayışla turizme kazandırılmasına yönelikti. Geçmişte pek çok turizm projesinin maalesef “doğaya saygı” anlamında sicili bozuktur.
Bu sebeple, duyarlı kesimler bu yatırımda hassasiyetlerin ifade etmişlerdi. Sayın Bakan, bu konuda doyurucu açıklamalarda bulunmuştu.
Pek tabii, bu neviden projeler iktidar icraatı olarak algılandığı için genelde muhalefet partilerinin doğrudan karşı çıkması alışık olduğumuz bir düzendir.
Ancak, bu defa farklı bir ses duyuldu. Sayın Kılıçdaroğlu “betona teslim edilmemesi” koşuluyla Çeşme Projesi’ne desteğini ifade etti.
İşsizliğin bu denli yüksek olduğu bir ülkede, bu projeyi sahiplenmek doğru bir yaklaşım olmuştur.

X