GeriSinem Vural Para kazandıran tek şey katalog
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Para kazandıran tek şey katalog

Bugünlerde müzik sektörüyle ilgili internet siteleri, ünlü sanatçı ve grupların katalog satışı haberleriyle dolu. Bu kataloglar milyon dolarlar ediyor ve parayı kazanan sanatçılar değil, bu katalogları elinde bulunduran şirketler oluyor.


Konuya yabancıysanız, basitçe şöyle özetleyeyim...
20 yılı aşkın süredir üretim yapan bir sanatçı ya da grubun şarkı hakları, ya anlaşmalı olduğu şirkette ya da kendisinde bulunuyor. Bu kişinin/grubun hakları sektöre yeni giren bir sanatçıya göre daha pahalı, çünkü yüzlerce hatta binlerce şarkıdan bahsediyoruz.
Financial Times’da yer alan habere göre; David Bowie’nin şarkı kataloğu, teklif yöntemiyle yapılan satışında 200 milyon dolar civarında bir değere gelmiş durumda.
Kataloğun içinde yılların birikimi ve “The Rise and Fall of Ziggy Stardust and the Spiders from Mars”, “Let’s Dance”, “Heroes” gibi birçok albümü yer alıyor.
Yakın dönemde Tina Turner’ın tüm hakları BMG tarafından 50 milyon dolara satın alınmıştı.
Michael Jackson da 1985’te The Beatles kataloğunu 47.5 milyon dolara almıştı.
Katalogları alanlar, müzik teliflerini ve müziklerin entegrasyonunu elinde bulunduruyor. Böylece zamanı hiç geçmeyecek bu kataloglarla telif gelirlerini bir nevi garantiliyor.
Sanatçı yakınları ya da mirasçıları için nakit para akışı sağlayan bu satışlar, şirketlerin de elindeki en büyük kazanç kapılarından biri haline geliyor. Dönelim bize...
Türkiye’de de durum pek farklı değil. Geniş kitlelerce tanınan, jenerasyonları yetiştiren köklü isim ve grupların telif hakları, bugünkü şirketlere para akışı sağlayan temellerden biri. Türkülerden tutun da pop şarkılarına kadar bu hakları elinde tutan şirketler bugünlere gelebildiler.
Çarkı döndüren; bu şarkıların reklam, televizyon gibi mecralar aracılığıyla hatırlatılarak yeni jenerasyona ulaştırılması.Yeni jenerasyon demek, yeni kazanç kapıları demek. Ancak bu da derin bir stratejik çalışma gerektiriyor. Henüz büyük katalog satışları duymasak da, pandemi sonrası süreçte nakit para akışına ihtiyaç duyacak isimlerden böyle hamleler gelirse şaşırmayın.

3 yıllık NFT

Emre Aydın’ın 3 yıl önce Stockholm’de kaydettiği İngilizce şarkı “Ratatan” NFT oldu. Şarkıcının kendi tarzına güncelleme getirdiği şarkı, prodüktör Mats Valentin’in dokunuşuyla dünya standartlarında bir iş olmuş. Aydın’ın ilk ‘Müzik NFT’ atılımı olan bu şarkının sahibine şimdiden ‘iyi dinlemeler’ ve ‘yatırım olarak kullanma’lar diliyorum. Kasım sonuna kadar opensea’de satışta olacak şarkının ücreti şu an 8 bin 292 dolar.

Dinamik ve hüzünlü

Uzun süredir çıkmasını beklediğim bir şarkı: Esin İris, “Her Yanım Beyaz”ı bu cuma yayınlanıyor. İris’in sözlerini yazdığı ve bestesini de Cenk Doğruyol’la birlikte yaptığı şarkıda yer alan elektronik öğeler ve 8d tasarım, dinamik bir dinleme imkanı sağlıyor. İris’in hüzünle bağırmak istediklerine şahit olduğumuz şarkının nakaratı kafanızda defalarca dönecek, baştan söyleyeyim...

Galaksi teması

Cihan Bilgin, prodüksiyonu Kerkayas tarafından yapılan “Karadelik” ile indie ve hiphop’u aynı potada eritiyor. Söz ve müziği Bilgin’e ait şarkı, son dönemde pek moda olan galaksi temasına uygun ve ayakları yere değmeyen herkes için birebir.

Dikkat çekiyor

Bu hafta çıkan şarkılardan en çok Reha Değerli’nin yeni single’ı “Uyan”ı sevdim. Sakin, iddiasız gibi görünen şarkı, sözleri ve düzenlemesiyle dikkat çekiyor. Alternatif pop için değerli bir isim gelmiş, benden söylemesi...

Çalışmalar hızlandı

Kaan’ın Los Angeles’taki çalışmaları hızlandı gibi gözüküyor. Manchester doğumlu olan, İstanbul’da yetişen ve şimdi Los Angeles’ta yaşayan Kaan, “Angel” isimli son single’ını müzikseverlerle buluşturdu. İngilizce sözlü pop müzik çalışmalarına devam eden Kaan, hiphop beat’lerinden aldığı kuvvetle uluslararası bir şarkıya imza atmış.

Melankoli

1912, ikinci single’ları “M.A.D.” ile geri döndü. Şarkının söz ve müziği Adnan Hakkıoğlu ile Talha Çelik’in imzasını taşıyor. Grup, bu şarkıda melankoliyi gitar riff’leri ve sözlerle size zerk ediyor.

Ne dinledim
· Seran Bilgi, Paul Dwyer-
I Who Have Nothing
· Susel-Dünyanın Sonu
· Uğur Etiler-Ters Açı
· Melisa Uzunarslan–
Eski Dostlar (alternatif)
· Yiğit-Benim Dünyam
· Özgen-Gezgin ve Gölgesi
· Reha Değerli-Uyan
· Bahar Çalışkan-Ne Yapmalı
· 1912-M.A.D.
· Aslı Gökyokuş-
O Benim Dünyam
· Hakan Mengüç-Gönül
· Fikret Ertan-Kötü Bir Şarkı
· Aliye Mutlu-Çalın Davulları
· İpek Özcan-4 Mevsim
· Cihan Bilgin, Kerkayas-Karadelik
· Prenslerin Öcü-
Tam Bana Göre Biri
· Aslı Ece Yılmaz-Seve Seve
· Faruk Çeliker-Olmadı
· Turgut Turcihan-İnandım
· Kemal Kaya, Can Kısacık, Barış Şehlikoğlu-Fersahlar
· Seçkin Türk-Bunalım Devri
· Sezer Koç-Partiküller
· Tunç Aydoğmuş, Co.-
Çamur İçinde
· Duhan Demirci-Beyaz Elbise
· Alara, Doğu Özer-Yorgun Gemi
· Kalabalık Bando-
Umutlarım Cebimde
· Sancak-Dünyam
· Void Stryker-Say My Name
· Cava Grande, Mind Shifter-Hinterland
· Kaan-Angel

X

Doğum gününü dinleyiciyle kutlamak

Kalben, doğum gününde hem yeni albümü “Eski Dünyanın Yangını”nı hem de aynı adı taşıyan romanı çıkardı. Roman henüz elime geçmese de albümü dinleme fırsatı buldum. Şarkılar hem tanıdık, hem yeni, hem samimi.

Kalben şarkılarıyla ilgili yıllardır aynı örneği veriyorum.
Üzgün olduğum bir dönemde hayatıma girdiği ve söylediği şarkılar bir noktama dokunduğu için çok severim.
Hani olur ya varlığını bildiğiniz ama geriye ittiğiniz bir nokta... “Dokunsanız ağlarım” dediğiniz o nokta.
Zaman içinde modern aşk hikayeleri yazan Kalben, etrafından, toplumdan, kadın cinayetlerinden, mücadelelerden ve ortak dertlerimizden ilhamını aldı. Bu anlamda kendisi söz müzik yazan bir şehirli ozan geleneğini benimsedi. Kadınlara ses vermek, duyulmak istemeyeni duyulur kılmak ve yüksek perdeden olmasa da derdini anlatmak istedi.
“Eski Dünyanın Yangını” da tam böyle bir albüm. Söz ve müziği kendisine ait 13 şarkı bildiğiniz Kalben gibi... Ama bu kez sözler başka bir yolu işaret ediyor.
Kişisel sanıyorsunuz ama senin, benim ve onun hikayeleri. Kalben’in vokali kendine has olduğundan daha önce dinlediğinizi sandığınız şarkılar sanıyorsunuz. Tanıdık ve sizden. Albümde 8 prodüktörün çalışması farklı renkleri katmış ve ortak bir dil ortaya koymuş.
“Bugün Bana Tatil”, “Pişmaniye” ve “Kedi” bana hitap eden şarkılar oldu. Bazı düzenlemeler ise yenilikçi ve farklı geldi. “Taksi”, “Kalbim Yeniden” gibi...

Yazının Devamını Oku

Çoklu yetenekliler zamanı

Geçen hafta yeni yayınlanan şarkılar arasında birden fazla oyuncunun da ismini gördük. Bu konuda şaşırmamak lazım. Çünkü artık ‘çoklu yetenekliler’in devrindeyiz.


Oyunculuk ve müzik birleşimi deyince aklımıza çok fazla isim geliyor. Benim ilk düşündüklerim “Leyla ile Mecnun” ekibinin Leyla the Band’i, Taner Ölmez ve Serkan Keskin’li Barabar grubu, Farah Abdullah, Gökçe Bahadır, Bergüzar Korel, Mert Fırat, Halit Ergenç, Serenay Sarıkaya, Onur Tuna, Furkan Kızılay...
Bu hafta Tuvana Türkay ve Hakan Kurtaş’ın single’larını dinledik. Hatta arkadaşlarımla Ekin Koç ve Erdem Akakçe’li Uyanıklar grubunun konserine gitmeyi düşündüm. Pınar Deniz’in daha önce özel bir gecedeki solo performansını izleyip “Şarkı çıkarsa dinlenir” dedim. Ön yargılı olduğumuz ve “herkes kendi işini yapsın” dediğimiz o eski günler geride kaldı.
Ön yargılarımızı atıyoruz üzerimizden, biraz daha birbirimizi kucaklıyoruz.
Zaten müzik sektörü de müzisyen oyunculara iyiden iyiye alıştı. Kişilerin yeteneklerini göstermesinin de işine aykırı bir durum olmadığını anladık.
“Mankenden oyuncu olur mu?” ve “Oyuncudan şarkıcı olur mu?” soruları tarihe karışıyor. İyi ki de böyle oluyor. Bu sayede herkesin eteğindeki yetenek taşlarını döktüğüne şahit oluyoruz. Çünkü artık çoklu yeteneklerin devri.

Pop-arabesk

Anıl Durmuş’un yeni şarkısı” Kafayı Yaktım” cuma günü yayınlanacak bir diğer şarkı. Durmuş, pop ile arabeski bir araya getiren yeni akımın içinde. Şarkıcı, Mert Demir ile hazırladığı bu şarkıyla da isyankâr söylemlerini, içki masasına oradan kulağınıza getiriyor.

Yazının Devamını Oku

Samimi bir albüm Haşlayın Beni

Bilirsiniz, dönem dönem türkülere saran isimler olur. Ünlü ozanlara ışık tutarak “Unutmayalım dostlar” derler. Şimdi size bahsedeceğim albümde ise bu tavırdan eser yok.

Duman grubu deyince akla ilk Kaan Tangöze; Kaan Tangöze denince de bu ara akıllara türküler geliyor. Kafanızda canlandırdığınız türkücülerden tek farkı, eline gitar alarak tişört-eşofmanla seslendirdiğini hayal edebilmeniz...

Kaan Tangöze, 2015 yılında çıkardığı 12 şarkılık akustik albümüyle hoşlandığı sound’u biraz tattırmıştı. “Gölge Etme” adını taşıyan o ilk solo albümünde Özdemir Asaf, Karacaoğlan sözleri de şarkı olmuştu. Âşık Mahzuni Şerif’in “Tersname”si de albümde yer alan şarkılar arasındaydı.

Aslında “Tersname”, yeni albümün habercisiymiş, şimdi anladık. Hatta albümde bulunan anonim türkü “Allı Turnam” da.

“Haşlayın Beni” adını taşıyan bu yeni solo albüm, yarın çıkacak.

Tangöze’nin İstanbul’daki stüdyosunda kaydedilen 10 şarkılık albümde vokal, akustik gitar ve aranjeler sanatçının kendisine ait.

Bir önceki albümde kullanmayı pek sevdiği mızıka, bu albümde dinlenmeye çekiliyor.

Temiz gitar tonları, ortam sesi ve yalın bir vokal ile dikkat çeken akustik albümde; çalışmaya adını veren “Haşlayın Beni” ile birlikte “Çeşmi Siyahım”, “Divane Ettim Aklımı”, “Boşu Boşuna”, “Gizli Gizli”, “Gül Yüzlü Cananım”, “Mervanın Dölü”, “Doktor”, “Sofu Baba” ve “Yaralandım Yaralıyım” türküleri yer alıyor. Bütün türküler yılların tanıdık bir dostu gibi.

Bir o kadar da yeni bir soluk kazanmış gibi...

Yazının Devamını Oku

2021 Z RAPORU

Yeni isimler, yeni şarkılar, yeni albümlerle 2021’in de tozunu alıp yeni bir yıla geçmeye hazırlanıyoruz.

Bu yılki üretimcilerden bahsederek açmak istiyorum yılın raporunu. Zeynep Bastık, Arem Özgüç&Arman Aydın, Dilan Balkay, Çağrı Sertel, Evrencan Gündüz, Korhan Futacı ve Brek en çok üreten isimler arasında akla ilk gelenlerdi. Özellikle solo ve ekip içindeki performanslarıyla Dilan Balkay, Korhan Futacı ve Çağrı Sertel adına sıklıkla rastlamak normalleşti. 

Berkay Altunyay ve Egemen Akkol bu yılın dikkate alınması gereken isimlerinden oldu. Alternatif pop deyince Levent Özer, solo kariyerini iyiden iyiye başlattı. Nova Norda, Ekin Beril ve Sedef Sebüktekin gibi isimlerden albüm beklerken yine single’larıyla bizi şenlendirdiler. Mela Bedel ve Seda Erciyes de bu yıl çiçek açanlardandı. Nemf’in “Koza”, Nada’nın “İki Örümcek”, Melike Şahin’in “Merhem” albümleri, Emir Taha’nın “Hoppa Pt. 2” EP’si elimin en çok gittikleriydi. Yasemin Mori’nin de sessizce yayınladığı şarkılar daha fazlasını istememe neden olsa da yılı da böyle kapatmış olduk.

Son dakika gelen single’lar

Madrigal’den “Neogazino” albümü, Dolu Kadehi Ters Tut’tan “DKTT”, Adamlar’dan ise “Harekete kimse mâni olamaz.” isimli bir EP geldi. Onları takip eden Yüzyüzeyken Konuşuruz sol kulvardan yayınlanan iki single’larıyla “Buradayız” dedi. Jakuzi de aynı hamleyi “Açık Bir Yara” EP’si ile gerçekleştirdi. Yıl biterken gruplar cephesinden Mor ve Ötesi’nden yeni albüm öncesi “Forsa” ve “Dünyaya Bedel” single’ları yetişti. Yeri gelmişken yeni yılda çıkacak Athena albümünden ise henüz bir ses seda yok.

Batu Şallıel’in “The Way”, Barış Demirel’in “Mutluluklar” ve Alp Ersönmez’in “Cereyanlı A-B” isimli iki EP’si en çok dinlediklerim arasındaydı. Çağrı Sertel’in “Burada Buysa Budur” ve “Kuytu” isimli iki albümü de güzel işlerden oldu. Büşra Kayıkçı’nın “Madde 42” isimli single’ı yine bu alanda öne çıkan işlerdendi. Congulus, Geeva Flava, Cava Grande ve Light Motiv de bu yıl şiddetle önerebileceğim diğer isimler.

Yabancı dilde müzik yapan Selin’den single, Sırma’dan ise bu yıl Türkçe bir albüm geldi. Kendine anlatım dili olarak İngilizce’yi seçen Beste Sue, Deniz Bayoğlu, Öykü Önal, Tendertwin ve Beliz önümüzdeki dönemde adını daha çok duymamız gerekenlerden oldu.

Ezhel’in single’ları “Sakatat” ve “Mayrig” ile DJ Sivo’nun “Griot”, Tepki’nin “Şehir Efsanesi”, BEGE’nin “Begefendi”, Lil Zey’in “Kara Tiyatro”, Da Poet’in “Kendini Bul” ve Şanışer’in “Umut” albümleri ara ara dönüp dinlediğim işlerdendi. Kamufle’nin Lara Di Lara ile yaptığı “Denge” albümünde yer alan “Hissizleşmiş” şarkısı Avrupai duruşuyla kendine çeken işlerden oldu.

Yabancılarda öne çıkanlar

Yazının Devamını Oku

2021’de en çok kimler dinlendi

Farklı zamanlarda, müzik dinleme platformları zirvedeki isimleri açıkladı. Spotify, AppleMusic, TikTok ve YouTube’da en çok dinlenen isimler, Türkiye’nin müzik zevki hakkında çok şey söylüyor.

Rap Ezhel, Uzi, Sefo, Cakal, Bege, Gazapizm, Reckol, Contra, Batuflex, Lil Zey, Lvbel 5 ve Murda ipi göğüsleyen isimler arasında.
Pop Sezen Aksu zirveyi kimselere bırakmazken onu Zeynep Bastık ve Sertab Erener izledi. Edis de single’larıyla havamızı değiştirdi. Hadise’nin “Hay Hay”ı ise gözden kaçmadı. Yalın, Ziynet Sali, Derya Uluğ, Oğuzhan Koç, Hande Ünsal, Demet Akalın, Simge, Sura İskenderli takip edilen isimler arasında. Arem Özgüç ve Arman Aydın’ın popun isimleriyle işbirlikleri oldukça dikkat çekti. Reynmen ve Enes Batur’la öne çıkarken Kerimcan Durmaz’ı da bu kategoriye almadan olmaz.
Rock/Indie Duman en çok dinlenenlerde yukarılarılardaydı. Onu Yüzyüzeyken Konuşuruz, Adamlar, Dolu Kadehi Ters Tut, Evdeki Saat, Kendimden Hallice, İkilem, İkiye On Kala, Perdenin Ardındakiler ve Madrigal takip etti.
Alternatif Emir Can İğrek’in bu yıl sol kulvardan hızla ilerlediğini söylemek mümkün. Mabel Matiz, Melike Şahin, Sena Şener, Cem Adrian, Kaan Boşnak ve Barış Diri öne çıkan diğer isimler oldu.
Pop-arabesk ve diğerleri
Bilal Sonses, Tuğçe Kandemir, Sibel Can, Ebru Yaşar, Kurtuluş Kuş&Burak Bulut, Derya Bedavacı bu bölümde dikkat çekiyor.
Özetle yeni isimleri keşfetmek Türk dinleyicisine zor gelmiş gibi... Sadece rap kategorisinde yeni isimleri kucakladıkları aşikâr.

Yazının Devamını Oku

Bu yıl bizleri neler bekliyor

Yılı bitirmeye iki hafta kala 2022 öngörüleri ortaya çıkmaya başladı. Fütüristlere göre bizi bu yıl muhtemelen neler mi bekliyor?

◊ Konser endüstrisi tüm gücüyle geri dönecek.
Bu hem beklenilen hem de arzu edilen bir durumdu. Dünyada ve yurtta açıklanan konserlerden bunu anlamak güç değil.
◊ Dijital dünyada kullanıcılar için bir şeyler değişecek peki ya sanatçılar için?
Dünya genelinde dijital müzik dinleme platformlarının yeni yılda üyelik ücretlerini yüzde 20’ye kadar arttırması bekleniyor.
Ancak sanatçı bazlı telif ücreti isyanları pek bu zamdan etkilenmeyecek gibi görünüyor. Zam gelse bile tıklama karşılığı alınan telif, bu yıl da kimseyi tatmin etmeyeceği şimdiden çok açık.
◊ CD’leri atmayın, geri dönüyorlar.
Üzerinde en çok hemfikir olunan görüş bu gibi gözüküyor. Artan plak basım fiyatları, ham madde eksikliği derken plakların yerini bu yıl CD’ler alabilir. Dinler misiniz bilmem ama retro havalardan etkilenmeniz olası. Havalı CD çalarlarınızı geri çıkarmaya hazır olun. Buralar değerlenecek.

Yazının Devamını Oku

Cover’lara şans vermek

Geçen hafta birçok sanatçı, birbiri ardına cover şarkılar çıkardı.

Sıla, Duman’a ait “Rüyanda Görsen İnanma”yı, Feride Hilal Akın, Özlem Tekin’in ”Aşk Her Şeyi Affeder mi?”yi, Cem Pilevneli, Ferdi Özbeğen’in “Gündüzüm Seninle”yi, Bengü, Sezen Aksu’nun “Alaturka”sını, Dicle Olcay, Emel Müftüoğlu’ndan “Gönülden Gönüle”yi, Canozan ile Melis Yelman, Barış Manço’dan “Alla Beni Pulla Beni”yi ve Fatma Turgut, Sezen Aksu’dan “Hata”yı yeniden seslendirdi. Bu coverlar “Nedir bu eski şarkılara yağan nur?” diye düşündürdü...
Bir şarkının yeniden yorumlanmasını hemen kabul edebilen biri değilim. “Eski kafalı” diyebilirsiniz ancak kafam o şarkının hep orijinaline gidiyor.
Kıyaslamaya başlıyorum. Üstüne ne eklediğini merak ediyorum. Şarkının ilk yorumcusunun kitlelere sevdirdiği bu eseri, yeni bir sesle yeniden dinlemek hiç de kolay olmayabiliyor.
Cover şarkıların iyi ve kötü yanı da tam bu kısım. Ya seversiniz ya da nefret edersiniz. Bazıları orijinalinden daha popüler olur, bazılarıysa esas hayranlar tarafından görmezden gelinir. Kimi yorumcular kendine has üslubuyla şarkıyı sahiplenmekle kalmaz, ilk onun seslendirdiği de sanılır.
Yurt dışındaki cover projeler, bazı plak şirketleri tarafından özellikle teşvik ediliyor. Çünkü yayın hakkı şirketin üzerinde olduğundan onlara daha fazla para kazandırıyor.
Sonuçta telif açısından her şarkı, sahibine para getiriyor. Geçtiğimiz hafta ülkemizde yayınlanan cover projeleri bu kategoride değerlendiremeyeceğimiz aşikâr.
O zaman en yakın şıkka gidiyoruz: “Yeni dinleyicilerle yakınlık kurmak.”

Yazının Devamını Oku

2022 konserleri için geri sayım

Arctic Monkeys’in İstanbul’da iki gün üst üste konser vereceğini duyurmasının ardından gözler 2022 yılının diğer performanslarına çevrildi. Eskisi gibi dünyaca ünlü isimler ülkemizde konser verebilecek miydi?


Geçtiğimiz haftalarda “PSM Loves Summer” kapsamında iki grubun İstanbul konseri açıklandı: Arctic Monkeys ve DIIV.
Metronomy de turne tarihlerini hayranlarıyla paylaşınca Zorlu PSM’de sahne alacağını öğrendik.
Müzikseverler bu güzel haberlerle İstanbul canlı müzik sahnesine dair umutlandı. Bu grupların seveni de sevmeyeni de var ama günlerce sosyal medyada konuşuldular ve bilet fiyatları tartışıldı.
9-10 Ağustos’ta gerçekleşecek Arctic Monkeys konserlerinin erken dönem biletleri rekor denilebilecek bir sürede tükendi.
Genelde konser gününe kadar bilet almaktan imtina eden müzikseverler, ilk 15 dakikada konseri kapalı gişe yaptı.
“PSM Loves Summer” etkinlikleri kapsamında Metronomy 20 Nisan’da, DIIV ise 16 Haziran’da ülkeye ayak basacak. Serinin sürprizlerinden biri de Placebo oldu. Grup, 18 Temmuz günü 2022’de çıkaracakları “Never Let Me Go” albüm turnesi kapsamında Zorlu PSM sahnesinde olacak.

Yazının Devamını Oku

Özlenen anlar

Belçikalı indie rock grubu Balthazar geçen hafta sonu “+1 Katkılarıyla: Gezgin Salon” kapsamında Volkswagen Arena sahnesindeydi. Özlediğimiz anları hatırlatan konserden bahsetmek istedim...

Balthazar, dijital kayıtlara göre dünyada en çok dinlendiği şehir İstanbul’a yeni albümleri “Sand” turnesi kapsamında geldi.
Konser öncesi grubun ana isimleri Jinte Deprez ve Maarten Devoldere’ın yer aldığı özel bir basın buluşması düzenlendi. Grup, aynı gün Taksim’in sokaklarında gezdiklerinden bahsetti.
Konser günüyse sanki pandemi yaşanmamış ve yıl 2011’miş gibi bir his vardı.
Yabancı grupların haftanın birçok günü İstanbul sahnelerinde yer aldıkları o eski günler dönmüş gibiydi.
Oturmalı düzendeki konserin alanına girerken, arenanın dolup dolmayacağından emin değildim. Çünkü artık konser biletlerinin ücretini karşılamak pek kolay değil.
Grup öncesi Dilan Balkay, sahne aldı. Balkay’ın performasının ortalarına doğru, konser alanı tamamen doldu.
Saat 21.30’da Balthazar sahne alınca da büyük bir coşku yaşandı.

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyanın sesi gür çıkacak

MusicBusinessWorldwide’da yayınlanan habere göre önemli global pazarlama şirketlerinden biri “Sosyal medyanın sesi gün geçtikçe daha da artacak” diyordu.

Yani geleneksel yöntemlerin dışına çıkmanın artık mecburi olduğunu bize gösteriyordu.
Universal ve Warner gibi şirketlerin pazarlama planlarını yapan We Generate’in kurucu ortağı Luka Zak’ın açıklamasına göre; TikTok, Instagram Reels, YouTube Shorts gibi platformlarda müziğinizle yer almanız artık elzem.
Görüntülenme sayı milyarlarla ölçülmeye başlandı.
Dataların üzerine yatırım da rekabet de arttı.
Zak’a göre birçok büyük firmanın yabancısı olmadığı bu dijital sahada vites artırıldı, yatırımlar ve pazarlama stratejileri buraya kaydı.
Geçtiğimiz aylarda müzik ve oyun entegrasyonu için birçok büyük firmanın yeni departmanlar kurduğunun haberini vermiştim.
Hatta pandemi süresince artan online ve hibrit konserlerin bu alanda teknolojik gelişmeyi de körüklediğini, yeni bir deneyim hissi yaratmanın önemine odaklandıklarını da belirtmiştim.

Yazının Devamını Oku

Farkı kapatalım artık

Bu ay başında Uluslararası Dünya Müzik Fuarı WOMEX’te Aynur Doğan yılın sanatçısı ödülünü aldı. Birçoğumuz haberi ya gazeteden okudu ya da sanatçının sayfasından öğrendi. Arka plandaki bir grup insanın hikayesini ise Ahmet Uluğ anlattı.


Müzik ve organizasyon dünyasının yakından tanıdığı isimlerden olan Uluğ, bu yıl Portekiz’in Porto kentinde düzenlenen müzik fuarındaki deneyimini kişisel sosyal medya hesabından kaleme aldı.
Notları arasında Türkiye müzik standının yetersizliği, Türk sanatçıların konserinin bile duyurulmaması, bütün ülkeler arasında tanıtım konusunda Türkiye’nin geride kaldığı vardı.
Hem de sadece WOMEX’te değil, MİDEM’de ve diğer birçok etkinliklerde de...
Uluğ, Twitter hesabında paylaşımlarında bireysel çabalarıyla ülkemizi, Türk müziğini ve kataloglarındaki isimleri tanıtma çabasında olan isimlere de yer verdi.
Detaylı bilgi için kendisini takip eder, yazdıklarını okursunuz.
Bu yalnızlık ve organizasyonsuzluk konusunda ne ilk isyan değil ne de ilk tespit.

Yazının Devamını Oku

Cepteki şarkılar bitti mi

Son günlerde dinlediğim alternatif rock gruplarının şarkılarının neredeyse hepsi birbirinin aynısı. Hepsi daha önce tutmuş bazı alternatif şarkıların bir benzeri olmaktan öteye gidemiyor.


Garanti formülcülük artık işe yaramıyor, cepteki şarkılar bitti mi dersiniz?
Formül açık: Bilinç akışındaki sözler, öyle ki sosyal medyanıza yazacağınız türden... Müzikte ise elektro gitarlar, biraz synth, belki güzel bir davul vuruşu.
Diyeceksiniz ki “2000’ler başından beri bu böyle.” Size kötü bir haberim var; hayır değil.
Öykünülen birçok yabancı grup yeni şeyler denemekten korkmuyor ve yaptığı şarkılarda kendilerine güveniyor.
Binlerce üretim arasından sıyrılmanın zor olduğu bu günlerde aynı şarkının lacivertini bestelemek ise sizi bir adım öteye götürmüyor.
Beğendiğiniz grupların durumu da farklı değil.

Yazının Devamını Oku

Yağmura rağmen konser zamanı

Pandemi nedeniyle geçtiğimiz bir buçuk yılı evde oturarak geçirdik. Sokağa çıkıp konserlere gitmeye başlayınca da bu durumun önünü sonbahar yağmurları bile kesemedi.

 Turkcell VadiAçıkhava’daki Pentagram konseri bunlardan sadece biriydi.Pandemi nedeniyle geçtiğimiz bir buçuk yılı evde oturarak geçirdik. Sokağa çıkıp konserlere gitmeye başlayınca da bu durumun önünü sonbahar yağmurları bile kesemedi. Turkcell VadiAçıkhava’daki Pentagram konseri bunlardan sadece biriydi.
Cumartesi gecesi İstanbul için yoğun yağış veren hava durumuna inat yüzlerce kişi soluğu Pentagram konserinde almıştı.
Türk heavy metal müzik sahnesinin en köklü gruplarından biri olan ekip, sağanak yağmur altında kendilerine eşlik eden yüzlerce hayranının hakkını müzikle ödedi.
Ekip, iki saat sahnede kaldı ve seyircileri yüksek enerjileriyle yağmura rağmen alanı terk etmedi.
Geçtiğimiz hafta birçok konser sağanak altında gerçekleşti. Bu da gösterdi ki canlı müziğin enerjisi çok başka... Ruh sağlığımız için olmazsa olmazımız müzik. Dinleyiciye de kötü hava şartları bile engel değil.

Farkına varılan isim Tan Taşçı

Tan Taşçı, Harbiye Açıkhava’da bu yıl tam tamına 11 konser verecek. Onu bar programlarından bilip şarkılarına aşina olanlar bu ilgiyi yadırgamadı. Çünkü bu olanlar aslında tesadüf değil.

Yazının Devamını Oku

Tahammül ve süre düşüyor

Farkındasınızdır... Son 10 yıldır ortalama bir şarkının süresi 3 dakikanın altına düştü.

Bunda sosyal medyanın getirdiği hızlı hayatın ve tahammülsüzlüğün etkisi fazla.
Eskiler bilir, rock şarkılarında standart 6 dakika gibi bir süreydi.
Uzun introlar, uzun bridge’ler ve tematik sözler. Sizin anlayacağınız bir şarkı eşittir bir hikâye demekti.
Uzun şarkılarsa resmen bir romandı. Son iki yıldır 2.5-3 dakika arası şarkıları görünce “Sabrımız nerede kaldı” diye düşünmeden edemiyorum.
Binlerce müzik üretimine anında sahip olduğumuzdan beri hem bir şeyleri kaçırma korkusu hem hepsine yetişme hissiyle şarkıyı ilk 30 saniyede, dinleyip dinlemeyeceğimize karar veriyoruz.
Bu uluslararası araştırmaların da sonuçlarından biri.
Çok değil 3 sene önceki Music Week araştırmasında 10 yıl öncesine göre sürelerin ortalama 38 saniye azaldığına ve müzik dinleyicisinin “sadede gel” yaklaşımının hakim olduğu şarkıları dinledikleri sonucu çıkmıştı.

Yazının Devamını Oku

Müzik zevkiniz kızamıktan daha bulaşıcı

Kanada’da yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre müzik zevkiniz de bulaşıcı. Hatta kızamıktan 190 kat daha fazla...


Matematikçilerin yaptığı araştırma sonucunda ‘elektronika’nın, dile dolanan pop müzikten daha bulaşıcı olduğu da ortaya çıktı. The Guardian’da yayınlanan makaleye göre McMaster Üniversitesi’nden matematikçi Dora Rosati, şarkıların nasıl popüler olduğu konusunda yaptığı araştırmada bulaşıcı hastalıkların yayılım hızını bulmak için kullanılan formülleri uyguladı.
Rosati ve ekibi, “MixRadio” adında şu an kullanılmayan bir dijital müzik sağlayıcıda yer alan 1.4 milyar şarkılık veriyle araştırmayı yürüttü.
2007 ve 2014 yılları arasında Birleşik Krallık’ta en fazla indirilen bin şarkıya odaklanarak epidemik hastalıklar için uygulanan modelle, trend şarkıların zamanla nasıl değiştiğini inceledi. Araştırmanın en ilginç yanı ise en çok yayılan türün elektronik müzik olmasıydı.
Hatta net konuşmak gerekirse “elektronika”. Araştırmada elektronikanın kızamıktan 190 kat daha bulaşıcı bir müzik türü olduğu söylendi. Pop müzik ise rock ve hip hop’ın gerisinde kaldı.
Çalışmaya göre elektronik müziğe karşı toplumun bağışıklık sistemi sıfır yani en hızlı yayılan tür. Araştırmanın altını çizdiği konu ise açık: “Müzik ve bulaşıcı hastalıklar toplumsal bağlar üzerinden kitlelere yayılıyor”. Türkiye’de bu araştırma yapılsa bu sonuçlar çıkar mıydı, emin değilim.
Hâlâ Covid-19 pandemi haberlerinin tırmandığı şu günlerde böyle hızlı yayılan bir müzik türü daha görmedik diyebilirim.

Mini bir yolculuk

Yazının Devamını Oku

Müzik sadece müzik değil

Radiohead, 5 Kasım’da “Kid A Mnesia” albümünün yanında kendileri için özel hazırlanan oyunu hayranlarına sunacak.


Grup, EPIC Games ile anlaştı ve şarkılarının dünyasını PlayStation 5’te bir oyun haline getirdi.
Amaç orijinal sanat eserleri ve kayıtlardan oluşturulan dijital ve analog evrenle yeni bir dinleyici deneyimi yaşatmak.
Kasım ayında albümle eş zamanlı yayınlanacak olan bu ‘Radiohead deneyimi’, çok özel de bir pazarlama taktiği sayılıyor. Son yıllarda birçok plak şirketi ve sanatçı, oyun dünyasıyla bir bağ kurma gayreti içinde.
Bu yüzden Radiohead, yenilikçi ve merak uyandıran bir hamleyle çok farklı mecrada hayranlarıyla bir araya geliyor.
Daha önce birçok sanatçı “Fortnite” adındaki oyunda sanal konserler verdi.
Birçok büyük plak şirketi “oyun departmanları” açarak müzik pazarlamasını oyunlara entegre etmeye başladı.

Yazının Devamını Oku

Pop bir tür değil kültür

Z jenerasyonunun yeni yıldızı Lil Nas X’ten öğrenmemiz gerekenler var. İlk albümü “Montero” ile sıra dışı bir dinlenme hızı yakaladı.


Genç şarkıcı, hip hop, elektropop, trap yani dokunmadık tür bırakmadı. Lil Nas, sözleri ve işbirlikleriyle yeni nesil kadar bizleri de nasıl mı yakaladı?
Lil Nas’ın 15 şarkılık albümünde Jack Harlow, Doja Cat, Elton John, Megan Thee Stallion, Miley Cyrus düetlerinin yanı sıra her kitleyi kucaklayan şarkı sözleri ve samimi bir tavır var.
Bu albümden alınması gereken bazı derslere dikkatinizi çekmek isterim. Lil Nas, listelerde rakibi olacağını bildiği ünlü isimleri bir araya getiriyor ve başarılı prodüktörleri topluyor. Bu, lokal müzik piyasamızda nadir görünen bir şey. Özellikle de rap türü dışındakilerde.
Dürbünü Türkiye’ye çevirdiğimizde müzisyenlerimiz kendisiyle aynı şirketin sanatçısı ya da arkadaş çevresinden tanıdık biri değilse işbirliği yapmaz, başkasının şarkısını beğendiğini bile söylemez.
Sektörün “piyasa” seviyesinde kalmasının nedeni de biraz bu tavır.
Lil Nas, en iyinin peşinde koşanlardan. Endüstirinin “tek hitlik şarkıcı” sözlerine kulak kapatıp ödül avcısı olanlardan. Albümünde de ters köşe düetler var.

Yazının Devamını Oku

Altın Güvercin’in ardından

24. Altın Güvercin Beste Yarışması için Kuşadası’nın yolunu tutuyorum.

Yarışma programı ve yan etkinlikleri dopdolu.
Vizyon sağlam, jüri tecrübeli, sonuçlarda halkın oyu mühim, yarışmacı isimleriyse dikkat çekici.
24’üncü yılında yarışma, resmen eski şaşaalı günlerine doğru geri dönüyor. Ama bir farkla...
Pop müzik beste yarışması olan etkinliğin finalistlerinden bazıları tanıdık. Yarışanlar arasında yorumcular Gülay Sezer, Ercüment Vural, besteci kimliğiyle Suat Suna, 2019 birincisi Gökçe Özgül yer alıyor. 10 ayrı şarkı, pop ekseninde en iyi beste ödülünü almak için yarışıyor. Büyük ödül de fena değil: 100 bin TL. Ne yalan söyleyeyim bu durum da yarışmayı daha ilgi çekici hale getiriyor.


Yarışmada Ercüment Vural’ın “Yaşgünüm Benim Bugün” yorumu, genç nesilden Sırma Munyar’ın “Disonans”ı, enteresan tarzıyla iki sene öncesinin birincisi Özgül’ün “Ölsek De Bitmez”i dikkat çekiyor. Final gecesinde ise en çok töreni ikinci bitiren söz ve müziği Merve Öner Demirci’ye ait, yorumunu Ezgi Gürbüz’ün üstlendiği “Bir Yolu Olsa”yı beğeniyorum. Gecenin en enteresan ismiyse Engin Özer. Özer, bestesi “Depresyon”la fark yaratıyor.

Yazının Devamını Oku

Konser sektörünü kurtaracak maddeler

Bedava bilete son verilsin, konserde konuşanı alandan atalım, fotoğraf veya video çekenin telefonunu parçalayalım.

“Böyle şey olur mu?” demeyin...
Tecrübeli müzik yazarı Eamonn Forde geçtiğimiz günlerde pandemi sonrası canlı müzik sektörünü kurtaracak maddeleri Music Bussiness World Wide sitesi için sıraladı. Bilimsel bir açıklama değil bir nevi temenni diyebileceğimiz yazıda maddeler o kadar güzeldi ki sizlerle paylaşmak istedim.
◊ 1 yıl boyunca bedava konser bileti ve kapıya isim yazdırmak kaldırılsın. Onca süredir bu kadar müzisyen ve grup konser vermemişken bu saygısızlık.
◊ Konser sırasında konuşan alandan atılsın ve 6 ay süresince etkinliklerden menedilsin. Çünkü sanatçıyı dinlemek için evden çıktınız. Şimdi onu her zamankinden fazla dinlemelisiniz.
◊ Her kim ki fotoğraf ve video çekerse telefonları gözleri önünde parçalansın. Online konserlerden ve görüntülerden sıkılanlar canlı yaşanan bu anların kıymetini bilsin.
◊ Elinizden geldiğince sanatçıların onay verdiği lisanslı ürünleri satın alın.
◊ Biletlerden vergiler indirilsin. İnsanların konser alanlarına geri dönmesini istiyorsak bu konuda otoriteler de elinden geleni yapmalı.

Yazının Devamını Oku