GeriSinem Vural Özlenen anlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Özlenen anlar

Belçikalı indie rock grubu Balthazar geçen hafta sonu “+1 Katkılarıyla: Gezgin Salon” kapsamında Volkswagen Arena sahnesindeydi. Özlediğimiz anları hatırlatan konserden bahsetmek istedim...

Balthazar, dijital kayıtlara göre dünyada en çok dinlendiği şehir İstanbul’a yeni albümleri “Sand” turnesi kapsamında geldi.
Konser öncesi grubun ana isimleri Jinte Deprez ve Maarten Devoldere’ın yer aldığı özel bir basın buluşması düzenlendi. Grup, aynı gün Taksim’in sokaklarında gezdiklerinden bahsetti.
Konser günüyse sanki pandemi yaşanmamış ve yıl 2011’miş gibi bir his vardı.
Yabancı grupların haftanın birçok günü İstanbul sahnelerinde yer aldıkları o eski günler dönmüş gibiydi.
Oturmalı düzendeki konserin alanına girerken, arenanın dolup dolmayacağından emin değildim. Çünkü artık konser biletlerinin ücretini karşılamak pek kolay değil.
Grup öncesi Dilan Balkay, sahne aldı. Balkay’ın performasının ortalarına doğru, konser alanı tamamen doldu.
Saat 21.30’da Balthazar sahne alınca da büyük bir coşku yaşandı.
Grup, adeta albüm kalitesinde şarkılarını çaldı. Hayranlarının sevdiği ve hit olmuş eserlerini seslendirdi.
İnsanlar yerlerinden kalktı ve sahnenin önünü doldurup taşırdı. Bu coşku beni de alıp götürdü.
Jinte Deprez konserin sonunda “Bu garip zamanlarda buraya bizi dinlemek için geldiğiniz için teşekkür ederiz. Bizim için çok önemli” dedi.
Yüksek enerjili bir sahne performansı sergileyen, cayır cayır şarkılarını çalan ve samimiyetlerini 1.5 saat boyunca gösteren grup, bu gecenin bizim için de ne kadar önemli olduğunu bilmiyordu.
Özlenen anları yaşattıkları için bizden de onlara teşekkürler.

‘BÜYÜK STAR’LARDAN ÖNCE SAHNEYE ÇIKANLAR

Balthazar öncesinde Dilan Balkay’ın sahne aldığını söylemiştim. Bu tarz büyük etkinliklerde ön isim elzemdir. Yeni ismin kendini tanıtması ve sesini paylaşması için de önemli bir ortamdır.
Balkay için de bu, böyle bir andı.
Geçen hafta sonu aynı gün Sertab Erener’in Ülker Sports Arena’daki konseri öncesinde de benzer bir an yaşandı.
Selin Geçit ve Pandami Music, Erener’den önce sahneye çıktı. Erener, çokça katıldığım şu sözleri söyledi:
“Yurtdışındaki festivallerde gördüğüm burada pek alışık olmadığımız bir hayalimi gerçekleştirdim. Bugün ben de genç müzisyenlerin önünü açarak buna ön ayak olmanın mutluluğunu yaşadım.”
Umarım bu işler tabana yayılarak artar ve yeni isimler yüz binlerce hayranı olan kişilerin kitlesinden faydalanabilir.
Malum, müziğe ulaşmak çok kolay ama iyiyi bulmak bir o kadar zor.

Adamlar yenilendi

Adamlar, iki yıl sonra 4 şarkıdan oluşan yeni EP’leri “Harekete kimse mâni olamaz. Part1” ile geri döndü. Söz ve müzikleri Tolga Akdoğan’a ait olan şarkıların düzenlemesinde Akdoğan, Emre Malikler ve Gürhan Öğütücü imzası bulunuyor. Grup, ilk albümlerinde rap vokal denemelerini, ikinci albümde ise inceden kendini hissettiren elektronik müziğini kendi tarzlarına katmıştı. Adamlar bu yeni çalışmada ise iyiden iyiye elektronik müziğe göz kırpıyor. En iyi bildiklerinin üstüne koyarak ilerleyen grubun EP’sinin ikinci kısmı şimdiden heyecanlandırıyor.

Ayin gibi

In Hoodies’in yeni single’ı “Planetarium/Set Sail Sinking” 26 Kasım’da yayınlanıyor. Duruşu ve sözleriyle ilgi çekecek olan şarkı, iki versiyona sahip. In Hoodies’e synthesizer ve drum machine’de Zeynep Oktar, çelloda Yasemin Özler eşlik ediyor. HOOD Base’de kaydedilen single’ın prodüksiyonda Zeynep Oktar ve In Hoodies imzası var. Müzikse başlı başına bir ayin hissinde.

Kararlı

Farklı bir yoruma sahip isimlerden Aishe, R&B ve soul’u harmanladığı şarkısı “Cennet”i yayınladı. Sözü Aishe, müziği NOX imzası taşıyan şarkı, alternatif çıkışlar arasında öne çıkıyor. Aishe, müzikte kararlı ilerliyor.

NE DİNLEDİM
∆ Jako-Durumsuz
∆ In Hoodies-Planetarium/Set Sail Sinking
∆ Bağzıları-İpotek Ettim
∆ Asil Slang&Motive-Ziyafet
∆ Ege Ülgen-Nostalgia
∆ Tanerman, Lia Shine, Youn Ouzo-Benden Uzak
∆ Özlem Akpınar Yiğit-Derin Uykuya
∆ Sezgin Kırılmaz-Mucize
∆ Noplacz!-Aksak
∆ Mertkan Özkan-Aklımda Kalandan Farklı
∆ Ev Ona Yakıştı-Gece
∆ Pavyonberlin-Yokuş
∆ Nükhet Duru-Uzunlar
∆ Ahkam-Her Şey Aynı
∆ Ezgi Aktan, Selin Oran-Turna
∆ Üner Demir-Zarife
∆ Melis Yelman-Sessiz Disko
∆ Şevket Akıncı-Gökyüzüne İndim
∆ Egemen Akkol-Ölmek İstedim
∆ Çağan Şengül-Zor
∆ Mavi-Değmemeli
∆ Norm Ender-Kediler Aslan Olmaz
∆ Aishe-Cennet
∆ Tuğçe Şenoğul-Bu Rüya Değil
∆ Emrah Karaduman, Emirhan Çakmak-İllallah
∆ Şam, Seda Erciyes-İki Yüzlü
∆ Adamlar-Dal

X

Sosyal medyanın sesi gür çıkacak

MusicBusinessWorldwide’da yayınlanan habere göre önemli global pazarlama şirketlerinden biri “Sosyal medyanın sesi gün geçtikçe daha da artacak” diyordu.

Yani geleneksel yöntemlerin dışına çıkmanın artık mecburi olduğunu bize gösteriyordu.
Universal ve Warner gibi şirketlerin pazarlama planlarını yapan We Generate’in kurucu ortağı Luka Zak’ın açıklamasına göre; TikTok, Instagram Reels, YouTube Shorts gibi platformlarda müziğinizle yer almanız artık elzem.
Görüntülenme sayı milyarlarla ölçülmeye başlandı.
Dataların üzerine yatırım da rekabet de arttı.
Zak’a göre birçok büyük firmanın yabancısı olmadığı bu dijital sahada vites artırıldı, yatırımlar ve pazarlama stratejileri buraya kaydı.
Geçtiğimiz aylarda müzik ve oyun entegrasyonu için birçok büyük firmanın yeni departmanlar kurduğunun haberini vermiştim.
Hatta pandemi süresince artan online ve hibrit konserlerin bu alanda teknolojik gelişmeyi de körüklediğini, yeni bir deneyim hissi yaratmanın önemine odaklandıklarını da belirtmiştim.

Yazının Devamını Oku

Farkı kapatalım artık

Bu ay başında Uluslararası Dünya Müzik Fuarı WOMEX’te Aynur Doğan yılın sanatçısı ödülünü aldı. Birçoğumuz haberi ya gazeteden okudu ya da sanatçının sayfasından öğrendi. Arka plandaki bir grup insanın hikayesini ise Ahmet Uluğ anlattı.


Müzik ve organizasyon dünyasının yakından tanıdığı isimlerden olan Uluğ, bu yıl Portekiz’in Porto kentinde düzenlenen müzik fuarındaki deneyimini kişisel sosyal medya hesabından kaleme aldı.
Notları arasında Türkiye müzik standının yetersizliği, Türk sanatçıların konserinin bile duyurulmaması, bütün ülkeler arasında tanıtım konusunda Türkiye’nin geride kaldığı vardı.
Hem de sadece WOMEX’te değil, MİDEM’de ve diğer birçok etkinliklerde de...
Uluğ, Twitter hesabında paylaşımlarında bireysel çabalarıyla ülkemizi, Türk müziğini ve kataloglarındaki isimleri tanıtma çabasında olan isimlere de yer verdi.
Detaylı bilgi için kendisini takip eder, yazdıklarını okursunuz.
Bu yalnızlık ve organizasyonsuzluk konusunda ne ilk isyan değil ne de ilk tespit.

Yazının Devamını Oku

Para kazandıran tek şey katalog

Bugünlerde müzik sektörüyle ilgili internet siteleri, ünlü sanatçı ve grupların katalog satışı haberleriyle dolu. Bu kataloglar milyon dolarlar ediyor ve parayı kazanan sanatçılar değil, bu katalogları elinde bulunduran şirketler oluyor.


Konuya yabancıysanız, basitçe şöyle özetleyeyim...
20 yılı aşkın süredir üretim yapan bir sanatçı ya da grubun şarkı hakları, ya anlaşmalı olduğu şirkette ya da kendisinde bulunuyor. Bu kişinin/grubun hakları sektöre yeni giren bir sanatçıya göre daha pahalı, çünkü yüzlerce hatta binlerce şarkıdan bahsediyoruz.
Financial Times’da yer alan habere göre; David Bowie’nin şarkı kataloğu, teklif yöntemiyle yapılan satışında 200 milyon dolar civarında bir değere gelmiş durumda.
Kataloğun içinde yılların birikimi ve “The Rise and Fall of Ziggy Stardust and the Spiders from Mars”, “Let’s Dance”, “Heroes” gibi birçok albümü yer alıyor.
Yakın dönemde Tina Turner’ın tüm hakları BMG tarafından 50 milyon dolara satın alınmıştı.
Michael Jackson da 1985’te The Beatles kataloğunu 47.5 milyon dolara almıştı.

Yazının Devamını Oku

Cepteki şarkılar bitti mi

Son günlerde dinlediğim alternatif rock gruplarının şarkılarının neredeyse hepsi birbirinin aynısı. Hepsi daha önce tutmuş bazı alternatif şarkıların bir benzeri olmaktan öteye gidemiyor.


Garanti formülcülük artık işe yaramıyor, cepteki şarkılar bitti mi dersiniz?
Formül açık: Bilinç akışındaki sözler, öyle ki sosyal medyanıza yazacağınız türden... Müzikte ise elektro gitarlar, biraz synth, belki güzel bir davul vuruşu.
Diyeceksiniz ki “2000’ler başından beri bu böyle.” Size kötü bir haberim var; hayır değil.
Öykünülen birçok yabancı grup yeni şeyler denemekten korkmuyor ve yaptığı şarkılarda kendilerine güveniyor.
Binlerce üretim arasından sıyrılmanın zor olduğu bu günlerde aynı şarkının lacivertini bestelemek ise sizi bir adım öteye götürmüyor.
Beğendiğiniz grupların durumu da farklı değil.

Yazının Devamını Oku

Yağmura rağmen konser zamanı

Pandemi nedeniyle geçtiğimiz bir buçuk yılı evde oturarak geçirdik. Sokağa çıkıp konserlere gitmeye başlayınca da bu durumun önünü sonbahar yağmurları bile kesemedi.

 Turkcell VadiAçıkhava’daki Pentagram konseri bunlardan sadece biriydi.Pandemi nedeniyle geçtiğimiz bir buçuk yılı evde oturarak geçirdik. Sokağa çıkıp konserlere gitmeye başlayınca da bu durumun önünü sonbahar yağmurları bile kesemedi. Turkcell VadiAçıkhava’daki Pentagram konseri bunlardan sadece biriydi.
Cumartesi gecesi İstanbul için yoğun yağış veren hava durumuna inat yüzlerce kişi soluğu Pentagram konserinde almıştı.
Türk heavy metal müzik sahnesinin en köklü gruplarından biri olan ekip, sağanak yağmur altında kendilerine eşlik eden yüzlerce hayranının hakkını müzikle ödedi.
Ekip, iki saat sahnede kaldı ve seyircileri yüksek enerjileriyle yağmura rağmen alanı terk etmedi.
Geçtiğimiz hafta birçok konser sağanak altında gerçekleşti. Bu da gösterdi ki canlı müziğin enerjisi çok başka... Ruh sağlığımız için olmazsa olmazımız müzik. Dinleyiciye de kötü hava şartları bile engel değil.

Farkına varılan isim Tan Taşçı

Tan Taşçı, Harbiye Açıkhava’da bu yıl tam tamına 11 konser verecek. Onu bar programlarından bilip şarkılarına aşina olanlar bu ilgiyi yadırgamadı. Çünkü bu olanlar aslında tesadüf değil.

Yazının Devamını Oku

Tahammül ve süre düşüyor

Farkındasınızdır... Son 10 yıldır ortalama bir şarkının süresi 3 dakikanın altına düştü.

Bunda sosyal medyanın getirdiği hızlı hayatın ve tahammülsüzlüğün etkisi fazla.
Eskiler bilir, rock şarkılarında standart 6 dakika gibi bir süreydi.
Uzun introlar, uzun bridge’ler ve tematik sözler. Sizin anlayacağınız bir şarkı eşittir bir hikâye demekti.
Uzun şarkılarsa resmen bir romandı. Son iki yıldır 2.5-3 dakika arası şarkıları görünce “Sabrımız nerede kaldı” diye düşünmeden edemiyorum.
Binlerce müzik üretimine anında sahip olduğumuzdan beri hem bir şeyleri kaçırma korkusu hem hepsine yetişme hissiyle şarkıyı ilk 30 saniyede, dinleyip dinlemeyeceğimize karar veriyoruz.
Bu uluslararası araştırmaların da sonuçlarından biri.
Çok değil 3 sene önceki Music Week araştırmasında 10 yıl öncesine göre sürelerin ortalama 38 saniye azaldığına ve müzik dinleyicisinin “sadede gel” yaklaşımının hakim olduğu şarkıları dinledikleri sonucu çıkmıştı.

Yazının Devamını Oku

Müzik zevkiniz kızamıktan daha bulaşıcı

Kanada’da yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre müzik zevkiniz de bulaşıcı. Hatta kızamıktan 190 kat daha fazla...


Matematikçilerin yaptığı araştırma sonucunda ‘elektronika’nın, dile dolanan pop müzikten daha bulaşıcı olduğu da ortaya çıktı. The Guardian’da yayınlanan makaleye göre McMaster Üniversitesi’nden matematikçi Dora Rosati, şarkıların nasıl popüler olduğu konusunda yaptığı araştırmada bulaşıcı hastalıkların yayılım hızını bulmak için kullanılan formülleri uyguladı.
Rosati ve ekibi, “MixRadio” adında şu an kullanılmayan bir dijital müzik sağlayıcıda yer alan 1.4 milyar şarkılık veriyle araştırmayı yürüttü.
2007 ve 2014 yılları arasında Birleşik Krallık’ta en fazla indirilen bin şarkıya odaklanarak epidemik hastalıklar için uygulanan modelle, trend şarkıların zamanla nasıl değiştiğini inceledi. Araştırmanın en ilginç yanı ise en çok yayılan türün elektronik müzik olmasıydı.
Hatta net konuşmak gerekirse “elektronika”. Araştırmada elektronikanın kızamıktan 190 kat daha bulaşıcı bir müzik türü olduğu söylendi. Pop müzik ise rock ve hip hop’ın gerisinde kaldı.
Çalışmaya göre elektronik müziğe karşı toplumun bağışıklık sistemi sıfır yani en hızlı yayılan tür. Araştırmanın altını çizdiği konu ise açık: “Müzik ve bulaşıcı hastalıklar toplumsal bağlar üzerinden kitlelere yayılıyor”. Türkiye’de bu araştırma yapılsa bu sonuçlar çıkar mıydı, emin değilim.
Hâlâ Covid-19 pandemi haberlerinin tırmandığı şu günlerde böyle hızlı yayılan bir müzik türü daha görmedik diyebilirim.

Mini bir yolculuk

Yazının Devamını Oku

Müzik sadece müzik değil

Radiohead, 5 Kasım’da “Kid A Mnesia” albümünün yanında kendileri için özel hazırlanan oyunu hayranlarına sunacak.


Grup, EPIC Games ile anlaştı ve şarkılarının dünyasını PlayStation 5’te bir oyun haline getirdi.
Amaç orijinal sanat eserleri ve kayıtlardan oluşturulan dijital ve analog evrenle yeni bir dinleyici deneyimi yaşatmak.
Kasım ayında albümle eş zamanlı yayınlanacak olan bu ‘Radiohead deneyimi’, çok özel de bir pazarlama taktiği sayılıyor. Son yıllarda birçok plak şirketi ve sanatçı, oyun dünyasıyla bir bağ kurma gayreti içinde.
Bu yüzden Radiohead, yenilikçi ve merak uyandıran bir hamleyle çok farklı mecrada hayranlarıyla bir araya geliyor.
Daha önce birçok sanatçı “Fortnite” adındaki oyunda sanal konserler verdi.
Birçok büyük plak şirketi “oyun departmanları” açarak müzik pazarlamasını oyunlara entegre etmeye başladı.

Yazının Devamını Oku

Pop bir tür değil kültür

Z jenerasyonunun yeni yıldızı Lil Nas X’ten öğrenmemiz gerekenler var. İlk albümü “Montero” ile sıra dışı bir dinlenme hızı yakaladı.


Genç şarkıcı, hip hop, elektropop, trap yani dokunmadık tür bırakmadı. Lil Nas, sözleri ve işbirlikleriyle yeni nesil kadar bizleri de nasıl mı yakaladı?
Lil Nas’ın 15 şarkılık albümünde Jack Harlow, Doja Cat, Elton John, Megan Thee Stallion, Miley Cyrus düetlerinin yanı sıra her kitleyi kucaklayan şarkı sözleri ve samimi bir tavır var.
Bu albümden alınması gereken bazı derslere dikkatinizi çekmek isterim. Lil Nas, listelerde rakibi olacağını bildiği ünlü isimleri bir araya getiriyor ve başarılı prodüktörleri topluyor. Bu, lokal müzik piyasamızda nadir görünen bir şey. Özellikle de rap türü dışındakilerde.
Dürbünü Türkiye’ye çevirdiğimizde müzisyenlerimiz kendisiyle aynı şirketin sanatçısı ya da arkadaş çevresinden tanıdık biri değilse işbirliği yapmaz, başkasının şarkısını beğendiğini bile söylemez.
Sektörün “piyasa” seviyesinde kalmasının nedeni de biraz bu tavır.
Lil Nas, en iyinin peşinde koşanlardan. Endüstirinin “tek hitlik şarkıcı” sözlerine kulak kapatıp ödül avcısı olanlardan. Albümünde de ters köşe düetler var.

Yazının Devamını Oku

Altın Güvercin’in ardından

24. Altın Güvercin Beste Yarışması için Kuşadası’nın yolunu tutuyorum.

Yarışma programı ve yan etkinlikleri dopdolu.
Vizyon sağlam, jüri tecrübeli, sonuçlarda halkın oyu mühim, yarışmacı isimleriyse dikkat çekici.
24’üncü yılında yarışma, resmen eski şaşaalı günlerine doğru geri dönüyor. Ama bir farkla...
Pop müzik beste yarışması olan etkinliğin finalistlerinden bazıları tanıdık. Yarışanlar arasında yorumcular Gülay Sezer, Ercüment Vural, besteci kimliğiyle Suat Suna, 2019 birincisi Gökçe Özgül yer alıyor. 10 ayrı şarkı, pop ekseninde en iyi beste ödülünü almak için yarışıyor. Büyük ödül de fena değil: 100 bin TL. Ne yalan söyleyeyim bu durum da yarışmayı daha ilgi çekici hale getiriyor.


Yarışmada Ercüment Vural’ın “Yaşgünüm Benim Bugün” yorumu, genç nesilden Sırma Munyar’ın “Disonans”ı, enteresan tarzıyla iki sene öncesinin birincisi Özgül’ün “Ölsek De Bitmez”i dikkat çekiyor. Final gecesinde ise en çok töreni ikinci bitiren söz ve müziği Merve Öner Demirci’ye ait, yorumunu Ezgi Gürbüz’ün üstlendiği “Bir Yolu Olsa”yı beğeniyorum. Gecenin en enteresan ismiyse Engin Özer. Özer, bestesi “Depresyon”la fark yaratıyor.

Yazının Devamını Oku

Konser sektörünü kurtaracak maddeler

Bedava bilete son verilsin, konserde konuşanı alandan atalım, fotoğraf veya video çekenin telefonunu parçalayalım.

“Böyle şey olur mu?” demeyin...
Tecrübeli müzik yazarı Eamonn Forde geçtiğimiz günlerde pandemi sonrası canlı müzik sektörünü kurtaracak maddeleri Music Bussiness World Wide sitesi için sıraladı. Bilimsel bir açıklama değil bir nevi temenni diyebileceğimiz yazıda maddeler o kadar güzeldi ki sizlerle paylaşmak istedim.
◊ 1 yıl boyunca bedava konser bileti ve kapıya isim yazdırmak kaldırılsın. Onca süredir bu kadar müzisyen ve grup konser vermemişken bu saygısızlık.
◊ Konser sırasında konuşan alandan atılsın ve 6 ay süresince etkinliklerden menedilsin. Çünkü sanatçıyı dinlemek için evden çıktınız. Şimdi onu her zamankinden fazla dinlemelisiniz.
◊ Her kim ki fotoğraf ve video çekerse telefonları gözleri önünde parçalansın. Online konserlerden ve görüntülerden sıkılanlar canlı yaşanan bu anların kıymetini bilsin.
◊ Elinizden geldiğince sanatçıların onay verdiği lisanslı ürünleri satın alın.
◊ Biletlerden vergiler indirilsin. İnsanların konser alanlarına geri dönmesini istiyorsak bu konuda otoriteler de elinden geleni yapmalı.

Yazının Devamını Oku

Bomba etkisi yapmayan bir haber Nick Mason geliyor

Haziran ayında duyuruldu. Pink Floyd sevenler hemen birbirlerine söyledi. Ancak bu işte bir gariplik vardı.


Pink Floyd’un davulcusu Nick Mason, 6 Haziran 2022’de İstanbul’a geliyordu ama bu haber bomba etkisi yaratmamıştı. Çünkü...
Pink Floyd’un kuruluşundan bu yana daimi tek üyesi olma unvanını taşıyan Nick Mason, “Saucerful of Secrets” adlı turnesi kapsamında Volkswagen Arena’da bir konser verecek.
Tarih, 6 Haziran 2022. Bilet fiyatları 163-945 TL aralığında.
Sanatçı bu haberi resmi Twitter hesabından paylaştı. Buraya kadar hiçbir enteresanlık yok.
Fakat gerek bilet fiyatlarının her geçen gün artması, gerekse pandemi sürecinde açıklanan birçok konserin ertelenmesi ya da iptal olması nedeniyle müzikseverler her türlü habere temkinli yaklaşıyor. Bir yanımız “Ne güzel geliyor” derken, diğer yanımız “İptal olur, baksana vaka sayısına” diyor.
“Gelirse ne güzel olur, son hafta bilet alırız”cıların sayısı da azımsanacak gibi değil.

Yazının Devamını Oku

Yapay zeka şarkı sözü yazmaya başlıyor

Yapay zeka (artificial intelligence kısaca Al) teknolojisi her gün biraz daha müzisyeninin yeteneğini yakalamaya çalışıyor.


Beste konusunda birkaç örneği şimdiden bulunan, bu konuda belirgin bir yarışın bulunduğu yapay zeka araştırmalarında bu kez söz yazabilme üzerinde çalışmalar başlatıldı.
Kanadalı LyricJam isimli sistem, enstrümantal müziğe söz yazabildiği iddiasıyla ortaya çıktı. Yapay zekayla beste yapan programların aksine bu sistemin iddiası “müzisyenleri desteklemek”.
Program lideri olan Waterloo Üniversitesi profesörlerinden Olga Vechtomova “Katılımcılar kendilerine sunulan sözler sayesinde emprovizeye daha çok yoğunlaşıyor ve bazen sözlere göre bestenin yönünü de değiştirebiliyorlar. Sanatçıların yeteneklerine odaklanmasını istiyoruz. Sistem şiirsel anlatımları, yeni metaforları ve duyguları sözlere dökerek belki de müzisyenlere düşünmedikleri bir kapı açacak” diyor.
Müzisyenlere karşı değil onların yararına hizmet vermeyi amaçladıklarını belirtiyor.
Hürriyet Hafta Sonu Ekleri’nin bilim ve teknoloji yazarı Umut Eroğlu, “Yapay zekanın şarkının hissini yakalayıp söz yazabileceğine inanıyor musun” soruma şöyle yanıtlıyor:
“Müzikten söz ederken ‘duygu’ ve ‘his’ kavramlarını ayrı düşünüyorum. Yapay zeka, müziğin türünü ve temposunu kolayca algılayıp sözlerin duygusunu buna göre tasarlayabilir. Kelimeleri, mısraları ve dizeleri veri şeklinde kodlayıp önceden tanımlı duygulara göre etiketlemek mümkün. ‘Yo!’ ve ‘yeah!’ gibi belli türlerle özdeşleşmiş nidaları da aynı şekilde...

Yazının Devamını Oku

Spotify'a 10 soru 10 yanıt

Pandemi döneminde müzisyenlerin en büyük gelir kaynağı dijital dinlenmeden elde ettikleri telif geliriydi. Haliyle gözler de online müzik dinleme platformlarına çevrildi. Spotify, Türkiye’de en çok eleştirilen ve pazardaki güçlü oyunculardan biri. Spotify’ın Türkiye’den sorumlu Güney Avrupa Müzik Direktörü Melanie Parejo’ya merak ettiklerimi hatta ettiklerinizi sordum...

◊ An itibariyle platformun Türkiye’de ne kadar dinleyicisi var? Ülkeden kaç sanatçı/grup kayıtlı?
- Ne yazık ki ülkeler bazında bu tarz bilgileri açıklayamıyoruz. Spotify Türkiye’de 2013 yılından itibaren faaliyet göstermeye başladı. Platformda dünya genelinde, kullanıcıların keşfetmesini bekleyen 70 milyondan fazla şarkı, 4 milyar çalma listesi ve 2,9 milyon podcast yayını var. Üstelik platforma her gün, yaklaşık 60 bin yeni şarkı ekleniyor.

◊ Türkiye’deki güçlü oyunculardan birisiniz. Bu pazardaki rekabeti nasıl yorumluyorsunuz?
- IFPI (Uluslarası Fonografik Endüstrisi Federasyonu) 2019 verilerine göre streaming, Türkiye müzik sektörü gelirlerinin yüzde 68’ini oluşturuyor. Hem dinleyiciler hem de sanatçılar tarafından dünyanın lider audio streaming platformu olarak görülmekten ve Türkiye müzik sektörüne katkıda bulunan başlıca unsurlardan biri olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Ancak biz streaming’i lider oyuncuların her şeye sahip olduğu bir pazar olarak görmüyoruz. Hem global hem de yerel olarak birçok hizmetin var olacağına inanıyoruz ve bu büyüyen pazarda hep birlikteyiz.

◊ Spotify’daki listelerin oluşmasını sağlayan “editoryal” süreç nasıl işliyor? Türkiye’deki müzik gündemini ne kadar takip ediyorsunuz ve bunu çalma listelerinize nasıl yansıtıyorsunuz?

Yazının Devamını Oku

Devir değişiyor

Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu sahnesinde bir dönem artık kapandı.


Fantezi müzik, arabesk, pop, yer yer de rock müziğe ev sahipliği yapan sahne bu yıl itibariyle kendini kitlelere sevdirmiş “diğer türler”e de kapısını açtı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Kültür AŞ’nin birçok etkinlik serisinden biri olan Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’ndaki “İstanbul Kavuştayı”, temmuz ayında Yüzyüzeyken Konuşuruz performansıyla start aldı.
Bu ilk etkinlik kademeli açılma sonrası benim de ilk konserim olduğu için oldukça da güzel geçti.
Konser serisi kapsamında yeni nesli yakalayan Dolu Kadehi Ters Tut ve hafta başında Gaye Su Akyol sahneye çıktı. Üç isim de Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde ilk kez dinleyicisiyle buluştu.
Sıra geldi 29 Eylül’deki Nekropsi konserine. 24 yıl sonra grup, tekrar Harbiye sahnesinde yerini almaya hazırlanıyor.
“İstanbul Kavuştayı” kapsayıcı yelpazesiyle günceli yakalayan bir etkinlik serisi haline geldi.

Yazının Devamını Oku

Müzik acıyı paylaşmak için de var

Bölgesel, ulusal hatta global felaket dönemlerinde toplum kenetlenir. Ülke sınırlarınız içinde olsun ya da olmasın duyarlı insanlar gözlerini kapatmaz, elinden geleni yapmaktan çekinmez. İmkanlarını seferber eder. Bazen bu gittiğin bir konserin kapısında toplanan yardımlardır, bazense etkinlikten elde edilen gelirlerdir.


Müzik, ‘sadece eller havaya hadi göbek atalım ortamı’ yaratmaz. Kimi zaman acıyı paylaşmak, yardımlar için bir ortak nokta oluşturur.
Güzel ülkemizin başına gelen yangın felaketlerinin peşi sıra artması da benzer bir durumu ortaya çıkardı. Müzisyenler/şarkıcılar belki eliyle toprak atmıyor, yangını söndürmüyordu ama oradaydılar. Destek istediler, destek topladılar, destek oldular.
Benimle yaşıt olan Live Aid festivalinde olduğu gibi müzik tabanlı yardım etkinlikleri dünyanın her yerinde yapılıyor.
Hatırlayın, 2011’de Van depreminden sonra ‘Van için Rock’ diye bir festival yapıldı İstanbul’da. Kapısında yardımlar için ayrı alan vardı.
Elde edilen gelir, mağdurların ihtiyaçları için kullanıldı. İnsanlar şarkıları dinledi, arada süreç hakkında bilgilendirildi.
Kimileri festivale bizzat katılmadı, sadece bilet aldı.

Yazının Devamını Oku

Geçmişteki müzikler neden değerli

Teoman’ın Harbiye Açıkhava Sahnesi’ndeki konserinin olduğu günün sabahı heyecanlanmaya başladım. Sanki ilk kez Teoman dinleyecek gibiydim...


Ünlü rock’çının önce yakın dönem konserlerini, sonrasında da tam 20 yıl önceki Rumeli Hisarı konserini YouTube’da izlemeye başladım.
Ardından başka sanatçıların Rumeli Hisarı’nda gerçekleşen konser videolarında kayboldum.
Mesela 2002 yılındaki Athena konserini izledim. Oradan atlaya atlaya da günümüze kadar geldim.
Bunların içinde Rock’n Coke gibi eski yaz festivalleri de vardı. İşin aslı, bunları izlerken geçmişimde de savruluyordum. (Ki o geçmiş hiç de uzak değil.)
Müzikseverlerin ergenlik döneminde dinlediği şarkılara olan aşırı sevgisi konusunda birkaç makale okumuştum. Peki, ergenliğimize mi yoksa o dönem dinlediğimiz müziklere mi saplantılıyız?
Sonuçta şu an hâlâ dinlediğim ve kariyerinde 15’inci yılını çoktan aşmış birçok müzisyen o günlerden bana yadigar.

Yazının Devamını Oku

Sektörün eski haline dönüş tarihi 2025

Pandemi boyunca oldukça hareketli olan İngiltere’de müzik sektörü için yeni bir araştırma yapıldı.


İngiltere merkezli PwC, telif geliri, global müzik endüstrisi gibi başlıkları ana tema alarak “Global Eğlence ve Medya” araştırmasını gerçekleştirdi. Bu sayede önümüzdeki 5 yıllık tahminler bir araya geldi.
Araştırmaya göre; İngiltere’de müzik sektörünün pandemi öncesindeki gelir seviyesine dönmesi 2025 yılını bulucak.
Verilere göre İngiltere’de salgın öncesi 1.58 milyar pound olan müzik ekonomisi, 225 milyon pound’a düştü ve eski seviyesine gelebilmesi için en az 4 yıla daha ihtiyaç var.
Birçok sektör dijitale kaydı ya da hybrid (hem canlı hem de dijital olarak ulaşılabilir) etkinliklere çabuk adapte oldu.
Fakat müzik endüstrisinin bu konuda bebek adımlar attığı ve bu yüzden de gelir düzeyinin düştüğünün altı çizildi.
Tabii, bu ölçekleme daha çok İngiltere üzerinden dünya çapında görülebilir durum. Bu araştırmanın ardından İngiltere’de tüm etkinlikler tam kapasiteyle ve neredeyse test, vücut ısısı, maske istenmeden yapılmaya başladı.

Yazının Devamını Oku

Eski şarkılardan umut kesilmez

Aurora geçtiğimiz günlerde yeni single’ı “Cure For Me”yi yayınladı.


Kendisini yakından takipteyim. Peki, yeni single röportajlarında neler oldu?
Söyleyeyim, 2016’da çıkardığı şarkı konuşuldu...
Norveçli şarkıcı, yeni albümü “Playful”un ilk single’ı “Cure For Me”yi yayınladı. Amacı yeni şarkısını tanıtmaktı.
Ama önünde bir ‘engel’ vardı: TikTok’ta viral olan “Runaway” şarkısının ünü.
2016’da çıkardığı “All My Demons Greeting Me As A Friend” isimli albümünün ilk şarkısı olan “Runaway”, TikTok’ta fark edilmesinin ardından 300 milyonluk dinlemeye ulaştı. Albümde daha güçlü şarkılar olmasına rağmen “Runaway”in paylaşımlar arttı. Şarkı, dinleyiciyle yeniden buluşma imkanı buldu. Sonuç, yeni şarkıyı konuşacakken eski işini anlatmak zorunda kaldı.
Aurora, NME’ye verdiği röportajda şunları söyledi:

Yazının Devamını Oku