GeriSinem Vural Müzik acıyı paylaşmak için de var
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Müzik acıyı paylaşmak için de var

Bölgesel, ulusal hatta global felaket dönemlerinde toplum kenetlenir. Ülke sınırlarınız içinde olsun ya da olmasın duyarlı insanlar gözlerini kapatmaz, elinden geleni yapmaktan çekinmez. İmkanlarını seferber eder. Bazen bu gittiğin bir konserin kapısında toplanan yardımlardır, bazense etkinlikten elde edilen gelirlerdir.


Müzik, ‘sadece eller havaya hadi göbek atalım ortamı’ yaratmaz. Kimi zaman acıyı paylaşmak, yardımlar için bir ortak nokta oluşturur.
Güzel ülkemizin başına gelen yangın felaketlerinin peşi sıra artması da benzer bir durumu ortaya çıkardı. Müzisyenler/şarkıcılar belki eliyle toprak atmıyor, yangını söndürmüyordu ama oradaydılar. Destek istediler, destek topladılar, destek oldular.
Benimle yaşıt olan Live Aid festivalinde olduğu gibi müzik tabanlı yardım etkinlikleri dünyanın her yerinde yapılıyor.
Hatırlayın, 2011’de Van depreminden sonra ‘Van için Rock’ diye bir festival yapıldı İstanbul’da. Kapısında yardımlar için ayrı alan vardı.
Elde edilen gelir, mağdurların ihtiyaçları için kullanıldı. İnsanlar şarkıları dinledi, arada süreç hakkında bilgilendirildi.
Kimileri festivale bizzat katılmadı, sadece bilet aldı.
Özetle katılımcılar depremin yaralarını sararken müziğini dinledi, kendileri gibi yardım etmek isteyenlerle birlikte.
Günümüze gelindiğinde ise genel kanı hemen “konser iptali” yönünde. Diyeceksiniz ki bu ortamda konserler neden durmuyor? Her faturayı da müziğe kesmemek lazım...
Elbette ki afet bölgesi ilan edilen yerlerde sahneye çıkmak çok hoş görünmüyor. Ama iptal etmek kadar etkinliğin gelirini bağışlamak da bir çözüm yolu. Yani konserini iptal eden kadar etmeyen de aynı amaca hizmet ediyor aslında.
İptal edeni de anlamak lazım, geliriyle destek olmak isteyeni de. Sonuca giderken yola çok takılıyoruz bazen.
Birden fazla yol, birden fazla anlayış ve tek amaç var.
Bu bölgelerde mücadele devam ederken eğleniyoruz hissini yaşatmamak ve sıkıntılarını yürekten paylaşmak, yanlarında olduğumuzu hissettirmek birinci önceliğimiz olmalı.
Müzisyeni ve müzikseveriyle felaket dönemlerinde yangını müzikle söndürmek de mümkün. Belki pandemi şartlarında böyle bir dayanışma örneği daha gösterilir kim bilir. Yeter ki yardımını etmek isteyeni küstürmeyelim.

Yetenekli

Melis Karaduman, “Zamansız” single’ıyla bu haftanın dikkat çeken isimlerinden biri. Geçtiğimiz hafta yayınladığı şarkısında pop ve R&B’yi harmanlayan Karaduman eserin söz ve müziğini de üstlenen yetenekli bir genç isim olarak dikkat çekmesi gerekenlerden.

Konser gelirleri yangın bölgelerine

Müzisyenler, orman yangınları nedeniyle ihtiyaç sahibi olanlara ulaştırmak üzere konser gelirleriyle yardım yapacaklarını açıklamıştı:
◊ Edis, 4 Ağustos Harbiye Açıkhava’daki konserinin gelirini Ahbap Platformu aracılığıyla yangınlarda zarar gören ihtiyaç sahiplerine ulaştıracağını söyledi.
◊ Zen-G, 3 Ağustos Dorock XL sahnesinde gerçekleşen konserinin tüm bilet gelirini, yangında hasar gören ailelerin giderleri için kullanılmasını istedi.
◊ Aleyna Tilki
2 Ağustos’taki konser geliriyle, yangında ekiplere yardım ederken hayatını kaybeden Şahin Akdemir adına kurulacak hatıra ormanı için bağış yaptı.
◊ Hande Yener
1 Ağustos’taki Alaçatı Şerefe konserinin gelirini yangında hayatını kaybedenlerin ailelerine ve yaralılara bağışladı.
◊ Gökhan Türkmen, eylül ayında hatıra ormanı kuracağını söyledi.
◊ Buray, 1 Ağustos’ta gerçekleşen Bodrum Antik Tiyatro’daki konserinin geliriyle TEMA Vakfı’na fidan bağışı yaptı.
◊ Sertab Erener, 30 Temmuz’da Turkcell Vadi İstanbul’daki konserin geliriyle 50 bin fidan bağışı yaptı.
◊ Bülent Serttaş, 30 Temmuz’daki Mücver Yalıkavak’ta verdiği konserin tüm gelirini TMEA Vakfı’na bağışladı.

Kısa film tadında

Sezonun en üretken isimlerinden Çağrı Sertel’in “Burada Buysa Budur” isimli yeni albümü yarın yayınlanıyor. 8 parçadan oluşan 15 dakikalık enstrümantal albümde kısa film izliyormuş hissine kapılıyorsunuz. Giriş, gelişme kısmı ve sonucu olan albümde “Geçer”, “Click Lee” ve “Akşamüstü” favorilerim.

Yine tatil gibi

Ambiyans, electronika ne ararsanız müziğine yediren Ozoyo, yine tatil gibi bir EP ile bu cuma karşımıza çıkıyor. Merkezinde Oquo adındaki dünyadan uzaktaki bir gezegende yaşayan kraliçe ve onun iletişim yollarının hayali bulunan üç şarkılık EP’de analog ve dijital synth’lere doğa eşlik ediyor.

Yok yok

Rap sahnesinin başarılı isimlerinden Harun Adil, “Katafalk” isimli yeni albümünü geçtiğimiz hafta yayınladı. Hiphop mevzu olunca Şanışer, Aga B, Sokrat St ve Ahmet Üstüner’le featuring’leri de bulunan Adil’in prodüksiyonu ise Allame imzalı. Yok yok diyebiliriz. Adil’in sözlerindeki isyankar tavır şarkıları birden çok dinlemeye itiyor.

Ne dinledim
· Ozoyo-Oquo Quooon
· Çağrı Sertel-Click Lee
· Harun Adil & Şanışer-6Binbar
· Tamara Jokic & Alp Akmaz-Keklik Gibi
· Soner Avcu-Bize Kalsa
· Sinanılmaz-Boşver
· Evden Uzak-İnandım
· Can Baydar-Yine
· Karya Çandar & Kamufle-Herkes Kendi Derdinde
· Zeynep Bastık-Sen Ben
· Noplacez!-Bir Yer Var,
Bir Şey Yok
· Deniz Love-Fool Like Me
· Elz and the Cult-
Fire Meets Fire

 

X

Yağmura rağmen konser zamanı

Pandemi nedeniyle geçtiğimiz bir buçuk yılı evde oturarak geçirdik. Sokağa çıkıp konserlere gitmeye başlayınca da bu durumun önünü sonbahar yağmurları bile kesemedi.

 Turkcell VadiAçıkhava’daki Pentagram konseri bunlardan sadece biriydi.Pandemi nedeniyle geçtiğimiz bir buçuk yılı evde oturarak geçirdik. Sokağa çıkıp konserlere gitmeye başlayınca da bu durumun önünü sonbahar yağmurları bile kesemedi. Turkcell VadiAçıkhava’daki Pentagram konseri bunlardan sadece biriydi.
Cumartesi gecesi İstanbul için yoğun yağış veren hava durumuna inat yüzlerce kişi soluğu Pentagram konserinde almıştı.
Türk heavy metal müzik sahnesinin en köklü gruplarından biri olan ekip, sağanak yağmur altında kendilerine eşlik eden yüzlerce hayranının hakkını müzikle ödedi.
Ekip, iki saat sahnede kaldı ve seyircileri yüksek enerjileriyle yağmura rağmen alanı terk etmedi.
Geçtiğimiz hafta birçok konser sağanak altında gerçekleşti. Bu da gösterdi ki canlı müziğin enerjisi çok başka... Ruh sağlığımız için olmazsa olmazımız müzik. Dinleyiciye de kötü hava şartları bile engel değil.

Farkına varılan isim Tan Taşçı

Tan Taşçı, Harbiye Açıkhava’da bu yıl tam tamına 11 konser verecek. Onu bar programlarından bilip şarkılarına aşina olanlar bu ilgiyi yadırgamadı. Çünkü bu olanlar aslında tesadüf değil.

Yazının Devamını Oku

Tahammül ve süre düşüyor

Farkındasınızdır... Son 10 yıldır ortalama bir şarkının süresi 3 dakikanın altına düştü.

Bunda sosyal medyanın getirdiği hızlı hayatın ve tahammülsüzlüğün etkisi fazla.
Eskiler bilir, rock şarkılarında standart 6 dakika gibi bir süreydi.
Uzun introlar, uzun bridge’ler ve tematik sözler. Sizin anlayacağınız bir şarkı eşittir bir hikâye demekti.
Uzun şarkılarsa resmen bir romandı. Son iki yıldır 2.5-3 dakika arası şarkıları görünce “Sabrımız nerede kaldı” diye düşünmeden edemiyorum.
Binlerce müzik üretimine anında sahip olduğumuzdan beri hem bir şeyleri kaçırma korkusu hem hepsine yetişme hissiyle şarkıyı ilk 30 saniyede, dinleyip dinlemeyeceğimize karar veriyoruz.
Bu uluslararası araştırmaların da sonuçlarından biri.
Çok değil 3 sene önceki Music Week araştırmasında 10 yıl öncesine göre sürelerin ortalama 38 saniye azaldığına ve müzik dinleyicisinin “sadede gel” yaklaşımının hakim olduğu şarkıları dinledikleri sonucu çıkmıştı.

Yazının Devamını Oku

Müzik zevkiniz kızamıktan daha bulaşıcı

Kanada’da yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre müzik zevkiniz de bulaşıcı. Hatta kızamıktan 190 kat daha fazla...


Matematikçilerin yaptığı araştırma sonucunda ‘elektronika’nın, dile dolanan pop müzikten daha bulaşıcı olduğu da ortaya çıktı. The Guardian’da yayınlanan makaleye göre McMaster Üniversitesi’nden matematikçi Dora Rosati, şarkıların nasıl popüler olduğu konusunda yaptığı araştırmada bulaşıcı hastalıkların yayılım hızını bulmak için kullanılan formülleri uyguladı.
Rosati ve ekibi, “MixRadio” adında şu an kullanılmayan bir dijital müzik sağlayıcıda yer alan 1.4 milyar şarkılık veriyle araştırmayı yürüttü.
2007 ve 2014 yılları arasında Birleşik Krallık’ta en fazla indirilen bin şarkıya odaklanarak epidemik hastalıklar için uygulanan modelle, trend şarkıların zamanla nasıl değiştiğini inceledi. Araştırmanın en ilginç yanı ise en çok yayılan türün elektronik müzik olmasıydı.
Hatta net konuşmak gerekirse “elektronika”. Araştırmada elektronikanın kızamıktan 190 kat daha bulaşıcı bir müzik türü olduğu söylendi. Pop müzik ise rock ve hip hop’ın gerisinde kaldı.
Çalışmaya göre elektronik müziğe karşı toplumun bağışıklık sistemi sıfır yani en hızlı yayılan tür. Araştırmanın altını çizdiği konu ise açık: “Müzik ve bulaşıcı hastalıklar toplumsal bağlar üzerinden kitlelere yayılıyor”. Türkiye’de bu araştırma yapılsa bu sonuçlar çıkar mıydı, emin değilim.
Hâlâ Covid-19 pandemi haberlerinin tırmandığı şu günlerde böyle hızlı yayılan bir müzik türü daha görmedik diyebilirim.

Mini bir yolculuk

Yazının Devamını Oku

Müzik sadece müzik değil

Radiohead, 5 Kasım’da “Kid A Mnesia” albümünün yanında kendileri için özel hazırlanan oyunu hayranlarına sunacak.


Grup, EPIC Games ile anlaştı ve şarkılarının dünyasını PlayStation 5’te bir oyun haline getirdi.
Amaç orijinal sanat eserleri ve kayıtlardan oluşturulan dijital ve analog evrenle yeni bir dinleyici deneyimi yaşatmak.
Kasım ayında albümle eş zamanlı yayınlanacak olan bu ‘Radiohead deneyimi’, çok özel de bir pazarlama taktiği sayılıyor. Son yıllarda birçok plak şirketi ve sanatçı, oyun dünyasıyla bir bağ kurma gayreti içinde.
Bu yüzden Radiohead, yenilikçi ve merak uyandıran bir hamleyle çok farklı mecrada hayranlarıyla bir araya geliyor.
Daha önce birçok sanatçı “Fortnite” adındaki oyunda sanal konserler verdi.
Birçok büyük plak şirketi “oyun departmanları” açarak müzik pazarlamasını oyunlara entegre etmeye başladı.

Yazının Devamını Oku

Pop bir tür değil kültür

Z jenerasyonunun yeni yıldızı Lil Nas X’ten öğrenmemiz gerekenler var. İlk albümü “Montero” ile sıra dışı bir dinlenme hızı yakaladı.


Genç şarkıcı, hip hop, elektropop, trap yani dokunmadık tür bırakmadı. Lil Nas, sözleri ve işbirlikleriyle yeni nesil kadar bizleri de nasıl mı yakaladı?
Lil Nas’ın 15 şarkılık albümünde Jack Harlow, Doja Cat, Elton John, Megan Thee Stallion, Miley Cyrus düetlerinin yanı sıra her kitleyi kucaklayan şarkı sözleri ve samimi bir tavır var.
Bu albümden alınması gereken bazı derslere dikkatinizi çekmek isterim. Lil Nas, listelerde rakibi olacağını bildiği ünlü isimleri bir araya getiriyor ve başarılı prodüktörleri topluyor. Bu, lokal müzik piyasamızda nadir görünen bir şey. Özellikle de rap türü dışındakilerde.
Dürbünü Türkiye’ye çevirdiğimizde müzisyenlerimiz kendisiyle aynı şirketin sanatçısı ya da arkadaş çevresinden tanıdık biri değilse işbirliği yapmaz, başkasının şarkısını beğendiğini bile söylemez.
Sektörün “piyasa” seviyesinde kalmasının nedeni de biraz bu tavır.
Lil Nas, en iyinin peşinde koşanlardan. Endüstirinin “tek hitlik şarkıcı” sözlerine kulak kapatıp ödül avcısı olanlardan. Albümünde de ters köşe düetler var.

Yazının Devamını Oku

Altın Güvercin’in ardından

24. Altın Güvercin Beste Yarışması için Kuşadası’nın yolunu tutuyorum.

Yarışma programı ve yan etkinlikleri dopdolu.
Vizyon sağlam, jüri tecrübeli, sonuçlarda halkın oyu mühim, yarışmacı isimleriyse dikkat çekici.
24’üncü yılında yarışma, resmen eski şaşaalı günlerine doğru geri dönüyor. Ama bir farkla...
Pop müzik beste yarışması olan etkinliğin finalistlerinden bazıları tanıdık. Yarışanlar arasında yorumcular Gülay Sezer, Ercüment Vural, besteci kimliğiyle Suat Suna, 2019 birincisi Gökçe Özgül yer alıyor. 10 ayrı şarkı, pop ekseninde en iyi beste ödülünü almak için yarışıyor. Büyük ödül de fena değil: 100 bin TL. Ne yalan söyleyeyim bu durum da yarışmayı daha ilgi çekici hale getiriyor.


Yarışmada Ercüment Vural’ın “Yaşgünüm Benim Bugün” yorumu, genç nesilden Sırma Munyar’ın “Disonans”ı, enteresan tarzıyla iki sene öncesinin birincisi Özgül’ün “Ölsek De Bitmez”i dikkat çekiyor. Final gecesinde ise en çok töreni ikinci bitiren söz ve müziği Merve Öner Demirci’ye ait, yorumunu Ezgi Gürbüz’ün üstlendiği “Bir Yolu Olsa”yı beğeniyorum. Gecenin en enteresan ismiyse Engin Özer. Özer, bestesi “Depresyon”la fark yaratıyor.

Yazının Devamını Oku

Konser sektörünü kurtaracak maddeler

Bedava bilete son verilsin, konserde konuşanı alandan atalım, fotoğraf veya video çekenin telefonunu parçalayalım.

“Böyle şey olur mu?” demeyin...
Tecrübeli müzik yazarı Eamonn Forde geçtiğimiz günlerde pandemi sonrası canlı müzik sektörünü kurtaracak maddeleri Music Bussiness World Wide sitesi için sıraladı. Bilimsel bir açıklama değil bir nevi temenni diyebileceğimiz yazıda maddeler o kadar güzeldi ki sizlerle paylaşmak istedim.
◊ 1 yıl boyunca bedava konser bileti ve kapıya isim yazdırmak kaldırılsın. Onca süredir bu kadar müzisyen ve grup konser vermemişken bu saygısızlık.
◊ Konser sırasında konuşan alandan atılsın ve 6 ay süresince etkinliklerden menedilsin. Çünkü sanatçıyı dinlemek için evden çıktınız. Şimdi onu her zamankinden fazla dinlemelisiniz.
◊ Her kim ki fotoğraf ve video çekerse telefonları gözleri önünde parçalansın. Online konserlerden ve görüntülerden sıkılanlar canlı yaşanan bu anların kıymetini bilsin.
◊ Elinizden geldiğince sanatçıların onay verdiği lisanslı ürünleri satın alın.
◊ Biletlerden vergiler indirilsin. İnsanların konser alanlarına geri dönmesini istiyorsak bu konuda otoriteler de elinden geleni yapmalı.

Yazının Devamını Oku

Bomba etkisi yapmayan bir haber Nick Mason geliyor

Haziran ayında duyuruldu. Pink Floyd sevenler hemen birbirlerine söyledi. Ancak bu işte bir gariplik vardı.


Pink Floyd’un davulcusu Nick Mason, 6 Haziran 2022’de İstanbul’a geliyordu ama bu haber bomba etkisi yaratmamıştı. Çünkü...
Pink Floyd’un kuruluşundan bu yana daimi tek üyesi olma unvanını taşıyan Nick Mason, “Saucerful of Secrets” adlı turnesi kapsamında Volkswagen Arena’da bir konser verecek.
Tarih, 6 Haziran 2022. Bilet fiyatları 163-945 TL aralığında.
Sanatçı bu haberi resmi Twitter hesabından paylaştı. Buraya kadar hiçbir enteresanlık yok.
Fakat gerek bilet fiyatlarının her geçen gün artması, gerekse pandemi sürecinde açıklanan birçok konserin ertelenmesi ya da iptal olması nedeniyle müzikseverler her türlü habere temkinli yaklaşıyor. Bir yanımız “Ne güzel geliyor” derken, diğer yanımız “İptal olur, baksana vaka sayısına” diyor.
“Gelirse ne güzel olur, son hafta bilet alırız”cıların sayısı da azımsanacak gibi değil.

Yazının Devamını Oku

Yapay zeka şarkı sözü yazmaya başlıyor

Yapay zeka (artificial intelligence kısaca Al) teknolojisi her gün biraz daha müzisyeninin yeteneğini yakalamaya çalışıyor.


Beste konusunda birkaç örneği şimdiden bulunan, bu konuda belirgin bir yarışın bulunduğu yapay zeka araştırmalarında bu kez söz yazabilme üzerinde çalışmalar başlatıldı.
Kanadalı LyricJam isimli sistem, enstrümantal müziğe söz yazabildiği iddiasıyla ortaya çıktı. Yapay zekayla beste yapan programların aksine bu sistemin iddiası “müzisyenleri desteklemek”.
Program lideri olan Waterloo Üniversitesi profesörlerinden Olga Vechtomova “Katılımcılar kendilerine sunulan sözler sayesinde emprovizeye daha çok yoğunlaşıyor ve bazen sözlere göre bestenin yönünü de değiştirebiliyorlar. Sanatçıların yeteneklerine odaklanmasını istiyoruz. Sistem şiirsel anlatımları, yeni metaforları ve duyguları sözlere dökerek belki de müzisyenlere düşünmedikleri bir kapı açacak” diyor.
Müzisyenlere karşı değil onların yararına hizmet vermeyi amaçladıklarını belirtiyor.
Hürriyet Hafta Sonu Ekleri’nin bilim ve teknoloji yazarı Umut Eroğlu, “Yapay zekanın şarkının hissini yakalayıp söz yazabileceğine inanıyor musun” soruma şöyle yanıtlıyor:
“Müzikten söz ederken ‘duygu’ ve ‘his’ kavramlarını ayrı düşünüyorum. Yapay zeka, müziğin türünü ve temposunu kolayca algılayıp sözlerin duygusunu buna göre tasarlayabilir. Kelimeleri, mısraları ve dizeleri veri şeklinde kodlayıp önceden tanımlı duygulara göre etiketlemek mümkün. ‘Yo!’ ve ‘yeah!’ gibi belli türlerle özdeşleşmiş nidaları da aynı şekilde...

Yazının Devamını Oku

Spotify'a 10 soru 10 yanıt

Pandemi döneminde müzisyenlerin en büyük gelir kaynağı dijital dinlenmeden elde ettikleri telif geliriydi. Haliyle gözler de online müzik dinleme platformlarına çevrildi. Spotify, Türkiye’de en çok eleştirilen ve pazardaki güçlü oyunculardan biri. Spotify’ın Türkiye’den sorumlu Güney Avrupa Müzik Direktörü Melanie Parejo’ya merak ettiklerimi hatta ettiklerinizi sordum...

◊ An itibariyle platformun Türkiye’de ne kadar dinleyicisi var? Ülkeden kaç sanatçı/grup kayıtlı?
- Ne yazık ki ülkeler bazında bu tarz bilgileri açıklayamıyoruz. Spotify Türkiye’de 2013 yılından itibaren faaliyet göstermeye başladı. Platformda dünya genelinde, kullanıcıların keşfetmesini bekleyen 70 milyondan fazla şarkı, 4 milyar çalma listesi ve 2,9 milyon podcast yayını var. Üstelik platforma her gün, yaklaşık 60 bin yeni şarkı ekleniyor.

◊ Türkiye’deki güçlü oyunculardan birisiniz. Bu pazardaki rekabeti nasıl yorumluyorsunuz?
- IFPI (Uluslarası Fonografik Endüstrisi Federasyonu) 2019 verilerine göre streaming, Türkiye müzik sektörü gelirlerinin yüzde 68’ini oluşturuyor. Hem dinleyiciler hem de sanatçılar tarafından dünyanın lider audio streaming platformu olarak görülmekten ve Türkiye müzik sektörüne katkıda bulunan başlıca unsurlardan biri olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Ancak biz streaming’i lider oyuncuların her şeye sahip olduğu bir pazar olarak görmüyoruz. Hem global hem de yerel olarak birçok hizmetin var olacağına inanıyoruz ve bu büyüyen pazarda hep birlikteyiz.

◊ Spotify’daki listelerin oluşmasını sağlayan “editoryal” süreç nasıl işliyor? Türkiye’deki müzik gündemini ne kadar takip ediyorsunuz ve bunu çalma listelerinize nasıl yansıtıyorsunuz?

Yazının Devamını Oku

Devir değişiyor

Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu sahnesinde bir dönem artık kapandı.


Fantezi müzik, arabesk, pop, yer yer de rock müziğe ev sahipliği yapan sahne bu yıl itibariyle kendini kitlelere sevdirmiş “diğer türler”e de kapısını açtı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Kültür AŞ’nin birçok etkinlik serisinden biri olan Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’ndaki “İstanbul Kavuştayı”, temmuz ayında Yüzyüzeyken Konuşuruz performansıyla start aldı.
Bu ilk etkinlik kademeli açılma sonrası benim de ilk konserim olduğu için oldukça da güzel geçti.
Konser serisi kapsamında yeni nesli yakalayan Dolu Kadehi Ters Tut ve hafta başında Gaye Su Akyol sahneye çıktı. Üç isim de Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde ilk kez dinleyicisiyle buluştu.
Sıra geldi 29 Eylül’deki Nekropsi konserine. 24 yıl sonra grup, tekrar Harbiye sahnesinde yerini almaya hazırlanıyor.
“İstanbul Kavuştayı” kapsayıcı yelpazesiyle günceli yakalayan bir etkinlik serisi haline geldi.

Yazının Devamını Oku

Geçmişteki müzikler neden değerli

Teoman’ın Harbiye Açıkhava Sahnesi’ndeki konserinin olduğu günün sabahı heyecanlanmaya başladım. Sanki ilk kez Teoman dinleyecek gibiydim...


Ünlü rock’çının önce yakın dönem konserlerini, sonrasında da tam 20 yıl önceki Rumeli Hisarı konserini YouTube’da izlemeye başladım.
Ardından başka sanatçıların Rumeli Hisarı’nda gerçekleşen konser videolarında kayboldum.
Mesela 2002 yılındaki Athena konserini izledim. Oradan atlaya atlaya da günümüze kadar geldim.
Bunların içinde Rock’n Coke gibi eski yaz festivalleri de vardı. İşin aslı, bunları izlerken geçmişimde de savruluyordum. (Ki o geçmiş hiç de uzak değil.)
Müzikseverlerin ergenlik döneminde dinlediği şarkılara olan aşırı sevgisi konusunda birkaç makale okumuştum. Peki, ergenliğimize mi yoksa o dönem dinlediğimiz müziklere mi saplantılıyız?
Sonuçta şu an hâlâ dinlediğim ve kariyerinde 15’inci yılını çoktan aşmış birçok müzisyen o günlerden bana yadigar.

Yazının Devamını Oku

Sektörün eski haline dönüş tarihi 2025

Pandemi boyunca oldukça hareketli olan İngiltere’de müzik sektörü için yeni bir araştırma yapıldı.


İngiltere merkezli PwC, telif geliri, global müzik endüstrisi gibi başlıkları ana tema alarak “Global Eğlence ve Medya” araştırmasını gerçekleştirdi. Bu sayede önümüzdeki 5 yıllık tahminler bir araya geldi.
Araştırmaya göre; İngiltere’de müzik sektörünün pandemi öncesindeki gelir seviyesine dönmesi 2025 yılını bulucak.
Verilere göre İngiltere’de salgın öncesi 1.58 milyar pound olan müzik ekonomisi, 225 milyon pound’a düştü ve eski seviyesine gelebilmesi için en az 4 yıla daha ihtiyaç var.
Birçok sektör dijitale kaydı ya da hybrid (hem canlı hem de dijital olarak ulaşılabilir) etkinliklere çabuk adapte oldu.
Fakat müzik endüstrisinin bu konuda bebek adımlar attığı ve bu yüzden de gelir düzeyinin düştüğünün altı çizildi.
Tabii, bu ölçekleme daha çok İngiltere üzerinden dünya çapında görülebilir durum. Bu araştırmanın ardından İngiltere’de tüm etkinlikler tam kapasiteyle ve neredeyse test, vücut ısısı, maske istenmeden yapılmaya başladı.

Yazının Devamını Oku

Eski şarkılardan umut kesilmez

Aurora geçtiğimiz günlerde yeni single’ı “Cure For Me”yi yayınladı.


Kendisini yakından takipteyim. Peki, yeni single röportajlarında neler oldu?
Söyleyeyim, 2016’da çıkardığı şarkı konuşuldu...
Norveçli şarkıcı, yeni albümü “Playful”un ilk single’ı “Cure For Me”yi yayınladı. Amacı yeni şarkısını tanıtmaktı.
Ama önünde bir ‘engel’ vardı: TikTok’ta viral olan “Runaway” şarkısının ünü.
2016’da çıkardığı “All My Demons Greeting Me As A Friend” isimli albümünün ilk şarkısı olan “Runaway”, TikTok’ta fark edilmesinin ardından 300 milyonluk dinlemeye ulaştı. Albümde daha güçlü şarkılar olmasına rağmen “Runaway”in paylaşımlar arttı. Şarkı, dinleyiciyle yeniden buluşma imkanı buldu. Sonuç, yeni şarkıyı konuşacakken eski işini anlatmak zorunda kaldı.
Aurora, NME’ye verdiği röportajda şunları söyledi:

Yazının Devamını Oku

Tam açılma sonrası ilk konser

Bir yıl sonra, tam açılmadaki ilk konserine giden birinin heyecanıyla bu yazıyı kaleme alıyorum. Konserden ne beklediğimi biliyordum, ne bulacağımı da... Ama bunu hayal etmemiştim.

Harbiye Açıkhava’ya sağ ayakla giriyorum. Bir önceki halimize dönmek istemeyen binlerce insandan biriyim sadece. İlk konserim Yüzyüzeyken Konuşuruz’a kısmet oldu.

Ekibi de yabancı değil, konser öncesi ayak üstü konuşuyoruz.

Herkes işini biliyor ama işine yabancı. Nasıl mı? Ses ve ışık teknisyenleri çalıştıkları masalardan aylardır uzak kalmış. Hazırlıklar tam ama bir gerginlik hakim. Rodiler arı gibi etrafta dolanıyor. Son hazırlıklar tamamlanıyor. “Hata olmasa bari” düşüncesi hakim. Tüm ekip, ilk kez iş yapıyor gibi heyecanlı.

Konser ön grupla başlıyor.

Evdeki Saat, 30 dakikalık performansında seyirciye bir ön gruptan fazlasını veriyor. Seyirci kitlesi genç. Muhtemel çoğunluğu, üniversite sınavı stresini atanlardan oluşturuyor. Yaş ortalamasını ben ve grupların akrabaları yükseltiyor.

Evdeki Saat’in hazırladığı ortam Yüzyüzeyken Konuşuruz’a bırakıldığında şarkılar hep bir ağızdan söyleniyor. Bu cümleyi herhangi bir konser haberinde yazsak, “ne var ki bunda” diyebilirsiniz.

Fakat uzun süredir canlı müzik dinlemeyen ve bunun bağımlısı olduğunu hisseden birine söylediğinizde tüyleri diken diken olur.

Bende de olan o.

Yazının Devamını Oku

Bırakın #HepÇalsın

Spotify üzerinde “#HepÇalsın” diye bir çalma listesi oluşturulmuş. Listeden Murat Boz sayesinde haberim oldu. Bu listeye şarkı bağışlayan ünlü isimler, dinlenme ücretlerini müzik emekçilerine bağışlıyor.

Konserlerin yapılamadığı pandemi döneminde müzisyenlerin tek geliri telifler oldu. Temmuz itibarıyla yeniden ortalık hareketlenecek olsa da tüm işlerin bir anda açılmayacağı aşikâr.

Durum böyle olunca, bazı sanatçılar telif gelirlerinin minik de olsa bir bölümünden müzik emekçileri için feragat etti.

Şarkılarını “#HepÇalsın” dayanışmasına emanet ettiler. Elde edilecek gelirle müzik emekçilerine destek olunması hedefleniyor.

Ben “Güzel iş, bu hafta da bunu yazayım” dediğimde 23 şarkı bağışlanmıştı. Yazıyı bitirdiğimde ise sayı 36 olmuştu. Listenin takipçi sayısı da 829’daydı.

Şarkı bağışlayanlar arasında o çok dinlenen isimler henüz yoktu.

Hatta durumdan haberdar olmamı sağlayan Murat Boz’un hiçbir şarkısının listede yer almamasını da garipsedim.

Ama belki ortada “büyük plak şirketi problemleri” vardır, bilemeyiz. Belki de bu yüzden listenin tamamı bağımsız alternatif pop ve alternatif rock türündeki şarkılardan oluşuyordur.

Dilerseniz sürekli dinleyin ya da sessize alın, bir kenarda açık kalsın ama şarkılar dönsün.

Yazının Devamını Oku

Diskonun hızlı geri dönüşü

Kıyafetlerde 80’lere, 90’lara geldik. Elbet bizim dönemimiz de gelecek” diyorsanız yanılıyorsunuz. Şimdi sıra 70’lerin ışıltılı diskosunda.


Popüler müzik rotasını, disko pistlerine çevirdi. Birkaç nadide örnek haricinde ana akım müzikteki üretimler disko tarzında yapılmaya başladı. Bunun son örneği de Foo Fighters’tan geldi. Grup, Dee Gees mahlasıyla 17 Temmuz’a yetişecek plaklarını duyurdu. “Hail Satin” adını taşıyan albüm Bee Gees’e ait 4 klasik şarkıyı barındırıyor: “You Should Be Dancing”, “Night Fever”, “Tragedy”, “More Than A Woman”... Grup, plağın B yüzünde ise son albümleri “Medicine at Midnight”tan 5 canlı çalım Foo Fighters parçası olduğunu da duyurdu.
Emin olun disko hevesi bununla bitecek gibi değil, hatta yeni başlıyor. Pimi Dua Lipa çekti.
Dua Lipa, albümden, klip hikayelerine kadar öncülüğünü yaptığı disko akımına Doja Cat “Say So”, The Weeknd “Blinding Lights” şarkılarıyla katıldı.
Kylie Minogue, “Disco” adını taşıyan son albümüyle tabii ki geri kalmadı. Miley Cyrus, Dua Lipa ile daha sonra disko punk diye tabir edilebilecek “Prisoner”a imza attı. Tüm bu şarkı ve albümler listeleri zorladı, sevildi, biraz da diskoyla özlem giderildi.
Yurtdışındaki müzik yazarlarının görüşü de neredeyse ortak: Popüler müzikte yeniden doğma, umut verme, özgürlük aşılama gibi misyonları olan 70’lerin disko müziğinin hızla geri dönüyor.
Eskilere nur yağıp cover’lar mı yapılır, yoksa yeni albümler peşi sıra eklenir mi bilinmez ama şimdiden tarihe not düşeyim; Disko 2020’lerin müziği olarak hatırlanırsa şaşmayın.

Pop’sa hay hay

Yazının Devamını Oku

Bunun kime ne faydası var

Gün geçmiyor ki müzik sektöründe bizi eğlendirecek bir hadise yaşanmasın.

Geçtiğimiz aylarda ünlü müzisyenlerin dijital müzik dinleme sayfalarında birbiri ardına yeni çıkışlar yayınlandı.
Sanki bu çıkışlar bu sanatçılara aitmiş gibi...
Kenan Doğulu’nun Spotify profilinde “Fated” adında bir şarkı vardı. Halil Sezai, Seksendört, Grup Yorum ve Ezginin Günlüğü hesaplarında da yeni şarkılar yer alıyordu.
Doğulu’nun sayfasındaki şarkı, enstrümantaldi.
Sanatçı, pek tabii böyle bir beste yapmış olabilirdi.
Fakat şarkının künyesindeki yayıncı kısmında Doğulu Prodüksiyon değil de bambaşka bir isim yazıyordu. Şarkıyı listeme ekledim. Sonrasında 2 yeni şarkı daha olduğunu fark ettim. Kenan Doğulu, yeni şarkılar yayınlıyordu ama bunu duyurmuyordu. Bu biraz garipti.
Müzik platformuna göre Grup Yorum “Perfect Places”, Ezginin Günlüğü ise “Arrival” adlı yeni şarkılarını yayınlamış gözüküyordu.

Yazının Devamını Oku

Bu gözler bu kulaklar onu çok arayacak

Bu yazıyı yazmalı mıyım” diye çok düşündüm. Sonuçta benden öte nice müzik insanı vardı onu tanıyan.

Sanatçısından gazetecisine, yerlisinden yabancısına... Sanki bana düşmüyordu onu anlatmak...
Ama dilim döndüğünce hiç tanımamış birilerine Hasan Saltık’ı anlatmak istedim. Çünkü elimden tek gelen bu.
Genç bir müzik gazetecisinin tanışmak, yanında durup öğrenmek isteyeceği biriydi Hasan Saltık.
30 yıl önce Kalan Müzik’i nasıl kurduğunu aratıp her yerden okuyabilirsiniz ama deneyimlerini bir tek ondan dinleyebilirdiniz. Grup Yorum’la yola nasıl başladıklarını, Erkan Oğur’la neler yaşadıklarını, yeni hangi türküleri müzik külliyatına kazandırdığını ya da depolarda bulduğu analog bant kayıtları plağa basma heyecanını.
Çok konuşkan olmasına rağmen özelini hiç bilmezdiniz.Sürekli bir yerlerde, bir iş peşinde olurdu.
İMÇ’den çıkartmamıştı şirketini, orada bir geleneğin de bayrağı elindeydi. Biraz tarih, biraz anılar, müziğe adanmış bir binada bu toprağın müziklerini yaymaya devam ediyordu.
Bilgisini aktarması için gözünün içine bakmak, soru sormak büyük zevkti. Lakabını duymuşsunuzdur, “Türkiye’nin müzik antropoloğu”.

Yazının Devamını Oku