Madalyonun diğer yüzü

Geçen hafta Spotify CEO’su Daniel Ek’in “Artık 3-4 yılda bir müzik kaydederek başarılı olamazsınız” demecinin birçok ünlü ismin tepkisini çekmesine ve telifler yüzünden eleştirildiğine değinmiştim. Bu kez madalyonun diğer yüzüne bakalım...

Ek’in günümüz müzik sektörü dişlileri arasında kaybolup gitmemek için verdiği bu bilgi, aslında müzisyenlere değerli bir tavsiye.
Hatta müzisyenlerin, başarılı olmak için birbirlerine verdiği öğütlerin de başında geliyor.
Bir ünlünün her hafta single çıkarmaya başladığı şu günlerde, evde müzik yapımı arttı... Müziğin aynı şekilde ulaşım ve paylaşımı da kolaylaştı.
Tabii ki üretimdeki bolluk, kalite arayışını da beraberinde getiriyor.
Kimi şarkılar resmen okyanusta bir balık gibi kaybolurken, kimileri yolunu bulmayı başarıyor.
Bir karar mekanizması olmadığı ya da listeler karar mekanizması haline geldiği için bu sıralamalarda yer almayan isimlerin duyulması ve paylaşılması güçleşiyor.
Türkiye’de sadece geçen hafta çıkan şarkı sayısı 130’un üzerinde...
Aralarında birkaç iyi albüm çıkışı da olduğu için rakam daha da artıyor.
Ayrıca müzik sektörü ağustos sonunda görece normalleşme sürecine girdiği ve büyük isimlerin şarkı çıkarmaya başlayacağını da düşünecek olursak bu rakam haftalık 150’ye çıkacak.
Ek’in önermelerini destekler nitelikte bir algı ve üretim zaten söz konusu. Aksi takdirde o telif ücretleriyle zaten çok tanınan bir isim değilseniz düzenli gelir elde etmeniz çok da kolay değil.
Telif bir yana
albüm bir yana
Tabii ki gönül müzisyenlerin ne yaptığını anlayabilmek ve müzikal dili hakkında fikir sahibi olmak için albüm dinlemekten yana...
Artık ortalama bir single’ın ömrüne 45 gün biçiliyor. 45 günde bir, iş yayınlayamıyorsa “yok sayıldığı” bu dijital dünyada müzisyenlere, albüm için baskı yapılması ve bunu umut etmek sıra dışı geliyor.
Unutmadan, sosyal medyada konuşularak, paylaşılan bir iş yapmak ancak single yaparak yani deneme yanılma yöntemiyle öğreniliyor. Çok nadir olarak “bir albüm yaptı ve hayatı değişti” hikayelerine sahibiz artık.
Daniel Ek’in söylediklerine dönersek...
“3-4 yılda bir albümü kim çıkarabilir” derseniz, 30 yılı aşmış, turne yapmaya alışmış, merch (müzisyenin resmi adını taşıyan ürünler) satabilen müzisyenlere bu ayrıcalık tanınmış durumda.
Ancak adaletsizliği konusunda hem fikir olduğumuz telif sistemi şartlarında üretim fazlalığı en azından müzisyenlerin, daha çok telif almasında önemli...

Yerli Cardi B

Kadın rap’çiler arasında bu hafta sıyrılan bir isim tanıtalım hemen: Pi. Pi, yeni şarkısı “Şekil” ile çıkış yakaladı. Bestesi ve düzenlemesi Kozmos imzalı olan şarkı için size “yeni bir Cardi B armağan ediliyor” desem yanlış olmaz. Sözlere dikkat kesilirken birden dans etmeye de başlıyorsunuz.

İkinci EP geldi

Oyuncu Onur Tuna’nın müzik merakı yeni arayışlara da girmesine neden oluyor. İki yıl önce ilk EP’sini çıkardığında “Bu bir hevestir” diyenler çoğunluktaydı.
Şimdi ikinci EP’si “Dalgın” çıktı. 4 şarkılık EP’de Serhat Şensesli düzenlemelere el atmış. Hiçbir beklentisi ve iddiası olmayan şarkılar, yollarını bulmaya başladı bile.

Radar: Polen

Alper Gülay ve Mehmet Mutlu’nun elektro pop projesi Polen, geçen hafta “Koş” isimli şarkılarını yayınladı.
Grup, 2019’da hayatımıza girdi ve bu çalışmasından önce de 2 şarkı yayınladı.
Neo-soul, R&B ve funk türündeki çalışmalarında neşeli tavırları beni en çok etkileyen şey oldu bu hafta.

Yola devam

Esin İris’in elektro pop’taki macerası hız kesmeden devam ediyor. İris’in yeni şarkısı “Önce Aşk” yine Ozan Bozdağ ile işbirliğinin bir ürünü. Önceki çalışmalarındaki neşelerine azıcık melankoli katan İris’e bu tür çok yakıştı.

Herkese sesleniyor

Deeperise, Cem Adrian ve Şanışer, Aşık Veysel’in “Kara Toprak”ını yeniden yorumladı. Elektronik, rap ve türkünün bir arada yer aldığı çalışma deephouse etkileri taşısa da her türlü müziği sevenlere hitap etme gücüne sahip.

Eskiler ve yeniler

Cihan Mürtezaoğlu, 6 şarkılık EP’si “Hafif Masal”ı çıkardı.
Şarkılarında hep bir boynu büküklük ve hüzün içeren Mürtezaoğlu, bu çalışmada da geleneği bozmamış.
“Hafif Masal”, “Yüzü Roman”, “İnce Kırık” bu EP’de kendilerine güncel bir yer bulmuş. Yeni şarkılardan “Sözleri Kanat”la öne çıksa da sanatçının EP’sine ismini veren “Hafif Masal”ı dinlemenizi öneririm.

Yaz kulaklarınızda

Şarkıları eğlenceli olan Mert Carim, bu kez Gökhan Türkmen ile “Deli”ye imza attı. Yeniliğe hep açık olmasından dolayı yakından takip ettiğim popüler isimlerden biri olan Türkmen, bu kez hafif disko izleri taşıyan şarkısıyla yazı kulaklarınıza getiriyor.

Ne Dinledim?

· Esin İris-Önce Aşk
· Hermess-Palmiyeler Altında
· Defin, Aslı Gündoğu-Yarım
· Kendimden Hallice-Boşver Sen
· Batuhan Polat-Dünyanın 1001 Aklı
· Polen-Koş
· Yasir Miy-Sensiz
· Aytaç Kart, Umur Doma-Zamansız
· Cihan Mürtezaoğlu-Hafif Masal
· Deeperise, Şanışer, Cem Adrian-Sözleri Kanat
· Aspova, Patron-Kanayan Yaralar
· Ozbi-O Bi Karamel
· Gökhan Türkmen-Deli
· Hakan Kurtaş, Farazi, Kodes Kahra-Fer
· Brumend-See You Around
· Albus-In-Prayer
· Deniz Güngör, Serdar Barçın, Jarrod Cagwin-Leap of Fatih
· Bülent Alkan-Rise
· Onur Tuna-Dalgın
· Pi-Şekil
· Crticial-Bu Civar
· Melis Güven-Karşında
· Ali471-Neyle

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Siz yapmazsanız başkası yapacak

Müzisyenlerin üretim süreci ve bu süreçte yaşadıkları zihinsel yorgunluklar hep aklımı çelen konular oldu

Röportajlarda ve sohbetlerde sıklıkla bu konuları konuşup neler yapılabileceğini tartıştık. Onlar kendi cephelerinden, ben kendi cephemden...
İngiltere’de geçtiğimiz günlerde müzisyenlerin üretim sürecindeki sancılı anlarını anlatan bir kitap yayınlandı.
Sally Anne Gross ve Dr. George Musgrave’in yazdığı kitabın adı “Can Music Make You Sick?: Measuring the Price of Musical Ambition (Müzik Sizi Hasta Edebilir mi?: Müzikal Hırsın Bedelini Ölçmek).
“Help Musicians UK” ile ortaklaşa 2017 yılında hazırlanmaya başlayan çalışma, geçtiğimiz 29 Eylül’de ise okuyucularıyla buluştu. Kitaptan bir bölüm ise “10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü” kapsamında sosyal medyada paylaşıldı.
Kitabın dördüncü bölümünde yer alan “Değerin Durumu” adlı ana konu ilgi çekici. “Müzisyenler için müzik eseri ne anlama geliyor?” ve “Başarı nedir?” sorularına dair cevap arayışları detaylarıyla anlatılıyor. Bu soruların, duygu durumlarına etkilerinden bahsediliyor.
Sosyal medyada yazılanlar ve geri dönüşlerin sanatçıların yaratıcılık ve içsel huzurlarına nasıl etki ettiği detaylıca anlatılıyor.
Bir müzisyenin sosyal medya hesabı kullanırken, kendisine gelen iyi ve kötü yorumları müziğine nasıl yansıttığını kitapta görebiliyoruz...

Yazının Devamını Oku

Sorunları çözülemeyen tek sektör

Müzik sektörünün sıkıntısı dünya çapında da devam ediyor. Pandemiden en çok etkilenen sektörlerin başında gelen müzik için neredeyse her gün yeni bir etkinlik düzenleniyor. Özellikle İngiltere’de sistemin düzeltilmesi için her hafta bir protesto gerçekleşiyor. Hepsi de yaratıcı, sosyal mesafeli ve etkili.

Mesajı güçlü, müzikseverler üzerinde etkili ama esas ulaşmak istenilen yöneticiler için belli ki yetersiz.
Son olarak da 400 müzisyen Londra’daki parlamento binasının önünde Müzik Birliği’nin çağrısıyla #WeMakeEvents ve #LetMusicLive kampanyaları kapsamında toplandı.
Müzik direktörü David Hill’in yönetimindeki profesyonel müzisyenler Gustav Holst’un “The Planets” operasındaki “Mars” bölümünü çaldı ve iki dakika yaşananları sessizce protesto etti.
Şarkının yüzde 20’sinin çalınmasının nedeni bağımsız müzisyenlerin İngiliz hükümeti tarafından kazançlarının yüzde 20’sine destek vermesiydi.
Bu etkinliğin hedefi, müzik endüstrisinin bileşenlerinin bu sıra dışı günlerde ciddi bir yardıma ihtiyacı olduğunun altının çizilmesi ve gereken desteğin artırılması.
Tüm bu destek isteğinin tek nedeni müziğin özellikle de canlı müziğin devam edebilmesi, bu dönemin hasarsız atlatılması, mekanların kapatılmaması, bağımsız olan ve sosyal güvencelerini kendileri karşılayan bireylerin herkes gibi hayatını idame ettirebilmesi.
Gün geçmiyor ki bir başka ülkede müzisyenler, teknisyenler, organizatörler protestolara katılmasın. Hatta bazı kesimlerden “Varken yemeseydiniz de biraz biriktirseydiniz” lafını işitmesin.

Yazının Devamını Oku

Listelere girme muamması

Dijital müzik dinleme platformlarında her hafta kıyasıya bir “çalma listelerine giriş” mücadelesi veriliyor. Listelere giren ense yapıyormuş da giremeyen hiç dinlenmiyormuş gibi bir algı var.

Listelere girmek belirli bir oranda dinlemeye kaynak sağlıyor olabilir.
Ama iyi müziğin kendi kendine yolunu bulmasının on binlerce örneği de yaşanıyor.
Yazının ilhamını Peyk grubundan İrfan Alış ve Tweet’leri verdi. Alış, “Neredeyse her ay müzisyenler malum sisteme ayak uydurmak için içerik yüklüyor. Dinleyiciler, şarkı kalitesinde artış bekliyorsunuz. Ama maalesef bu mümkün değil. İyi şarkılar zaman ister. Yıllarca müzik yapmış iyi çalan, söyleyen onlarca insan sistemden uzak oldukları için size ulaşamayacak ve güzel kayıtlar uzayda kaybolacak.
Çözümü de yok çünkü TikTok gençliğinin iyi müzik aramak gibi derdi de yok” diyor ve ekliyor “Peki, niye biz vazgeçmiyoruz? Çünkü müziği her şeyden önce kendimiz için yapıyoruz. Üretmek bizi iyi yapıyor. Umarız dinlemek de sizleri yapsın.”
Niyet iyi, bazı fikirlerine de sonsuz hak veriyorum. Ama yıl artık 2020. Peyk’in yeni şarkısını da aynı dijital müzik dinleme platformlarına dağıttıklarını Alış’ın kendisi de söylüyor zaten. Sanatçılar dilediği sıklıkla üretim paylaşmakta özgür. Ama yüksek sürat onları sıkıştırıyor. Çünkü devir, hız devri. Belki 10 yılı aşkın süredir kariyeri olan Türkiye’deki birçok isim hız furyasına dahil olmak istemeyebilir ama dinlenmeye ve sevilmeye de devam edeceklerdir.
İyi şarkı yolunu bulur
Bir şarkının ömrünün 45 gün olduğunu daha önce de yazmıştım. Yani belirli aralıklarla kendini hatırlatmak isteyen herkes ayda bir, haftada bir şarkı çıkarabilir; bunun da hiçbir yanlışı yok. Bir yılda üç albüm çıkaran isimler var. Beğeniriz beğenmeyiz, kendilerini bir şekilde ortaya koyuyorlar.

Yazının Devamını Oku

Müzik-Sen yeniden yola çıktı

Müzik ve Sahne Sanatçıları Sendikası’nın (Müzik-Sen) adını pandemi sürecinde duydum ve “Müzik sektöründeki insanlar nihayet organize olabildi” diye düşündüm.

Müzik-Sen, 1989’dan bu yana var ve söylenen o ki 4 bine yakın üyesinin de emekli olmasını sağlanmış. Peki, bu haberi neden pandeminin 6’ncı ayında aldık?

Mail kutuma geçtiğimiz günlerde Müzik- Sen’den “Tüm müzisyen arkadaşlarımıza açık çağrımızdır. Dağınıklığımıza ve örgütsüzlüğümüze son verip haklarımız için birleşelim, bütünleşelim” diye bir çağrı geldi. Ağustos ayında basın toplantısı yapılmış ama geniş çaplı bir haber olmamıştı. Sanki her şey kağıt üzerinde olmuş bitmiş gibiydi...

Metnin içinde tabii ki neden örgütlenmek gerektiğini bir nebze anlatmışlardı ama yeterli değildi. 

Dönüp sendikanın web sayfasına bakıyorsunuz, eğlence sektöründe yer alan her kim varsa sendikaya üye olabiliyor. Hatta üye olabilecekler şöyle sıralanmış: “15 yaşını bitirmiş enstrüman sanatçıları, aranjör, solist (ses sanatçısı), vokalist, koro sanatçısı, besteci, söz yazarı, enstrüman yapımcısı, nota yazım elemanı, sanatçı yetiştirici (öğretmen), elektronik müzik yapımcısı, uygulayıcı, akortçu, dansör, dansöz, takdimci, showman, kayıt stüdyosu teknisyeni, seslendirme teknisyeni ve yardımcısı, konser organizatörü, efekt yapımcıları, ışıkçı, animatör ve benzeri müzik ve sahne alanında çalışan tüm diğer sanatçılar.”

Sonra birkaç gün önce Müzik-Sen’in yeni genel başkanı İpek Koçyiğit’in yaptığı bir açıklamasına denk geldim.

Koçyiğit, verdiği bir röportajda “Sendikalaşalım, öncülüğünü de Ceylan Ertem çeksin. Bu dönem bireysellik dönemi değil. Haklarımızı sendika sayesinde elde edeceğiz” dedi.

Ceylan Ertem’in adının anılmasının nedeni maddi sıkıntılardan dolayı “Şu an vokal pedalım ve bilgisayarım satılık. Satacak başka bir şeyim de yokmuş bunu anladım” tweetini atmasıydı.

Ertem, bu dönem enstrümanını, pedalını, yani iş ekipmanı olarak nesi varsa satmak zorunda kalan isimlerden sadece biri. Tabii, “Genel başkan kimdir?”      diye de merak ettim.

Yazının Devamını Oku

Elini taşın altına koymak

Geçten hafta 27. İstanbul Caz Festivali kapsamında 2 ayrı günde 2 ayrı konser izleme şansına sahip oldum. Gittiğim konserlerden ilkinde Yasak Helva, Pitohui ve Ayyuka, ikinci gecesindeyse Guguou, Tuğçe Şenoğul ve Islandman sahnedeydi.

Feriye’ye kurulan açık hava sahneleri yarı kapasiteyle izleyici aldı. Maskeler yüzümüzde, oturduğumuz yerden kalkmadan, sosyal mesafeye uyarak... Normal konserden tek farkı hijyen konusunda aşırı hassas olmamızdı.
Sanatçılar açısından değişen tek şey sahne önüne yığılmayan ve sakin kalabalığın karşılarında olmasıydı. Aslında o konserlerdeki anlar çok değerliymiş çünkü birçok müzikseverin bu yılki son açık hava konseriymiş...
İstanbul Valiliği’nce alınan kararla mart ayının başındaki bazı yönetmeliklere geri dönüldü. Pandemi nedeniyle alınan ilk önlemler yine “eğlence” sektörünü kapsamıştı.
Ben bu yazıyı kaleme alırken ise Kültür Bakanlığı’nca yayınlanan yeni kararla tiyatro ve opera temsilleri bu kapsam dışına çıkarılarak açık ya da kapalı alan fark etmeksizin yapılmaya devam edileceği bilgisi geldi.
Ancak ne hüzünlüdür ki müzik etkinlikleri hâlâ kapsam dışı kaldı.
Çok değil, yakın zamanda olacaklar sanki öngörülmüştü.
Müzik sektöründekiler sıkıntılı bir döneme gireceklerini düşünerek gerekli adımları atmak için organize olmaya çalışmıştı. İrili ufaklı toplaşmalar oldu ama egolara yenik düşüldü.

Yazının Devamını Oku

İnatçılık şart!

Müzikle ilgili bir panel, workshop, sohbet olunca kaçırmayan takımındanım. Haliyle İstanbul Caz Fetivali kapsamında YouTube’dan canlı yayınlanan Vitrin Panelleri’nin ilki “Çevrimiçinde Deplasmandayım Müzik İçin Dijital Gelir Modelleri”ni de izledim. Öncelikle panel kadrosu çok iyi kurulmuştu.

Modaretörlüğü The Orchard Başkan Yardımcısı Metin Uzelli üstlenirken MSG Başkan Yardımcısı ve müzisyen Harun Tekin, bağımsız müzisyen Nilipek, Sony Müzik Türkiye Genel Müdürü Özden Bora ve StageArt Kurucu Direktörü Rıza Okcu dijital gelir modelleri kadar müzikte başarı için de neler gerektiğini kendi perspektiflerinden anlattı. Müzikle ilgilenen ya da profesyonel olarak ilgilenmeyi düşünenler kesinlikle bu panelin kaydını bulup izlemeli.

Metin Uzelli, katılımcılara muhteşem birkaç soru yöneltti.

Bunlardan biri “Fenomenler şarkıcı olurken şarkıcılar fenomen olmalılar mı” oldu. Özden Bora bu soruyu şöyle yanıtladı:

“Fenomenler şarkıcı olmak istedi, müzisyenler de YouTube’da aktif olmak istedi. Sanatçılardan birçoğu başarısız oldu. YouTuberların şarkı söyleyebileceklerine de inanıyorum, yapmaları gerektiğine de... Aksi, insan haklarına saygısızlık olur.”

Panelde tabii ki ünlü kişilerin sosyal medya kullanımının en iyi pazarlama yöntemlerinden biri olduğunun da üstünde duruldu.

Dijital dinleme platformlarının playlist editörlerinden şikayetlerin ayyuka çıktığı şu günlerde bir başka güzel soru da “Şarkınız çok dinlenen listelere girmediğinde başarılı olamaz mısınız”dı.

Harun Tekin, şu cevabı verdi:

“Şansın olmadığı bir başarı hikayesi hiç görmedim müzik endüstrisinde. ‘Playlistte yokum, tanınmıyorum’ diye bir şey yok. Olup da tanınmayan onlarca kişi var.”

Yazının Devamını Oku

Dinleyicinin kayıtsızlığı

Günümüzün büyük çoğunluğu sosyal medyada geçiyor.

Geçenlerde sosyal medyada bir ressama atılan mesaja rastladım.
İçerik ise Türkiye’de sanata verilen önemi özetler gibiydi...
Ressam, kendisine gelen mesajları paylaşmış ve diyecek söz bulamamıştı. Sevgilisiyle kendisinin çizimini isteyen bir kişi, bu çalışma için 40 TL ücret isteyen çizeri şikâyet ederek “Kalem, kâğıt ne kadar para ki... Kargoyu da ben ödeyeceğim zaten” diyerek tutarın mantıksızlığını açıklıyordu.
Ressamın inatla “Çizerin harcadığı vakit ve enerjinin karşılığını vermeyi düşünmüyor musunuz” diye sormasına rağmen “Gözünüz doysun” yanıtını veriyordu.
Müzikte de şu an yaşanılan farklı bir durum değil.
Yüzde 50 kapasiteyle çalışan açık hava sahnelerine, bunun da yarısı rağbet gösteriliyor.
Arabalı konserlerde bin 400 araç kapasiteli alana, 400-500 araçtan fazlası gelmiyor.

Yazının Devamını Oku

Müzisyenlere can suyu

“Müzik sektörü için neler yapılabilir?” diye düşüne düşüne saçlar ağardı ama bir ivme sonunda kazanıldı.


Biletli online konserler bu kez 27. İstanbul Caz Festivali kapsamında hayata geçiyor.
2-14 Eylül tarihlerinde yapılacak festival kapsamında açık hava mekanlarında, sınırlı kapasite ve mesafeli düzende yapılacak konserler aynı zamanda festivalin dijital platformundan da yayımlanacak.
Konserlerden 2 gün sonra yayına açılacak olan çekimler, 45 gün boyunca dünyanın her yerinden izlenebilecek. Biletler de yakında satışa çıkacak.
Festivalde tabii ki daha önce açıklanan yabancı isimler yok ama dolu dolu bir yerli programla amaç müzik insanlarının biraz da olsa rahat bir nefes almasını sağlamak.
Sayı kısıtlaması olmadan dijital bilet satışı olacak ve sanatçıların 5 aydır yapamadıkları işleri belki bir nebze olsun açılmış olacak.
Bitmedi, bu da

Yazının Devamını Oku

Müzik çok popüler ama para kazandırmıyor

Geçen hafta sosyal platformlarda müzik üzerine birçok gelişme konuşuldu. Online müzik dinleme platformu Spotify’ın cüzi dinleme ücreti ve CEO’sunun söylemleri, TikTok’un Amerika’da yasaklanması derken son olarak Facebook da müzik dinleme platformlarına benzer bir hizmet vereceğini gündeme getirdi.

TechCrunch sitesinin haberine göre “Facebook, müzik videolarını yayınlamak için Sony Music, Universal Music, Warner Music gibi devlerle telif sözleşmeleri imzaladı. Böylece müzik videoları Facebook sayfalarında görülüp reklam olarak değerlendirilebilecek. Paylaşımlardan Facebook, müzik yayıncılarına reklam gelirinden pay devredecek” dendi.

Bu haber şu noktada önemli:

Toplamda 3 milyar kullanıcısı olan global bir platformun (Facebook+Instagram) müzik dinleme ve dağıtımında liderlik konumuna gelip gelemeyeceği endişesinin bulunması. Bir yandan da bu platform, müzikle özdeşleşmediği için bunun müzisyenlere ve sanatçılara ne kadar katkı sağlayacağı merak konusu.
İyi tarafından bakarsak da paylaştığınız şarkı ve video boşa gitmeyecek, her paylaşımınızla sevdiğiniz müzisyene bir el de siz vermiş olacaksınız.
Öte yandan, Instagram da boş durmadı. TikTok’taki gibi videolar yapmanıza elveriş sağlayan Instagram Reels’ı denemeye sunmaya hazırlanıyor.

Yazının Devamını Oku

Karantinadan üretim çıktı

Kenan Doğulu’nun, karantina döneminde el verdiği ikinci kişi, vokalisti Duygu Soylu oldu. Soylu, “Kara Elmas” albümünü çıkardı. Sanatçının desteklediği ilk isimse Cem Pilevneli’ydi. Pilevneli, elektronik pop albümü “Petek Pansiyon”u çıkarmıştı.

Caz, funk, R&B ve pop müziğin bir araya geldiği Soylu’nun bu ilk albümünde, Doğulu’nun kendisine emanet ettiği hit olacak şarkılar da var.
Albümde sözleri Duygu Soylu’ya ait olan “Oldu Olacak” ve “Kara Kaşık”ın yanı sıra Doğulu imzasını taşıyan “Rüzgar Gibi Geçti”, “İncilerin Dökülür”, “O İş Bende”, “Dediydin”, “Can Kenarı” ve “Şımart Beni” şarkıları var. Albüm, bu eserlerle önümüzdeki 10 yıl dinlense sıkılınmayacak hale bürünmüş.

Soylu, aynı zamanda Tuğrul Eylül Cerrahoğlu, Ceylan Ertem, Kenan Doğulu ve Sadettin Dayıoğlu’nun sözlerini birlikte yazdığı ve müziğini Evrencan Gündüz’ün bestelediği “Senlensem Ya” gibi yeni nesil bir şarkıyı da seslendirmiş.

Ses kalitesi bakımından Soylu, vokal şov yaparken, canlı enstrüman çalımlarında Nedim Ruacan, Cenk Erdoğan, Muzaffer Nezihi Egelioğlu, Buğra Kılıçak, Gökay Semercioğlu gibi isimler şarkıları zenginleştirmiş. Ne tam pop, ne tam hafif müzik... Albümde her şey tam kararında. Üstelik eller havaya kalksın gibi bir çaba da yok.

Yazının Devamını Oku

Gelecek albümde mi

Dijital müzik dinleme platformlarında şarkı listelerinin dinlenme oyununda söz sahibi olduğu bir dönemdeyiz.


Kimi sanatçı konsept albümler yapmayı tercih ederken, kimileri de 4-5 şarkılık EP yayınlıyor.
Bir de neredeyse her hafta yayınlanan single’lar var.
Eskiden bu şarkıların dinleyiciyle buluşma zamanı cuma günleriyken şimdilerde haftanın neredeyse her günü yeni bir şarkı dijital müzik dinleme platformlarında yayınlanıyor.
Hem de bir yapım şirketine ihtiyaç duymadan sadece dijital dağıtımcılar aracılığıyla sunuluyor.
Ayrıca cuma günleri bu platformlarda irili ufaklı çok dinlenen şarkı listelerine girme savaşı veriliyor.
Kullanıcıların ya da platformların hazırladıkları olmak üzere her iki alanda da algoritmadan nasibini alıp listelere girmek adeta önemli bir mücadele.

Yazının Devamını Oku

Müzik sektörü üvey evlat mı

Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği (MÜYAP), geçtiğimiz aylarda hem sektörden haber veren hem de hukuk, teknoloji ve analiz bilgilerini barındıran web sitesi “Müzik Analiz”i hayata geçirdi.

Müzik sektörü için geniş bir bilgi kaynağı olmayı hedefleyen sitede bu hafta Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR) yönetim kurulu başkanı Burhan Şeşen röportajı yayınlandı.
Konuyu takip edenler bilir, MÜYORBİR ikinci dönem telif ödemelerini dağıtmak için “çaba sarf ettiklerini” söyledi; zaten cüzi telif ücretleri alan yorumcular yatmayan telif ücretleri için isyan bayrağını sosyal medya mecraları üzerinden çekmişti.
Meslek birliği bu konuyu “Oteller, restoranlar, kafeler başta olmak üzere birçok yer mart ayından beri uzun süre kapalı kalmış hâlâ normal düzenine geçememiştir. Bu şartlarda birçoğu telif ödemelerini yapamayacaklarını meslek birliğimize bildirmişlerdir” açıklamasıyla izah etti.
Bildiride ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı ile belediye başkanlarıyla da bir araya gelindiği iletildi, telif ücretleri tahsil edilir edilmez ikinci dönem ödemelerinin yapılacağı söylendi.
Yönetim kurulu başkanı Burhan Şeşen bu konuya röportajında bir kere daha açıklık getirdi ve pandemi sürecinde kendi deyimiyle “üvey evlat görülen müzik sektörü”nün nasıl etkilendiğini şu sözlerle anlattı: “Sektör etkilendi sözcüğü biraz hafif kalır. Müzik sektörü resmen dibe vurdu. Özellikle sektörün canlı müziğe dayanan ve de oldukça önemli bir ekonomi ve istihdam yaratan tarafı resmen çöktü. Telif tarafında ise otel, kafe, bar, lokanta, performans salonlarının kapalı olması nedeniyle bizdeki önemli gelir kalemleri arasında olan umumi mahal gelirlerinden tamamen mahrum kaldı tüm müzik meslek birlikleri. Dolayısıyla bu birliklere üye olan binlerce kişi... Özellikle yorumcu sanatçılar çok zor bir dönemden geçiyor. Süreç gösterdi ki müzik sektörü çok örgütsüz.
Müzisyenler neredeyse birer hayalet gibi. Sigortaları, sosyal güvenceleri yok, emekli olmaları ise neredeyse bir hayal.”
Örgütlenenlerin sıkıntısı, örgütlenemeyen on binlerce müzisyen, yorumcu ve sektör bileşeninin halini de ortaya koyuyor.

Yazının Devamını Oku

Pantene Altın Kelebek’te bir ilk: En iyi rap’çi ödülü

46. Pantene Altın Kelebek Ödülleri için geçtiğimiz iki hafta boyunca yollara düştük ve ödülleri bizzat kendimiz adreslere teslim ettik. Maske, dezenfektan ve sosyal mesafe gibi kurallara özenle dikkat ettik. O sevinç anlarının çekimleri oldukça farklı bir deneyimdi.

Bu yıl törende müzik alanında sevindirici bir gelişme yaşandı. Son iki yıldır müzik sektörünün artık lokamatiflerinden biri olan rap müzik, ayrı bir kategori olarak ödül töreninde yer buldu. 2018-2019 yıllarında çıkan çalışmalar bu kategoride oylamaya açıldı.
En iyi rap’çinin ilk kez ödüllendirildiği törende kazanan Ceza oldu.
Ceza, “En çok ben hakettim” dedi ve ekledi: “Bu ödül, çocukluğumdan beri var olması için mücadele ettiğim rap müzik için de yeni bir başlangıç olacak.”
Ödüllerde yüzde 70 halk oylaması esas alındı, bu yüzden de çeşitli yorumlar yapıldı ve sosyal medyada tartışmalar çıktı. Kimileri sonucu beğenir, kimileriyse beğenmez...
Ama Ceza hakkında hiçbir yerde “en iyisi değildir” diyen tek bir cümle bile görmedim. Sezar’ın hakkını Sezar’a verildi. Bu yaşanan durum yıllardır hak ettiği ödülü almasının öneminin de kanıtı gibiydi...
EDM radara girdi
Geçtiğimiz yıl da en iyi DJ kategorisinde ilk kez ödül verilmiş ve kazanan Mahmut Orhan olmuştu. Bu yılsa farklı bir isme ödül gitti. Geleneksel Türk müziğiyle elektronik dans müziğini (EDM) harmanlayıp sample’lar hazırlayan Hey! Douglas bu yıl ödülün sahibi oldu.

Yazının Devamını Oku

Arabalı konser, YKS, Hediyeler ve diğer güzel şeyler...

Bu haftaki yazının yolculuğu geçen cuma başladı. Kenan Doğulu’nun İstanbul’daki ilk arabalı konserini gerçekleştirdiği ana tanıklık etmesem olmazdı. Bu konser “yeni normal” olarak adlandırılan dönemin ilk etkinliği olması açısından da önemliydi.

Ayda 3-4 konser izleyen biri olarak, canlı canlı konser izlemeyi ve aynı müziği dinleyen insanlarla birlikte olmaya hasret kalmıştım.
Yeni çıkan genelgeyle konserde araba önüne kadar çıkabildiğimiz, maskesiz birbirimize yaklaşamadığımız ama hep bir ağızdan şarkılar söylediğimiz, kornaya bastığımız ve selektör yaktığımız bir Kenan Doğulu konseriydi. Bu durum garipti ama çok da güzeldi. Sahne anlamında her şeyin yerli yerinde olması ise neşeme neşe kattı.
Hem de ertesi gün “YKS” yani üniversite sınavının ilk etabı olan “TYT”ye gireceğimi bile bile...
Bu konserin başarısı öncesi Sertab Erener, Mabel Matiz ve Büyük Ev Ablukada da Yenikapı’da bulunan İstanbul Açıkhava Gösteri Merkezi’nde yapacakları konser tarihlerini açıkladı. Yani artık gidebileceğimiz etkinlikler birbiri ardına eklenecek.
YKS ve Mabel
Ertesi sabah lise yıllarıma döndüm ve üniversite sınavının yolunu tuttum. 3 saat süren sınavdaki Türkçe sorularının birinde Mabel Matiz’le karşılaştım.
17 yıl sonra tekrar girdiğim bu sınavda Matiz’in “Maya” albümünün kritiğinin metni verilmiş ve hakkında iki soru sorulmuştu. Hem “bildiğim yerden çıktı” diye kıkırdadım, hem de “benim yazımı niye koymadılar” diye içerledim.

Yazının Devamını Oku

Güney Kore’den Türkiye’ye biletli online konser

Konserler, salgın sürecinde yeni yöntemlerle izleyicisiyle buluşmaya devam ediyor. K-Pop denince akla gelen ilk isimlerden olan BTS, 14 Haziran’da kendi deyimleriyle “yeni bir çağ açarak” bilet kestikleri “BANG BANG CON The Live” etkinliğini düzenledi. 107 ülkeden 756 bin 600 bilet kesilen etkinlik tabii ki onları haklı çıkardı ve değişimi verilerle kanıtladılar.


Erken dönemde 26 dolar, ardındansa 35 dolar olan bilet fiyatıyla 20 milyon dolar kazanç sağlayan bu konser, şu ana kadar en çok bilet kesilen online konser olma özelliğini taşıyor.
Güney Koreli grup, Amerika merkezli canlı yayın şirketi Kiswe Mobile’le yaptığı ortak yayın sayesinde sorunsuz bir konser geçirdi.
100 dakika uzunluğundaki bu konserde izleyenlere de 6 ayrı ekrandan diledikleri açıdan konseri izleme imkânı sunuldu.
Özetle dinleyiciler seçtikleri koltuktan konser izliyormuş gibi bir havaya da girdi.
Grup üyeleri de seyircinin yüzünü görerek şarkı söyleme hissini özlediklerini dile getirdi getirmesine ama bu konserin dünya çapında bir başarıya imza attığını yadsımadılar.
O esnada Türkiye’de…

Yazının Devamını Oku

Balonla sosyal mesafe

Sağlık Bakanlığı’nın geçtiğimiz hafta yayınladığı pandemi dönemi yeni rehberinde açık hava konserleriyle ilgili de kurallar yer alıyordu.

Sayılan kurallar arasında bir metre sosyal mesafe bırakılması, birer koltuk boşluğun yer alması, konser mekanlarında olabildiğince fazla giriş ve çıkış kapısı olması, online bilet uygulaması bulunuyordu.
Özellikle de açık hava konserlerine ayakta seyirci alınmayacak oluşu da sosyal mesafenin korunması adına alınmış bir karardı. Hatta sırasıyla bu yaz yapılması beklenen birkaç festival de ileri tarihe ertelendi, bu haberin ardından.
Aynı gün Amerika’da Stephen Colbert’ın “A Late Show” isimli programında The Flaming Lips grubu en sevilen şarkılarından “Race For the Prize”ı plastik balonlar içinde seslendiriyordu.
Diyeceksiniz ki, “Grubun sahne şovunda da kullandığı bu plastik balonlar bizi neden ilgilendiriyor!”
Grup bu kez oyunun kuralını değiştirerek, sosyal mesafeyi sağlamak amacıyla izleyicilerini de plastik balonların içine koymuştu.
Zorunlu olarak sosyal mesafeye uyan seyircilere sahnede grup elamanları katıldı. Sadece solist Wayne Coyne değil tüm ekip de aynı plastik balonlar içinde maske ve eldivenlerini takarak müziğini yaptı. Hatırlayanlar olacaktır, Coyne bir balon içinde evlenmeyi seçmişti.
Grubun sahne performansına eşlik eden plastik balonlar, bu kez sağlık nedeniyle kullanılmış oldu.

Yazının Devamını Oku

John Legend’ın evindeyiz

Karantina sürecinde ikili ilişkilerimizi, iş toplantılarımızı hep görüntülü konuşma uygulamalarıyla gerçekleştirdik.


Canlı yayınlarda konserler izledik, özel Zoom partilerine dahil olduk hatta Zoom’da basın toplantılarına bile katıldık. Bu sayede mesela yurtdışında ve sadece 2 saat sürecek bir iş toplantısı için uçağa binip kilometrelerce yol gidip zaman kaybetmek geride kaldı.
Oscar, Grammy gibi dünyanın en prestijli müzik ödüllerinin sahibi John Legend, 19 Haziran’da “Bigger Love” albümünü yayınlayacak.
Legend’ın albümünü birçok ülkenin gazetecisinin katıldığı özel bir basın toplantısında önceden dinleme şansımız oldu. Tek fark, tüm o basın toplantılarındaki gibi bir ofis ya da toplantı salonunda değil de sanatçının evinde olmamızdı.
Legend, evinin bir odasından Zoom ile bağlandı, ben ve dünyanın farklı yerlerinden birçok gazetecinin evine konuk oldu. Aynı odadaymışız gibi bir samimiyetle sorularımızı yanıtladı ve her yeni şarkısını bize dinletirken, playback yaparak eşlik etti.
Bu buluşmaya dair bir fotoğrafı da sizinle paylaşmak isterdim ama sanatçının plak şirketinin sıkı kuralları nedeniyle o meşhur “kutu kutu insan görüntülerini” gösteremiyorum.
Legend’ın evinden dinlediğimiz bu yeni albüm, 16 şarkıdan oluşuyor ve dinleyicisine R&B, pop hatta Latin gibi türler arası bir harman sunuyor.

Yazının Devamını Oku

Karantina biter işler değişir

Dünyanın en büyük müzik paylaşım etkinliklerinden biri olan ve 1967 yılından bu yana Cannes’da düzenlenen MIDEM, ilk defa Covid-19 pandemisi nedeniyle dijital ortama taşındı.

Bu vesileyle panel ve konserlere ücretsiz katılım sağlandı; etkinlik yarın son buluyor.
Etkinliğin ilk günündeki ilk panel “Covid-19 salgınının müzik sektörüne etkileri” oldu. Müzik sektörünü yakından tanıyan Ana Rodriguez, Charlie Phillips, Florian Drücke, Greg Marshall ve Helen Smith’in yer aldığı oturumu Paul Brindley yönetti.
Sosyal medyadaki canlı yayınların etrafımızı sardığı şu günlerde Musically CEO’su Paul Brindley “Canlı yayınları da konuşalım” diyerek konuyu başlattı. Alman Müzik Endüstrisi Birliği Başkanı Florian Drücke şu açıklamada bulundu:
“Canlı yayınlardaki artış, sanatçı ve dinleyicinin içinde bulunduğu duygusal durumdan ortaya çıktı. Ama unutulmamalılar ki bu sadece karantina döneminde evlerinde olan kişilerin, evlerinde olan diğer kişilere destek mekanizmasıydı. Karantinadan çıktığımızda bu imkan yine kullanılacak ancak bu duygusallık ile yapılabileceğini sanmıyorum.”
Yani, anlık hislerle yapılan bu ücretsiz sanat paylaşımı normalleşme sürecinde yeni bir formata bürünecek.
Elektronik müzik birliği AFEM’in Genel Müdürü Greg Marshall ise “İnternette canlı yayınlar yapmayı müzik videolarında kullanan telif haklarıyla değerlendirmemek gerek. İzlediğiniz her şey size bedava gibi geliyor. Ama hiçbiri bedava değil. Ya bir sponsoru ya içerik sağlayıcısı ya da marka desteği var. Canlı yayın tabanlı konser vermek yeni bir tür. Bunun için bile müzik paylaşımının ücretlendirme tarifesinin değişmesi gerekiyor” dedi.
Konuşmada dünyanın çeşitli yerlerindeki müzik sektörlerinin faaliyetleri de masaya yatırıldı. Genel kanı, bu dönem içerisinde herkes evdeyken müzik sektöründeki önemli figürlerin önemli menajerler, mekan sahipleri, telif hakkı düzenlemeleri yapanların neler yapabileceğini derinlemesine düşündüğüydü.

Yazının Devamını Oku