Paylaş
İstanbul’un coğrafyadaki savaş tehdidinden uzak oluşu, kültür-sanat etkinliklerine de doğrudan yansımaya başladı.
Bu yıl İstanbul konser takvimi bir savaş alanı gibi.
Ama öyle bir alan ki, dışarıdaki gerçek savaşın ve ekonomik krizin tam ortasında yükselen dev bir vaha.
Rusya ve Ukrayna arasındaki durum, coğrafyanın o malum gerginliği normalde yabancı turisti “Güvenli liman neresi” sorusuna iter.
2026 konser takviminden geniş bir “turist profili” doğdu:
Kendi ülkelerinde dünya yıldızlarını izleyemeyen ya da Avrupa turnesine vize engeline takılan dev bir kitle, rotayı İstanbul’a kırdı.
Organizasyonlardaki bilet yükünü bir nebze de olsun omuzladılar.
İstanbul artık sadece bizim için değil, bu coğrafyada nefes almak isteyen herkes için bir buluşma noktası.
Olası savaş tehdidi bir yandan sınırları daraltırken, müziğin yarattığı o görünmez koridor genişliyor.
Peki ya yerli konsere giden müzik dinleyicisi?
Bilet fiyatlarının bu kadar katlandığı bu dönemde “biletler tükendi” demek ne anlatıyor?
Konuya sosyolojik olarak yaklaş-tığımızda pandemi sonrası başlayan o “bir daha izleyemezsek” korkusu, yerini “param varken ve grup buradayken kaçırmayayım” inadına bıraktı.
Bir de o konserde bulunmak, sadece müziği duymak değil; o deneyimin, o kalabalığın bir parçası olduğunu dijital dünyaya kanıtlamak demek.
Epifoni’nin 10. yıl konserlerinde gördüğümüz bu yoğun ilgi, organizatörler için hem bir zafer hem de bir risk. Çünkü bu kadar büyük prodüksiyonları bu coğrafyaya getirmek artık bir ‘kumar’ gibi.
Lojistik maliyetler uçmuş, döviz kuru yerinde durmuyor ama seyirci tüm bu olumsuzluklara rağmen sahnenin önünde saf tutuyor.
Günün sonunda şu tablo kalıyor elimizde: Dünya ne kadar karışırsa karışsın, İstanbul’un sahnesi “şov devam etmeli” mottosuna hiç bu kadar sıkı sarılmamıştı.
Bu kalabalıklar sadece bir müzik grubunu izlemeye gelmiyor; aslında hepsi o kalabalığın içinde kaybolup dünyanın gürültüsünü bir süreliğine susturmaya geliyor.
Dikkat çekenler
* Şenceylik’in yeni teklisi “Meşaleler” yayınlandı. Söz ve müziği kendisine ait olan şarkının düzenlemesi Cenk Erdoğan’a emanet edilmiş. Umut dolu bu parça. Yeşilçam’ın naifliğini hatırlatıyor.
* Adamlar, “Kahırlı Merdiven” albümündeki “Mezara Kadar” isimli şarkısı Funktakl versiyonunu yayınladı. Kerem Çakıroğlu ve Gökhan Doğum’dan oluşan Funktakl, şarkıya drum n’bass ve etnik sample’larıyla yeni bir vücut kazandırmışlar.
* Cheap Genes, yeni şarkıları “Geri Dönmez”i paylaştı. Ekip neşeli müzikleri ve depresif sözleriyle kalp kazanıyor.
* Güneş, yeni EP’si “Ekşimtrak”ı yayınlandı. Dört şarkılık EP’nin tamamının söz ve bestesi kendisine ait. Kulak kabartmaya fazlasıyla değer.
* Güneş Özgeç, yeni teklisi “Üzdü”yü yayınladı. Şarkı bahara hasret kaldığımız şu günlerde ilaç gibi.
* Şenay Lambaoğlu, sözü ve müziği kendine ait olan “Boşuna Değil”le döndü. Bossa Nova parçanın hissiyatı bir başka olmuş. Üzülecek gibi oluyorsunuz ama hemen topluyorsunuz.
* Mode XL, yıllar sonra yeni albümleri “Esenboğa” ile dinleyiciyle buluştu. Hiphop kültürünün ünlü ikilisi 11 yıl aradan sonra şaşırtmıyor, yine müziğe ve lirik kalitesine kendilerini vermişler. 14 şarkıda geniş bir hikâye sunuyorlar. Kulak kabartmak lazım.
* Ersay Üner, yeni albümü “Ruh Hassası”nda heybesini dökmüş. Sanatçı, merakla beklenen çalışmasında 11’i yeni toplam 13 şarkıya yer vermiş. Derya Uluğ, Sezen Aksu ve Hüsnü Şenlendirici’yi de duyabileceğiniz çalışma, Türk popunun ihtiyacı olan “o albüm” gibi.
* Gazeteci ve editör Suat Kavukluoğlu, ilk romanı “Son Güzel İstanbul” için yazdığı şarkıları yapay zekâ desteğiyle dinleyiciyle buluşturdu. Kavukluoğlu, sözlerini yazdığı şarkıları Türk asıllı Amerikalı müzisyen Fuad ile tamamlamış. Enteresan iş olmuş.
NE DİNLEDİM?
∆ Heroine- Bu Şehirde
∆ Sita- İstanbul ve Sen
∆ Işıl Ayman- Seviyorum Ulan
∆ Mahmut Orhan, People Like Us- Dance Floor DNA
∆ Azizcan Sezen- Leş
Paylaş