Hangisini tercih edersiniz? Destek çıkmak mı tehdit olarak görmek mi?

Seneler var büyük sanatçıların yeni bir ismi desteklediğini görmedim. Popüler müzikte bu destek az da olsa var, hatta yeni çıkan isimler kendi aralarında destek halkası oluşturmuş durumda.

Haberin Devamı


Ama söz konusu rock olduğunda, ‘üçüncü yeni’ denilen alternatif rock’çılara yardım neredeyse sıfır!
Nicedir bir grubun/sanatçının, turnesinde alt grup ya da bilinen adıyla açılış grubu seçtiğine şahit olmadım. Halbuki dünyada böyledir.
Ortamı senden önce ısıtan, senin müziğine yakın bir isim ya da grup sahneye çıkar.
Bu olmayınca, birbirinin sahnesine çıkan, düet yapıp fair play’in altını çizen isimler, sadece göstermelik birer iyi niyet örneği gibi kalıyor.
Yeni isimleri, özellikle de garip isimli grupları aşağılamak, onları küçümsemek, onları tehdit olarak görmek çok yanlış.
Bir de ciddiye almayıp yok saymaları var...
Hele ki sırtını mekanın duvarına dayayıp “hımm” diyerek onları dinleyen, çoğu zaman tebrik bile etmeden ortadan kaybolan bazı tipler... İyi de kardeşim üçüncü yeni denilen bu grup ve şarkıcılar, canlı müzik piyasasını domine eden isimlerin başını çekiyor...
Üstlerin altlara, büyüklerin küçüklere zerre yardımı olmaması açıkçası beni üzüyor.
Üçüncü yeniler, kendi seslerini sosyal medya aracılığıyla rahatlıkla duyuruyor, evde yaptıkları müzikleri kendi yöntemleriyle dinleyiciye ulaştırıyor, olur da büyük şirketlerle anlaşma yaparlarsa daha hızlı kendilerini tanıtıyor.
Yanlış yapmaktan ve müzikte sadelikten korkmuyorlar.
Makyajlı şarkılara, şatafatlı sahnelere ve bir şarkıyı sahnede çalmak için binlerce saat stüdyoda çalışmalarına gerek yok. “Biz buyuz, bu kadarız” diyorlar.
Karşılarında ise mükemmeliyetçi ‘büyük’ sanatçılar, onların büyük sahneleri, göstermelik güzellemeler ve ortaklıklar...
Bir de işin üretim kısmı var.
Üçüncü yeniler giriyor stüdyoya ya da eve, birden şarkı yazımı, üretim süreci başlıyor.
Ayrıca sürekli bir yenilik ve kendinden daha az tanınan arkadaşları aynı seviyeye çıkarma derdindeler.
Tembel değiller. Birçok büyük gruba bakın, son 10 yılda tek bir hit’leri yok.
Yenilerde görülen samimiyet ve çalışkanlık, abi ve ablalarında bulunmuyor.
Ama yine de onlardan gereken saygıyı görmüyorlar.
Diyeceksiniz ki önümüzdeki 10 yılda ne olacak?
Ya sevmedikleri örnekler gibi olacaklar ya da başka bir yöne gitmeyi tercih edecekler. Bir üst ligde gibi görülen abileri/ablaları gibi olmayı, o hayatı yaşamayı mı, yoksa sevdikleri ve destekledikleri şeylerin altına imza atıp seslerini gürleştirmeyi mi seçecekler, hep birlikte göreceğiz.
Onlara tavsiyem şu:
Kınadığınız duruma düşmeyin.
Bu arada beğendikleri isimlere destek vermeyen büyüklerin müziğe bakışını, saygısını sorgulamak gerek.
Yenilere bir omuz vermek, beğendiği şarkılarını bir kez paylaşmak, stüdyoda konuk etmek bu kadar da zor olmamalı.
Sonuçta kimin ne zorluklar çekerek ne noktalara geldiğini hepimiz biliyoruz.

Haberin Devamı

Ana akımı besleyen müzik

Haberin Devamı

Deniz Tekin’i Twitter’da takip etmeyi çok seviyorum, genelde sabaha karşı fikir patlaması yaşıyor.
Geçen hafta şöyle yazdı:
“Kadıköy sound, uzun isimli gruplar, çay edebiyatı olarak adlandırdığın(m) alt kültür ana akım müziğe ‘alternatif’ olmakla kalmaz, kendi yeni ve güncel müzik endüstrisi anlayışıyla ana akım müziği besler ve ona dahil olur. Ana akım, alternatifi halihazırda ciddiye alıyor.”
Hakkı var, büyük şirketler pop kadar alternatife de (özellikle Youtube kanallarında, dijital dinleme platformlarında) ağırlık verdi. Bu ilgiyi hafife almamak gerek.

Kim bu Lin Pesto?

Lin Pesto diye biri ya da birileri çıktı ortaya. Türk fantezi ve pop müziğinin en kült eserlerini kendine göre yorumlamaya başladı.
İzel’in “Bebek”, Seda Sayan’ın “Ah Geceler” ve “Ama Yalanım Yok”, Ebru Gündeş’in “Ceza mı Bu” şarkıları Lin Pesto’nun Youtube kanalında mevcut.
Sonuç tam bir başyapıt.
Hangi şarkılar olduklarını en başta kestiremediğiniz cover’lar, bu aralar sosyal medyada karşılık buluyor.
Herkes “Lin Pesto kim ya da kimler” diye soruyor.
Hesabından paylaştığı şarkılar elden ele dolaşadursun, Lin Pesto’nun kimliği böyle giderse Banksy kadar merak edilmeye başlanacak.

Haberin Devamı

Hikaye anlatıcılığı devri

Bugün biraz Kaan Boşnak güzelleyeceğim. Nedeni ise grubu Yüzyüzeyken Konuşuruz’un son single’ı “Sandal”.
İlk dinlediğimden beri garip bir sükunet ve kabulleniş hissi uyandırdı bende, yalan yok.
Boşnak uzun zamandır kendi şarkılarını hem grubuyla hem de solo seslendiriyor.
Açıkçası “Ne Farkeder”, “Sandal”, “Ölmemişiz”, “Ateş Edecek misin?” şarkılarını bir haftadır durmaksızın dinlememin tek nedeni Boşnak, Engin Sevik, Can Tunaboylu ve Can Kalyoncu’nun içten çalışmasıdır.
Görünen o ki Kaan Boşnak sözlerinin önemi önümüzdeki dönemlerde daha da iyi anlaşılacak.
Dinleyiciyle diyaloğa giriyormuşçasına samimi...
Dinlemediyseniz çok şey kaçırıyorsunuz.

Ne dinledim

Haberin Devamı

- Yüzyüzeyken Konuşuruz - Ne Farkeder
- Jay-Jay Johanson -
Bury the Hatchet
- Ben Alessi - Prssr
- Oscar and the Wolf - Runaway
- Hurts - Ready to Go

Yazarın Tüm Yazıları