GeriSinem Vural Elini taşın altına koymak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Elini taşın altına koymak

Geçten hafta 27. İstanbul Caz Festivali kapsamında 2 ayrı günde 2 ayrı konser izleme şansına sahip oldum. Gittiğim konserlerden ilkinde Yasak Helva, Pitohui ve Ayyuka, ikinci gecesindeyse Guguou, Tuğçe Şenoğul ve Islandman sahnedeydi.

Feriye’ye kurulan açık hava sahneleri yarı kapasiteyle izleyici aldı. Maskeler yüzümüzde, oturduğumuz yerden kalkmadan, sosyal mesafeye uyarak... Normal konserden tek farkı hijyen konusunda aşırı hassas olmamızdı.
Sanatçılar açısından değişen tek şey sahne önüne yığılmayan ve sakin kalabalığın karşılarında olmasıydı. Aslında o konserlerdeki anlar çok değerliymiş çünkü birçok müzikseverin bu yılki son açık hava konseriymiş...
İstanbul Valiliği’nce alınan kararla mart ayının başındaki bazı yönetmeliklere geri dönüldü. Pandemi nedeniyle alınan ilk önlemler yine “eğlence” sektörünü kapsamıştı.
Ben bu yazıyı kaleme alırken ise Kültür Bakanlığı’nca yayınlanan yeni kararla tiyatro ve opera temsilleri bu kapsam dışına çıkarılarak açık ya da kapalı alan fark etmeksizin yapılmaya devam edileceği bilgisi geldi.
Ancak ne hüzünlüdür ki müzik etkinlikleri hâlâ kapsam dışı kaldı.
Çok değil, yakın zamanda olacaklar sanki öngörülmüştü.
Müzik sektöründekiler sıkıntılı bir döneme gireceklerini düşünerek gerekli adımları atmak için organize olmaya çalışmıştı. İrili ufaklı toplaşmalar oldu ama egolara yenik düşüldü.
Ortak paydada buluşulamadı, tek platformdan yekpare bir ses çıkmadı. Sesler bölük pörçük olunca, tüm o bireysel çığlıklar da karanlığa gömüldü.
En kötüsü çalışmasa da sorun yaşamayacağını düşüneceğiniz, tuzu kuru olarak gördüğümüz ‘büyük’ isimler cephesinde yaşandı. Sahne ekipleri açken tok yattılar, kimi zaman seslerini de çıkarmadan! Hatta fısıltıları duyulur kaygısıyla...
Kimilerinin sesi ise her zamankinden yüksekti, onları ise tenzih ediyorum.
Tiyatrocular, operacılar, turizmciler seslerini çıkarabilirken müzik sektörünün teknisyeninden rodisine, bağımsız sanatçısından en popülerine binlerce kişinin sesi yine kalabalıkta kayboldu hatta bazen kakofoniye dönüşüp anlaşılamadı.
Tabii ki sağlık her şeyden önemli. Tabii ki müzik ya da sanıldığı üzere eğlence sektörü çalışmasa da olurdu, gerekli destekleri alabilselerdi eğer... Tabii ki İstanbul dışında birçok ilde konserler de devam ediyor.
Ama tek şarkılarıyla milyonlarca dinlendiğini söyleyen onca isim ne zaman elini taşın altına koyup ses çıkarmak ister ben de sektör bileşenleri gibi meraktayım...

Evde dört müzisyen

Müzik sektöründe bazı klanlar var, çok üretken ve birbirlerine el vererek devam eden.
Birkan Nasuhoğlu, Nova Norda, Canozan ve Sedef Sebüktekin en güzel örneklerden. Normal hayatta da dost olan bu ekip, ortak bir albüm hazırlamak için 21 günlüğüne eve kapandı. Adı “Şarkıların Ev Hali” olacak. 8 şarkılık albüm için dördü bir evde yaşayıp müzik yapıyor ve süreci sosyal medya hesaplarından paylaşıyor. Bu çalışma bir de belgesel haline gelecek. Bakalım sonuç, ne olacak...

Her “alternatif” mevcut
Mert Demir’in ilk EP’si “Kimim Lan Ben? Part 1” bu cuma dinleyicisiyle buluşuyor. 7 şarkılık EP’de pop’tan alternatife geniş bir tür skalası mevcut. “Benim Suçum Günahım Ne?”, “Göm Beni Çukura” ve “Yaşarken Ölmek” şarkılarında Demir, R&B vokaliyle yıldızlaşıyor.

Farklı yorum

Anıl Aydın, yeni single’ı “Steal”ı yayınladı. Yakın zamanda albümünü de beklediğimiz Aydın, yine farklı yorumuyla dikkat çekiyor. Şarkının düzenlemesi Yasemin Özler imzalı. “Steal” sanatçının diğer işlerinden ayrı bir yerde konumlanmayı başarıyor.

Özel bir veda
Önceleri Blue Jean dergisiyle hayatımıza katılan “Headbang”, kitap-dergi formatındaki 6. sayısıyla 13 yıllık serüvenine veda ediyor. Derginin kurucusu ve genel yayın yönetmeni Çağlan Tekil’in aramızdan ayrılmasının ardından özel bir veda sayısıyla “Headbang” yayın hayatını tamamlayacak. Tekil’in 90’lardan bu yana metal ve rock camiası için yaptıklarını dostları, müzisyenler anlatıyor. Derginin 101. ve son sayısı olan veda çalışması bir anlamda Tekil’e de saygı duruşu.

R&B’ye yeni isim

R&B, Türkçe pop’a iyice yedirilmeye başlandı. Bunun son örneği de Mela Bedel. “Alayı Yalan” isimli bir single çıkaran genç şarkıcı, kendi şarkısını kendi yazanlardan. Ben bu nağmeli vokal tekniğinin pek hastası değilim ama besteyi beğendim.

Indie’nin
hakkını vermek

Eve Dönüş Yok, yeni albümü “Mikro İktidar Alanları”nı geçtiğimiz hafta yayınladı.
Batuhan Özmen, Enis Duman ve İpek Ektaş’tan oluşan grup, 10 şarkılık albümde indie türünün hakkını veriyor. Albümde “Sevince Kolay”, “Şeytan” ve “Yağmur Ormanı” öne çıkan şarkılar...

Ne dinledim

Sena Şener-Affetmem
İdil Meşe-Kendini Sev
Mert Demir-Benim Suçum Günahım Ne?
Black Sea Storm-Kesilme Topraktan
Eve Dönüş Yok-Sevince Kolay
Umut Çetin-Verirdim Kalbimi Sana
Vedat Sakman-Anlıyor Olmak Sizi
BaBa Zula-Çöl Aslanları
Second-Boyver Dimokyan Usta
Kirli-Benim Kafamda
Gaye Su Akyol-Gamzedeyim Deva Bulmam
Mela Bedal-Alayı Yalan
Hedonutopia-Bırak Gideyim
Alaca-420
Aydilge-Bir Kedim Var
Yiğit Seferoğlu-Zindan
Duham Demirci-Düşler ve Düşüşler
Dahakara-Fix This
In Hoodies, Akkor-Cut The Crap Remix
Anrıl Aydın-Steal
Zeynep İrem Bayraklı-Your Girl
Ali Bakgör-My Mind
Burak Serter-Highlander

X

Bu gözler bu kulaklar onu çok arayacak

Bu yazıyı yazmalı mıyım” diye çok düşündüm. Sonuçta benden öte nice müzik insanı vardı onu tanıyan.

Sanatçısından gazetecisine, yerlisinden yabancısına... Sanki bana düşmüyordu onu anlatmak...
Ama dilim döndüğünce hiç tanımamış birilerine Hasan Saltık’ı anlatmak istedim. Çünkü elimden tek gelen bu.
Genç bir müzik gazetecisinin tanışmak, yanında durup öğrenmek isteyeceği biriydi Hasan Saltık.
30 yıl önce Kalan Müzik’i nasıl kurduğunu aratıp her yerden okuyabilirsiniz ama deneyimlerini bir tek ondan dinleyebilirdiniz. Grup Yorum’la yola nasıl başladıklarını, Erkan Oğur’la neler yaşadıklarını, yeni hangi türküleri müzik külliyatına kazandırdığını ya da depolarda bulduğu analog bant kayıtları plağa basma heyecanını.
Çok konuşkan olmasına rağmen özelini hiç bilmezdiniz.Sürekli bir yerlerde, bir iş peşinde olurdu.
İMÇ’den çıkartmamıştı şirketini, orada bir geleneğin de bayrağı elindeydi. Biraz tarih, biraz anılar, müziğe adanmış bir binada bu toprağın müziklerini yaymaya devam ediyordu.
Bilgisini aktarması için gözünün içine bakmak, soru sormak büyük zevkti. Lakabını duymuşsunuzdur, “Türkiye’nin müzik antropoloğu”.

Yazının Devamını Oku

GEL 2022

2021’i kaçırdık belli ki ama 2022 turneleri açıklanmaya başladı.


Covid-19 aşısına kavuşunca kalabalık planlar, 2022’nin ‘garanti’ görünmesiyle gelecek yıla kaydırıldı.
Zaten en başından beri 2022 baharından önce bir turne/festival tarihi vermek kehanet gibiydi. Yine de bir umutla bekledik açılma kararını.
Test amaçlı yapılan global ödül geceleri ve etkinliklerini görünce zaten bir anda normalleşmeye gitmenin tatlı bir rüya olduğunu anladık.
Negatif testini götüren, maskesini takan, havalandırılan bir mekanda bulunan binlerin katıldığı etkinliklerde, bir elin parmağını geçmeyen vaka sayıları da resmen içimize su serpti.
İspanya’da düzenlenen Primavera Sound Festival’in kadrosu açıklanınca anladık ki dolu dolu bir 2022 bizleri bekliyor.
Kozasından çıkan kelebek misali tüm sanatçılar turnelerini açıkladı. Tüm festivaller güçlü line up’lar sunuyor ve “Bakın küllerimizden doğacağız” mesajı veriyor.

Yazının Devamını Oku

Erol Alkan Duran Duran’la

İngiltere’de faaliyetlerine devam eden DJ Erol Alkan, bu kez Duran Duran albümünün arkasındaki isimlerden biri olarak karşımıza çıktı.

Daha önce Klaxons, Ride, Mystery Jets, Franz Ferdinand gibi isimlerle çalışan Erol Alkan, bu kez ekim ayında yayınlanacak Duran Duran’ın yeni albümü “Future Past”in prodüktörlerden biri oldu.
Albümde Mark Ronson, Giorgio Moroder ile prodüktör koltuğuna oturan Alkan’ın yanı sıra Lykke Li, Mike Garson ve Blur’dan Graham Coxon gibi isimleri de şarkılarda göreceğiz.
Kıbrıs asıllı Londra doğumlu elektronik müziğin önemli isimlerinden biri olan Alkan, güzel haberi sosyal medya hesabından grupla olan stüdyo fotoğrafıyla duyurdu. Grubun son albümünün ilk single’ı “Invisible” da bir Erol Alkan prodüksiyonu. Grup, şarkıyı ilk kez Billboard Müzik Ödülleri sahnesinde çaldı.
Neredeyse 2 buçuk yıldır üzerine çalışılan albümün ilk şarkısı geçtiğimiz cuma yayınlanmadan önce haber dalga dalga yayıldı. Grubun, 40. yılında yayınlanacak bu yeni albümde ünlü isimlerin yanında bir Türk ismi görmek... Böyle haberlere gururlanmayalım da ne yapalım şimdi.

Koltuktan dans pistine Zeynep Bastık

Zeynep Bastık’tan albüm bekleyenler, nasibini geçen cuma aldı. “Zeynodisco” adını taşıyan ilk albümü, disko temasını hissettiren 7 pop şarkısını barındırıyor.Zeynep Bastık’tan albüm bekleyenler, nasibini geçen cuma aldı. “Zeynodisco” adını taşıyan ilk albümü, disko temasını hissettiren 7 pop şarkısını barındırıyor.Bize, üçlü koltuktan akustik şarkılarla seslenen, o cicili bicili şarkıcı, oldu mu size Kylie Minogue ve Dua Lipa arasında biri...Kendi tabiriyle 7 şarkıda, 7 ayrı kadın hissiyatı olsa da Zeynep Bastık ve Serhat Şensesli’nin elinin değdiği şarkılarda aslında tek bir kadının ruh durumuna şahit oluyoruz. Kimi zaman umutsuz, kimi zaman müdanasız, kimi zaman seksi olan bu kadın; ses rengini, yapmak istediklerini iyi bilen, ayakları üzerinde duran birinin farklı yüzlerini barındırıyor. Şarkı sözlerinde Uzi’den Emir Can İğrek’e, Yasemin Mori’ye kadar destek var. Düzenlemeler ise hem farklı hem tanıdık. Her şarkıda “bir yerden biliyorum” hissiyatı geliyor. Belki de o yüzden viral listelerinde “Kalbimi Kırdın”, “Marlon Brando” ve “Sana Bayılıyorum” beğenilenler arasına girdi. Benim favorim Yasemin Mori imzalı “Kalbimi Kırdın”. Bu albümü bu yaz oldukça fazla duymaya hazırlanın. 

Yeni versiyon

Levent Özer’in uzun bir aradan sonra çıkardığı ve daha sonra viral olan “Dünya Serseri” şarkısının yeni versiyonu yayınlandı. Daha da sakin, daha da soft bir düzenlemeye sahip olan akustika versiyonunda gitar yine ön planda.

Yazının Devamını Oku

Söz yazarlarına iyi bakın

Geçtiğimiz haftalarda “Rebalancing the Song Economy “ (Şarkı Ekonomisini Yeniden Dengelemek) adlı bir araştırma yayınlandı.


ABBA’dan tanıdığımız Björn Ulvaeus (ki kendisi söz yazarları hakkında en çok çalışmaya imza atan isimlerden) ve MIDiA Research şirketinin önderliğinde yapılan çalışma, Mark Mulligan, Keith Jopling ve Ulvaeus’un değerli katkılarıyla da yazıya dökülmüş.
Björn Ulvaeus, raporu şöyle açıklıyor: “Bu raporda, şarkı yazarının günümüz müzik işine kültürel, yaratıcı ve ticari olarak nasıl uyum sağladığına dair kanıta dayalı bir görüş sunuyoruz. Neyin işlevsiz olduğuna bakarak çözüm önerileri bulmayı amaçlıyoruz”.
Dedikleri gibi yapmışlar ve raporun sonunda dijital dinlenmede telif bedeli paylaşımını yeniden değerlendirmişler.
Bilgilere hızlıca göz atalım...
◊ 2020’de dünya çapındaki müzik sektörü gelirleri yüzde 30 küçülme yaşadı. Müziğin canlı izlenmesi kısmı gerçekleşemediği için müzisyenler sadece dijital dinleme rakamlarının sonuçlarına/ödemelerine kaldı.
◊ Dijital dinlenmenin şarkı ekonomisi kısmındaki önemi artarken telif gelirleri hiç olmadığı kadar azaldı. Dijital dinlemeden elde edilen gelir yayınlayan şirketlerin teliflerinin üçte biri haline geldi.

Yazının Devamını Oku

Bıllboard listesinde bir Türk

TikTok’a girenler, Instagram Reels izleyenler son günlerde aynı şarkıyla karşılaşıyor; Uzi’nin 19 Mart’ta çıkan albümü “Kan”da yer alan “KRVN” ya da sosyal medyada bilinen adıyla “Kardeşim Helikopter”...


MOB’den çıkan albüm “Makina”, “Umrumda Değil”, “Dua” ve “KRVN” gibi 4 hit’e sahip. Türkiye’de rap sevenler için bu yeni bir bilgi değil...
Yeni olan şu: 2021’de Billboard listelerine giren ilk Türk sanatçı olması. Nisan ayı itibariyle 8,6 milyon dinlenmeye ulaşan iş, yayınlandığı ilk haftada ise 1 milyonu gördü. Şarkıyı Billboard listesine sokan ivme ise geçen hafta yüzde 141 oranında dinlenmesinin artmasıyla oldu.
2020’de “Allah’ından Bul” şarkısıyla listeye 139’uncu sıradan giren Ezhel’den sonra Uzi, Billboard Global Exclusive US listesinde yer alabilen ikinci isim oldu.
Uzi’nin 165’inci sıradan bile olsa bir Amerikan listesine kendi müziğiyle dahil olması oldukça havalı.
Önümüzdeki günlerde yabancı isimlerle featuring’ler yapıp listelerde hatırı sayılı yerlere gelirse şaşırmayın. “Rap müzik pop’taki boşluğu değerlendirdi” deyip duranlara yanıt gibi...
Sıkı çalışan, sıkı üreten, kovalayan bir güruh geliyor. Ve onların şimdi durmaya hiç de niyeti yok.

Aynı ikili yeni proje

Yazının Devamını Oku

Konserler ve gözyaşları

Boş umutlar aşılamak istemem ama dünyaca iyiye gidiyoruz galiba. Pek emin olamasam da yaz ayları için aldığımız bazı konser haberleri, İngiltere’nin 17 Mayıs sonrasına etkinlikleri açacak olması, Barselona ve Portekiz’de pilot canlı performansların başlanması küçük mutluluklar verdi.


Her şey, normale dönen Yeni Zelanda’daki 50 bin kişilik konserle başladı. Six60 grubu, Auckland’daki Eden Park Stadyumu’nda maskesiz ve sosyal mesafesiz konser gerçekleştirildi. Ne test soruldu, ne aşı, ne maske, ne sosyal mesafe...
Yeni Zelanda’daki hâlâ ütopik gibi göründüğü için geçen hafta Barselona’daki test konseri daha dikkat çekici geldi. 5 bin kişi, 24 bin kişilik mekanda Love of Lesbian grubunu izledi. Covid ve antijen testleri yapıldı. FFP2 diye geçen maskelerden seyircilere dağıtıldı.
“Şimdi Covid festivaline dönmüştür orası” diye düşünürken bir de bakıldı ki konserde kimse virüs kapmadı. Yani neredeyse kimse...
Konserden 15 gün sonra 6 kişinin testi pozitif çıktıysa da bulaşıcı hastalıklar uzmanı Josep Maria Llibre “Etkinlik sırasında bulaşma gerçekleştiğine dair bulgu yok” dedi.
Bu örnek konser, Barselona’da kültürel faaliyetlerinin yeniden başlamasına dair umut verdi. Grubun solisti Santi Balmes ise “18 aydır sahneye çıkmadığımız için çok heyecanlıydık. Kimilerimizin gözleri doldu” dedi.
Portekiz’in Braga kentinde de Pedro Abrunhosa konser verdi.

Yazının Devamını Oku

Yeni bir platform kuruldu

Müzik endüstrisi çalışanları için yeni bir platform kuruldu: Müzik Platformu.


Sektör çalışanlarını bir araya getirmeye amaçlayan bu platform hakkında fikri olan az... Her şeye olduğu gibi bu işe de şüpheyle yaklaşmış, “ne işimiz olur” demiş, hatta kulak ardı etmiş sektör çalışanları var.
Bugün size, “Müzik Platformu”nun ne olduğunu anlatacağım.
Merve Eryürük, Türkiye Müzik Endüstrisi’nin envanterini çıkarmak adına bir platform kurdu.
Platformun amacı “bu sektörde kaç kişi var” “kimler sigortalı” “kimlerin tek gelir kaynağı müzik” gibi sorulara genel bir yanıt bulmak... Kişisel veriler istendiği için birçok kişi üye olmaya çekinmiş ve “niye alıyorlar ki bu bilgileri” demiş.
Platformun öncelikli amacı müzik sektörüne dair veriler oluşturmak ve bu dökümler üzerinden konuşmak.
Hemen hemen birçok kişi de “Kim bu Merve Eryürük” demiş.

Yazının Devamını Oku

Emeğinin arkasında mısın

Başlıktaki soru, üreten herkese. Özellikle de müzikle haşır neşirseniz...


Bir şarkı yaptınız veya onu söylediniz. Şarkı iyi, en azından ortalamanın üstünde. Kendinizi, sesinizi, şarkınızı duyurmak ve dinletmek istiyorsunuz.
Peki, bu kendi kendine veya birdenbire mi olacak?
Öncelikle en hassas olduğum konudan başlayayım:
Fotoğraf.
Yazılı basın için olmazsa olmazdır.
Eğer bir gazeteciye e-mail yoluyla ulaşıyorsanız fotoğrafınızı, albüm kapağınızı ya da illüstrasyonunuzu da iletmeniz gerek.

Yazının Devamını Oku

Daniska’yı ünlü yapmak

Telif hakları, meslek birliklerinde başkan seçimi, pandemi sürecinin uzaması derken ağzımız tatlansın istedim bu hafta. Malum, sadece kalem sallamakla sorunlar çözülmüyor, ben de daha eğlenceli bir konu olan “Daniska’nın ünlü olma yolculuğu”ndan sizlere bahsedeceğim.

Daniska, özellikle Twitter’da takip etmeseniz bile tweet’leri önünüze düşen yegâne gruplardan. Gökhan Tümkaya, Efe Demiryoğuran, Evren Arkman ve Deniz Bayrak’tan oluşan grup, ilk albümü “Miş Gibi”yi yayınladığı 2019’dan bu yana sosyal medyada bizi trollüyor.
“Troll” derken hemen aklınıza negatif bir anlam gelmesin.
Grubu, sosyal medyada takip ederseniz çok eğlenirsiniz. Çünkü müzik grubundan ziyade gerçek bir fenomen hesabına sahipler.
Ünlü olmayı sürekli tiye alırken ünlü oldular. “Bizim çok acil meşhur olmamız lazım! Son halimiz görenleri şaşırtsın misal, yeni sevgilimizle ilgili dedikodulara gülüp geçelim. İşimizle değil özel hayatımızla gündeme gelmek istiyoruz! Ha bir de tüm şarkılarımız ticari kaygıyla yazılmıştır” diyecek kadar özü sözü birler...
“Ünlü olursak sizi unutacağımızı düşünüp şarkılarımızı paylaşmıyorsunuz! Biz, ünlü olsak da olamasak da bir kaç yıla kalmaz sizi unutacağız zaten. Lütfen paylaşın herkes nasiplensin. Allah’ını seven demansa gelsin” diyecek kadar da naif bir ekip.
Her paylaşımlarına kahkahalar atmak ihtimal dahilinde. Sıklıkla boşluğuma geliyor... Birçok ünlünün hesabından daha canlı ve daha neşeli bu hesaba, kayıtsız kalamıyorum.
Grup, son olarak Ümit Besen’le “Serçenin Şarkısı”na imza attı.

Yazının Devamını Oku

Yapay zekadan sanatçı olur mu

TikTok’ta 9 milyon takipçisi olan robot rap’çi FN Meka geçen hafta NFT olarak çıkardığı dijital sanat eseri ‘Super Toilet’, 6 bin 500 dolara satınca gözler yapay zeka ürünü bu karaktere döndü.

Sponsor odaklı ortaya çıkan, sesi haricinde vücudu, müziği, sözleri hatta temposu yapay zekayla yapılan FN Meka’nın başarısı “Yapay zekadan sanatçı olur mu, sanatçı dediğimiz illa insan olmak zorunda mı” sorularını gündeme taşıdı. Hatta ciddi ciddi “insan sanatçıların sonu mu geliyor” tartışmaları bile başladı.
Hiçbir takipçisine sinirlenmeyecek, hiçbir habere alınmayacak, politize olmayacak bir yapay zeka ürünü sanatçının, hayran kitlesinden de kişisellik beklemediği muhakkak.
Bu yapay zeka rap’çiyi bünyesine katan dijital plak şirketi Factory New’in ortağı Anthony Martini, “Plak şirketlerinin yeni yetenekler bulmaya ayırdığı bütçenin büyüklüğü yanında başarı oranı yüzde 1. Şimdi başarısı garanti dijital sanatçılar üretebiliyoruz” dedi.
Yapay zeka ve dijital sanatçılar dünyadaki sanat dinamiklerini değiştirmeye başlarken bizdeki durum ne mi?
Davulcu Alpay Şalt, sosyal medyadan bir paylaşımda bulundu.
MÜYORBİR’in (Müzik Yorumcuları Meslek Birliği) üyelik şartlarında dördüncü maddeyi yazdı:
“Başvuru sahibinin en az 8 müzik eserinden oluşan albüm ya da en az 8 adet müzik eseri icralarının MÜYORBİR (BMAT) tarafından yayınları takip edilen (listelenen) TV ve radyolarda üyelik başvuru tarihinden önceki 1 yıllık sürede en az 100 adet dinlenme ve/veya izlenmesinin gerçekleşmiş olması gerekmekte.”

Yazının Devamını Oku

Dijital dinlenme artarken dijital alım düştü

Dünya Müzik Endüstrisi Birliği (IFPI) Global Müzik Raporu 2021 yayınlandı. Rapora şöyle bir göz gezdirip bilmeniz gereken rakamları derledim...

◊ Dünya müzik sektörü 2020’de yüzde 7.4 büyüme sağladı.

◊ Fiziksel satış yüzde 4.7 oranında düştü.

◊ Dijital platformlardaki premium üyeli dinleyici sayısı yüzde 18.5 arttı.

◊ Dünya genelinde dijital platformlardan elde edilen gelir yüzde 62.1 arttı.

◊ 2020’nin en çok albüm satan sanatçıları sırasıyla BTS, Taylor Swift, Drake, The Weeknd, Billie Eilish, Eminem, Post Malone, Ariana Grande, Juice World ve Justin Bieber oldu.

◊ Dijital platformlarda top 10’da zirve The Weeknd ve Blinding Lights’ın oldu. Dünya çapında ise tüm formatlar içinde BTS’in “Map of The Soul:7” albümü zirveye oturdu.

◊ En çok satan albüm sıralamasında ise ilk iki sıra yine BTS’e ait. “Map of the Soul:7” 4.80 milyon, “BE” albümü ise 2.69 milyon satış sağladı.

◊ 2020’de streaming yüzde 19.9 artarken, indirme ve diğer dijital platform satışları yüzde 18.7 azaldı. Fiziki albüm satışı yüzde 4.7 oranında düşerken performans haklarından elde edilen gelir yüzde 10.1 oranında düştü.

Yazının Devamını Oku

Müzisyenler için NFT

Kripto paranın sanatla ilişkisi kendini NFT adı verilen Non-Fungible Token’la (Değiştirilemez jetonlar) gösterdi. NFT, çok geniş kapsamlı bir alan.

Bir tweet, tablo, anı, GIF, klip ya da şarkı gibi birçok üretim içine girebiliyor. Peki, geleceğin en önemli müzik gelir yöntemi olarak öngörülen NFT, müzisyenlerin hayatlarını kısa dönemde etkiler mi? Burada sadece ünlü isimler, ününe ün katar, diğerleri yine yerinde sayar mı?

Son datalara bir şarkıcı, dijital dinlenme ve albüm satış gelirlerinden sadece yüzde 12’lik bir pay alabiliyor. Ortada konser ya da turne de kalmayınca müzisyenler için ciddi bir maddi kayıp ortaya çıkıyor. O yüzden de tüm dünyada gözler bu yeni yükselen ‘para kazanma kapısı’ NFT’ye çevriliyor.

NFT, blockchain teknolojisine dayalı, limitli üretilen, sanatçının imzasını taşıyan, kopyalanamayan ve alıcısı tarafından da sadece transfer edilmek yoluyla elden çıkarılabilen dijital ya da kripto eserlerin tanımı.

Sanatçılar, bir NFT eser satışından yüzde 50’nin üzerinde kâr elde edebiliyor.

Bu da ilginin bu alana kaymasını sağlıyor. Öyle ki sanatçı eserinin bir sonraki satışından da kendi payına düşeni alabiliyor ve her defasında kazanıyor. Yani sistem “adalet” vadediyor.

NFT’nin müzik dünyasındaki ilk karşılığını ise Grimes aldı. Elon Musk’ın da sevgilisi olan Grimes, kardeşiyle NFT koleksiyonu “WarNymph”i piyasaya sürdü.

Koleksiyon, çizimler, resimler ve türünün tek örneği bir multimedya şarkılarını içeriyordu. Nifty Gateway platformunda tek bir NFT eseri, 5,8 milyon dolara satışa çıktı.

Eser, şubat ayının sonunda 3LAU yani 11.6 milyon dolara satıldı.

Yazının Devamını Oku

Grammy’nin tadı kaçtı

The Weeknd’in Grammy’lerden birkaç gün önce töreni boykot edeceği ve bir daha eser göndermeyeceğini açıklaması ortalığı karıştırdı. Ona Zayn Malik de dahil olunca pirincin taşı ayıklanamaz hale geldi.

Birkaç ay öncesine dönelim, 31 Ocak’ta yapılması beklenen tören mart ayına ertelendi. Ardından isyan bayrakları teker teker açılmaya başlandı. The Weeknd, son albümü “After Hours”un özellikle hit şarkısı “Blinding Lights”ın Grammy’de hiçbir adaylık almamasına tepki gösterip çıkışta bulundu.

Ünlü isim, bundan böyle Grammy Ödülleri’ne hiçbir şekilde katılmayacağını açıkladı.

The Weeknd, New York Times’a “Bundan böyle bağlı olduğum plak şirketimin Grammy Ödülleri başvurularında müziğimi öne sürmelerine izin vermeyeceğim. Kişisel olarak artık umursamıyorum. Şu an benim için hiçbir anlamı olmayan 3 Grammy var” dedi.

Zayn Malik de Grammy Ödülleri’nin dağılımının şaibeli olduğunu ileri sürdü. Malik, el sıkışıp hediyeler gönderenlerin kazanma şansı olduğunu belirtip “Gelecek yıl size bir sepet şekerleme göndereceğim” diyerek tartışmaları körükledi.

Tabii, dünya bu haberin artçılarını yaşarken Kayıt Akademisi Geçici Başkanı Harvey Mason Jr., “Birileri üzgün olduğunda hepimiz hayal kırıklığına uğruyoruz ancak sürekli olarak geliştiğimizi söyleyelim. Bu yıl da geçen yıllarda olduğu gibi ödül verme sürecimizi iyileştirmek için kendimize eleştirel gözle bakacağız” dedi.

Tören gününden bir gün önce Beyoncé, performans sergilemeyeceğini açıkladı. Bu karar Grammy’lerin “renklere saygı duymamasına bir tepki” olarak algılandı. Bir başka neden, 10 yıl içinde törenden hiç büyük ödül alamaması da gösterildi.

Geçen yıl tüm önemli ödüller Billie Eilish’e gittiğinden bu yıl akademinin “eşitlikçi” davranarak paylaşımcı olacağı konuşuldu. Bu da yetmedi seri halde dağıtılan ödüller sırasında kimilerine göre bir destek kimilerine göre bir tepki de Billie Eilish’ten geldi.

“Yılın kaydı” ödülünü “Everything I Wanted” şarkısıyla kazanan Eilish konuşmasında “Megan (Thee Stallion) bu ödülü ne kadar hak ettiğini anlatmak için bir konuşma yapacaktım. Bu senin. Bunu sen hak ettin. Seni ne kadar sevdiğimi düşününce ağlamak istiyorum” dedi.

Yazının Devamını Oku

Platformlar sosyal medya mecrası oldu

Dijital müzik dinleme platformlarıyla geçen 10 yılda çok şey değişti. Geleneksel müziğin yapım, dağıtım, pazarlama gibi aklınıza gelen her adımı yeni bir yola evrildi. Bu süreç yayınlanan müziğin kalitesini de gözle görülür şekilde etkiledi.

Z jenerasyonu dışındakiler hatırlar, gençlik döneminizde sevdiğiniz şarkılardan sonra yeni şarkı dinlemek, beğenmek oldukça zordu.

Bir lezzeti çok sevince hep favorinize eliniz gider. Bu da yeni çıkan isimler için oldukça kısıtlayıcı bir durum yaratıyordu.

Kabul görmek, beğenilmek, yaptığın işin sindirilmesi zaman alır.

Dijital müzik platformları nedeniyle bu sürecin kısaldığını düşünmek ise naiflik olur.

Tabii ki platformların hayatımıza büyük katkıları oldu.

Müzisyenler ve yorumcular için telifle ulaşılabilir oldu.

Bizler de dünyanın müziğini cebimize sığdırdık. Ama bunun negatif yanı hiç mi olmadı?

Wall Street Journal’ın haberine göre müzik üretimi o kadar arttı ki sanatçılar bugüne kadar sahip oldukları eserlerden daha çoğunu üretmeye başladı.

Yazının Devamını Oku

Devir böyle

Sosyal medya bir haftadır Aleyna Tilki ile çalkalanıyor.

Tilki, sanıldığı gibi dünya yıldızı oldu mu? Şarkı Dua Lipa’nın çöpe attığı işlerden mi? Türkiye’den mi çıktı, yurtdışından mı? Sorularla bu köşeyi doldurabilirdim.

Yorumlarla da öyle...

Şarkıdan başlayalım.

Aleyna Tilki “Retrograde” ile şanslı bir açılış yaptı.

Malum, Dua Lipa, Diplo, King Henry, Sarah Hudson, Clarence Coffee Jr., Jr. Blender’ın yazdığı şarkıdaki isimler bile sağlam bir başlangıç imkanı verdi. Şarkı tabii ki Aleyna’nın ekibi tarafından bulundu. İyi bir vokal yapması için İngilizcesine çalıştı.

Aleyna Tilki, gerçekten dünyada duyuldu mu?

Evet, duyuldu ve dünya çapında çalma listelerine girdi.

Gerçekten Warner Global’in tüm pazarlama ekibinin emeğini gördük.

Yazının Devamını Oku

Aleyna’ya destek çok zor değil

Yazılarımı yazarken, bazen dinleyici şapkasını bir kenara bırakır ve “koruyucu” şapkamı takarım. Müzisyen ve şarkıcılarla her geçen gün daha da empati kurmaya başladığımı fark ettim. Hatta yer yer bir ‘anne’ gibi davrandığımı düşünüyorum.

Aleyna Tilki için beslediğim hisler de tam olarak böyle. Aleyna, yarın yayınlanacak “Retrograde” isimli İngilizce single’ı için kalem oynatılmayıp saçı, başı, dizisi konuşulunca, “Attığım tek adım bile her yerde haber olurken bugün, dünyada çıkacak olan şarkımı asla desteklemediniz” dedi.

Bu hisleri beni, üzdü.

Çok değil 2016’da Emrah Karaduman’la hazırladığı “Cevapsız Çınlama” çıktığında “Kim bu arabesk okuyan kızcağız” deyip biraz geri durmuş, şarkı her yerde çalındığından zamanla durumu kabullenmiştim. Sonrasında bazı şarkılarını çok sevdim, bazılarını ise hiç beğenmedim. Sağ olsun (!) sayesinde arabesk vokalle pop söyleyen isimler arttıysa da yeteneği konusunda hiç tereddüt etmedim.

Warner Music Group’tan çıkaracağı “Retrograde” şarkısını da önceden dinledim. Eli yüzü düzgün bir pop şarkısı.

Sesi yer yer Miley Cyrus’u yer yer Dua Lipa’yı andırıyor. Lipa’yı andırmasının bir nedeni de vokal koçu olarak Lorna Blackwood ile çalışması. Evet Blackwood, Dua Lipa’nın da vokal koçu. Şarkıyı yazanlar kısmında ise Dua Lipa, Diplo, King Henry, Sarah Hudson, Clarence Coffee Jr., Jr. Blender yer alıyor. Bu ekip, Dua Lipa’nın son albüm dahil birçok işinde çalışmış.

“Retrograda”ın ismine bakmadan dinlediğinizde bir Aleyna Tilki şarkısı olduğunu anlamazsınız...

Çünkü yabancı müziğin genel tornasından iyice bir geçmiş. Bir pop şarkısından beklentilerinizi de gayet yerine getiriyor.

Türkiye’de sevilmeyebilir de çok sevilebilir de... Tek bildiğim Aleyna Tilki, en başından beri dünya çapında ünlü olmak istiyordu. 4 yıl önce daha 16 yaşındayken şarkıcı, “Dünyada ülkemi temsil etmek istiyorum” dediğinde biraz ciddiye alınmamış olabilir.

Yazının Devamını Oku

Dinleyiciyle nerede buluşacağınızı bilemezsiniz

Müzik sektörü en sakin dönemini yaşıyor. Bir dijital platomdaki konuşmalar arasında gezinirken dikkat çekici bir tartışmaya denk geldim.

TikTok’un dijital müzik platformlarında dinlemelere pek yansımadığından fakat görünürlük açısından büyük önem taşımasından bahsediliyordu. Sektörün önde gelen isimleri bağımsız müzisyenlere TikTok’ta görünür olmaya dair şu önerilerde bulundu hatta TikTok’un bağımsız müzisyenler için radyo olabileceği konuşuldu:
◊ TikTok dinlemelerinizin hızlanması için muhteşem bir araç.
Ama sadece bir araç.
◊ Doğru dinleyiciye ulaşmanız lazım. Bunun da deneme yanılma yolundan başka çaresi yok.
◊ Sosyal medyaya önem verdiğiniz kadar geleneksel yöntemleri de kullanmalısınız.
Dinleyicinizle nerede buluşacağınızı bilemezsiniz. 100 kişinin dinlediği bir programdan 100 kişiyi kazanabileceğiniz gibi, 9 bin kişinin takip ettiği hesabınızda 5 kişiyi yakalayamayabilirsiniz.
Tek bir platforma bel bağlamamanız gerekir.

Yazının Devamını Oku

Bahaneleri bir kenara bırakın

Yeni hobimiz olan bir sosyal medya platformunda oda oda gezmeye devam...

Aplikasyonun müzik konuşulan odalarında öyle sorular geliyor ki şaşkınlığımı saklayamıyorum.

“Sektörün içinde var olmaya çalışıp da nasıl bilmezsiniz” diye düşünüyorum. 

Bir şarkıyı cover’layacağım. Telifini nasıl öğrenebilirim?

Meslek birliklerini arayın ve o şarkının telif hakkını elinde bulunduran biri varsa yani anonim değilse öğrenirsiniz.

Büyük şirketler bana dönüş yapmıyor.

Büyük şirketler ne zaman döndü ki şimdi, hemen dönmesini bekliyorsunuz? Şarkınızın dağıtımı için anlaşın. Artık “kendin yap” dönemindeyiz ve bu süreç daha da kolay işliyor. Basınla ilişkiler ve pazarlama hizmeti için de büyük şirketlerin kapısını boşa arşınlamayın. A&R’ın sizi keşfetmesi, prodüksiyon hizmetinizi karşılaması ve pazarlama planlaması çok küçük bir ihtimal. Ama eğer bunlarla karşılaştıysanız elbet de kendinizi iyi hissedin. Fakat başarmak dediğimiz şey hiçbir zaman kolay olmadı, öyle değil mi...

Ana akım medyada neden yer almıyoruz?

Ben de şöyle sorayım: “Görünür olmak için ne yapıyorsunuz?” E-posta ile yeni şarkısını anlatan basın bültenini göndermekten aciz müzisyenler var. Her çıkanı dinlemek büyük bir mesai gerektiriyor.

Yazının Devamını Oku

Müzisyenler neden heyecanlanmalı

Geleceğin büyük sosyal medya platformu olarak gösterilen Clubhouse, Türkiye’de bir haftada büyük bir büyüme yaşadı.

Sesli sohbet odaları aracılığıyla iletişim imkanı sunan bir sosyal ağ platformuna birçok ünlü isim ve müzik sektörü yetkilileri akın etti.

Gerçek zamanlı bu konuşmalarda çeşitli konu başlıklarıyla oda açabiliyor ve takipçilerinizi bu odalarda bir araya getirebiliyorsunuz. Yani bir çeşit canlı podcast, radyo programı ya da konferans dinler gibi...

İlk izlenim olarak bir kakofoniye düşmüş olduğunu düşündürtse de içinde sabırla gezindiğiniz birkaç saat içinde yerli veya yabancı ilgi alanınıza uygun konuşmaları dinleyebiliyor hatta moderatör olabiliyorsunuz.

Sanatçı, müzisyen, teknisyen, edisyon ya da dijital dinleme platformu bilgisi olanların girdiği sektör odaları insanda Amerikalıların FOMO (Fear of Missing Out) yani “bir şeyleri kaçırıyor muyum” hissi uyandırıyor. Çünkü sizin olduğunuz odada da başka odalarda da kimin girip çıkacağı asla belli olmuyor. Sanatçılar için bu platformun heyecan verici kısımları da var:

Kendinizi ve işinizi görünür kılabilir, e-mail atarak ulaşamadığınız bu kişilere şarkılarınızı canlı yayında dinletebilirsiniz.

Fikirlerinizi dile getirebilir, sorunlarınıza çözüm arayabilir ve bunlar için de doğru insanlarla bir araya gelebilirsiniz.

İş planınız için sorularınızı muhataplarıyla konuşabilir, ortak yollar bulabilir hatta yeni fikirlerle karşılaşabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Müzikte astroloji dalgası

Bu ara neye elinizi atsanız astrolojiye çarpıyorsunuz.

Bu hafta Aslan burcunda dolunay ile merkür retrosu var. (Detaylı bilgi için hemen alt köşeye alalım sizi) Teknolojik aletlerimizle mesafemizi koruyoruz hatta yanlış anlaşılmalardan kaçınmak için konuşmuyoruz!
Birbiri ardına astroloji ve müzikle ilgili haberler de gelmeye başlayınca, “Bu iyi bir konu olabilir” dedim. Ezelden beri böyle haberler okuyoruz fakat hiç bu yılki kadar üst üste astrolojinin müziğe etkisini duymamıştık.
10 yıl önce Yonca Lodi’nin yıldız haritasına göre albümünün çıkış tarihini belirlediği haberleri çıkmıştı. Linet de şarkı çıkışlarını astroloğuna danışıp belirliyordu. Hatta iki yıl önce “Bilir misin” albümünün çıkış tarihini “en etkili gün”ü belirleyerek seçmişti. Aleyna Tilki’nin de şarkı çıkış tarihlerini astroloğu Efe Erten’le belirlediği basına yansımıştı. Aralık ayında ise Gülben Ergen’in “Seni Kırmışlar” albümü çıkmıştı. Ergen de çıkış tarihini astroloğuyla yaptığı toplantıya göre belirlemişti.
“Bu yıl burcumu neler bekliyor” diye bakarken Beyza Doğuç’tan astrolojiyle ilgili bir albüm geldi.
YouTube’u da etkin olarak kullanan Doğuç, sevenlerinin istekleriyle burçlara yazdığı şarkıları “Burçların Şarkıları” adıyla yayınladı. Gayet de güncel ve duygusal işlerdi...
Geçen hafta ise Köksal Ekinci’nin “Spica’nın Sesi” albümünün tanıtımı geldi. Bültende kendini “astromüzik öncüsü” olarak niteleyen Ekinci, albümünü ise “Albümü Güneş’in Kova burcuna geçişiyle birlikte müzikseverlere sunmak harika bir eşleşme oldu.
Ne de olsa Kova burcu düşüncelerin, bilgilerin ve teknolojinin insanlığın faydası merkezinde geliştirilmesini ve özgürce ifade edilmesini, paylaşılmasını ifade eder. Yıldızların seslerini notalara nakış gibi işleyip şarkımla, sözümle ve sesimle müzikseverlere iletiyorum” dedi. Yüksek konsantrasyonla anlamaya çalışsam da evrenle iletişime geçişini astrolojiye bağladığı bir düşünce düzeyi gördüm, “tamam” dedim başladım bu pop albümünü dinlemeye.

Yazının Devamını Oku