GeriSinem Vural Bahaneleri bir kenara bırakın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bahaneleri bir kenara bırakın

Yeni hobimiz olan bir sosyal medya platformunda oda oda gezmeye devam...

Aplikasyonun müzik konuşulan odalarında öyle sorular geliyor ki şaşkınlığımı saklayamıyorum.

“Sektörün içinde var olmaya çalışıp da nasıl bilmezsiniz” diye düşünüyorum. 

Bir şarkıyı cover’layacağım. Telifini nasıl öğrenebilirim?

Meslek birliklerini arayın ve o şarkının telif hakkını elinde bulunduran biri varsa yani anonim değilse öğrenirsiniz.

Büyük şirketler bana dönüş yapmıyor.

Büyük şirketler ne zaman döndü ki şimdi, hemen dönmesini bekliyorsunuz? Şarkınızın dağıtımı için anlaşın. Artık “kendin yap” dönemindeyiz ve bu süreç daha da kolay işliyor. Basınla ilişkiler ve pazarlama hizmeti için de büyük şirketlerin kapısını boşa arşınlamayın. A&R’ın sizi keşfetmesi, prodüksiyon hizmetinizi karşılaması ve pazarlama planlaması çok küçük bir ihtimal. Ama eğer bunlarla karşılaştıysanız elbet de kendinizi iyi hissedin. Fakat başarmak dediğimiz şey hiçbir zaman kolay olmadı, öyle değil mi...

Ana akım medyada neden yer almıyoruz?

Ben de şöyle sorayım: “Görünür olmak için ne yapıyorsunuz?” E-posta ile yeni şarkısını anlatan basın bültenini göndermekten aciz müzisyenler var. Her çıkanı dinlemek büyük bir mesai gerektiriyor.

Bütün ana akım medya, kulaklığı takmış yeni çıkan şarkıları dinlemiyor. Bazen de sizin ulaştırmanız gerekiyor. Şarkınıza ve kendinize dair bilgilendirici metinler yazabilirsiniz. Bir PR platformuyla da anlaşabilirsiniz. Radyo, TV ve gazete için ayrı imkanlar sunan şirket ve platformlar var. 

Kendi yaşadıkları ülkeden çok Türkiye’de ünlüler.

Talep varsa ünlenirler. Buna dertlenmek için önce adımlar atmanız lazım. Boşuna kendinizi doldurup zaman kaybetmeyin. Aynı süreci “kendim için ne yapabilirim” diyerek de geçirebilirsiniz.

Neden yurtdışına açılamıyoruz?

Açılırsınız... Bursa’dan, Mersin’den açılan insanlar var. Türkiye’deki şirketten değil, Almanya’daki şirketten anlaşması olan isimler... İyi bir iş yaparsanız, yurtdışından işbirlikler içerisine girerseniz, duyulursunuz. Aynı şeyin farklı renklerini yaparak sınır ötesi bir başarı hayal ediyorsanız, tebrikler.

Hayale devam... Yurtdışı otantik işleri daha çabuk kabulleniyor, bunu da aklınızdan çıkarmayın.

Ve gelelim en mühim mevzuya...

Bağımsız sanatçıdan, plak şirketine bağlı isimlere kadar herkesin dilinde bir “Spotify liste” merakı var. Bazen “Acaba sadece platformlardaki listelere girmek için mi üretim yapılıyor?” diye düşünmeden edemiyorum.

“Dinleyicime nasıl ulaşırım, nasıl bir pazarlama stratejim var, hangi mecraları kullanırım, müziğimi nasıl duyururum” yok, öncelikle Spotify listesine girmek var. Bu bakış açısı yetersiz. Tek başına bir liste size hiçbir şey sağlamaz!

Bu soruları daha da çeşitlendirebilirim. Ama artık bahane üretmeyi bırakmak lazım.

Ancak zaman kaybedersiniz.

İhtiyacınız olan tek şey kariyerinizi yüceltebileceğiniz bu değerli zamanı verimli kullanmak, kendinizi eğitmek ve işinizi iyi yapmak...

Konser hayali

Batu Şallıel, ilk albümü “The Way”i yayınladı. 9 bestesinin yer aldığı albümde kendisine piyano ve düzenlemelerde Kaan Bıyıkoğlu, kontrbas ve elektrik basta Enver Muhamedi, davulda Ekin Cengizkan eşlik ediyor. Konuk sanatçılarda ise Burak Dursun ve kardeşi Anıl Şallıel’i görüyoruz. Pandemi sürecinde üç ayda 9 beste çıkaran başarılı müzisyen, “The Way (Yol)” adını verdiği albümünde umut veren caz albümüne imza atmış durumda.
Dinlerken kendinizi canlı bir konserde hayal etmek istiyorsunuz. Önümüzdeki yıllarda haberlerini yurtdışından duymadan bu ilk albüme kulak kabartmanız lazım.

Bitmemiş hissi

Geçtiğimiz haftalarda Bulvar’ın “Mutluyum Mutsuzluklarımla” isimli şarkıları radarıma takıldı. Grup, “İçimde Kalanlar” isminde akustik bir EP’ye imza attı. Bu çalışmadaki iyi niyetlerini görüyorum ancak şarkılarına daha fazla özenmeye ihtiyaçları var. Bu EP, bana henüz bitmemiş gibi hissettirdi. “Yine de Sana Gelemem”i ise bir dinleyin derim.

Yıldızlar karması

Ülkemizin en tanınmış bas gitaristlerinden Alp Ersönmez’in yıllardır beklenen albümü “Cereyanlı”nın 4 şarkıdan oluşan ilk EP’si “Cereyanlı-A” bu hafta dinleyicisiyle buluşuyor. 2013 yılından bu yana yayınlanmayı bekleyen ve adeta bir yıldızlar karmasının bulunduğu çalışmada Papa Dee, Thalma de Freitas, Erik Truffaz, Bugge Wesseltoft, Arto Tunçboyacıyan, Bulut Gülen, Can Çankaya, Can Şengün, Çağrı Sertel, Doruk Gönentür, Ediz Hafızoğlu, Engin Recepoğulları, İmer Demirer, Serhan Erkol isimler var. Dansın merkez eksende olduğu bu caz EP’sindeki 4 şarkının 4’ü de karamsar havamızı dağıtıp güneş açtırıyor.

Ne dinledim?
Alper Tuzcu ft Helena Beltrao-Facilmente
Alp Ersönmez ft. Erik Truffaz&Engin Recepoğulları-Hafif Batı Müziği
Geeva Flava-Hadal
Ulaş Ekim-Birden
Kupa Onlusu-Aynalardan Çıkıyorsun
Erinç-Karalar
Bahar Kaya-Yalancı Çocuk
Şahıs-Yanlış Ne Söyle
İmpala-Benden Pas
Duende-Betondan Çiçekler
Emre Azaklar-Evinden zak
Morphia-Sallandım
Aga B-Eyvah
Biz Böyle İyiyiz-Sonbahar
Eralp Çalık-Gölge
Çatıkatı-Düşe Kalka
Ceren Kaan-Geç Kalıyorum
Elif Çağlar-All a Dream
Yiğit Seferoğlu-Yaşıyorum Güya
Sufle-Ilık Sonbahar
Vera-Gasteci
Sezgin Alkan-Yorgun
Ceyda Özbaşarel-Mankind
People Around-Day 5
Odelibendim, Sel-Afterglow
Batu Şallıel-Simplicity
Can Erdoğan-Dom Dom Kurşunu
Fırat Akarcalı-Für Loren
Sarp Maden, Volkan Öktem-Aperlai
Orçun Ayata-Cappadocia

Biraz da alaturka

Ogün Sanlısoy’un yeni albümü “Yaşamaya Devam” yayınlandı. 11 şarkılık albüm, sözleri Çiğdem Talu’ya müziği Melih Kibar’a ait “Hep Böyle Kal”la açılıyor. Sanlısoy, “Geri Dönemem”, “Kaldım İstanbul’da”, “Ayrı”, “Bekledim” ve “Mavi Gökyüzü”yle bilinen şarkılarının akustik versiyonlarına yer veriyor. En çok şaşırtan ise şarkılarda alaturka müzikle özdeşleşen ud kullanımı oldu. Udi Fatih Ahıskalı’nın da eline sağlık. Sanatçının, Ceylan Ertem’le yaptığı “Bekledim” genelin dışında farklı bir his sunuyor. Tertemiz bir çalışma olmasının yanı sıra tatlı tatlı efkarlandıran da bir hali var.

Duymaya hazırlanın

Grogi’nin 7 şarkıdan oluşan “Ready to Vibe pt.1” EP’si sevenleriyle buluştu. EP’nin çıkış şarkısı “Dumanım Dağılır”... EP’de Misha, Burry Soprano, Tahribad-ı İsyan, Anıl Piyancı, Fate Fat ve Sehabe ile ortak şarkılar da var. Sosyal medyayı yakalayacak verse’lerin yer aldığı EP’deki şarkıları sıklıkla duymaya hazırlanın. “Olmaz” ve “Asgari” ilk gözüme çarpanlar arasında...

Film gibi

Ceyda Özbaşarel, ilk albümü “Madtime Stories”i geçtiğimiz ay yayınladı. Albümde 8 İngilizce, 1 Türkçe şarkı bulunuyor ve hepsinin söz, müziği Özbaşarel’e ait. “Madtime Stories”in en güzel tarafı baştan sona bir film gibi akması. Karanlık tarafları olmasına rağmen albüm yer yer neşe bile veriyor. Sese ise söylenecek tek kelime “muhteşem” olur.

Duru ses

Ezgi Pekel, “Bizim Gibiler” albümünün akustik versiyonunu da yayınladı. Pekel’in duru sesinden şarkıların bu hallerini dinlemek oldukça keyifli.

 

X

Daniska’yı ünlü yapmak

Telif hakları, meslek birliklerinde başkan seçimi, pandemi sürecinin uzaması derken ağzımız tatlansın istedim bu hafta. Malum, sadece kalem sallamakla sorunlar çözülmüyor, ben de daha eğlenceli bir konu olan “Daniska’nın ünlü olma yolculuğu”ndan sizlere bahsedeceğim.

Daniska, özellikle Twitter’da takip etmeseniz bile tweet’leri önünüze düşen yegâne gruplardan. Gökhan Tümkaya, Efe Demiryoğuran, Evren Arkman ve Deniz Bayrak’tan oluşan grup, ilk albümü “Miş Gibi”yi yayınladığı 2019’dan bu yana sosyal medyada bizi trollüyor.
“Troll” derken hemen aklınıza negatif bir anlam gelmesin.
Grubu, sosyal medyada takip ederseniz çok eğlenirsiniz. Çünkü müzik grubundan ziyade gerçek bir fenomen hesabına sahipler.
Ünlü olmayı sürekli tiye alırken ünlü oldular. “Bizim çok acil meşhur olmamız lazım! Son halimiz görenleri şaşırtsın misal, yeni sevgilimizle ilgili dedikodulara gülüp geçelim. İşimizle değil özel hayatımızla gündeme gelmek istiyoruz! Ha bir de tüm şarkılarımız ticari kaygıyla yazılmıştır” diyecek kadar özü sözü birler...
“Ünlü olursak sizi unutacağımızı düşünüp şarkılarımızı paylaşmıyorsunuz! Biz, ünlü olsak da olamasak da bir kaç yıla kalmaz sizi unutacağız zaten. Lütfen paylaşın herkes nasiplensin. Allah’ını seven demansa gelsin” diyecek kadar da naif bir ekip.
Her paylaşımlarına kahkahalar atmak ihtimal dahilinde. Sıklıkla boşluğuma geliyor... Birçok ünlünün hesabından daha canlı ve daha neşeli bu hesaba, kayıtsız kalamıyorum.
Grup, son olarak Ümit Besen’le “Serçenin Şarkısı”na imza attı.

Yazının Devamını Oku

Yapay zekadan sanatçı olur mu

TikTok’ta 9 milyon takipçisi olan robot rap’çi FN Meka geçen hafta NFT olarak çıkardığı dijital sanat eseri ‘Super Toilet’, 6 bin 500 dolara satınca gözler yapay zeka ürünü bu karaktere döndü.

Sponsor odaklı ortaya çıkan, sesi haricinde vücudu, müziği, sözleri hatta temposu yapay zekayla yapılan FN Meka’nın başarısı “Yapay zekadan sanatçı olur mu, sanatçı dediğimiz illa insan olmak zorunda mı” sorularını gündeme taşıdı. Hatta ciddi ciddi “insan sanatçıların sonu mu geliyor” tartışmaları bile başladı.
Hiçbir takipçisine sinirlenmeyecek, hiçbir habere alınmayacak, politize olmayacak bir yapay zeka ürünü sanatçının, hayran kitlesinden de kişisellik beklemediği muhakkak.
Bu yapay zeka rap’çiyi bünyesine katan dijital plak şirketi Factory New’in ortağı Anthony Martini, “Plak şirketlerinin yeni yetenekler bulmaya ayırdığı bütçenin büyüklüğü yanında başarı oranı yüzde 1. Şimdi başarısı garanti dijital sanatçılar üretebiliyoruz” dedi.
Yapay zeka ve dijital sanatçılar dünyadaki sanat dinamiklerini değiştirmeye başlarken bizdeki durum ne mi?
Davulcu Alpay Şalt, sosyal medyadan bir paylaşımda bulundu.
MÜYORBİR’in (Müzik Yorumcuları Meslek Birliği) üyelik şartlarında dördüncü maddeyi yazdı:
“Başvuru sahibinin en az 8 müzik eserinden oluşan albüm ya da en az 8 adet müzik eseri icralarının MÜYORBİR (BMAT) tarafından yayınları takip edilen (listelenen) TV ve radyolarda üyelik başvuru tarihinden önceki 1 yıllık sürede en az 100 adet dinlenme ve/veya izlenmesinin gerçekleşmiş olması gerekmekte.”

Yazının Devamını Oku

Dijital dinlenme artarken dijital alım düştü

Dünya Müzik Endüstrisi Birliği (IFPI) Global Müzik Raporu 2021 yayınlandı. Rapora şöyle bir göz gezdirip bilmeniz gereken rakamları derledim...

◊ Dünya müzik sektörü 2020’de yüzde 7.4 büyüme sağladı.

◊ Fiziksel satış yüzde 4.7 oranında düştü.

◊ Dijital platformlardaki premium üyeli dinleyici sayısı yüzde 18.5 arttı.

◊ Dünya genelinde dijital platformlardan elde edilen gelir yüzde 62.1 arttı.

◊ 2020’nin en çok albüm satan sanatçıları sırasıyla BTS, Taylor Swift, Drake, The Weeknd, Billie Eilish, Eminem, Post Malone, Ariana Grande, Juice World ve Justin Bieber oldu.

◊ Dijital platformlarda top 10’da zirve The Weeknd ve Blinding Lights’ın oldu. Dünya çapında ise tüm formatlar içinde BTS’in “Map of The Soul:7” albümü zirveye oturdu.

◊ En çok satan albüm sıralamasında ise ilk iki sıra yine BTS’e ait. “Map of the Soul:7” 4.80 milyon, “BE” albümü ise 2.69 milyon satış sağladı.

◊ 2020’de streaming yüzde 19.9 artarken, indirme ve diğer dijital platform satışları yüzde 18.7 azaldı. Fiziki albüm satışı yüzde 4.7 oranında düşerken performans haklarından elde edilen gelir yüzde 10.1 oranında düştü.

Yazının Devamını Oku

Müzisyenler için NFT

Kripto paranın sanatla ilişkisi kendini NFT adı verilen Non-Fungible Token’la (Değiştirilemez jetonlar) gösterdi. NFT, çok geniş kapsamlı bir alan.

Bir tweet, tablo, anı, GIF, klip ya da şarkı gibi birçok üretim içine girebiliyor. Peki, geleceğin en önemli müzik gelir yöntemi olarak öngörülen NFT, müzisyenlerin hayatlarını kısa dönemde etkiler mi? Burada sadece ünlü isimler, ününe ün katar, diğerleri yine yerinde sayar mı?

Son datalara bir şarkıcı, dijital dinlenme ve albüm satış gelirlerinden sadece yüzde 12’lik bir pay alabiliyor. Ortada konser ya da turne de kalmayınca müzisyenler için ciddi bir maddi kayıp ortaya çıkıyor. O yüzden de tüm dünyada gözler bu yeni yükselen ‘para kazanma kapısı’ NFT’ye çevriliyor.

NFT, blockchain teknolojisine dayalı, limitli üretilen, sanatçının imzasını taşıyan, kopyalanamayan ve alıcısı tarafından da sadece transfer edilmek yoluyla elden çıkarılabilen dijital ya da kripto eserlerin tanımı.

Sanatçılar, bir NFT eser satışından yüzde 50’nin üzerinde kâr elde edebiliyor.

Bu da ilginin bu alana kaymasını sağlıyor. Öyle ki sanatçı eserinin bir sonraki satışından da kendi payına düşeni alabiliyor ve her defasında kazanıyor. Yani sistem “adalet” vadediyor.

NFT’nin müzik dünyasındaki ilk karşılığını ise Grimes aldı. Elon Musk’ın da sevgilisi olan Grimes, kardeşiyle NFT koleksiyonu “WarNymph”i piyasaya sürdü.

Koleksiyon, çizimler, resimler ve türünün tek örneği bir multimedya şarkılarını içeriyordu. Nifty Gateway platformunda tek bir NFT eseri, 5,8 milyon dolara satışa çıktı.

Eser, şubat ayının sonunda 3LAU yani 11.6 milyon dolara satıldı.

Yazının Devamını Oku

Grammy’nin tadı kaçtı

The Weeknd’in Grammy’lerden birkaç gün önce töreni boykot edeceği ve bir daha eser göndermeyeceğini açıklaması ortalığı karıştırdı. Ona Zayn Malik de dahil olunca pirincin taşı ayıklanamaz hale geldi.

Birkaç ay öncesine dönelim, 31 Ocak’ta yapılması beklenen tören mart ayına ertelendi. Ardından isyan bayrakları teker teker açılmaya başlandı. The Weeknd, son albümü “After Hours”un özellikle hit şarkısı “Blinding Lights”ın Grammy’de hiçbir adaylık almamasına tepki gösterip çıkışta bulundu.

Ünlü isim, bundan böyle Grammy Ödülleri’ne hiçbir şekilde katılmayacağını açıkladı.

The Weeknd, New York Times’a “Bundan böyle bağlı olduğum plak şirketimin Grammy Ödülleri başvurularında müziğimi öne sürmelerine izin vermeyeceğim. Kişisel olarak artık umursamıyorum. Şu an benim için hiçbir anlamı olmayan 3 Grammy var” dedi.

Zayn Malik de Grammy Ödülleri’nin dağılımının şaibeli olduğunu ileri sürdü. Malik, el sıkışıp hediyeler gönderenlerin kazanma şansı olduğunu belirtip “Gelecek yıl size bir sepet şekerleme göndereceğim” diyerek tartışmaları körükledi.

Tabii, dünya bu haberin artçılarını yaşarken Kayıt Akademisi Geçici Başkanı Harvey Mason Jr., “Birileri üzgün olduğunda hepimiz hayal kırıklığına uğruyoruz ancak sürekli olarak geliştiğimizi söyleyelim. Bu yıl da geçen yıllarda olduğu gibi ödül verme sürecimizi iyileştirmek için kendimize eleştirel gözle bakacağız” dedi.

Tören gününden bir gün önce Beyoncé, performans sergilemeyeceğini açıkladı. Bu karar Grammy’lerin “renklere saygı duymamasına bir tepki” olarak algılandı. Bir başka neden, 10 yıl içinde törenden hiç büyük ödül alamaması da gösterildi.

Geçen yıl tüm önemli ödüller Billie Eilish’e gittiğinden bu yıl akademinin “eşitlikçi” davranarak paylaşımcı olacağı konuşuldu. Bu da yetmedi seri halde dağıtılan ödüller sırasında kimilerine göre bir destek kimilerine göre bir tepki de Billie Eilish’ten geldi.

“Yılın kaydı” ödülünü “Everything I Wanted” şarkısıyla kazanan Eilish konuşmasında “Megan (Thee Stallion) bu ödülü ne kadar hak ettiğini anlatmak için bir konuşma yapacaktım. Bu senin. Bunu sen hak ettin. Seni ne kadar sevdiğimi düşününce ağlamak istiyorum” dedi.

Yazının Devamını Oku

Platformlar sosyal medya mecrası oldu

Dijital müzik dinleme platformlarıyla geçen 10 yılda çok şey değişti. Geleneksel müziğin yapım, dağıtım, pazarlama gibi aklınıza gelen her adımı yeni bir yola evrildi. Bu süreç yayınlanan müziğin kalitesini de gözle görülür şekilde etkiledi.

Z jenerasyonu dışındakiler hatırlar, gençlik döneminizde sevdiğiniz şarkılardan sonra yeni şarkı dinlemek, beğenmek oldukça zordu.

Bir lezzeti çok sevince hep favorinize eliniz gider. Bu da yeni çıkan isimler için oldukça kısıtlayıcı bir durum yaratıyordu.

Kabul görmek, beğenilmek, yaptığın işin sindirilmesi zaman alır.

Dijital müzik platformları nedeniyle bu sürecin kısaldığını düşünmek ise naiflik olur.

Tabii ki platformların hayatımıza büyük katkıları oldu.

Müzisyenler ve yorumcular için telifle ulaşılabilir oldu.

Bizler de dünyanın müziğini cebimize sığdırdık. Ama bunun negatif yanı hiç mi olmadı?

Wall Street Journal’ın haberine göre müzik üretimi o kadar arttı ki sanatçılar bugüne kadar sahip oldukları eserlerden daha çoğunu üretmeye başladı.

Yazının Devamını Oku

Devir böyle

Sosyal medya bir haftadır Aleyna Tilki ile çalkalanıyor.

Tilki, sanıldığı gibi dünya yıldızı oldu mu? Şarkı Dua Lipa’nın çöpe attığı işlerden mi? Türkiye’den mi çıktı, yurtdışından mı? Sorularla bu köşeyi doldurabilirdim.

Yorumlarla da öyle...

Şarkıdan başlayalım.

Aleyna Tilki “Retrograde” ile şanslı bir açılış yaptı.

Malum, Dua Lipa, Diplo, King Henry, Sarah Hudson, Clarence Coffee Jr., Jr. Blender’ın yazdığı şarkıdaki isimler bile sağlam bir başlangıç imkanı verdi. Şarkı tabii ki Aleyna’nın ekibi tarafından bulundu. İyi bir vokal yapması için İngilizcesine çalıştı.

Aleyna Tilki, gerçekten dünyada duyuldu mu?

Evet, duyuldu ve dünya çapında çalma listelerine girdi.

Gerçekten Warner Global’in tüm pazarlama ekibinin emeğini gördük.

Yazının Devamını Oku

Aleyna’ya destek çok zor değil

Yazılarımı yazarken, bazen dinleyici şapkasını bir kenara bırakır ve “koruyucu” şapkamı takarım. Müzisyen ve şarkıcılarla her geçen gün daha da empati kurmaya başladığımı fark ettim. Hatta yer yer bir ‘anne’ gibi davrandığımı düşünüyorum.

Aleyna Tilki için beslediğim hisler de tam olarak böyle. Aleyna, yarın yayınlanacak “Retrograde” isimli İngilizce single’ı için kalem oynatılmayıp saçı, başı, dizisi konuşulunca, “Attığım tek adım bile her yerde haber olurken bugün, dünyada çıkacak olan şarkımı asla desteklemediniz” dedi.

Bu hisleri beni, üzdü.

Çok değil 2016’da Emrah Karaduman’la hazırladığı “Cevapsız Çınlama” çıktığında “Kim bu arabesk okuyan kızcağız” deyip biraz geri durmuş, şarkı her yerde çalındığından zamanla durumu kabullenmiştim. Sonrasında bazı şarkılarını çok sevdim, bazılarını ise hiç beğenmedim. Sağ olsun (!) sayesinde arabesk vokalle pop söyleyen isimler arttıysa da yeteneği konusunda hiç tereddüt etmedim.

Warner Music Group’tan çıkaracağı “Retrograde” şarkısını da önceden dinledim. Eli yüzü düzgün bir pop şarkısı.

Sesi yer yer Miley Cyrus’u yer yer Dua Lipa’yı andırıyor. Lipa’yı andırmasının bir nedeni de vokal koçu olarak Lorna Blackwood ile çalışması. Evet Blackwood, Dua Lipa’nın da vokal koçu. Şarkıyı yazanlar kısmında ise Dua Lipa, Diplo, King Henry, Sarah Hudson, Clarence Coffee Jr., Jr. Blender yer alıyor. Bu ekip, Dua Lipa’nın son albüm dahil birçok işinde çalışmış.

“Retrograda”ın ismine bakmadan dinlediğinizde bir Aleyna Tilki şarkısı olduğunu anlamazsınız...

Çünkü yabancı müziğin genel tornasından iyice bir geçmiş. Bir pop şarkısından beklentilerinizi de gayet yerine getiriyor.

Türkiye’de sevilmeyebilir de çok sevilebilir de... Tek bildiğim Aleyna Tilki, en başından beri dünya çapında ünlü olmak istiyordu. 4 yıl önce daha 16 yaşındayken şarkıcı, “Dünyada ülkemi temsil etmek istiyorum” dediğinde biraz ciddiye alınmamış olabilir.

Yazının Devamını Oku

Dinleyiciyle nerede buluşacağınızı bilemezsiniz

Müzik sektörü en sakin dönemini yaşıyor. Bir dijital platomdaki konuşmalar arasında gezinirken dikkat çekici bir tartışmaya denk geldim.

TikTok’un dijital müzik platformlarında dinlemelere pek yansımadığından fakat görünürlük açısından büyük önem taşımasından bahsediliyordu. Sektörün önde gelen isimleri bağımsız müzisyenlere TikTok’ta görünür olmaya dair şu önerilerde bulundu hatta TikTok’un bağımsız müzisyenler için radyo olabileceği konuşuldu:
◊ TikTok dinlemelerinizin hızlanması için muhteşem bir araç.
Ama sadece bir araç.
◊ Doğru dinleyiciye ulaşmanız lazım. Bunun da deneme yanılma yolundan başka çaresi yok.
◊ Sosyal medyaya önem verdiğiniz kadar geleneksel yöntemleri de kullanmalısınız.
Dinleyicinizle nerede buluşacağınızı bilemezsiniz. 100 kişinin dinlediği bir programdan 100 kişiyi kazanabileceğiniz gibi, 9 bin kişinin takip ettiği hesabınızda 5 kişiyi yakalayamayabilirsiniz.
Tek bir platforma bel bağlamamanız gerekir.

Yazının Devamını Oku

Müzisyenler neden heyecanlanmalı

Geleceğin büyük sosyal medya platformu olarak gösterilen Clubhouse, Türkiye’de bir haftada büyük bir büyüme yaşadı.

Sesli sohbet odaları aracılığıyla iletişim imkanı sunan bir sosyal ağ platformuna birçok ünlü isim ve müzik sektörü yetkilileri akın etti.

Gerçek zamanlı bu konuşmalarda çeşitli konu başlıklarıyla oda açabiliyor ve takipçilerinizi bu odalarda bir araya getirebiliyorsunuz. Yani bir çeşit canlı podcast, radyo programı ya da konferans dinler gibi...

İlk izlenim olarak bir kakofoniye düşmüş olduğunu düşündürtse de içinde sabırla gezindiğiniz birkaç saat içinde yerli veya yabancı ilgi alanınıza uygun konuşmaları dinleyebiliyor hatta moderatör olabiliyorsunuz.

Sanatçı, müzisyen, teknisyen, edisyon ya da dijital dinleme platformu bilgisi olanların girdiği sektör odaları insanda Amerikalıların FOMO (Fear of Missing Out) yani “bir şeyleri kaçırıyor muyum” hissi uyandırıyor. Çünkü sizin olduğunuz odada da başka odalarda da kimin girip çıkacağı asla belli olmuyor. Sanatçılar için bu platformun heyecan verici kısımları da var:

Kendinizi ve işinizi görünür kılabilir, e-mail atarak ulaşamadığınız bu kişilere şarkılarınızı canlı yayında dinletebilirsiniz.

Fikirlerinizi dile getirebilir, sorunlarınıza çözüm arayabilir ve bunlar için de doğru insanlarla bir araya gelebilirsiniz.

İş planınız için sorularınızı muhataplarıyla konuşabilir, ortak yollar bulabilir hatta yeni fikirlerle karşılaşabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Müzikte astroloji dalgası

Bu ara neye elinizi atsanız astrolojiye çarpıyorsunuz.

Bu hafta Aslan burcunda dolunay ile merkür retrosu var. (Detaylı bilgi için hemen alt köşeye alalım sizi) Teknolojik aletlerimizle mesafemizi koruyoruz hatta yanlış anlaşılmalardan kaçınmak için konuşmuyoruz!
Birbiri ardına astroloji ve müzikle ilgili haberler de gelmeye başlayınca, “Bu iyi bir konu olabilir” dedim. Ezelden beri böyle haberler okuyoruz fakat hiç bu yılki kadar üst üste astrolojinin müziğe etkisini duymamıştık.
10 yıl önce Yonca Lodi’nin yıldız haritasına göre albümünün çıkış tarihini belirlediği haberleri çıkmıştı. Linet de şarkı çıkışlarını astroloğuna danışıp belirliyordu. Hatta iki yıl önce “Bilir misin” albümünün çıkış tarihini “en etkili gün”ü belirleyerek seçmişti. Aleyna Tilki’nin de şarkı çıkış tarihlerini astroloğu Efe Erten’le belirlediği basına yansımıştı. Aralık ayında ise Gülben Ergen’in “Seni Kırmışlar” albümü çıkmıştı. Ergen de çıkış tarihini astroloğuyla yaptığı toplantıya göre belirlemişti.
“Bu yıl burcumu neler bekliyor” diye bakarken Beyza Doğuç’tan astrolojiyle ilgili bir albüm geldi.
YouTube’u da etkin olarak kullanan Doğuç, sevenlerinin istekleriyle burçlara yazdığı şarkıları “Burçların Şarkıları” adıyla yayınladı. Gayet de güncel ve duygusal işlerdi...
Geçen hafta ise Köksal Ekinci’nin “Spica’nın Sesi” albümünün tanıtımı geldi. Bültende kendini “astromüzik öncüsü” olarak niteleyen Ekinci, albümünü ise “Albümü Güneş’in Kova burcuna geçişiyle birlikte müzikseverlere sunmak harika bir eşleşme oldu.
Ne de olsa Kova burcu düşüncelerin, bilgilerin ve teknolojinin insanlığın faydası merkezinde geliştirilmesini ve özgürce ifade edilmesini, paylaşılmasını ifade eder. Yıldızların seslerini notalara nakış gibi işleyip şarkımla, sözümle ve sesimle müzikseverlere iletiyorum” dedi. Yüksek konsantrasyonla anlamaya çalışsam da evrenle iletişime geçişini astrolojiye bağladığı bir düşünce düzeyi gördüm, “tamam” dedim başladım bu pop albümünü dinlemeye.

Yazının Devamını Oku

Yine yan yana gelmek

Her yıl Anadolu’nun dört bir yanında yapılan Milyonfest bu kez “online” olarak düzenlendi.

Geçen yılı pas geçen, bu yıl ise “Artık online etkinlik yapalım” diyen ekip, İstanbul Zeytinburnu’ndaki Fişekhane’de hazırlanan sahnede 4 gün boyunca SosyoApp aracılığıyla müzikseverlerle buluştu.
MFÖ, Sertab Erener, Duman, Athena, Pentagram, Ceza’nın da aralarında olduğu 15 isim dört gün boyunca sahnedeydi. Kimileri akustik performanslar sergiledi, kimileriyse önünde seyirci varmışçasına elektrikli diye tabir ettiğimiz konserler verdi. Tabii ki yer yer teknik aksaklıklar yaşandı, “o da nazar boncuğudur” deyip pek üstünde durmadım. En nihayetinde müzik adına bir hamle yapıldı, değil mi...
Bu yıl ilk kez de bir online festival deneyimlemiş olduk.
Konserler şöyle fiyatlandırıldı: Günlük 10 TL, kombine 40 TL...
Performansların en iyi tarafı ise Anadolu’nun dört bir yanında yapılan Milyonfest’lerde çalışanların bu etkinlikte de yer almasıydı.
Her grup kendi sahne arkası ekibiyle çalıştı. Bu etkinlik serisi sanatçı ekiplerinin ödenekle buluşması için güzel bir yöntem oldu.
Sahne tozunu özleyen ekipler, eskisi gibi kulislerde fakat bu kez sosyal mesafeli bir şekilde hasret giderdi.

Yazının Devamını Oku

Önümüzü göremesek de... 2021 öngörüleri!

Müzik sektöründe yaprak kımıldamıyor, pandemi bitmedikçe hareket de gelmeyecek gibi... Durum böyleyken yeni neslin ve dünyadaki müzik gündeminin 2021 öngörülerini sizler için derledim...

- Müzik mekanları yeni dünyaya uyum sağlayacak. Fon alamayan mekanların yüzde 50’si 2022’ye kadar kapanacak. Bununla birlikte kapananların yerlerine yeni mekanların açılması da olası.

- TikTok’un pandemi nedeniyle yükselen cazibesi 2021’de düşüşe geçecek. 13-24 yaşa hitap eden platformun kararsızlıklarıyla meşhur kullanıcı profilinin yeni bir platform keşfedip oraya kayması ihtimaller dahilinde.

- Facebook 2020’de gösterdiği büyümeyi gençlerle bu yıl da devam ettirecek.

- Podcast altın döneminde. Son olarak Amerika’da Amazon Music, 300 milyon doları bir podcast şirketine verdi. Bu, müzikten para kazanmayan dijital müzik dinleme platformlarının yeni para basma şeklinin ilanı oldu. Elinde USB mikrofonu olan herkes, kendi şovunun kaptanı.

Yazının Devamını Oku

İçerik yağmuru

Yeni yıla içerik yağmuruyla girdik. Yeni açılan dijital platformlarında müzik adına birçok işle karşılaştık. MFÖ belgesel serisi, Teoman söyleşisi, K-Pop konseri, hatta bir iki de film... Malum müzik gündemi zayıfken, yeni yılın ilk haftasını o platformdan bu platforma savrularak geçirdim. Sizin için de takip edilesi birkaç içeriği bu yazıda toparladım.

Ele Güne Karşı

MFÖ’nün 50. yılına özel belgesel serisi Gain üzerinden sunuldu. “Ele Güne Karşı” adını taşıyan seride grubun hiçbir yerde yayınlanmayan görüntüleri ve samimi açıklamaları var.

Henüz tüm bölümleri yayınlanmadığı için aradığınız “bir kerede hepsini izleyeyim, bitsin” hissiyatını alamıyorsunuz fakat içten bir sohbetin içinde buluyorsunuz kendinizi. Sezen Aksu ve MFÖ’nün turne görüntülerine kapılıp gidiyorsunuz.

Özellikle ikinci bölümün sonunda Özkan Uğur’la birlikte hislenmeyen bizden değildir...

Teoman

Teoman, yeni yıla özel “Hayal Meyal” şarkısını ilk kez Gain’de söyledi. Ünlü rock’çıyla, ardından 2 bölümlük bir söyleşi gerçekleştirildi.

Teoman, söyleşideki dürüstlüğüyle de bir müzisyenin beyin kıvrımlarından neler geçtiğini anlamamızı sağladı.

“Ticari olmayan, olgunluk albümüm” dediği yeni çalışmasını nisan ayında yayınlayabileceğini açıkladı.

Yazının Devamını Oku

2020 Z RAPORU

Enteresan bir yılı geride bırakmaya hazırlanıyoruz.

Alışkanlıklarımızın değiştiği, evlere kapandığımız, etkinliklerden uzak kaldığımız, hayatımızı yeniden düşünmeye iten günlerden geçtiğimiz yılı... Müziğin odadan dışarı çıkmadığı (ya da nadiren çıktığı), dinleme alışkanlıklarımızın değiştiği, geçmiş güzel günlere özlem duyulan, yastık altı şarkıların dışarı çıktığı bir yıl.

Biz odadan çıkmadık ama müzik dünyası da kabuk değiştirmeye zorlandı.

Dijital hayatımızın her anında büyük yer kaplamıyormuş gibi bir de üstüne online etkinlikler eklendi. Yalnız değildik, yalnız hissetmemeliydik.

Bu yüzden dışarıda gibi hissedelim diye sanatçılar salonlarımıza konuk olup sahnelerden eve geçiş yaptı.

Yılın görece en iyi yerli isimlerine geçmeden önce “2020’de neler oldu?” hızlıca göz atalım.

◊ Akustik müzik yükselişe geçti. Elde edilecek tek gelir, telif olunca birçok sanatçı var olan parçalarının akustik versiyonlarını çaldı, söyledi. Online akustik konserler yaptı. Açıkçası üretim konusunda en parlak dönem diyemeyiz. Yaşanılan kaygılar müzik üretimine de yansıdı. Eski parçalar cilalanıp önümüze gelirken, yeniler kendine yer bulmakta oldukça zorlandı.

◊ Müzik sektörü tam bir darboğaza girdi. Ana akım isimlerden bağımsız sanatçılara herkes maddi zorluklarla uğraştı. Birçoğu enstrümanını/ekipmanını sattı, sektör olarak değişime ve dönüşüme zorlanıldı. Sektör değiştirenler bile oldu. 2021’de sahneler açıldığında birçok kişinin artık bu sektöre hizmet etmediğini göreceğiz.

◊ Bu süreç kimilerini de küstürdü. Yeni bir şarkı çıkarmak, beste yapıp söz yazmak için gereken enerji bitti. Karamsar bakmayalım desek de olumlu tek bir yan da bulamadım.

Yazının Devamını Oku

Bu ‘hit’ler kimin dayatması

Şarkı listeleri konusundaki belirsizlik devam ederken ay başında gelen “yılın en çok dinlenen müzikleri” listeleri de tartışmaları alevlendirdi.

Listelerde bulunan bazı isimler hakkında “ben bu ismi dinlemedim ki, kendi verilerimde nasıl zirvede çıktı” diyenler oldu. Hatta bazı müzik siteleri vasıtasıyla hesaplarındaki bilgileri çapraz sorgulayıp (Lastfm üzerinden yapılıyor. Buraya müzik platformlarınızı bağlayıp verilerinizi görebiliyorsunuz.)

“Dijital dinlenme verilerime göre en çok dinlenilen ilk beşimde yok bu isim” diyenleri de gördüm.

Ama bugünkü sorum başka. En çok dinlenen ve hit olarak konuştuğumuz şarkılar gerçekten “hit” mi? Yoksa yeni çıkanlar listelerini yapanların takdiri mi? Sahi biz kimin zevkini dinliyoruz?

Dönüp radyolara baktığımızda en çok çalınan isimler ve onların hitleri, dijital müzik listelerindeki ilk 100’e girenlerden farklı.

Radyolarda en çok istenen ve çalınan şarkılar dinleyicilerin istasyonda kaldıkları süresiyle de ilintili.

Dolayısıyla radyoda çok dinlenen bir ismin dijital müzik platformlarının ülke listelerinde yer almasını bekliyorsunuz.

Sadece pop özelinde bakacak olsak bile birçok şarkı ilk 100’e bile giremiyor. Hem de telifmetre (radyo datalarını tutuyor) verilerine göre üst sıralarda olmasına rağmen...

Bir de şu açıdan bakalım, kaçımız kendisine önerilen şarkılar ve ilgilendiği isimler dışında keşifler peşinde? Tamam bazılarımız...

Yazının Devamını Oku

Bir küçük adım

Salgın döneminde maddi yardım sağlamak için “Müzik Susmasın” projesi ortaya çıktı. Bu proje kapsamında 1000 TL değerindeki yardımı alacak sanatçıların, pandemi dönemini anlatan videolar çekilmesi istendi. Fakat sosyal medya üzerinden sanatçılar tutarın azlığından, prosedürün çokluğundan dem vurdu.

Tutarın azlığı konusunda hemfikiriz. 1000 TL aylık giderleri yanında devede kulak olabilir. 3 kere tekrarlanabileceği gerçeği 9 aydır iş yapamayan sektör çalışanlarını tabii ki tatmin etmeyecektir.

Ama başlangıca değil bu aşamada olası sonuca bakmak gerekir.

“Masa başında yazıyor, oh ne rahat” diyecek olanlar varsa, sizin arkadaşlarınızın birçoğu benim de tanıdığım.

Maddi sıkıntılarına, gelecek kaygılarına, markete giderken istedikleri borçlara en az sizler kadar şahidim. Online satış sitelerinden enstrümanlarını birer birer satışlarını gördüm, isyanlarına çoklukla ben de kulak verdim.

Kabus gibi bir dönemden geçiyorlar. Birçok müzisyen ve sahne çalışanı kayıt altında değil ama maddi desteğe ihtiyacı var. Hem onları sisteme kaydetmek hem de yardım ve sonrasında gelmesi muhtemel devlet desteklerinden faydalanmalarını sağlamak için bir yerden başlanılması şart. Yanılıyorsam düzeltin, siz değil miydiniz “Devlet bir el atsın” diyen...

Kültür ve Turizm Bakanlığı Yunus Emre Enstitüsü, pandemi sürecinde mevzuatı değiştirmeden yardım yapamayacağı için “Müzik Susmasın” projesini başlattı. MSG ise kendi projesini bakanlığa sundu: Müzik Birleştirir

Çağrıya göre, haftalık veya günlük yevmiye ücretiyle çalışan, herhangi bir sosyal güvencesi olmayanlar başta olmak üzere, işini kaybeden veya işleri durma noktasına gelen ses ve enstrüman sanatçılarıyla sektör çalışanlarının projeye katkıları karşılığında ödeme yapılacak.

Aynı zamanda üretilen eserlerin geleceğe aktarılması için dijital bir arşiv oluşturulması sağlanacak.

Yazının Devamını Oku

Mekanda online’ız

Pandemiyle online konser dünyası kuruldu, online konser dünyası da kendi ekonomisini yarattı...

Geçen haftalarda mekanların da kendi organizasyonlarını hazırladığından bahsetmiştim. İlk hamle Jolly Joker’den geldi.
Mekan, gelecek hafta JoJo isimli online konser ve etkinlikler platformunu tanıtacak.
Amaçları gerçek sahne performansı deneyimine yakın çekimler yaparak, arkadaş grubunuzla ayrı odalarda izleyebileceğiniz size özel ortam yaratarak müziği evinize getirmek.
İlk etkinlik Cem Adrian’ın 18 Aralık’ta Jolly Joker Vadistanbul’da sahnesindeki canlı yayını olacak.
Sırasıyla Yaşar, Ziynet Sali ve Buray da bu platformda çevrim içi konser verecek.
Öte yandan Zorlu PSM, Salon İKSV gibi mekanların yanına bu hafta RX de ekleniyor.
Birçok DJ’i müzikseverlerle buluşturan yeni mekan, YouTube kanalı üzerinden yayın yapmaya hazırlanıyor.İlk yayın 12 Aralık’ta.

Yazının Devamını Oku

Ben insan değil miyim

Başlık, akıllara önce İbrahim Tatlıses’i getiriyor değil mi? Ancak size bu isimle yayınlanan bir belgesel serisinin ilk bölümünden bahsetmeye geldim. Hoş bu köşeyi okuyanların birçoğu bu bölümü de izledi, eminim.

Sadece Türkiye’de değil dünyada çöken bir sektör haline gelen müziğin ülkemizdeki yansımalarını konu alan “Türkiye’de Müzisyen Olmak”, ilk bölümüyle dikkat çekti. Sonki3dört adlı YouTube kanalında yayınlanan; Alper Erdinç, Mert Gider ve Gizem Ertürk tarafından hazırlanan 6 bölümlük mini belgesel serisinin “Ben İnsan Değil Miyim?” başlıklı ilk yayını pek çok mecrada paylaşıldı.


Bireysel serzenişler bir çığlık halini aldı ve yükselen bu ses, belgesel serisinde düzgün bir şekilde toparlandı.
Belgeselde usta müzisyenler, yeni isimler, menajerler gibi müzik sektörünün elementlerini oluşturan birçok kişi var. Serinin ilk bölümünde Burhan Şeşen’den (MÜYORBİR Başkanı, Grup Gündoğarken) Cahit Berkay’a (Moğollar), Ahmet Güvenç’ten (Kurtalan Ekspres) Taner Öngür’e (Moğollar), Kerem Kabadayı’dan (Mor ve Ötesi) Cenk Erdoğan’a, Balık Ayhan’dan (Romanlar ve Müzisyenler Derneği Eş Başkanı) Melek Mosso’ya, Can Ozan’dan Madrigal’e 20’ye yakın isim yer alıyor.
İlk bölüm bitince akılda kalan ise Açelya Alan’ın şu sözleri oluyor: “Aslında insanlar müziğin hayatlarında ne kadar büyük bir yer kapladığının farkında değiller.
Eğer müzik tamamen susarsa o zaman anlayacaklar...”

Yazının Devamını Oku