Sıdal Utkucu

Sıdal Utkucu

sidal.utkucu@hurriyet.com.tr

Okullarda silahlı şiddet sarmalı: Çocuklar bu silahlara nasıl erişiyor?

Türkiye, bu hafta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’tan gelen okul baskını haberleriyle sarsıldı. 14 yaşındaki bir çocuğun okula beş silahla girmesi, bireysel silahlanma tehlikesini ve dijital mecralardaki denetimsizliği bir kez daha gündeme taşıdı. Uzmanlar, hem internetteki yasadışı pazarlara hem de aile içindeki ihmallere dikkat çekiyor.

Haberin Devamı

Türkiye, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta peş peşe yaşanan iki büyük okul saldırısının şokunu yaşıyor. Bu trajediler, çocukların bu denli tehlikeli silahlara nasıl bu kadar kolay ulaştığı sorusunu beraberinde getirdi. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve bilişim teknolojileri uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, Telegram gibi denetimi zor platformların yasadışı silah ticareti için bir merkez haline geldiğini vurguladı:

“Bu gruplarda sadece zararlı içerikler değil, aynı zamanda yasadışı faaliyetlere dair yönlendirmeler de yapılabiliyor. Çocuklar, neyin suç neyin risk olduğunu fark etmeden bu yapıların içine çekilebiliyor. Bazı durumlarda ise bu platformlar üzerinden silah ve benzeri tehlikeli araçlara erişim sağlanması, işin boyutunu çok daha vahim hale getiriyor. Özellikle silah satışı için Telegram adeta bulunmaz bir nimet oldu.”

Haberin Devamı

Kırık, Türkiye’deki ruhsatsız silahlanmanın boyutlarını ise şu verilerle paylaştı:

“Saha araştırmaları ve uzman görüşleri, toplumdaki her 10 silahtan yaklaşık 9’unun ruhsatsız olduğunu ve 2025 yılı verilerine göre bir yıl içinde 110 binden fazla yasadışı silahın ele geçirildiğini gösteriyor.”

SALDIRGAN ÇOCUKLAR ÖNCEDEN SİNYAL VERİYOR MU?

Peki, bir çocuğu böylesine bir şiddet eylemine iten süreç nasıl gelişiyor? Çocuk ve ergen terapisti uzman psikolog Aynur Sayım, bu tür vakaların aniden ortaya çıkmadığını, çocuğun mutlaka önceden bazı işaretler verdiğini belirtiyor:

“Bu tür çocuklarımızda öfke ve dürtü kontrol problemi ya da depresif durumlar gibi sorunlar olabiliyor ama sinyaller kesinlikle daha önceden geliyor. Mesela bu çocuklarda akran zorbalığı, sosyal izolasyon, şiddete eğilim gözleyebiliyoruz. Genelde kendisini değersiz ve dışlanmış hissetme, ailevi problemler ya da yapısal olarak dürtü kontrolü gibi sorunlar söz konusu olabiliyor. Bu çocuklarda şiddet konuşmaları, birden içe kapanma, yoğun öfke patlamaları, hayvanlara zarar verme eğilimi, intikam hissi ve planları veya eşya vurup kırmalar yaşanabiliyor.”

Siverek’teki saldırıyı düzenleyen öğrencinin de olaydan önce sosyal medyada saldırı planlarına dair paylaşımlar yaptığı belirlenmişti. Sayım, bu konuda çevrenin önemine işaret etti:

Haberin Devamı

“Dünya bana karşı' gibi hissedebiliyorlar. Negatif düşünceleri oluyor ve bu düşünceleri eyleme geçirme planları yapıyorlar. Bu planları söyleme de dökebiliyorlar; en azından arkadaşlarına anlatabiliyorlar. Bu söylemlere karşı duyarlı olmak lazım. Öğretmenler, aile ve arkadaşlar işbirliği halinde olmalı. Öğrenci kurulları bu konudaki eğitimlerle daha duyarlı hale getirilmeli.”

OLAYLAR BİRBİRİNİ Mİ TETİKLİYOR?

Uzman psikolog Aynur Sayım, medyada yer alan detaylı görsellerin ve bilgilerin risk grubundaki çocuklar için model teşkil edebileceği konusunda da uyardı:

“Bizler uzmanlar olarak, madde kullanımı, intihar ve şiddet konularını özendirici olabileceği gerekçesiyle gençlerle çok ayrıntılı işlemeyiz. Son yaşanan da bu olaylardan biri olabilir. Çünkü çocukta bu tarz duygular varsa modelleyebiliyor ve söz konusu tabloyla bağlantı kurabiliyor. Böyle olaylarda çok ayrıntılı bilgi verilmesi ve olayın görsellerinin paylaşılması, risk altındaki çocuklarımızda model oluşturabiliyor. Sadece olayın yaşanması bile tetikleyici unsur olabilir. Bu olaylar ülkemizde çok yaşanan olaylar değil, o nedenle bir modelleme ve cesaretlenme söz konusu olabilir.”

Haberin Devamı

Ayrıca, evdeki silahlara erişimin engellenmesinin hayati önem taşıdığını söyleyen Sayım sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ailenin alması gereken önlemler de oluyor, yani bir destek mekanizması olmalı. Örneğin intihar riski bulunan hastalarımızın ailelerine varsa evdeki silahların veya kesici aletlerin kaldırılması veya pencerelere kilit takılması gibi öneriler veriyoruz. O nedenle ulaşılabilirliğin de sorgulanması gerekiyor. O yaştaki bir çocuğun bu silahlara erişmesi meselesinde ailenin alması gereken tedbirler önemli.”

'YATIRIM SEVGİ EKSENİNDE YAPILMIYOR'

Geçtiğimiz ay da İstanbul’daki bir okulda gerçekleşen olayda, 44 yaşındaki öğretmen Fatma Nur Çelik, 17 yaşındaki lise öğrencisi tarafından öldürülmüştü. Okullarda şiddet olaylarının artması toplumun bütün kesimlerinde ciddi bir endişe kaynağı. Eğitim psikoloğu Prof. Dr. Abbas Türnüklü, okullardaki eğitim sisteminin sadece akademik odaklı kalmaması gerektiğine dikkat çekti:

Haberin Devamı

“Okullarda akran arabuluculuğu projeleriyle şiddetin önlenmesine yönelik kamusal işler yapmaya çalışıyoruz. Çocuklara barış ve uzlaşı kültürünü aşılamak için çabalıyoruz.

Okullarımızda çocukları şiddetten arındırmak ve şiddetin yerini başka bir şeyle ikame etmek için yeteri kadar çaba sarf etmiyoruz. Matematik, fizik, kimya öğretiyoruz ama toplumsal yaşamda farklılıklarımızı nasıl yöneteceğimizi anlatmıyoruz.

Bu çocuklar arkadaşlarını öldürüyor, öğretmenlerini öldürüyor. Bir insanın bu kadar uç bir duygu ve düşünceye ulaşabilmesi, yatırımın yeteri kadar sevgi, uzlaşı, diyalog ve sorun çözme ekseninde yapılmadığının bir göstergesi; ben mesajı öyle algılıyorum. Bu olaylar okullarımızda daha fazla önleyici ve koruyucu çalışmalar yürütülmesine bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor.”

Yazarın Tüm Yazıları