Paylaş
Avrupa Komisyonu’nun, ağır insan hakları ihlalleriyle suçlanan Taliban ile temas kurma kararı, "birliğin kendi çıkarları doğrultusunda otoriter rejimleri aklayabileceği" eleştirilerini beraberinde getirdi. Sınır dışı mekanizmalarını genişletmekte kararlı olan AB’nin, daha önce Tunus ve Mısır ile yaptığı anlaşmaların ardından şimdi de Taliban ile diyalog kanalları açması, analistler tarafından giderek "kuralsızlaşan" bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.
AB’nin bu kritik kararı almasında üç ana unsur öne çıkıyor:
-Kıta genelinde yükselen ve sertleşen göç söylemleri;
-Sığınma şartlarının her geçen gün daha da katılaşması;
-AB sınırları dışında geri gönderme merkezleri kurulması yönündeki eğilim.
Uzmanlar, 2021'de Afganistan'da yönetimi ele geçiren Taliban ile yakınlaşma hamlesinin, İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa edilen mevcut sığınma sistemini ve birliğin kurucu değerlerini altüst etme riski taşıdığına dikkat çekiyor.
BRÜKSEL’DEKİ KRİTİK GÖRÜŞMENİN DETAYLARI
AB, Taliban hükümetini resmi olarak tanımıyor. Buna rağmen, Taliban Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abdul Qahar Balkhi liderliğindeki bir heyet, önümüzdeki ay Brüksel’i ziyaret edecek. Heyetin Avrupa Komisyonu, Avrupa Dış İlişkiler Servisi ve üye ülkelerin üst düzey temsilcileriyle bir araya gelmesi bekleniyor.
Daha önce Afganistan'da yapılan "teknik görüşmelerin" devamı niteliğindeki bu toplantıda, sığınma hakkı bulunmayan ve özellikle sabıka kaydı olan Afganların geri gönderilmesi için "pratik ve diplomatik" formüller aranacak. AB Sığınma Ajansı verilerine göre Afganlar, geçen yıl yapılan 17 bin başvuru ile birlik içinde en çok sığınma talep eden milliyet konumunda.
Bu hamle; Almanya, İsveç, Belçika, Avusturya, İtalya, Hollanda ve Polonya'nın da aralarında bulunduğu yaklaşık 20 ülkenin Brüksel'e yaptığı geri dönüş çağrısının ardından geldi. İspanya ise bu çağrıya imza atmayan ülkeler arasında yer aldı.
TEPKİLER VE SİYASİLERDEN İTİRAZLAR
Batılı müttefiklerin 2021’deki kitlesel tahliye operasyonları ve Avrupa Parlamentosu’nun 2024-2025 yıllarında Afganistan’daki durumu "cinsiyet apartheid’ı" olarak nitelendiren kınama kararlarına rağmen bu adımın atılması tepkileri büyüttü.
Avrupa Parlamentosu Sivil Özgürlükler, Adalet ve İçişleri Komitesi Üyesi Juan Fernando López Aguilar, davet haberine duyduğu öfkeyi şu sözlerle dile getirdi:
“Avrupa Komisyonu, ne ara Konsey'in aşırı muhafazakar çoğunluğuna tamamen boyun eğerek, hiçbir güvenlikleri olmadan, haklarına saygı gösterileceğine dair hiçbir güvence verilmeden ve insan hakları gözetilmeden Afganların nasıl geri göndereceğini tartışmak üzere Taliban'ı Brüksel'e davet edecek kadar alçaldı?”
Belgesiz Göçmenler Üzerine Uluslararası İşbirliği Platformu'ndan (PICUM) Chiara Catelli ise bu durumun üye devletlerin baskısını yansıttığını belirterek, göçmen transferlerini artıran Almanya’nın Taliban ile doğrudan kendi anlaşmasını planladığını aktardı.
‘YASA DIŞI VE GERÇEKLİKTEN KOPUK’
Uluslararası Af Örgütü ise, AB'nin göçmenleri ne pahasına olursa olsun geri gönderme çabasına sert tepki gösterdi:
“AB ve üye ülkelerin ne pahasına olursa olsun insanları Afganistan'a zorla geri gönderme yönündeki bu telaşı yasa dışıdır ve gerçeklikten kopuktur. Bu durum, bu insanların neden kaçtıklarını ve geri döndüklerinde karşı karşıya kalacakları büyük tehlikeleri görmezden geliyor. Dahası, bağlayıcı olan ‘geri göndermeme ilkesini’ ihlal ederek, devletlerin uluslararası yükümlülüklerini bariz şekilde görmezden geliyor. AB rotasını acilen ve radikal bir şekilde değiştirmelidir.”
STK'lar ve Avrupa Konseyi de uzun süreli gözaltı, itiraz hakkının kısıtlanması ve güvensiz ülkelere sınır dışı edilme risklerine karşı uyarılarda bulunuyor.
BÜYÜK RESİM: KENDİ İÇİNE KAPANAN AVRUPA
Chiara Catelli, AB'nin 2024'ten bu yana Göç ve Sığınma Paktı ile katı bir dönüş yaptığını, son aşamadaki Geri Gönderme Yönetmeliği’nin ise göçmen gözaltılarını genişleteceğini, aileleri ayıracağını ve insanların bağları olmayan ülkelere gönderilmesine yol açacağını belirtiyor.
Avrupa Komisyonu ise, mevcut sınır dışı kararlarının sadece yüzde 20'sinin uygulanabilmesini "kabul edilemez" bulduğu için bu tarz radikal ortaklıklara yöneliyor. İtalya'nın Arnavutluk'ta kurduğu geri gönderme merkezler gibi uygulamaları daha büyük bir içine kapanma eğilimi olarak gören López Aguilar, sözlerini şöyle noktalıyor:
“Taliban ile ilişki kurmak, Avrupa Birliği'nin savunması gereken ahlaki standartları tanınmayacak derecede yozlaştırır.”
Paylaş